53. Yılın Sporcusu Anketi' nde Milliyet okurları kürsünün en tepesine Neslihan Demir Darnel' i çıkardı.
Bayanlardan ambargo
Milliyet'in 53. Geleneksel Yılın Sporcusu Anketi' nde son senelerin en büyük
çekişmesine sahne olan ve sonucu merakla beklenen sayım işlemi tamamlandı.
Milliyet okurları 2006 yılının en büyük sporcusu olarak Bayan Voleybol Milli
Takımının altın kızı, Dünya Voleybol Şampiyonası' nın sayı kraliçesi Neslihan
Demir Darnel' i Yılın Sporcusu kürsüsünün en üst basamağına çıkardı.
Her Türk sporcusuna örnek olması gereken mütevazi spor yaşantısını üstün
performansı ile pekiştiren Demir Lady lakaplı Neslihan, İspanya'nın Tenerife takımında yıldız
gibi parlamaya devam ediyor. Kürsüye bayan sporcularımızın ambargo koyduğu
geleneksel ankette satrancın Avrupa Şampiyonu ünvanlı genç yıldızı Kübra Öztürk
ikinci olurken, bayan milli karateci Yıldız Aras üçüncü, Bedensel Engelli Okçu
Gülbin Su dördüncü ve Buz Pateni' ndeki umut kraliçesi Tuğba Karademir beşinci
sırada yer aldı.
Milliyet'in Geleneksel Yılın
Sporcusu anketinin 53 yıllık tarihinde taç giyen ilk voleybolcu olan Neslihan
Demir, duygularını sıcağı sıcağına Milliyet'le paylaştı. Yeni yıla Tenerife'de
eşi ve yakın arkadaşlarıyla birlikte giren Dünya Şampiyonası'nın 'sayı
kraliçesi' Neslihan, ödül sevincini anlattı.
Milliyet Gazetesi'nin geleneksel anketinde 'Yılın Sporcusu' seçildiniz. Neler
hissediyorsunuz?
Milliyet okurları tarafından Yılın Sporcusu seçilmiş olmam, yeni yıla girdiğimiz
şu günlerde benim için çok büyük bir sevinç ve gurur kaynağı oldu. Dile kolay,
bu gelenek yarım asırdır devam ediyor. Küçükken ablalarımdan hep Milliyet'in
'Yılın Sporcusu' olma sohbetlerini dinler 'birgün ben de olabilir miyim' diye
düşünürdüm. Bu benim, sporda alabileceğim en büyük ödüllerden biri. Bu ödül
benim geleceğe daha güvenle bakmamı sağladı, doğru yolda olduğuma bir kez daha
inandım. Türkiye'den ayrılıp spor hayatıma İspanya'da devam ettiğim bir dönemde
gelen bu ödül, beni gerçekten duygulandırdı. Buradaki arkadaşlarım benim
Milliyet gibi bir gazetenin ödülünü kazandığımı öğrenince bana daha da büyük bir
saygı duyacaklar. O ödüle layık olmanın bilinciyle çalışmalarıma devam edeceğim.
İnanın kelimeler ağzımda düğümleniyor. Heyecandan duygularımı iyi ifade
edemiyorum. Milliyet'e binlerce kez teşekkür ederim.
Bu ödül, spor hayatında değişiklik yaratacak mı?
Tabii ki... Öncelikle Milliyet gazetesinin bana verdiği bu ödülü, tüm
Türkiye'nin, Türk halkının ödülü olarak değerlendirmek lazım. Türkiye'nin
heryerinden, Hakkari'sinden Edirne'sine kadar onbinlerce kişinin katıldığı
oylama ile verilmiş bir ödül. Demek ki Türk halkı, beni bacıları, kardeşleri
gibi görerek birinci seçti. Onlara çok uzaklardan, İspanya'nın Kanarya
Adaları'ndan kucak dolusu sevgi ve saygı gönderiyorum. Bu onura layık bir sporcu
olmaya devam edeceğime, ülkemi başarıyla temsil edeceğime söz veriyorum. Bu
benim için büyük bir coşku olduğu kadar büyük bir sorumluluktur.
Dünya Şampiyonası'nda 'sayı kraliçesi' seçilmenizin bu ödülü almanızda etkisi
oldu mu?
Japonya'da sayı kraliçesi seçilmem kuskusuz bu ödüle layık olmamda önemli bir
unsur oldu. İnsan bu tür uluslararası organizasyonlarda daha çok medyanın önünde
oluyor. Ancak ben yıllardır Türk voleyboluna hizmet ediyorum, bu bayrağı en
yükseğe çekmek icin yurtdışına çıktım. Kanımca İspanya'da da Türk milletini,
Türk sporunu en iyi şekilde temsil ediyorum ve buna devam edeceğim.. Bu ödül
bana böyle bir görevi de yüklemiş oldu.
İspanya'da mutlu musun, alışabildin mi?
İspanya ile Türkiye'nin benzer yanları çok fazla. Açıkcası, takımım Tenerife'ye
alışmak, İspanya'ya alışmaktan daha zor oldu. Başlarda gelmek istememiştim.
Burada voleybol profesyonelce oynanıyor. Sisteme uyum sağlamak biraz vakit aldı.
Fakat şimdi mutluyum. İspanya iklim ve yaşam tarzı olarak da bize çok uzak
değil. Aileme duyduğum özlem dışında herşey yolunda gidiyor. Yeni evliyim,
biliyorsunuz. Eşim Orkun beni yalnız bırakmıyor, sürekli ziyaretime geliyor.
Gelecekte burada birlikte yaşamanın planlarını yapıyoruz.
Türk voleybolunun son dönemini nasıl değerlendiriyorsun?
Voleybol ülkemizde sevilen bir spor dalı. Kalitesi de dünya standartlarında.
Fakat son dönemde yaşanan ekonomik kriz ortamı, voleybolu da olumsuz etkiledi.
Geçmiş dönemde voleybola destek veren şirketler, desteklerini çekmeye
başladılar. Sponsor bulmakta zorlanıyoruz. Genç ve yetenekli bir nesilimiz var.
Türk voleybolunun kapasitesi çok yüksek, yeter ki voleybol iyi pazarlansın.
Benim gibi Türk sporunu yurt dışında temsil edenler arttıkça kalite de
yükselecektir.
Milli Takım, Dünya Şampiyonası'nda 10. sırayı aldı. Beklentilere cevap
verilebildi mi?
Türkiye, Dünya Şampiyonası'na ilk kez katıldı. Bu açıdan bakınca, 10.'luk hiç de
küçümsenmeyecek bir derece. Fakat tabii ki yeterli değil, daha üst sıralara
tırmanabiliriz. Filenin Sultanları konseptiyle önemli bir destek yakaladık.
Bundan sonra amacımız, çıtayı her seferinde daha yükseğe koymak olmalı.
Sponsorların da desteğiyle bunu başarabiliriz.
Gelecek planlarını bizlerle paylaşır mısın, voleybolu bıraktıktan sonra bu
sporun içinde kalacak mısın?
Henüz önümde aktif sporculuk yıllarım var. Gidebileceğim yere kadar gidip
voleybol oynamayı sürdürmek istiyorum. Ancak sporu bıraktıktan sonra voleybol
yaşantımı da bitireceğim. Bu, ev kadını olacağım anlamına gelmesin.
Voleybolculuk kariyerimi noktaladıktan sonra antrenör veya idareci olmak yerine
hayatımın geri kalanını farklı işlerle değerlendirmek istiyorum. Aile yaşantıma
da önem veriyorum. Şimdi çok fazla yapamadığımı yapıp, zamanımı ailemle
paylaşmak niyetindeyim.
'Milli Takım'daki arkadaşlarımın hakkını unutamam'
Böyle bir günde milli takımda bana destek olan takım arkadaşlarımı unutamam.
Bahar, Gülden, Elif ve diğerleri... Onlar olmasaydı, onların asistleri, smaçları
olmasaydı ben bu ödülü alamazdım. Bu ödül benim kadar takım arkadaşlarımın da
hakkı. Aynı zamanda, bu ödülü voleybol sporuna verilmiş olarak kabul ediyorum.
Türk halkı beni seçerek voleybol sporunu da taçlandırmış oldu. Umarım halkımız
voleybolu daha çok sever ve izler. Medya da en az Milliyet kadar bu spor dalına
gereken önemi verir.
Milliyet / Mehmet Çiftçi