Geçtiğimiz hafta takımlarımızın
Avrupa Şampiyonlar Ligi ve Top Teams Kupası’nda
oynadıkları 5 maçtan 4 galibiyet çıkarmaları hepimizi mutlu etti.
Aslında daha önceki haftada ben
ekiplerimizden buna benzen bir başarı beklediğimi yazmıştım ama tersi olmuş 5
de 4 beklerken, 5 de 1 de kalmıştık. Eğer beklentim gerçekleşmiş olsaydı bu
hafta ile birlikte çok güzel sonuçlara imza atmış olacaktık. Olsun önümüzde
daha çok karşılaşma var.
Bu haftaki karşılaşmalara geçmeden
önce sizlere CEV Kupası’ndaki yeni rakiplerimizle ilgili bilgiler vermek
istiyorum.
Ana sayfamızda okuduğunuz gibi
Çarşamba akşamı kur’alar çekildi. İlk iki tur maç
yapmadan geçen Yeşilyurt, Slovak ekibi Slavia
Bratislava ile eşleşti. İstediğim gibi bir araştırma yapamamama karşın ilk
izlenimlerime göre tam ortada bir tur. İlk maçın evimizde
olması da ayrı bir avantaj. Ben takımımızdan umutluyum ama sonrası? Yani
CEV deki diğer temsilcimiz Türk
Telekom, İspanyol Caja de Avila
ile eşleşti. İlk karşılaşma Ankara da. İşte ben buna “Cuk oturdu” tabirini kullanırım. Çünkü
İspanyol ekibi eski gücünden çok uzakta. Gerçi kadrosunda 2 Brezilyalı, 1 Arjantinli, 1 Sırbistan
Karadağlı 4 yabancı oyuncu var ama 14 takımlı lig de şu anda 10 maçta 3
galibiyet, 7 yenilgi ve 13 puan ile 10. İlk iki sırayı Tenerife
ve Hotel Cantur Las Palmas paylaşıyor. Cantur’u Güneş Sigorta karşısında izlemiştik. Geçen haftaki
yazımı okuyanlar bu ekip hakkındaki düşüncelerimi çok iyi biliyorlar. O halde
bu takım 2. sırada yer alıyorsa, Avila’nın gücünü bir
düşünün. Aslında ben Telekom’un bu maçını değil bir sonraki tur da ki, yani
4’lü Final yolunda son etaptaki rakiplerini düşünüyorum. Takımımız OMS Senika
(Slovakya)- Spartak Subitaca
(Sırbıstan Karadağ) dan
biriyle eşleşecek. Büyük bir olasılıkla Subitaca
olacak. Küçük bir araştırma yaptım. Spartak genç bir
ekip. Ancak buna karşın birkaç yıldır birlikte oynuyorlar. Yani sahada iyi
mücadele eden, birbirlerini iyi tanıyan oyuncuların oluşturduğu hırslı bir
takım. Starları yok. Yani Ulusal A takım oyuncuları yok. Ancak yıldız ve genç
takım forması giymiş oyuncular çoğunlukta.
Bu nedenle tekniği ve tecrübesi olmayan ama
mücadeleden yılmayan bir ekip. Ankara takımı eğer sıkı bir pasör çaprazı transfer ederse Subitaca’yı
da eler ve 4’lü Final’e adını yazdırır.
CEV Kupası’ndaki diğer temsilcimiz
Halk Bankası, Telekom kadar şanslı değil. Gerçi İtalyan takımı Trentino çok iyi bir ekip görüntüsü vermiyor. Ligdeki son
maçında 10. sıradaki Acqua Paradiso
Montichiari’yi 3-0 yenerek
8. karşılaşmasın da 4. galibiyetini aldı ve 9. sıradaki yerini korudu. Onun
için güçlü ve deneyimli kadrosuyla ekibimizin bu turu geçme olasılığı hiç de az
değil ama sonrası çok zor. Çünkü daha sonra Cannes (Fransa)-Lube
Macerata (İtalya) dan
biriyle eşleşecek. İtalyan takımının da, Cannes’in de
gücü ortada. Yani hangisi gelirse gelsin Halk Bankası için iç açıcı değil. Önce
bu turu geçelim, bu iki rakibimizi daha sonra düşünürüz diyerek CEV Kupası’na
noktayı koyalım.
Tarihinde ilk kez Şampiyonlar
Ligi’ne katılan ve grubundaki ilk maçta İspanya da Tenerife
yenilen Beşiktaş, ikinci karşılaşmasını yine deplasmanda
Crvena Zvezda Beograd ile oynadı. 5 setlik bu mücadeleden sonunda
takımımız 3-2 galip çıkmayı başardı.
Şimdi Siyah-Beyazlılar Çarşamba
günü seyircisinin önüne çıkacak. Rakip çok yakından tanıdığımız geçen hafta Tenerife’yi 3-2 yenen Faik Karayev’in takımı Azerrail
Bakü.
Zor bir karşılaşma olacak. Bakalım
Beşiktaş zoru başarabilecek mi? Karşılaşma Haldun Alagaş
da saat 15.00 de oynanacak
Şampiyonlar Ligi’nin ilk maçında
takımımızın evinde Hotel Cantur
Las Palmas’ a yenilgisini
eleştirirken, “Güneş Sigorta bir daha bu kadar
kötü asla oynamaz” demiş ve sonra da “Eğer takımımız gerçek oyununa dönerse Cannes’i
yenip hem bu mağlubiyetin acısını çıkarır, hem de bu kaybını telafi ederek
iddiasını sürdürür” diye eklemiştim.
Böyle de oldu. Las
Palmas karşısında adeta dökülen, servis atamayan,
blok yapamayan, servise karşı manşetler de dağılan ve hücumlarda sayı bulmakta
zorlanan ekibimiz, yine de kazanma şansını son ana kadar sürdürmüştü. Çarşamba
günü ise, özlenen ve beklenen Güneş, Cannes karşısında gerçekten geri döndü. Bu
Kupada iki kez şampiyon olan, 1998 de Kupa Galipleri Kupası’nı kaldıran, Fransa
Ligi’nde 9 kez şampiyon olan (7 si üst üste), ve
yine Fransa Kupası’nı 1996 dan itibaren hiç ara
vermeden 8 defa kazanan Avrupa’nın sayılı takımları arasında yer bulan Cannes’e adeta sahayı dar ederek 3-0 yendi.
Peki Hotel Cantur
maçından sonra aradan geçen bir hafta da ne oldu da Güneş Sigorta bu kadar
değişti? Aslında değişen bir şey yok. Kadro ayni, sistem
ayni, salon ayni, seyirci ayni. Peki değişiklik neydi? Sadece ve sadece
daha iyi konsantrasyon ve kaybedilmesi halinde hedefin
uzağına düşülecek endişesi. İşte bu, takımımıza çok daha dikkatli, az hatalı
oynamayı getirirken, oyuncuların da gerçek güçlerini, performanslarını sahaya
yansıtmalarına yol açtı. Yoksa oyunculara hiç kimse 1 haftada manşeti, bloğu, akıllı
ve sonuç getirecek hücumu, defansı, en önemlisi de
oyuna asılmayı öğretemez. Aslında gerçek Güneş Sigorta, son yazılarımda sık sık yazdığım gibi işte bu.
Şimdi bu iki karşılaşmayı salonda
veya televizyonları başında izleyenler, İspanyol ve Fransız ekipleri arasında
ki güç farkını bir daha düşünsünler. Hangisinin daha iyi kadrosu olduğunu,
oyuncuların kapasitelerini, kalitelerini bir kez daha gözlerinin önüne
getirsinler.
O zaman iyice göreceklerdir ki
Cannes, Hotel Cantur dan çok daha iyi bir ekip.
Geçen haftaki yazım da kısaca
şunları yazmış ve sormuştum;
“Şimdi maçı izleyenler
rakip için çok kolay bir takım değildi. İyi servis attılar, iyi blok yapılar,
hücumları da bizden iyiydi. Ayrıca defanstan çok da
top çıkardılar diyecektir. Bir yere kadar sizlere katılıyorum ama bu kadar
basit hata yapan, adeta rakibine maçı altın bir tepsi de sunmak için çaba
harcayan Güneş’in yine de en azından 3-2 de olsa
kazanabileceğini düşündüğümde rakibin çok da iyi bir ekip olmadığını görüyorum.
6 yabancılı bu takımın 10 oyuncudan
hangisi 1. sınıf? Kaçını tanıyorsunuz? Ülkelerinin Ulusal Takımların da kaçı
görev yapıyor? Ayrıca bu oyuncuların yer aldığı Ulusal Takımların Avrupa ve
Dünya platformlarında ki yerleri ne? Güneş Sigorta’ya hangilerini alırsınız? Las Palmas da, Ulusal Takımımızın
starı bir Aysun, bir
Neslihan var mı? Kötü bir gününde
olmasına karşın Samsonova’nın hücumda ki
performansına 27 atak, 2 hata, 15 sayı, yüzdesi 56. Hangi rakip oyuncu
yaklaşabilmiş? (En iyileri Butnaru
ve Tomasevic. Onlar bile gerilerde kaldı) O halde bu takımın nesi çok iyi? Sadece ve sadece hedefe
attıkları servisler. Biz bu kadar hata yapmasaydık ve maçı kazansaydık, kaçımız
Las Palmas çok iyi bir ekip
diyecekti?” Şimdi kim haklı?
Neyse, gelelim gerçek oyununu
sahaya yansıtarak 13 kişilik kadrosunda 2 devşirme oyuncuyu da ilave edersek (Ravva- Gürcü, Lozancic-
eski Yugoslav) 11’i yabancı olan Cannes’i Güneş Sigorta’nın nasıl yendiğine.
Öncelikle çok iyi ve disiplinli
oynadık. Oyuncular verilen taktiği hiç aksatmadan uyguladı. Çok iyi taktik
servisler attık. Özellikle hedef seçilen önden manşet için açılan oyuncuları bunaltarak
hücum yapmalarını engelledik, blok
yerleşimini iyi yaptık. Belki direkt sayı fazla alamadık ama toplara dokunarak,
defansın işini kolaylaştırdık. (Köşe oyuncular bloğa ortaya yakın başladıkları için özellikle Ravva’nın 2’ye tek ayak dolaştığı pozisyonlarda aksadılar
ve zorlandılar. Çünkü antene yakın atılan yatık paslara yetişmek çok zordur.
Gidilse bile yerleşme hataları yapılır, yani blok dağılır. Onun için rakip
oyuncular içinde 2’ye dolaşan varsa, onu durdurmak için ortadan değil, köşeden,
yani antene yakın beklemek daha doğru olur. O zaman blok şansı fazlalaşır. Eğer
Güneş bunu yapabilseydi o zaman Gürcü asıllı bu tanıdık oyuncu da daha rahat
durdurulabilirdi)
Devam edelim; Las
Palmas maçında dağılan servise karşı manşetimiz ve defansımız iyiydi. Hücumda yine Tatyana
dışın da sıkıntımız olmadı. (Bu oyuncu ilk maçta 13 hücumdan 3 sayı üretmişti, bu kez 4 top atıldı
2 sayı aldı. Las Palmas
karşısında 21 atak yapan ve
7 sayı alan Mayboroda ise, bu kez 18
top aldı 10 sayı çıkardı. Yüzdesi 56. Tabi ki iyi. Diğer oyuncularımızın
ataklardaki başarısını da ilave edeyim: Samsonova 15
hücum 10 sayı, yüzdesi 67. Aysun, 12 atak, 9 sayı,
yüzdesi 75. Keşke daha çok top alabilseydi. Neslihan, 14 atak, 6 sayı, yüzdesi
43. Starımız hızla toparlanıyor ama hala eskisi gibi sıçrayamadığı için az top
alıyor. Bu arada rakip, blok yerleşimini genelde öncelikle onu hedef alarak
yaptığından sayı üretmekte de zorlanıyor.)
Maça takımımız yine büyük seyirci
desteğiyle başladı. (Bu arada geçen
karşılaşmaya oranla seyircinin sahaya yabancı maddeler arması engellendi ama
yine de bir iki kendini bilmez vardı. Bu nedenle bir ara hakem maçı bile
durdurdu. Bu kesinti az daha takımımıza pahalıya patlayacaktı. Çünkü bir anda
temposu düştü ve bocalama başladı. Ancak bu kaosu
çabuk atıp set vermekten kurtuldu. Ama hakemin müsabakayı durdurması nedeniyle
Güneş’e para cezası gelebilir) Evet karşılaşmaya iyi başladık
dedik: 3-1, 5-3, 6-4.
Ne var ki Maybora
da 2, Elif 3, Tatyana 4 pozisyonunda top öldürmekte
zorlanınca Cannes 3 sayı üst üste alarak 6-7 öne
geçti.
Ancak ilk teknik molaya yine de 8-7 önde girdik.
10-10’a kadar karşılıklı sayılarla
gelindi. Aysun 2’ye dolaştı ve öldürdü: 11-10.
Tatyana servise geldi. Etkili servisler, (3’ü direkt sayı)
Cannes bunaldı. Top öldürmek de zorlanmaya başladı.
Bloklar, defanstan çıkıp hücuma
dönüşen toplar ve 16-10. Tabii ki bu büyük avantajı
kaçırmadık: 18-11. 20-12, 22-15 ve 25-17.
İkinci sete de iyi başladık. İlk
teknik molaya 8-5 girdik. Sonra 10-7
oldu.
Cannes’in Salinas 2 Ravva
3, Shapovta 4 turunda Tatyana
servise geldi. 4’den manşet için açılan Shaptovta’ ya
ilk sette olduğu gibi bir kez
daha servisi yıktı ve ara açıldı: 13-8.
Fransız takımının çabasına karşın
ikinci teknik molaya 16-13 önde girdik.
Ancak bu avantajı sürdüremedik.
Elif 4, Mayboroda 3, Neslihan 2 turunda bu kez Cannes
bizi servislerle kıstırdı. Etkili taktik servisleri pasöre
getirmekte zorlanmaya başladık. İkili hücum turunda olmamızın getirdi sıkıntı,
arka alandan atak yapacak oyuncunun olmaması üst üste sayılar kaybetmemize yol
açtı. Bloklar da kalan, avuta vurulan toplar nedeniyle 7 sayı verdik ve 16-20 geri düştük.
Fransız ekibi bu avantajı 22-18’e
kadar sürdürdü.
Artık setten umudumuzu kesiyorduk
ki topu öldürdük ve 19-22 de Elif servise geldi.
Servisleri 10 numaralı Querard’a yıktı. Kötü
manşetler, hatalı hücum derken farkı kapattık: 21-22.
Ravva’nın atağı 21-23.
Aysun ona cevap verdi. 2’ye tek ayak dolaştı ve her zaman yaptığı o güzel
plaselerinden birini 5’e yolladı: 22-23.
Servise Tatyana
geldi. O’nun servisi Elif gibi Querard’a, manşet iyi
değil, çıkan topu pasör 4’deki Shapovta’ya attı,
Bloklarımız geçit vermedi: 23-23.
Tatyana’nın ikinci servisi, ataklarını bloktan yansıttık, ama bu avantajı
kullanamadık. Top gitti- geldi, sonunda Aysun bir kez daha ortaya çıktı: 24-23.
Tatyana’nın üçüncü servisi, çıkardılar, Ravva 2’ye tek
ayağa dolaştı ama avuta vurdu. Böylece gitti gözüyle baktığımız bu zor seti de 25-23 kazanarak 2-0 öne geçtik.
3. sete pasör değişikliği yapan
Cannes iyi başladı: 2-5, 3-6, 6-8, 8-11, 10-13.
Topu öldürdük ve Samsonova
servise geldi. O’nun
4’den manşet için açılan Shapovta’nın
soluna yani yan çizgiye attığı 2 servisini Fransız ekibi atağa dönüştüremeyince
sayılar eşitlendi: 13-13.
İkinci teknik molaya 16-15 girildi.
17-16 da topu öldürdüler: 17-17.
Ama servisi fileye taktılar: 18-17.
Ardından bir de Shapovta
avuta vurunca 19-17 oldu.
Bu iki sayı avantajı 22-20’ye kadar
koruduk.
Mayboroda’nın sayısıyla 23-20 oldu. Aysun
servisi kaçırdı: 23-21.
Cannes oyuncu değişikliğine gitti.
Servise gelen 8 numaralı Tocko’yu çıkarıp, yerine Querard’ı aldılar. İyi ki de yaptılar. Querard
servisi kaçırdı: 24-21.
Neslihan servisi attı, öldürdüler: 24-22.
Atılan servisi Samsonova
karşıladı ama top filenin üstüne çıktı. Bu zor topu Elif plaseledi: 25-22. Maçta 3-0 gibi net bir skorla geldi.
Bu galibiyet bir anda Güneş
Sigorta’yı puan cetvelinde İtalyan Asystel Novara’nın ardından ikinci sıraya oturttu. (Bu arada Novara’nın
İtalya Ligi’nde 3. sırada olduğunu belirteyim. Bir küçük not
daha. Bu hafta
İtalya da bayanlar ligi’nin zirvesini paylaşan iki yenilgisiz
ekibi Foppaedretti Bergamo
ile Perugia kozlarını paylaştı. Bergamo
mücadeleden 3-1 galip ayrılarak puanını 21’e çıkardı
ve liderliği eline geçirdi. Perugia 18 puan ile
ikinci sıraya düştü) Takımımız grubundaki üçüncü maçını Perşembe günü Rusya da Uralochka Ekaterinburg ile
oynayacak. Eğer bu deplasmandan ekibimiz galibiyet çıkarmayı başarabilirse
hedefe giden yolda önünü
açmış olacak.
Top Teams
Kupası’ndaki temsilcilerimizden Ziraat Bankası Ankara da oynamanın avantajını
iyi değerlendirerek
İspanyol Arona Tenerife’yi 3-1 yendi.
Aslında takımımız karşılaşmayı set vermeden tamamlayacaktı ama 2-0 dan sonra 24-21 önde olduğu 3. seti rakibine hediye etti. Bu
grupta 4 ekibin de güçlerinin birbirine yakın olması nedeniyle alınacak veya
verilecek her setin büyük bir önemi var. O nedenle çok daha dikkatli olmak
gerekiyor.
Ziraat Bankası bu hafta yine bir
setle grubun lideri olan Çek Dukla Liberec’i Çarşamba günü Selim Sırrı da misafir edecek. Saat
19.00 da başlayacak karşılaşma da takımımızın evinde oynamanın getirdiği
avantajı iyi değerlendireceğine inanıyorum.
Diğer temsilcimiz Fenerbahçe ise
beklenildiği gibi Yunan Olympiakos’a 0-3 yenildi. İkinci sette iyi mücadele eden Sarı-
Lacivertliler 30-28’lık bu seti kazanabilselerdi belki devamı gelirdi. Şimdi
takımımız gruptaki üçüncü maçını yine deplasmanda
Sloven ekibi Concordia Nafeles
ile oynayacak. Henüz galibiyeti olmayan bu ekibi bir aksilik olmazsa
yeneceğimizi düşünüyorum.
Geçtiğimiz hafta Hollanda da
beklenmedik bir yenilgi alan Eczacıbaşı, Perşembe günü grubun iddialı ekibi İsveç Zeiller Koniz’i misafir etti. Mavi-beyazlılar için çok önemli
bir karşılaşmaydı. Çünkü eğer kaybedersek çeyrek final hedefinden geri
düşecektik. İşte bunun yarattığı stres ve mutlaka kazanma zorunluluğu az daha
pahalıya patlayacaktı.
Bir hafta önce Güneş Sigorta- Hotel Cantur Las
Palmas maçının adeta bir tekrarını yaşadık. Arada ki
tek fark Güneş, eline gelen fırsatı tepmiş 2-3
kaybetmişti. Eczacıbaşı ise son anda 3-2 kazandı.
Perşembe günkü maçı hayretler
içinde izledik. Son günlerde düzeldiğini ve artık takım olmaya başladığını
söylediğimiz Eczacıbaşı gitmiş, yerine sıradan ve ne yaptığını bilmez bir ekip
gelmişti. Ne servis atabildiler, ne blok yapabildiler, (Ekibimizin bugüne kadar en büyük özelliği neydi? Attıkları etkili servisler ve yüksek
bloklarıydı. Ama bu karşılaşmada ara ki bulasın. 1. sette atılan 25 servisten
tek direkt sayı çıkaramadılar. 5 setlik maç bittiğinde servisten direk sayı 3
idi. Blok sayısı daha da ilginç: 11) ne de hücumlardan istenen düzeyde
sayılar üretebildiler. (1. Set bittiğinde takımımız 43 ataktan sadece ve sadece 13 sayı
çıkarabilmişti. Karşılaşma sonuçlandığında 163 ataktan 72 sayı alabilmiştik.
Yüzdemiz 44 gibi düşük bir rakamda kaldı) Ama buna karşın yine de 8 yabancı
oyunculu Zeiller’i yendiler. İyi oynayamadığı bir
maçı bile kazanan Eczacıbaşı, bir de gününde olsaydı? Neler olabileceğini
sanırım daha iyi anlıyorsunuzdur. Neyse yine de sonuçta yenmek çok önemliydi.
Böylece çeyrek final umutlarını yenilemiş oldular.
Gelelim karşılaşmaya. Esra ilk kez
ilk altıda yer alırken, İsviçre ekibinde ilk altının tüm oyuncuları yabancıydı.
Maça biz yukarıda da yazdığım gibi çok dağınık başladık. Servislerimiz yumuşak
olunca, kolay manşet getiren Zeiler, blok ve defan
yapamayan yani dökülen takımımız karşısında oyuna ağırlığını koymakta
gecikmedi. İlk teknik molaya 3-8 girildi. Sonra 6-14, 7-16 oldu. Brezilyalı Motta’nın
ilk geldiğinde “Ben Eczacıbaşı’na süratli bir
voleybol oynatacağım, yani yeni bir düzen getireceğim” sözlerine rağmen, servise karşı manşet getirmekte zorlanan ekibimiz, özellikle Mesude ile köşelerden yüksek toplarla oynama zorunda
kalması İsviçre takımımın işini kolaylaştırdı. Bu oyuncumuzun çapraza vurduğu
topları ya bloklarla kestiler, ya da yansıtıp 5’deki defans oyuncusuyla (Genelde libero Rohrer) çok kolay topladılar. Aslında buraya bir
not düşeyim. Yine eski yazılarımdan birinde eğer Eczacıbaşı hızlı voleybol
oynayacaksa Mesude’yi 4 yerine pasör çaprazı
oynatması daha doğru olur demiştim. Nedenini ise, çok iyi hatırlamıyorum onun
için belki ayni cümleleri kullanamayacağım ama aşağı yukarı anlamı şuydu:
“ Mesude 2’den oynarsa hem daha iyi, hem de
çabuk hücum yapar. Bu toplarla 1’de pasörü veya pasör
çaprazını kilitler böylece rakibin hücum gücü düşer. Ayrıca yüksek bloğu ile
rakibin en etkili adamları, yani 4 numara oyuncusunu file üstünde rahat
durdurur. Bu artılar göz önüne alınırsa Mesude’nin
yeri 2 numara olmalıdır. Bu arada Mesude 4’de olduğu
zaman takım yüksek toplarla oynamak zorunda kalıyor. Bu hem Motta’nın
düşündüğü sisteme aykırı, hem de rakip, bloklarıyla ve 5’de ki defansıyla Eczacıbaşı’nın kozunun sayı almasının önüne
geçerler, kilitlerler, dolaylı olarak da avantaj yakalarlar. ”Lig de bu göze batmıyor. Ancak ciddi bir rakip karşısında bu durumu
tekrar izlemek ve ona göre değerlendirmek daha doğru olur.”
İşte bu görüşüm özellikle ilk sette
çok açık olarak karşımıza çıktı. Mesude aldığı 17
toptan sadece 5’ini öldürebildi ve tek blokla oynadı. İkinci set sonunda atak sayısı
30, takımına kazandırdığı sayı ise 13 idi. Blok hala 1 di. Pasör çaprazı
oynayan ve çok faydalı olduğu söylenen Çinli Aihua
ise, ilk set 4 top aldı, sayı yok. Blok 1. İkinci set bittiğinde yaptığı 8
hücuma karşılık 3 sayı üretebildi. Blok hala 1. Devam edelim. 3. set sonunda
istatistiklere göre, Mesude 42 top ile buluşmuş ve 19
sayı alabilmişti. Blok 2’ye çıkmıştı. Çinli’ye gelince; 14 toptan
Bu arada bir sözüm de Aihua için. Bu nasıl Çinli? Benim bildiğim bir Çinli
oyuncunun en büyük meziyeti servise karşı manşeti ve defansıdır.
Ama bizim Aihua’yı ara ki bulasın. Ne manşeti manşet,
ne de defansı defans. Hücumu ise, yukarı da okudunuz.
Takımın servise karşı manşetini yazayım ki daha iyi anlayın. Gülden, 21 manşet,
hata yok. Yüzdesi 76. Exc: % 57. Esra, 44 manşet 4
hata, yüzdesi 73. Exc: % 39. Aihua,
34 manşet, 2 hata yüzdesi 44. Exc: % 29.
“Acaba Merve oynasaydı
bu kadar kötü mü manşet alırdı?” Diye düşünmekten de kendimi
alamıyorum. Çünkü çok az oynamasına karşın 4 manşet almış, hata yok, yüzdesi
75. Arkadaşlarım Çinli için bana “Çok iyi olacak, Sydney
Olimpiyatlarında oynamış, her halde bir takım özellikleri var ki kadroya
almışlar” diyorlar. Olabilir. Ama
Eczacıbaşı, O’nun düzelmesini beklerken eğer Top Teams’e
de veda ederse ne olacak? Aslında bu oyuncunun ligdeki performansından çok, Avrupa
Kupası’nda takımına yaptığı ve yapacağı katkı beni daha çok ilgilendiriyor.
Neyse daldan dala atlayıp
duruyoruz. İnşallah Eczacıbaşı adına her şey istedikleri gibi olur diyerek,
kaldığımız yerden yani ilk setin 7-16 girilen ikinci
teknik molasından devam edelim.
8-19’dan sonra biraz kıpırdandık,
biraz servis attık, biraz hücumları düzelttik ve arada ki farkı azalttık: 17-20. (9 sayı üst üste aldık. İyi oynamadan sadece hataları biraz aza
indirerek alınan tam 9 sayı) Sonra 21-21 de yakaladık. (İki pozisyonda biz 13 sayı üretirken onlar
ancak 1 sayı alabildiler. Rakibin gücünü ve nasıl bir ekip olduğunu şimdi daha
iyi anlamışsınızdır) Ancak bu şansı
kullanamadık ve seti 22-25 verdik.
İkinci sete biraz daha toparlanmış
başladık. Karşılıklı sayılarla ilk teknik mola 7-8
geçildi. Sonra 10-12 oldu. Bırakmadık ve bu kez biz 2
sayı öne geçtik: 14-12. (Üst üste 4 sayı) Ardından ikinci teknik mola da farkı 3’e çıkardık: 16-13. 17-14
olduk. Devamı gelmedi. Bu kez onlar peş peşe 4 sayı buldular ve 17-18 yaptılar. Sonra 18-21 oldu. 22-22 de rakibi yakaladık ve seti 25-22 aldık.
İyi oynamamıza karşın1-1’lik
eşitliği yakalamak hepimizi umutlandırdı. Artık toparlanıp rakibin üstüne
çökeriz diye düşünüyorduk ki, yanılmışız. Biz ilk setin başlarındaki gibi yine
oyundan düştük. Oyuncularımız sanki voleybolun temel hareketlerini bile unutmuş
bir görüntüye büründüler. Manşetler kötü, paslar kötü, hücumlar, bloklar kötü,
yani her şey kötü. Böyle olunca da Zeiler hep önde
götürdüğü seti 21-25 kazandı. (Bakmayın setin 4 sayı farkla bittiğine, sayı ritmi şöyleydi: 1-4, 3-8, 6-13, 9-16, 12-17, 13-21, 16-23. Biz hataları
biraz azaltırken, onlar da seti nasılsa rahat kazandık havasına girmeleri
sonucu fark azaldı ve 21-25 bitti)
4. set artık takımımız için ya son,
ya da bir başlangıç, yani yeni bir umut olacaktı. Öyle de oldu. Biraz hareket,
hataları azaltmak ilk teknik molaya 8-5 girmemizi
sağladı.
Sonra 10-7
öne geçtik. 12-12 de yakalandık. Bunun tek nedeni
sanki oyuncularımız servis atmaktan korkuyorlardı. Yumuşak servisler tabii ki Zeiler’in işini kolaylaştırdı. Çabuk hücumlarla bizi zora
soktular.
İkinci teknik molaya 16-15 girdik. Kaçmak istedik: 18-16,
yakalandık: 18-18.
Servisi hücuma dönüştürdük, top
ölmedi ama hakem bloğun fileye değdiğini söyledi: 19-18.
Servise Mesude geldi. İyi manşet alamadılar. Filenin
üstüne çıkan topu içeri atmak isterken fileye değdiler: 20-18.
Mesude’nin ikinci servisi yine iyi atakları sayıya dönüşmedi, çevirdik ve
Sinem’in plasesi: 21-18. Mesude’nin
servisten direk sayısı: 22-18.
İsviçre ekibinin farkı azaltma
çabaları sonucu değiştirmedi ve seti 25-21 kazanıp
skoru eşitledik: 2-2.
Artık şans bizden yana diye
düşünerek 5. sete girdik. Ama o ne? Servise karşı manşetlerimiz kötü, doğal
olarak hücumda da kötüyüz.
Çıkardıkları topları sayıya kolay
dönüştürdüler: 0-5. İnanması bile zor.
Sonunda Çinli öldürdü ve krizden
takımımızı çıkarıp almış oldu. Bu kez Sinem’in servisleriyle biz onları manşet
hatalarına ittik. Böylece ya ataklarını bloklarda erittik, ya da defanstan
çıkan topları biz öldürdük: 5-5.
İlginç bir 5. set değil mi?
6-8 döndük. Sonra 9-9, 10-10 oldu.
Bir ara 10-12
öne geçmeyi başardılar.
Servisi çevirdik Mesude 2’den vurdu, libero
karşıladı ama top direkt bize geldi.
Mesude 2’den bir daha vurdu: 11-12.
Sayıyı kazandıran Mesude servise geldi. İyi servisini öldüremediler, dönen
top ve 4’den Esra: 12-12.
Mesude’nin ikinci servisi yine etkili pasör çıkan topu
4’de atmak zorunda kaldı. Perulu Soto topu avuta
vurdu: 13-12.
Mesude’nin yeni bir servisi, çıkardılar, 2’den Letonyalı Martinsone
vurdu defanstan çıkan topu Bahar 4’deki Esra yerine 2’deki Çinli’ye attı ve top
ikili blokta kaldı: 13-13.
Servisi çevirdik bu kez Bahar ayni
tercihi yapmadı ve 4’deki Esra’ya attı, sayı: 14-13.
Sinem’in maç sayısı servisini çevirdiler, pasör 4’de ki Soto’ya
attı. Bu oyuncunun hücumuna Özlem den harika bir blok: 15-13.
Ve maç 3-2.
Oh be. Sonunda kazandık. Hem de iyi
oynamadan kazandık ve büyük moral bulduk. Bence artık bundan
sonrası daha kolay. Çünkü Eczacıbaşılı oyuncular bir daha kolay kolay bu kadar kötü ve hatalar dolu oynamazlar.
Bu galibiyetin getirdiği güvenle
Perşembe günü yine salonumuzda Portekiz ekibi Maderia’yı
da mutlaka yener ve hedefe giden yolda umutlarımızı artırırız.
Avrupa Kupaları’na dalıp ligi
unuttuğumu düşünmeyin. Bu arada Çarşamba günü Galatasaray-Hatay Polis Gücü
mücadelesini izledim. Güzel bir karşılaşma oldu. Sarı-Kırmızılı takım hakkındaki
görüşlerimi daha önceki maçlarında sık sık sizlerle
paylaşmıştım. Bu kez ilk defa izlediğim Hatay Polis Gücü’nden söz etmek
istiyorum.
İlk kez 1. Lig de mücadele eden bu
takım henüz istenen düzeyde değil. Özellikle servise karşı manşetleri sorun. 3
yabancı oyuncuları var. Ancak çok iyi oldukları söylenemez. Burak
bu ekibin her şeyi. Manşet iyi geldiğinde, takımı iyi oynatıyor. Pas
tercihleri çoğunlukla doğru olduğu için etkili olabiliyorlar. Chikovani inişli çıkışlı bir grafik çiziyor. 4’den blok
autları iyi ama ayni başarıyı servise karşı manşetler de gösteremiyor. Bu arada
ilk altıda başlatmadıkları Serhat dan asla vazgeçmemeliler.
O’ nun oyuna alındıktan sonra takıma yaptığı katkıyı
her birlikte gözledik. En büyük artısı da Burak ile birlikte takımı içeriden
yönetmeleri ve oyuncuları kontrol altında tutmaları. 3 yabancı ile birlikte
oynayacak bir formül, bir diziliş, Hatay’ın daha iyi oynamasını sağlar. İki
genç oyuncu Caner ve Mehmet de ısrar etmeleri belki güzel ama öncelikle lig de
tutunmaları gerektiğini hiç unutmamaları gerekiyor. Bu nedenle bu yıl öncelikle
hedefleri bu yönde olmalı. İşi garantiye aldıktan sonra bu genç oyuncu
tercihlerini daha kolay yapabilirler.
Bir küçük not da kenar yönetime. Bench de oturanlar biraz
daha sakin olmak zorundalar. Her topa, özellikle de kazanılan sayılardan sonra,
çok yüksek sesle bağırmaları yavaş yavaş tepkiye
neden olur. İstanbul seyircisi biraz tarafsız olduğu için bu bağırmalara fazla
tepki göstermedi. Ama başka şehirlerde bu tutum tatsız olayların başlangıcı
olabilir. Dikkat!!!
Son set dışında heyecanı yüksek bir
karşılaşma oldu. Set sayıları da zaten bunu gösteriyor. Sonuç da hücum
silahları biraz daha fazla olan Galatasaray, evinde oynamanın avantajıyla
önemli bir galibiyet aldı.
Mücadeleye 2 tarafta fazla servis
kaçırarak başlamasına karşın, Sarı-Kırmızılılar özellikle hücumda daha iyiydi
ve bunun sonucunda da ilk teknik molaya 8-5 önde
girdiler. Servis kaçırmayı aza indiren Polis Gücü, Burak’ın akıllı yönetimiyle
oyunda dengeyi sağladı: 8-8. Galatasaray önce 14-12,
iki sayılık bir avantaj yakaladı.
Sonra ikinci teknik molaya 4 sayı
farkla girdi: 16-12 ve 19-15 yaptı.
Milisovic’in servisleriyle bozulan manşetleri yüzünden fark azaldı: 19-18.
Bunun moraliyle Hatay ekibi bir ara
20-21 öne geçti. Ancak Caner servisi kaçırdı: 21-21. Ardından bir hücum hatası 21-21.
Burak ikinci topu plaseledi, ölmedi. Çıkan topu Erkan 4’den sayıya dönüştürdü:
23-21. Murat Aslan servisi kaçındı: 23-22.
Polis de kenar yönetim öndeki
Burak’ı çıkarıp yerine Erdem’i aldı ve bloğu yükseltti. Serhat’ın attığı servis
filenin bandından içeri düştü ve sayı: 23-23.
Serhat’ın ikinci servisi Şevki
öldürdü: 24-23.
Erdem çıktı, Burak girdi. Hatay’ın
pozisyonu Mehmet 2, Burak 3, Milosevic 4 şeklindeydi.
Sayıyı kazandıran Şevki servisi attı. İkili hücum turunda olduklarını düşünen
Burak, bu settiki tek oyuncu tercihi hatasını yaptı
ve bu kadar kritik bir topu 1’de ki Caner’e attı. Genç oyuncunun hücumu avut: 25-23.
İkinci sete iyi servis atan,
manşetini düzelten, ataklardan kolay sayılar üretmeyi başaran Polis Gücü daha
iyi başladı. Hatay ekibinin aksine Sarı-Kırmızılılar da servisler kaçarken,
hücumlar da sayıya dönüşmeyince ilk teknik molaya 4-8
girildi.
Galatasaray da dağınıklık ve
hatalar sürünce de sayılar 5-12 oldu.
İkinci teknik molaya Hatay 5
sayılık bir avantajla 11-16 girdi.
Ama bunu devam ettiremedi.
Toparlanan Sarı-Kırmızılılar eşitliği sağladılar: 20-20.
Karşılıklı sayılarla 23-23’e gelindi.
Servisi Galatasaray kullandı, Caner
öldüremedi, top çıktı ama Erkan 1’den avuta vurunca bu büyük avantaj kaçmış
oldu: 23-24.
Caner’in servisi, Ulaş bu kez
Erkan’ı 6’dan hücuma soktu, blok ve 23-25.
3. sette ilk teknik molaya Sarı-Kırmızılar 8-7 girdi.
Bir ara 13-10 öne geçtiler.
Polis toparlandı, üst üste 5 sayı
alarak 13-15 yaptı.
İkinci teknik mola 14-16 geçildi.
Bu kez Galatasaray rakibini
yakaladı ve 21-19 yaptı. Sonra da seti 25-22 aldı.
4. setin ilk teknik molasına 5-8 girildi. Sonra 7-11, 9-12 oldu.
Hatay bunu devam ettiremedi: 12-12.
15-15’den sonra Sarı-Kırmızı takım
üstünlüğü ele geçirdi 19-16.
Bekir’in etkili servisleri ve
bloklarla fark açıldı ve set 25-17, maçta 3-1 bitti.
Bu karşılaşmadan sonra Arçelik ile SSK kozlarını paylaştılar. Ben mücadeleyi
seyredemedim. Çünkü Güneş Sigorta-Cannes maçı için Haldun Alagaş’ın
yolunu tuttum. Öğrendiğime göre, Arçelik iyi bir
oyunla, 3-0 gibi net bir galibiyet almış. Arda Yolaç’ın (Teşekkürler Arda) bana ulaştırdığı istatistiklerden birkaç not vererek sizleri bu
karşılaşma ile bilgilendireyim.
Arçelik, SSK’ya oranla daha iyi manşet almış ve hücumda daha etkiliymiş. Ev
sahibi 90 servis atmış, 13 hataya karşın 5 sayı kazanmış. SSK, 69 servis den 5
sayı almış ve 12 hata yapmış.
Servise karşı manşetlerde Arçelik, 47 kez topla buluşmuş, 3 hata yapmış. Yüzdesi 77, Exc: % 36. Libero Hasan: 22 manşet, 1 hata, yüzdesi 86. Exc: % 41.
SSK: 57 manşet, 5 hata, yüzde 70. Exc: %30. Libero 26 manşet, 4 hata, yüzdesi: 54. Exc: % 27 (İki takımında iyi manşet yüzdesi
çok düşük)
Arçelik: 62 hücum yapmış, 11 hataya karşılık 39 sayı üretmiş, yüzdesi 63. Ve
bloktan 11 sayı kazanmış.
SSK: 59 ataktan 26 sayı üretirken 8
hata yapmış, yüzdesi 44. Blok sayısı ise: 6.
OYUNCULAR:
Arçelik de en başarılı Volkan çıkmış. SSK’nın iyisi Maksim olmuş.
Hücumda ev sahibinden Orhan, 19 top
almış 10 sayı üretmiş, yüzdesi: 53. Volkan 26 toptan, 17 sayı çıkarmış, yüzdesi
65. Murat 7 atak, 4 sayı, yüzdesi 57. Resül 4 top, 2
sayı, yüzdesi: 50. Emin, 3 top, 3 sayı, yüzdesi 100.
SSK’da, Alexsandre
12 topla buluşmuş, 6 sayı üretmiş, yüzdesi 50. İbrahim 5 top, 1 sayı, yüzdesi
20. Fatih, 15 top, 7 sayı, yüzdesi: 47. Maxsim, 21
atak, 11 sayı, yüzdesi: 52. Murat 5 hücum, 1 sayı, yüzdesi: 20.
Cumartesi günü, Vakıfbank Güneş
Sigorta-Şişli mücadelesiyle başladı. Favori zorlanmadan sonuca gitti. Bu arada
Şişli, elinden sakat olan Oxana’yı oynatmadı, Rossana’yı ise sonra dan oyuna
aldı. Öte yandan Şişli ile ilgili bir haber; 3. yabancı olarak bir Ukraynalı
transfer ettiler.
Setler 13-17-18
bitti.
İkinci maçta Telekom, İstanbul
Emlak Bankası’nı 3-0 (16-15-17) yendi. İki karşılaşma da temposuz ve sıkıntılı bitti.
Pazar günü Haldun Alagaş da önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi-Polis
Akademisi kozlarını paylaştı. İkinci set dışında keyifsiz bir maç oldu. Hatalar
oyunun kalitesini düşürdü. Setler zaten maçın nasıl olduğunun en güzel işareti:
14-25, 25-27, 25-14, 19-25.
İkinci karşılaşma da Fenerbahçe,
yabancısız ve gençlerden oluşan bir kadro ile mücadele eden Çankaya
Belediyesi’ni 3-0 (18-22- 13)
ile geçti.
Bugüne damgasını vuran maç İzmir de
oynandı. Zirve yarışının iddialı takımlarında Arkas
Saint Joseph ile Ziraat Bankası kozlarını paylaştılar. Bu zorlu mücadeleden ev
sahibi Arkas 3-1 galip ayrılmayı
başardı. Bu sonuçla Ankara takımı kendisi gibi hedefi olan Fenerbahçe’ye, Halk
Bankası’na ve Saint Joseph’e de yenilmiş oldu.
Bu haftalık da bu kadar. Kaliteli ve güzel voleybol maçları dileğiyle, hoşça kalın.
A L E V A N A K Ö K