1. SELÇUK YAŞAR TURNUVASI VE
LİG BAŞLIYOR
Değerli dostlar, geçtiğimiz hafta
Yalova Turnuvası’ndan sizlere söz etmiştim. Bu haftaki yazımın ana konusu da,
ligin başlamasına bir hafta kala DYO Karşıyaka’nın Çeşme de organize ettiği 1.
Selçuk Yaşar Bayanlar Voleybol Turnuvası.
Ev sahibi DYO Karşıyaka, Beşiktaş,
Emlak TOKİ, Eczacıbaşı, Yeşilyurt ve Şişli’nin mücadele ettiği turnuvada her
şey çok güzeldi. Tüm takımlar Altın Yunus da kaldı. Bu oteli anlatmaya sanırım
gerek yok. Çünkü hepiniz biliyorsunuz. Deniz kıyısında, özel yat limanı olan,
Çeşme’nin gerçekten en güzel oteli. İçinde ne ararsanız var. Kısacası 4-4’lük
bir otel. 6 ekibinde ayni yerde olması tabii ki ayrı bir güzellik idi. Çünkü 5 gün
boyunca, yöneticisi, teknik adamı, oyuncusu, gazetecisi hep birlikte olduk.
Lobide gruplar halinde oturduk. Tabii ki konu hep voleyboldu.
Bize bu güzel ortamı hazırlayan,
lig öncesi takımlarımızı seyretme, bilgi sahibi olmamızı sağlayan herkese, izin
verirseniz isimlerini de yazarak teşekkür etmek istiyorum.
Öncelikle tabii ki turnuvaya ismini
veren ve kapanış günü takımlara plaketler, madalyalar ve kupalar veren
Karşıyaka Kulübü ve Yaşar Holding Onursal Başkanı Selçuk Yaşar dan başlayarak.
Sonra Çeşme Kaymakamı Nazmi Güllü, DYO Genel Müdürü Hüseyin Çeliker,
DYO Karşıyaka Voleybol Şubesi Başkanı Onur Güner, DYO
Karşıyaka Voleybol Şubesi Asbaşkanı Koral Kalpakçıoğlu,
Pınar Su Turizm Grubu Başkan Yardımcısı Olcay Sunucu, Altın Yunus Oteli Genel
Müdürü Tayfun Başkurt, Yavuz Selim Yılmaz ve bu turnuva için okulun salonunu açan
Sıdıka Kelami Ertan Okul
Müdürü Cafer Kocatürk iyi ki varsınız.
Bu arada tüm maçlarda salonu
dolduran öğrencilere ve hakemlere de sevgilerimi yolluyorum. Voleybol tutkunuz
hep devam etsin.
Evet, dostlar gelelim gerçekten
güzel ve dolu dolu geçen turnuvaya.
Ligin başlamasına sayılı günler
kalmasına karşın, turnuvaya katılan 6 takımında hazır olmadığını öncelikle
belirteyim. Zaman zaman güzel ve kaliteli maçlar
değil ama setler izledik. Tüm takımların teknik adamları hala bir arayış
içindeler. Halbuki bir hafta sonra başlayacak lig için
arayışlardan çok, takımın oyun düzeni ve ilk altıda yer alacak oyuncuların son rötuşları
yapılıyor olmalıydı. Ancak oyuncuların henüz istenen düzeyde olmaması,
kadrolardaki eksiklikler buna olanak vermedi.
5 gün boyunca tüm takımlar
birbirleriyle oynadı. Turnuvanın 6 takımlı olması son iki gün oyuncularda
yorgunluğa ve bezginliğe neden oldu. Bu yüzden benim önerim; Gelecek yıl
turnuva, ya 4 takımlı olsun, ya da ekiplerin en az bir gün dinlenebilmesi için
formül bulunsun.
TAKIMLAR
Çeşme de 5 gün boyunca izlediğim
karşılaşmalarda 6 takımda da gözüme çeşitli sıkıntıları çarptı. Bunlara genel
anlamda ve oyuncular bazında değineceğim. Sıkıştıkları pozisyonları daha sonraki
maçlara bırakacağım. Çünkü bu bir hazırlık turnuvası. Onun
için takımlara şimdiden eleştiri oklarını yollamanın anlamı yok. En azından iki
hafta daha zaman tanımakta yarar var. Ancak yine de kaba hatlarıyla
gördüklerimi sizlerle paylaşacağım.
BEŞİKTAŞ: Bu takım için geçen haftaki Yalova Turnuvası sonrası yazdıklarıma ek
olarak kısaca şunları söyleyebilirim. Her geçen gün daha iyi organize oluyorlar
ve daha iyi oynuyorlar. Ne var ki set içinde bile inişler çıkışlar yaşıyorlar.
Manşetler henüz istenen düzeye ulaşmadı. Arzu, bildiğiniz gibi, bence turnuvanın
en iyi pasörüydü. Smaçörleri yine değişik yerlerden ve
değişik toplarla hücuma soktu. Shapovta takımın itici
gücüydü. Her şeyi yaptı. Sadece bloklarında biraz sorun vardı. Ayrıca fizik
olarak da son günlerde düştü. Yani dinlenerek oynadı. Eda’nın çıkışı sürüyor. Rykova genelde iyiydi. Buyeva,
Yalova’ya oranla daha aktifti. Ama ben hala onu iyi bulmuyorum. Duygu yerine
alışmaya çalışıyor. Ancak ben, “
EMLAK TOKİ: Çok iyi bir takım kurmuşlar. Yedekleriyle bile lige katılsalar renk
katarlar. Özellikle hücum silahları çok fazla. Ne var
ki geçen seneki gibi iki kişi ile manşet karşılama sisteminde ısrar etmeleri
zaman zaman başlarına iş açıyor. Genelde libero İzolda ile Melis veya İlona manşet alıyor. Karşılarında servisi değişik yerlere
atabilen oyuncular bulurlarsa, işleri zorlaşır. Çünkü hücumdaki silahları da
tutukluk yapar. Yenilenen kadronun oturması için biraz daha zamana ihtiyaçları
var. Bu takımı gördükten sonra Şampiyonlar Ligi’nden çekilmelerine daha da
üzüldüm. Yazık olmuş. İyi sonuçlara imza atabilirlerdi. Bu da Ankara seyircisi
için hoş olurdu. Öte yandan pasör Nilay’a
da çok iş düşüyor. Bu iyi kadroyu oynatmak kolay değil. Her oyuncunun değişik
bir yönü var. Onun için çok daha fazla çalışmalı, çok daha iyi olmalı. Çünkü
paslarında henüz istikrar yok. Ayrıca bloklarına da dikkat etmeli. O öne
geldiğinde, rakip ataklar genelde O’nun bölgesinden yapılıyor. Bu arada 4’den
kaçtığı pozisyonda, pas organizasyonunda çok zorlanıyor.
Çeşme de takımın en iyisi Melis di.
İyi oynadı. Sadece iki kişi ile manşet karşıladıkları için biraz sıkıştı. Yeni
transfer Ukraynalı Antonina Kryvobogova
iyi bir orta oyuncu. Çabuk, blokları iyi. Pas iyi gelirse
hücumda da etkili. Geçen yıl Telekom da oynayan Tetyana
Voronina, henüz Nilay ile
uyum sağlayamamış. Onun için turnuvada fazla etkili değildi.
Geçen sezon Beşiktaş forması giyen İlona da eskisi gibi. Manşetleri hala
vasat. Atakları ise istikrarsız. Bu yükseklikte bir oyuncunun daha iyi
blok yapması gerekir. Zaman zaman yerine giren
Çiğdem, bu sezon O’nu bir hayli sıkıştıracak gibi. Duygu’ya gelince o da
istikrarsız. Ancak blokları iyi. Bazen iyi işler
yapıyor, bazen de duruyor. Dikkatli davranmalı çünkü arkasında Çiğdem Can gibi
bir tecrübe var. Formayı kaptırırsa bir daha zor alır. Libero İzolda ya gelince; Melis ile birlikte benim en çok
beğendiğim oyuncu oldu. Manşetiyle, defansıyla her
maçta görevini fazlasıyla yaptı. Ancak iki kişi ile manşet aldıkları için geniş
alanı kontrol etmek isterken hata yapabiliyor (Güneş Sigorta daki Necla ile ayni sorunu yaşıyor). Tecrübeli pasör Nisa ve henüz hazır olmasa
da Ayşe, oyuna her girdiklerinde mutlaka katkı yapacaklardır.
ECZACIBAŞI: Turnuvanın son günü dışında hep ilk maçlarını Eczacıbaşı oynadığı
için bu takımı daha iyi izleme şansım oldu. Geçen seneye oranla ilk altıdan 4
oyuncu değişmiş. Oyun tarzlarında da değişim var. Hızlı oynamaya çalışıyorlar.
Artık Bahar topları köşelere yatırıyor. Gerçi atılan pasların yeri ve
yüksekliği henüz oturmamış ama yine de rakip bloklar yerleşim zorluğu
yaşıyorlar. 3 yeni yabancı ile Bahar’ın uyum süreci çok önemli. Ne kadar uzar
bilemiyorum. Geçen sezon sıkça eleştirdiğim Motta’ya
bu hızlı voleybol oynatma isteği için zaman tanımak istiyorum. Ama Çeşme Turnuvası’ndaki
Eczacıbaşı beni tatmin etmedi (Üstelik de 10 gün sonra Şampiyonlar
Ligi maçı oynayacaklar). Aksadıkları anlarda oyuna ve
oyuncularına fazla müdahale etmedi (Bekleyeceğiz). Çok oyuncu ile oynamaya çalıştı. Takım olarak manşetlerde sorun
var. Esra’nın bir an önce eski formunu bulması için hepsi dua etmeli. Yoksa hem
servise karşı manşetlerde, hem de köşe ataklarda yatık toplarla oynasalar da sorunları
aşamazlar. Bu arada manşete giren Kanadalı topla buluştuğunda geri atak da
yapılamıyor. Bunun da çözümü bulunmalı. Ayrıca artık Esra’nın da beklenildiği
gibi olmasa da zaman zaman arkadan atak yaptığını
söyleyeyim. En iyi tarafları etkili ve hedefi bulan servisleri ile iyi
yerleşebildiklerinde blokları. Özellikle Milada Spalova
diğerlerine oranla daha etkili.
Oyunculara gelince; Bahar,
yorgunluğunu atamamış. Pasları istikrarlı değil. Özellikle yabancılarla uyum
sorunu var. En kolay da Kanadalı Stacey Gordon ile anlaşıyor. Bu oyuncudan söz edilmişken devam
edelim. Şu anda renkleri değişen Eczacıbaşı’nın en renkli
oyuncusu. Hareketli, her an oyunun içinde kendisini görmek mümkün. İyi
pas aldığında kolay sayı üretiyor. Vasatın altına hiç düşmüyor. Servisleri
etkili. Servis karşılaması iyi, ama bazen bunalıyor. Bence en
olumsuz yönü blokları. Pasör çaprazı oynayan Amerikalı Katherine Wilkins’i ve orta
oyuncuları Milada Spalova’yı beğendiğimi söyleyemem. Şampiyonlar
Ligi’nde oynayacak Eczacıbaşı’nın pasör çaprazı daha
aktif ve iyi olmalıydı. Sanki Milada biraz daha iyi. Bence en
iyi tarafı blokları. Ortadan oynayan Eczacıbaşı’nın diğer yenisi Nilay, eskiye oranla sanki daha iyi olmuş. Ancak
sakatlandığı için fazla izleyemedim. Gülden de, Bahar gibi yorgun. İyi bir
turnuva yaşamadı. Bu arada ilginç bir olayı da not olarak düşeyim. Eczacıbaşı
4. gün Şişli ile oynuyordu. Gülden libero olarak
başladı. Ancak ikinci sette Gülden’in yerine Merve libero
oldu. Doğal olarak bu değişimin yapılabilmesi için Gülden’in sakatlanması
gerekiyordu. Ancak Gülden çıktıktan sonra 5 set süren mücadelenin yani 4
setinde yedeklerle birlikte ayakta bekledi. Sakatlanmış ise neden oturmadı?, Değilse bu değişiklik nasıl yapıldı? Bunu çözemedik. Bir
gün sonraki maçta da Merve libero olarak oynadı.
Gülden ise köşede yedekler arasındaydı. Sık sık oyuna
giren Neriman da bir yükseliş var. Ama “Hata yaparsam çıkarım” korkusu çok tedirgin oynamasına yol açıyor. Bu stres de oyununu
etkiliyor. Bazen beklenmedik hatalar yapıyor. Nilay’ın
sakatlanmasıyla ilk 6 da yer bulan Gökçen ise sanki geriye gidiyor. Ne hücumda,
ne de blokta ortalarda görünmüyor. Smaç servisi ise tamamen unutmuş (Hatırlarsınız geçen yılki
yazılarımdan birinde “Gökçen’e smaç
servis neden attırılmıyor?” diye
sormuştum. Aldığım yanıt “Belinde
sakatlığı var, zorlamak istemiyoruz. İyileşince atacak” denmişti. Aradan uzun bir zaman geçtikten sonra tekrar
sormuştum, “Gökçen hala smaç servis
atmıyor, 6 aydır sakatlığı geçmedi mi? Sorun
bu kadar büyük mü?” ) Cevap alamamıştım.
Aradan hemen hemen 1,5 yıl geçti. Bir kez daha
soruyorum. “Bu oyuncu, en büyük özelliği olan
ve büyük bir olasılıkla artık iyice unuttuğu smaç servisi atmayacak mı?” Çünkü servis atarken kolunu nasıl kırdığını sanırım sizlerde
görüyorsunuzdur. Merve, libero oynadığı iki maçta da
fena değildi. Servise karşı az hata yaptı ama çıkan topların yerleri
istenildiği gibi değildi. Şişli karşılaşmasında oynayan Seray da fena değildi.
Ancak dağınıklığı sürüyor. Oynama şansı bulursa daha da iyi olacağı kesin. Naz
ise, çıkışını sürdürüyor. Ancak her halde O’nu biraz fazla pohpohluyoruz ki
kendine fazla güvenmeye başlamış. Bu da paslarında istikrarsızlık ve tercih
sorunları yaratıyor. Dikkat Naz.
YEŞİLYURT: Tecrübe ile gençlerin uyum
içinde oynadığı bir takım. Özellikle gençlerin iyi oyunu beni mutlu etti. Pelin
tam bir “Abla” Yanındaki gençleri her yönü ile idare
ediyor. Servise karşı manşetleri her zamanki gibi iyi, hücumda da yatık top
alırsa kolay sayı buluyor. Ama çabuk yoruluyor, bu da hata yapmasına yol
açıyor. Ayrıca öndeyken rakipleri O’nun koridorunu kullanınca takımın defansta sıkıntıları artıyor. Yeni pasörleri
Makedon Sanja Alexandrovska
genç bir oyuncu. Çok gayretli, takımı hızlı oynatmaya çalışıyor ama gerek
tekniği, gerekse tecrübesi henüz yeterli değil. Ancak yine de katkısı fena
değil. Smaç servis atıyor. Hareketli ve defansı
seviyor. Blokları sıkıntılı. Ergül, her geçen gün
üstüne koyuyor. Genç yaşına karşın tecrübeli gibi oynuyor. Biraz daha fazla pas
alması gerekiyor. Carka Badem, bu turnuva da pek
ortalarda görünmedi. Görevi olan hücumda istikrarsız bir görüntü çizdi. Arka
alandan yaptığı ataklar dağınıktı. Gülbahar, Yeşilyurt da en çok beğendiğim
oyuncu oldu. Oynadığı sürece hep vasatın üstüne çıktı. Yeni
olmasına karşın manşeti iyi, hücumda etkili. Bu da gösterdi ki
Yeşilyurt’a iyi bir 4 numara oyuncusu geliyor. Benim ona tek tavsiyem; Bloklarını
bir an önce geliştirmesi yönünde olacak. Bahar Toksoy,
Gülbahar gibi en çok gözüme çarpan oyunculardan biriydi. Pasör Sanja’nın ortadan oynamayı sevmesi O’nun için büyük bir
şans. Bunu iyi değerlendirmeli. Bloklarını biraz daha geliştirmeli, ayrıca daha
hızlı hareket etmeli ki, köşelere giderken zorlanmasın. Bu iki oyuncuya da
kocaman bir “Bravo”. Bu arada
teşekkürler Reşat, bu iki gence oynama şansı verdiğin için. Libero Ayça,
bildiğiniz gibi. Servise karşı manşetleri düzgün, sadece zaman zaman defansta yerini kaybetmesi
iyi değil. Oyuna girip çıkan Aslıhan, Banu, Bahar Ekinci takıma her zaman katkı
sağlıyorlar. Bahar Ekinci’nin sakatlıktan yeni çıkmış
olması nedeniyle biraz daha zamana ihtiyacı var.
ŞİŞLİ: Yalova’ya oranla daha iyi oynuyorlar. Tabii ki
bunda Brezilyalı Rossana De Sauza’nın
ve sakatlığı tam geçmese de Yanitsa Rangelova’nın takıma girmelerinin rolü var. İnişli çıkışlı
bir grafik çiziyorlar. Bu da henüz tam hazır olmadıklarını gösteriyor. Tuba’nın
önde olduğu turlarda blokta ve dolayısıyla da defansta
sıkışıyorlar. Bu arada Tuba’nın 4’de olduğu pozisyonda Rossana-
Filiz ikilisi manşete giriyor. Bu başlarına iş açabilir. 3. bir yabancı
peşindeler. Bu turnuvada iki maçta Nina Yarzutkina’yı denediler. Pasör çaprazı oynayan bu oyuncu
fena değil. Tekniği iyi, akıllı hücum yapıyor ama smaçları sert değil. Blokları da iyi. Alırlar mı bilemiyorum? Söz yabancılardan
açılmışken devam edelim. Rossana, henüz istenen
düzeye gelmemiş. Kopuk kopuk oynuyor. Servise karşı
manşetlerde fazla sıkıntı yok ama ataklarda hep sorunlu. Özellikle setlerin
sonlarında kendine güvenmediği için çok hata yapıyor. Hâlbuki yabancı oyuncu bu
kritik anlarda iş yaparsa takımına yararlı olur. Bu konuda yardıma ihtiyacı
olabilir. Yanitsa, bildiğiniz gibi. Her zaman
görevini yapmaya çalışıyor. Ama sakatlığının tam geçmemesi performansını
etkiliyor. Bu turnuvada servise karşı manşetlerini beğenmedim. Hücumda da
vasattı. Ama O’nun ligde çok daha iyi oynayacağına eminim. Pasör Tuba’yı bu
turnuvada çok sinirli buldum. Bu da O’nun pas organizasyonunda sorunlar yarattı.
Nedenini bilmiyorum ama benim gözlerim Neşeli Tuba’yı aradı. Didem, Nina’yı denedikleri maçlarda ortadan oynadı. Bana göre az
top almasına karşın iyiydi. Blokları da iş yaptı. Ancak uzun bir süredir
ortadan oynamadığı için bloklarda köşelere gidişinde çok zorlandı. Heval’e gelince; Yeni takımına henüz ne oyun olarak, ne de
kafa olarak alışamamış. Belli ki Beşiktaş’ı hala arıyor. Ama artık bundan
sıyrılmalı. Çünkü bu turnuvada varlığı ile yokluğu belli değildi. Sadece biraz
bloklarda göründü. Sanırım zamana ihtiyacı var. Demet, takımın gayretli
oyuncularından biriydi. Ne var ki “3. yabancı gelirse
ben dışarıda mı kalacağım?” Sorusunu sanırım kendine fazlaca
soruyor. Libero Filiz, genelde iyiydi. Ancak henüz tam konsantre
olamamış bir görüntüsü var. İkinci pasör
Serpil, her girdiğinde takıma faydalı oldu. 2. top plaseleri
iyiydi. Ama Tuba gibi, O da öne geldiğinde takım blok sorunları yaşıyor.
KARŞIYAKA: Turnuvayı son sırada tamamlamasına bakmayın, zaman zaman iyi mücadele ettiler. Çek pasörleri
sakat olduğu için oynamadı. 3. bir yabancı oyuncu arayışları da sürüyor.
Servise karşı manşetler de
sıkıntılar yaşadılar. Özellikle Aslı’nın henüz istenen düzeye ulaşamaması sorunu
daha da artırdı. Hücum yükünü ise Katarina Barun çekiyor. Rakipler çabuk oynadıklarında bloklarda çok
sıkışıyor. İki orta oyuncusu Müge ve Tuğba köşelere gitmekte zorlanıyorlar. Bu takımın
en sorunlu yeri sanki burası gibi görünüyor. Çek pasörün
yerine oynayan genç Hidayet’i beğendim. Gayretli, iyi de oynuyor ama tecrübesi
henüz yeterli değil. Servisleri ise çok etkili. İstediği
yere atıyor. Hele paralele attıkları, 4 numaradan manşet için açılanlara kâbus
yaşatıyor. Takımın en tecrübelisi Deniz, henüz tam hazır değil. Manşetlerde tedirgin, ataklarda vasat. Özellikle iyi
yerleşen rakip bloğu geçmekte çok zorlanıyor.
Aslı’nın bu turnuvada çok tutuk olması beni biraz şaşırttı. Bir an önce
toparlanmalı çünkü takımın O’na hem servise karşı manşette, hem de hücumda
ihtiyacı var.
Pasör çaprazı Barun
da genelde inişli çıkışlı bir grafik çizdi. Smaç servisleri iş yaptı. Önden
yaptığı ataklarda iyi bir görüntü verdi ama arkada sorunları var. Tekniğinin çok iyi olmaması nedeniyle arkaya
atılan paslar iyi değilse kullanmakta çok zorlanıyor ve hatalar yapıyor.
Halbuki pasör çaprazının en önemli görevi, arkadan
yaptığı atakların takıma sayılar getirmesidir. İki orta oyuncusu Müge ve Tuğba
tutuktular. Hücumda ve blokta fazla ortalarda görünmediler. Zaman zaman oyuna giren iki Gözde de iyi değildi. Zehra ise çok
oynamadığı için etkili görünmedi. Ancak tecrübesiyle mutlaka ligde takımına
katkı sağlayacaktır. Bilemiyorum, belki de sakatlığı vardı.
KÜÇÜK BİR NOT
İşte biten bir turnuvanın ardından
izlenimlerim böyle. Küçük bir not düşeyim. Takımlar ve oyuncular için yaptığım
eleştiriler sadece beni bağlar. Ben ekipleri izlerken bunları gördüm ve yazdım.
Başkaları daha başka gözle izlemiş ve ona göre değerlendiriyor olabilir. Farklı
görüşlerin oluşması çok doğaldır. Yalnız şunu kesinlikle söyleyebilirim ki, ben
art niyetle hiçbir zaman yazı yazmam ve televizyonda da yorum yapmam. Böyle
gördüğüm, böyle düşündüğüm için yazar ve söylerim. Katılırsınız, katılmazsınız
bu da sizin bileceğiniz iştir. Bazı konuşulanlar kulağıma geldiği için kendimi
bunları yazmak zorunda hissettim.
LİG BAŞLIYOR
Cumartesi günü oynanacak bayanlarda
2, erkeklerde 9 karşılaşma ile liglerimiz perdelerini açıyor. İki gruplu yeni
sistemin neler getireceğini hep birlikte göreceğiz. Ancak özellikle ilk
Takımların bazılarını turnuvalarda
izleyebildim. Onun için bu ekipler hakkında biraz fikir sahibi oldum. Ama birçoğunu
da göremedim. Onun için sağlıklı bir yorum yapmak zor. Ancak yine de ilk etapta
bayanlarda Güneş Sigorta ve Emlak TOKİ’ yi şampiyonluk yarışında biraz daha
önde görüyorum. Onların hemen ardından ise Beşiktaş ve Eczacıbaşı geliyor. Bu 4
takımın rakiplerinden ayrılacağını düşünüyorum. Ama
Erkeklere gelince; Çok az takım
hakkında bilgi sahibi olabildim. Söylenenlere ve bana anlatılanlara göre ilk 4
sıra için; (Alfabetik sıraya göre yazayım,
kimse alınmasın) Arkas,
Fenerbahçe, Erdemir, Halk Bankası, İstanbul
Büyükşehir Belediyesi daha şanslı görünüyor.
Bu takımları Galatasaray ile
SSK’nın zorlayabileceğini düşünüyorum.
Yeni bir yazıda buluşmak dileğiyle,
hoşça kalın.
A
L E V
A N A
K Ö K