SİSTEM TARTIŞILIYOR

 

Ligin birinci bölümünün sonuna doğru hızla yaklaştığımız şu günlerde sistem yeniden tartışılmaya başladı. İlk 5 sıra için mücadele eden bazı takımların yönetici ve antrenörleri, grupların adaletsizliğinden söz ediyorlar Ayrıca, ilk 5’i garantileyen ekiplerin, sorumsuz davranarak, bazı rakiplerini hafife aldıkları, bu nedenle de set, setler ve puanlar verdiklerini ve bu davranışların voleybolun etiğine ters düştüğünü vurguluyorlar.

Bunları söyleyenlerin haklı oldukları taraflar mutlaka var. Ama bunun karşısında olanlar da; “İlk 5 için hesap yapıyorlarsa, kadrolarını güçlü tutsalardı, ona göre transfer yapsalardı. Biz böyle yaptık, iyi kadro kurduk ve sonunda da rahatça ikinci bölüme kalacağız. Bunu bildiğimiz içinde işi hafife almamız çok doğal. Çünkü bizim hedefimiz, ikinci bölümde ilk 6’ ya girmek (Biliyorsunuz bu sezon Emlak TOKİ son anda şampiyonlar Ligi’ne katılmaktan vazgeçmiş ve yerine Eczacıbaşı alınmıştı. Böyle olunca da Ankara ekibi henüz netleşmese de Avrupa Kupaları’na sanırım 2 yıl katılamama cezası alacak. Böyle olunca da, ligde 6. sırayı alacak ekip, önümüzdeki sezon ülkemizi CEV de temsil etme hakkını yakalayacak). Planlarımızı da bu yönde yaptık. Kimsenin kimseyi düşünmek için bir nedeni yok.” Diyorlar. Onların bakış açısı da böyle.

Bana göre iki tarafta haklı. Bu sistemin her takım için farklı olması, farklı yorumlanması da normal. O zaman bu sorun daha adil bir şekle sokulabilir. Ancak burada değişik konular ortaya çıkıyor.

Lig sistemi için daha önceden tepki koymayanların, Lig Kurulu’nda bu karar alınırken el kaldıranların bugün ağlamaya, sızlamaya pek haklarının olmadığı da bir gerçek.

Ulus olarak bizim en büyük sorunumuz; İleriyi görememek ve yaşadıktan sonra iyi ile kötüyü ayırt edebilmektir. Bir kez daha bu net olarak ortaya çıktı.

Eski yazılarımdan buraya alıntılar yapacağım. Bundaki amacım kendime bir paye çıkarmak değil. Sadece o günlerde söylediklerimin şimdi insanlar tarafından tartışmaya başlanılması. Yani aklın yolunun bir olduğunun ancak anlaşılabilmesi. O gün susanlar, genel düşünemeyenler ve günü kurtarmakla uğraşanlar, işin ucu ne yazık ki kendilerine dokununca ayağa kalktılar.  

Şimdi geriye dönüyorum ve seçim öncesi, lig sistemi böyle olursa daha adil olur diyerek yazdıklarımı tekrar hatırlatıyorum.

 

Tarih: 13 Aralık.  Yazı başlığı: Dedikodular doğruymuş.

Ligle ilgili görüşümün bir bölümünü sizlerle paylaşmak istiyorum. Bunun nedeni, sizlerinde “20 takımlı bir lig nasıl oynanmalı?” sorusunu kendinize sorarak bir takım şablonlar hazırlamanızı ve bunları da forum köşemize göndererek tartışmaya açmanızı bekliyorum. “El elden üstündür” dendiğine göre, ilginç önerilerin ortaya çıkacağına eminim.

Ben ne düşünüyorum?

Öncelikle şunu bir kez daha başından hatırlatayım. Bildiğiniz gibi ben, Play-Off sistemlerinin hep adaletsiz olduğunu yazdım. Bunun için zaman zaman tepkiler aldım. Hatta bunun ötesinde beni başka şekilde suçlayanlarda oldu. Ama geçtiğimiz sezon Erkekler 4’lü Finalleri’nde yaşanan Halk Bankası örneği, yıllardır bir türlü anlatamadığım olayları çarpıcı bir şekilde ortaya koyunca, “Eh, pek de haksız sayılmazmışsın” diyenler fazlalaşmıştı.

Bunları niye yazdım, 20 takımlı lig için yapacağım öneride Play-Off sistemi ve 4’lü final grubu yok. Ama istenirse sonunda 4 takımlı bugünkü gibi iki etaplı final grubu konabilir. 

Serpantin sistemine göre ve bu sezon lig sıralaması esas alınarak 18 takım iki gruba bölünür:

A Grubu: 1-4-5-8-9-12-13-16-17 ve 2. Lig 2.si

B Grubu: 2-3-6-7-10-11-14-15-18  ve 2. lig 1.si

10’ar takımlı bu iki grupta tek devreli ligler oynanır. İlk 3 sırayı alan ekipler bir üst gruba otomatik olarak yükselir. 8.-9.-10. olanlar alt gruba iner.

A Grubu 4. sü, B Grubu 7.’si ile, B Grubu 4. sü, A Grubu 7. si ile,

A Grubunu  5. tamamlayan, B grubu 6. sı ile, B Grubu 5. si de A Grubu 6. si ile

(Yani 4-7, 5-6 ile) eşleşirler.

Bu takımlar kendi aralarında biri içeri de, biri dışarıda iki maç oynarlar. Kazananlar üst gruba yükselerek 3+3+4= 10, kaybedenler 3+3+4= 10 alt grubu oluştururlar. Bu gruplarda ki 10’ar takım  kendi aralarında iki devreli lig oynarlar. Son sırayı alan 2 ekip küme düşer, üst gruptakiler sıralamayı belirler ve dereceye girenler Avrupa da ülkemizi temsil etme hakkını yakalarlar.

Tüm bu maçlar 9+2+18= En fazla 29 hafta da biter. Şu andaki iki devreli lig 34+2= 36 hafta.

Benim düşündüğüm ilk şablon bu. Hadi biraz daha geliştirelim. Gruplarda oynanan maçlarda sıralamaya göre bir üst tura yükselen veya klasman adını verdiğimizi düşündüğümüz alt gruba düşenler;

a) Puanlarını taşısınlar.

b) Veya sıralamadaki yerlerine göre puan alsınlar (Geçtiğimiz sezon 4’lü Finale yükselen takımların aldıkları puanlar gibi: 1. 4 puan, 2. 3 puan, 3. 2 puan, 4. 1 puan, 5. 0 puan. Alt gruptakiler de bunun tersi)

Küçük bir not:

Ligin daha uzun oynanmasını isterken Ulusal Takımın maçlarını ve Avrupa Kupaları’nda mücadele edecek ekiplerimizin maç trafiğini unutmayın.

Bu arada 20 takımlı lig ile ilgili birkaç şey daha söylemek istiyorum.

Duyduğum kadarıyla başkan adaylarının teknisyen grubu sadece gelecek sezon ligi 20 takım düşünüyormuş. Daha sonra takım sayısını kademeli olarak asıl hedefleri olan 12’ye düşürecekler ve adını da değiştireceklermiş. Yani “Süper Lig” veya benzeri bir isim verilecekmiş. Bunun dışında kalitesi yüksek 1. Lig kurulacakmış. 3. Ligler ise bölgesele dönüşecekmiş.

Ben 12 takımlı Süper Lig’e de, kalitesi artırılacak 1. Lige de karşıyım. Neden mi?

Öncelikle şu andaki 1. Türkiye Ligi gerek görsel, gerekse yazılı medyada bile kendine zor yer buluyor. Bir alt ligi ise bilen, hatırlayan yok. Sadece web sitelerinde onlarla ilgi, o da özel çabalarla bilgi bulabiliyorsunuz. Hangi gazete de 2. ve 3. liglerle ilgili yazılara rastladınız ki? Hadi voleybolu bırakalım, gazetelerde tam sayfa yer bulan basketbolun ikinci ligini okuyabiliyor musunuz? Futbolda bile ancak spor gazetelerinde 2., 3. ligler küçük yerler buluyor. O halde, o zaman da tüm gözler yine 12 takımlı bu üst ligde olacaktır. Bunun dışındaki liglerin kalitesi ne olursa olsun bana göre kolay kolay gündeme gelmez. Sponsor yasalarının hayata geçmesine karşın firmalar, 1. lig kulüplerine bile zorlukla destek verirken, bir alt ligdeki ekipler nasıl sponsor bulacaklar?

İşte bunun için ben her yıl 20 takımlı bir lig istiyorum. Çünkü bu 20 takımdan her hangi biri, her hangi bir firmaya cazip gelebilir. Ve bir anda alt sıralarda dolaşan bir takım, iyi bir destekle birden ilk sıralar için mücadele edebilecek hale gelebilir. Çünkü önü açıktır. Bu nedenle voleybola yatırımı düşünen firma, beklentilerinin gerçekleşmesi için en kısa yolu tercih eder. Yani 1 yıl bekleyip adından söz ettireceğine bu emeline üst ligdeki takıma destek vererek çok kısa bir zamanda ulaşabilir. Benim düşüncem kısaca böyle.

 

SEÇİM VE SONRASI

 

Bu yazımdan sonra seçimler yapıldı ve Başkanlığa Prof. Dr. Hüsnü Can seçildi. Yeni kurullar oluşturuldu. Bunlardan biri de Lig Kuruluydu. Bu kurul, federasyon üyeleri, kulüp temsilcileri ve basında görev yapan 3 kişi den oluştu. Lig Kurulu yaptığı bir toplantıyla 2008-2009’a kadar liglerin nasıl oynanacağına karar verdi. Bu toplantının yapılmasından sonra 29 Mart 2005 tarihinde yazdığım “Sona yaklaşırken” başlıklı yazımda şunları dile getirmişim:

Özerk Federasyonumuz tarafından oluşturulan Lig Kurulu ilk toplantısını Yeşilyurt da yaptı. 4 sezonu kapsayan bir lig statüsü belirledi. Bu alınan karar,  Voleybol Federasyonu Yönetim Kuruluna sunulacak. Eğer federasyon,  tavsiye edilen bu görüşü benimserse önümüzdeki sezon ve sonrası 1. Ligler şöyle oynanacak:

20 takım 10’arlı iki gruba ayrılacak. Gruplarda iki devreli maçlar oynanacak. İlk 5 sırayı alan takımlar final grubuna yükselecekler, ilk 5 dışında kalanlar ise klasman grubunu oluşturacaklar. Final ve klasman gruplarında ki 10’ar takım tekrar iki devreli maçlarını oynayacaklar. Final grubunda ilk 4’e girenler bugün olduğu gibi  iki etaplı 4’lü Final karşılaşmalarını oynayacaklar ve böylece hem şampiyon belli olacak, hem de aldıkları derecelere göre Avrupa da hangi kupa da  mücadele edecekleri belirlenecek.

Eğer Avrupa da ülkemizi 5 takım temsil edecekse, o zaman final grubunu 5. bitiren takım ile, klasman grubu birincisi iki maç yapacaklar ve kazanan Avrupa da oynamaya hak kazanacak. Ayrıca klasman grubunda ilk iki sırayı alacak, yani 11. ve 12. olacak ekipler den bir sonraki yıl için lige katılım payı alınmayarak ödüllendirilecekler.

Bu arada 2005-2006 sezonu sonunda ligden 4 takım düşecek, 2. Lig den iki ekip yükselecek.

Yani 2006-2007 sezonu 18 takım ile oynanacak. Sistem ayni kalacak ama ilk etap maçları sonunda final grubu ve klasman grubu karşılaşmaları 9 takımla devam edecek. Bu sezonda 4 ekip düşecek, 2 takım çıkacak.

2007-2008 sezonunda lig 16 takımla ayni sistemle oynanacak. Bu kez final ve klasman grupları 8’er takım olacak. Yine 4 ekip düşerken 2 takım yükselecek.

2008-2009 sezonun da sistem değişecek. Buna göre 14 takımlı iki devreli lig oynanacak. İlk 4 sırayı alan ekipler 2 etaplı final grubu oynayacaklar. Ligden 2 takım düşecek, iki takım çıkacak.

Bu yeni sistemde tek karşı olduğum şey, ligin takım sayısının her sezon azalması. Keşke her yıl 2 takım düşüp, 2 ekip yükselse. Yani her sezon lig 20 takımlı oynansaydı. O zaman Anadolu dan daha çok kulüp ligde oynama şansını yakalardı.” 

İşte iki ayrı tarihte yazılan iki yazımdan bölümler böyleydi. O zaman eğer destek görebilseydim ve anlattıklarım iyi anlaşılabilseydi, bugün bunları tartışmazdık. Yukarıda da yazdığım gibi, bizler ancak doğruyu deneme, yanılma metoduyla öğrendiğimiz için şimdi tartışıyoruz. Umarım gelecek sezon bu sıkıntılar düzeltilmiş bir lig sistemine dönülür. Bu arada bu sezon 20 takımla başlayan ve her yıl azaltılarak 12 takıma indirilmesi planlanan lig de bir daha gözden geçirilir. Yoksa bu gidişle İstanbul, Ankara ve İzmir takımlarından oluşan bir ligle karşı karşıya kalacağız.

Size küçük bir örnek vereyim. Şu anda liglerin birinci bölümünün hızla sonuna doğru gidiyoruz. Gruplarında ilk beşe girerek 1. gurubu oluşturacak 10 takımı bugünkü puan durumuna göre yazayım;

ERKEKLER

A Grubu: Arkas, Erdemir, Galatasaray, Tokat Belediyesi, SSK.  

B Grubu: İst. B. Belediyesi, Fenerbahçe, Halkbank, Beşiktaş, Polis Akademisi.

BAYANLAR

A Grubu: Güneş Sigorta, Eczacıbaşı, Türk Telekom, Şahinbey Belediyesi, Yeşilyurt.

B Grubu: Beşiktaş, Emlak TOKİ, İller Bankası, Karşıyaka, Fenerbahçe, 

Ne demek istediğimi görüyorsunuz değil mi? Erdemir, Tokat, Gaziantep dışında kalan Anadolu takımları nerede? Hani amaç voleybolu tüm ülkeye yaymaktı?

SONUÇ:

Bana göre sistem konusunda ki son düşüncem şöyle: Lig her yıl 20 takımla bu sistemde oynanmalı. Ekipler bir önceki sezon da alınan derecelere göre serpantin sistemine göre A ve B Gruplarına yerleştirilir. İki devreli maçlar sonunda A ve B Gruplarında ilk 4’e girenler 1. Gruba yükselir. 7.-8.-9.-10. olanlar 2. Gruba gider. Gruplarda 5.-6. sırayı alanlar karşı grubun 5-6 sı ile eşleşir. Aralarında içerde, dışarıda iki maç oynarlar kazananlar 1. Gruba, kaybedenler 2. Gruba gider. Böylece kimsenin söyleyeceği bir şey kalmaz (Daha önce 4. olanlarla, 7. sırayı elde edenlerinde 5-6 lar gibi karşılaşmasının doğru olacağını düşünmüştüm. Ama eğer 4. takım, karşı grubunun 7. sine elenirse biraz adaletsizlik ortaya çıkacak görüşüm ağırlık kazandı. Çünkü sistemin devamında gruplarda ki sıralamaya göre takımların puan taşıması gerektiğine inanıyorum. Böyle olunca da birinci bölümde 4. olan ekip, 7. ye elenirse iş biraz karışıyor. O zaman 7. sırada ki takım 1. gruba yükseldiğinde 5.- 6. sırada ki takımlardan daha fazla puan ile başlama şansını yakalar. Bu da bana pek adil gelmedi).

Devam edelim; Takımlar 1. etapta elde ettikleri dereceye göre,  1. 4, 2. 3, 3. 2, 4. 1, 5.-6. galibi 0 puan ile 1. gruba, 5.- 6. mağlubu 4, 7. 3, 8. 2, 9. 1, 10. 0 puan ile başlasınlar. Böylece iki devreli ilk etap karşılaşmalarında hiçbir takım işi hafife alamaz. Ayrıca ilk bölümün bitişi olan 25 Ocak civarlarına kadar bekleyip son anda (2-3 ay için), 3  yabancı oyuncu alarak ligin kaderini değiştiremez (Bu arada Ocak ayının sonuna kadar süren yabancı oyuncu transferinin de en azından kiralık oyuncu transferinin tamamlandığı Aralık ayının sonuna çekilmesinde de yarar olduğuna inanıyorum).

2. grupta son iki sırayı alanlar bir alt lige düşerler. 11 ve 12. sırayı alan iki ekip ödül olarak bir sezon sonra ki lig için federasyona katılım payı ödemez. 1. Grupta ilk 4’e girenler sıralamada ki yerlerine göre puan alarak 4’lü finale yükselirler. Bugün olduğu gibi, iki şehirde, iki devreli lig oynarlar ve böylece şampiyon ile diğer dereceler ortaya çıkar.

Neyse, bu konu daha çok gündeme gelecek. Biz yine bu hafta oynanan Avrupa Kupalarında ve lig de takımlarımızın oynadığı maçlara gözümüzü çevirelim.

 

AVRUPA MAÇLARI

 

Bu hafta Şampiyonlar Ligi’ndeki iki temsilcimizde maçlarını kazandılar. Gerçi rakipler iyi değildi ama olsun, sonuçta Avrupa’nın birinci kupasında set vermeden kazanıyorsunuz. Bunun da keyfi bir başka.

Güneş Sigorta bu galibiyet ile averajını düzeltti. Eczacıbaşı ise, ilk maçta yapamadığını deplasmanda gerçekleştirdi ve 3-0 ile döndü.

Şimdi iki ekibimizi de zor iki gün bekliyor. Çarşamba, Eczacıbaşı, Uralochka’yı misafir edecek. 4 Kübalı transfer eden Rus takımı karşısında alınacak bir galibiyet, çeyrek finalin müjdesi olacak.

Güneş Sigorta ise, çeyrek final yolunda ki en önemli rakiplerinden biri olan Calisia ile Perşembe Polonya da oynayacak. Grup ikinciliği şansını zora sokmamak için ekibimizin bu karşılaşmadan mutlaka galip çıkması gerekiyor.

Umarım iki takımımız da rakiplerini yenerek yüzümüzü güldürürler.

Bu arada  bu güne kadar oynanan karşılaşmalarda bazı oyuncularımızın istatistiklere yansıyan performanslarına da kısaca göz atalım (CEV’in sitesinden alınmıştır):

 

Best skorer: 

1. Mammadova (Bakü): 27 sette 205 sayı.

2. De Carne (Tenerif): 22 sette, 145 sayı.

3. Neslihan: 24 sette 143 sayı.

5. Stacey: 25 sette 106 sayı.

14. Aysun: 24 sette 78 sayı.

20. Neriman: 18 sette 64 sayı.

 

Hücum:

1. Mammadova (Bakü): 27 sette 182 sayı.

2. De Carne (Tenerif): 22 sette 123 sayı.

3. Neslihan: 24 sette 113 sayı.

6. Stacey: 25 sette 89 sayı.

14. Neriman: 18 sette 56 sayı.

 

Hücumda ölen top yüzdesi:

1. Paggi (Bergamo): 22 sette % 62.50.

10. Aysun: 24 sette % 50.00.

11. Neslihan: 24 sette % 49.13.

 

Servis:

1. Baranska (Calisia): 24 sette 21 sayı.

2. Neslihan: 24 sette 20 sayı.

7. Stacey: 25 sette 9 sayı.

10. İryna: 24 sette 8 sayı.

21 Aysun: 24 sette 6 sayı.

 

Blok:

1. Aysun: 24 sette 26 sayı.

13. Nilay: 25 sette 14 sayı.

15. Milada: 25 sette 12 sayı.

18. Deniz: 24 sette 11 sayı.

22. Neslihan: 24 sette 10 sayı.

 

Servise karşı manşet:

1. Gülden: 19 sette % 68.00.

6. Stacey: 25 sette % 50.57.

8. Esra: 24 sette % 48.61.

15. Deniz: 24 sette % 37.96.

16 Necla: 21 sette % 35.65.

 

Excellent manşet:

1. Sennikova (Uralochka): 22 sette,  % 72.54.

2. Gülden: 19 sette, % 71.00.

7. Esra: 24 sette,  % 55.56.

8. Stacey: 25 sette, % 55.17.

14. Necla: 21 sette % 47.83.

16. Deniz: 24 sette % 44.53.

 

TOP TEAMS

 

Top Teams de Halkbank, Ankara da Makedon ekibi Rabotnicki’yi 3-0 yenerek hem grubun liderliğini eline geçirdi. Hem de çeyrek finale adını yazdırdı. Takımımızın formaliteden öteye gitmeyecek son maçı  Finlandiya da Raison ile.

Bu sezon zor bir grupta oynayan ve bekleneni veremeyen Erdemirspor, Rusya da Kazan karşısında da 0-3 yenilmekten kurtulamadı. Ekibimiz son maçında İtalyan Copra Piacenza’yı misafir edecek.

 

BEŞİKTAŞ ÇEYREK FİNALDE

 

Cev Kupası’nda ki iki temsilcimizden Beşiktaş, Slovak Doprastav Bratislava ile anlaşma gereği iki maçını da Akatlar da oynadı ve iki karşılaşmayı da 3-0 kazanarak çeyrek finale yükseldi.

Genç oyunculardan kurulu vasat bir takım olan  Doprastav önünde Siyah- Beyazlılar, ilk gün çokta iyi oynamamasına karşın 25-16, 25-17, 25-17 lik setlerle maçı 3-0 aldı.

İkinci gün tempoyu yükselten Beşiktaş ilk seti 25-4 gibi, belki de Avrupa Kupaları’nda rekor sayılacak bir farkla aldı. İkinci seti 25-9, üçüncü seti 25-17 kazanan takımımız, 3-0 ile karşılaşmaya noktayı koydu.

Şimdi sırada iki İspanyol ekibi Burgos veya Albecete var. İlk maçı deplasmanda 2-3 kazanan Albecete rakibine oranla daha avantajlı. Ligde şu Hotel Cantur Las Palmas’ın tenerife 3-2 yenerek 4. sıraya itmesiyle 2. sıra yükselen  bu ekibin kadrosunda 2 Sırbıstan Karadağlı, 2 Perulu, 1 Brezilyalı, bir de Porto Rico asıllı ABD’li, iki de İspanyol Ulusal Takımı forması giyen oyuncular var. Lig de 5. sırada ki Burgos’un kadrosunda ise, 1 Kübalı, 1 Bulgar, 1 Ukraynalı, 1 Brezilyalı, 3 de İspanyol Ulusal Takımı oyuncusu bulunuyor. Tenerif ve Las Palmas’ı seyrettikten sonra, Beşiktaş’ın bu iki ekipten hangisi gelirse gelsin eleyecek güçte olduğunu kuralar çekildiğinden beri söylüyorum. Hala da sözümün arkasındayım.    

CEV Kupası’ndaki diğer temsilcimiz Karşıyaka ise, Romanya da Rapid Aibo Bucuresti’ye

0-3 kaybetti. Bu karşılaşmanın rövanşını bugün İzmir de oynayacak. Tur şansı zor görünüyor.

 

FENERBAHÇE- GALATASARAY 

 

İlk 5 içinde yer alabilmek hedefindeki iki ezeli rakibin kozlarını paylaştığı 3-2 biten maçtan galip ayrılan taraf Sarı-Lacivertliler oldu.

Bu zorlu mücadelenin iki ilginç yönü oldu. Birincisi iki takımın yönetim kurulu üyelerinden Ergun Gürsoy, Fatih Gökçen, Yalçın Orhon (Galatasaray), Mahmut Uslu, Hakan Dinçay’ın (Fenerbahçe) ve voleybol şubelerinde görev yapan yöneticilerin yan yana, birbirleriyle sohbet ederek karşılaşmayı izlemesi, maç sonrasında tarafların birbirlerini tebrik etmesiydi. Ne yazık ki bu güzel görüntüler, salonun sağına ve soluna yerleşen iki kulübün futbol taraftarlarından oluşan seyirci gruplarına yansımadı. Sayıları az olmasına karşın, salonun orta bloğunda oturan gerçek voleybol seyircisini ve iki takımın güzel taraftarını bile tedirgin eden, kızdıran bu grupların küfürlü tezahüratları nedeniyle hakem Ümit Sokullu maçı kısa bir süre durdurmak zorunda kaldı. Seyirci gelsin diye yırtınıyoruz ama bu fanatik grupları gördükten sonra kafamızda karışmıyor değil hani.

Bu konuda bizim internetteki voleybol grubundan Yeşim’in düşüncelerini yazdığı yazıdan bir bölümü buraya alıyorum.

 

Herkese selam ve sevgiler,

GS-FB maçını izlemek icin Felek’in kapısında bilet alırken birkaç genç çocuğun ellerinde telefon şu konuşmayı yaptığını duydum : "Bilet soruyorlar oğlum, içeri giremiyoruz"  Nassil yani dedim ve iceri girdigimde anladim ki felek futbol taraftari dolmus.. Gec gittigim icin arkalarda bir yer bularak oturdum, bir yanimda polisler, diger yanimda birkac cocuk...

Bayan Voleybol macinda olay olmaz dedi amcalar polislere... Tabii olmaz ama eger seyirci voleybol seyircisi ise... Cevreme bakindim durdum,  sakata gelmeyelim dedim kendi kendime. Biraz izleyeyim, kavga cikarsa donerim diye dusundum. VIP bolumunde tepsiyle kola&tost servisi yapildigini goruncesasirdim, daha once hic rastlamamistim. Sonra baktim GS den Ergun

Gursoy, fener den Mahmut Uslu ve diğer yöneticilermiş vip de tost yiyenler. Garibime gitti naapim... :-)

Neyse, maca gelince bi baktim GS de IRI bir degisiklik var!! Gecen hafta FBli amcalarin konustugu benim de burada ismini vermedigim o Yalovali yabancilardan biri meger GS ye alinmis!! Haydaaaa, Vesna nerde peki????? Bi baktim 2 sira onumde, maci izliyor. Yazik, cok yazik.... Neslihan da yoktu GS de sonradan ogrendim ameliyat olmus yerine Banu gelmis.

Igrenc bir macti, bu gune kadar -seyirci acisindan- bu kadar kotu, bu kadar sevimsiz, seviyesiz, bu kadar cirkin bir mac izlememistim. Her iki takim da bu yasananlardan azicik da olsa utandi mi??? Ben pek zannetmiyorum. Oyuncularin isimlerinin okundugu andan baslayan kufur, terbiyesiz hareketler, bagirmalar -normal sartlarda- genelde ailelerin annelerin babalarin cocuklarin gittigi voleybol sahamiza hic ama hic yakismadi. Herkes birbirine bakip aaa ne diyor bunlar diyordu ama nafile, bu iki grup ozellikle Fenerli fanatikler (Fenerliler beni affetsin, tam ortadaydim ve her 2 grubu da gayet iyi izledim) maci cileden cikarir bir duruma getirdiler.

Ikinci sette 7-0 dan  blok yapmaya baslayan GS 14-14 e getirdi durumu.

Seyirciler azdikca azmaya basladi bu siralarda.  Umit Hoca uyari yapti.

O an birsey farkettim karsi tarafta Vip deki bazi yoneticiler tarafindan kontrol edilen bu gruplar taskinlik yaptiklarinda yavaslamalari konusunda el hareketleriyle uyariliyordu. O anda anladim bu seyircilerin kimler tarafindan, niye oraya getirildiklerini.  Super!!! Oradaki diger

seyircilere rahatsizliktan baska birsey vermeyen agiza gelmeyecek kadar igrenc kufurler soyleyen bu gruplar klupler tarafindan teskilatlanmisti sanirim. Yazik, cok yazik...”

 
Yeşim’in yazısından başka bölümleri de sırası geldikçe sizlere aktaracağım. 
 
VE MAÇ
 

Galatasaray iki yeni transferi, Yeşilyurt dan Banu Semerciler ile Yalova dan aldıkları Ukraynalı Tetyana Mudrytska’yı da sahaya sürdü. Genelde heyecanlı ve stres yüklü ama güzel bir maç olmadı. İki takım oyuncularının da çok gergin olması basit hataları da beraberinde getirdi.  Bu arada teknik adamların en büyük silah olarak servisi görmeleri ve oyuncularını bu şekilde yönlendirmeleri sonucunda maça damgasını kaçan servisler vurdu. İlk setin başlarında sayılar 6-8 olduğunda kaçan servis 6, 11-11 de ise 9’ idi. Sonra servislerin biraz yumuşamasıyla kaçan servis sayısı da normale döndü.

İki takım teknik adamı da taktik olarak iyi hazırlanmıştı ama oyuncular onların isteklerini çoğunlukla yerine getiremediler. Zaten getirdiklerinde hem tempo yükseldi, hem de taktik anlayışı sahaya yansıtan ekip rakibine üstünlük sağladı. Bu arada maçın kilit oyuncuları, Galatasaray da Berat, Yanina, Fenerbahçe de Seda, Natalia oldu. Bu 4 oyuncudan 3’ü iyi oynarken, Berat her yönü ile Sarı- Kırmızılıları frenleyen oyuncuydu. Özelikle öne geldiği her pozisyonda, hücumda O’nun bölgesini kullanan Sarı- Lacivertli oyuncular kolay sayılar ürettiler. Bu arada pasları iyi olmadığı gibi, tercihlerinin çoğu da yanlıştı. Bu olumsuzluğa karşın yine de Galatasaray’ın maçı 3-2’ ye taşıması artı puanları oldu.

Karşılaşmanın en üzücü olayı ilk sette sayılar 4-6 iken seyircilerin olduğu bölüme giden bir topu kurtarmak isterken Çiğdem’in duvara çarparak sakatlanmasıydı. Bu son dönemlerde Burhan Felek de sıkça yaşarır hale geldi. Kısa bir süre önce (10 Aralık Cumartesi günü), Galatasaray- Manavgat maçında buna benzer bir olay da Özgür duvara çarparak sakatlanmıştı. Bu da gösteriyor ki bu konuda federasyonun da, il temsilciliğinde, bizlerinde ihmali var. Bir an önce buna bir tedbir alınmalı. Tehlikeli olarak nitelenen direkler, hakem sandalyesi, masası ve sahaya yakın duvarlar, sünger gibi yumuşak bazı şeylerle kaplanmalı. Kendilerini kontrol edebilen birinci lig oyuncuları bile zaman zaman sakatlanıyorsa, alt yapılardaki maçlarda yeni, tecrübesiz, yani henüz kendilerini kontrol etmeyi öğrenememiş oyuncuların yer aldığı karşılaşmalarda büyük bir olasılıkla da (bizler görmüyoruz) daha fazla sakatlanmalar oluyordur.

 

Bu maçın setlerine kısaca göz atalım: Topun oyunda çok kaldığı bu bölümde ilk teknik mola 5-8 geçildi. 13-13 de Fenerbahçe, Berat’ın önde olduğu turu iyi değerlendirdi, O’nun bulunduğu koridordan Pınarla yaptığı ataklarla (Berat’ın yanında blokta Burçin vardı) sayılar toplayıp arayı açtı: 13-17, 14-18, 15-20. Topu Sarı- Kırmızılılar öldürdü: 16-20 ve Berat da arkaya döndü. Bu Galatasaray’ın oyuna girmesini sağladı. Bunda tabi ki etkili servislerin yanı sıra, Sarı- Lacivertli oyuncuların yaptıkları hatalar da yardımcı oldu. Sarı- Kırmızılılar 19-22 den sonra aldıkları sayılarla rakibini yakaladığı gibi 24-22 de öne geçti. Topu öldüren Natalia bir de servisten direk sayı alınca sayılar yine eşitlendi: 24-24. Natalia’nın ikinci servisi, bu kez Tanya öldürdü: 25-24. Ama bu sayı ile birlikte Berat da öne gelmiş oldu. Bu arada sayıyı bulan Tanya servisi kaçırdı: 25-25. Seda’nın 5’e uzun servisi direk sayı: 25-26. Yanina 6’dan vurdu, sayı: 26-26. Banu’nun servisi çok etkili, Fenerbahçeli oyuncunun manşeti içeri kaçtı. Fileye yakın bu topa pasör Berat, olduğu yerden sıçrayıp smaç vurmaya kalkınca, top filede kaldı: 26-27. Tülin’in servisi, oyunda kalan top, Yanina’nın hücumu bloktan döndü, bir kez daha Yanina atak yaptı, yine ölmedi ve Fenerbahçe fırsatı Alevtina ile değerlendirdi: 26-28.

 

İkinci sete Sarı- Lacivertliler çok iyi başladı: 1-8. 5-11, 11-14. Toparlanan Sarı- Kırmızılı takım 14-14 de eşitliği yakaladı. 15-15 den sonra Alevtina’nın servisleri, yapılan basit hatalarla bütünleşince ara açıldı: 15-21. Seti de Fenerbahçe 19-25 aldı.

 

3. sete yine iyi başlayan Sarı- Lacivertli takım oldu: 1-5  Ama bunu devam ettiremedi. 9-9 dan sonra karşılıklı sayılarla giden seti Galatasaray 26-24 alarak umutlandı.

 

Umutla başlanan 4. sette 7-8 den sonra alınan üst üste 4 sayı ile Sarı- Kırmızılı takım oyunun kontrolünü eline geçirdi: 11-8. Banu’nun manşetlerinin düzelmesi, Yanina’nın aldığı her topu sayıya dönüştürmesi, Tanya’nın O’na yardım etmesine, bir de Burçin’in  servisleri eklenince setin düğümü çözüldü: 14-11, 16-12, 22-14 ve 25-20.

 

5. sette iki takımında maçı kazanma hırsı, heyecanı doruğa yükseltti. Bazen Galatasaray öne geçti, Fenerbahçe yakaladı, bazen Fenerbahçe ileri çıktı, Galatasaray dengeyi sağladı: 3-1, 3-4, 6-5, 8-9, 10-9, 10-12, 11-12’ de Berat öne geldi. Natalia’nın blokta kalan hücumuyla 12-12’ de sayılar yine eşitlendi. Servisi çıkaran Sarı- Lacivertliler Seda ile atak yaptı, bloktan seken topu, Yanina öldüremedi ve bu iki oyuncunun yapamadığını Alevtina yaptı: 12-13. Alevtina’nın servisi çıktı ama Olga blokta kaldı: 12-14. Alevtina’nın ikinci servisi, Banu 4’ den vurdu, bloktan sekti, ne var ki bu kez Alevtina dan beklenmedik bir faul hatası: 13-14. Ama bu şansı, Fenerbahçeli oyuncunun avuta giden topunda file hatası yapan Olga geri çevirdi ve seti 13-15, maçı da 2-3 alan Sarı-Lacivertli takım ilk 5 için büyük bir adım atarken, Galatasaray’ı kaderiyle baş başa bıraktı.

Bundan sonra Sarı-Kırmızılıların ilk beşe girebilmesi için 21 puanlı İller Bankası, 20 puanlı Karşıyaka ve Fenerbahçe’den birini yakalaması gerekiyor. Takımların bundan sonra ki maçlarına bakıldığında kararı size bırakıyorum.

 
İller Bankası (21) Karşıyaka (20)     Fenerbahçe (20)  Galatasaray (17)
Gazi Üniv.              Emlak TOKİ           Şişli                        Beşiktaş
SSK                        Şişli (D)                 Beşiktaş                 Gazi Üniv. (D)
Emlak TOKİ           Fenerbahçe (D)    Karşıyaka              SSK
Şişli (D)                 İst. Emlak              Gazi Üniv (D)        Emlak TOKİ (D)
Karşıyaka              İller Bankası (D)   İst. Emlak              Şişli
 
CUMARTESİ’ NİN ERKEK MAÇLARI
 

Tatil gününün diğer maçlarında erkek takımları kozlarını paylaştılar. Favoriler genelde galip gelirken güne damgasını vuran 3 maç vardı.

Geçen hafta Beşiktaş karşısında iyi oyununu beğeniyle izlediğim Polis Akademisi (Bunu da yazımda sizlerle paylaşmıştım), Fenerbahçe’yi de net bir skorla 3-0 yenerek çıkışını sürdürdü. Ankara da ki diğer bir karşılaşma da ise, SSK, Galatasaray’ı 3-0 gibi güzel bir skorla geçti.

Bir başka ilgimi çeken mücadelede ise, bir hafta önce yine İstanbul da Galatasaray’a 3-2 yenilmesine karşın kök söktüren ve bir puan alan Manavgat’ın, sezona iyi başlayan ama şu aralar düşüş yaşayan Hatay Polisgücü’nü 3-1 yenmesiydi. Gerçi bu galibiyet, ev sahibine 5. yolunu açmadı ama rakibinin yoluna da büyük bir taş koymuş oldu.

 
İLLER- BEŞİKTAŞ’I YENDİ
 

Haftanın sürprizini Akatlar da Beşiktaş’ı 3-2 yenmeyi başaran İller Bankası yaptı.

Hiç kimsenin beklemediği bu sonuç, Ankara ekibinin bitmeyen mücadelesi kadar, CEV de Bratislava’yı çok kolay eleyen ve bunun rahatlığını bir türlü üzerinden atamayan Beşiktaş’ın kötü oyunundan kaynaklandı.

 

Karşılaşmaya çok iyi servis atarak ve blok yaparak başlayan Siyah- Beyazlılar ilk seti kolay aldılar: 25-14.

 

İkinci setten itibaren, manşetleri bozulan, hücumlardan sayılar çıkaramayan Beşiktaşlı oyuncular, birde servisi yumuşatarak, rakibe rahat oynama fırsatı tanıyınca işin şekli de, rengi de değişti. Canla başla oyuna asılan İller Bankası, bunun semeresini de 22-20 geri düşmesine karşın mücadeleyi bırakmaması sayesinde seti 22-25 alarak gördü.

 

3. sette sıkıntıları devam etse de Siyah- Beyazlılar 15-15 den sonra seti koparttılar: 25-19.

 

Artık ev sahibi maçı kazanır diye düşünmeye başladık ama Ankara ekibinin maçı bırakmaya niyeti hiç yoktu. 13-11’e kadar geriden geldiği sete, etkili servis ve bloklarıyla ağırlığını koymayı başardı: 14-18, 18-23, 22-25.

 

5. sette 9-8’e kadar karşılıklı sayılarla gelindi. Angelova’nın sayısıyla eşitlik geldi: 9-9. Servisi Nadezhda kullandı, Rykova blokta kaldı: 9-10. Rus oyuncunun ikinci servisine libero Nihan manşet hatasıyla cevap verdi: 9-11. Nadezhda’nın 3. servisi, Beşiktaş öldüremedi, İller vurdu olmadı, top iki takım arasında gitti- geldi, sonunda Angelova vurdu: 9-12. Buna birde Buyeva’nın hücum hatası eklenince aradaki sayı farkı 4’e çıktı: 9-13. Artık Beşiktaş için yapacak bir şey yoktu: 11-15. Bu sonuçla Siyah- Beyazlılara ligde ki ilk yenilgisini tattıran İller Bankası ilk 5’in içinde kalmayı da büyük oranda kolaylamış oldu.

 
GÜNEŞ SİGORTA- ECZACIBAŞI
 

Türk Voleyboluna yıllardır yön veren iki kulübümüzün kozlarını paylaştığı maçta, ilk devrede olduğu gibi Vakıfbank Güneş Sigorta, Eczacıbaşı’nı 3-0 yendi. Bu sonuçla Sarı- Kırmızılı takım hem ezeli rakibini bir kez daha geçmenin, hem de bayanlar ligdeki tek yenilmeyen takım olma unvanını korumanın mutluluğunu yaşadı.

Oyunun genelinde iki takımda iyi değildi. Bu nedenle setler birbirine yakın bitse de beklenen düzeyde ve kalitede bir karşılaşma olmadı. Sadece ilk setin başlarında topun oyunda çok kalması nedeniyle güzel bir mücadele ve heyecan vardı.

 

Aslında ilk set biraz ilginçti. Motta Naz’ı 3 de, yani Milada- Stacey arasında ikili hücum turunda başlattı. İlk teknik molaya 8-7 girildi. 9-8 den sonra,  Eczacıbaşı’nın başlangıç pozisyonu geldi. Milada 2, Naz 3, Stacey 4 turunu iyi değerlendiren Güneş Sigorta, İryna’nın servisleri, bloklar ve defanstan çıkan topların ataklardan sayı getirmesiyle 15-9 öne geçti (6 sayı üst üste). Bu arada sayılar 14-9 iken, sahalarda uzun zamandır rastlayamadığım kadar güzel bir rally izledik. Voleybol adına her şey vardı. Sert smaçlar, bloklardan dönen topların hücuma sokulması, defanstan çıkan topların çabuk atağa dönüştürmesi, çıkmaz gözü ile bakılan plaselerin oyunda tutulması, tüm bu güzel hareketlerin seyirciyi heyecana boğması, her hareketten sonra hop oturup, hop kaldırması çok keyif verdi. Sonunda bu güzelliklere Deniz’in Stacey’e bloğu son verdi. Sanki bu hareket ile sihir de bozuldu ve çokça yapılan hatalar tempoyu yok etti. İkinci teknik molaya 16-11 girildi. Nilay’ın öldürdüğü topla (16-12) Naz da arkaya döndü ve O’nun etkili servisleri bu kez Gözde 2, Aysun 3, Neslihan 4 turunda Güneş’e bela oldu. Deniz- Necla ikilisinin servisleri oyuna sokmakta sorunlar yaşaması, hücumu da etkileyince Turuncu- Beyazlılar rakibini yakaladı:16-16. Bu eşitlik 22-22 ye kadar sürdü. Esra servisi kullandı, çıkan topu İryna Deniz’e attı, O’nun hücumu bloktan sekti ama Stacey file yaptı: 23-22. Servisi İryna kullandı, Naz’ın pası Stacey’e, bu oyuncu tokat- plase karışımı vuruşuyla topu 1’e gönderdi, çıkan topu 4’den Gözde plaseledi, defans çıkardı, Naz yine Stacey’e attı, ne var ki Kanadalı’nın atağı banttan geri geldi: 24-22. İryna’nın servisi bu kez gitti- geldi, sonunda Gözde seti bitirdi: 25-22.

 

Eczacıbaşı antrenörü Motta ilk setteki gibi Naz’ı 3 de, yani ikili hücum turunda başlattı. Güneş sigorta bunu iyi değerlendirdi ve 5-1 öne geçti. (İlk settin başında olmayan ama, ikinci turda bu pozisyonda sıkışan ve üst üste 6 sayı vererek aranın açılmasına  neden olan bu pozisyon, setin sonlarında da sayılar 22-21 iken gelmiş ve Eczacıbaşı da seti 25-22 vermişti).  İlk teknik molaya 8-3 girildi. 9-3 de Motta, Nilay’ı çıkardı, Gökçen’i aldı. Ama bu değişiklik aranın kapanmasını sağlamadı. İkinci teknik mola 16-11 ile geçildi. Sonra 20-14 oldu. Bu arada 20-15 de maçın başından beri hakemlerin kararlarına itiraz eden Brezilyalı antrenör Motta, sarı kart gördü. Karta rağmen tepkisini devam ettiren Motta’yı aslında baş hakem Cihat Fırıncıoğlu’ nun kırmızı kartla cezalandırması gerekiyordu. Her halde Eczacıbaşı’nın büyüklüğünden etkilenmiş olacak ki, O’nu kırmızı sandalyede otururken görmek istemedi. Neyse devam edelim. Turuncu- Beyazlıların arayı kapatma çabaları sonucu değiştirmedi: 25-21.

 

3. sete Motta Naz’ı 1’ de, Gökçen’i de oyuna alarak başladı. Oyunun başından bu yana   Stacey, Neriman ve Naz ile direnmeye çalışan Eczacıbaşı’nda diğer oyuncular da  kıpırdanınca mücadeleye ilk sette ki gibi denge geldi. Karşılıklı sayılarla 11-10’a kadar gelindi. Brezilyalı antrenör Motta mola aldı. Neriman’a açtı ağzını yumdu gözünü. Herkesin bakışları arasında tüm mola boyunca bu oyuncuya bağırdı. Oturduğum yerden uzakta olduğu için ne söylediğini duyamadım ama Neriman’ın oyuna ağlayarak dönmesi neler söylediğinin ipuçlarını veriyordu. Aslında geldiği günden bu yana, işler kötü gittiğinde oyuncularına bağıran, söylenenlere göre sık sık da hakaret eden Motta için söylenecek söz bulamıyorum. Sadece o ana kadar takımın en iyi oyuncusu olan Neriman’ın gözlerinden akan yaşları düşündüğümde içim acıyor.

Bu olaydan sonrası boş. Maçın ne seyredecek, ne anlatacak, ne de yazacak tarafı var. Sonunda seti 25-23 alan Güneş Sigorta, iyi oynamamasına karşın yine de karşılaşmayı net bir skorla 3-0 kazanmanın keyfini yaşadı.

 
Yeşim’in görüşlerini yazımın içinde parça parça vermeye devam ediyorum. Bu maçla ilgili düşünceleri de şöyle:
 
Vgs-eczaci maci icin soylenecek pek birsey yok, zaten voleybol yazarlari anlatacaklardir bu hafta.. Benden bir kac not, aklimda kalanlar;
 
- Nes' in guzel oyunu .. 3 metreden guzel smaclari
- vgs nin plaselerle sanki eczaci ile dalga gecmesi
- Naz in smaci
- 16-11 vgs ondeyken  Naz in servisleriyle durumu 16-16 yapmasi
- vgs nin iyi pasoru
- Neri nin takimdaki tek iyi oynayan olmasi
- Birkac hatadan sonra Marco pasanin son sette neri yi aglatmasi
- marco pasa ve sari kart.. bir felek klasigi artik :-)
- Baska bir klasik, Marco pasa ve oyunculara gereksiz bagirmasi,
sinirlenmesi
- Esra nin kotu performansi
Yazik diyorum.. Eczacini cocuklarina uzuluyorum, teee dunyanin bir 
Ucundan gelmis olan bir daha da hayatta gorecegimi zannetmedigim oyunculardan biri Stacey ' e uzuluyorum. Boyle mi olacakti??
Hersey ne zaman basladi biliyor musunuz? 2 sezon once, ligin  son 
maci...Dos Santos ve Eli BJK deyken oynanan mac, Bjk nin Eczaci yi yenmesi.. 
Iste o gunden beri isler yolunda gitmiyor bence, artik kimse eczacidan 
korkmuyor...Maaalesef.
Sanirim artik Eczacibasinda birilerinin uyanmasi, yada birilerinin 
Baska birilerini uyandirmasi falan lazim.” 
Bu güzel görüşlerin için teşekkürler Yeşim.
 
NOTLAR
 

Öncelikle Beşiktaş TV de birlikte program yaptığımız ve voleybolun tek dergisi “Manşet”in  sahibi Enver Bağlarbaşı, ağabeyini, Güneş Sigorta Başkanı Mehmet Aydoğdu da annesini kaybetti. Onlara baş sağlığı diliyorum.

Geçen haftaki yazımda kural değişiklikleri içinde yer alanServis” i değerlendirirken hata yapmışım. Kenan Bengü beni arayarak uyardı. Teniste birinci servis fileye takılıp oyun alanında kalıyorsa, sporcu ikinci servis hakkını kazanıyor. İkincisi de ayni şekilde giderse, üçüncüsü, dördüncüsü, yani bu tekrarlar devam ediyormuş.

İstatistikler konusunda “FORUM” sayfamızda 3 görüş var. “alwendorun yazdıkları çok doğru. Bu görüşü “tsodi” de desteklemiş. Oğuz Çalışkan’ın çabaları ise gerçekten güzel. Bu girişim çok büyük bir eksikliği de giderecek.

Ben genelde istatistiklere fazla güvenmem ama bunlardan fazlasıyla bilgilendiğim gerçeği de ortada. Bu arada hatırlarsanız son yazılarımda istatistik tutan kulüplerimizin, en azından kazandıkları maçlardan sonra bana tuttuklarını yollamalarını rica ettim. Nedendir bilemiyorum. Kimse zahmet edip (1 kez Arçelik den Arda Yolaç yolladı) göndermedi. Ayrıca maçlarına gittiğimde Eczacıbaşı’ndan Salih Tavacı ve Beşiktaş dan Korhan Gün den alabiliyorum. Onları da sizlerle paylaşıyorum. Gönül diğer kulüplerin de yardımcı olmasını istiyor. Ama her halde tutulan istatistikler “Sır!!!” olarak değerlendiriliyor. Onun için Oğuz elini çabuk tut.

 

Haftaya tekrar birlikte olmak dileğiyle, hoşça kalın. 

 
A  L  E  V    A  N  A  K  Ö  K