YALOVA’ DA HAYAT VAR
Bu haftayı Yalova da geçirdim.
Karşılaşmalara geçmeden önce
yazımın başlığını biraz açmak istiyorum. Bu sezon ilk kez birinci ligde
oynayacak bir takıma sahip olan Yalova da gerçekten voleybol adına “Hayat var”.
Öncelikle böyle bir turnuva
düzenleme cesaretini gösterenleri kutlamak gerekir. 9 takımı bir araya getirmek
gerçekten zor. Hele bunların içinde iki yabancı varsa (Yunanistan’ın Selanik ekibinin bazı oyuncuları vize sorununa
takılmasalardı bu sayı 3 olacaktı), Beşiktaş,
Fenerbahçe, Galatasaray gibi 3 büyükler katılıyorsa, ayrıca bunlara ek olarak
şampiyon adayı Güneş Sigorta gelmişse, Gaziantep gibi uzak bir şehirden
Şahinbey katılmışsa, bunlara bir de ev sahibi Yalova’ yı
ve Şişli’ yi ilave ettiğinizde tabii ki bir voleybol sever için sezon başı da
olsa bu takımları izlemek gerçekten bulunmaz bir fırsat oldu. Tabii ki bizler
içinde.
Böylesine ekiplerin yer aldığı
turnuvaya hafta arası olmasına karşın ilgi de büyüktü. Salonu dolduran genç
voleybol tutkunları güzel karşılaşmalar izlediler (Seyircinin çoğunluğunun talebelerden oluşması Yalova da voleybol
aşısının tuttuğunun da ayrı bir göstergesi). Bu arada ilgi,
sadece seyirci ile sınırlı kalmadı, Yalova’ nın üst
düzey yöneticilerinin sık sık maçlara gelmesi lig
karşılaşmaları için de iyi bir sinyal vermiş oldu. Yöneticilerden söz
açılmışken, izninizle bu ilin artık voleybolla da anılmasını sağlayacaklara
adlarını yazarak teşekkür edeyim (İçinizden, gitti,
kaldı, yedi, içti şimdi de diyetini ödüyor diye düşündüğünüzü biliyorum. Ama
ilk kez birinci lige çıkan bir ili ve takımını, tribünleri 5 gün boyunca
dolduran seyirciyi ve yöneticilerin voleybola ilgisini görmüş olsaydınız,
eminim ki siz de benim gibi düşünürdünüz).
İşte voleybol adına teşekkürü hak
edenler: CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, turnuvanın ve kulübün en büyük
destekçisi Yalova Belediye Başkanı Barbaros Binicioğlu,
Başkan Yardımcısı Adem Gülsün, Vali Yardımcısı İsmail Akman, İl Müdürü Şevket Demirkaya, Şube Müdürü Selçuk Elçi, Voleybol Ajanı Şehzade
İbiş, Ak Parti Yalova İl Başkanı Fikri Demirel ve tabii ki Yalova’ nın bu güne
gelmesinin en önemli kişisi Yalovaspor Kulüp Başkanı Nusret Karaalioğlu, İdari Menajer
Fikret Karaalioğlu, antrenör Tayfun Pişiren,
isimlerini öğrenemediğim ama her şeyin saat gibi işlemesini sağlayan görünmez
karıncalar. Ve kulübün önemli finans destekçisi Aksa Genel Müdürü Mustafa
Yılmaz ile Santes, Promak
şirketleri. Umarım ilk kez birinci ligde mücadele edecek Yalovaspor
dan bu kişiler ve kuruluşlar desteklerini hiçbir zaman çekmezler.
10 satırlık bir teşekkür
paragrafından sonra gelelim maçlara ve takımlara;
5 gün süren turnuvada takımlar
henüz hazır olmamasına karşın genelde çekişmeli maçlar izledik. Hele
sıralamanın belli olacağı son günkü müsabakalar gerçekten güzeldi. Sonunda Rus
ekibi Dinamo (Bu bizim bildiğimiz Natali ve Özlem’ in oynadığı Dinamo değil. Karpol’ un ikinci takımı. Geçen sezon ligi 6. bitirmişler
ama bu yıl daha iyi bir kadro kurmuşlar. İki de Kübalı transfer etmişler. Yani
söylendiğine göre bu sezon iddialı olacaklarmış), Yalovaspor’ u yenerek birinci oldu.
Turnuva iki grupta oynandı. 1.
Grupta; Uralochka, Fenerbahçe, Galatasaray, Yalovaspor. 2. Grupta Dinamo, Beşiktaş, Güneş Sigorta,
Şahinbey Belediyesi, Şişli yer aldı.
Önce grup maçları oynandı. Sonra
sıralamaya göre takımlar diğer gruptaki takımlarla eşleştiler. Sonuçları
sitemizden okuma şansınız olduğu için ben sadece son gün oynanan sıralama
karşılaşmalarını vereceğim.
Yalova’ nın
ikinciliği elde ettiği turnuvada,
Fenerbahçe’ yi 3-0 ile geçen Güneş üçüncü, ezeli rakibi Galatasaray’ ı
3-1 mağlup eden Beşiktaş beşinci ve Urolachka’ yı 3-1 yenen Şahinbey yedinci oldu. Son sırada ise Şişli
yer aldı. Maçlar bittikten sonra katılan tüm takımların sporcu ve teknik
kadrolarına anı madalyaları ve birer t-shirt verildi.
İlk 3 sırayı alan ekipler ayrıca kupalarını aldılar.
Gelelim, sezon öncesi ilk kez
bu turnuvada izleme şansını yakaladığım
takımlar hakkındaki küçük düşüncelerime;
YALOVA: Antrenör Tayfun Pişiren ilginç bir takım kurmuş. Tecrübeli Özlem
Özdemir dışında 3 yabancısı da dahil genç bir ekip oluşturmuş. Pasörleri Aleksandra
Peretyatko 21 yaşında ilginç bir pasör. Saçını renkli
boyamış bu oyuncuyu ben beğendim. Seyirci ise, O’ na
ve 22 yaşındaki Tanya Mudritskaya’
ya bayılıyor. İkisinin her hareketi alkış ve destek alıyor.
Aleksandra belki çok iyi bir pasör değil ama takımını iyi oynatıyor. Blok
yapıyor, smaç servis atıyor, defansı iyi, pas atmadan önce mutlaka karşı takıma
bakabiliyor. Bu da tabii ki ona artılar getiriyor. Tanya,
2 metrelik boyu ve 110 kilo civarındaki kilosuna karşın etkili bir oyuncu.
Ayrıca hırsı ile hem takımının, hem seyircinin ateşleyicisi. Pasör çaprazı
oynuyor. Diğer yabancıları
Genelde canlı ve hırslı bir oyun
tarzları var. 3 yabancı doğal olarak bu takımın lokomotifi durumundalar.
Yabancı-yerli karışımı tutmuş. Hücumda sıkıntıları az. Ama Tanya
2, Emel 3, Özlem 4 pozisyonu geldiğinde bir hayli zorlanıyorlar. Servise karşı
manşetleri ise en zayıf halkaları. Eğer bu takım manşet sorununu çözerse,
evinde bu seyirciyle iyi sonuçlara imza atarak grupta ilk 5 içinde yer alır. Bu
arada çok genç oyunculardan kurulan kadroların her zaman sıkıntılara açık
olduğu unutulmamalı. Çünkü genç oyuncalar çok çabuk coşabilecekleri gibi, sıkı
bir direnç gördüklerinde de hemen dağılabilirler. Bu konuya dikkat.
GÜNEŞ SİGORTA: Son gün dışında genelde yedek
ve yabancı ağırlıklı bir kadro ile oynadılar. İlk günler İryna,
Solipiwko, Gözde, İpek, Ebru, Dos
Santos altısı sahada yer aldı. Beşiktaş’ ı 3-0
yendiler, Dinamo’ ya ise ayni skorla yenildiler. Daha sonraki günlerde
Polonyalı yerine Deniz görev yaptı. Fenerbahçe karşısında ise Solipiwko dışında Aysun ve
Neslihan da oynadı.
İyi bir kadroları var. Eski
pasörleri İryna’ nın
dönmesi artıları olmuş. Çünkü çabuk oyuna yönelmişler (Nihayet gerçeği fark ettiler ve yüksek paslardan vazgeçtiler). Böyle bir oyun tarzı en çok Gözde’ nin
işine gelecek. O da oynadığı 5 gün içinde bunu gösterdi. Hızlı oyuna Dos Santos, Ebru ve son maçlarda yer alan Deniz de uyum
gösterdi. Bu oyunculara Aysun ve Neslihan’ ı da ilave
edebiliriz. Ama Polonyalı için ayni şeyleri söylemek zor. İryna
değişik paslarla oyuncuları atağa soktuğu için hücumda fazla bir sıkıntıları
yok. Ancak ben servise karşı manşetlerde bir hayli sıkışacaklarını düşünüyorum.
Necla’ nın işi bu sezon daha da zor olacağa benziyor.
FENERBAHÇE: Adnan Kıstaklı Fenerbahçe de ilginç bir takım olma yolunda hızla
ilerliyor. Geçen sezonki kadrodan sadece Tülin kalmış. Bu yeni oluşumun
yenilenen kadronun oturması zaman alacak gibi görünüyor. Kıstak genelde
takımlarını hızlı oynatmayı seven bir antrenör. Yalova turnuvasında bunun izlerini
gördük. Pasör Özge, Adnan ile Ulusal Takımlarda uzun yıllar beraber olduğu için
onun tarzını iyi biliyor. Bu ikisi içinde avantaj. Yeni yabancılarından Rus Morazova bir iki yıl ara vermesine karşın çok önemli bir
oyuncu. Yıllarca Ulusal Takımda oynadı. Tecrübeli. Ortadan oynuyor. Bloğu,
hücumu iyi. Üstelik de manşeti var. Sarı-Lacivertliler için iyi seçim. Ancak
diğer yabancıları Alevtina
Cherepanov (Daha önce Galatasaray
da oynamıştı) ayni şeyleri söylemek zor. Eskisi
gibi yine dağınık ve heyecanlı. Bazen çok güzel bir top vuruyor, ardından
dışarı. Ne zaman ne yapacağı bilinmeyen oyuncular biz antrenörler için en
tehlikeli oyunculardır. Çünkü bir türlü istikrarı yakalayamazlar. Bu da hep
tedirginlik yaratır. Bu arada Fenerbahçe üçüncü yabancı arayışlarını da
sürdürüyor.
Genelde iyi ve hızlı bir oyun
tarzları var. Ama henüz hazır değiller ve yolları uzun. Seda ve Morazova takımın silahları. Seda şimdilik pasör çaprazı
olarak görev yapıyor. İyi de oynuyor. Eğer düşünülen yeni yabancı pasör çaprazı
olursa, Seda
BEŞİKTAŞ: Turnuvanın ilk günlerinde Shabovta, Duygu
ve Eda’ sız oynadılar. Bu dönemde arayış içinde olduklarını her set değişen
altılarda gördük. İki genç yetenek Melis Şahin ve Yeliz Aksan görev yaptı. Daha
sonra Duygu ve Eda takıma girdi. Duygu bazen pasör çaprazı, bazen
GALATASARAY: 3 yabancı oyunculu Sarı-Kırmızılı takım, diğer ekipler gibi henüz
hazır değil. Canlı ama kopuk kopuk oynuyorlar. Neslihan
libero olmuş. O’ nunla birlikte ortadan oynayan
Burçin, Yanina Yakovleva
manşete giriyorlar. Bu üçlünün manşetleri iyi olmasına karşın yine de sorunlar
yaşıyorlar. Her halde sezon ilerledikçe toparlarlar. Yakovleva
arkaya geldiğinde servisler O’ na atılırsa arka
alandan atak yapılmadığı için bu kez rakip bloğu geçmek sorun oluyor. Çünkü
diğer iki yabancısı Brezilyalı Ana Paula Santos Da Silva, Olga Petrashka ve Ferda Bulut,
bir önceki pozisyonda ise Burçin, Da Silva, Ferda üçlüleri
top öldürmekte zorlanıyorlar. Bu arada Güneş Sigortada oynama fırsatı
bulamayan pasör Seda da şimdilik tutuk. Öne geldiğinde, yani ikili atak
turlarında, paslarındaki istikrarsızlık ve smaçör tercihleri bunu net olarak ortaya koyuyor.
Sonuçta yenilenen Galatasaray şimdilik lige hazır değil. Bir an önce
toparlanmaları gerek. Bu turnuvanın onlara çok yararlı olduğunu düşünüyorum.
GAZİANTEP ŞAHİNBEY
BELEDİYESİ: Yenilenmiş yabancıları ve pasör
Nihal ın katılımıyla lig için hazırlanan Şahinbey de,
turnuvada inişli çıkışlı bir grafik çizdi. Bazen Nihal’ in yatık paslarıyla
çabuk oynayarak rakiplerine kök söktürdüler. Bazen hepimizi şaşırtırcasına üst
üste hatalar yaptılar. Bu nedenle de net bir fikir sahibi olamadık. Ancak ilk
göze çarpan şey; diğer ekipler gibi servise karşı manşetleri ve bloklardaki
sıkıntılar. Pasör çaprazı oynayan solak Yelena Josovıc iyi bir performans gösterirken, diğer iki yabancısı
ortadan oynayan Anna Kovalchyk
ile 4 de görev yapan Tanya Isaeve
vasat göründü. Sevil, Gülcan ve libero Funda ise
inişli çıkışlı bir grafik çizdiler. Eğer Şahinbey kısa sürede toparlanır,
özellikle de yukarıda da değindiğim manşet ve blok sorununu çözerse Gaziantep
de ilginç sonuçlara imza atabilir.
ŞİŞLİ: Sakatlıkları nedeniyle Brezilyalı Rossana
De Souza’ yı hiç
oynatamayan, Yanıtsa Rangelova’ yı
ise libero olarak sahaya süren Şişli için bir yorum getirmek zor. Ancak iyi
olmadıkları açık. Pasör Tuba’ nın takımı çabuk
oynatma çabası manşet gelmediği için sonuç vermiyor. Dağınık bir görüntüleri
var. Eğer çabuk toparlanmazlarsa ve üçüncü bir yabancı alamazlarsa işleri hiç
kolay olmayacak. Ama bu ilk turnuvaları ve yabancısız oynadılar. Onun için tam
bir yorum için biraz daha beklemekte yarar var.
KARŞIYAKA TURNUVASI
Şimdi önümüzde Karşıyaka’ nın 5-9 Ekim tarihleri arasında Çeşme de düzenlediği
turnuva var. 6 takımın 5 gün boyunca kozlarını paylaşacağı organizasyonda ev
sahibi Karşıyaka, Eczacıbaşı, Beşiktaş, Yeşilyurt, Emlak Toki
ve Şişli mücadele edecek. Davetli olarak oraya da gideceğim. Bu lig öncesi son
turnuvada da gözüme çarpanları sizlerle paylaşmaya çalışacağım.
DİĞER TURNUVALAR
Bu sezon ilginçtir üst üste
turnuvalar yaşıyoruz. Önce Arçelik ile başlayan
organizasyon dan sonra Manavgat, ardından Marmaris ve rahmetli antrenör Mümtaz Tosun adına Erdemir’ in düzenlediği turnuvalar geldi. (Sonuçları diğer bölümlerde okuduğunuz) Bunların yararını
katılan ekipler ligde mutlaka göreceklerdir. Ne var ki Arçelik
ve Marmaris Turnuvası dışındaki organizasyonların programlarından haberimiz olmadı. Küçük bir mail bile yeterli
olabilirdi. Sonra da ilgi göstermiyorsunuz diye sitem ediliyor.
ÖNCE ECZACIBAŞI, SONRA
GÜNEŞ SİGORTA YENİ SEZONU AÇTI
Türk Voleybolu’ na
yön veren iki kulübümüz Eczacıbaşı ve Güneş Sigorta yeni sezonu açtılar.
Pazartesi günü, alışılmış Mavi renkten vaz geçerek
artık beyaz-turuncu-griye dönen ve logosunu değiştiren Eczacıbaşı sporcularını
basına tanıttı. Ayrıca takımın kurmayları gelecekle ilgili görüşlerini
anlattılar. Başkan Faruk Eczacıbaşı, geçen sezondan oldukça farklı, daha genç
bir takımla liglerde mücadele edeceklerini, başlattıkları uzun dönemli planlar
ve hedeflere doğru eylemlerinin devam edeceğini söyledi.
Daha sonra söz alan Menajer Selcan
Teoman, yeni oyun sistemi için genç kadroya destek olmak amacıyla 3 yabancı
oyuncu transfer ettiklerini belirtti.
Brezilyalı Teknik Direktör Motta, bu yıl gerek Türkiye de, gerekse Avrupa da çok
sayıda zorlu maç oynayacakları için geniş ve iyi bir kadro kurduklarını, iyi
çalıştıklarını, bunun semeresini de göreceklerini söyledi.
Salı günü ise, Vakıfbank Güneş Sigorta’ın açılışı vardı.
İlk sözü Başkan Mehmet Aydoğdu aldı; Geçen sezonun başarılı geçtiğini, bu nedenle
voleybolun bir ivme kazandığını, bu gelen başarılarla da gençlerin bu
branşımıza yöneldiğini, bunu sağlayanlara da teşekkür ettiğini söyledi ve “Bu sezon için iyi bir takım oluşturmaya çalıştık. Bu nedenle kadroyu
geniş tuttuk. Önce tüm yerli oyuncularımızla anlaştık. Ardından 3 yabancı
transfer ettik. Bunun faydasını hem uzun lig maratonun da, hem de Avrupa
Şampiyonlar Ligi’nde göreceğimizi umuyorum” dedi. Yeni sezonda
tüm takımlara başarılar diledi.
Takımın Menajeri Nalan Ural, “İyi bir sezon geçirmemize karşın, gerek kamu oyundan, gerekse basından
gerekli ilgiyi göremedik. Bu konuda sizlere biraz sitem ediyorum. Ayrıca alt
yapılarda yetiştirdiğimiz yeni yeteneklerin Türk Voleybolu’ na
katkılarını da gözden kaçırıyorsunuz. Bugün bir çok takımda bizden yetişmiş
kiralık olarak oynayan oyuncular var. Bu yaptığımız hizmet çok önemli, lütfen
sizlerde önemseyin.
Bu yıl kulüp olarak yeni bir
yapılanma içine giriyoruz. All Sport’
un işbirliğiyle İstanbul’ un Anadolu yakasında, Ankara, İzmir ve Adana da spor
okulları açarak, hem Türk Voleybolu’ na, hem de
kulübümüze yeni oyuncular yetiştireceğiz.
Bir başka uğraşımızda okul-kulüp
işbirliğini sağlamak olacaktır. Bu doğrultuda Bahçeşehir
ve Doğu Koleji ile anlaştık. Bu iki okulda alt yapılarımızda oynayan
oyuncularımız burslu olarak okuyacaklardır. Bunun da önemli bir adım olduğunu
düşüyoruz” dedi.
LEJYONERLERİMİZE
BAŞARILAR
Geçen sezon Natali’
nin Rus Dinamo Moskova ile başlayan birlikteliğine bu
sezon Özlem ve Erkan ile Ulaş katıldı.
Özlem bilindiği gibi Natali ile ayni takımda oynayacak. İlk sınavlarını ise
bugünler de Avrupa Kupası’ nda verecekler.
Erkan ile Ulaş ise, İsviçre ekibi Chenoir ile ilk lig maçlarına çıktılar. Oyuncularımızın
yurt dışındaki takımlarda oynamasını her zaman arzu ettim ve savundum. Geçen
yıl Natali başlatmıştı. Çiğdem ile de devam etmişti
ama kulübün yaşadığı sorunlar yüzünden Çiğdem çabuk dönmüştü. Şimdi 4 oyuncumuz
yurt dışında ülkemizi temsil ediyorlar. Onların başarılı olmasını en büyük
dileğim.
KISA NOTLAR
Voleybol dostları, Yeşim Arslan ve Emre Çınar, düşünceleriniz için teşekkürler.
Yavuz Teler; sorduğun soruya bende bir antrenör
olduğum için cevap vermek istemiyorum. Umarım anlayışla karşılarsın. Bu arada
yazı karakterleri bilgisayarımla uyuşmadığı için bazı mailleri okuyamıyorum. Cevap alamıyorsanız
bilin ki bundandır.
Geçtiğimiz hafta, “Voleybol Manşet” dergisinde çıkan iki yazımı koymuştum. Bu hafta da üçüncüsünü ilave
ettim.
Tekrar buluşmak dileğiyle, hoşça
kalın.
ÇEŞİTLEME
Bazı günler vardır canınız hiçbir
şey yapmak istemez. Hava kapalı, hele
yağmur da çiseliyorsa içinizden sadece tembellik etmek gelir. Ya
televizyonun karşısına oturur kanallarda gezinirsiniz, ya DVD de bir film
izlersiniz, ya da yatıp uyursunuz. Bunlardan birine kendinizi programlamak
istediğiniz de, eğer bitirmek zorunda olduğunuz bir işiniz de sizi bekliyorsa,
o zaman yandınız. Bir tarafta sizi saran tembellik, diğer tarafta iş. Bu
ikilemden sıyrılıp önce yapmak zorunda olduğunuz işe yönelirsiniz. Ama bir tek
hedef vardır. Bir an önce bu zorunlu çalışmayı bitirip, özlemini çektiğiniz
tembelliğe yönelmek. Benim gibi yaşı ilerlemiş insanlar için bu tembellik
günleri ve anları, gençlere oranla çok daha fazladır. Hele bir de yaz ise…
İşte yine böyle bir gün ve dergiye
bu yazıyı yazmak zorundayım. Bir an önce bitirip, aklıma takılan filmi izlemek
istiyorum. Bu gibi durumlarda herkes gibi bende en kolayı seçip, daldan dala
atlayan bir yazıya yöneliyorum. Aslında fena da olmayacak. Çünkü hemen hepsi
bir yazı konusu olacak düşüncelerimi bayatlamadan 1-2 paragrafa sığdırmak işime
gelecek.
Önce 20 Yaş Altı Ulusal Bayan
Voleybol Takımımızın Dünya Şampiyonası’ndan başlayayım.
Biliyorsunuz bu büyük organizasyon
öncesi ekibimizden derece bekliyordum. Ama olmadı ve altıncılık ile yetinmek
zorunda kaldık. Bence bunun en büyük nedeni son dönemlerde özellikle bayanlar da görülen “Tek kişilik Voleybol” oynama isteği ve düşüncesi. İşte bu
beklentilerimizin yoluna taş koydu. Seda üstüne yıkılan bu ağır yükün altında
ezildi, ezildi ve sonunda olanlarda oldu. Bunda Seda’nın hiçbir suçu yok. Suç,
başta arkadaşları olmak üzere hepimizin. Aslında Seda elinden geleni yaptı.
Turnuvanın en skorer oyuncularından biri oldu. Bu
arada Eda-Güldeniz, O’ nun yükünü hafifletmek için
uğraştılar Ama bu çabaları yine de “Tek Kişilik Voleybol” u kırmaya yetmedi. Böyle olunca da
yolumuz tıkandı.
Bu turnuvanın hemen ardından A Bayan
Takımımız Dünya Şampiyonası 3. Kademe maçları için Ankara Atatürk Spor
Salonu’na çıktı. Filenin Sultanları önce Belçika’yı, sonra zor da olsa
Ukrayna’yı yenerek yeni bir tarih daha yazdılar ve ilk kez bayanlar da Dünya
Şampiyonası’nda mücadele etme hakkını elde ettiler. Bu gerçekten çok güzel bir
başarıydı. Yılların özlemi son bulmuştu. Tabi ki hepimiz sevinçten uçtuk.
Ancak bu güzel tabloya karşın
rakiplerimiz karşısında ortaya koyduğumuz oyun, bir çoğumuz gibi beni de mutlu
etmedi. Bizler, yani voleybol yazarları, Filenin Sultanları’na kolay kolay toz kondurmadığımız için, bir hafta önce Azerbaycan
da Grand Prix Elemeleri’nde alınan kötü sonuçların bu turnuvaya da yansıdığını
düşünme kolaycılığına sığındık. Aslında bunun en önemli nedenini göz ardı ettik.
Gençler gibi, A takımımızın da bu sıkıntısının başında “Tek kişilik Voleybol”
geliyor. Bu kez sırada Neslihan vardı. Hem Bakü de,
hem de Ankara da gördük ki Neslihan oynarsa, yani ataklarda, servislerde
başarılı olursa sayılar bulduk, üstünlük sağladık. “Tek kişilik Voleybol” u gören rakipler de bu oyuncumuza önlemler alınca zor anlar
yaşadık. Bu sıkıntılı anları, Özlem, Aysun, Natalia ile aşmaya çalıştık. Ama bu Filenin Sultanları’nı “Tek
kişilik Voleybol” görüntüsünden
uzaklaştıramadı. Bizim gibi Belçika da De Carne ile
sonuca gitmeye çalışınca, bu oyuncu turnuvanın en skoreri
olmasına karşın takımı son sırada kaldı.
Bu arada bir kaç cümle ile Hollanda
karşılaşmasından da söz etmek istiyorum. Tamam takımımız hedefi yakalamış ve
yeni bir tarih yazarak Dünya Şampiyonası’na katılma hakkını elde etmişti. Ancak
Hollanda karşısında ki oyun bu büyük başarıya açıkçası gölge düşürdü. Neydi o
ekibimizin hali. Sahada hiçbir şey yapmadan rakibe teslim oldular. Voleybol da
bir spordur. İçinde yenmek de, yenilmek de vardır. Ama bu kadar kolay pes
etmeye söylenecek çok da söz vardır. Ben sadece birine değinerek bu konuyu bir
daha hatırlamamak üzere unutmak istiyorum. 40 dereceyi aşan sıcaklığı bile hiçe
sayarak her gün salonu dolduran ve başarıya giden yolda size itici güç olan
seyirciye, son maçta başka türlü teşekkür etmeniz gerekirdi. Bu arada tarih yazan başarılarınıza sevinen,
sizlere gönül veren ve yine sizlerin sayesinde çocuklarını voleybola
yönlendiren, televizyon karşısında ki milyonlara da hüzün verdinizi lütfen aklınızın bir köşesine yazın. Bu olumsuzluk
sizlere karşı sevgimi asla azaltmadı. Ama artık beklentilerimin boyutlarını
büyüttü. Şimdi önümüzdeki Avrupa
Şampiyonası’ nda
ortaya koyacağınız oyun ve elde edeceğiniz başarılı sonuçlarla hem
Hollanda karşılaşmasını, hem de Bakü de ki Grad Prix’i bizlere unutturmak
zorunluluğunuz var. Filenin Sultanları gönlümüzü ancak böyle alacaktır.
Bu sıkıcı konudan tekrar “Tek kişilik Voleybola” dönelim. Bu kez sıraya İzmir de ki
Üniversite Oyunları girdi. Burada da ayni görüntü devam etti. Gerçi bazen maçı
kazanmak için “Tek kişilik Voleybol”
a yönelmek de gerekebilir ama bu “Ara
sıra” yerine, “devamlı” ya dönüşüyorsa o zaman amacın uzağına düşülüyor demektir. Neslihan
aşağı, Neslihan yukarı derken sonunda bu sayı makinemizin adaleleri de isyan
etti. Aslında Bakü, Ankara, sonra İzmir derken bu
yüksek tempoya yine de iyi dayandı. Umarım bu oyuncumuzun iyice posasını
çıkarmadan, Avrupa 2. si olan takım görüntüsüne döneriz.
Neslihan’ ı bir yana bırakalım;
Peki milyonlarca televizyon izleyicileri ve salonu tıklım tıklım
dolduran coşkulu seyirci karşısında kendini gösterme fırsatı yakalamış diğer
oyuncularımıza ne demeli? İnsana böyle bir şans kaç kez gelir? Bence yazık
ettiniz. Eminim ki İzmir’ i düşündüğünüz de, kaçındığınız bu büyük fırsata çok
yanacaksınız.
Bayanları konuşurken erkekleri
unuttum zannetmeyin. Onlar bir takım olmanın güzelliklerini, önemini, her maçta sahaya yansıttılar ve bunun
semeresini de 2-0 dan şampiyonluğa ulaşarak çok büyük bir başarı ile süslediler.
Hepsini tebrik ediyorum.
Üniversite Oyunlarıyla ilgili iki
sözüm daha var. İlki seyirciye. Hepsine helal olsun. İkincisi ise, açılış da tüm Anadolu Medeniyetlerini hatırlayan ama
Cumhuriyet Türkiyesi’ ni,
kurucusu Atatürk’ ü hatırlamayan veya hatırlamak istemeyenlere de “Yazıklar
olsun”.
Bu arada bir sitem de TRT dışında
kalan özel televizyonlara ve gazetelere. 8 bini aşkın sporcuya ve böylesine
büyük bir organizasyona, futboldan başka branşları spordan saymadıkları için
gösterdikleri duyarsızlığa kocaman bir “Bravo” (Gazetem
Cumhuriyet hariç, şampiyonluk gelince akılları başlarına biraz geldi).
Daldan dalanın son cümleleri de
Emlak Toki’ ye. Türk Voleybolu’ nu Avrupa
arenasında eksik bırakanların
açıklamalarını, bu kararı verenlere ne gibi yaptırımlar uygulanacağını
bekliyorum. Sonra ben de düşüncelerimi yazacağım.
A
L E V
A N A
K Ö K