2008
VE YENİ UMUTLAR
Geride
bıraktığımız 2007 yılında voleybolumuz sevinci ve üzüntüyü birlikte yaşadı. Aslında bu çok doğal. Çünkü hep kazanmak ve her şeyin çok
iyi gitmesi 365 gün düşünüldüğünde olası değil. Şimdi umut dolu yeni bir yıl
başlıyor. Hepimizin dileği geride kalan seneden daha iyi
olması. Ayrıca Başkan Erol Ünal Karabıyık’ın
Voleybol Federasyonunun Kuruluşunun 50. Yılı olması nedeniyle yaptığı “Birlik
ve Beraberlik” çağrısının gerçekleşmesi.
2008’in ilk
yazısına Cumhuriyet Gazetesi’nin Spor Eki’nde çıkan 2007’nın kısa bir değerlendirmesini
alarak başlayayım;
“Bir yılı
geride bırakıp, yeni seneye doğru adım atıldığı günlerde, tüm spor branşlarında 365 günün nasıl geçtiğine dair bir
değerlendirme yapılır.
Voleybol da
2003 yılına kadar, genelde hep takımlarımızın Avrupa Kupaları’ndaki başarıları
ön plana çıkar, ulusal ekiplerimizin Bahar Kupaları’nda, Akdeniz Oyunları’nda,
Balkan Şampiyonaları’nda elde ettiği sonuçlar yansıtılırdı.
2003 de
Ankara da, A Bayan Takımımız Avrupa ikinci olunca, gözler adeta sınıf atlayan
kızlarımıza çevrildi. 2005 den sonrada Erkekler, Üniversite Oyunları’nda
birinci olarak gündeme oturdular. O günlerden bu yana zaman zaman bizi sevindiren, bazen de iyi olmayan sonuçlara imza
attık. Bu durum geride kalan 2007 de farklı olmadı.
2 BÜYÜK BAŞARI
Balkan Şampiyonaları’nda Yıldız Kız ve Yıldız Erkek takımlarımız ikincilikten
öteye geçemediler. Ama bu yıl ilk kez Temmuz ayının başlarında Trabzon da
düzenlenen 1. Karadeniz Oyunları’nda Yıldız Kızlar kürsünün en üst basamağına
çıktılar.
Yaklaşık 30
gün sonra, bu kızlarımız, ülke insanını sevince boğan büyük bir başarıya imza
attılar ve Çin’in ardından Dünya ikincisi oldular. Meksika’dan Türkiye’ye dalga
dalga yayılan bu güzel haber, ayni zamanda bu güne
kadar takım sporları içinde elde edilen en iyi derece olarak tarihe yazıldı.
Bu başarının
hemen ardından, Ağustos’un 18 de, bu kez Dünya’nın bir başka köşesinden,
Bangkok dan bir başka güzel haber geldi. Bu kez
Üniversite Oyunları’nda erkek takımımız, 2 yıl önce İzmir de olduğu gibi
altın madalyaya uzandı.
Bir ay sonra
bu kez sahneye “Filenin Sultanları” çıktı. Ankara da yapılan Grand Prix Avrupa
Kıtası Eleme Grubu’nda, son Dünya Şampiyonu Rusya’yı, üçüncü Sırbistan’ı ve
voleybol da ekol olan İtalya’yı yenen kızlarımız, 2003 den bu yana hep
kapısından son anda döndüğümüz finallerde oynama hakkını elde ettiler.
VE HÜZUN
Alkış toplayan bu büyük başarıların tadını çıkaramadan bu kez hem erkekler de,
hem de bayanlar da Avrupa Şampiyonaları’nda beklenmedik sonuçlara imza atarak
üzüldük.
A Erkek
Takımımız, Rusya da 15. oldu. “36 yıl sonra finallerde oynamak bile önemlidir”
diye kendimizi teselli etmeye çalışsak da, bu sonucu içimize pek sindiremedik.
10 gün
sonra, bu kez bayanlar Avrupa Şampiyonası Finalleri’nde sahne aldı. Onların,
erkek takımımızın bizlere yaşattığı üzüntüyü sileceğinden çok emindik. Ne var
ki Belçika, Rusya dan farklı olmadı. Charleroi de ancak 10. olabildik. Gerçi Moskova’ya oranla 5
derece yukarıda kalmıştık ama bizim yerimiz asla burası değildi.
KULÜPLER
2007’yi bayanlarda Eczacıbaşı, 21. kez Türkiye Ligi Şampiyonu (5 de lig
öncesinde birinciliği var) olarak kapatırken, erkeklerde Arkas,
geçen yıl elde ettiği başarıyı tekrarlamanın mutluluğunu yaşadı.
Avrupa
Kupaları’nda ise, sadece Halkbank, CEV de 4’lü Final
oynama başarısını gösterdi. Rusya’nın Urengoi
şehrinde ki zorlu mücadeleden üçüncülük çıkaran Ankara ekibi, böylece Avrupa da
yüzümüzü güldüren tek takımımız oldu.”
Bu yazıya
daha neler eklenebilir diye düşündüğümde benim aklıma, “İl Karmaları’nın yeniden
başlatılması”, Voleybol Vakfı’nın Organize ettiği ve büyük bir katılımın
gerçekleştiği Burhan Felek Atletizm sahasında ki “Mini Voleybol Şenliği”, hakemlerimizin
değerleri yüksek uluslar arası maçlarda düdük çalmaları, 12. Özel Olimpiyat
Oyunları’nda voleybolcularımızın elde ettiği 3. lük geliyor. Bunlara birde Burhan
Felek de başlayan salon yapımını ve voleybol ailemize katılan küçüklerin
sevinci, kaybettiklerimizin üzüntüsünü de ilave edebiliriz (Umarım unuttuğum
çok şey yoktur).
2007’ NİN SON MAÇLARI
Cumartesi günü televizyon yayını nedeniyle Vakıfbank Güneş Sigorta- Dicle
Üniversitesi ve Beşiktaş- Fenerbahçe maçları çakışınca, doğal olarak bizlerde yılın
son derby mücadelesini tercih ettik. Ama beklediğimiz
gibi olmadı. Hataların fazlalığı, temposu düşük bir karşılaşma ortaya çıkardı.
Sonuçta hücumda rakibine oranla daha iyi olan Sarı- Lacivertli takım sonucu
lehine çevirdi (3-1).
Mücadeleye
iyi giren Fenerbahçe oldu. 2-5, 4-7 öne geçti. Ama
Marina (2), Pelin (3), Tatiana (4) turunda top
öldürmekte yaşanan sıkıntı 7-7 eşitliği getirdi. İlk
teknik mola 7-8 geçildi. Kaçan servisler, pasörlerin
fileye yakın paslarının rakip bloklara avantaj yaratması sonucu karşılıklı
sayılarla 12-12 ye gelindi. Ancak Beşiktaş’ın hücumda
sayı bulmakta zorlanmasını iyi değerlendiren Fenerbahçe, oyuna ağırlığını koydu
ve ikinci teknik molaya 14-16 önde girdi. Sonra arayı
açtı: 15-19, 16-21. Siyah- Beyazlıların arayı kapatma
çabaları sonuç vermeyince set 22-25 bitti.
İkinci sete
bu kez iyi başlayan ev sahibi oldu: 4-0, 7-3. Sarı-
Lacivertliler toparlandı: 7-6. İlk teknik mola 8-6 geçildi. 8- 8 de eşitlik
geldi. Ardından Fenerbahçe 9-10, 11-12 öne geçti.
Beşiktaş topu öldürdü: 12-12. Bouagaa’nın
etkili servisleri, misafir ekibi en iyi turunda sıkıştırınca (Pelin-1, Tatiana-
2, Özlem-3, Seda- 4) ikinci teknik molaya 16-12 girildi. Bu kez Sarı-
Lacivertlilerin arayı kapatma çabaları sonuç vermedi: 25-21.
3. set
karşılıklı sayılarla başladı. 4-4 den sonra,
Beşiktaşlı smaçörler top öldürmeyince Fenerbahçe rahatladı: 4-7, 5-8. Sonra
misafir takım kaçtı, Siyah- Beyazlılar kovaladı: 9-13, 11-16, 14-18, 16-18,
16-21, 19-22, 20-24, 22-24 ve 22-25.
4. sette de
değişen bir şey olmadı. Beşiktaş’a oranla hücumda daha iyi olan Sarı-
Lacivertliler 4-5 den sonra arayı açarak (6-8, 10-14,
11-16, 12-18, 13-20, 16-20) seti 21-25 maçı da 1-3 kazandılar.
İSTATİSTİK
Beşiktaş: 89 servis, 8 hata, 4 sayı. Servise karşı 80 manşet, 8
hata, yüzdesi 69. Exc: % 48. 129 hücum, 53 sayı,
yüzdesi 41. Bloktan 10 sayı.
Fenerbahçe: 93 servis, 13 hata, 8 sayı. Servise karşı 81 manşet,
4 hata, yüzdesi 72. Exc: % 56. 128 atak, 57 sayı,
yüzdesi 45. 12 blok sayısı.
OYUNCULAR
Beşiktaş:
İpek (9 sayı): 13 servis, 2 hata, sayı
yok. 6 hücum 2 sayı, yüzdesi 33. 7 blok sayısı.
Yağmur (11 sayı): 13 servis, 1 hata, sayı yok.
33 manşet, 2 hata, yüzdesi 61. Exc: % 36. 36 atak, 11
say, yüzdesi 31. Blok sayısı yok.
Bouagaa (20 sayı): 19 servis, 1 hata, 1
sayı. 37 manşet, 5 hata, yüzdesi 75. Exc: % 54. 41
hücum, 19 sayı, yüzdesi 46. Blok sayısı yok.
Nisa (3 sayı): 19 servis, 1 hata, 2 sayı.
3 atak, 1 sayı, yüzdesi 33. Blok yok.
Nuray (10
sayı): 8 servis, hata yok, 1 sayı. 13 hücum, 6 sayı, yüzdesi 46. Bloktan 3
sayı.
Nadezda (13 sayı): 12 servis, 2 hata, sayı
yok. 25 atak, 13 sayı, yüzdesi 52. Blok sayısı yok.
Necla (Libero): Servise karşı 9 manşet, 1 hata,
yüzdesi 78. Exc: % 56.
Pınar (1 sayı): 5 hücum 1sayı, yüzdesi 20.
Fenerbahçe:
Pelin (4 sayı): 20 servis, hata yok, 1
sayı. 2 hücum, 2 sayı, yüzdesi 100. 1 blok sayısı.
Tatiana (16 sayı): 14 servis, 6 hata, sayı
yok. 18 manşet, 1 hata, yüzdesi 72. Exc: % 61. 35
atak, 14 sayı, yüzdesi 40. 2 blok.
Özlem (12 sayı): 19 servis, hata yok, 3
sayı. 12 hücum, 6 sayı, yüzdesi 50. 3 blok.
Marina (8 sayı): 14 servis, 5 hata, 2 sayı.
8 atak, 4 sayı, yüzdesi 50. 2 blok.
Seda (21
sayı): 14 servis, 1 hata, 1 sayı. 46 hücum, 18 sayı, yüzde 39. 2 blok.
Kimberly (16 sayı): 11 servis, 1 hata, 1
sayı. 16 manşet, 1 hata, yüzdesi 75. Exc: % 50. 24
atak, 13 sayı, yüzdesi 54. 2 blok.
Ayça (Libero): Servise karşı 46 manşet, 2 hata,
yüzdesi 70. Exc: % 54.
Çiğdem: 1 manşet, hata yok. Yüzdesi 100. 1
hücum sayı yok. Blok yok.
DİĞER MAÇLAR
Günün diğer
maçlarında; Türk Telekom, Gaziantep de Şahinbey engelini 3-0
ile geçerken, İstanbul da Vakıfbank Güneş Sigorta, Dicle Üniversitesi’nden 5.
sette sıyrılabildi.
BEŞİKTAŞ’IN ERKEKLERİ KAZANDI
Pazar günü yine Akatlar’ın yolunu tuttum. Bu kez
Beşiktaş Erkek Takımı’nın MEF Okulları ile oynayacağı 2. Lig A Grubu’nun önemli
mücadelesini seyrettim. 1. Lige çıkmayı hedefleyen 2 ekibin kozlarını
paylaştığı karşılaşmadan Siyah- Beyazlılar 3-0 lık bir galibiyetle ayrıldılar ve yenilgisiz ilk yarıyı
lider kapattılar.
Bu maçla
ilgili notlarıma bir göz atarsak; Beşiktaş’ın bu kadar kolay kazanacağını
beklemiyordum. En azından setli ve yakın sayılı biteceğini düşünüyordum. Çünkü MEF’in iyi bir kadrosu vardı. Ve liderin en yakın
takipçisiydi. Ama Siyah- Beyazlılar gerçekten iyi bir oyun ortaya koydular ve
galibiyeti de hak ettiler.
Oysa
mücadeleye iyi başlayan taraf
MEF olmuştu. Vasili’nin smaç servisleri
karşısında bocalayan ve hatalar yapan Beşiktaş bir anda 2-6
geriye düştü. İlk teknik molayı da 6-8 girildi. Sonra 8-10 oldu. Siyah- Beyazlılar toparlanarak 11-11
de eşitliği yakaladı. Karşılıklı sayılarla ikinci teknik mola 16-15 geçildi. Beşiktaş’ın özellikle hücumda rakibine oranla
daha iyi olması sayıları 21-16’ya taşıdı. Bu fark seti de getirdi: 25-18.
Aslında
burada ilginç olan, 16-15 den sonra MEF’in rakip 9 sayı üretirken, ancak 2 sayı alabilmesiydi.
Bunun nedeni servise karşı manşetlerde başlayan sıkıntının, ölmeyen toplarla
devam etmesiydi.
İkinci sete
ev sahibi iyi girdi: 3-0. MEF rakibin bu atağına cevap
verdi: 3-3. Başa baş, zaman zaman güzel hareketlerin
yaşandığı, ama bir o kadar da hataların yapıldığı bu bölümde ilk teknik mola
7-8 geçildi. Bir ara Beşiktaş 2 sayı öne geçti: 11-9.
Misafir ekip hemen cevap
verdi: 11-11. İkinci teknik molaya 16-15 girildi. 20-19 da Siyah-
Beyazlılar bir kez daha
sıçradılar ama MEF hücumda yaptığı hatalar nedeniyle cevap
veremedi ve seti 25-21 ev sahibi kazandı.
2-0 öne
geçen Beşiktaş, rakibin hücum hatalarına devam etmesini de fırsat bilerek
oyunun kontrolünü iyice eline geçirdi ve kolayca sonuca gitti: 6-2, 8-3, 10-4,
11-7, 16-8, 19-9, 21-10 ve 25-15.
Meraklısına
kadroları da vereyim:
Beşiktaş: Engün,
Rıdvan, Burçin, Bekir, Faik, Hakan, Birkan (Libero). Engin,
Özgür, Saim.
MEF Okulları: Türker, Mahir, Vasili, Tolga, Orhan,
Mevlüt, Tayfun (Libero), Akif, Bülent.
ECZACIBAŞI- DYO KARŞIYAKA
Akatlar dan çıkıp Ayazağa’ya gittim. Eski yılın son maçı ne yazık ki temposuz
ve kolay geçti.
Eczacıbaşı Zentiva, karşısında
direnmeyen bir İzmir ekibi bulunca (Sadece ilk setin ortalarından itibaren
21-21’e kadar biraz çekişme yaşandı) istediği gibi yönlendirdiği mücadeleyi 3-0 kazandı.
Maçla ilgili
fazla yazacak bir şey yok. Setlerin gidişatı ve istatistik size zaten gerekli
bilgileri verecektir.
1. Set: 3-1, 6-4,
8-5, 10-5, 11-10, 13-11, 16-12, 17-17 (Slovak oyuncu Petronela’nın
servisleri etkili oldu), 18-18, 21-18, 21-21, 25-21
2. Set: 5-0, 5-2,
8-2, 12-4, 16-7, 18-8, 25-15.
3. Set: 3-1, 5-2,
8-3, 12-4, 16-10, 16-13, 20-13, 25-16.
İSTATİSTİK
Eczacıbaşı Zertiva: 70 servis, 7 hata, 6 sayı. Servise karşı 48 manşet, 4
hata, yüzdesi 52. Exc: % 35. 79 hücum, 39 sayı,
yüzdesi 49. 10 blok sayısı.
DYO Karşıyaka: 54 servis, 5 hata, 5 sayı. 62 manşet, 6 hata, yüzdesi
45. Exc: % 35. 88 atak, 19 sayı, yüzdesi 22. 3 blok.
Oyuncular:
Eczacıbaşı Zentiva:
Nancy (10 sayı): 9
servis, 1 hata, 1 sayı. 21 hücum, 8 sayı, yüzdesi 38. 1 blok.
Neriman (11 sayı): 13 servis, 1 hata, 1 sayı. 19
manşet, 3 hata, yüzdesi 26. Exc: % 21. 22 atak, 8
sayı, yüzdesi 36. 2 blok.
Vesna (12 sayı):
10 servis, 1 hata, sayı yok. 13 hücum, 10 sayı, yüzdesi 77. 2 blok.
Naz (3 sayı): 9 servis, 1 hata, sayı yok. 1 atak,
1 sayı, yüzdesi 100. 2 blok.
Esra (11 sayı): 16 servis, 2 hata, 2 sayı. 15
manşet, hata yok, yüzdesi 60. Exc: % 47. 15 hücum, 8
sayı, yüzdesi 53. 1 blok.
İnessa (8 sayı): 13
servis, 1 hata, 2 sayı. 7 atak, 4 sayı, yüzdesi 57. 2 blok.
Gülden (Libero): Servise karşı 10 manşet, 1 hata,
yüzdesi 70. Exc: % 50.
DYO Karşıyaka:
Melis (7 sayı): 9 servis, hata yok, 1 sayı. 23
manşet, 2 hata, yüzdesi 39. Exc: % 22. 22 hücum, 5
sayı, yüzdesi 23. 1 blok.
Evelina (Sayı yok):
7 servis, hata ve sayı yok. Blok yok.
Natalya (3 sayı): 11
servis, 2 hata, 1 sayı. 12 hücum 2 sayı, yüzde 17. blok yok.
Petronella (10 sayı):
15 servis, 1 hata, 2 sayı. 20 manşet, 3 hata, yüzdesi 50. Exc:
% 45. 26 atak, 7 sayı, yüzdesi 24. 1 blok.
Özge (5 sayı): 6 servis, hata ve sayı yok. 17
hücum, 4 sayı, yüzdesi 24. 1 blok.
Gözde (2 sayı): 6 servis, 2 hata, sayı yok. 10
hücum, 1 sayı, yüzdesi 10. 1 blok.
Şükran (Libero): 18 manşet, 1 hata, yüzdesi 50. Exc: % 44.
ALL STAR GÖSTERİLERİ
2007’nin son maçları benim gözümle böyleydi. Bugün yeni yılın ilk
karşılaşmaları oynanacak. Sonra da İzmir de 50. Yıl kutlamalarının ilk
gösterisi “All Star”
maçları yapılacak.
Bilindiği
gibi voleybol severlerin oylarıyla seçilen erkek ve bayan yabancılar karmaları,
Ulusal takımlarımızla karşılaşacaklar.
Önce
Olimpiyat Oyunları Avrupa Kıtası Elemeleri’nde mücadele edecek erkek ekibimiz,
Cuma günü yabancılar karmasıyla ciddi bir maç oynayacak. Cumartesi günü bu iki
takım tekrar karşılaşacak. Ama bu gösteri amaçlı olacağı için işin show yönü ağır basacak.
Ayni şekilde
pazar günü de bu kez bayanlar sahne alacak. Bir gün sonra bayanlar bir maç daha
oynayacaklar.
OLİMPİYAT ELEMELERİ
Salı günü İzmir de gerçekten büyük bir voleybol şöleni var. Rusya ile
Bulgaristan dışında kalan Avrupa’nın en güçlü takımları olimpiyata gidebilmenin
mücadelesini verecekler.
Önce
“Manşet” dergisinde elemelerle ilgili düşüncelerimi içeren son yazımı sizlerle paylaşayım;
“Son
günlerde bizi en çok ilgilendiren konu, hiç şüphesiz ki Almanya ve Türkiye de
yapılacak olan 2008 Olimpiyat Oyunları Avrupa Kıta Elemeleri. Bayan takımımızın
grup maçları daha önceden belli olmuştu. Erkeklerin kuraları ise 6 Aralık
Perşembe günü müsabakaların oynanacağı İzmir de çekildi. Dünya Kupası’nda
ikinci ve üçüncü olarak olimpiyatlara katılmayı garantileyen Rusya ile
Bulgaristan’ın dışında kalan, Avrupa’nın en iyi, en form da 8 ekibinin
kozlarını paylaşacağı bu zorlu yarışta, takımımız, Finlandiya, Almanya,
Sırbistan ile ayni gruba düştü. Diğer grupta ise, İspanya, İtalya, Polonya,
Hollanda yer alıyor. Bilindiği gibi, gruplarda yapılacak 3’er karşılaşmadan
sonra ilk iki sırayı alan 4 takım yarı finale çıkacak.
İki gruba
baktığımda, bizim iyi bir kura çektiğimizi düşünüyorum. Avrupa Şampiyonası’nda
her ne kadar çok iyi bir performans ortaya koyarak 4. olsa da, Finlandiya’yı,
eleme gruplarında hem de evinde yendiğimiz gibi, bu kez seyircimizin önünde de
geçebiliriz. Ayrıca ilk karşılaşma olmasını da bir avantaj olarak
nitelendiriyorum. İkinci
gün oynayacağımız Almanya, eleme gruplarından geldi. Disiplinli, iyi bir takım.
Ama yenilmeyecek bir ekip değil. Son gün oynayacağımız Avrupa Şampiyonası
üçüncüsü Sırbistan ise, gerçekten güçlü ve önemli bir rakip. Onları
yenmek bir hayli zor. Ancak burada da güzel bir avantajımız var. Eğer
ilk iki gün Sırbistan, Almanya ve Finlandiya’yı yenip gruptan çıkmayı garantilerse,
yarı finali düşünerek bizim karşımıza as oyuncuları dinlenmek amacıyla, yedek
ağırlıklı bir kadro ile çıkabilir. İşte bunları düşündüğümde, gruptan ikinci
sırada çıkabiliriz. Tabi ki bunlar kağıt üzerinde ki
görüşler. Önemli olan bizim ne oynayacağımız. Sakatlıklardan kurtulup, iyi bir
hazırlık dönemi geçirirsek, büyük seyirci desteği bizi bir adım yukarı
taşıyabilir. Sonrası mı? “Oraya kadar gelelim sonra düşünürüz.” Diyemiyorum.
Çünkü bu kadar zorlu bir yarıştan sonra tek takımın gidecek olması, yolumuzu
kapatıyor. Ben, bu zorlu yarışta ekibimizin ilk 4 içine girebilmesini bile
başarı olarak nitelendiriyor ve bu sonucun bize sınıf atlatacağını düşünüyorum.
Gelelim Filenin Sultanları’na;
Bayanlarımız, erkek takımımız kadar şanslı değil. Onların grubunda bilindiği
gibi ev sahibi Almanya, Hollanda ve Polonya var. Daha uygun ekiplerin yer
aldığı A gurubunda olabilseydik, yarı final için şansımız yükselirdi. Grup çok zorlu. Gerçi güç dengeleri yakın ekiplerin bir
arada gelmesi, maçların her türlü sonuçlara açık olacağını gösterir. Ama
rakiplerimize göz atıldığında önümüze güzel bir tablo çıkmıyor. Çünkü ilk
maçımız ev sahibi Almanya ile. Onlar bunu bir avantaj olarak kullanmaya
çalışacaklar. Gerçi bizimde seyircimiz olacak ama ev sahibine hakemlerin daha
sıcak baktığını, CEV’in ise, organizasyonu yapan
ülkenin her zaman maçların son gününe kadar yürümesini beklediklerini ve
istediklerini hepimiz biliyoruz. Bu arada çok iyi bir ekip olmamasına karşın
disiplinli, hızlı oynamayı benimseyen ve mücadeleyi kolay kolay
bırakmayan Almanya’nın hem Ankara da ki Grand Prix Elemeleri’nde, hem de
Belçika da ki Avrupa Şampiyonası’nda bizi yendiğini de unutmamak gerekir. İkinci
gün bu kez karşımızda son Grand Prix birincisi, Avrupa 5. Hollanda olacak.
Avrupa Şampiyonası’nda ilk 4 dışında kalmasına karşın iyi bir ekip olan
rakibimizin en büyük avantajı, hemen hemen tüm
oyuncularının ayni kulüp takımında yani Dela Martinus Amstelveen de
oynamaları. Diğer ekiplerin sporcuları, ikişer- üçer çeşitli takımlara dağılmış
durumdalar. Değişik antrenörlerle, farklı sistemlerle
çalışıyorlar. Ulusal takımda buluştuklarında yeniden sisteme ve birbirlerine
uyum sağlamaya uğraşıyorlar. Hele zaman kısa ise, bu daha da sorun oluyor. Ama
Hollanda bu sıkıntıyı hiç yaşamıyor. Son müsabakamız ise Avrupa dördüncüsü
Polonya ile. İtalyan antrenörüyle yenilenen
rakibimizin en büyük artısı, oyuncuların sürekli Grand Prix, Dünya Kupası gibi
büyük organizasyonlara katılarak yakaladıkları deneyim. Ayrıca FİVB’in torpillisi Polonya da, Glinka’nın
da tekrar oynamaya başladığını ilave edelim. İşte
böylesine zorlu rakiplerle Neslihan ve Natalia dan yoksun “Filenin Sultanları” nasıl boğuşur ve onları alt
eder? Bunu hep birlikte yaşayıp göreceğiz.”
9 Aralık’ ta yazdığım bu
satırlara eklenecek fazla bir şey yok.
Umarım takımlarımız düşüncelerimin ötesine geçip bizi sevindiren sonuçlara
imza atarlar.
Yeni yılın
hepinize sağlık ve mutluluk getirmesini dilerim. Tekrar buluşmak dileğiyle hoşçakalın.
A
L
E V A
N A K
Ö K