SİSTEM
TARTIŞILIYOR
Ligin birinci
bölümünün sonuna doğru hızla yaklaştığımız şu günlerde sistem yeniden
tartışılmaya başladı. İlk 5 sıra için mücadele eden bazı takımların yönetici ve
antrenörleri, grupların adaletsizliğinden söz ediyorlar Ayrıca, ilk 5’i
garantileyen ekiplerin, sorumsuz davranarak, bazı rakiplerini hafife aldıkları,
bu nedenle de set, setler ve puanlar verdiklerini ve bu davranışların
voleybolun etiğine ters düştüğünü vurguluyorlar.
Bunları
söyleyenlerin haklı oldukları taraflar mutlaka var. Ama bunun karşısında
olanlar da; “İlk 5 için hesap yapıyorlarsa, kadrolarını güçlü
tutsalardı, ona göre transfer yapsalardı. Biz böyle yaptık, iyi kadro kurduk ve
sonunda da rahatça ikinci bölüme kalacağız. Bunu bildiğimiz içinde işi hafife
almamız çok doğal. Çünkü bizim hedefimiz, ikinci bölümde ilk
Bana göre iki
tarafta haklı. Bu sistemin her takım için farklı olması, farklı yorumlanması da
normal. O zaman bu sorun daha adil bir şekle sokulabilir. Ancak burada değişik
konular ortaya çıkıyor.
Lig sistemi
için daha önceden tepki koymayanların, Lig Kurulu’nda bu karar alınırken el
kaldıranların bugün ağlamaya, sızlamaya pek haklarının olmadığı da bir gerçek.
Ulus olarak
bizim en büyük sorunumuz; İleriyi görememek ve yaşadıktan sonra iyi ile kötüyü
ayırt edebilmektir. Bir kez daha bu net olarak ortaya çıktı.
Eski
yazılarımdan buraya alıntılar yapacağım. Bundaki amacım kendime bir paye
çıkarmak değil. Sadece o günlerde söylediklerimin şimdi insanlar tarafından
tartışmaya başlanılması. Yani aklın yolunun bir olduğunun ancak
anlaşılabilmesi. O gün susanlar, genel düşünemeyenler ve günü kurtarmakla
uğraşanlar, işin ucu ne yazık ki kendilerine dokununca ayağa kalktılar.
Şimdi geriye
dönüyorum ve seçim öncesi, lig sistemi böyle olursa daha adil olur diyerek
yazdıklarımı tekrar hatırlatıyorum.
Tarih: 13
Aralık. Yazı başlığı: Dedikodular
doğruymuş.
“Ligle ilgili görüşümün bir bölümünü
sizlerle paylaşmak istiyorum. Bunun nedeni, sizlerinde “20 takımlı bir lig
nasıl oynanmalı?” sorusunu kendinize sorarak bir takım şablonlar hazırlamanızı
ve bunları da forum köşemize göndererek tartışmaya açmanızı bekliyorum. “El
elden üstündür” dendiğine göre, ilginç önerilerin ortaya çıkacağına eminim.
Ben ne düşünüyorum?
Öncelikle şunu
bir kez daha başından hatırlatayım. Bildiğiniz gibi ben, Play-Off sistemlerinin
hep adaletsiz olduğunu yazdım. Bunun için zaman zaman tepkiler aldım. Hatta
bunun ötesinde beni başka şekilde suçlayanlarda oldu. Ama geçtiğimiz sezon
Erkekler 4’lü Finalleri’nde yaşanan Halk Bankası örneği, yıllardır bir türlü
anlatamadığım olayları çarpıcı bir şekilde ortaya koyunca, “Eh, pek de haksız
sayılmazmışsın” diyenler fazlalaşmıştı.
Bunları niye
yazdım, 20 takımlı lig için yapacağım öneride Play-Off sistemi ve 4’lü final
grubu yok. Ama istenirse sonunda 4 takımlı bugünkü gibi iki etaplı final grubu
konabilir.
Serpantin
sistemine göre ve bu sezon lig sıralaması esas alınarak 18 takım iki gruba
bölünür:
A Grubu:
1-4-5-8-9-12-13-16-17 ve 2. Lig 2.si
B Grubu:
2-3-6-7-10-11-14-15-18 ve 2. lig 1.si
10’ar takımlı
bu iki grupta tek devreli ligler oynanır. İlk 3 sırayı alan ekipler bir üst
gruba otomatik olarak yükselir. 8.-9.-10. olanlar alt gruba iner.
A Grubu 4. sü,
B Grubu 7.’si ile, B Grubu 4. sü, A Grubu 7. si ile,
A Grubunu 5. tamamlayan, B grubu 6. sı ile, B Grubu 5.
si de A Grubu 6. si ile
(Yani 4-7, 5-6
ile) eşleşirler.
Bu takımlar
kendi aralarında biri içeri de, biri dışarıda iki maç oynarlar. Kazananlar üst
gruba yükselerek 3+3+4= 10, kaybedenler 3+3+4= 10 alt grubu oluştururlar. Bu
gruplarda ki 10’ar takım kendi
aralarında iki devreli lig oynarlar. Son sırayı alan 2 ekip küme düşer, üst
gruptakiler sıralamayı belirler ve dereceye girenler Avrupa da ülkemizi temsil
etme hakkını yakalarlar.
Tüm bu maçlar
9+2+18= En fazla 29 hafta da biter. Şu andaki iki devreli lig 34+2= 36 hafta.
Benim
düşündüğüm ilk şablon bu. Hadi biraz daha geliştirelim. Gruplarda oynanan
maçlarda sıralamaya göre bir üst tura yükselen veya klasman adını verdiğimizi
düşündüğümüz alt gruba düşenler;
a) Puanlarını
taşısınlar.
b) Veya
sıralamadaki yerlerine göre puan alsınlar (Geçtiğimiz sezon 4’lü Finale
yükselen takımların aldıkları puanlar gibi: 1. 4 puan, 2. 3 puan, 3. 2 puan, 4.
1 puan, 5. 0 puan. Alt gruptakiler de bunun tersi)
Küçük bir not:
Ligin daha
uzun oynanmasını isterken Ulusal Takımın maçlarını ve Avrupa Kupaları’nda
mücadele edecek ekiplerimizin maç trafiğini unutmayın.
Bu arada 20
takımlı lig ile ilgili birkaç şey daha söylemek istiyorum.
Duyduğum kadarıyla
başkan adaylarının teknisyen grubu sadece gelecek sezon ligi 20 takım
düşünüyormuş. Daha sonra takım sayısını kademeli olarak asıl hedefleri olan
12’ye düşürecekler ve adını da değiştireceklermiş. Yani “Süper Lig” veya
benzeri bir isim verilecekmiş. Bunun dışında kalitesi yüksek 1. Lig
kurulacakmış. 3. Ligler ise bölgesele dönüşecekmiş.
Ben 12 takımlı
Süper Lig’e de, kalitesi artırılacak 1. Lige de karşıyım. Neden mi?
Öncelikle şu
andaki 1. Türkiye Ligi gerek görsel, gerekse yazılı medyada bile kendine zor
yer buluyor. Bir alt ligi ise bilen, hatırlayan yok. Sadece web sitelerinde
onlarla ilgi, o da özel çabalarla bilgi bulabiliyorsunuz. Hangi gazete de 2. ve
3. liglerle ilgili yazılara rastladınız ki? Hadi voleybolu bırakalım,
gazetelerde tam sayfa yer bulan basketbolun ikinci ligini okuyabiliyor musunuz?
Futbolda bile ancak spor gazetelerinde 2., 3. ligler küçük yerler buluyor. O
halde, o zaman da tüm gözler yine 12 takımlı bu üst ligde olacaktır. Bunun
dışındaki liglerin kalitesi ne olursa olsun bana göre kolay kolay gündeme
gelmez. Sponsor yasalarının hayata geçmesine karşın firmalar, 1. lig
kulüplerine bile zorlukla destek verirken, bir alt ligdeki ekipler nasıl
sponsor bulacaklar?
İşte bunun
için ben her yıl 20 takımlı bir lig istiyorum. Çünkü bu 20 takımdan her hangi
biri, her hangi bir firmaya cazip gelebilir. Ve bir anda alt sıralarda dolaşan
bir takım, iyi bir destekle birden ilk sıralar için mücadele edebilecek hale
gelebilir. Çünkü önü açıktır. Bu nedenle voleybola yatırımı düşünen firma, beklentilerinin
gerçekleşmesi için en kısa yolu tercih eder. Yani 1 yıl bekleyip adından söz
ettireceğine bu emeline üst ligdeki takıma destek vererek çok kısa bir zamanda
ulaşabilir. Benim düşüncem kısaca böyle.
SEÇİM
VE SONRASI
Bu yazımdan
sonra seçimler yapıldı ve Başkanlığa Prof. Dr. Hüsnü Can seçildi. Yeni kurullar
oluşturuldu. Bunlardan biri de Lig Kuruluydu. Bu kurul, federasyon üyeleri,
kulüp temsilcileri ve basında görev yapan 3 kişi den oluştu. Lig Kurulu yaptığı
bir toplantıyla 2008-2009’a kadar liglerin nasıl oynanacağına karar verdi. Bu
toplantının yapılmasından sonra 29 Mart 2005 tarihinde yazdığım “Sona
yaklaşırken” başlıklı yazımda şunları
dile getirmişim:
“Özerk Federasyonumuz tarafından
oluşturulan Lig Kurulu ilk toplantısını Yeşilyurt da yaptı. 4 sezonu kapsayan
bir lig statüsü belirledi. Bu alınan karar,
Voleybol Federasyonu Yönetim Kuruluna sunulacak. Eğer federasyon, tavsiye edilen bu görüşü benimserse
önümüzdeki sezon ve sonrası 1. Ligler şöyle oynanacak:
20 takım
10’arlı iki gruba ayrılacak. Gruplarda iki devreli maçlar oynanacak. İlk 5
sırayı alan takımlar final grubuna yükselecekler, ilk 5 dışında kalanlar ise
klasman grubunu oluşturacaklar. Final ve klasman gruplarında ki 10’ar takım
tekrar iki devreli maçlarını oynayacaklar. Final grubunda ilk 4’e girenler
bugün olduğu gibi iki etaplı 4’lü Final
karşılaşmalarını oynayacaklar ve böylece hem şampiyon belli olacak, hem de
aldıkları derecelere göre Avrupa da hangi kupa da mücadele edecekleri belirlenecek.
Eğer Avrupa da
ülkemizi 5 takım temsil edecekse, o zaman final grubunu 5. bitiren takım ile,
klasman grubu birincisi iki maç yapacaklar ve kazanan Avrupa da oynamaya hak
kazanacak. Ayrıca klasman grubunda ilk iki sırayı alacak, yani 11. ve 12.
olacak ekipler den bir sonraki yıl için lige katılım payı alınmayarak
ödüllendirilecekler.
Bu arada
2005-2006 sezonu sonunda ligden 4 takım düşecek, 2. Lig den iki ekip
yükselecek.
Yani 2006-2007
sezonu 18 takım ile oynanacak. Sistem ayni kalacak ama ilk etap maçları sonunda
final grubu ve klasman grubu karşılaşmaları 9 takımla devam edecek. Bu sezonda
4 ekip düşecek, 2 takım çıkacak.
2007-2008
sezonunda lig 16 takımla ayni sistemle oynanacak. Bu kez final ve klasman
grupları 8’er takım olacak. Yine 4 ekip düşerken 2 takım yükselecek.
2008-2009
sezonun da sistem değişecek. Buna göre 14 takımlı iki devreli lig oynanacak.
İlk 4 sırayı alan ekipler 2 etaplı final grubu oynayacaklar. Ligden 2 takım
düşecek, iki takım çıkacak.
Bu yeni
sistemde tek karşı olduğum şey, ligin takım sayısının her sezon azalması. Keşke
her yıl 2 takım düşüp, 2 ekip yükselse. Yani her sezon lig 20 takımlı
oynansaydı. O zaman Anadolu dan daha çok kulüp ligde oynama şansını
yakalardı.”
İşte iki ayrı
tarihte yazılan iki yazımdan bölümler böyleydi. O zaman eğer destek
görebilseydim ve anlattıklarım iyi anlaşılabilseydi, bugün bunları
tartışmazdık. Yukarıda da yazdığım gibi, bizler ancak doğruyu deneme, yanılma
metoduyla öğrendiğimiz için şimdi tartışıyoruz. Umarım gelecek sezon bu
sıkıntılar düzeltilmiş bir lig sistemine dönülür. Bu arada bu sezon 20 takımla
başlayan ve her yıl azaltılarak 12 takıma indirilmesi planlanan lig de bir daha
gözden geçirilir. Yoksa bu gidişle İstanbul, Ankara ve İzmir takımlarından
oluşan bir ligle karşı karşıya kalacağız.
Size küçük bir
örnek vereyim. Şu anda liglerin birinci bölümünün hızla sonuna doğru gidiyoruz.
Gruplarında ilk beşe girerek 1. gurubu oluşturacak 10 takımı bugünkü puan
durumuna göre yazayım;
ERKEKLER
A Grubu:
Arkas, Erdemir, Galatasaray, Tokat Belediyesi, SSK.
B Grubu: İst.
B. Belediyesi, Fenerbahçe, Halkbank, Beşiktaş, Polis Akademisi.
BAYANLAR
A Grubu: Güneş
Sigorta, Eczacıbaşı, Türk Telekom, Şahinbey Belediyesi, Yeşilyurt.
B Grubu:
Beşiktaş, Emlak TOKİ, İller Bankası, Karşıyaka, Fenerbahçe,
Ne demek
istediğimi görüyorsunuz değil mi? Erdemir, Tokat, Gaziantep dışında kalan
Anadolu takımları nerede? Hani amaç voleybolu tüm ülkeye yaymaktı?
SONUÇ:
Bana göre
sistem konusunda ki son düşüncem şöyle: Lig her yıl 20 takımla bu sistemde
oynanmalı. Ekipler bir önceki sezon da alınan derecelere göre serpantin
sistemine göre A ve B Gruplarına yerleştirilir. İki devreli maçlar sonunda A ve
B Gruplarında ilk 4’e girenler 1. Gruba yükselir. 7.-8.-9.-10. olanlar 2. Gruba
gider. Gruplarda 5.-6. sırayı alanlar karşı grubun 5-6 sı ile eşleşir.
Aralarında içerde, dışarıda iki maç oynarlar kazananlar 1. Gruba, kaybedenler
2. Gruba gider. Böylece kimsenin söyleyeceği bir şey kalmaz (Daha önce 4.
olanlarla, 7. sırayı elde edenlerinde 5-6 lar gibi karşılaşmasının doğru olacağını
düşünmüştüm. Ama eğer 4. takım, karşı grubunun 7. sine elenirse biraz
adaletsizlik ortaya çıkacak görüşüm ağırlık kazandı. Çünkü sistemin devamında
gruplarda ki sıralamaya göre takımların puan taşıması gerektiğine inanıyorum.
Böyle olunca da birinci bölümde 4. olan ekip, 7. ye elenirse iş biraz
karışıyor. O zaman 7. sırada ki takım 1. gruba yükseldiğinde 5.- 6. sırada ki
takımlardan daha fazla puan ile başlama şansını yakalar. Bu da bana pek adil
gelmedi).
Devam edelim;
Takımlar 1. etapta elde ettikleri dereceye göre, 1. 4, 2. 3, 3. 2, 4. 1, 5.-6. galibi 0 puan
ile 1. gruba, 5.- 6. mağlubu 4, 7. 3, 8. 2, 9. 1, 10. 0 puan ile başlasınlar.
Böylece iki devreli ilk etap karşılaşmalarında hiçbir takım işi hafife alamaz.
Ayrıca ilk bölümün bitişi olan 25 Ocak civarlarına kadar bekleyip son anda (2-3
ay için), 3 yabancı oyuncu alarak ligin
kaderini değiştiremez (Bu arada Ocak ayının sonuna kadar süren yabancı oyuncu
transferinin de en azından kiralık oyuncu transferinin tamamlandığı Aralık
ayının sonuna çekilmesinde de yarar olduğuna inanıyorum).
2. grupta son
iki sırayı alanlar bir alt lige düşerler. 11 ve 12. sırayı alan iki ekip ödül
olarak bir sezon sonra ki lig için federasyona katılım payı ödemez. 1. Grupta
ilk 4’e girenler sıralamada ki yerlerine göre puan alarak 4’lü finale
yükselirler. Bugün olduğu gibi, iki şehirde, iki devreli lig oynarlar ve
böylece şampiyon ile diğer dereceler ortaya çıkar. “
Neyse, bu konu
daha çok gündeme gelecek. Biz yine bu hafta oynanan Avrupa Kupalarında ve lig
de takımlarımızın oynadığı maçlara gözümüzü çevirelim.
AVRUPA
MAÇLARI
Bu hafta
Şampiyonlar Ligi’ndeki iki temsilcimizde maçlarını kazandılar. Gerçi rakipler
iyi değildi ama olsun, sonuçta Avrupa’nın birinci kupasında set vermeden
kazanıyorsunuz. Bunun da keyfi bir başka.
Güneş Sigorta
bu galibiyet ile averajını düzeltti. Eczacıbaşı ise, ilk maçta yapamadığını
deplasmanda gerçekleştirdi ve 3-0 ile döndü.
Şimdi iki
ekibimizi de zor iki gün bekliyor. Çarşamba, Eczacıbaşı, Uralochka’yı misafir
edecek. 4 Kübalı transfer eden Rus takımı karşısında alınacak bir galibiyet,
çeyrek finalin müjdesi olacak.
Güneş Sigorta
ise, çeyrek final yolunda ki en önemli rakiplerinden biri olan Calisia ile
Perşembe Polonya da oynayacak. Grup ikinciliği şansını zora sokmamak için ekibimizin
bu karşılaşmadan mutlaka galip çıkması gerekiyor.
Umarım iki
takımımız da rakiplerini yenerek yüzümüzü güldürürler.
Bu arada bu güne kadar oynanan karşılaşmalarda bazı
oyuncularımızın istatistiklere yansıyan performanslarına da kısaca göz atalım (CEV’in
sitesinden alınmıştır):
Best
skorer:
1. Mammadova
(Bakü): 27 sette 205 sayı.
2. De Carne
(Tenerif): 22 sette, 145 sayı.
3. Neslihan:
24 sette 143 sayı.
5. Stacey: 25
sette 106 sayı.
14. Aysun: 24
sette 78 sayı.
20. Neriman:
18 sette 64 sayı.
Hücum:
1. Mammadova
(Bakü): 27 sette 182 sayı.
2. De Carne
(Tenerif): 22 sette 123 sayı.
3. Neslihan:
24 sette 113 sayı.
6. Stacey: 25
sette 89 sayı.
14. Neriman:
18 sette 56 sayı.
Hücumda ölen
top yüzdesi:
1. Paggi
(Bergamo): 22 sette % 62.50.
10. Aysun: 24
sette % 50.00.
11. Neslihan:
24 sette % 49.13.
Servis:
1. Baranska
(Calisia): 24 sette 21 sayı.
2. Neslihan:
24 sette 20 sayı.
7. Stacey: 25
sette 9 sayı.
10. İryna: 24
sette 8 sayı.
21 Aysun: 24
sette 6 sayı.
Blok:
1. Aysun: 24
sette 26 sayı.
13. Nilay: 25
sette 14 sayı.
15. Milada: 25
sette 12 sayı.
18. Deniz: 24
sette 11 sayı.
22. Neslihan:
24 sette 10 sayı.
Servise karşı
manşet:
1. Gülden: 19
sette % 68.00.
6. Stacey: 25
sette % 50.57.
8. Esra: 24
sette % 48.61.
15. Deniz: 24
sette % 37.96.
16 Necla: 21
sette % 35.65.
Excellent
manşet:
1. Sennikova
(Uralochka): 22 sette, % 72.54.
2. Gülden: 19
sette, % 71.00.
7. Esra: 24
sette, % 55.56.
8. Stacey: 25
sette, % 55.17.
14. Necla: 21
sette % 47.83.
16. Deniz: 24
sette % 44.53.
TOP
TEAMS
Top Teams de
Halkbank, Ankara da Makedon ekibi Rabotnicki’yi 3-0 yenerek hem grubun
liderliğini eline geçirdi. Hem de çeyrek finale adını yazdırdı. Takımımızın
formaliteden öteye gitmeyecek son maçı
Finlandiya da Raison ile.
Bu sezon zor
bir grupta oynayan ve bekleneni veremeyen Erdemirspor, Rusya da Kazan
karşısında da 0-3 yenilmekten kurtulamadı. Ekibimiz son maçında İtalyan Copra
Piacenza’yı misafir edecek.
BEŞİKTAŞ
ÇEYREK FİNALDE
Cev Kupası’nda
ki iki temsilcimizden Beşiktaş, Slovak Doprastav Bratislava ile anlaşma gereği
iki maçını da Akatlar da oynadı ve iki karşılaşmayı da 3-0 kazanarak çeyrek
finale yükseldi.
Genç
oyunculardan kurulu vasat bir takım olan
Doprastav önünde Siyah- Beyazlılar, ilk gün çokta iyi oynamamasına
karşın 25-16, 25-17, 25-17 lik setlerle maçı 3-0 aldı.
İkinci gün
tempoyu yükselten Beşiktaş ilk seti 25-4 gibi, belki de Avrupa Kupaları’nda
rekor sayılacak bir farkla aldı. İkinci seti 25-9, üçüncü seti 25-17 kazanan
takımımız, 3-0 ile karşılaşmaya noktayı koydu.
Şimdi sırada
iki İspanyol ekibi Burgos veya Albecete var. İlk maçı deplasmanda 2-3 kazanan
Albecete rakibine oranla daha avantajlı. Ligde şu Hotel Cantur Las Palmas’ın
tenerife 3-2 yenerek 4. sıraya itmesiyle 2. sıra yükselen bu ekibin kadrosunda 2 Sırbıstan Karadağlı, 2
Perulu, 1 Brezilyalı, bir de Porto Rico asıllı ABD’li, iki de İspanyol Ulusal
Takımı forması giyen oyuncular var. Lig de 5. sırada ki Burgos’un kadrosunda
ise, 1 Kübalı, 1 Bulgar, 1 Ukraynalı, 1 Brezilyalı, 3 de İspanyol Ulusal Takımı
oyuncusu bulunuyor. Tenerif ve Las Palmas’ı seyrettikten sonra, Beşiktaş’ın bu
iki ekipten hangisi gelirse gelsin eleyecek güçte olduğunu kuralar
çekildiğinden beri söylüyorum. Hala da sözümün arkasındayım.
CEV
Kupası’ndaki diğer temsilcimiz Karşıyaka ise, Romanya da Rapid Aibo
Bucuresti’ye
0-3 kaybetti.
Bu karşılaşmanın rövanşını bugün İzmir de oynayacak. Tur şansı zor görünüyor.
FENERBAHÇE-
GALATASARAY
İlk 5 içinde
yer alabilmek hedefindeki iki ezeli rakibin kozlarını paylaştığı 3-2 biten
maçtan galip ayrılan taraf Sarı-Lacivertliler oldu.
Bu zorlu
mücadelenin iki ilginç yönü oldu. Birincisi iki takımın yönetim kurulu
üyelerinden Ergun Gürsoy, Fatih Gökçen, Yalçın Orhon (Galatasaray), Mahmut
Uslu, Hakan Dinçay’ın (Fenerbahçe) ve voleybol şubelerinde görev yapan yöneticilerin
yan yana, birbirleriyle sohbet ederek karşılaşmayı izlemesi, maç sonrasında
tarafların birbirlerini tebrik etmesiydi. Ne yazık ki bu güzel görüntüler,
salonun sağına ve soluna yerleşen iki kulübün futbol taraftarlarından oluşan
seyirci gruplarına yansımadı. Sayıları az olmasına karşın, salonun orta
bloğunda oturan gerçek voleybol seyircisini ve iki takımın güzel taraftarını
bile tedirgin eden, kızdıran bu grupların küfürlü tezahüratları nedeniyle hakem
Ümit Sokullu maçı kısa bir süre durdurmak zorunda kaldı. Seyirci gelsin diye
yırtınıyoruz ama bu fanatik grupları gördükten sonra kafamızda karışmıyor değil
hani.
Bu konuda
bizim internetteki voleybol grubundan Yeşim’in düşüncelerini yazdığı yazıdan
bir bölümü buraya alıyorum.
“Herkese
selam ve sevgiler,
GS-FB
maçını izlemek icin Felek’in kapısında bilet alırken birkaç genç çocuğun
ellerinde telefon şu konuşmayı yaptığını duydum :
"Bilet soruyorlar oğlum, içeri giremiyoruz" Nassil yani dedim ve iceri girdigimde anladim
ki felek futbol taraftari dolmus.. Gec gittigim icin arkalarda bir yer bularak
oturdum, bir yanimda polisler, diger yanimda birkac cocuk...
Bayan
Voleybol macinda olay olmaz dedi amcalar polislere... Tabii olmaz ama
Gursoy,
fener den Mahmut Uslu ve diğer yöneticilermiş vip de
tost yiyenler. Garibime gitti naapim... :-)
Neyse,
maca gelince bi baktim GS de IRI bir degisiklik var!! Gecen hafta FBli
amcalarin konustugu benim de burada ismini vermedigim o Yalovali yabancilardan
biri meger GS ye alinmis!! Haydaaaa, Vesna nerde peki?????
Bi baktim 2 sira onumde, maci izliyor. Yazik, cok
yazik.... Neslihan da yoktu GS de sonradan ogrendim ameliyat
olmus yerine Banu gelmis.
Igrenc bir
macti, bu gune kadar -seyirci acisindan- bu kadar
kotu, bu kadar sevimsiz, seviyesiz, bu kadar cirkin bir mac izlememistim. Her iki takim da bu yasananlardan azicik da olsa utandi mi???
Ben pek zannetmiyorum. Oyuncularin
isimlerinin okundugu andan baslayan kufur, terbiyesiz hareketler, bagirmalar
-normal sartlarda- genelde ailelerin annelerin babalarin cocuklarin gittigi
voleybol sahamiza hic ama hic yakismadi. Herkes birbirine bakip aaa ne diyor bunlar diyordu ama nafile, bu iki grup
ozellikle Fenerli fanatikler (Fenerliler beni affetsin, tam ortadaydim ve her 2
grubu da gayet iyi izledim) maci cileden cikarir bir duruma getirdiler.
Ikinci
sette 7-0 dan blok
yapmaya baslayan GS 14-14 e getirdi durumu.
Seyirciler azdikca azmaya basladi bu siralarda.
Umit Hoca uyari yapti.
O an
birsey farkettim karsi tarafta Vip deki bazi
yoneticiler tarafindan kontrol edilen bu gruplar taskinlik yaptiklarinda
yavaslamalari konusunda el hareketleriyle uyariliyordu. O anda anladim bu
seyircilerin kimler tarafindan, niye oraya getirildiklerini. Super!!! Oradaki diger
seyircilere rahatsizliktan baska birsey vermeyen agiza gelmeyecek kadar igrenc
kufurler soyleyen bu gruplar klupler tarafindan teskilatlanmisti sanirim.
Yazik, cok yazik...”
Yeşim’in yazısından başka bölümleri de sırası geldikçe sizlere aktaracağım. VE MAÇ
Galatasaray iki yeni transferi,
Yeşilyurt dan Banu Semerciler ile Yalova dan aldıkları Ukraynalı Tetyana
Mudrytska’yı da sahaya sürdü. Genelde
heyecanlı ve stres yüklü ama güzel bir maç olmadı. İki
takım oyuncularının da çok gergin olması basit hataları da beraberinde getirdi. Bu arada teknik adamların
en büyük silah olarak servisi görmeleri ve oyuncularını bu şekilde
yönlendirmeleri sonucunda maça damgasını kaçan servisler vurdu. İlk
setin başlarında sayılar 6-8 olduğunda kaçan servis 6, 11-11 de ise
İki takım teknik adamı da taktik
olarak iyi hazırlanmıştı ama oyuncular onların isteklerini çoğunlukla yerine
getiremediler. Zaten getirdiklerinde hem tempo
yükseldi, hem de taktik anlayışı sahaya yansıtan ekip rakibine üstünlük
sağladı. Bu arada maçın kilit oyuncuları, Galatasaray da
Berat, Yanina, Fenerbahçe de Seda, Natalia oldu. Bu 4
oyuncudan 3’ü iyi oynarken, Berat her yönü ile Sarı- Kırmızılıları frenleyen
oyuncuydu. Özelikle öne geldiği her pozisyonda,
hücumda O’nun bölgesini kullanan Sarı- Lacivertli oyuncular kolay sayılar
ürettiler. Bu arada pasları iyi olmadığı gibi,
tercihlerinin çoğu da yanlıştı. Bu olumsuzluğa karşın
yine de Galatasaray’ın maçı 3-
Karşılaşmanın en üzücü olayı ilk
sette sayılar 4-6 iken seyircilerin olduğu bölüme giden bir topu kurtarmak
isterken Çiğdem’in duvara çarparak sakatlanmasıydı. Bu son dönemlerde Burhan Felek de sıkça yaşarır hale geldi. Kısa bir süre önce (10 Aralık Cumartesi günü), Galatasaray-
Manavgat maçında buna benzer bir olay da Özgür duvara çarparak sakatlanmıştı.
Bu da gösteriyor ki bu konuda federasyonun da, il
temsilciliğinde, bizlerinde ihmali var. Bir an önce buna bir tedbir alınmalı.
Tehlikeli olarak nitelenen direkler, hakem sandalyesi, masası ve sahaya yakın
duvarlar, sünger gibi yumuşak bazı şeylerle kaplanmalı. Kendilerini kontrol
edebilen birinci lig oyuncuları bile zaman zaman sakatlanıyorsa, alt
yapılardaki maçlarda yeni, tecrübesiz, yani henüz kendilerini kontrol etmeyi
öğrenememiş oyuncuların yer aldığı karşılaşmalarda büyük bir olasılıkla da (bizler
görmüyoruz) daha fazla sakatlanmalar oluyordur.
Bu maçın setlerine kısaca göz
atalım: Topun oyunda çok kaldığı bu bölümde ilk teknik mola 5-8 geçildi. 13-13
de Fenerbahçe, Berat’ın önde olduğu turu iyi değerlendirdi, O’nun bulunduğu
koridordan Pınarla yaptığı ataklarla (Berat’ın yanında blokta Burçin vardı)
sayılar toplayıp arayı açtı: 13-17, 14-18, 15-20. Topu
Sarı- Kırmızılılar öldürdü: 16-20 ve Berat da arkaya döndü. Bu
Galatasaray’ın oyuna girmesini sağladı. Bunda tabi ki etkili servislerin
yanı sıra, Sarı- Lacivertli oyuncuların yaptıkları hatalar da yardımcı oldu. Sarı- Kırmızılılar 19-22 den sonra aldıkları sayılarla rakibini
yakaladığı gibi 24-22 de öne geçti. Topu öldüren Natalia bir de
servisten direk sayı alınca sayılar yine eşitlendi: 24-24. Natalia’nın
ikinci servisi, bu kez Tanya öldürdü: 25-24. Ama bu sayı ile
birlikte Berat da öne gelmiş oldu. Bu arada sayıyı bulan Tanya servisi
kaçırdı: 25-25. Seda’nın 5’e uzun servisi direk sayı: 25-26. Yanina 6’dan
vurdu, sayı: 26-26. Banu’nun servisi çok etkili, Fenerbahçeli
oyuncunun manşeti içeri kaçtı. Fileye yakın bu topa pasör Berat, olduğu
yerden sıçrayıp smaç vurmaya kalkınca, top filede kaldı: 26-27. Tülin’in
servisi, oyunda kalan top, Yanina’nın hücumu bloktan
döndü, bir kez daha Yanina atak yaptı, yine ölmedi ve Fenerbahçe fırsatı
Alevtina ile değerlendirdi: 26-28.
İkinci sete Sarı- Lacivertliler çok
iyi başladı: 1-8. 5-11, 11-14. Toparlanan Sarı- Kırmızılı
takım 14-14 de eşitliği yakaladı. 15-15 den sonra Alevtina’nın
servisleri, yapılan basit hatalarla bütünleşince ara açıldı: 15-21. Seti de Fenerbahçe 19-25 aldı.
3. sete
yine iyi başlayan Sarı- Lacivertli takım oldu: 1-5 Ama bunu devam ettiremedi. 9-9
dan sonra karşılıklı sayılarla giden seti Galatasaray 26-24 alarak umutlandı.
Umutla başlanan 4. sette 7-8 den sonra alınan üst üste 4 sayı
ile Sarı- Kırmızılı takım oyunun kontrolünü eline geçirdi: 11-8. Banu’nun
manşetlerinin düzelmesi, Yanina’nın aldığı her topu sayıya dönüştürmesi,
Tanya’nın O’na yardım etmesine, bir de Burçin’in servisleri eklenince setin düğümü
çözüldü: 14-11, 16-12, 22-14 ve 25-20.
5. sette iki takımında maçı kazanma
hırsı, heyecanı doruğa yükseltti. Bazen Galatasaray öne geçti, Fenerbahçe
yakaladı, bazen Fenerbahçe ileri çıktı, Galatasaray dengeyi sağladı: 3-1, 3-4,
6-5, 8-9, 10-9, 10-12, 11-
Bundan sonra Sarı-Kırmızılıların
ilk beşe girebilmesi için 21 puanlı İller Bankası, 20 puanlı Karşıyaka ve
Fenerbahçe’den birini yakalaması gerekiyor. Takımların bundan sonra ki maçlarına bakıldığında
kararı size bırakıyorum.
İller Bankası (21) Karşıyaka (20) Fenerbahçe (20) Galatasaray (17)Gazi Üniv. Emlak TOKİ Şişli BeşiktaşSSK Şişli (D) Beşiktaş Gazi Üniv. (D)Emlak TOKİ Fenerbahçe (D) Karşıyaka SSKŞişli (D) İst. Emlak Gazi Üniv (D) Emlak TOKİ (D)Karşıyaka İller Bankası (D) İst. Emlak Şişli CUMARTESİ’ NİN ERKEK MAÇLARI
Tatil gününün diğer maçlarında
erkek takımları kozlarını paylaştılar. Favoriler
genelde galip gelirken güne damgasını vuran 3 maç vardı.
Geçen hafta Beşiktaş karşısında iyi
oyununu beğeniyle izlediğim Polis Akademisi (Bunu da yazımda sizlerle
paylaşmıştım), Fenerbahçe’yi de net bir skorla 3-0 yenerek çıkışını sürdürdü. Ankara da ki diğer bir karşılaşma da ise, SSK, Galatasaray’ı 3-0
gibi güzel bir skorla geçti.
Bir başka ilgimi çeken mücadelede
ise, bir hafta önce yine İstanbul da Galatasaray’a 3-2 yenilmesine karşın kök
söktüren ve bir puan alan Manavgat’ın, sezona iyi
başlayan ama şu aralar düşüş yaşayan Hatay Polisgücü’nü 3-1 yenmesiydi. Gerçi
bu galibiyet, ev sahibine 5. yolunu
açmadı ama rakibinin yoluna da büyük bir taş koymuş oldu.
İLLER- BEŞİKTAŞ’I YENDİ
Haftanın sürprizini Akatlar da
Beşiktaş’ı 3-2 yenmeyi başaran İller Bankası yaptı.
Hiç kimsenin beklemediği bu sonuç,
Karşılaşmaya çok iyi servis atarak
ve blok yaparak başlayan Siyah- Beyazlılar ilk seti
kolay aldılar: 25-14.
İkinci setten itibaren, manşetleri
bozulan, hücumlardan sayılar çıkaramayan Beşiktaşlı oyuncular, birde servisi
yumuşatarak, rakibe rahat oynama fırsatı tanıyınca işin şekli de, rengi de
değişti. Canla başla oyuna asılan İller
Bankası, bunun semeresini de 22-20 geri düşmesine karşın mücadeleyi bırakmaması
sayesinde seti 22-25 alarak gördü.
3. sette
sıkıntıları devam etse de Siyah- Beyazlılar 15-15 den sonra seti koparttılar:
25-19.
Artık ev
sahibi maçı kazanır diye düşünmeye başladık ama
5. sette
9-8’e kadar karşılıklı sayılarla gelindi. Angelova’nın
sayısıyla eşitlik geldi: 9-9. Servisi Nadezhda kullandı, Rykova blokta kaldı:
9-10. Rus oyuncunun ikinci servisine libero Nihan manşet hatasıyla cevap verdi: 9-11. Nadezhda’nın 3. servisi, Beşiktaş öldüremedi, İller vurdu olmadı, top iki
takım arasında gitti- geldi, sonunda Angelova vurdu: 9-12. Buna birde
Buyeva’nın hücum hatası eklenince aradaki sayı farkı 4’e çıktı: 9-13. Artık
Beşiktaş için yapacak bir şey yoktu: 11-15. Bu sonuçla Siyah-
Beyazlılara ligde ki ilk yenilgisini tattıran İller Bankası ilk 5’in içinde
kalmayı da büyük oranda kolaylamış oldu.
GÜNEŞ SİGORTA- ECZACIBAŞI
Türk Voleyboluna yıllardır yön
veren iki kulübümüzün kozlarını paylaştığı maçta, ilk devrede olduğu gibi
Vakıfbank Güneş Sigorta, Eczacıbaşı’nı 3-0 yendi. Bu
sonuçla Sarı- Kırmızılı takım hem ezeli rakibini bir kez daha geçmenin, hem de
bayanlar ligdeki tek yenilmeyen takım olma unvanını korumanın mutluluğunu
yaşadı.
Oyunun genelinde iki takımda iyi
değildi. Bu nedenle
setler birbirine yakın bitse de beklenen düzeyde ve kalitede bir karşılaşma
olmadı. Sadece ilk setin başlarında topun oyunda çok
kalması nedeniyle güzel bir mücadele ve heyecan vardı.
Aslında ilk set biraz ilginçti. Motta Naz’ı 3 de, yani Milada- Stacey arasında ikili hücum turunda
başlattı. İlk teknik molaya 8-7 girildi. 9-8
den sonra, Eczacıbaşı’nın
başlangıç pozisyonu geldi. Milada 2, Naz 3, Stacey 4 turunu iyi değerlendiren
Güneş Sigorta, İryna’nın servisleri, bloklar ve
defanstan çıkan topların ataklardan sayı getirmesiyle 15-9 öne geçti (6 sayı
üst üste). Bu arada sayılar 14-9 iken, sahalarda uzun zamandır rastlayamadığım kadar güzel bir rally izledik. Voleybol adına
her şey vardı. Sert smaçlar, bloklardan dönen topların hücuma sokulması,
defanstan çıkan topların çabuk atağa dönüştürmesi, çıkmaz gözü ile bakılan
plaselerin oyunda tutulması, tüm bu güzel hareketlerin seyirciyi heyecana
boğması, her hareketten sonra hop oturup, hop kaldırması çok keyif verdi.
Sonunda bu güzelliklere Deniz’in Stacey’e bloğu son verdi.
Sanki bu hareket ile sihir de bozuldu ve çokça yapılan
hatalar tempoyu yok etti. İkinci teknik molaya 16-11
girildi. Nilay’ın öldürdüğü topla (16-12) Naz da
arkaya döndü ve O’nun etkili servisleri bu kez Gözde 2, Aysun 3, Neslihan 4
turunda Güneş’e bela oldu. Deniz- Necla ikilisinin servisleri oyuna
sokmakta sorunlar yaşaması, hücumu da etkileyince Turuncu- Beyazlılar rakibini
yakaladı:16-16. Bu eşitlik 22-22 ye kadar
sürdü. Esra servisi kullandı, çıkan topu İryna Deniz’e attı, O’nun hücumu
bloktan sekti ama Stacey file yaptı: 23-22. Servisi İryna kullandı, Naz’ın pası
Stacey’e, bu oyuncu tokat- plase karışımı vuruşuyla topu 1’e gönderdi, çıkan
topu 4’den Gözde plaseledi, defans çıkardı, Naz yine Stacey’e attı, ne var ki
Kanadalı’nın atağı banttan geri geldi: 24-22. İryna’nın
servisi bu kez gitti- geldi, sonunda Gözde seti bitirdi: 25-22.
Eczacıbaşı antrenörü Motta ilk
setteki gibi Naz’ı 3 de, yani ikili hücum turunda başlattı. Güneş sigorta bunu iyi değerlendirdi ve 5-1 öne
geçti. (İlk settin başında olmayan ama, ikinci turda bu pozisyonda
sıkışan ve üst üste 6 sayı vererek aranın açılmasına neden olan bu pozisyon, setin sonlarında da
sayılar 22-21 iken gelmiş ve Eczacıbaşı da seti 25-22 vermişti). İlk teknik molaya 8-3
girildi. 9-3 de Motta, Nilay’ı çıkardı, Gökçen’i aldı.
Ama bu değişiklik aranın kapanmasını sağlamadı. İkinci teknik mola 16-11 ile geçildi. Sonra
20-14 oldu. Bu arada 20-15 de maçın başından beri hakemlerin kararlarına
itiraz
3. sete Motta Naz’ı
Bu olaydan sonrası boş. Maçın ne seyredecek, ne anlatacak, ne de yazacak tarafı var. Sonunda
seti 25-23 alan Güneş Sigorta, iyi oynamamasına karşın
yine de karşılaşmayı net bir skorla 3-0 kazanmanın keyfini yaşadı.
Yeşim’in görüşlerini yazımın içinde parça parça vermeye devam ediyorum. Bu maçla ilgili düşünceleri de şöyle: “Vgs-eczaci maci icin soylenecek pek birsey yok, zaten voleybol yazarlari anlatacaklardir bu hafta.. Benden bir kac not, aklimda kalanlar;
- Nes' in guzel oyunu .. 3 metreden guzel smaclari- vgs nin plaselerle sanki eczaci ile dalga gecmesi- Naz in smaci- 16-11 vgs ondeyken Naz in servisleriyle durumu 16-16 yapmasi- vgs nin iyi pasoru- Neri nin takimdaki tek iyi oynayan olmasi- Birkac hatadan sonra Marco pasanin son sette neri yi aglatmasi- marco pasa ve sari kart.. bir felek klasigi artik :-)- Baska bir klasik, Marco pasa ve oyunculara gereksiz bagirmasi,sinirlenmesi- Esra nin kotu performansiYazik diyorum.. Eczacini cocuklarina uzuluyorum, teee dunyanin bir Ucundan gelmis olan bir daha da hayatta gorecegimi zannetmedigim oyunculardan biri Stacey ' e uzuluyorum. Boyle mi olacakti??Hersey ne zaman basladi biliyor musunuz? 2 sezon once, ligin son maci...Dos Santos ve Eli BJK deyken oynanan mac, Bjk nin Eczaci yi yenmesi.. Iste o gunden beri isler yolunda gitmiyor bence, artik kimse eczacidan korkmuyor...Maaalesef.Sanirim artik Eczacibasinda birilerinin uyanmasi, yada birilerinin Baska birilerini uyandirmasi falan lazim.” Bu güzel görüşlerin için teşekkürler Yeşim. NOTLAR
Öncelikle Beşiktaş TV de birlikte
program yaptığımız ve voleybolun tek dergisi “Manşet”in sahibi Enver Bağlarbaşı,
ağabeyini, Güneş Sigorta Başkanı Mehmet Aydoğdu da annesini kaybetti. Onlara baş sağlığı diliyorum.
Geçen haftaki yazımda kural
değişiklikleri içinde yer alan “Servis” i değerlendirirken hata yapmışım. Kenan Bengü beni
arayarak uyardı. Teniste birinci servis fileye takılıp oyun alanında kalıyorsa,
sporcu ikinci servis hakkını kazanıyor. İkincisi de ayni
şekilde giderse, üçüncüsü, dördüncüsü, yani bu tekrarlar devam ediyormuş.
İstatistikler konusunda “FORUM” sayfamızda 3 görüş var. “alwendor” un yazdıkları çok doğru. Bu
görüşü “tsodi” de desteklemiş. Oğuz Çalışkan’ın çabaları ise gerçekten güzel. Bu girişim çok büyük bir eksikliği de giderecek.
Ben genelde istatistiklere fazla
güvenmem ama bunlardan fazlasıyla bilgilendiğim gerçeği de ortada. Bu arada hatırlarsanız son yazılarımda istatistik
tutan kulüplerimizin, en azından kazandıkları maçlardan sonra bana tuttuklarını
yollamalarını rica ettim. Nedendir bilemiyorum.
Kimse zahmet edip (1 kez Arçelik den Arda Yolaç yolladı)
göndermedi. Ayrıca maçlarına gittiğimde
Eczacıbaşı’ndan Salih Tavacı ve Beşiktaş dan Korhan Gün den alabiliyorum.
Onları da sizlerle paylaşıyorum. Gönül
diğer kulüplerin de yardımcı olmasını istiyor. Ama her
halde tutulan istatistikler “Sır!!!” olarak değerlendiriliyor. Onun için Oğuz elini çabuk tut.
Haftaya tekrar birlikte olmak
dileğiyle, hoşça kalın.
A L E V A N A K Ö K