BAŞKAN’ IN BASIN TOPLANTISI

 

Cuma günü Voleybol Federasyonu başkanı Prof. Dr. Hüsnü Can, İstanbul Dedeman Oteli’ nde bir basın toplantısı yaptı.

Yönetim Kurulu ve Merkez Hakem Kurulu Başkanı, diğer üst düzey yöneticilerin de hazır bulunduğu toplantıda değişik konularda görüşlerini açıklayan Başkan’ın açıklamalarından bazı bölümler şöyleydi:

“- Türkiye’nin en başarılı branşı ve federasyonu voleyboldur. Önümüzdeki yıllarda bu artarak devam edecektir.

  —2005 de Uluslararası bir çok organizasyon yaptık ve hepsi de başarılı geçti. Hele Dünya Gençler Voleybol Şampiyonası için çok övgüler aldık.

  —2006 yılında da yeni organizasyonlara imza atacağız. Biliyorsunuz Avrupa Ligi statüsü değişti. 8 takım iki grupta turnuva şeklinde mücadele edecek ve gruplarında ilk iki sırayı alan ekipler 4’lü Final oynayacaklar. Biz hem grup turnuvasını, hem de 4’lü Finali aldık. Büyük bir olasılıkla Final Grubu’nu İzmir de oynatacağız.

  —Bayanlardan sonra erkek ekibimizin de Avrupa Şampiyonası Finalleri’nde oynamasını hedefliyoruz. Bunun için Erkekler Avrupa Şampiyonası’nın bir ayağı da ülkemizde yapılacak.

  —Ayrıca Gençler Avrupa Şampiyonası Eleme Grubu’nu Türkiye ye aldık. Böylece bir aksilik olmaz ise, genç kızlarımız da Avrupa Şampiyonası Finalleri’nde mücadele etme şansını yakalayacak.

  —Bu arada bayanlar Grand Prix Avrupa Ayağını almak için müracaat ettik. Bunun sözünü verdiler. İnşallah bir sorun çıkmaz.

  —Öte yandan Dünya Şampiyonası’nda mücadele edecek bayan takımımızın iyi hazırlanabilmesi için özel turnuvalar da organize edeceğiz.

  —2010 Dünya Şampiyonası’na talip olduk ama bu büyük organizasyon Japonya ya verilmiş. Çünkü bu ülke bu tür şampiyonalar için büyük paralar verebiliyor. Artık hatır, gönül için organizasyon verilme dönemi sona erdi. Her turnuvanın bir bedeli var. Yani paranız varsa bundan sonra istediğinizi alabilirsiniz. Dünya Şampiyonası 20 milyon dolara Japonya ya verildi. İstediğimiz ve sözünü aldığımız Grand Prix’in bir ayağı 100 bin Euro. Yine Türkiye ye aldığımız Erkekler Avrupa Şampiyonası’nın bir ayağı için 50 bin Euro vereceğiz.

—2008 Uluslararası Federasyonun Genel Kurulu’na talip olduk ama Arap Emirlikleri arkasına devlet desteğini aldığı için onlara verilmiş.

—FIVB Başkanı Acosta, Sinan Erdem için bir organizasyon yapılmasını çok istiyor.  Önümüzdeki dönemde mutlaka bunu gerçekleştireceğiz

—Bilindiği gibi Özerk Federasyonun ilk mali kurulu 29 Aralık da yapılacak. 217 delege oy kullanacak.

—1958 den bu yana voleybol Genel Müdürlüğün hazırladığı yönetmelikler ile yönetiliyordu. Şimdi Özerk Voleybol Federasyonunun özel yönelgesini hazırlıyoruz. Birçok başlık altında bu yönetmelikler hayata geçirilecek.

—Biliyorsunuz Antrenör Yönetmeliği çıkalı çok oldu. En yüksek kademe 3 idi, şimdi 5 oldu. Eskiden bunu Eğitim Dairesi hazırlıyordu. Belgeler onlardaydı. Kursları onlar açıyorlardı. Kısa bir zaman sonra daha profesyonel hale gelerek, Antrenör Yönetmeliği’ni federasyonun bünyesine alacağız.

—Antrenörlerin intibaklarını yapacağız. Bu arada 5. kademe diploma sahiplerine eğer yetiştirebilirsek 5. kademe diplomalarını vereceğiz.

—Geçtiğimiz aylarda federasyon ile gazetelerde çeşitli olumsuz haberler çıktı.  Başkan emriyle maç verdik” haberiyle ilgili birkaç şey söylemek istiyorum. Size sorayım; böyle bir şey mümkün olabilir mi?. Bir başkan böyle bir şey söyler mi? Bunlar hem federasyonumuz, hem de benim adıma çok üzücü şeyler. Bu konuda teknik kadronun yazılı ifadelerini aldık. Hepsi de böyle bir beyanları olmadığını belirttiler. Bir diğer haberde de, Ali Çayır’ın tedavi parasını ödemediğimiz yazıldı. Böyle bir şey yok. Doktor faturayı bu sporcumuzun adına kesmiş. Böyle olunca bizim ödememiz söz konusu olamıyor. Ancak durumu doktora ilettik. Faturayı değiştirdi, biz de gereğini yaptık. Bu haberlerin hepsi federasyonu yıpratmak, başarılarını küçültmek amacıyla yapılıyor. Bu yazıları ciddiye almadığımız için, mahkemeye gitmeyeceğiz. Ancak bu haberlere Voleybol Antrenör Dernekleri’nin karşı çıkması, tepki göstermesi gerekirdi. Ama onların da sesi çıkmadı.

—2006 yılında Ulusal Takımlar da görev alacak antrenörleri Ocak ayının başında toplanacak yönetim kurulunda tartışacağız ve kimler olacağını belirleyeceğiz. Ancak bu sene de kulüp antrenörleriyle çalışacağız. Sadece A takımlara profesyonel antrenör getirmenin sakıncalı olduğunu düşünüyoruz. Eğer yapılacaksa bu tüm takımları kapsamalı. Buna da şimdilik ekonomik yönden gücümüz yok. Daha sonra bu konu çok yönlü ele alınacak ve gerçekleşecek.”


Başkan Hüsnü Can dışında, başkan yardımcıları Bülent Selçuk ve Oral Yılmaz da birer konuşma yaptılar. Ayrıca MHK Başkanı Ümit Sokullu, hakemlerimizin, Uluslararası arenalarda aldığı görevlerden ve başarılarından söz etti. Ve “
Türk Voleybol Hakemleri, ülkemizde ki tüm branşların önündedir” diyerek sözlerini tamamladı.   

 

AVRUPA KUPALARI

 

Çarşamba günü ülkemizi temsil eden 4 takımızdan Güneş Sigorta, Eczacıbaşı ve Halk Bankası maçlarını kazanırken, Erdemirspor yine yenildi.

Şampiyonlar Ligi’ndeki temsilcilerimizden Güneş Sigorta, Hırvatistan da Miladost Zagrep engelini set vermeden 3-0 aşmayı başardı ve çeyrek final şansını devam ettirdi.

İstanbul da ise Eczacıbaşı, Cat  Trofa’yı son nefeste 3-2 yendi.

Aslında takımımıza oranla zayıf olan ve bu maça kadar oynadığı 4 karşılaşmayı da kaybeden, hatta tek set dahi alamayan Portekiz temsilcisi karşısında Turuncu- Beyazlıların bu kadar zorlanacağını hiç birimiz tahmin edememiştik. Ancak iyi bir gününde olmayan Eczacıbaşı’nın sonuçta zorda olsa bu engeli de geçerek yoluna devam etmesi önemliydi.

Cat Torafa gerçekten ilginç bir ekipti. Portekiz takımı olmasına karşın 8 oyuncusu Brezilyalıydı. Sadece 9 numaralı Marcia Barbosa (1980) Portekizliydi. O da istatistiklerde de göreceğiniz gibi takımın en kötüsüydü. Canla başla defans yapmaktan başka hiçbir özelliği olmayan genç oyunculardan oluşan  Cat Trofa da, göze batan iki oyuncu vardı. Biri pasör çaprazı oynayan 4 numaralı Veronica Roche (1982) ve 14 numaralı formayı giyen pasör Thaizza Oliveira (1984). 1984 doğumlu iki orta oyuncusu,  Barbosa’nın çaprazında 1983’lü 4 numaralı Janaina, 1986’lı libero, ve (Oyuncuların doğum tarihlerini özellikle yazdım, nedeni de yaş olarak bizden farklı değillerdi. Eczacıbaşı’nın yaş ortalaması 21.2, Trofa’nın 21.8) oyuna giren 1983 iki yedeği ise çok sıradan oyunculardı. Bir kıyaslama yaparsak, bu takımın 1.80 boyunda ki pasör çaprazı Veronica dışında hiçbir oyuncusu ülkemizde bırakın zirveye oynayan takımlarda, orta sıralar için mücadele eden ekiplerimizde bile zor forma şansı bulurlar.

İşte böylesine sıradan bir ekip karşısında Çarşamba günü öldük öldük dirildik. Az daha da maçı kaptırıyorduk.

Karşılaşmayı ana hatlarıyla ele alırsak, şunları söyleyebiliriz:

Eczacıbaşı, 5 set boyunca libero dahil 8 kişi ile oynadı. Amerikalı  Katherine ve Gökçen 1 sayı için bile sahaya girmedi. (Sordum, her hangi bir sakatlıkları yokmuş). Takımımız tüm maç boyunca inişli- çıkışlı ve bol hatalı bir oyun ortaya koydu. (Skorda bunu gösteriyor). Genelde Naz’ın 4’ ve 3’ de olduğu, yani ikili hücum turunda sıkıştık. Söz bu oyuncudan açılmışken devam edeyim; Karşılaşmanın bütününe baktığımızda Naz’ın iyi oynadığını söyleyebilirim. Ancak pas tercihlerinde biraz yanlışlıklar vardı. Genç pasörün, bence Eczacıbaşı gibi bir takımın ağır yükünü sırtladığı bu tür mücadelelerde, biraz dışardan, yani kenar yönetimden yardım alması gerektiğini düşünüyorum. O zaman pas tercihleri daha doğru olacak, ayrıca atak yapan oyuncularda en azından rakip bloklara daha az takılacaklar. Bir de, bana, sanki Naz, özellikle köşelere attığı topların boyunu eski maçlarına oranla daha yükseltmiş gibi geldi. Umarım, bu sadece bir maçlık görüntüdür. Ya da antrenör Motta’nın tercihi değildir. Aman Naz, sakın yatık toplardan ve çabuk oyundan vaz geçme (Naz ile ilgili ne zaman bir şeyler yazsam, genelde tepkiler alıyorum. Herkes şunu iyi bilmeli ki, benim bu yazdıklarım, Eczacıbaşı gibi bir takımı, hem Şampiyonlar Ligi gibi zorlu bir ortamda, hem de Türkiye Ligi’nde oynatma şansını yakalayan 15 yaşında ki genç bir pasörün daha iyiye gidebilmesi için tecrübeli bir ağabeyinden küçük eleştiriler ve tavsiyelerdir).

Devam edelim; Esra ve zaman zaman O’nun yerine oynayan Merve iyi günlerinde değillerdi. İki orta oyuncudan Milada, Nilay’a göre biraz daha iyiydi. Bu arada Nilay’ın topa girişlerde biraz daha çabuklaşması gerektiğini düşünüyorum. Kanadalı Stacey ise, belki de geldiği günden beri ilk kez savaşçı kimliğinden uzak bir görüntü verdi. Her zaman takımın itici gücü olan (Her ne kadar, Eczacıbaşı’nda pasörün yanında oynayan 4 numara oyuncusunun O’ndan daha iyi bir yabancı olması gerektiğini savunsam da), skora etki eden ve diğer arkadaşlarını mücadeleye zorlayan Stacey, top öldürmekte bir hayli zorlandı. Belki de yukarıda söz ettiğim gibi, bu durum, Naz’ın paslarının yüksekliğinden kaynaklandı. Belki rahatsızdı. Belki de vatandaşı Katherine’nin hiç oyuna girmemesinden etkilendi.

Bu karşılaşma da Eczacıbaşı açısından gözüme en çok çarpan şeyler, köşe oyuncuların ataklarda yaşadığı zorluklar, yapılamayan defanslar ve bloklardı. Özellikle bloklar çok göze battı (1. set: 2 blok “Biri Gülden yaptı diye görünüyor. 2. set: 1 blok. 3. set: 2, 4. set: 1, 5. set: 3 blok. Toplam 9. Gülden’i düşersek 8. “Sekiz”). Bu arada takımımızın 4 numara oyuncularının bu zaafını iyi keşfeden Cat Trafalı smaçörler, ataklarını hep Esra (2 blok), Merve (Blok yok) ve Stacey’in (Blok yok) bulunduğu koridordan yapmaya çalıştılar. Bunda da başarılı oldukları bölümlerde biz hep büyük sıkıntılar yaşadık. Portekizli pasör çaprazı Veronika’nın maçta biraz da yıldızlaşmasının (21 sayı) en büyük nedeni buydu. Bu arada tüm blok suçunu bu 3 oyuncuya yüklemek de haksızlık olur. Çünkü asıl görevleri blok yapmak olan iki orta oyuncumuz Nilay  ve Milada’nın toplam blok sayılarını da unutmayalım. Sadece 1.

Bir not daha;  Bizlere, “Takımım Aralık ayında istenen düzeye gelecek” dediği için Antrenör Motta’yı bir süredir eleştirmiyordum. Ama basın toplantısı yapılsaydı, böyle bir rakip karşısında çok zorlanan ve maçı son anda kurtaran, blokta ve hücumda yoğun problemler yaşamalarına karşın oyuna hiç bir müdahale etmeyen Brezilyalı hocaya, Katherine ve Gökçen’i oyuna neden hiç almadığını, ABD Ulusal Takımı’nın Japonya da oynadığı maçlarda az yer bulsa da (Ben karşılaşmaları izleyemedim, seyredenler söylediler) 4 numara oynayan Katherine’yi, neden Esra veya Merve ile değiştirip bir denemeye girmediğini, daha da ileri giderek, işler bu kadar kötü giderken, Neriman’ı 4’ den oynatıp, (Bu oyuncu gerçi sahanın en skoreriydi. 50 atak, 23 sayı, yüzdesi 46) Amerikalıyı pasör çaprazında denemediğini sormak isterdim.


Neyse devam edelim; Karşılaşmaya Eczacıbaşı iyi başlayamadı. Pasörleri Thaizza’nın Esra’ya attığı servislerine bu oyuncumuz iki direkt manşet hatası yaptı, 3. manşeti de içeri kaçtı (
İstatistikler de bu iki hata yer almadı): 0-3. 6-6 da sayıları eşitledik. Ama ilk teknik molaya Cat Trofa 6-8 girdi. Sonra hatalarımızın fazlalaşmasıyla ara açılmaya başladı: 7-11, 8-13, 9-14, 12-16, 13-18. 15-19 da topu öldürdük: 16-19. Servise Milada geldi. O’nun rakibi bozan servisleri, defanstan çıkan topların sayıya dönüşmesi derken rakibimizi 19-19 da yakaladık. Bu moralle de seti 25-23 aldık.


İkinci sete de iyi giremedik: 3-5, 4-8, 5-10, 8-10, 8-13, 10-14, 11-15. Topu öldürdük: 12-15. İlk sette Milada’nın yaptığını, bu kez Stacey tekrarladı. Servisleri, blok ve hücumlarımızla bütünleşince arayı kapattık ve ikinci teknik molaya da 16-15 (
5 sayı üst üste) önde girdik. 21-21’e kadar karşılıklı sayılarla gelinse de, 2’li hücum turunda sıkışınca seti 22-25 verdik.


3. sete bu kez iyi başlayan ekibimiz oldu: 3-0. Ne var ki başlayan hatalar, rakip bloklarda kalan ataklarımız, peş peşe giden 5 sayı ve 3-5. Toparlandık: 5-5. Sıçradılar: 5-8. Tekrar yakaladık: 10-10. İkinci teknik molaya 16-14 girdik. Sonra 18-15 öne geçtik. 16-15 den sonra Neriman’ın servisleri, bloklarımız, hücumda ki başarımızla Trofa’nın üstüne kabus gibi çöktük: 24-15 (
8 sayı). Seti de 25-16 kazandık.     


4. sette işler yine kötü gitti. Üst üste gelen hatalarla bir anda 1-7 geriye düştük. Nilay’ın servisleriyle farkı azaltsak da (5-7), dışarı vurduğumuz toplarla ara yine açıldı: 5-10. İkinci teknik molaya 9-16 girildi. Sonra 11-18 oldu. Tekrar toparlanarak oyuna dengeyi getirsek de bu yeterli olmadı ve seti 22-25 kaybettik.


5. settin son şansımız olduğunu anlayan oyuncularımız, hataları azaltınca kontrolü ellerine geçirdiler: 6-2, 7-3, 8-5, 10-7, 12-9 ve 15-11. Böylece kolay kazanacağımızı umduğumuz karşılaşmayı 3-2 ile tamamlamış olduk.

 

İSTATİSTİK

 

Eczacıbaşı:

107 servis, 8 hata, 5 sayı. Servise karşı 87 manşet, 6 hata, yüzdesi 78. Exc: % 57. 137 hücum, 64 sayı, yüzdesi 47. 8 blok.

 

Trofa:

102 servis, 12 hata, 4 sayı. Servise karşı 89 manşet, 13 hata, yüzdesi 73. Exc: % 58. 126 atak, 53 sayı, yüzdesi 42. 14 blok.

 

Oyuncular:

 

Eczacıbaşı:

Neriman: 

19 servis, hata da, sayı da yok. 50 hücum, 23 sayı, yüzdesi 46. 4 blok.


Milada:
14 servis, 2 hata, sayı yok. 13 atak, 9 sayı, yüzdesi 69. Blok yok. (
Orta oyuncu olduğunu hatırlatırım. 5 seti bloksuz oynadı).


Nilay: 22 servis, 2 hata, 2 sayı. 10 hücum, 6 sayı, yüzdesi 60. 1 blok (Bir blokla 5 seti bitiren bir başka ortaya oyuncumuz).


Stacey: 22 servis, hata yok, 2 sayı. 30 manşet, 2 hata, yüzdesi 73. Exc: % 53. 37 hücum, 15 sayı, yüzdesi 41. Blok yok.

 

Naz: 14 servis, 3 hata, 1 sayı. 3 atak, 3 sayı (Bir yanlışlık olmalı çünkü attığı birkaç plase ölmedi). 1 blok.

 

Esra: 6 servis, hata da, sayı da yok. 19 manşet (Hata görünmüyor ama daha maçın başında 2 direkt hatası vardı), yüzdesi 84. Exc: % 63. 13 atak, 3 sayı, yüzdesi 23. 2 blok.

 

Merve: 10 servis, 1 hata, sayı yok. 11 manşet, 2 hata, yüzdesi 73. Exc: % 45. 10 hücum, 4 sayı, yüzdesi 40. Blok yok.

 

Gülden: Servise karşı 27 manşet, 2 hata, yüzdesi 81. Exc: % 63.  

 

Trofa:

 

Renata: 20 servis, 1 hata, sayı yok. 12 manşet, 1 hata, yüzdesi 92. Exc: % 75. 20 atak, 7 sayı, yüzdesi 35. 5 blok.

 

Roberta: 31 servis, 2 hata, sayı yok. 24 hücum, 9 sayı, yüzdesi 64. 3 blok.

 

Veronica: 14 servis, hata yok, 1 sayı. 47 atak, 21 sayı, yüzdesi 45. 3 blok.

 

Janaina: 21 servis, 3 hata, sayı yok. 23 manşet, 5 hata, yüzdesi 70. Exc: % 57. 23 hücum, 10 sayı, yüzdesi 45. 2 blok.

 

Marcia: 14 servis, 4 hata, 1 sayı. 34 manşet, 5 hata, yüzdesi 79. Exc: % 62. 22 atak, 6 sayı, yüzdesi 27. 1 blok.

 

Thaizze: 17 servis, 1 hata, 2 sayı. Blok yok.

 

Ana: 16 manşet, 2 hata, yüzdesi 56. Exc: % 44.

 

AVRUPA  KUPALARI’ NDA 7 MAÇ VAR

 

Avrupa Kupaları’ndaki temsilcilerimiz Çarşamba ve Perşembe günleri 7 karşılaşma oynayacaklar. Şampiyonlar Ligi’nde Güneş Sigorta Haldun Alagaş da, Mladost Zagrep ile rövanşı oynayacak. Hırvatistan da 3-0 kazanan takımımızın bu maçı da çok kolay almasını bekliyoruz.

Bu kupadaki diğer temsilcimiz Eczacıbaşı’nın rakibi ise, geçen hafta 3-2 yendiğimiz Cat Trofa. Portekiz ekibine oranla daha iyi bir kadrosu olduğunu düşündüğümüz Turuncu- Beyazlıların, evinde ki hataları, bu kez tekrarlamazsa kazanacağını düşünüyorum.

Top Teams deki iki temsilcimizden Halkbank, Makedon Rabotnicki’yi misafir edecek. Ben Selim Sırrı da ki bu maçı ekibimizin alacağına inanıyorum.

Diğer temsilcimiz Erdemir, Rusya da Dinamo Kazan ile oynayacak. Takımımızın şansı yok.

Cev Kupası’nda ki iki temsilcimiz Beşiktaş ve Karşıyaka Bayan Takımları çeyrek final yolunda ki ilk maçlarını bugün oynayacaklar.

Beşiktaş saat: 18.00 de Akatlar da Slovak ekibi Doprastav Bratislava ile karşılaşacak. Bu karşılaşmanın rövanşının da bir gün sonra yani Perşembe günü yine ayni saatte ve ayni yerde oynanacak. Siyah- Beyazlıların iki maçı da kazanması ve bir üst tura yükselmesi normal bir sonuç olacaktır.

Karşıyaka ise, ilk maçını Romanya da Rapid Aibo Bucuresti ile oynayacak. Ekibimiz açısından sanırım zor bir deplasman mücadelesi olacak.

 

HAKEMLER HÜKMEN MAĞLUP

 

Başlığı okuduğunuzda “Nasıl yani?” Diyeceğinize eminim. Ama tabii ki işin esprisi. Biliyorsunuz her hangi bir maçta, takımlardan biri veya ikisi maç saatinde sahaya çıkmazlarsa hükmen yenik sayılıyorlar. Bu hafta Galatasaray-Manavgat maçına bu kez hakemler geç çıktılar. Bu nedenle de saat: 13.00’ de başlaması gereken  karşılaşma 25 dakika geç, yani 13.25’ de başladı. Böyle olunca da madem takımlar sahaya zamanında çıkmazlarsa hükmen yenik ilan ediliyorlar, bende bu kez sahaya geç çıkan hakemleri hükmen mağlup ettim. 

Bir cenaze nedeniyle polislerin yolu kesmesi, trafikte sıkışan Ümit Sokullu’nun maça gecikmesine yol açtı ve karşılaşma da yukarıda okuduğunuz gibi geç başladı. Aslında böyle durumlarda, müsabakanın geç başlamaması için, o anda salonda bulunan MHK yetkililerinden en kıdemlisinin yeni bir hakem ataması yapması gerekiyordu. Ama Galatasaray-Manavgat maçının çok zor bir mücadele olacağı düşünüldüğünden bu yola gidilmedi ve Ümit Sokullu beklendi. Doğru muydu, yanlış mıydı? Yorumu size bırakıyorum. Ancak maçın 3-2 bittiğini ve tansiyonun bir hayli yüksek olduğunu da ilave etmem gerektiğine inanıyorum.

 

Gelelim karşılaşmaya;

5 setlik bir maç olmasına karşın, iyi bir karşılaşma olmadı. İki takımda çok hata yaptı. Bu da oyunun kalitesini çok düşürdü. Özellikle Galatasaray’ın eski maçlarına oranla iyi oynamadığını söyleyebilirim. Manavgat ise, gücü oranında zaman zaman ev sahibine kafa tuttu ve sonunda da mücadeleyi 5. sete taşıma başarısını gösterdi.

Karşılaşmanın ilk setinin hemen başında, bir topu çıkarmak isteyen Özgür, kafasını duvara çarptı. Hafif bir sakatlık geçiren bu oyuncu sonra maça devam etti. Ama şansız bir gününde olan Özgür, daha sonra bu kez çok daha ağır bir sakatlıkla karşılaştı. Aşil tendonu koptu ve hastaneye kaldırıldı. Geçmiş olsun Özgür. En kısa zamanda iyileşerek sahalara tekrar dönmeni tüm kalbimle diliyorum.

 

Mücadeleye iyi başlayan Manavgat, Sarı- Kırmızılı takımın dağınıklığından iyi yararlanarak hemen öne geçti. İlk teknik mola 4-8 geçildi. Bu üstünlük 8-13’e kadar sürdü. Mustafa’nın etkili servisleri aranın kapanmasını sağlasa da (11-13), Manavgat tekrar kontrolü eline geçirdi: 11-16. Galatasaray’ın hamlesi 16-16 da eşitliği getirdi. Manavgat yine sıçradı: 16-19. Ev sahibi bırakmadı. Şevki’nin servisleri, bloklar derken önce 19-19 da eşitlik geldi. Ardından da Sarı- Kırmızılılar iki sayı da öne geçtiler 21-19, 22-20. Bu kez Manavgat direndi ve bunun semeresini de görerek seti 25-27 aldı.

 

İkinci sete bu defa iyi başlayan Galatasaray oldu: 6-3, 8-4, 10-6, 13-9, 14-10, 16-12, 18-15’e kadar önde geldi. Manavgat atak yaptı ve 18-18 de rakibini yakaladı. karşılıklı sayılarla giden setin sonlarında üstünlüğü ele geçiren ev sahibi seti 25-21 kazandı.

İlk iki sette, iki takımda setlere iyi başlamayı ve sonra yakalansalar da sonunu getirmeyi bilmişlerdi. Şimdi sıra Manavgat’ın olması gerekiyordu. Öyle de oldu. 6-8, 12-16, 14-17,

16-18 ve 18-18 de eşitlik geldi. Kaide bozulmadı set 23-25 misafir ekibin oldu.

 

Antrenör Işık Menküer, aslara kızıp 4. sete Diago ve Şevki dışındaki 4 oyuncusu yerine gençleri sahaya sürmesine karşın, sete iyi başlama ve seti alma sırası değişmedi. Sadece setin ortalarında oluşan eşitlik bu kez yaşanmadı ve Galatasaray sonuca rahat gitti: 8-4, 10-4, 14-7, 16-9, 18-11, 22-15 ve 25-17.

 

4. sete 4 değişiklikle başlayıp, seti de kolay alınca Işık Menküer 5. sete de ayni 6 ile başladı. Karşılıklı sayılarla giden bu zor ve kader setini, Galatasaray 15-13 alarak maçtan da 3-2 galip ayrılan taraf oldu.

 

İlk maçın geç başlaması, ardından 5 sete gitmesi nedeniyle günün ikinci karşılaşması olan Fenerbahçe- Çankaya Belediyesi’nin ancak bir setini izleyebildim.

Sarı- Lacivertliler çok iyi başladığı ve hep önde götürdüğü (8-2, 10-3, 13-8, 16-9, 19-12, 22-15), setin sonlarında 6 sayı üst üste verip sıkışmalarına karşın (22-21), yine de 25-23 ile seti aldılar. Bundan sonra ev sahibi oyunu kontrol altına alır ve rahat kazanır düşüncesiyle Akatlar daki Beşiktaş- Polis Akademisi maçını izlemek için yola koyuldum. Sonra öğrendim ki Çankaya, güçlü rakibinden bir set almayı başarmış.

 

BEŞİKTAŞ- POLİS AKADEMİSİ

 

Grupta ilk 5 için rakiplerine oranla avantajlı olan iki takımın kozlarını paylaştığı karşılaşmada Ankara ekibi daha iyi oynadı ve bunun karşılığını da 3-0 kazanarak gördü.

Karşılıklı sayılarla başlayan mücadelenin ilk teknik molası 8-7, ikincisi 16-14 geçildi. Beşiktaş 3 sayılık bir fark yakaladı:18-15. Sonra 19-17 oldu. Ama pasörün 5’ den kaçtığı Bahadır 2, Denis 3, Uğur 4’un ön oyuncu olduğu turda sıkıştılar. Bunu iyi değerlendiren Polis Akademisi üst üste 4 sayı alarak 19-21 öne geçti. Siyah- Beyazlılar 22-22 de eşitliği sağladılar. 23-23 de antrenör Orhan Yavuz bloğu yükseltmek amacıyla öndeki pasörü Nirka’yı çıkarıp yerine Burçin’i aldı. Ne var ki maçın başından beri bir türlü bekleneni veremeyen Denis servisi kaçırarak tüm planları altüst etti: 23-24. Ardından Ankara ekibi servisi attı, Uğur’un ortadan atağı ölmedi ve Adamets seti takımına kazandıran sayıyı getirdi: 23-25.

 

2. setin ortalarına kadar yine karşılıklı sayılarla gelindi. Ne var ki Polis Akademisi oyuncuları servisleriyle Denis’i bulduklarında, Beşiktaş her defasında sorunlar yaşadı. Bu arada pasör Shulga, çok iyi paslar dağıttı. Siyah- Beyazlıların pasörü Nirka’nın önde olduğu pozisyonları çok iyi değerlendirdi ve smaçörleri hep O’nun bulunduğu koridordan oynattı. Böyle olunca da Ankara takımı rakibine oranla daha kolay hücum yaptı. 12-12 den sonra arayı açmasında da bu düşüncenin ve uygulamanın payı büyüktü. 4 sayı üst üste bulan Polis Akademisi 12-16 öne geçti ve setin sonuna kadar da bu farkı korudu:21- 25.

 

0-2 geriye düşen Beşiktaş da oyuncular kendilerine olan güvenlerini yitirince, zaten maçın başından beri iyi oynayan Ankara ekibi rahatladı ve rahat götürdüğü seti 19-25 (0-3, 1-6, 2-8, 5-11, 8-16, 13-21, 17-22), maçı da 0-3 aldı.

 

Bugünün diğer önemli maçlarında ise, Tokat Belediyesi- Erdemirspor’u 3-1 yenmeyi başardı. Ligin başarılı takımlarından Hatayspor, Bafra dan 3-2 ile zor sıyrılırken, Arkas, SSK engelini 3-1 ile aştı.

 

PAZAR MAÇLARI

 

Haftanın son gününde Burhan Felek de oynanan 3 karşılaşmadan ikisi 3-2, biri de 3-1 biterken, Ankara da İller Bankası, Galatasaray’ı 3-2 ile geçti, Telekom ise, Gaziantep Şahinbey Belediyesi’ne evinde 1-3 yenilerek şaşırttı.

 

ŞİŞLİ- SSK

 

Güçleri birbirine çok yakın olan iki takımın kozlarını paylaştığı 5 setlik mücadeleden galip çıkan Ankara ekibi oldu. Şişli de Rossana’nın sakatlığı nedeniyle oynamadığı karşılaşmanın başından sonuna kadar büyük bir çekişme yaşandı. Uzun süredir topun bu kadar oyunda kaldığı çok az maç izlemiştim. Tabii bunda takımların iyi defans yapması kadar, bu defansı doğuran en önemli etken smaçların yumuşaklığıydı.

 

Karşılaşmaya evinde oynamanın avantajını iyi kullanan Şişli iyi başladı.  İlk teknik molaya da 8-5 önde girdi. Ama toparlanan SSK, 12-12 de eşitliği yakalasa da tekrar atak yapan İstanbul ekibi ikinci teknik molaya da 3 sayı farkla girdi. Rakibin hatalarını iyi değerlendiren SSK 18-18 de sayılara bir daha eşitlik getirdi. Setin sonuna kadar karşılıklı sayılarla mücadele devam etti. Ancak bu eşitliği 26-24 seti alan Şişli bozdu.

 

İkinci sete bu kez iyi başlayan SSK oldu: 6-8, 7-10. Ankara takımı bu 3 sayılık avantajı sürdüremedi ve 11-10 geriye düştü. İlk sette olduğu gibi mücadele setin sonlarına kadar devam etti. 21-22 öne geçen SSK’ın, bu sayılarda pasör önde olduğu için ikili  hücum turunda kalması ve Emel’in bir türlü atılan topları sayı dönüştürememesi, Şişli’nin işini kolaylaştırdı: 25-22.

 

2-0 öne geçmenin moraliyle, ev sahibi 3. sete de iyi girdi: 4-1, 8-6. SSK bırakmadı ve 10-10 da rakibini yakaladı. Şişli’nin atağı sayıları önce 14-11, sonra da 16-12, 18-14 yaptı.

 

Artık karşılaşma ev sahibinin galibiyetiyle bitiyor diye düşündüğümüz sırada, hem de Şişli’nin en iyi turu öndeyken (Yanitsa 2, Heval 3, Nina 4), Pınar’ın servisleri karşısında başlayan  manşet ve hücum hataları, Ankara ekibine üst üste 6 sayı getirirince işler birden tersine döndü: 18-20. SSK bu fırsatı kaçırmadı: 20-25.

4. set sahada sadece misafir takım vardı: 2-6, 5-8, 5-11, 9-16, 13-20 ve 16-25.

 

5. sette iki takımda maça çok asıldı. Başa baş, dişe diş bu mücadelenin sonunda galibi SSK oldu:16-18.

 

FENERBAHÇE- EMLAK TOKİ

 

Son dönemlerde, hep üstüne koyarak gelen Fenerbahçe, zirve yarışının iddialı ekibi Emlak’a kök söktürmesine karşın son anda rakibine teslim oldu ve bir puanla yetinmek zorunda kaldı.

 

Maça rakibinin gücünden çekinen Fenerbahçe, tutuk başlarken, TOKİ özellikle Çiğdem Can ile Antonina’nın katkılarıyla iyi girdi: 3-5, 4-8, 5-11. Sarı- Lacivertliler topu öldürdüler: 6-11. Servise Çiğdem geldi. O’nun rakibi bozan servisleri, Çiğdem Can 2, Nilay 3, Melis 4 turunda top öldüremeyen Emlak karşısında bir de pasör Özge, smaçörleri Nilay’ın bulunduğu koridordan atağa sokunca Fenerbahçe, üst üste aldığı 5 sayı ile dirildi: 10-11. sonunda Çiğdem Can 2’ye dolaşıp topu öldürünce TOKİ krizi de aşmış oldu: 10-12. Buna birde Alevtina’nın fileye vurduğu atak, ardından servise gelen Çiğdem Can’ın direk sayısı eklenince ara yine açıldı: 10-14. İkinci teknik molaya 12-16 girildi. Bu sayıda daha önce Emlak’ı rahatlatan Çiğdem’e nazire yaparcasına ortaya Alevtina çıktı. 2’ye dolaştı ve sayıyı takımına kazandırdı: 13-16. Ardından iki servis attı, biri direk sayı getirirken, diğerinde TOKİ li oyuncalar hata yaptı: 15-16. Ancak üst üste iyi hareketlerine alışmadığımız Alevtina bizi yanıltmadı ve 3. servisi kaçırdı: 15-17. Rahatlayan Emlak 17-19 öndeyken, Alevtina bir kez daha ortaya çıktı. Çiğdem’in etkili servislerinden dönen topları, Nilay’ın üstünden dip çizgiye yakın ataklara dönüştürerek takımını bir sayı öne geçirdi: 20-19. Bu arada Çiğdem, bir de servisten direk sayı alınca (21-19) Fenerbahçeli oyuncular rahatladılar ve seti de 25-21 aldılar.

 

2. sete Sarı- Lacivertli takımın antrenörü Adnan Kıstak, orta oyuncuları Natalia ile Tülin’in yerlerini değiştirerek başladı. Burada ne düşündü, yoksa yanlış mı yazdı bilemiyorum ama bu değişiklik Fener’in oyun kurgusunu etkiledi, ilk sette ki o güzelim hızları kesildi. TOKİ gibi iyi kadrolu bir takım bu bocalamayı kaçırmadı ve sete ağırlığını koydu: 5-5, 6-8, 6-11, 7-13, 9-16, 11-19, 14-20 ve 17-25.

 

3. sete Fenerbahçe yine alışılmış düzeniyle başladı. Bu, iyi ve dirençli oyunu tekrar getirince başa baş bir mücadele başladı. Sarı- Lacivertli oyuncuların maçın  başından beri attıkları iyi servisler tekrar ortaya çıktı, Seda ve Alevtina hücumda da sayılar bulmaya başlayınca da 14-14’e kadar karşılıklı sayılarla gelindi. TOKİ ikinci teknik molaya 14-16 önde girdi, sonra da 15-17 oldu. Ev sahibi yakaladı: 17-17. Emlak kaçtı: 17-19. Fener bir kez daha yakaladı: 19-19 ve sonra da Seda- Alevtine ikilisinin ataklarıyla  21-19 öne geçti. Ardından 23-21 oldu. Ankara ekibi bırakmadı: 23-23. 26-25 de, Melis tekrar Emlak’a eşitliği getirdi. Nisa’nın servisi etkili, Çiğdem’in manşeti iyi değil, hücum da yok, Bu avantajı Melis blok aut ile sayıya dönüştürmeyi bildi: 26-27. Nisa’nın ikinci servisi, Özge’nin pası 1’de ki Alevtina’ya ama bu oyuncu atak yaparken 3 metre çizgisine bastı: 26-28.

 

Seti son anda veren Sarı- Lacivertli takımın moralsiz başlangıcını (0-2, 1-3), Natalia değiştirdi. Önce topu öldürdü: 2-3. Ardından 5 de manşet için bekleyen Melis’e de, Emlak’a da servisleriyle adeta kabus oldu. 3 direk sayı aldı, diğer servisini rakip oyuna sokamadı, gelen topu Seda sayıya çevirdi: 6-2. Bu 5 sayılık çıkış, Fenerli oyuncuları tekrar canlandırdı. Böyle olunca da ilk teknik molaya 8-4 girildi. Ardından Çiğdem’in etkili servislerine çözüm bulmakta zorlanan ve İlona 2, Çiğdem Can 3, Nisa 4 turunda sıkışan TOKİ karşısında ev sahibi arayı açtı: 12-6. Ve bunu (14-9, 18-11, 19-13) 22-17’ye kadar da korudu. Ankara ekibi setin peşini bırakmadı. Direncini sürdürdü. Bunun faydasını da 23-23 de rakibini yakalayarak gördü. Sonra da Tetyana’nın sayısıyla 24-25 öne geçti. Servisi Emlak kullandı, Çiğdem’in atağı bloktan döndü, ikinci hücum Seda dan bu kez İzolda çıkardı ama Tetyana herkesi şaşırtan bir hata yaptı ve çıkan bu topu arkadaşları yerine filenin göbeğine attı: 25-25. Seda’nın servisini çıkaran TOKİ, Çiğdem Can ile 2’den atak yaptı ama bu oyuncu blokta kaldı: 26-25. Seda’nın ikinci servisi, Ankara takımı topu oyuna soktu, Çiğdem Can vurdu, Fenerbahçe den defans, çıkan topu Özge 4’deki Çiğdem’e attı. Bu oyuncunun blok autuyla gelen sayı, seti 27-25 Sarı- Lacivertlilere getirdi.     

 

Emlak 5. sete Nisa ile başladı. Karşılıklı sayılarla 7-8 saha değişildi. 9-9 da Alevtina çok kötü vurdu ve top sahanın çok dışına gitti: 9-10. Alevtina dan bir atak daha bu kez top filenin bandında kaldı: 9-11. Bu avantajı Nisa’nın özellikle Antonina’ya üst üste attığı paslarla iyi değerlendiren Ankara ekibi seti 12-15, maçı da 2-3 kazandı.

 

İST. EMLAK BANKASI- BEŞİKTAŞ

 

Günün son maçı hepimiz için ilginçti. Grubun yenilgisiz lideri ve bu güne kadar oynadığı 10 maçı da kazanan ve sadece 2 set veren Beşiktaş, hiç galibiyeti olmayan ve 10 karşılaşmada ancak toplam 4 set kazanabilen Emlak Bankası karşısında bir hayli zorlandı. Kafaların CEV Kupası’nda oynayacakları Bratislava maçında olmasının yanı sıra, rakibi de hafife almaları Siyah- Beyazlıları bir hayli zorladı.    

 

İlk sete yedek oyuncuları pasör Merve, Duygu,Yeliz ve Nuray ile başlayan Beşiktaş, bir türlü oyuna giremedi. Rakibi karşısında rahat oynayan ve sayı aldıkça moral bulan Emlak 19-17’ye  kadar seti hep önde götürdü. Ama Arzu ve Shapovta’nın oyuna girmesi dengeleri değiştirdi ve set 20-25 Siyah- Beyazlıların oldu.

 

İkinci sette de görünüm ayniydi. Beşiktaşlı oyuncuların dağınıklığı ve hataları sürerken, Emlak direndikçe, direnci artıyordu. 10-10 dan sonra Siyah- Beyazlı takım 5 sayılık bir avantaj yakaladı: 11-16. Sonra 14-17 oldu.  Ama Emlak mücadeleyi bırakmadı ve 6 sayı üst üste alarak 20-17 öne geçmeyi başardı. Arzu ve Rykova’nın girmesiyle Beşiktaş tekrar kıpardandı ve sayıları 21-23’e taşıdı. Ancak bu Emlak’ın hızını kesmedi. Sete asılmaya devam ettiler ve bunun semeresini de gördüler: 29-27.

 

1-1 den sonra, oyuncularına kızan Cengiz Göllü her zamanki altısı ile 3. sete başladı. Ama bu da Beşiktaş’ı ateşlemedi: 5-2, 8-5, 8-8, 13-11, 14-12. Ne var ki işlerin zora gittiğini anlayan oyuncular birden kıpırdandılar. Bu da Emlak’ın direncini kırmaya yetti: 19- 25.

 

 4. sette artık tempoyu yakalayan ve kolay sayılar bulan Siyah- Beyazlılar vardı. Bu da seti 15-25 alarak maçı 1-3 kazandılar.              

 

SERVİS TEKRARI

 

Geçtiğimiz hafta voleybol da yeni değişikliklerin yapılmak istediğini yazmıştım. Bunlardan birinin de servis tekrarıyla ilgiliydi. Bununla ilgili Uğur Şahin’in bir sorusu var. “Bir konuya daha değinmek istiyorum.Alev Abi önce geçen haftaki CNN Türk Smaç programında bu konuya değindi.Daha sonra da voleybolum.com' daki haftalık yazısında bundan bahsetti.Ama çok anlaşılır bir tanım bulamadım. Alev Abi ya da konuyu bilen birisi anlaşılır bir açıklama yaparsa sevinirim.
Acaba bu 2. servis olayı 'kaçan' tüm servisler için mi uygulanacak? Eğer böyle bişi varsa komediden öteye gitmez bence.Ya da Alev Abi’nin bahsettiği etik olayıyla mı ilgili? Banda çarpıp şans eseri sayı olan durumlarda mı tekrar olacak? Ben kendi düşüncemi söyleyeyim. Bütün sporları güzel yapan şey 'ŞANS' faktörüdür. Ben bu faktörü kısıtlamaya çalışan bir kural değişikliğini açıkçası istemiyorum. Eğer her şey etik kurallarına göre olsaydı bugün futbol oyunu dünyanın en SIKICI sporu olurdu sanırım. O nedenle ben böyle bir kural değişikliğini doğru bulmuyorum. Sizlerin de görüşlerini bekliyorum.

 

SUAT CARLI’ NIN CEVABI

 

Bu soruya Suat Carlı cevap verdi ve şunları yazdı:

 

Takıma 2. servis hakkının verilmesi ve şu anda düşünülüp deneme aşamasına gelen konu hakkında bilgi vermek istedim;

a) A takımı servis attı top fileye temas ederek rakip oyun alanının dışına gitti. 2. bir servis hakkı verilecek.

b) A takımı servis attı top direkt olarak auta gitti. Tekrar hakkı yok.

c) A takımı servis attı top fileye çarpıp kendi alanında kaldı. 2. bir servis hakkı verilecek.

d) A takımı servis attı top antene, direğe filenin uzantısına ve kablolara çarptı. Tekrar hakkı yok.

Yani A takımı servisi attı top fileye çarpıp rakip oyun alanına düştü yine şu anki uygulama gibi oyun devam edecek. Yoksa o zaman serviste topun fileye teması hata değildir diye eski kural değişikliğine gidilirdi zaten.

Voleybola seyir zevki verir mi derseniz eğer, benim şahsi fikrim topun oyunda kalma süresi kısalacağından (herkes servise daha da yükleneceği için) olumlu şeyler düşünemiyorum ne yazık ki.”

 

BENİM DÜŞÜNCEM FARKLI 

 

Şimdi Uğur’un sorusu ve Suat’ın cevabına ben başka bir yanıt vereyim. Aslında konunun hangi şekilde ele alınacağını tam olarak bilmiyorum. Bu konuda girişimlerim henüz sonuçsuz kaldı. Ama bu değişiklik bana iletilirken, son cümle  Tenis de ki gibi olacak” şeklindeydi. Ben de bunu o şekilde ele aldım. Biliyorsunuz, tenis de atılan servis fileye çarpıp oyun alanının içine düşüyorsa, sporcuya ikinci bir servis hakkı veriliyor. Eğer ikinci servis de ayni şekilde fileye temas ederse bu kez hata sayılıyor ve sayıyı rakibi alıyor.

Eğer servis fileye temas edip, oyun alanının dışına düşüyorsa, o vuruş zaten hata kabul ediliyor. Ancak değişiklik Suat’ın yazdığı gibiyse, bence de pek kabul edilir tarafı olmayacak. Hamide’nin yazdığı gibi oyun hızlansın diye getirilen rally sistemine de bu uygulama ters olacak. Sanırım çok kısa bir zamanda tüm bunların cevabını öğreneceğiz.

 

BİR HAKEMİN DİLEĞİ

 

Bir hakem arkadaşımızdan bu hafta bir mail aldım. Hakem Lisansı ile ilgili bazı görüşleri ve isteği var. Elçiye zeval olmaz. Ben de maili buraya alarak yetkili kişilere ve sizlere duyurmuş olayım.

"Sevgili Alev hocam;  

Voleybol Federasyonunun uyguladığı  "HAKEM  LİSANSI " ile ilgili bir işlemin

yanlışlığı üzerinde bazı hususları sizinle paylaşmak istedim.

Federasyon Hakem Lisanslarının yenilenmesi ile ilgili bir yazı çıkardı ve 

ULUSLARARASI HAKEMLERİN  100 YTL,

ULUSAL HAKEMLERİN  50 YTL,

İL HAKEMLERİNİN  25 YTL + 10 YTL vize ücreti yatırmaları halinde yeni lisans verileceği ve lisans çıkarmayanlara  görev verilmeyeceğini belirtmiştir. Lisans çıkarmayana görev verilmeyeceği  hususunda sakınca görmedim; ancak talep edilen lisans ücretleri  Bende sanki Federasyonun  hakemlerin sırtından  tüccar mantığıyla  bir gelir elde etme çabasını uyandırdı.

Voleybol Federasyonu  özerkleşti  bir kaç yıl içinde de tamamen özerk olacak ancak özerklik sponsor bulmakla olur. Hakemlerin lisanslarını  fahiş bir fiyatla satarak olmaması  gerektiğine inanıyorum. Sizin de  kar-kış demeden  voleybolun gelişimi için aldıkları çok  az ücrete rağmen  yakınmayan  voleybol emekçilerinin bu sorununa  destek olacağınıza inanıyorum. Bu bağlamda bir çok il hakemleri  paraları yatırdı ama iadesi mümkündür. Lisans ücretini maliyetine indirip kalan ücretlerin hakemlerin adına yatırılması için sizin de girişimde bulunmanızı rica edeceğim . Bu arada Voleybol Hakem Derneklerine de huzurunuzda bir çift lafım var . Dernekler ne yazık ki örgütlenmenin gerekliliğini tam olarak yerine getirmiyor. Hiç bir dernek bu ücretlere itiraz etmedi. Etmez zaten, bu derneklere üye olan Ankara-İstanbul-İzmir-Bursa gibi illerin ulusal ve uluslararası hakemleri yeterince ve fazlasıyla görev alıp bu parayı ödeyebileceklerinin hesabını yapıyorlar Peki Anadolu'da sezon sonuna kadar 2-3 maç alan hakemler ne yapacak?  2 maçta alacağı ücret zaten lisans ücretiyle eş değerde. Selam ve saygılar.”

 

Bu konuda MHK, bir görüş açıklarsa sevinirim.                

Geride kalan bir haftanın benim gözümle görünümü böyleydi. Tekrar buluşmak dileğiyle, hoşça kalın.

 

A  L  E  V    A  N  A  K  Ö  K