SONUÇ
VE OYUN
Uzun
olmayan bir aradan sonra yine karşınızdayım. Bu yazımın konusu tabi ki Japonya daki Dünya Şampiyonası olacak. Aslında geçen hafta birlikte
olmak istiyordum ama takımımızın ilk etap maçlarını izledikten sonra yazmayı
daha uygun buldum.
Biliyorsunuz
Salı günleri Cumhuriyet Gazetesi spor eki veriyor. 31 Ekim de çıkan ekte, Japonya
da takımımızın iyi şeyler yapacağını yazmış ve şöyle demiştim:
“Zor bir grupta mücadeleye başlayacak
olmalarına rağmen, takımımızın yollarının açık olduğunu düşünüyorum. Üstelik de
güzel bir fikstür avantajı var. Gerçi bu tur
turnuvalarda ilk maçlar çok zordur. Üstelik de Küba gibi Dünya Voleybolu’nda
her zaman yeri olan bir ekiple başlamak daha da zor. Ama Japonya ya erken giden
Filenin Sultanları’ nın bu karşılaşmaya taktiksel
olarak iyi hazırlanacaklarını düşünüyorum. Eğer bugünkü mücadeleden galip
ayrılmayı başarırsak o zaman önümüz bir hayli açılacak. Çünkü yarın bize rakip
olmasını beklemediğimiz Mısır ile oynayacağız. Bir günlük aradan sonra da
İtalya karşısına çıkacağız. Onları çok iyi tanıyoruz. Grubumuzun en güçlü
takımıyla yapacağımız bu karşılaşmadan sonra yeniden toparlanmaya başlayan ama
bizim gücümüze henüz ulaşamayan Peru ile oynayacağız. Sonra ise sırada Varna da
bizi hedeften saptıran Sırbistan Karadağ ile kozumuzu paylaşacağız.
Bilindiği gibi grupta ilk 4 içinde
olmak bizi bir üst tura taşıyacak. Ben her şeyin kötü gitmesi halinde bile
Ulusal Takımımızın ikinci tura yükseleceğine eminim. Sonra bizim bulunduğumuz
grubun ilk dördü ile A Grubu’nda ilk dört sırayı alan takımlar birleşecek. Çok
büyük bir sürpriz olmaz ise, ikinci etapta Asya Voleybolu’nun 3 temsilcisi
Japonya, Kore, Tayvan ve Polonya ile eşleşeceğiz. 1. bölüm de alınan sonuçlar
ve puanlar geçerli olduğu için ekipler sadece karşı gruptan gelen takımlarla
oynayacaklar. Bu nedenle bizim ilk etapta ki yerimiz çok önemli. Gruptan ilk
sırada çıkmayı başarırsak önümüz iyice açılacak. Çünkü bu hızla, ben
kızlarımızın A Grubu’ndan gelecek Kore, Tayvan ve Polonya’yı, hatta 10 bin
kişilik seyirci grubunu arkasına alacak olmasına karşın Japonya engelini de
aşabileceklerini düşünüyorum. Grubu bir veya iki yenilgi ile atlatırsak, o
zaman da tüm hedefimiz bu 8’li grupta üçüncü veya dördüncü olmanın yollarını
aramak olacak. Bu da bizim için 5-8 maçları
oynayacağımız anlamını taşıyacak.
Görüldüğü gibi güzel bir başlangıç
bizi çok iyi yerlere getirebilir. Ama tabi ki her şeyin başı mücadele etmekten,
2003 de ki gibi hırslı ve tempolu oynamaktan geçiyor.
En büyük özelliği, çok iyi servis
atıp, iyi defans yapmak olan Ulusal takımımızın, eğer bu iki güzel meziyetine,
blokta ki dengeli yerleşimi ve hücumda ki çeşitliliği ekleyebilirse Japonya dan gelecek haberlerle ‘Voleybol’, spor gündeminin yine ilk
sırasına oturur.”
TERSİ OLDU
Özellikle yukarıdaki son paragraftaki bir cümleyi buraya bir kez daha almak
istiyorum,
“En
büyük özelliği, çok iyi servis atıp, iyi defans yapmak olan Ulusal takımımızın,
eğer bu iki güzel meziyetine, blokta ki dengeli yerleşimi ve hücumda ki
çeşitliliği ekleyebilirse..”
İşte bizi
sonuca götürecek kilit bunlardı. Ama bırakın blok ve hücum için iyi temennilerimizi,
takımımız ne yazık ki “İyi servis, iyi defans” özelliklerini bile sahaya yansıtamadı.
2003’ün,
hatta Varna’nın bile, oyun olarak, mücadele olarak gerisine düştük. Böyle olunca
da her maçta yeniden atağa geçeceğini düşündüğümüz kızlarımız beklentilerimizin
uzağında kaldı.
Aslında,
ilk kez dünya Şampiyonası’nda oynayacak olmamız nedeniyle hep “İlk
hedef ilk 4 içinde yer almak ve bir üst tura çıkmak” dedik durduk. Tabi
ki ilk bakışta bu düşünce doğruydu. Ancak Küba, İtalya gibi rakiplerimizin
sallandığını gördükten sonra ortaya koyduğumuz oyunlar bizi hiç tatmin ve mutlu
etmedi. Çünkü 2003’ün o agresif, az hatalı oynayan ve
istekli takımı, Sırbistan Karadağ’ın yaptığının aynisini yapar ve bu gruptan
ilk sırada çıkardı. İki oyuncunun sırtladığı Peru karşısında bile öldük öldük dirildik. Her maçta ortalama bir set iyi oynadık.
Onları da basit hatalar yüzünden avucumuzun içinden kaçırdık ve kendi kendimize
yolumuza taş koyduk.
Maçları
bende sizin gibi televizyondan izliyorum. Kötü bir çekim olması nedeniyle bir çok detayı görmüyoruz. Onun için fazla yorum yapmak
istemiyorum ama yine de göze çarpan bazı şeylere değinmekte yarar var.
Önce Küba karşılaşmasını hatırlayın. Sadece ikinci sette gerçek oyunumuzu
ortaya koyabildik. Neden? Servisi biraz yükledik, iyi manşet getiremedikleri
için defansımızdan toplar çıktı ve ataklardan sayılar
üretip mücadeleye denge getirdik. İki kez de set için servis attık, hatta Natalia ile 25-24 de hücumda
yaptık ama öldürüp seti kopartamadık ve 0-3 yenildik.
Karşılaşmaların istatistiklerine mutlaka göz atıyorsunuzdur. Ben maç
istatistiklerini açamıyorum (Sadece genellere bakabiliyorum). Onun için
ayrıntıya girmeyeceğim ama 3 setten 2 blokla çıktığımızı, attığımız 67
servisten sayı üretemediğimizi ve takım olarak 23 hata yaptığımızı
arkadaşlarımdan öğrendim. Mısır maçında bile 23 hata yaptığımızı, servisten 3
sayı çıkarıp, 5 blokla maçı bitirdiğimiz söylendiğinde ise ne kadar şaşırdığımı
bilmem anlatmaya gerek var mı?
ÜÇÜNCÜ MAÇ
Sonra
İtalya ile oynadık. İlk seti bilmem hatırlıyor musunuz? 16-19’a kadar geriden
geldiğimiz ve 20-20 de yakaladıktan sonra 23-22 öne
geçtiğimiz, ama Natalia’nın kaçan servisiyle 23-23
olduktan sonra, yine Natalia’nın kötü manşetinin
hücuma dönüşmemesi sonucu 23-24 geriye düştüğümüzü ve ayni oyuncumuzun yaptığı
direk manşet hatasıyla seti 23-25 kaybedişimizi sanırım sizde
unutmamışsınızdır. Böylesine bir büyük organizasyonda, hem de grubun en iyi
ekiplerinden biri karşısında, üstelikte en kritik olarak nitelediğimiz bir
karşılaşmada bu kadar kolay set elden kaçırılır mı? Eğer kaçırıyorsanız zaten
işiniz bitmiş demektir. Öyle de oldu. Setin gitmesiyle güvenini yitiren
oyuncularımız adeta dağıldılar ve diğer setleri de 17-25,
14-25 gibi açık farkla verdiler.
Açık farkla
yenilmemize karşın işin ilginç tarafı, bu maçın istatistiklere takım olarak en
az hata yaptığımız (11) müsabaka olarak yansımasıydı. 4 blokla bitirdiğimiz
karşılaşmada, 56 servisten ancak bir direk sayı da aldığımızı ilave edeyim.
PERU’YU 3-2
YENDİK
Ölüp ölüp dirildiğimiz ve zaman zaman
her şeyin bittiğini düşündüğümüz Peru maçı için ne çok not almışım. 7-7 den sonra başlayan hatalarla 4 sayı geri düşmüşüz: 7-11.
Sonra 8-12,
10-13
olmuş. İkinci teknik mola 13-17 geçilmiş. Plaselerimiz
ve Neslihan’ın ortaya çıkmasıyla 16-16 da sayıları
eşitlemişiz. Sonra Neslihan devam etmiş: 19-17, 21-17. Bu arada TRT den maçı
anlatan Güven Göktaş’ın 21-20 de ilk bloğumuzun
Neslihan dan geldiğini söylemesini not olarak
düşmüşüm. 25-24 avantajını kullanamayarak seti 25-27
kaybetmişiz.
İkinci
sette manşetleri düzeltmişiz, Hücumda Neslihan sazı eline almış, etkili servis
atmışız, Defanstan Gülden ile toplar çıkarmışız. Her karşılaşmada olduğu gibi
yine ortadan hücumu unutmuşuz ama buna rağmen set kolay gelmiş: 25-18.
Üçüncü
setin ilk teknik molasına 8-6 önde girerken, Natalia’nın sayılarının çoğaldığını, Özlem’in aldığı 3 topu
da öldürdüğünü notlarıma ilave etmişim. 13-12 den
sonra işler yine ters dönmüş. Kaçan servisler, servise karşı manşetlerin
bozulması ve ölmeyen toplar sonucunda üst üste giden 5 sayı ile 13-18 geri düşmüşüz. Bu arada 13-16
girilen teknik moladan sonra antrenörümüz Reşat Yazıcıoğulları
bu gidişe dur demek için, 13-17 ilk molayı, 13-18 de ikinci molayı almış, ama
bu da çare olmamış ve seti 21-25 vermişiz.
Koltuğun
üstünde adeta diken varmış gibi kıpır kıpır
izlediğimiz ve 6-6 dan sonra verdiğimiz üst üste 4 sayı
ile 6-10 geriye düştükten sonra 12-15’e kadar olan bölümde, iyice umutsuzluğa
kapılmışım. Bu soru işaretleri olarak notlarıma da yansımış. Sonra dirilişimiz
ve 16-15 öne geçişimizi büyük büyük
yazmışım. Hele 3 sayılık (19-16) farkı yakaladıktan
sonra not almayı da bırakmışım ve sadece setin sonucunu yazmışım: 25-21.
5. setin tüm
sayılarını ve nasıl olduğunu yazmışım ama hep önde olduğumuz için keyfim doğal
olarak notlarıma da yansımış. Hele Natalia’ın hücumuyla
maçın bitiş sayısı 15-9’un hem altına kalın bir çizgi çekmişim, hem de yuvarlak
içine almışım.
Bu arada
zorda olsa kazanılan bu 5 setlik karşılaşmada toplam 26 hata yapmışız (0-3 kaybettiğimiz Küba ve 3-0 aldığımız Mısır maçlarından
iki sayı fazla, ancak oranlandığında daha az).
SIRPLARA YİNE YENİLDİK
Grubun son maçı olan Sırbıstan Karadağ karşılaşması
bizim için çok önemliydi. Çünkü alacağımız galibiyetle Küba- Peru maçının
sonucunu beklemekten kurtulacaktık. Ayrıca hiç kimsenin ummadığı bir performans
göstererek 4 maçını da kazanarak grubun zirvesine yerleşen bu takımla Varna dan kalma bir hesabımız vardı. Ama her karşılaşmada olduğu
gibi yine ortaya koyduğumuz inişli çıkışlı grafik ve hatalar beklentilerimizi
gerçekleştirmemizi engelledi.
İlk seti 24-22 öndeyken 25-27 vermek (Küba maçında olduğu gibi) maçın
0-3 gidişinin en büyük nedeniydi. Hele son setin 15-25
kaybedilmesi, yapılan 25 hata ve sadece 4 blok sayısıyla biten mücadele bize
hiç yakışmadı.
GENEL DEĞERLENDİRME
Bu 5 karşılaşmanın özetini ise şöyle anlatabiliriz;
Öncelikle
ben, takımımızın ilk etapta ki hedefini yakalamasına karşın yukarıda da
değindiğim gibi oyun olarak beğenmedim. Bu da zaten sonuca yansıdı. Takımımız
oynadığı 5 maçta zaman zaman gerçek gücünü ve neler
yapabileceğini net olarak ortaya koydu. Ancak bu sonuca giden oyunun devamı bir
türlü gelmedi. İsteksizdiler. Beklenmedik kadar çok hata yaptılar. En önemli
meziyetlerini bile sahaya yansıtamadılar. Sanki işi oluruna bırakmış bir
havaları vardı. Tüm bunlar, sizleri bilmem ama, bana
Dünya Şampiyonası’na katılmanın yeterli bir başarı olduğuna ve her ne olursa
olsun, yine de bir ilki başardıklarına inandıklarını düşündürdü.
Maçları
televizyondan izlerken tuttuğum bazı notlara yukarıda ki satırlarda
değinmiştim. Kötü çekim nedeniyle görebildiğim kadarıyla bu notlar içinde bazı
ayrıntılarda var. Bunların başında hücumlarda hep ayni şeyi yapmamız geliyor. Yani
blokları geçmek için bir takım atak çeşitlemelerini hiç göremedik. Rakipler,
iyi manşet geldiğinde her ortadan oynarken, bizim iki pasörümüzün
genelde tercihleri hep köşeler oldu. Aysun gibi çok
iyi bileği olan bir oyuncuyu 2’ye dolaştırmaktan bıkmadık. Tamam
Aysun bunu çok iyi beceriyor ama bu oyuncunun
yıllarca ortadan vurduğu toplarla rakiplerine kök söktürdüğü de bir türlü
hatırlayamadık. Hadi Elif’in takımı Güneş Sigorta, voleybol da ortadan oynamayı
silmiş ve bu pasörümüze yansımış olsun. Peki Bahar neden O’nu ortadan kullanmaz ki? Özlem’e ise, kaç
top atıldığını çok merak ediyorum.
Servisleri gördünüz. Rakiplerimiz
bizim manşet alan oyuncularımızı zorlamak için hep değişik şeyler denediler ve
zaman zaman da başardılar. Bizler en büyük meziyetimiz
olan servisleri genelde önden 5 numaraya açılan oyunculara attık. Atmasına
attık da, çoğu onların üstüne gitti. Bu oyuncuların arkasına, önüne, sağına,
soluna çok az topu yollayabildik. Hele 1 numaraya ve
Bloklara ise söyleyecek söz bulmakta
çok zorlanıyorum. Tamam bizim ülke olarak en zayıf
halkamız buydu. Ama bu kadarını da açıkçası hiç beklemedim. 5 maçta toplam 27
blok. Yani 17 sette ortalama 2 sayı bile değil. Bu arada Rusya dan Gamova’nın 21 blok, Brezilyalı Walewska’nın
18, Tayvanlı Lin Chun Yi’nin 18 blok yaptığını yazarsam sanırım bu durum daha net
anlaşılacaktır. Bu arada ilginçtir en çok blok yapan oyuncumuz 10 blok ile
Neslihan olmuş ve genel istatistiklerde 22. sırada. 4 blokla Özlem 107., 3 blokla Elif ve Aysun 123., 2
blokla Natalia ile Esra 142., Bahar ise 1 blokla 142.
Blok olmadığı için en iyi taraflarımızdan biri olan defansta tabi ki yok oldu. Genel
İstatistiklerde Gülden 11. Esra 28. Natalia 41.
Servise karşı manşete gelince;
Burada da büyük sorun var. İlk 40 içinde Esra ve libero
Gülden yok. sadece Natalia
girebilmiş. O da 27. sırada.
Pasörler içinde Elif 16. Bahar 28.
24 Libero içinde Gülden’in 22.
sırada olması da şaşırtıcı başka bir istatistik.
Peki neyi iyi yaptık? Derseniz, yine de en göze batan
tarafımız, yeterli olmasa da hücumdu.
En iyi smaçörler sıralamasında
Neslihan 12., Natalia 17.
oldu. Onları Aysun izledi.
“Best skorerler’
sıralamasında ise, Neslihan zirveyi zorluyor. 83 smaç, 10 blok, 4 servis den
alınan toplam 97 sayı ile 4. Natalia 48., Aysun 63., Esra 114., Özlem
133., Seda 152., Eda 169.
İKİNCİ ETAP
Bugün ikinci etap başlayacak. A Grubu’nda ki 4 takım ile oynayacağız. Biri eski
gücünden uzak ve çok iyi tanıdığımız Avrupa ekibi Polonya, diğer üçü, Asya
Voleybolu’nun temsilcisi Tayvan, Japonya ve Kore. Bize her zaman ters gelen
hızlı ve az hatalı bir oyun sistemleri var. Üstelikte Tayvan bu şampiyonanın Sırbıstan Karadağ ile birlikte iki sürpriz takımından biri.
Japonya ise, ev sahibi. İşimiz çok zor. Ama 5-8 mücadelesi yapmak istiyorsak mutlaka tempomuzu
yükseltip, hataları alt seviyelere çekmemiz gerekiyor. Tabi ki sadece bu ikisi
yeterli değil. Hızlı ve az hatalı oynayan rakiplerimizi devirebilmek için, çok
iyi taktik servisler atıp, çabuk oynamalarını engellemeliyiz. Eğer bunu becerir
ve köşe smaçörleri yüksek toplarla hücuma zorlayabilirsek, o zaman hem blok,
hem de defans yapma şansımız artar. Bu arada servise
karşı iyi manşet alarak, kısa boyları nedeniyle yaşadıkları blok sorunlarından
en iyi şekilde yararlanmalıyız. Topu oyunda tutarak rakibi hata yapmaya
zorlayan bu 3 ülkenin voleybol anlayışlarını,
mutlaka hücumda ki birinci vuruşları sayıya çevirerek kırmalıyız. İlk
bölümde kopuk kopuk oynasalar da, beklentilerimizin
altında bir performans gösterseler de, oyuncularımızın kapasitesi bunları
yapmaya yeterli. Sadece kendilerine güvenmeleri, oyunda devamlılığı
sağlamaları, teknik becerilerini ortaya koymaları bizi sonuca götürmeye yeterli
olur.
TURNUVALAR
Dün bayanlarda iki turnuva başladı. Ankara Voleybol Antrenörler derneği’nin
düzenlediği ve Emlak Toki, Güneş Sigorta, TED
Kolejliler, İller Bankası, Türk Telekom ve Gaziantep Şahinbey Belediyesi’nin
katıldığı organizasyon cumartesi günü bitecek.
Ligin yeni
takımı Polisan Değirmendere’nin düzenlediği ve ev
sahibiyle birlikte, Fenerbahçe, Galatasaray ve Yeşilyurt’un katıldığı turnuva
ise Perşembe günü tamamlanacak.
Sırada ise
DYO Karşıyaka’nın Çeşme de düzenleyeceği organizasyon var. Katılan takımlara
çok yararlı olacak bu turnuvalar bizlere de lig öncesi ekipler hakkında daha doğru
değerlendirme şansı tanıyacak.
Ulusal
Takımımızın bugün başlayacak olan ikinci etapta başarılı olması dileğiyle, hoşçakalın.
A
L
E V A
N A K
Ö K