LİGLER YAVAŞ YAVAŞ ISINIYOR

 

Yazının başlığında olduğu gibi ligler yavaş yavaş ısınıyor. Gerçi takımların arayışları hala sürüyor ama ilk haftaya göre karşılaşmaların heyecanı artmaya başladı. Ekiplerin liglerde verdikleri mücadeleye geçmeden önce Şampiyonlar Ligi maçlarında söz etmek istiyorum.

Geçen hafta yazım Çarşamba günü sizlere ulaştığında sadece Güneş Sigorta’nın galibiyetinden söz edebilmiştim. Bir cümle ile tekrar etmek gerekirse, Sigorta’nın  Bakü den çıkardığı galibiyet çok önemli. Takımımız 3-2’lik skor ile hem devler ligine iyi bir giriş yaptı, hem de çeyrek final yolunda ki önemli bir rakibini deplasmanda devirerek büyük bir avantaj yakaladı. Güneş, bu moralle bugün yenmesini beklediğim Tenerife engelini de aşarsa önünü iyice açmış olacak. (Azerrail maçının detaylarını merak edenlere forum sayfamızdaki Melis Tuncel’in yazısını öneriyorum)

Gelelim geçen hafta evinde Cannes’e kaybeden Eczacıbaşı’na. Karşılaşma öncesinde güçlü kadrosuyla Fransız takımının henüz hazır olmayan ekibimizi yeneceğini düşünüyordum. Ancak karşılaşma başladığında Çinli antrenörün arayışlar içinde olmasının getirdiği “Dağınık Cannes’i” gördükten sonra düşüncelerim değişti ve Eczacıbaşı’nın oyuna ortak olabileceğini, hatta biraz akıllı ve az hatalı oynanırsa, oyuncular henüz hazır olmamalarına karşın fizik ve teknik güçlerini biraz  zorlarlarsa maçı kazanabileceklerine inanmaya da başladım. Hele manşetleri düzeltip, rakibi dağıtan etkili servislere ekledikleri ataklarla ikinci seti alıp skora denge getirince daha da umutlandım. Ama daha sonra bu bir seti yeterli görerek oyundan düşmeleri sonucunda maç 1-3 gidiverdi.

Karşılaşma bittiğinde, ekibimizin tam olarak hazır olmaması nedeniyle, büyük bir fırsatı kaçırdığımıza hayıflandım. Çünkü eğer Eczacıbaşı performansını yükseltmiş olsaydı, hangi oyuncunun nerede oynayacağına henüz karar veremeyen ve arayışlar içinde olan Cannes antrenörünün bu sıkıntısı bizim için güzel bir avantaj olabilirdi.

Gözümüzde büyüttüğümüz Fransız takımı gerçekten sahada ilginç görüntüler verdi. Yıllardır pasör çaprazı oynamaya alışmış Ravva ve Glinka’yı 4 den sahaya süren (üstelik de Polonyalı oyuncuyu 2 numara da, yani pasörün yayında, en zor ve en önemli yerde başladı) ve onlara manşet aldıran Yan Fang bunun bedelini ağır ödeyebilirdi. İyi servis atıldığında bu iki oyuncunun manşet zaafını çözmek için, pasör çaprazı oynayan Bulgar Yaneva’ya daha geniş bir bölümü kontrol ettirmeye başladı. Glinka gibi arka alandan çok iyi hücum yapan bir silahını Japon libero Yuko Sano ve her set bir pozisyon da bu takımın daha önce liberoluğunu yapan  Fomina ile değiştirmek zorunda kaldı. Hatta 4. setin sonlarında 1’e gelen Glinka ile değişen Ukraynalı oyuncu, öne geldiğinde de 3 pozisyon oyunda kaldı (Maç bittiğinde Fomina 2’deydi) ve açılarak takımının servise karşı manşet sıkıntısını aşmasını sağladı. Antrenör Fang’ın arayışları sadece bu kadarla kalmadı. Pasör çaprazı oynattığı Bulgar Yaneva’yı sürekli 4 de kullanırken, 2 set Ravva’yı da ortada bıraktı. Orta oyuncu Tocko’yu ise bazen 2’ye, bazen 4’e gönderdi.

İşte en iyi 3 hücum silahı Glinka, Ravva ve Yaneva’yı manşete sokan Çinli’nin bu  dizilişini çözen ve servisleri bu oyunculara yıkan Eczacıbaşı, eğer maç sonuna kadar buna devam edebilseydi oyunun gidişi çok değişik olurdu. Çünkü bu 3 oyuncu 4 sette servise karşı direkt 12 sayı verdiler ve aldıkları manşetlerin çoğu da pasörü sıkıntıya sokan yerlere gitti.

Bu 3 oyuncunun istatistiki bilgilerini vereyim ki, ne demek istediğim daha iyi anlaşılsın.


Yaneva: 28 kez servise karşı topla buluştu. 5 direkt hata yaptı. Yüzdesi 50. Exc: % 46.

Ravva: 11 manşet, 4 direkt hata, yüzdesi 45. Exc: % 36.

Glinka: 8 manşet (Bunların 5’i ilk iki sette), 3 hata, yüzdesi 38. Exc: % 25.


Diğer oyuncuların manşet yüzdeleri;

Libero Sano: 10 manşet, 1 hata, yüzdesi 80. Exc: %60.

Fomina: 5 manşet, hata yok, yüzdesi 100. Exc: % 80.

Böyle bir 3’lü maden grubu bulmuş Eczacıbaşı’nın sizce maçı kazanması gerekmez miydi?

Üstelik de servise karşı çok iyi manşet getirmelerine karşın. (92 manşet, 3 hata, yüzdesi 70. Exc: % 58. Rakibin toplam istatistiği 65 manşet, 13 hata, yüzdesi 57. Exc: % 48).


Peki bu kadar iyi manşet gelmesine karşın Eczacıbaşı neden yenildi?

Yine karşılaştırmalı istatistiki verileri yazarak cevap vereyim.


Eczacıbaşı: 76 servis, 11 hata (Katherine 3, Esra 3, Milada 2, Stacey 1, Bahar 1, Nilay 1). 

Cannes: 97 servis, 2 hata.

Eczacıbaşı: 116 hücum, 44 sayı, yüzdesi 38 (En iyi Stacey: 28 atak, 16 sayı, yüzdesi 57)

Cannes: 90 atak, 48 sayı, yüzdesi 53.

Eczacıbaşı: 6 blok (Katherine 2, Stacey 2, Milada 1, Nilay 1).

Cannes: 20 blok.


Fazla söze gerek var mı?

Son parağraf; Eczacıbaşı antrenörü Motta, “Benim takımım, Aralık ayının ortasında gerçek formuna ve gücüne ulaşacak, planlarımı böyle yaptım” düşüncesi yerine hedefini bu günler için yapmış olsaydı sonuç böyle olmazdı (12 oyuncunun 10’u elindeydi. Sadece Bahar ve Gülden bu maçtan 20-22 gün önce takıma katılabildiler. Gerçi Bahar’ın yeni yabancılara alışma sorunu belki 20 günde çözülemezdi ama eğer diğer 10 oyuncu tam hazır olsalardı, Bahar büyük tecrübesiyle hücumdaki sıkıntıyı en aza mutlaka indirirdi. Bu arada 4 setlik maçın 6 blokla bitirilmesi, kaçan 11 servis de ‘1 hata yaptı’, Cannes’in ortadan ataklarda kolay sayılar bulmasın da Bahar’ın ne kadar etkisi olabilir ki).

Son söz: Bahaneler hiçbir zaman bitmez.

 

LİGLER

 

Cumartesi günü önce Burhan Felek de Galatasaray-İller Bankası mücadelesini izledim. Oyunun geneline bakıldığında özellikle ilk iki set iyi geçti. Heyecan dozu yüksekti. Ancak iki takımında yaptığı hatalar, kalitenin yükselmesini engelledi. 3. setten itibaren ise, karşılaşmanın ne tadı kaldı, ne de tuzu. Sonunda servise karşı manşet sorununu çözmeyi başaramayan Sarı-Kırmızılılar, Ankara takımına 1-3 teslim oldu.

Aslında maça iyi başlayan Galatasaray’ dı. İyi servislerle 4-1 öne geçti. Ama yakaladığı  avantajı bu kez rakibin attığı servisleri oyuna sokamayınca çabucak kaybetti ve 6-6 da yakalandı. Sonra 6-8 oldu. Toparlanınca tekrar 12-9, 14-10 öne geçti. İkinci teknik molaya 16-13 girdi, sonra 18-15 yaptı. Ne var ki Seda’nın 5’den kaçtığı ve ön pozisyonun Vesna 2 (G. Saray’ın Brezilyalı oyuncusu Ana Paula Santos Da Silva sakatlanınca, O’nun yerine daha önceden de ülkemizde oynayan  bu Hırvat sporcu transfer edildi), Ferda 3, Olga 4 olduğu turda üst üste 5 sayı vererek 18-20 geriye düştü.  Bu iki sayılık farkı koruyan İller seti 23-25 kazandı.

İkinci setin başlarında Ankara ekibi kaçtı, Sarı-Kırmızılı takım onu kovaladı ve 10-10 da sayılar eşitlendi. İller sıçradı: 10-13. Gizem 2, Güldeniz 3, Hülya 4, turunda top öldürmek de zorlanan Başkent takımı karşısında Galatasaray tekrar eşitliği yakaladı: 13-13. İller bir kez daha sıçradı: 14-16. Sonra da Tihana’nın etkili servisleri, ev sahibine manşetlerde sorun çıkarırken, Burçin 2, Vesna 3, Ferda 4, ön üçlüsü de top öldürmekte başarılı olamadılar ve böylece sayı farkı büyüdü: 14-20. Sarı-Kırmızılı takım, İller’in,  Hülya 2, Meryem 3, Angelova 4 turunda ki sıkışıklığından yararlanarak sayılar alsa da setin yine de 22-25 gitmesini engelleyemediler.

Üçüncü seti Galatasaray 25-18 alarak umutlandıysa da, İller rakibine bu fırsatı tanımadı ve 4. seti 18-25 alarak maçtan 1-3 galip ayrılan taraf oldu.

Bu sonuçla İstanbul da en yakın iki rakibi Fenerbahçe’yi ve Galatasaray’ı yenen Ankara ekibi İlk 5 için büyük bir avantaj yakalamış oldu.

 

BEŞİKTAŞ- EMLAK BANKASI

 

Bu karşılaşmadan sonra, Beşiktaş-İstanbul Emlak Bankası maçı için  Akatlar’ın yolunu tuttuk. Ligin üst sıralarını hedefleyen Siyah- Beyazlı takım,zayıf rakibini 3-0 yendi.

Oyunun başında “Nasılsa kazanırız” düşüncesinde olan Beşiktaşlı oyuncuların rahatlığından yararlanan Emlak 11-11’e kadar direndiyse de sonunu getiremedi: 25-16. İkinci setten itibaren tempoyu yükselten Siyah- Beyazlılar  zorlanmadan sonuca giderken, Cengiz Ağabey de yedek oyuncularına bol bol fırsat tanıdı. Sonuçta beklenildiği gibi, 25-12, 25-16’lık setlerle Beşiktaş maçtan 3-0 galip ayrıldı.

Bu karşılaşmada ilginç olan tek şey; Bueva’nın pasör çaprazına çekilmesi ve Duygu’nun 4’den oynamasıydı. Bu değişiklik iki oyuncu içinde iyi olmuş (Benim daha önceki yazılarımı okuyanlar Duygu’nun 4 den daha iyi oynadığını yazdığımı hatırlayacaklardır). Arzu bu maçta Bueva’yı topla biraz fazla buluşturunca, Ukraynalı oyuncu da hücumda hemen öne çıkmayı başardı. Duygu da iyiydi. Ama genelde çapraz ağırlıklı atak yaptı. Girişini biraz değiştirip, Arzu’nun köşelere yatırdığı toplarda paraleli de düşünürse, çok daha verimli olacaktır.

Diğer maçlara gelince; Eczacıbaşı, Yeşilyurt, Emlak TOKİ ve Şahinbey beklenildiği gibi kazanmayı bildiler. Bu arada Yalova’nın , Eczacıbaşı’nı bir hayli sıkıştırdığı da söylendi.

Bana en ilginç gelen sonuç ise, Şişli’nin, Ankara da SSK’yı 3-1 yenmesiydi.

(Bu arada bizim İnternet grubundaki voleybol dostu arkadaşlarımızdan Uğur’un Emlak TOKİ-Fenerbahçe, Yeşim’in Pazar günü oynanan Eczacıbaşı-Kolejliler maçlarıyla ilgili görüş ve düşüncelerini yazımın sonunda okuyabilirsiniz)  

 

ERKEKLER LİGİ

 

Pazar günü Burhan Felek de ilgi çeken iki karşılaşma vardı. Önce üst sıraları zorlayacaklarını düşündüğüm Galatasaray ile SSK kozlarını paylaştı. İlk iki seti güzel ve zorlu geçen karşılaşmadan sonunda 3-1 galip çıkmayı başaran Sarı-Kırmızılar oldular.

Ev sahibi Brezilyalı Renato De Souza’yı sakatlığı tam geçmediği için riske etmedi, Ankara ekibin de ise, yediği bir şeyden hastalanan Finli pasör Arto Hanni ilk 6 da başlatılmadı, daha sonra zaman zaman oyuna girdi.

Bu notu düştükten sonra oyunun geneline bir göz atalım; Güzel bir mücadele oldu diye yazmıştım ama bu kalitenin yüksek olduğu anlamını taşımıyor. Sarı-Kırmızılı takım oyunu genelde iki yabancısının üstüne yıkıyor. İkisi de özellikle hücumda etkililer ama Brezilya’lı  Diago De Silva bir başka oynuyor. Karşılaşmanın her bölümünde onun izleri var. Çok iyi smaç servis atıyor, manşeti iyi, hücumda ise çok etkili. Pasör Mustafa takımı iyi yönetiyor. İki orta oyuncu Şevki ve Fırat’ın da takıma katkısı var. Bu maçta sadece Murat’ın, arkadaşlarına oranla temposu biraz daha düşüktü. Libero Caner faydalı oynuyor. Girip çıkan yedeklerden Onur, diğerlerine oranla biraz daha önde.

 

SSK’ya gelince; Hanni’nin oynamaması tabi ki onlar için kayıptı. Gerçi genç pasör Çağlar da iyi bir görüntü verdi ama tabi ki arada büyük bir tecrübe farkı var. Yabancıları Brezilyalı Enoch Junior De Souza iyi işler yapacağa benziyor. Ankara ekibinin gençlerinin önü açık ama bir türlü düz bir çizgi tutturamıyorlar. Onların bu inişli çıkışlı grafikleri de işi zorlaştırıyor. Bloklar da ve servise karşı manşetler de sorunları var. Özellikle libero Hasan bu konu da bir hayli sıkıntılı. Bu arada Fatih’i ilk kez bu kadar oyundan kopuk gördüm. Umarım bu 1 maçlık bir performans olur.     

Maça iyi başlayan SSK oldu ve 2-4 öne geçti. Ne var ki, Hakan 2, Fatih 3, Barış 4, turunda top öldürmekte zorlanınca Galatasaray üst üste 5 sayı alarak durumu 7-4 yaptı. Karşılıklı sayılarla 10-10’a kadar gelindi. Ama Diago’nun hem serviste, hem hücumda ki farkıyla Sarı- Kırmızılı takım 14-11 öne geçti. İkinci teknik molaya 16-14 girildi. SSK 16-16 da sayıları tekrar eşitledi. 23-23’ e kadar başa baş bir mücadele yaşandı. Ama sonun da 25-23 ile  set ev sahibinin oldu.

İkinci sette de çekişme sürdü. Galatasaray’ın çok servis kaçırması SSK’nın avantajı oldu ve seti 23-25 (0-2, 2-2, 5-5, 5-8, 8-9, 8-11, 9-12, 12-12, 15-16, 16-19, 19-19, 19-21, 21-23) alan taraf oldu.        

Rakibine oranla daha iyi atak yapan Sarı- Kırmızılılar 12-10 dan sonra arayı açarak 3. seti 25-19 aldılar. 4. setin ortalarına kadar başa baş gelinse de 13-13 den sonra atak yapan Galatasaray seti 25-20, maçı da 3-1 kazandı.

(Voleybol dostu Sinan Doğan, umarım istediğin olmuştur.)

 

FENERBAHÇE- POLİS AKADEMİSİ

 

Lige iyi bir başlangıç yapan ve önce zirve yarışı adaylarından Halk Bankası’nı, sonra da Ankara da Çankaya Belediyesi’ni yenen Fenerbahçe, Pazar günü de Polis Akademisi engelini set vermeden 3-0 ile aştı.

Başkan Aziz Yıldırım’ın da izlediği (Bir başkanın takımını görmek ve desteklemek için maça gelmesi ne kadar güzel bir olay. Sporcular üstünde çok büyük etki ve motivasyon yaratıyor. Darısı diğer ekiplerin başına. Bu arada seyirciden de biraz söz etmem gerekiyor. Geçen sezonun ikinci yarısından itibaren tribünlere çok güzel bir Fener seyircisi geliyor. Sarı-Lacivert formalarıyla, atkılarıyla, oturdukları yerlerden alkışlarla ve zaman zaman da bildik sloganlarla takımlarını destekliyorlar. Oyuncuların yaptığı güzel hareketleri alkışlıyorlar. Hiçbir kötü söz yok. En güzeli de rakiple hiç ilgilenmiyorlar. Ailece maçlara gelen bu güzel seyirci grubuna kocaman bir “Bravo” Umarım voleybola çok yakışan bu örnek seyirci profilini hiç bozmazlar) karşılaşmada tempolu ve istekli bir oyun ortaya koydular. Özellikle Arslan’ın pasları, Can ve Volkan’ın ataklarda ki başarısı, libero Nuri’nin iyi oyunu göze fazlasıyla çarptı.

Polis Akademisi kaybettiği oyuncuların yerini 3 yabancı ile doldurmaya çalışıyor. Pasör Ukraynalı Sergiy Shulga fena değil, Diğer Ukraynalı pasör çaprazı Andriy Adamets iyi ve güçlü, Sırbıstan Karadağlı Nenad Simeunovic ise, pek ortalarda yoktu. Çok değişikliğin getirdiği bir uyumsuzluk var. Zamanla toparlanacaklar ama umarım bu gecikme başlarına iş açmaz ve ilk 5 dışında kalmazlar.

Genelde tatsız bir maç oldu. Fenerbahçe oyunun her bölümünde rakibine üstünlüğünü kabul ettirerek zorlanmadan sonuca gitmeyi bildi.

Diğer maçlar (Arçelik- Çankaya Belediyesi: 0-3 dışında) beklenildiği gibi geçti. Bu arada Hatay Polisgücü, sessiz sedasız 3. galibiyetini de alarak ilk 5’i iyice zorlamaya başladı.

Bu sezonun ilk teknik adam sorununu Tokat Plevne yaşadı. Antrenör Üzeyir Özdurak Bafraspor’u 3-1 yendikleri karşılaşmadan sonra istifa etti.

 

SEMİH ÇITAK YUNANİSTAN DA

 

Bir güzel haber de Semih Çıtak dan geldi. Yunanistan’a transfer olan ilk oyuncumuz olan Çıtak ,  sezonun ilk maçında IRAKLIS takımına karşı oynadı. Atina ekibi Panarithraikos’un

hedefi, ligi ilk 8 takım arasında bitirerek Play-Off' a kalabilmek.      

 

ES VOLEYBOL DAN ÖRNEK BİR ADIM

 

Voleybola iki sene önce girmesine karşın adeta dev adımlarla ilerleyen Es Voleybol bir çok  kulübe örnek olacak bir davranış da bulundu ve  tüm antrenörlerle sözleşme yaparak, sosyal haklarını güvence altına aldı. Bu konuyu bir yazıyla da kamuoyuna duyurdular. Yazı özetle şöyle:

“Hepimizin bildiği gibi, üniversitelerin voleybol antrenörlüğü bölümünden her yıl mezun olan yüzlerce genç antrenöre ve halen aktif olarak çalışan binlerce antrenöre rağmen, voleybol antrenörlüğü mesleği bugün hala bir meslek olarak kendini kabul ettirmekte zorluk çekiyor, bir meslek odasından yoksun biçimde, Voleybol Antrenörlerinin kişisel çabaları, Voleybol Antrenörleri Derneği’nin kısıtlı destek ve teşvikleri ile varlığını sürdürüyor. Halen voleybol antrenörü olarak değişik kurum ve kulüplerde çalışan pek çok antrenör ise, maalesef sözleşmesiz ve herhangi bir sosyal güvencesi olmadan, bir sonraki ay başında ücretini alıp alamayacağından veya görevine devam edip edemeyeceğinden emin olamadan çalışmaya devam ediyor.

ES Voleybol’un kurucularından Sırma Üç, “Yaklaşık 20 yıl önce meslek seçimi yaparken çok sevdiğim voleybol antrenörlüğünden vazgeçmemin temel nedeni, antrenörlerin sosyal güvencelerinin olmaması ve kurumsal bir ortamda çalışmamaları idi. Maalesef aradan geçen 20 yıla rağmen durum pek farklı değil. Bu nedenle ES Voleybol’u kurarken öncelikle antrenörlerin sosyal hakları ve iş güvenceleri konusuna önem verdik” derken, bu sözlerini haklı çıkaran aşağıda uygulamaları sıralıyor:

          ES Voleybol’da çalışan tüm antrenörlerin (takım antrenörleri, yardımcı antrenörler ve spor okulu antrenörleri dahil olmak üzere) yıllık sözleşmeleri vardır.

          ES Voleybol’da çalışan tüm antrenörlerin sosyal güvencesi vardır, tümü SSK’da kayıtlıdır.

          ES Voleybol’da çalışan tüm antrenörlerin, görev sırasında sakatlanma gibi durumlarda kullanılacak kaza sigortaları yapılmaktadır.

          ES Voleybol’da çalışan tüm antrenörler, ücretlerini her ayın sonunda gecikmesiz ve kesintisiz biçimde almaktadır.

          ES Voleybol’da çalışan tüm antrenörler, düzenli olarak iç ve dış eğitimlerden faydalanmaktadır.

          ES Voleybol’da, antrenör yetiştirmeye yönelik “stajyer antrenör” uygulaması vardır.

Ancak unutmamak gerekir ki, antrenörlerine sağladığı bu profesyonel çalışma ortamına karşılık ES Voleybol, kendi çalışanlarından da benzeri profesyonel yaklaşımı bekliyor. Bu kapsamda antrenörlerin, kulüp hedeflerine uygun olarak verilen görevleri aksatmadan yürütmesini ve imzalanan yıllık sözleşmelerde belirtilen tüm taahhütlere uymasını istiyor.”

Bu güzel uygulamanın tüm kulüplerimize örnek olmasını dilerim.

 
Yazımı babasını kaybeden Ziraat Bankası antrenörü İbrahim Konuk’a baş sağlığı dileyerek noktayı koyayım. Tekrar buluşmak umuduyla, hoşçakalın.
 

A  L  E  V    A  N  A  K  Ö  K

 
 
TOKİ- FENERBAHÇE
 
(Uğur Şahin) 

 

Uzun bir aradan sonra ilk kez yaziyorum...2 hafta icinde 3 tane mac seyrettim...Ama izledigim maclardan acikcasi cok bisi anlamadim,kafa olarak cok yorgunum sanirim,maca kendimi veremiyorum bir turlu,TOKI'nin 2 macini seyrettim,SSK ve Fenerbahce maclari...TOKI takimiyla ilgili bir iki sey soyleyim...

Gecen seneki takimdan Oxana Alpaslan,Nihal Canturk,Radosveta Teneva ve Inessa Korkmaz yok...Pasor Nihal'in yerine bu sene Nilay Ozdemir oynuyor...Ayrica Nisa Otlu da transfer edildi...Teneva'nin yerine Besiktas'tan Ilona Marljukic,Inessa'nin yerine Ukraynali genc oyuncu Antonina Kryvobogova ve Oxana'nin yerine ise Telekom'dan Tatiana Voronina transfer edildi...Cigdem Can'i da unutmamak lazim tabi...Kotu bir Italya macerasindan sonra bakalim neler yapacak bu sene ligde...Gecen sene takimda gordugum en buyuk eksiklik Oxana'nin oynadigi pozisyondu,gercek bir capraz yoktu takimda...Voronina'nin transferi bence en isabetli transferdi...Teneva'nin yerine ise Ilona alindi ama orada biraz soru isaretleri var...Ilona'nin manseti Teneva'ya gore cok cok daha kotu...Zaten Ilona arka alana geldiginde Izolda ile yer degistiriyor ve manset Cigdem Can'a kaliyor...Ozellikle Ilona'nin 6 numarada Cigdem Can'in 5 numarada kaldigi pozisyonda manset biraz sorun oluyo sanki...Ayni pozisyonda on taraftaki blok da cok kisaliyor...Bu pozisyon biraz SIKINTILI gibi duruyor...Onun disinda ise gecen sene oranla kagit uzerinde daha iyi bir TOKI takimi var diyebiliriz...Hucum anlaminda bence suan Turkiye Ligi'nin en iyi takimi...Mansette ise tum takimlarimizda olan genel sorunlar var...Benim iki macta izledigim TOKI takimi tam hazir gorunmuyor...Ama takim oturursa gecen seneye gore cok daha iyi bir takim olacaklari kesin...19 yasindaki orta oyuncularini Dunya Sampiyonasi Elemeleri'nde Ukrayna takiminda izlemistik...Gercekten cok yetenekli bir oyuncu...Tecrube anlaminda mutlaka eksikleri var ama ben oynadikca cok daha iyi olacagini dusunuyorum...Nilay'in ise pas secimlerinde aksakliklar hala suruyor...Biran once toparlamasi lazim kendini...Voronina ise simdilik cok iyi blok tutan bir takima karsi oynamadi ama oynadigi maclarda fazlasiyla etkili...Oyun sistemi iyice oturduktan sonra daha etkili oynayacagini dusunuyorum...

Bir de yedeklere bakarsak sanirim ligimizin en iyi yedeklerine sahip diyebiliriz TOKI takimi,yedekte cok tecrubeli bir pasor var...Nisa Otlu...Iki tane iyi orta oyuncu Ayse Halicioglu ve Duygu Bal...Capraz olarak Cigdem Oztoprak var,cok yetenekli bir oyuncu olarak goruyorum ben onu...Dilek Bataray da diger yedek,genc takimlarda kadroda olan bir oyuncu...Kisacasi bos oyuncu yok kenarda...Dedigim gibi bir iki pozisyondaki manset olayi disinda cok buyuk bir eksiklik gormuyorum ben takimda...Nilay'in pas secimleri duzelirse bence ligin en buyuk sampiyonluk adayi olacaktir TOKI...

 
ECZACIBAŞI- KOLEJLİLER
 
(Yeşim Arslan)

 

Bugun lige başladım ve Eczacı - Kolej maçına gittim. Çok çok haz aldığım bir maç oldugunu söyleyemem ama özlemişiz be! Ne zamandır maç izlemiyordum... Kısa kısa tespitlerim..

- Genel olarak Eczacıyı beğendim diyemem, henüz takım olmamışlar gibi geldi bana. Bir kaç kişinin ayni topa koşması, kargaşalar yaşanması vs 
vs.. Foppa önünde daha bir Eczacı olmalılar bence.
- Nihayet bizim elemani canli canli izledim. S T A C E Y SUPERdi bugün!! Bayıldım yaw..kiz sayi alip durdu
- Defalarca sayi alanlarin bir digeri de Neriman idi. Birkaç hatasi olsa da bugün Neriman gayet guvenli bir sekilde oynadi. Hata yaptiginda, 
bunun oyununu etkilemesine izin vermedi. Hele bir de seri olarak ace'leri vardı ki superdi.
- Bahar hic oynamadi, Naz' di pasor. Naz' in genc (cocuk) yasina ragmen ne kadar basarili oldugunu hepimiz biliyoruz artik.
- Kathie' yi pek begenmedim.
- Kolej icin soylenecek pek birsey yok. Gecen sene begendigim Ozge' yi bu sene kaptan yapmislar. Kuvvetli bir takim degil, sonuc supriz 
degildi.
Tabii Eczaci icin ligin henuz 2. haftasinda yazdigim bu yorumlarim sadece bugünkü mac icin gecerlidir. Ne ben takimi cok izledim ne de takim 
yerli yerine oturdu. Bekleyip gorecegiz.