UZUN BİR ARA
Evet, sizlerle buluşmayalı gerçekten uzun bir ara oldu. Bunun tabi ki nedenleri var. En önemlisi de vakit bulmakta bir hayli zorlanmam. Ama her halde asıl sorun artık eskisi gibi kolay yazı yazamamam. Bilgisayarın başına oturduğumda bir türlü yazıya giremiyorum. Girsem de bu kez aklımdakini dökemiyorum. Yani bilgisayar bana bakıyor. Ben ona. Bu yüzden de fazla direnemeyip vazgeçiyorum. Üstelikte bu kadar hareketli günler yaşamamıza, bu kadar olayın iç içe girmesine karşın böylesine bir zorluk çekmeyi de anlayamıyorum. Voleybol seyretmekten, voleybol düşünmekten, sık sık voleybol konuşmaktan biraz sıkıldım her halde . Bu arada birçok kişiden de uzun bir süredir yazmadığım için sitemler alıyorum. Hatta sitemizin sahibi Suat ile Darıldın mı? diye soranlar bile var. Sonunda kendimi zorladım, zorladım ve bilgisayarın başına oturdum. Bakalım nasıl bir yazı çıkacak.
Geride kalan haftalarda voleybolumuz çok hareketli ve birbirinden değişik olaylar yaşadı. Bunları konuştunuz, tartıştınız, beklide hala aklınıza geldikçe veya konu açıldıkça konuşuyorsunuz. Ben yeniden bunlara değinmeyeceğim. Zaten Fenerbahçenin 4 yabancı oynatarak hükmen yenilmesini ve bir puanının silinmesini, yine ayni gün Beşiktaş- Türk Telekom karşılaşmasının gözlemci, saha komisersiz ve 3 hakem eksiği ile oynanması hakkında ki düşüncelerimi Enver Bağlarbaşının Manşet isimli voleybol dergisinin son sayısına yazdım. Oradan okursunuz. Dergi çıktıktan sonra belki buraya da alırım. Çünkü yazılarım sitenin arşivine girdiği için böylesine kolay kolay yaşanmayacak bu iki olay da bir belge olarak kalır.
Dergiden söz açılmışken, bu konuda camiamıza bir kez daha sitemlerimi belirteyim. Yıllardır Bir dergimiz yok diye söylendik durduk. Şimdi 16. sayısı çıkan bir dergimiz var, ama ilgi ve yardım açısından birçok kişinin sınıfta kaldığının düşünüyorum. Zorluklarla boğuşan bu ve inatla dergiyi çıkarmaya çalışan Bağlarbaşı, korkarım yakın bir zamanda Bu camiaya bu kadar uğraşı, bu kadar zahmeti hak etmiyor diyerek pes ederse, kim kaybedecek? Tabi ki, destek vermekten kaçan, haberleri ve resimleri çıkan, kulüpler, yöneticiler ve sporcular.
GEÇEN HAFTA
Evet, gelelim geçtiğimiz haftanın kısa bir değerlendirmesine;
Haftaya Çarşamba günü erkeklerin Klasman Grubu müsabakaları ile başladık. Bu grupta hepinizin izlediği gibi çok ilginç sonuçlar alınıyor. Hatta ben final grubu maçlarından çok, bu karşılaşmaları daha merakla takip ediyorum. Çünkü kimin kimi yeneceğini kestirmek zor oluyor. Tamam bu takım kazanır diyorsun, bir bakıyorsun beklediğinin tersi bir sonuç ortaya çıkmış. Kısacası düşmemek için takımların gösterdikleri çaba alkışa değer nitelikte. Hepsi biliyorlar ki düşen bir daha kolay kolay geriye gelemiyor. Bu nedenle de ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlar. Çarşamba günkü bazı sonuçlarda bunu doğrular nitelikte. Tofaşın, Beşiktaşı yenerek ilk galibiyetini alması, Manavgatın, Arçeliki alt ederek yukarıları tırmanması, Galatasarayın iyi kadrolu Konya Meramı 3-1 geçmesi ilginç tabi.
BAYANLAR KLASMAN GRUBU
Artık haftanın 4 günü voleybol oynandığı için Perşembe günü bu kez sahneye
bayanlar çıktı. Klasman Grubunun 6 takımı kozlarını paylaştı. İki favoriden
Emlak TOKİ, Polisan Değirmendereyi, Yeşilyurt da, Yalovayı ayni sonuçlarla 3-0
yendiler.
Günün diğer karşılaşması ise bir çoğumuz için beklenmedik bir sonuçla kapandı ve TED Kolejliler, Galatalarayı hem de 3-0 ile geçmeyi başardı.
CUMARTESİ MAÇLARI
Hafta sonunun İlk günü Final grubu maçları vardı. Puan cetvelinin ilk iki
sırasını paylaşan, Arkas ve Halkbank rakiplerini dize getirmeyi bildiler. İlk 4
içinde yer alabilmek için çaba harcayan, SSK da, çok önemli olan Erdemir
deplasmanından galibiyet çıkarmayı başardı ve umutların gelecek haftaya taşıdı.
Haftanın en önemli karşılaşması ise hiç şüphesiz ki Haldun Alagaş da oynanan İstanbul Büyükşehir Belediyesi- Fenerbahçe mücadelesiydi.
Gerçektende iyi bir maç olduğunu söyleyebilirim. Ev sahibinin 3-1lik galibiyeti ile sonuçlanan karşılaşmanın kalite açısından zaman zaman üst seviyelere çıktığını vurgulamam gerekir.
Maçla ilgili notlarıma baktığımda, gözüme ilk çarpan iki takım oyuncularının bazı hareketlerinin adeta voleybol dersi niteliği taşımasıydı. Çok sık izlemesek de smaçörlerin sayı almak için öylesine güzel vuruşları vardı ki çok keyiflendim. Belediye de pasör Hüseyinin zaman zaman tercih hataları yapsa da, paslarının yüksekliğini her zaman ayni standartta oturtamasa da geriye dönüşünü seyrettim. Buna karşın her zaman Fenerbahçenin itici gücü olan Arslanın bu kez bir hayli tutuk olduğunu gözlemledim. Belki de bunda takım arkadaşı Canın hala oynayamamasının yani iyi manşet gelmemesinin de etkisi büyüktü. Ancak yine de Mc Kienzie ile birlikte Sarı- Lacivertli takımın ayakta kalan oyuncuları oldular.
Bu arada Libero Nuriyi ayrı bir yere koyuyorum. Yıllardır bir liberonun bu kadar çok defanstan top çıkardığı bir karşılaşmaya şahit olmadım. Sakın Smaçlar yumuşaktır, onun için çıkmıştır gibi bir düşüncenin içinde olmayın. Gerçekten seyretmenizi isterdim. Ancak arkadaşlarının onun bu büyük çabasına katkı sağlayamaması maçın kazanılmasını engelledi. müsabakadan sonra tesadüfen karşılaştığımız da bu düşüncemi Ona söyleyip tebrik ettim.
Belediyeye gelince; Geçtiğimiz hafta İzmir de Arkas galibiyetini son anda (12-14 öndeydiler) kaçıran İstanbul ekibi, o maçta ki gibi yine iyi bir oyun ortaya koydu ve bu önemli mücadeleden 3-1 galip ayrılmayı başardı. Bu sonuçla puanını 15e çıkarıp, üçüncü sıraya yerleşti.
Oyunculara göz atarsak, Hüseyin ile ilgili düşüncelerimi yukarıda yazdım. Onun ötesinde Ali Çayır, tecrübeli Barış (Burada aklıma yine Arkas mücadelesinin 5. setinde ki son sayılar takıldı.12-14 den sonra Hüseyin, 2 kez Ali Çayırı, 1 kez 6 numaradan Gardnerı, bir kez Markovicı topla buluştururken, eğer bu 4 ataktan birinde Barışı kullansaydı, acaba sonuç farklı mı olurdu?). İyi oyunlarıyla galibiyette büyük pay sahibi oldular.
Bu arada Amerikalı Gardneri de mücadelenin kahramanı olarak nitelemek gerekir. Erdemirin şampiyonluğunda büyük pay sahibi olan Amerikalı, bu sezon beni birçok maçta hayal kırıklığına uğratmıştı. Nihayet ortaya çıktı. Gerek televizyondan izlediğim Arkas maçında, gerekse Fenerbahçe karşısında, o bildiğimiz Gardner yeniden sahadaydı. Hele blok üstünden yaptığı hücumları keyifle izledim. Umarım böyle de devam eder. Çünkü ülkemizde forma giyen ve kalitelerinden şüphe duymadığımız bazı yabancılar, hala inişli çıkışlı grafikler çiziyorlar. Onların formlarının yükselmesi, şu ana kadar ayakta kalmayı başaran oyuncularımıza destek olmaları, hiç şüphesiz ki karşılaşmaların kalitesini de bir hayli yukarılara çekecektir.
PAZAR MAÇLARI
Cumartesi günü bazı hareketlerin damağımda kalan tadının, Pazar günkü
karşılaşmalarda devam edeceğini düşünmüştüm. Çünkü bu sezon iyi yatırım yapan ve
iyi bir kadro oluşturan Fenerbahçe, Akatlar da Beşiktaş ile oynayacaktı. Hemen
iki saat sonra da bu kez yıllardır büyük bir rekabet içinde olan ve hep
şampiyonluğu birbirlerinin elinden alan Eczacıbaşı- Vakıfbank Güneş Sigorta
kozlarını paylaşacakdı. Ama yanılmışım. Cumartesinin bizi mest eden voleybolunun
bir bölümünü bile izleyemedik. Hani eskiler beklentilerin uzağına düşen olaylar
için Keçi boynuzu tadında derler ya, aynen öyle iki müsabaka izledik. Hatta
Keçi boynuzu tadında bile değildi desem acaba voleybolumuza ayıp mı etmiş
olurum?
Ancak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, 2. Lig Bayanlar Yarı Final karşılaşmaları bile bu iki maçtan daha lezzetli, daha güzel ve daha heyecanlıydı (Daha sonra onlara da değineceğim).
BEŞİKTAŞ- FENERBAHÇE
Adı büyük ama mücadelenin küçük olduğu bir karşılaşma izledik. Çünkü ev sahibi
sahada var mıydı, yok muydu? Açıkçası anlayamadık. Bir takım bu kadar nasıl hata
yapar? Çözmek mümkün değil. Sanki Türk Telekom maçını kazanan onlar değildi.
Gerçi Güneş Sigorta maçında da iyi değillerdi ama bu kez hiç ortalarda yoktular.
Ne servis attılar, ne hücum, ne de blok yaptılar. Böyle olunca da yenilgi geldi.
Eğer Siyah- Beyazlılar bir an önce toparlanamazlarsa, ilk dört hedefi bir hayli
uzakta kalacak.
Aslında birçok kişinin aklına, Fenerbahçe iyi oynadığı için, Beşiktaş böyle görünmüştür gelebilir. Ama Sarı- Lacivertlilerin de iyi bir günlerinde olmadıklarını söylemem gerekiyor. Gerçi rakibin hataları ve temposu da onları etkilemiş olabilir ama ben yine de böyle olmadığını düşünüyorum.
Cin pasör Pelinin arkadaşlarını iyi yönlendirmesi ve pas tercihlerinin genelde iyi olması, Brezilyalının etkili oyunu, Özlem ve Sedanın bu iki oyuncuyu desteklemesi maçın gelmesine yetti de arttı bile.
İSTATİSTİKLER:
Hadi istatistikleri vereyim de karşılaşma hakkında ki düşüncelerimi daha iyi anlayın;
Beşiktaş: 55 servis, 7 hata, 1 sayı. Servise karşı 69 manşet, 4 hata, yüzdesi 75. Exc: % 52. 101 hücum, 36 sayı, yüzdesi 36. 5 blok.
Fenerbahçe: 74 servis, 4 hata, 3 sayı. 45 manşet, 4 hata, yüzdesi 73. Exc: % 49. 77 atak, 39 sayı, yüzdesi 51. 14 blok.
Beşiktaşlı oyuncular:
Baylukova: 8 servis, hata ve sayı yok. 37 manşet, 2 hata, yüzdesi 73. Exc: % 51. 31 hücum, 12 sayı, yüzdesi 39. Blok yok.
Radostina: 3 servis, 1 hata, sayı yok. 17 atak, 3 sayı, yüzdesi 18. Blok yok.
Chmil: 8 servis, sayı ve hata yok. 1 blok (3 yabancının gösterdiği performansa bir bakar mısınız?).
Pınar: 12 servis, 2 hata, sayı yok. 17 hücum, 6 sayı, yüzdesi 35. blok yok.
Hülya: 8 servis, 2 hata, sayı yok. 4 hücum, sayı yok. 1 blok.
Eda: 10 servis, 1 hata, 1 sayı. 9 manşet, hata yok, yüzdesi 89. Exc: % 56. 12 atak, 7 sayı, yüzdesi 58. 2 blok.
İzolda (Libero): Servise karşı 21 manşet, 2 hata, yüzdesi 71. Exc: % 56.
Nuray: 1 servis, hata ve sayı yok. 2 atak, sayı yok. Blok yok.
Yeliz: 5 servis, 1 hata, sayı yok. 16 hücum, 8 sayı, yüzdesi 50. 1 blok.
Fenerbahçeli oyuncular:
Pelin: 15 servis, hata yok, 1 sayı. 3 hücum, 2 sayı, yüzdesi 67. Blok yok.
Özlem: 10 servis, hata ve sayı yok. 6 atak, 4 sayı, yüzdesi 67. 3 blok.
Beatriz: 13 servis, hata ve sayı yok. 6 manşet, hata yok, yüzdesi 67. Exc: % 50. 23 hücum, 12 sayı, yüzdesi 52. 4 blok.
Seda: 10 servis, 1 hata, sayı yok. 8 manşet, hata yok. Yüzdesi 88. Exc: % 25. 19 atak, 10 sayı, yüzdesi 53. 2 blok.
Teneva: 13 servis, 3 hata, 1 sayı. 3 manşet, hata yok, yüzdesi 67. Exc: % 33. 14 atak, 6 sayı, yüzdesi 43. 3 blok.
Çiğdem: 12 servis, hata yok, 1 sayı. 5 manşet, 2 hata, yüzdesi 60. Exc: % 20. 11 hücum, 5 sayı, yüzdesi 45. blok yok.
Davis (Libero): Servise karşı 22 manşet, 2 hata, yüzdesi 73. Exc: % 64.
Marina: 1 manşet, hata yok, yüzdesi 100. 2 blok.
ECZACIBAŞI- GÜNEŞ SİGORTA
Bu karşılaşma ile ilgili, ilginç mi, yoksa garip mi? Desem gerçekten
bilemiyorum. Ancak televizyondan izleyemeyenler için söyleyeyim, bu iki takımın
kozlarını paylaştığı karşılaşmadan ben bir voleybol sever olarak hiçbir şey
anlamadım. Her halde iki takımın bugüne kadar hiçbir maçı bu kadar kalitesiz ve
hatalar dolu geçmemiştir. Sanırım bundan sonrada olmayacaktır. Doğal olarak
böyle bir karşılaşma için yazı yazmakta çok zor. Nereden başlasam ki?
Pasörlerin iyi olamayan paslarından ve yanlış oyuncu tercihlerinden mi söz etsem? Yoksa servise karşı manşet alan oyuncuların sahada kayboluşlarını mı anlatsam? Smaçörlerin hata yapmak için adeta birbirleriyle yarıştıklarını mı söylesem? Gerçekten bilemiyorum. En iyisi setlerin gidişatlarını ve sonra da istatistikleri vereyim. Yorumu siz yapın.
1. Set: 3-3, 5-5, 5-8, 7-10, 9-14, 10-16, 10-18, 11-19, 14-19, 20-25.
2. Set: 3-1, 6-2, 8-3, 10-4, 12-5, 12-8, 15-8, 16-9, 20-10, 20-12, 22-12, 25-13.
3. Set: 0-2, 4-4, 6-8, 6-10, 8-10, 8-12, 14-14, 15-16, 17-18, 20-18, 20-20, 22-22, 25-22.
4. Set: 2-2, 6-4, 6-6, 8-6, 9-6, 12-9, 13-13, 16-13, 16-15, 20-16, 22-17, 23-18, 23-23, 25-23.
Bu kadar değişken 4 set nasıl yaşandı? Diye soracağınızdan eminim. Bende bilemiyorum. Çünkü antrenörlerin her hangi bir atakları yok. Taktiksel değişiklikler yok. Dizilişler de ayni. Oyuncular içinde yıldızlaşanda yok. Sadece Eczacıbaşında İvana, Güneş Sigorta da Oxana arkadaşlarına oranla biraz daha aktifler. Hepsi bu. Peki, ne oldu, nasıl oldu? İşte bu sorunun yanıtını veremediğim için yazımın başında garip ve ilginç bir maç dedim. Haksız mıyım? Lütfen istatistikler bölümünde ki notumu da okuyun.
İSTATİSTİKLER:
Eczacıbaşı: 92 servis, 12 hata, 7 sayı. Servise karşı 77 manşet, 4
hata, yüzdesi 66. Exc: % 34. 107 hücum, 46 sayı, yüzdesi 43. 15 blok.
Güneş Sigorta: 82 servis, 5 hata, 3 sayı. 80 manşet, 11 hata, yüzdesi 59. Exc: % 26. 87 atak, 44 sayı, yüzdesi 51. 8 blok.
Turuncu- Beyazlılarda servise karşı manşetleri, Stacey, Esra ve Gülden, Güneş de; İki yabancı, Nikolle ve Nadezda, zaman zaman onlara Deniz yardım etti. Bazen oyuna giren Gözde aldı ve libero Nihan.
Esra, Deniz, Gözde, libero Gülden. Yani Ulusal Takımımızın 4 numaradaki kilit isimleri ve liberomuz Gülden. Bunlara birde en iyi liberolar arasında gösterdiğimiz Nihanı ekleyelim. Gelecekle ilgili sıkıntı bastı değil mi? Beni de öyle.
Peki bu iki ekibin başında kimler var? Eczacıbaşında yere göğe sığdırılamayan, İtalya da çalışmış, 3 senedir de takımın başında görev yapan ve geçen sezonun şampiyonu ünlü Brezilyalı antrenör Motta.
Güneşin başında ise, yıllardır Türkiye de olan, yani neredeyse bizlerden biri olmuş ve takımına şampiyonluklar yaşatmış, Şampiyonlar Ligi gibi devler arenasında ekibini 4lü Finale taşımış Buzayev.
O halde bu oyuncular neden bu kadar kötü manşet alıyorlar?
Neyse ortalığı fazla karıştırmadan biz yazımıza dönelim ve istatistiklere devam edelim:
Eczacıbaşılı oyuncular:
Vesna: 13 servis, 2 hata, 1 sayı. 17 hücum, 7 sayı, yüzdesi 41. 4 blok.
Nilay: 14 servis, 2 hata, 1 sayı. 4 atak, sayı yok. 3 blok.
Stacey: 17 servis, 2 hata, sayı yok. 34 manşet, 4 hata, yüzdesi 62. Exc: % 26. 30 hücum, 11 sayı, yüzdesi 37. 2 blok.
Naz: 15 servis, hata ve sayı yok. 6 atak, 4 sayı, yüzdesi 67. 2 blok.
Esra: 12 servis, 2 hata, 1 sayı. 37 manşet, hata yok, yüzdesi, 70. Exc: % 43. 22 hücum, 11 sayı, yüzdesi 50. 2 blok.
İvana: 20 servis, 4 hata, 4 sayı. 28 hücum, 13 sayı, yüzdesi 46. 2 blok.
Gülden (Libero): Servise karşı 6 manşet, hata yok, yüzdesi 67. Exc: % 17.
Güneş Sigortalı oyuncular:
Deniz: 11 servis, hata ve sayı yok. 9 manşet, hata yok, yüzdesi 67. Exc: % 56. 6 hücum, 3 sayı, yüzdesi 50. blok yok.
Aysun: 14 servis, 1 hata, sayı yok. 17 atak, 10 sayı, yüzdesi 59. 1 blok.
Elif: 13 servis, hata ve sayı yok. 1 hücum, 1 sayı, yüzdesi 100. 1 blok.
Nikolle: 10 servis, 2 hata, 2 sayı. 5 manşet, 1 hata, yüzdesi 80. Exc: % 40. 22 hücum, 9 sayı, yüzdesi 41. 2 blok.
Nadezda: 10 servis, 1 hata, sayı yok. 26 manşet, 6 hata, yüzdesi 38. Exc: % 23. 14 atak, 7 sayı, yüzdesi 50. 1 blok.
Nihan (Libero): Servise karşı 33 manşet, 2 hata, yüzdesi 73. Exc: % 21.
Gözde: 6 servis, hata ve sayı yok. 7 manşet, 2 hata, yüzdesi 43. Exc: % 14. 2 hücum sayı yok. 1 blok.
İpek: 2 atak, 1 sayı, yüzdesi 50. Blok yok.
2. LİG BAYANLAR YARI FİNALLERİ
Bu hafta sonu Allah dan İstanbul da 2. Lig Bayanlar Yarı Final karşılaşmaları
vardı da, voleybolda heyecanın, mücadelenin ve keyfin nasıl olduğunu gördük.
2 grupta 8 takım kıyasıya kozlarını paylaştılar. Her maçta ekipler kapasiteleri ve güçleri oranında mücadele ettiler. Oyuncular ellerinden gelenlerini yaptılar. Kimi tecrübesini konuşturdu, kimi gençliğinin, tecrübesizliğinin kurbanı oldu. Ama sonuçta herkes stresin doruğuna çıktı. Kazananlar sevindi, yenilenler üzüldü ama biz seyredenler, kazananı da, kaybedeni de ortaya koydukları mücadeleden dolayı kutladık ve alkışladık.
Sonuçlarını sitemizden okudunuz. Burada tekrarlamanın anlamı yok. Ancak maçlarla ilgili küçük birkaç not düşmek gerektiğini düşünüyorum.
Öncelikle, takımların yönetici ve antrenörlerinin bundan sonra takım kurarken biraz daha dikkatli olmalarını öneririm. Çünkü tüm ekiplerde dişlilerden biri veya birkaçı kırık kaldı.
Şartları biraz daha zorlayabilirlerse, oyuncu seçimlerini biraz daha dengeli yaparlarsa mutlaka daha başarılı sonuçlara imza atacaklardır.
ARTnin her gün iki karşılaşmayı canlı yayınlaması, en çok beni mutlu etti. Çünkü bu güzel, dişe diş maçları birçok kişi izleme şansını yakaladı.
Bu arada Konya Ereğli Televizyonunun da kendi müsabakalarını çekmesi ve banttan da olsa yöre insanına izlettirmesi güzeldi.
Takımlarıyla birlikte gelen, başkanları, yöneticileri ve seyircileri de kutlarım. Salonda yer almaları, takımlarını desteklemeleri güzel görüntüler oluşturdu. Ancak özellikle yöneticilerin maçlar sırasında biraz daha sakin olmaları gerekiyor. Tamam, büyük bir heyecan yaşadıklarını kabul ediyorum ama, onların davranışları sporcuları fazlasıyla etkiliyor.
Aslında yazacak
başka şeylerde tabi ki var. Takımların yapılarını, antrenörlerini ve
oyuncularını da değerlendirmeyi düşündüm ama bundan hemen vazgeçtim. Çünkü bu
kadar emek harcamış, özveri göstermiş, bu işe gönül vermiş insanları üzmek
istemedim. Hepsinin yolları açık olsun.
HALKBANKIN ZOR SINAVI
Bu hafta sonu Halkbank kadar, Türk Voleybolu içinde önemli bir sınav var.
Takımımız Rusya da CEV Kupası 4lü Finalinde mücadele edecek. bu konuyla
gazetem Cumhuriyetin Salı günü çıkan spor ekinde birazda istatistiklere dayanan
bir yazım çıktı. O yazıdan bir bölümünü buraya aldım.
İşte bu başarıların sonuncusunu da CEV Kupasında Halkbank, hafta sonu
Rusyanın Urangoi kentinde bizlere yaşatacak. Böylece Ankara ekibi Avrupa
Kupalarında 38. kez 4lü Finale yükselen kulüp olarak voleybol tarihinde ki
yerini alacak. Dileğimiz tabi ki Halkbankın Rusya dan dereceyle dönmesi.
Ancak, buraya gelene kadar hem deplasmanda, hem de evinde oynadığı toplam 9 maçı
da kazanarak büyük bir moral depolamasına karşın, takımımızın ilk kez 4lü Final
oynayacak olması, ayrıca ilk maçını kadrosunda Ushakov (Daha önce SSK da
oynamıştı), Iakovlev, Olikhver, Klok (Hollandalı), Cernik (İtalyan) gibi önemli
oyuncuları bulunan ev sahibiyle yapması işi bir hayli zorlaştırıyor. Eğer
Başkent ekibi bu rakibini dize getirebilirse, Pazar günü İtalya Liginde
şampiyonluk hesapları yapan Copra Piacenza ile Fransa Liginin 4. sırasında yer
alan State Poitevin maçının galibiyle birincilik için oynama şansını
yakalayacak.
38. kez Halkbank ile temsil edileceğimiz 4lü Final mücadelesine, ilk kez yükselme başarısını 1967 yılında Oral Yılmazın antrenörlüğünü yaptığı Galatasaray Erkek Takımı gösterdi. Aradan tam 40 yıl geçti. O günden bu yana kupaların isimleri değiş ama voleybolumuz bu büyük organizasyonlarda her zaman kendisine yer buldu. Hatta 1980, 1983, 1998, 1999 yıllarında ayni anda 3er, 2001 yılında da ise 3 kupa da 3 bayan 1 erkek toplam 4 takımla ülkemizi 4lü Finallerde temsil etmenin mutluluğunu yaşadık.
37. kez finallerde boy gösteren ekiplerimiz, önceki adı Şampiyon Kulüpler Kupası, şimdi ki ismi Şampiyonlar Liginde 12, eski adı Kupa Galipleri, şimdi ki ismi TOP Teams de 11, ve CEV Kupasında ise 14 kez mücadele ettiler. Şimdi Halkbank ile bu sayı 15 çıkmış oldu.
Bu uzun ve yorucu Avrupa serüveninde ilk birincilik kupasını, 1999 yılında Bursa da, kupa Galipleri Kupasında antrenörlüğünü Gökhan Edmanın yaptığı Eczacıbaşı Bayan Takımı kaldırdı. 2004 de ise bu kez adı Top Teams olan ayni kupayı antrenörlüğünü Vladmir Buzeyevin yaptığı Vakıfbank Güneş Sigorta, yine Bursa da kazandı.
Ekiplerimiz bu iki birincilik dışında 7 kez ikincilik, 8 defada 3. lük kupasını ülkemize getirdiler. Ayrıca 20 de dördüncülüğümüz var.
38. sini yaşayacağımız 4lü Finallere en çok katılan kulüp, voleybol tarihimize de damgasını vuran Eczacıbaşı oldu. Turuncu- Beyazlılar, 2 si erkek, 8i bayan takımıyla 10 kez final heyecanı yaşarken, onu 8 finalle Vakıfbank Güneş Sigorta izliyor. Ancak bunlardan 6sı (Vakıfbank 4- Güneş Sigorta 2) iki kulüp birleşmeden önce elde edildi. Birleşmeden sonra da 1i şampiyonluk olmak üzere 2 kez daha 4lü finalde mücadele edildi. Bu iki klubün ardından da 4 erkek, 1 bayan ekibiyle toplam 5 ile Galatasaray geliyor.
40 yıla sığan ve 38. sine hafta sonu katılacağımız 4lü Finallerde, bayan ekiplerimiz (25), erkek takımlarımıza (13) göre daha başarılı oldular. Bu güzel tabloda 20 Türk, 18 de yabancı antrenörün imzası var. İlginçtir bu güne kadar erkek takımlarımızın 3. kez yaşadığı CEV Kupası 4lü Finalinde görev yapan tek Türk antrenör Enver Göçener idi. Şimdi buna Halkbankın antrenörü Salih Yergin eklendi. Umarım ilerde ki yıllarda yeni başarılara imza atan antrenörlerimizin sayısı daha da fazlalaşır.
Uzun bir aradan sonra umarım yazım ilginizi çekmiştir. Gerçi yine biraz bazı
şeylere dokundurduk ama ne yapalım huylu huyundan bir türlü vazgeçemezmiş, bizim
ki de o hesap.
Tekrar buluşmak dileğiyle, hoşçakalın.
A L E V A N A K Ö K