LİG
ISINIYOR
15 gün önce
sizlere “Yeniden merhaba” demiştim. Sonra ki hafta ara verdim. Bunun nedeni ilk yazımda değindiğim gibi, ligin henüz istenen heyecana
ulaşamaması ve İstanbul da az karşılaşma oynanmasıydı. Geçtiğimiz hafta ancak 3
müsabaka izleyebildim. Her halde bayanlar başlayana kadar da bu devam edecek.
Bu 3
karşılaşma da gözüme çarpanları sizlerle paylaşmaya çalışacağım.
GALATASARAY-ZİRAAT BANKASI
Çarşamba günü uzun bir aradan sonra Burhan Felek de maç izlemek hoş oldu.
Gerçekten bu salonun havasını ve voleybol dostlarını özlemişim. Hele hiçbir yer
de tadını bulamadığım büfenin o güzel kokan kahvesini bir başka özlemişim.
Neyse
gelelim takımlara ve oyunculara;
Tempolu ve
iyi bir karşılaşma olmadı. Ziraat geçen sezona oranla daha iyi bir görüntü
verdi. Pasör Alderman
takımı iyi yönetiyor. Smaçörleri akıllı kullanıyor. Eski oyuncuları Krasimir de hücumda etkili bir silah. Soner yine bildiğiniz
gibi. Canla başla savaşıyor. Ancak bazen hırsının esiri olup hata yapabiliyor.
İki orta oyuncu Şevki ve Ercan’ın takıma katkısı var. Ama ben onlardan daha iyi
blok bekliyorum. Ayni şekilde Osman gibi, tekniği iyi bir oyuncunun da maça
daha fazla ağırlığını koyması gerekir. Libero Akif için söylenecek bir şey yok.
Her zaman faydalı ve istekli. Sonradan giren Tolga ve
Mustafa az oynadıkları için bir yorum yapamıyorum.
Galatasaraya’a gelince; Lisansını son anda çıkarıp sahaya sürdükleri Sırbıstan Karadağlı Vladan, uyum
sorunu yaşasa da gelecek maçlar için itici güç olacak izlenimini verdi. Finli pasör Raurila’yı da beğendim. Tercihleri ve pasları iyi. Ancak Brezilyalı Fabio için olumlu bir şey söylemek bu aşamada zor. Birkaç
karşılaşma sonra değerlendirme yapmak daha doğru olacak. Ancak geçen yıl
oynayan ve bu sezon SSK da forma giyen Diogo kalmış
olsaydı işler çok farklı olurdu. Türker dışında ki genç oyuncular ise
istikrarsızlar. Bazen çok iyi işler yapıyorlar, bazen de üst üste hatalar. Bu
nedenle de Sarı- Kırmızılı takım inişli- çıkışlı bir grafik çiziyor. Zaman
onlara ilaç olabilir.
Oyunun
genelin de hataların çok olması nedeniyle keyifli bir mücadele olmadı. Maça iyi
giren Galatasaray ilk teknik molayı 8-5 önde geçti. Ama
Soner’in servisleri bela olunca, Ziraat toparlandı ve üst üste 6 sayı aldı: 8-11. Sarı- Kırmızılılar arayı çabuk kapattılar: 11-11. İkinci
teknik mola 15-16 geçildi. Sonra fark 2’ye çıktı. 22-22
de tekrar sayılar eşitlendi. Ne var ki pasör Raurila’nın
yerine giren Ersin’in atağı blokta kalınca (22-23), Ankara takımı bu fırsatı
kaçırmadı: 22-25.
İkinci sete
Ziraat iyi girdi: 0-3. Ev sahibi yakaladı: 3-3.
Başkent ekibi arayı tekrar açtı: 5-8. Bu 3 sayılık fark 11-14’e kadar sürdü.
Galatasaray atak yaptı: 13-14. 14-15 de Krasimir topu öldürdü (14-16) ve servise geldi. Onun bazen
sert, bazen yumuşak
taktik servisleri Sarı- Kırmızılılara bela oldu. Pasör Raurila’nın önde olması nedeniyle bu ikili hücum
turunda (Türker 2- Raurila
3- Fabio 4) tıkandılar. İyi çıkmayan manşet, ölmeyen,
ya da blokta kalan toplarla (İşin ilginç tarafı Ziraat’in
Soner 2- Şevki 3- Alderman 4, ön pozisyonunun bloğu
da çok yüksek değildi) ara açıldı: 14-21, sette 16-25
Ankara takımımın oldu.
3. setin
başlarında oyunda denge vardı. Karşılıklı sayılarla 10-10’a kadar gelindi.
Ziraat iki sayılık bir fark yakaladı: 10-12, 11-13. Sarı-
Kırmızılılar topu öldürdüler: 12-13. Servise Fabio
geldi. Onun servisleri, 4’den manşet
için açılan Osman’ın önüne. Bu arada pasör Alderman 3, Şevki 2 de. Osman’ın manşetleri alçak çıkınca, pasörün oyun kurma şansı kalmadı. Ne 2 deki Şevki’ye, ne de
geri den atak yapacak Krasimir’e pas atamadı. Böyle
olunca da tek yönden gelen hücumlar Galatasaray’ın işini kolaylaştırdı: 15-13. Sonunda Başkent ekibi bu krizi Krasimir
ile aştı (15-14) ama moral bulan ev sahibi sete iyice asılmaya başladı ve bunun
semeresini de gördü: 25-19.
Ancak
kazanılan set Sarı- Kırmızılıları hızlandıracağına, Başkent ekibini
hırslandırdı. Bunun sonucunda da çok iyi başladıkları seti kolayca kazanarak (0-3, 1-8, 3-12, 6-16, 7-19, 11-25) İstanbul deplasmanından
1-3 ile 3 puan çıkarmış oldular.
Çarşambanın
diğer maçlarında ise, üç ilginç sonuç vardı. Şampiyonluk yarışının adayları
arasında gösterilen Fenerbahçe, 2-0 öne geçtiği zorlu Tokat
deplasmanın da sonunu getiremedi ve toparlanan rakibine 3-2 ile boyun eğmek
zorunda kaldı. Maçla ilgili fazla bir bilgi edinemedim. Ancak Sarı- Lacivertli
takımın teknik direktörü Jesus’un daha önceki bir çok
karşılaşmada olduğu gibi 2-0 dan sonra oyuncu
değişiklikleri yaptığı, bunun da takımın kimyasını bozduğunu söylüyorlar. Ancak
Beşiktaş TV de ki “Libero” programına bağlanan Tokat Belediye Antrenörü Reşat Arığ, bunun doğru olmadığını, Fenerbahçe’nin yabancı
oyuncusunun kötü oynadığını ve Kübalı çalıştırıcının onu değiştirmek zorunda
kaldığını söyledi. Maçı izlemediğim için bu konuda bir yorum yapamayacağım.
Ancak her ne olursa olsun ev sahibi için önemli bir galibiyet.
Çarşamba’nın
sonucu merakla beklenen bir diğer mücadelesinde Halkbank,
Erdemir’i, Ereğli de 3-0
gibi net bir skorla geçerek, “Artık raya oturduk” dedi.
Bu arada
Konya Meram Belediyesi’nin, Manavgat deplasmanından 3
puanı set vermeden çıkması da ilginç bir sonuç olarak hafızalara yerleşti. Diğer
karşılaşmalar beklenen sonuçlarla kapandı.
İSTANBUL B. BELEDİYESİ- ARKAS
Perşembe günü Haldun Alagaş da benim iki şampiyon
adayım kozlarını paylaştı. 2 takımda henüz tam olarak hazır olmasa da zaman zaman güzel ve heyecanı yüksek bir maç oldu.
İsterseniz
önce yine takımlara ve onların oyuncularına bir göz atalım;
Kazanan ev
sahibinden başlayayım; Bu sezon lige şampiyonluk hesapları ile giren Belediye,
gerçekten güçlü bir kadroya sahip. Pasör Hüseyin’e ne denir ki. Takımın büyük silahı. Bir pasör
için olması gereken her şey var. Buna tecrübeyi de eklersek geriye ufak tefek
şeyler kalıyor. Onlar da sadece konsantrasyonunu
kaybettiği zamanlarda ortaya çıkıyor. Bu karşılaşma da sadece 4’e attığı
toplarda istikrarlı değildi. Özellikle Gardner’e çok
yatık attığını gözlemledim. Bunu maçtan sonra ki röportaj da sorduğum da,
“Amerikalı oyuncu böyle istiyor” dedi. O zaman tabi ki söyleyecek fazla bir şey
yok. Ancak ben yine de bu kadar yatık pasların (Gardner
istese de) blok geçme de sıkıntılar yarattığını düşünüyorum.
Pasör çaprazı Ali Çayır, her zaman ki gibi çok etkili. Alınan sayılarda
payı büyük. Hüseyin
ile de çok iyi anlaşıyorlar. Ali, Arkas maçında
ayrıca çok iyi defansta yaptı. Sadece blokta yer
tayinini biraz daha dikkatli yapması gerekir.
Bu
karşılaşma da orta oyuncular Fatih- Özkan ikilisinden Özkan görev yaptı.
Faydalı oynadı ama ben diğer oyunculara baktığım da, onu sadece arkadaşlarına
yardım etmeye, onları tamamlamaya çalışan misafir bir oyuncu gibi gördüm. Artık
bu görüntüden kurtulup, daha aktif bir hale gelmeli. Omuzun da Üniversiteler
Dünya Şampiyonluğu apoleti olan bir sporcu bu kadar çekingen olmaz..
Yabancılara
gelince; Gardner’i daha önceden Erdemir
den tanıyorum. Çok iyi bir silah. Ancak, Arkas maçında çok blokta kaldığını ve çokça hücum hatası
yaptığını düşünüyorum. Böyle bir oyuncu için iyi bir görüntü değil. Markovic’ın oyunu beni fazla tatmin etmiyor. Biraz zaman
tanımalı. Brezilyalı İdner Martins,
karşılaşma da en çok beğendiğim sporcu oldu. Her şeyi yapıyor. Manşeti düzgün,
servisleri etkili, hücumlar da akıllı. Tekniği kuvvetli bu oyuncunun iyi işler
yapacağına inanıyorum.
Bir ara Arçelik de de libero olarak bir
sezon oynayan, ancak sonradan yine smaçörlüğe dönen Barış,
yılların verdiği alışkanlıkla doğal olarak yeni görevini yadırgıyor. Bu arada sürekli girip
çıkmanın konsantrasyonunu bozduğunu da düşünüyorum. Bu
nedenle zaman zaman manşetler de aksadı. Defansta ise
bildiğimiz o eski Barış henüz yok. Eminim ki zaman onun lehine çalışacak.
Diğer
oyuncuları izleme şansımız olmadı. Ama Belediye’nin dışarıda bekleyen pasör Mustafa, Fatih, Soner, Taner, Hürol
gibi isimleri düşündüğüm de Nedim Özbey’in sezon
içinde bir hayli rahat edeceğini sanıyorum.
Bu arada
yönetimiyle, teknik kadrosuyla, sporcularıyla, İstanbul gibi büyük bir şehri
temsil eden Belediye’nin gerek yurt içinde, gerekse yurt dışında iyi işler
yapacağı bir gerçek. Ancak bu takımın bir eksiği var. O da şimdilik salonda pek
görünmeyen seyircisi. Eğer bu desteği de arkalarına alırlarsa hedefe daha kolay
yürürler.
ARKAS: Geçen sezonun şampiyonu, bu yıl da
ayni başarıyı yakalamayı hedefliyor. Onların da iyi bir kadroları var. Bu
takımı önce İzmir de düzenledikleri Arkas
Turnuvası’nda SSK, Erdemir ve Tofaş
karşısında izledim. Sonra da Çarşamba günü seyrettim. O günden bu yana
değişiklikler göze çarpıyor ama açıkçası biraz yavaş gidiyorlar. Pasör
Selçuk’un henüz sahaya dönmemesi, İhsan’ın sakatlığı nedeniyle yeni yeni oynamaya başlaması işleri zorlaştırıyor (Bu
karşılaşmada oynamadı ama, izlediğim kadarıyla genç
Göktuğ’un böylesine kariyerli oyunculara pas atabilmek için kendini çok
zorlaması ve tercih hataları yapması da İzmir ekibi için bir başka sorun). İşte
bu nedenle bir türlü istikrarlı oyun ortaya koyamıyorlar. Bazen çok iyi
çıkışlar yapıyorlar, ardından ilginç düşüşler yaşıyorlar. İstanbul maçında da
böyle oldu. Smaçörlerin istedikleri pasları alamadıkları bölümler hep sıkıntılı
geçti. Geçen sezon da görev yapan Giani bu kez biraz
tutuktu. Hücumda top öldürmekte zorlanırken, blokları da pek ortalarda
görünmedi. Yeni transferlerinden İspanyol Suela’yı
turnuvada da pek beğenmemiştim. Bu karşılaşma da da
farklı bir görüntü çizemedi. Bu oyuncunun manşeti çok iyi. Ancak
file üstünde yani hücumda ve blokta fazla etkili değil. 4 numarada görev yapan
bir sporcu için sadece iyi manşet almanın, özellikle bu sezon çok sert
geçeceğine inandığım ligimiz için yeterli olmayacağına inanıyorum. 4. yabancı Dyk’ı devreye sokulsa belki hücumda ki sıkıntı bitecek ama
bu kez manşet sorun olacak. Bakalım bu ikilemi İspanyol antrenör
ne şekilde aşacak? Kanadalı pasör çaprazı Duerden, kariyeri yüksek, iyi bir oyuncu. Onu daha önceden
Şampiyonlar Ligi karşılaşmalarında 3-4 kez izledim.
Çok iş yapıyordu. Henüz pasörlerle anlaşamıyor ama
yine de takımın en büyük silahı. Belediye maçında da Arkas’ın
en iyi oyuncusu olarak göze battı. Orta oyuncular dan
Gökhan, sakatlıktan çıktığı için henüz hazır değil. Ancak bu kadar tecrübeli ve
kariyerli bir oyuncu için ne söylenebilir ki? Mutlaka ilerleyen haftalar da
takımımın en büyük kozlarından biri olacaktır. Bu arada İzmir ekibinin yeni
İspanyol antrenörü, onu çok iyi tanımasına karşın arkaya geldiğinde libero Bülent ile değiştiriyor. Belki dinlendirmeyi
düşünüyor ama bence bu büyük bir yanlışlık. Gökhan gibi manşeti çok iyi olan
biri ne olursa olsun oyunda kalmalı. Diğer orta oyuncu Zafer, özellikle
bloklarıyla takıma katkı sağlıyor, hücumda ise devamlılığı yok. Öte yandan şu
servis işini de artık çözmeli. Her sette onun yerine servise Kadir’in bir kez
de olsa alınması hoş değil. Bu arada İspanyol antrenörün
Kadir’i kritik anlarda servise atma işi de sonuç vermiyor. Dışardan soğuk bir
oyuncuya, hele Kadir gibi genç birine bu ağır yükü vermek ileri de başka
sıkıntılar doğurabilir. Libero Bülent ise, gerek hazırlık turnuvasında, gerekse
İstanbul karşılaşmasında tutuk bir görüntü çizdi. O’nu oyunda biraz tedirgin
buluyorum. Daha rahat olması gerekiyor. Bu arada bir çok
kişi gibi ben de, O’nu defansta daha aktif görmek istiyoruz.
MAÇ
İlk sette ev
sahibi, istekli oyununa eklediği etkili servisleri ve hücumlarıyla
karşılaşmanın kontrolünü eline geçirdi. Bu arada Arkas’ın
iyi manşet alan Belediyeli oyunculara, etkili servis atmak yerine, taktik ama
yumuşak servisleri tercih etmeleri de bunda etkili oldu. Rahat hücum eden
İstanbul, ikinci teknik molaya önde girdi: 16-12. Bu 4
sayılık farkı kapatmak için, İzmir ekibi yumuşak servisten vazgeçti ve önce Suela, sonra da Gökhan ile yüklendi. Bunun semeresini de
arayı kapatıp 17-18 öne geçmekle gördüler.
Sonra
heyecanı ve kalitesi yüksek bir mücadele ortaya çıktı. Çok keyif veren ve 38
dakika süren bu güzel seti, sonunda 30-28 İstanbul
kazanmayı başardı.
İkinci sette
6-6 dan sonra 2 sayılık bir avantaj yakalayan Belediye
kaçtı, Arkas kovaladı. 18-16 dan
sonra ise set koptu: 25-19.
3. sete iyi
başlayan İzmir ekibi 7-10’a kadar önde geldi. İdner Martins topu öldürdü (8-10) ve
servise geldi. O’nun etkili servislerine önce Duerden,
sonra Suela’ya yapılan iki blok eklenince sayılar
eşitlendi: 10-10. 11-11 de Arkas
atak yaptı: 11-14. Belediye cevap verdi: 14-14. İkinci teknik mola 15-16
geçildi. İzmir ekibi 3 sayılık bir fark yakaladı: 17-20.
İstanbul’un arayı kapatma çabaları sonuç verdi ve 23-23 de rakibini yakalamayı
başardı. Duerden’in blokta kalan atağına, Suela’nın avuta giden hücumu eklenince seti 25-23 alan belediye, bu zor maçı da 3-0 kazanmayı başardı.
CUMARTESİ MAÇLARI
Hafta sonunun ilk gününde, Burhan Felek de, Fenerbahçe- Trabzon Fatih
Belediyesi müsabakasını izledim. Ligin yeni takımı karşısında son sette biraz
sıkışsalar da Sarı- Lacivertliler mücadeleden 3-0
galip çıktılar ve Tokat yenilgisinin yarasını bir nebze de olsa sardılar.
Arada güç
farkı olması nedeniyle iyi bir karşılaşma olmadı. Rahat bir tempo da oynayan
Fenerbahçe, aradaki sayı farkının azaldığı anlarda da Fatih Hastanesi
oyuncularının çok servis kaçırarak yardım etmeleri nedeniyle kolayca sonuca
gitti: 25-19.
İkinci sette
tempoyu biraz yükselten ev sahibi 25-16 ile 2-0 öne
geçti.
3. sete pasör Arslan yerine, Umut ile
giren Fenerbahçe’ye Trabzon takımı direnmeye başladı. Bunun sonucunda da oyuna
denge geldi. İlk teknik mola 7-8 geçildi. Sonra Fatih
Belediyesi öne geçti: 8-10. Sarı- Lacivertliler
yakaladılar: 10-10. Misafir takım sıçradı: 11-13. Fener yakaladı:13-13. Bu 2
sayılık sıçramalar ve eşitlemeler 22-22’ye kadar sürdü. Sonra kovalama 1 sayıya
düştü. Fatih Hastanesi 26-27’ye kadar önde geldiyse de tecrübeli oyuncuları
fazla olan rakibinden seti kurtaramadılar ve sonunda 29-27
ile teslim oldular.
Oyunculara
bir göz atarsak; Fenerbahçe de yabancılar dışında fazla bir değişiklik yok. İki
tane Arjantinli transfer edilmiş. Bir maçta karar vermek doğru değil ama 4
numaradan oynayan Bidegain’ı yine de iyi bulmadım.
Pasör çaprazı Chavez’in ise takıma katkısı var. Bizim
oyuncularımız, pasör Arslan,
Can, Hakan ve ikinci pasör Umut’un, Fatih Hastanesi karşısında iyi bir
günlerinde olmadıkları için yabancılar için yorumu biraz daha sonraya
bırakalım.
Maçta ben en
çok Burak ve libero Nuri’yi beğendim. 3. sette
Burak’ın son sayılarda ki kritik anlarda üst üste aldığı 3 topu sayıya
çevirmesi, ardından servisten aldığı direk sayı ile sete noktayı koyması
puanını da artırdı.
Ligin yeni
takımı Fatih Hastanesi alışma döneminde. İki yabancı oyuncusu var. Pasör Anton
faydalı
olacak. Maksymilian için bir şey söylemek zor. Çünkü
Fenerbahçe karşısında iyi değildi. Rıdvan, Trabzon takımının itici gücü olmuş.
İyi oynuyor. Levent’i de beğendim. İki orta oyuncusu Süleyman ve Murat güçlü
rakipleri karşısında biraz tutuk kaldılar. Onları daha rahat boğuşabilecekleri
bir ekip önünde izleyip değerlendirmek daha doğru olacak. Libero
Tolga ve sonradan oyuna giren Gökhan, Refik, Sina’nın takıma katkısı bir hayli
fazla. Son sette ev sahibine çok direnmeleri birazda bundan kaynaklandı.
Servise karşı manşetlerde sıkışmaları, bloklarda zorlanmaları ve çok servis
kaçırmaları eksileri olarak göze çarptı.
DİĞER MAÇLAR
Hafta sonu SSK’nın
Bursa da Tofaş’a set vermesi, Polis Akademisi’nin
Manavgat’tan 5. sette sıyrılması, Şampiyonluk yarışının favorilerinden İstanbul
Büyükşehir Belediyesi’nin Konya da, Meram dan 3-2 ile kurtulması, Halkbank’ın, Tokat Belediye engelini set vererek aşması, Pazar
günü ise, Ziraat- Erdemir ve Maliye- Galatasaray
karşılaşmalarının 3-2 bitmesi ligin iyice ısınmaya başladığının bir işareti
olsa gerek.
ULUSAL TAKIM HAZIRLIKLARINI HIZLANDIRDI
Türkiye Erkekler 1. Voleybol Ligi tüm hızıyla sürerken, Ulusal Bayan Voleybol
Takımımızın Japonya da ki Dünya Şampiyonası hazırlıkları tüm hızıyla sürüyor.
Hafta içinde
gazetem Cumhuriyetin, Salı günleri çıkan spor ekine röportajlar yapmak için
ekibimizin kaldığı otele gittik. Görünen o ki, oyuncularımız ve teknik kadromuz
Varna’nın yaralarını çoktan sarmışlar. Bu onların konuşmalarına da fazlasıyla
yansıyor. Ve söz birliği etmişçesine
“Bize güvenin, Filenin Sultanları ilkleri başarmaya devam edecek”
diyorlar.
Perşembe
günü tekrar onlarla birlikte olacağız. Bu kez Cuma akşamı 20.30 da Beşiktaş TV
de ki “Libero” programı için çekim yapacağız. Onları izlerseniz, bu olumlu
havayı sizler de göreceksiniz.
Tekrar
birlikte olmak dileğiyle, hoşçakalın.
A
L
E V A
N A K
Ö K