BİR YIL BÖYLE GEÇTİ

 

Bu haftaki yazıma, geride kalan bayramınızı kutlayarak ve 2007 de her şeyin gönlünüzce olmasını dileyerek başlamak istiyorum. Bu arada bayramımı ve yeni yılımı kutlayan tüm dostlarıma da bir kez daha teşekkür ederim.

Geçtiğimiz haftaki yazımda Cumhuriyet Gazetesi’nin anketinden söz etmiş ve voleybolun iki temsilcisinin de yarıştığını yazmıştım. Anket sona erdi. Dün çıkan gazetemizin spor ekinde de kimlerin kazandığı da belli oldu.

Değişik kategorilerde yapılan yarışmanın “Spor Başarı” bölümünün “Sporcu” kısmında Neslihan Demir Darnel 13.447 oy alarak birinci oldu. En yakın rakibi Halis Karataş ancak 2.521 oy toplayabildi. Görüldüğü gibi Neslihan yaklaşık 11 bin oy fark atmış oldu. İşin ilginç tarafı diğer tüm kategoriler ele alındığında sporcumuzun en yakın rakibi “Spor tanıtım” kategorisinde 12.879 oyla birinci olan Şenes Erzik, hemen ardından da yine “Spor Tanıtım- Sporcu” dalında birinci olan Mehmet Okur 10.002 oyla yer aldı.

Sonuçta,  okurların 10 dalda gönderdiği oylara bakıldığında Neslihan, en çok oyu alan yarışmacı olarak bizi bir başka mutlu etti.

“Spor Tanıtım-Yönetici” kategorisinde başarılı hakemimiz Ümit Sokullu, Şenes Erzik ve Mümtaz Tahincioğlu’nun ardından üçüncü sırayı elde etti.

Voleybolumuz adına hem Neslihan’ı, hem de Ümit’i kutluyor, başarılarının devamını diliyorum.


2006’ NIN ARDINDAN


Gelelim geçtiğimiz yıla;      

Voleybol adına dolu dolu bir 2006’yı geride bıraktık. Geçen 365 güne şöyle bir dönüp baktığımda, ne kadar çok şey yaşamışız. Bunların içinde başarılar, olduğu kadar, beklentilerimizin uzağına düştüğümüz günler de olmuş. Ancak her şeyde olduğu gibi güzel günler daha çok aklımız da kalmış.

Gazetem “Cumhuriyet”in dün çıkan spor ekinde, geride kalan 2006 nın  bir değerlendirmesini yaptığım. Bu hafta ki yazıma oradan aldığım bölümle başlamak istiyorum. Böylece geçen bir yılı da kısaca hatırlamış oluruz.

“….. 2006’nın ilk ayında, lig maçları devam ederken, takımlarımızın Avrupa Kupaları’nda ki mücadelesi de sürdü. Ama o günlerde karşılaşmalardan çok, voleybol camiası, mali kurulda düşen özerk federasyonun yenilenecek seçim çalışmalarına kilitlenmişti. Bu Şubat ayının sonuna kadar da sürdü. Bu arada liglerin ikinci bölümü devam ederken,  Beşiktaş Bayan Takımı ile Halkbank, çeyrek finalde Avrupa Kupaları’na veda etmek zorunda kaldılar. Böylece 2006 da, Avrupa da yüzümüzü sadece Şampiyonlar Ligi’nde İspanyol ekibi Hotel Cantur’u eleyip adına 4’lü Finale yazdıran Vakıfbank Güneş Sigorta güldürmüş oldu.


YENİ BAŞKAN KARABIYIK


Şubat ayının 25’in de, Ankara da yapılan olağanüstü genel kurulda 41 oya karşılık, 147 oyla Erol Ünal Karabıyık, Türkiye Voleybol Federasyonu’nun yeni başkanı oldu.

Mart ayına damgasını vuran olay ise, Vakıfbank Güneş Sigorta’nın Fransa’nın Cannes kentinde yapılan 4’lü Final maçlarıydı. Türk Voleybolu’nun Avrupa Kupaları’nda ki 37. 4’lü Final randevusu, ne yazık ki istediğimiz gibi geçmedi. Güneş Sigorta en azından final oynayabileceği bu büyük organizasyonu ancak 4. sırada tamamlarken, tek tesellimiz Neslihan’ın Avrupa Şampiyonlar Ligi’nin en skorer oyuncusu olmasıydı.


ARKAS VE ECZACIBAŞI ŞAMPİYON


Nisan ayının son günleri ve Mayıs, erkek ve bayan takımlarımızın liglerimizde ki 4’lü Final Grubu karşılaşmalarına sahne oldu. Kaliteli ve heyecan dozu yüksek bu müsabakalar sonunda şampiyonluk kürsüsünün en üst basamağına erkeklerde Arkas, bayanlar da Eczacıbaşı çıkmayı başardı. Böylece Arkas, İzmir’e ilk şampiyonluğu götürürken, Eczacıbaşı ise, erişilmesi güç rekorunu bir adım daha ileriye taşıyıp, 20. kez mutlu sonu ulaşmanın sevincini yaşıyordu (Türkiye Ligi öncesinde alınan 5 şampiyonlukla birlikte toplamda 25 oldu)Ligler, Avrupa Kupaları derken, Mayıs ayı ile birlikte gündemde artık Alanya da yapılacak Avrupa Beach Volley Türkiye etabı ve Ulusal Takımlarımızın organizasyonları vardı. Ülkemizin üç bir tarafı denizlerle çevrili olmasına karşın, sporcularımız daha ilk turlarda plaja veda ederken, salondan ilk güzel haber Genç Kız Takımımızdan geldi. Ankara da yapılan Avrupa Şampiyonası Grup Elemeleri’nde, 5 rakibini de set vermeden 3-0 yenen ekibimiz, Fransa da yapılacak finallere katılma hakkını elde etti.


35 YILLIK HASRET


Mayıs ayının son haftası A Erkek Ulusal Takımımız Avrupa Şampiyonası Grup Eleme maçlarını oynamak için Ukrayna’nın yolunu tuttu. D Grubu’nun bu birinci turnuvasında ekibimiz Finlandiya’ya 2-3 yenildi, ev sahibi Ukrayna ve Norveç’i 3-1 yenerek, bu bölümü 2. sırada bitirdi. Hemen bir hafta sonra bu kez 2. turnuva için Finlandiya’ya geçtik. İlk maçımızda Ukrayna’yı 3-0 yendik. İlk etabı lider bitiren ve ev sahibi olan Finlandiya karşısında fırtına gibi esen takımımız bu zorlu mücadeleden de 3-0 galip çıkmayı başardı. Grup birincisi olmak için önümüzde tek engel Norveç kalmıştı. O maçı da 3-0 kazandık ve 35 yıl sonra 2007 de Rusya da yapılacak olan Avrupa Şampiyonası Finalleri’nde mücadele edebilme hakkını elde ettik. Bu bir anlamda bayanlardan sonra, erkek takımımızın da artık bir yerlere doğru hızla koştuğunun göstergesiydi.

Temmuz- Ağustos aylarında Ulusal Takımlarımızın yoğun maç trafiğini izledik. Önce A Bayanlar, her yıl olduğu gibi yine Rusya da Boris Yeltsin Turnuvası’na katıldılar, 4. oldular.

21 Temmuz da A Erkek ekibimizin Avrupa Ligi maçlarının startı verildi.


YILDIZ KIZLAR, GENÇ ERKEKLER BALKAN ŞAMPİYONU


Yıldız Kızlar, Kocaeli’nde yapılan Balkan Şampiyonası’nda tüm rakiplerini geride bırakarak 1. olmayı başardı. Bu güzel sonuca Genç Erkek Takımımızın Makedonya da Balkan Şampiyonluğu ve Genç Kızlarımızın Romanya da ki ikinciliği eklendi.

Avrupa Ligi maçları sonunda A Erkek Takımımız final oynama hakkını elde etti. Ne var ki İzmir deki 4’lü Finalde Hollanda’ya ve İspanya’ya 3-2 yenilen ekibimiz 4. sırada kaldı.

Genç Kızlar Avrupa Şampiyonası’nda 5. olurken, artık sahne alma sırası A Bayan Takımımıza gelmişti.


GRAND PRİX ŞANSIZLIĞI


“Filenin Sultanları” adını verdiğimiz kızlarımız, 26 Eylül- 1 Ekim tarihleri arasında  Bulgaristan’ın Varna kentinde yapılan 2007 Grand Prix Elemeleri’ne katıldı. İki grupta yapılan maçlar bizim açımızdan her yönüyle ilginç geçti. İlk gün 2-0 geriden gelip Rusya’yı, ardından yine 2-0 arkadan gelip İtalya’yı 3-2 yenerek iki büyük sonuca imza attık. Ne var ki bu başarıyı Sırbıstan Karadağ karşısında devam ettiremedik ve 3-2 yenildik.

Bu hepimiz için bir şoktu. İki Dünya devini yenmiş ama yeni yapılanma içinde olan Sırplara takılmıştık. Bu sonuç, grup birinciliğini çok küçük bir farkla kaçıran ekibimizin, kura sonucu tekrar İtalya ile eleme maçı oynamak zorunda kalmasına yol açtı. Bu kez rakibine boyun eğen kızlarımız, hep ucu ucuna kaçırdıkları Grand Prix Finalleri’nin kapısından yine dönmüş oldular.


BİR İLK DAHA GERÇEKLEŞTİ


Ve sıra, tarihimiz de ilk kez bayanlarda oynayacağımız Dünya Şampiyonası Finalleri’ne geldi. Japonya da yapılan bu büyük organizasyonda, “Filenin Sultanları” D Grubunda mücadeleye başladı. İlk maçımızda Küba’ya 0-3 yenildik. İkinci karşılaşmamızda Mısır’ı 3-0 ile geçtik. Ardından İtalya’ya 0-3 kaybettik. Sırada bizim kaderimizi belirleyecek Peru maçı vardı. Bu zorlu mücadeleden 3-2 galip ayrılmayı başaran kızlarımız, grubun son maçında Sırbıstan Karadağ’a 0-3 yenilmelerine karşın ikinci etaba yükselmeyi başardılar. Ancak gruptan 4. sırada çıkmak bizi ilk 4 mücadelesi yapmaktan uzaklaştırmış, hatta 5-8 için oynayabilmek şansımızı bile zora sokmuştu.


2. ETAP MAÇLARI


A Grubu takımlarıyla eşleşen ekibimiz, bu ikinci bölüme grubunu yenilgisiz birinci bitiren Tayvan maçıyla başladı. Rakibini 3-1 lik bir skorla geçen kızlarımız, 5-8 için yeniden umutlanmıştı. Ama karşımızda Japonya vardı. 10 bine yakın bir seyirci desteğiyle oynayan  

ev sahibiyle iyi mücadele etmemize karşın 1-3 yenilmekten kurtulamadık.

Bir gün sonra 2003 Avrupa Şampiyonası’nda finalde yenildiğimiz ve 2 yıl öncede Grand Prix Elemeleri’nde Almanya ile anlaşmalı maç oynayarak bizi final yolundan çeviren Polonya ile karşılaştık. Tüm bunların acısını maçı 3-0 kazanarak çıkardık ve bu galibiyetle 12 takım arasına girmeyi garantiledik. Bu bizi çok rahatlatmış olacak ki, ikinci etabın son karşılaşmasında turnuvaya veda eden Kore’ye 0-3 kaybettik.


TÜRKİYE DÜNYA 10. SU


Artık son bir hedef kalmıştı. O da 9. olmak. Bu yolda ki ilk rakibimiz Grand Prix Elemeleri’nde yaptığı şikeyle canımızı acıtan Almanya oldu. Kızlarımız, Polonya dan sonra, Almanya dan da hınçlarını maçı 3-1 kazanarak aldılar. Son karşılaşmamızı ise, Amerika ile oynadık. Maçı 1-3 kaybedince 10. sırada kaldık.

İlk kez bir Dünya Şampiyonası’na katılmamıza karşın onunculuğu yakalamak bir çok kişiyi mutlu etti ve derecemiz başarı olarak nitelendirildi. Ancak oyuncularımızı çok iyi tanıyan ve onların neler yapabileceklerini, yani kapasitelerini çok iyi bilen bizler, daha iyi bir dereceye uzanabileceğimize inandığımız için bu sonucu yeterli bulmadık. Bu konuda ki tartışmalar bir süre daha devam edeceğe benzer. Ama sonuçta bu derece voleybol tarihimize yazılmış oldu.

Bu arada Neslihan’ın Japonya da Dünya’nın en skorer oyuncusu olmasının ayrı bir tadı vardı.


HAKEMLERİMİZİN BAŞARISI


Neslihan gibi voleybolumuzun bir başka güzel yüzü de hakemlerimizdi. Birçok hakemimiz Avrupa Arenası’ nda yönettikleri maçlarda övgüler alırlarken, Ümit Sokullu, Kadir İlbeyli ve Nihat Ermihan’ı başarılarıyla Dünya alkışladı. Hele Ümit Sokullu tarafsız hakem olarak görev yaptığı Japonya daki Erkekler Dünya Şampiyonası’nda büyük beğeni ve övgü topladı.

Geride kalan 2006 yılının son aylarında ise, liglerimiz tüm hızıyla sürerken, Avrupa Kupaları’nda ki temsilcilerimiz de, yollarına devam ediyorlar.”

İşte 2006 dan aklımızda kalanlar bunlardı.

Gelelim yılın son günlerine;


ECZACIBAŞI- KARŞIYAKA


Cuma günü Eczacıbaşı, İzmir ekibi Karşıyaka’yı misafir etti. Güzel bir maç oldu. İlk iki set, Turuncu-Beyazlılar, silahları kısıtlı olan Karşıyaka’yı iyi kilitlediler. Özellikle Shapovta’yı oynatmamak için çaba gösterdiler. Bunu da başardılar. İyi servis atarak, Arzu’yu 4’den Shapovta ile oynamak zorunda bıraktılar. Karşısına da Nilay- İvana bloğunu yerleştirdiler. (Nilay arkaya dönünce bu kez İvana geldi). Böyle olunca da İzmir ekibi hücumda top öldürmekte çok zorlandı. Ayrıca Arzu’nun 5’den kaçtığı pozisyonda, yani Gözde 2, Aslı 3 Morozova 4 turunda da çok sıkıştılar. İlk iki set bu nedenle

( 2-2, 4-2, 8-4, 11-6, 16-6, 20-10, 25-15),

(3-1, 3-3, 8-5, 12-7, 16-10, 18-13, 22-17, 25-20) kolay bitti.


Üçüncü sette Morozova’nın etkili servisleri Eczacıbaşı manşetini bozdu. Bu yüzden Naz, 4’den Stacey ile yüksek toplarla oynamak zorunda kalınca, Karşıyaka da bloklar başladı, ya da bloktan seken topların oyunda kalması sağlandı. Bu da rollerin değişmesine yol açtı. Arzu, smaçörleri Stacey’in bulunduğu koridordan hücuma sokmaya başladı. Bunun sonucunda da İzmir ekibi üst üste sayılar aldı ve ilk teknik molaya da 2-8 girdi. Bu farkın getirdiği moralle oyunun kontrolünü eline geçiren Karşıyaka hep önde götürdüğü seti 17-25 (1-5, 2-8, 4-11, 8-16, 13-20, 15-22) kazandı.


Güzel ve başa baş bir 4. set izledik. Ama bu çekişmeli ve heyecanı yüksek mücadelenin iki kolay hata ile bitişi hoş olmadı. Sete misafir takım önde başladı: 0-2, 1-4. Eczacıbaşı rakibini yakaladı. 7-7. İlk teknik mola 7-8 geçildi. Ev sahibi hızlandı: 9-8, 14-10, 15-12. İzmir ekibi rakibin baskısını kırmayı başardı ve üst üste 4 sayı alarak ikinci teknik molayı da önde girdi: 15-16. Karşılıklı sayılarla 20-20 ye gelindi. Turuncu- Beyazlılar atak yaptı: 22-20. Karşıyaka cevap verdi: 22-22. Stacey 4’den sayıyı buldu: 23-22. Servise Nilay geldi. O’nun servisi libero Şükran’a ve hata: 24-22. Nilay’ın ikinci servisi de, Şükrandan sayıyı getirince seti 25-22 alan Eczacıbaşı, karşılaşmayı da 3-1 kazanmış oldu.


FENERBAHÇE- GALATASARAY


Yılın son derbi mücadelesinde Fenerbahçe, Galatasaray’ı 3-0 yendi. Bu sonuçla Sarı- Lacivertli takım, yeni yıla grubunda yenilgisiz lider girdi.

Aslında maç beklentilerimin aksine bir seyir izledi. Gerek geçtiğimiz hafta Vakıfbank Güneş Sigorta’yı yenmenin moral verdiği Fenerbahçe’nin, gerekse son haftalarda iyi oynayan, bir çıkış içinde olduğunu gözlediğimiz Galatasaray’ın daha iyi bir mücadele ortaya koyacaklarını düşünmüştüm. Belki de Burhan Felek Tribünlerini tıklım tıklım dolduran taraftarların yarattığı stres iki takımında oyunun etkilemiş olabilir. Ama ne olursa olsun, iki takımın oyuncularının da bu kadar hata yapmaya, üstelik de  “Basit hata” yapmaya hakları olmamalıydı. Böyle olunca da zevksiz, kalitesiz bir derbi mücadelesi izledik. Sonuçta bu karşılaşmadan galip çıkmayı bilen Fenerbahçe oldu. Zaten maç öncesinde de favori olarak Sarı- Lacivertli takım görünüyordu. İlk sete Fenerbahçe iyi başladı: 3-0, 5-2. Bunda Emel’in  yaptığı basit hataların yardımı da büyüktü. İlk teknik mola 8-4 geçildi. Sarı- Lacivertli takımın, böylesine atmosferi yüksek maçları fazlaca yaşamış tecrübeli oyuncuları, rakibin üstüne çökmeyi başardılar: 13-5, 16-6, 20-15 ve 25-17.


İkinci sette Galatasaraylı oyuncular, şaşkınlıktan kurtulmayı başarınca oyuna denge geldi:

3-3, 5-7, 7-8, 9-9, 11-11, 14-14, 16-15, 17-17. Bu sayıdan sonra Fenerbahçe tekrar kontrolü ele aldı ve 20-17 öne geçti. Sarı- Kırmızılıların maçın başından beri aldığı topların çoğunu sayıya çeviren Tetyana ile arayı kapatma çabaları sonuç verse de (23-22) set 25-22  Sarı- Lacivertlilerin oldu.

Galatasaray 3. sete de ayni altı ile başladı. Aslında antrenör Gökhan’ın, böylesine bir seyirci önünde hiç oynamamış ve maçın başından itibaren çok hata yapan Emel’i ikinci setten itibaren oynatmaması gerekirdi. Gerçi bu oyuncunun yerine zaman zaman Banu’ya görev verdi ama bu genç oyuncunun da Emel gibi, atmosferden fazlasıyla etkileneceğini düşünemedi. Hâlbuki Didem ortaya çekilip (Daha önceden ortadan oynadığı için bu yeri yadırgamazdı), yerine de Neslihan konabilirdi. Böylece file önünde blok eksikliği olsa da, en azından hem manşet, hem de defans toparlanır, Emel’in bitmek bilmeyen basit hatalarının önüne geçilebilirdi. Tabi ki bu benim düşüncem.

Buna karşın Sarı- Kırmızılılar ikinci sette olduğu gibi, üçüncü sete de önde başladılar:1-3,

3-5. Fenerbahçe toparlandı: 6-5. Yinede ilk teknik molaya Galatasaray 7-8 önde girdi. 12-12 den sonra kontrol Sarı- Lacivertlilere geçti: 14-12. İkinci teknik mola 16-14 girildi. Fenerbahçe hızlandı ve arayı açtı: 19-16, 21-16, 23-17 ve seti 25-21 maçı da 3-0 kazandı.


Fenerbahçe de pasör Pelin’in arkadaşlarını çok iyi yönlendirmesi, bundan önceki maçlarda pek ortalarda görünmeyen Seda’nın nihayet geçen sezonda ki performansını yakalaması, Galatasaray da Tetyana’nın aldığı topların çoğunu öldürmesi, ama bu oyuncuyu Sarı- Lacivertlilerin bir türlü file üstünde durduramaması yılın son derbisinde akılda kalanlardı.

Bu arada bence maçtan çok seyirci ön plana çıktı. Burhan Felek tribünlerini tıklım tıklım dolduran iki ekibin taraftarları maçın başından sonuna kadar hiç susmadan takımlarını desteklediler. Güzel olan şey, salonun içinde sadece kendi ekipleri lehine tezahürat yapmalarıydı. Rakiple hiç uğraşmadılar. Daha önceden olduğu gibi sahaya hiçbir yabancı madde atılmadı. Küfür edilmedi. Üstelikte maç bittikten sonra, Galatasaraylı oyuncular, Fenerbahçe seyircilerinin bulunduğu yerden soyunma odasına girerken, rakipleri tarafından alkışlandılar.

İşte voleybola ve voleybol seyircisine de yakışan buydu. Bu arada Sarı- Lacivertli kulübün Başkanı Aziz Yıldırım ve birçok yönetim kurulu üyesinin maçı izlemesi çok hoştu. Keşke Galatasaraylı yöneticilerden de voleybolumuz gerekli ilgiyi görebilse.


YILDIZLARIN ZOR SINAVI


Yıldız kız ve erkek takımlarımız Avrupa Şampiyonası Eleme maçları için Perşembe günü sahaya çıkıyorlar. Yıldız erkekler Ankara da ilk 2 sıra için mücadele ederken, kızlarımız Bulgaristan’ın Sofya kentinde oynanacak E Grubu’nda final için vize almaya çalışacak.

İki takımımıza da bu zorlu yarışta başarılar diliyorum.


AVRUPA KUPALARI


Yıldızlarımız gibi , bu hafta Halk Bankası, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Gaziantep Şahinbey Belediyesi’nin de Avrupa CEV Kupası’nda sınavları var.

İstanbul Belediyesi Sofya da ilk maçını Cuma günü Sinan’ın takımı Pzu Azs Olsztyt (Polonya) ile oynayacak. Bir gün sonra CSKA Sofya, daha sonra da Sırbıstan Karadağ ekibi Crvena Zvezda ile karşılaşacak.

Takımımızın 3 rakibi de çok zor. Bunların arasından sıyrılabilirse önünü açmış olacak.


HALKBANK GRUBU GEÇER


CEV’ deki diğer temsilcimiz Halk Bankası, İsviçre’nin Lausanne kentinde 5. grupta mücadele edecek. 5 Ocak Cuma günü kadrosunda 1 Rus yabancı oyuncusu bulunan Bulgar Prin Balkonstray ile oynayacak ekibimiz, ikinci gün, 3 Slovak, 1 Kanadalı yabancı oyuncusu olan  Avusturya temsilcisi Hypo Klagenfurt ile karşılaşacak. Son gün ise, kadrosunda 1 Polonyalı yabancı oyuncu bulunan ev sahibi Lozan ile kozunu paylaşacak.

Ben takımımızın bu 3 rakibini de yenerek grubu ilk sırada tamamlayacağına inanıyorum.


ŞAHİNBEY ŞANSLI


Ülkemizi Cev Kupası’nda temsil eden bir başka ekibimiz Gaziantep Şahinbey Belediyesi’nin de, Halkbank gibi grubunu geçip yoluna devam edeceğini düşünüyorum. Macaristan da ilk gün Apollon Limasol (Kıbrıs Rum Kesimi), ikinci gün ev sahibi Betonut NRK Nyıregyhaza ve son günde, Troonic (İskoçya) ile karşılaşacak olan Şahinbey, bir aksilik olmazsa bu grubu birinci bitirerek 16 takım arasına girer.


SSK, MUTLU DÖNDÜ


Bu sezon iyi bir performans ortaya koyarak alkış toplayan SSK, ligdeki aradan yararlanarak Belçika da her yıl organize edilen “Flanders Volley Gala 2006” Turnuvasına katıldı. Avrupa’nın en prestijli bu özel turnuvasını benim yazılarımı takip edenler mutlaka hatırlayacaklardır. Daha önceden Arçelik ile birlikte 2 kez gittiğim bu güzel organizasyondan söz etmiştim. Hatta Kübalı oyuncu Denis’in İtalya’ya kaçırılılışını anlatmıştım. İşte bu özel turnuvaya bu kez SSK gitti. Tabi ki çok mutlu döndüler. Hem çok iyi takımlarla oynadılar, hem de 2. oldular.

Bir yazının daha sonuna geldim. Hepinize voleybol dolu günler dilerim. Hoşçakalın.

 

 A  L  E  V     A  N  A  K  Ö  K