NEFES ALDIM

 

Geçtiğimiz hafta, “Maçların değişik salonlarda ve birbirine yakın saatler de oynanması nedeniyle hangisini izleyeceğimi şaşırdım” diye başlayan bir yazı yazmıştım. Bu hafta ise tam tersi oldu. Biraz da, tabii ki benim, işi sıkı tutmamam nedeniyle izlediğim maç sayısı birden bire düşüverdi. Aslında iyi de oldu. Az da olsa kendime zaman ayırma yani nefes alma fırsatını elde etmiş oldum. 

Gelelim haftanın olayına ve maçlarına;

Olayını hepiniz biliyorsunuz. Tabii ki Bahar’ın Eczacıbaşı’ndan ayrılmasıydı. Bu konuya geçen hafta hem yazımda hem de televizyon programlarında kısaca değinmiştim. Bu hafta belki biraz detaylarım diye düşünüyordum ama Bahar, “Benim Eczacıbaşı ile bir sorunum yok. Ayrılışım ile ilgili bir basın toplantısı yapacağım.” Deyince beklemenin doğru olacağını düşündüm. Bu arada Bahar’ın Fenerbahçe ile flört ettiği de söyleniyor.

 

HAFTANIN MAÇLARI

 

Yazımın başında “Kendime izin verdim” dedim ya, işte bunun ilk günü Çarşamba oldu. Şişli- Emlak, Yeşilyurt- Güneş Sigorta maçlarını es geçtim. Bu 9 maçlı günde, ilgimi çeken iki sonuç vardı. İlki; SSK’nın. Galatasaray’ı 3-0 gibi net bir skorla geçmesi, ikincisi ise, yabancılarını göndermesine karşın Karşıyaka’nın Fenerbahçe’yi 3-1 yenmesiydi.

Cumartesi günü Burhan Felek’in yolunu tuttum ve Galatasaray- Arkas arasındaki 5 setlik mücadeleyi izledim. Genelde kalitesi çok yüksek olmayan ama heyecanı ve stresi bol bir müsabaka oldu. Arkas’ın Amerikalı oyuncusu Riley Ulusal Takıma gittiği için yoktu. Yerine Kadir oynadı. İki takımın oyuncuları da servise ve hücuma yüklenince çok sert vuruşların izlendiği bir maç ortaya çıktı. Bu şiddetli servis ve ataklar 4. setin başlarına kadar sürdü. Ancak bu kadar sertlik, bloğun ve defansın az yapıldığı bir oyunu ortaya çıkarırken, oyuncular da bol bol hata yaptılar. Sonunda fazla harcanan güç, oyuncuların erken yorulmasına neden oldu. Ama her şeye karşın yine de ilginç bir maçtı. Yakın sayılarla biten setler, heyecanın yanı sıra stresi de yükseltince bundan en çok nasibini hakemler aldı. İki takım oyuncuları da, kenar yönetimler de sık sık baş hakem Ali Bağde ve yardımcısı Orhan Utkan’ın kararlarına itiraz edip durdular. Aslında hakemler, itirazları ve söylenenleri  duymamazlığa geldiler. Eğer birazcık kulak kabartsalardı sarı ve kırmızı kartlar havada uçuşurdu. Ya da itiraz edenler cezayı yiyeceklerini görüp susmayı yeğlerlerdi.

 

SETLER

 

Oyuna Galatasaray iyi başladı. Özellikle Diago’nun hücumdaki başarısıyla 11-8’e kadar önde geldi. Ancak, Sarı- Kırmızılı takımın iki orta oyuncusu Şevki ve Fırat’ın maçın başından beri köşelere bloğa gitmekte gecikmesi, aranın açılmasına engel olduğu gibi, Arkas’ın 12-12 de sayıları eşitlemesine yol açtı. Buna karşın ikinci teknik molaya ev sahibi yine de 16-14 önde girdi. Ne var ki başlayan hücum hataları İzmir ekibinin işine yaradı, fark kapandığı gibi 18-20 de öne geçtiler. 20-22’ye kadar  bu iki sayı farkı korudularsa da, toparlanan Galatasaray, Diago’nun tekrar ortaya çıkmasıyla sayıları 23-22 yaptı. Ama Mustafa servisi kaçırdı: 23-23. Kadir cevap verdi: 24-23. Diago’nun sert smaç servisini Bülent çıkardı, 2’den Barutov blok aut yaptı: 24-24. Zafer’in servisi, Diago’nun altıdan atağı: 25-24. Fırat servisi 4’den manşet için açılan Giani’ye attı. O’nun aldığı manşet fileye yakın çıktı, Selçuk zorlukla pası yine Arjantinliye yönlendirdi, ancak içeri kaçan topa Giani dokundu. Hakem Ali Bağde, bu hareketi rakip sahadaki topa müdahale olarak değerlendirdi. Arkas’ın itirazları sonucu değiştirmedi ve sayıyı alan Galatasaray, seti 26-24 kazandı.

 

İkinci sete Sarı- Kırmızılı takım yine iyi başladı. Diago’nun hücumdaki bitmeyen temposuyla da 18-15’e kadar önde geldi. Arkas 18-18 de sayıları eşitlemeyi başardı. Sonra yine büyük bir heyecan, karşılıklı sayılar derken 22-22 ye gelindi. Diago’nun blok autuyla Galatasaray 23-22 öne geçti. Işık Menküer, Mustafa’yı çıkarıp blok için Kemal’i aldı. Atılan servis Giani’nin manşetinden içeri kaçtı, Kemal vurdu, bloktan dışarı: 24-22. Renato servisi kaçırınca, Arkas tekrar umutlandı: 24-23. Barutov’un etkili servisi çıktı, Mustafa topu  4 de bekleyen, takımın sayı makinesi Diago’ya attı. O da bekleneni yaptı: 25-23.

3. sete ev sahibi ekip bir kez daha iyi başladı ve ilk teknik molaya 8-6 önde girdi. Ne var ki kaçan servislere, bir de Mustafa’nın orta oyuncuları kullanmaktaki ısrarı eklenince, Arkas bunu iyi değerlendirdi ve 10-12 öne geçti. Bu iki sayılık farkı 15-17’ye kadar da sürdürdü. Galatasaray 17-17 de rakibini yakaladı. bir ara 21-20 de öne geçmeyi başardı. Ancak maçın yıldızı Brezilyalı Diago topu dışarı vurdu: 21-21, Ardından Kolacny’nin tokat plasesi filede kaldı: 21-22. Bu iki hataya birde Kadir’in servisten direkt sayısı eklenince, İzmir ekibi büyük bir avantaj yakaladı: 21-23. Ama Diago’nun zor pası sayıya dönüştürmesi, arkasından Giani’nin auta giden atağıyla Galatasaray umutlandı: 23-23. Setin sonlarına damgasını vuran hatalar bir kez daha yinelendi. Bu kez Diago servisi dışarı attı: 23-24. Ardından Kolacny’nın auta giden hücumuyla set Arkas’ın oldu: 23-25.

İlk 3 sette tüm ilk teknik molalara 8-6 önde girmeyi başaran, Sarı- Kırmızılılar, 4. sette de bunu tekrarladılar. Oyuncuların maçın başından beri sarf ettikleri güç, yorulmalarına neden olunca bu Galatasaray’ın işine geldi ve 12-8 öne geçti, ikinci teknik molaya da 16-11 girdi. 17-12 de, Giani sayıyı buldu: 17-13. Ardından Diago, sonra da Kolacny avuta vurunca fark azaldı: 17-15. Ev sahibi çabuk toparlandı: 21-17. Artık maç Sarı- Kırmızılı takıma göz kırpmaya başlamıştı ki, hatalar işi tersine çevirdi. Arkas, Giani ile sayıyı buldu: 21-18. Bu arada Galatasaray Renato 2, Şevki 3, Mustafa 4 pozisyonundaydı. Mustafa ilk topu 1’ deki  Kolacny’e attı, O dışarı vurdu: 21-19. Bu kez 6’dan Diago’yu hücuma soktu, O da fileye vurdu: 21-20. Sonunda Kolacny sayıyı buldu: 22-20. Ne var ki bu kez sahneye Barutov çıktı. 2’den yaptığı blok aut ile sayıyı aldı: 22-21. Bulgar oyuncunun etkili servisini libero Caner karşılayamadı: 22-22. Barutov’un ikinci servisi bu kez Diago’dan dışarı: 22-23. Barutov dan yine etkili bir servis, top oyunda kaldı ama Diago da bloğa takıldı: 22-24. Bulgar oyuncunun servisi, içeride- dışarıda tartışmaları, sayı Galatasaray’ın: 23-24. Şevki servis, Barutov 1’den vurdu ve blok aut: 23-25.

 

Kader setinin başlarında Arkas öne geçti: 2-5. Sarı- Kırmızılılar çabuk toparlandılar. Hücumlar, İbrahim’in etkili servisleri ve Şevki’nin bloklarıyla üst üste 6 sayı aldılar: 8-5. Geriden gelip rakibi geçmenin moraliyle Galatasaray kontrolü eline aldı. Arkas’ın çabaları yeterli olmayınca seti 15-12 alan Sarı- Kırmızılı takım, bu 117 dakika süren maçtan 3-2 galip ayrılan taraf oldu.

 

ECZACIBAŞI- YEŞİLYURT MAÇINA GİDEMEDİK

 

5 setlik Galatasaray- Arkas maçından sonra Ragıp Hoca, Ebru Çıdal ve ben Eczacıbaşı’ya gitmek için yola çıktık. Askerlik Şubesi’ nin köşesinde yaklaşık 25 dakika bekledik ama bir tek boş taksi bulamadık. Bu arada zamanın hızla geçmesi ve trafiğin yoğunluğunun devam etmesi nedeniyle maça yetişemeyeceğimize karar verdik. Haldun Alagaş daki İstanbul B. Belediyesi- Beşiktaş karşılaşmasına gitmeyi düşündük, bu kez de istim üzerinde olan Belediye’nin, Siyah- Beyazlıları kolay geçeceği inancıyla bu maçtan da vazgeçerek rotamızı evlerimize çevirdik.

Ama akşam maçla ilgili bilgi aldığımda yanıldığımızı gördüm. Beşiktaş, Belediye’ye ilk iki set kök söktürmüş. İlk seti 19-24 den (Niko’nun servislerine teslim olmuşlar) vermişler. İkinci seti de almışlar ama sonra iş kopmuş.

 

ECZACIBAŞI- YEŞİLYURT

 

Trafik nedeniyle biz gidemedik ama bizim gruptan karşılaşmaya gidenler, görüşlerini yazmışlar. Ancak bu kez 3-4 kalemden çıkan yorumlar arasından bir seçim yapmak istemedim. Kimin yazısını alsam, diğerleri gücenir, hepsini de almak istemedim. Bu nedenle sadece Uğur’un yazdığı istatistik bilgisini veriyorum.

 

 “Mactan birkac istatistik verelim,Yesilyurt'un en cok sayi alan iki oyuncusu Pelin ve Banu hatalar cikarildiginda eksiye dustuler.Eczacibasi blogu gercekten cok caydiriciydi.20 blok yapan Eczacibasi'na Yesilyurt sadece 4 blokla karsilik verdi.Manset yuzdelerine baktigimizda ise Eczacibasi'nin %38 Yesilyurt'un %39 oldugunu goruyoruz.Gercekten de her iki takim manset anlaminda sinifta kaldi bu macta.Ama bu kadar kotu manseti hucumda sayiya donusturmeyi basaran Eczacibasi'ni kutlamak lazim.Takim olarak Eczacibasi %52 Yesilyurt ise %36 ile hucum etti.Bu kadar kotu manseti bu kadar guzel hucuma donusturmesi gercekten cok iyi Eczacibasi'nin.Bunda Naz'in dogru secimlerinin payi cok buyuk bence.Eczacibasi'nin 20 blogu ise soyle dagildi; Milada 7,Neriman 6,Stacey 5,Nilay 1 ve Naz 1.Stacey hucumda 22 de 15 ile %68 gibi muthis bir yuzde tutturdu.Neriman da 30 da 16 ile %53luk bir yuzde tutturdu.Gercekten iyi bir mac cikardi.Sonuc olarak 15’ lik Naz ve 17’ lik Neriman'in boyle bir oyun cikarmasi beni gercekten mutlu etti.Insallah devami gelir.Ikisi bir arada oynarken gercekten buyuk keyif veriyorlar izleyenlere.”

 

PAZAR MAÇLARI

 

Çarşamba’yı boş geçip, Cumartesi’ni de tek maçla geçiştirince, Pazar günü Burhan Felek de oynanacak 4 karşılaşmayı da izlemeye karar vermiştim ki, bu kez de küçük bir işim nedeniyle ancak İstanbul Emlak- Karşıyaka mücadelesinin yarısında salona girebildim.

İlk maçta Fenerbahçe’nin rakibi Gazi Üniversitesi Anadolu Voleybol İhtisas karşısında bir hayli zorlandığını söylediler. Son bölümlerini izlediğim karşılaşmada ise, Karşıyaka, istediğini elde etmeyi bildi ve Emlak’ı 3-0 ile geçti.

Sonra Güneş Sigorta- Şahinbey Belediyesi maçını izledim. Aslında Gaziantep takımını merak ediyordum. Çünkü onları sadece sezon başındaki Yalova Turnuvası’nda seyretmiştim. O zamandan bu yana daha iyi olmuşlar. Ne var ki Güneş maçının her halde hedef karşılaşma olmadığını düşündüklerinden ikinci set dışında fazla da ortalarda görünmediler. İlk seti Sigorta uzak ara aldı: 25-11. İkinci sette Şahinbey Belediyesi servisleri libero Necla dışında ki oyunculara yıktı. Deniz- Santos- Gözde üçlüsü bu servislere cevap verince (Gerçi direkt hataları azdı ama manşetler hep pasörü zorlayan yerlere çıktı) Gaziantep takımı 12-15 de yakaladığı 3 sayılık farkı, özellikle Jelena’nın hücumda ki başarısıyla da sonuna kadar korudu: 22-25.     

Giden set Güneşli oyuncuların aklına başına getirdi. Böyle olunca da Şahinbey’in üstüne  

kabus gibi çöktüler: 25-10.

3. setin başlarında Antep takımı 2-5 öne geçti. İlk teknik molaya da 7-8 girdi. Ne var ki 11-11 den sonra üstünlük yine Sigorta’ya geçti ve 17-16 dan sonra da arayı açarak seti 25-19 maçı da 3-1 kazandılar.

Bu karşılaşma ile ilgili söylenecek 3 şey var. Birincisi Güneşli oyuncular çok plase ile oynamaya alışmışlar (Bunu ilk olarak Eczacıbaşı maçında görmüştüm). Evet, neticede smaçta, plasede 1 sayı getiriyor ama her takım bu kadar kolay plase yemez. Ayrıca bu alışkanlık yaparsa, zor maçlarda sorun yaratabilir. Gerçi bu biraz da İryna’nın 4’e topları çok yatırmasından ve oyuncuların bu paslara yetişmekte geç kalmasından kaynaklanıyor ancak, çabuk oyunda smaçörlerin bu tür toplara da yetişme zorunlulukları olduğu unutulmamalı.

İkincisi servise karşı manşet sorunu devam ediyor. İryna zor çıkan topları her zaman oyuna iyi sokuyor ama bu da kritik bir Avrupa maçında başa bela olabilir.

Üçüncüsü ise, Aysun’un kırmızı kart görmesi. Hakem İlhami Şenyurt’un gösterdiği sarı kart doğruydu ama kırmızı için bu kadar acele etmesi de yanlıştı. Hakemlere her zaman saygılı olan Aysun’un üstelik de takımın kaptanı olduğu düşünülürse bence kırmızı kartı hak etmemişti.

 

GALATASARAY- EMLAK TOKİ

 

Zirve yarışının iddialı takımı TOKİ, Galatasaray engelini aşarken zorlanmadı. Tüm maç boyunca iyi oynadılar. Ben en çok Melis, Çiğdem Öztoprak ve libero İzolda beğendim. Antrenör Hüseyin Doğanyüz, İlona’nın yerine oynayan Çiğdem’i sahaya sürdü. Bu oyuncuyu Beşiktaş maçına mı sakladı, yoksa sakat mıydı bilemiyorum ama bence iyi olmuş. Çiğdem iyi oynadı, sert smaçlarıyla göz doldurdu. Sadece arkaya geldiğinde libero ile değişmesi hoş değildi. Eğer 4 numaradan oynayacaksa servise karşı manşet sorununu mutlaka çözmeli. Çiğdem Can da artık takıma oturmaya başlamış. İyi de olmuş. Çünkü O’nun çok önemli bir tecrübesi var. Melis’i ayrı bir yere koyuyorum. Takıma katkısı çok büyük. Nilay da hızla gelişiyor. Kendine güvenini de kazanmış. Oyuncu tercihlerine biraz daha dikkat etmeli. Beni şaşırtan tek şey, geçen sezon formasını giydiği Telekom da fırtına gibi oynayan Tetyana’nın ortalarda fazla görünmemesi. Bunun nedenlerini bilemiyorum ama biran önce çözülmeli.     

TOKİ ile ilgili son bir cümle; İki kişilik manşet bekleme ısrarı devam ediyor. Sıkı maçlarda sorun olabilir. Türk oyuncular, takımın yabancıları Tetyana ve Antonina dan daha iyi oynuyorlar ve takıma daha çok katkı yapıyorlar.

Galatasaray’a gelince; Olga’nın sakatlığı nedeniyle oynamaması takımın dengesini bozmuş. Neslihan’ın smaçör, Ferda’nın libero olması bana göre iyi bir karar. Peşinde oldukları pasör çaprazını alabilirlerse (ki çok mesafe aldıklarını duydum) takımın çehresi çok değişir.

Pazar gününün diğer maçlarında İller Bankası ilk 5 için çekiştiği Şişli’yi 3-1 yenerek biraz daha rahatladı. Bu sezon lige renk katacağını düşündüğüm ama bir türlü bekleneni veremeyen Yalovaspor nihayet, Dicle Üniversitesi’ni 3-1 yenerek varlığını gösterdi.

Şampiyonlar ligi maçları nedeniyle bazı karşılaşmalarını öne çeken Güneş Sigorta, Pazartesi günü de Dicle Üniversitesi ile oynadı.

Yedek oyuncularına da bol bol yer veren Güneş, zorlanmadan sonuca gitti ve 3-0 (25-17, 25-14, 25-19) kazanırken, haftaya oynayacağı Şampiyonlar Ligi’ndeki Polonyalı rakibi Kalısz’e de hazır olduğunu gösterdi.

Dicle Üniversitesi’ne gelince; Sigorta’nın gücünü bildiklerinden rahat oynadılar. Onlar için

adeta bir formalite maçı gibiydi. Oyuncular bunu kafalarından bir türlü atamadılar. Bu tür karşılaşmaların, hedef maçlar için ne kadar önemli olduğunu bir türlü kavrayamadılar. Hâlbuki Güneş gibi takımlarla boğuşmaya çalışmanın kendilerine ileride ne kadar güven

vereceğini çözemediler. Kenar yönetimin uyarılarını dikkate almadılar.

Oyunda, biraz yavaş kaldılar. Özellikle pasör Ceren biraz daha hızlı olmalı. Ağır kaldığı zaman iyi çıkmayan manşetlerde topun altına bir türlü giremedi. Bu da takımın hücum gücünü düşürdü. Manşetle attığı veya adresi belli toplar, smaçörlerin rakip bloklara fazlaca takılmasına yol açtı. Bu arada Güneş gibi çabuk oynayan rakipleri durdurmanın en önemli yolu servistir. Eğer uzun servis atamazsan (8-9 metre civarına) rakibin hızlı oynamasına engel olamazsın, bu da blok ve defans zorluğu getirir. Bunun en güzel örneği de bu karşılaşmaydı.

Bir diğer dikkatimi çeken şey; Oksana 2, Ceren 3, Müjgan 4 ve bir pozisyon sonrası Ceren 2, Müjgan 3, Serap 4 turlarında hücumda hep sıkışmalarıydı. Bu iki pozisyonlarını bir daha gözden geçirmekte yarar var. Maçta en çok Violet’i beğendiğimi söyleyerek bu konuya da noktayı koyayım.

 

Sevgili Doğan Koç,

Maç yayınlarıyla ilgili şikâyetlerine katılmamak elde değil. Hele, TRT’nin bu kadar faaliyet varken hala 2003 Avrupa Şampiyonası maçlarını yayınlamasını anlamak gerçekten mümkün değil. Üstelik de şu günlerde Kıta Şampiyonları’nın Japonya da voleybol showu yaptıkları bir dönemde. Aslında burada TRT kadar bizim federasyonda suçlu. Biliyorsun sezon başlamadan önce, federasyon hem ligin isim hakkının, hem de televizyon yayınlarının satılması için bir gazeteye ilan vermişti. Ama hiç bir sonuç çıkmadı. Ya federasyon teklifleri yeterli bulmadı, ya da kimse talip olmadı. Bu arada aldığım duyumlara göre, bazı özel televizyonlar sadece bayan maçlarını yayınlamak istemiş. Ancak başkan ya ikisi, ya da hiç biri diyerek karşı çıkıyormuş (Bence iyi ediyor). Sonuçta da ortada sadece TRT kalıyor. Öyle veya böyle tabii ki bu durumlar voleybol açısından bir kayıp. Çünkü federasyonların en büyük görevlerinden biri de voleybolu sevdirmek ve yaygınlaştırmaktır. Bu da televizyonlarla daha çabuk ve kolay olur. Ayrıca bilindiği gibi devlet televizyonlarının spora katkı sağlamak zorunluluğu vardır. Ama görülüyor ki iki kurum da bunu göz ardı ediyor.

Bu arada seçimden önce Prof. Dr. Hüsnü Can’ın seçilirse, yapacaklarının başında da bu yayın konusu geliyordu. “Maçların düzenli yayınlanması için gerekirse özel bir kanala para vererek anlaşacağım” diyordu. Ancak bu da unutuldu. Gerçi bunda, Voleybol Vakfı seçimimin kaybedilmesi ve yönetim kurulundan istifalarında bir şekilde etkili olduğunu düşünüyorum ama bu hiçbir şekilde mazeret olamaz.

Bildiğin gibi, yeterli olmasa da yine de zaman zaman TRT maçları yayınlıyor. Tabii ki gönlümüz bu yayınların fazlalaşmasından yana. Bu arada bilmem takip edebiliyor musun? Beşiktaş ve Fenerbahçe TV, kendi maçlarını yayınlıyor. En azından onlar var.

Gelecek hafta tekrar buluşmak dileğiyle, hoşça kalın.        

 

 

A  L  E  V     A  N  A  K  Ö  K