BEŞTE DÖRT

 

Geçtiğimiz hafta takımlarımızın Avrupa Şampiyonlar Ligi ve Top Teams Kupası’nda oynadıkları 5 maçtan 4 galibiyet çıkarmaları hepimizi mutlu etti.

Aslında daha önceki haftada ben ekiplerimizden buna benzen bir başarı beklediğimi yazmıştım ama tersi olmuş 5 de 4 beklerken, 5 de 1 de kalmıştık. Eğer beklentim gerçekleşmiş olsaydı bu hafta ile birlikte çok güzel sonuçlara imza atmış olacaktık. Olsun önümüzde daha çok karşılaşma var.  

 

CEV KUPASI EŞLEŞMELERİ

 

Bu haftaki karşılaşmalara geçmeden önce sizlere CEV Kupası’ndaki yeni rakiplerimizle ilgili bilgiler vermek istiyorum.

Ana sayfamızda okuduğunuz gibi Çarşamba akşamı kur’alar çekildi. İlk iki tur maç yapmadan geçen Yeşilyurt, Slovak ekibi Slavia Bratislava ile eşleşti. İstediğim gibi bir araştırma yapamamama karşın ilk izlenimlerime göre tam ortada bir tur. İlk maçın evimizde olması da ayrı bir avantaj. Ben takımımızdan umutluyum ama sonrası? Yani 4’ Final öncesi rakip Romen Unic Piatra Neamt’i kolay aşacağına inandığım İtalyan Vini Monte Schiavo Jesi olacak. Ligde şu anda 7 maçta 4 galibiyet 3 yenilgi alan ve 12 puan ile 4. sırada bulunan Jesi Schiavo tabii ki favori.

 

TELEKOM’UN ÖNÜ AÇIK

 

CEV deki diğer temsilcimiz Türk Telekom, İspanyol Caja de Avila ile eşleşti. İlk karşılaşma Ankara da. İşte ben buna “Cuk oturdu” tabirini kullanırım. Çünkü İspanyol ekibi eski gücünden çok uzakta. Gerçi kadrosunda  2 Brezilyalı, 1 Arjantinli, 1 Sırbistan Karadağlı 4 yabancı oyuncu var ama 14 takımlı lig de şu anda 10 maçta 3 galibiyet, 7 yenilgi ve 13 puan ile 10. İlk iki sırayı Tenerife ve Hotel Cantur Las Palmas paylaşıyor. Cantur’u Güneş Sigorta karşısında izlemiştik. Geçen haftaki yazımı okuyanlar bu ekip hakkındaki düşüncelerimi çok iyi biliyorlar. O halde bu takım 2. sırada yer alıyorsa, Avila’nın gücünü bir düşünün. Aslında ben Telekom’un bu maçını değil bir sonraki tur da ki, yani 4’lü Final yolunda son etaptaki rakiplerini düşünüyorum. Takımımız  OMS Senika (Slovakya)- Spartak Subitaca (Sırbıstan Karadağ) dan biriyle eşleşecek. Büyük bir olasılıkla Subitaca olacak. Küçük bir araştırma yaptım. Spartak genç bir ekip. Ancak buna karşın birkaç yıldır birlikte oynuyorlar. Yani sahada iyi mücadele eden, birbirlerini iyi tanıyan oyuncuların oluşturduğu hırslı bir takım. Starları yok. Yani Ulusal A takım oyuncuları yok. Ancak yıldız ve genç takım forması giymiş oyuncular çoğunlukta.  Bu nedenle tekniği ve tecrübesi olmayan ama mücadeleden yılmayan bir ekip. Ankara takımı eğer sıkı bir pasör çaprazı transfer ederse Subitaca’yı da eler ve 4’lü Final’e adını yazdırır.        

 

HALK BANKASI - İTAS DİATEC TRENTİNO

 

CEV Kupası’ndaki diğer temsilcimiz Halk Bankası, Telekom kadar şanslı değil. Gerçi İtalyan takımı Trentino çok iyi bir ekip görüntüsü vermiyor. Ligdeki son maçında 10. sıradaki Acqua Paradiso Montichiari’yi 3-0 yenerek 8. karşılaşmasın da 4. galibiyetini aldı ve 9. sıradaki yerini korudu. Onun için güçlü ve deneyimli kadrosuyla ekibimizin bu turu geçme olasılığı hiç de az değil ama sonrası çok zor. Çünkü daha sonra Cannes (Fransa)-Lube Macerata (İtalya) dan biriyle eşleşecek. İtalyan takımının da, Cannes’in de gücü ortada. Yani hangisi gelirse gelsin Halk Bankası için iç açıcı değil. Önce bu turu geçelim, bu iki rakibimizi daha sonra düşünürüz diyerek CEV Kupası’na noktayı koyalım.

 

CRVENA ZVEZDA - BEŞİKTAŞ

 

Tarihinde ilk kez Şampiyonlar Ligi’ne katılan ve grubundaki ilk maçta İspanya da Tenerife yenilen Beşiktaş, ikinci karşılaşmasını yine deplasmanda Crvena Zvezda Beograd ile oynadı. 5 setlik bu mücadeleden sonunda takımımız 3-2 galip çıkmayı başardı.

Şimdi Siyah-Beyazlılar Çarşamba günü seyircisinin önüne çıkacak. Rakip çok yakından tanıdığımız geçen hafta Tenerife’yi 3-2 yenen Faik Karayev’in  takımı Azerrail Bakü.

Zor bir karşılaşma olacak. Bakalım Beşiktaş zoru başarabilecek mi? Karşılaşma Haldun Alagaş da saat 15.00 de oynanacak  

 

GÜNEŞ SİGORTA GERİ DÖNDÜ

 

Şampiyonlar Ligi’nin ilk maçında takımımızın evinde Hotel Cantur Las Palmas’ a yenilgisini eleştirirken, “Güneş Sigorta bir daha bu kadar kötü asla oynamaz” demiş ve sonra da “Eğer takımımız gerçek oyununa dönerse Cannes’i yenip hem bu mağlubiyetin acısını çıkarır, hem de bu kaybını telafi ederek iddiasını sürdürür” diye eklemiştim.

Böyle de oldu. Las Palmas karşısında adeta dökülen, servis atamayan, blok yapamayan, servise karşı manşetler de dağılan ve hücumlarda sayı bulmakta zorlanan ekibimiz, yine de kazanma şansını son ana kadar sürdürmüştü. Çarşamba günü ise, özlenen ve beklenen Güneş, Cannes karşısında gerçekten geri döndü. Bu Kupada iki kez şampiyon olan, 1998 de Kupa Galipleri Kupası’nı kaldıran, Fransa Ligi’nde 9 kez şampiyon olan (7 si üst üste), ve yine Fransa Kupası’nı 1996 dan itibaren hiç ara vermeden 8 defa kazanan Avrupa’nın sayılı takımları arasında yer bulan Cannes’e adeta sahayı dar ederek 3-0 yendi.

 

BİR HAFTADA DEĞİŞEN NEYDİ?

 

Peki Hotel Cantur maçından sonra aradan geçen bir hafta da ne oldu da Güneş Sigorta bu kadar değişti? Aslında değişen bir şey yok. Kadro ayni, sistem ayni, salon ayni, seyirci ayni. Peki değişiklik neydi? Sadece ve sadece daha iyi konsantrasyon ve kaybedilmesi halinde hedefin uzağına düşülecek endişesi. İşte bu, takımımıza çok daha dikkatli, az hatalı oynamayı getirirken, oyuncuların da gerçek güçlerini, performanslarını sahaya yansıtmalarına yol açtı. Yoksa oyunculara hiç kimse 1 haftada manşeti, bloğu, akıllı ve sonuç getirecek hücumu, defansı, en önemlisi de oyuna asılmayı öğretemez. Aslında gerçek Güneş Sigorta, son yazılarımda sık sık yazdığım gibi işte bu.

Şimdi bu iki karşılaşmayı salonda veya televizyonları başında izleyenler, İspanyol ve Fransız ekipleri arasında ki güç farkını bir daha düşünsünler. Hangisinin daha iyi kadrosu olduğunu, oyuncuların kapasitelerini, kalitelerini bir kez daha gözlerinin önüne getirsinler.

O zaman iyice göreceklerdir ki Cannes, Hotel Cantur dan çok daha iyi bir ekip.

Geçen haftaki yazım da kısaca şunları yazmış ve sormuştum;

Şimdi maçı izleyenler rakip için çok kolay bir takım değildi. İyi servis attılar, iyi blok yapılar, hücumları da bizden iyiydi. Ayrıca defanstan çok da top çıkardılar diyecektir. Bir yere kadar sizlere katılıyorum ama bu kadar basit hata yapan, adeta rakibine maçı altın bir tepsi de sunmak için çaba harcayan Güneş’in yine de en azından 3-2 de olsa kazanabileceğini düşündüğümde rakibin çok da iyi bir ekip olmadığını görüyorum.

6 yabancılı bu takımın 10 oyuncudan hangisi 1. sınıf? Kaçını tanıyorsunuz? Ülkelerinin Ulusal Takımların da kaçı görev yapıyor? Ayrıca bu oyuncuların yer aldığı Ulusal Takımların Avrupa ve Dünya platformlarında ki yerleri ne? Güneş Sigorta’ya hangilerini alırsınız? Las Palmas da, Ulusal Takımımızın starı bir Aysun, bir Neslihan var mı?  Kötü bir gününde olmasına karşın Samsonova’nın hücumda ki performansına 27 atak, 2 hata, 15 sayı, yüzdesi 56. Hangi rakip oyuncu yaklaşabilmiş? (En iyileri Butnaru ve Tomasevic. Onlar bile gerilerde kaldı) O halde bu takımın nesi çok iyi? Sadece ve sadece hedefe attıkları servisler. Biz bu kadar hata yapmasaydık ve maçı kazansaydık, kaçımız Las Palmas çok iyi bir ekip diyecekti?” Şimdi kim haklı?

Neyse, gelelim gerçek oyununu sahaya yansıtarak 13 kişilik kadrosunda 2 devşirme oyuncuyu da ilave edersek (Ravva- Gürcü, Lozancic- eski Yugoslav) 11’i yabancı olan Cannes’i Güneş Sigorta’nın nasıl yendiğine.

 

GÜNEŞ’ İN İÇİMİZİ ISITAN OYUNU

 

Öncelikle çok iyi ve disiplinli oynadık. Oyuncular verilen taktiği hiç aksatmadan uyguladı. Çok iyi taktik servisler attık. Özellikle hedef seçilen önden manşet için açılan oyuncuları  bunaltarak hücum yapmalarını engelledik,  blok yerleşimini iyi yaptık. Belki direkt sayı fazla alamadık ama toplara dokunarak, defansın işini kolaylaştırdık. (Köşe oyuncular bloğa ortaya yakın başladıkları için özellikle Ravva’nın 2’ye tek ayak dolaştığı pozisyonlarda aksadılar ve zorlandılar. Çünkü antene yakın atılan yatık paslara yetişmek çok zordur. Gidilse bile yerleşme hataları yapılır, yani blok dağılır. Onun için rakip oyuncular içinde 2’ye dolaşan varsa, onu durdurmak için ortadan değil, köşeden, yani antene yakın beklemek daha doğru olur. O zaman blok şansı fazlalaşır. Eğer Güneş bunu yapabilseydi o zaman Gürcü asıllı bu tanıdık oyuncu da daha rahat durdurulabilirdi)

Devam edelim; Las Palmas maçında dağılan servise karşı manşetimiz ve defansımız iyiydi. Hücumda yine Tatyana dışın da sıkıntımız olmadı. (Bu oyuncu ilk maçta 13 hücumdan 3 sayı üretmişti, bu kez 4 top atıldı 2 sayı aldı. Las Palmas karşısında 21 atak yapan ve  7 sayı alan Mayboroda ise, bu kez 18 top aldı 10 sayı çıkardı. Yüzdesi 56. Tabi ki iyi. Diğer oyuncularımızın ataklardaki başarısını da ilave edeyim: Samsonova 15 hücum 10 sayı, yüzdesi 67. Aysun, 12 atak, 9 sayı, yüzdesi 75. Keşke daha çok top alabilseydi. Neslihan, 14 atak, 6 sayı, yüzdesi 43. Starımız hızla toparlanıyor ama hala eskisi gibi sıçrayamadığı için az top alıyor. Bu arada rakip, blok yerleşimini genelde öncelikle onu hedef alarak yaptığından sayı üretmekte de zorlanıyor.)

 

SEYİRCİ DESTEĞİ GÜZEL

 

Maça takımımız yine büyük seyirci desteğiyle başladı. (Bu arada geçen karşılaşmaya oranla seyircinin sahaya yabancı maddeler arması engellendi ama yine de bir iki kendini bilmez vardı. Bu nedenle bir ara hakem maçı bile durdurdu. Bu kesinti az daha takımımıza pahalıya patlayacaktı. Çünkü bir anda temposu düştü ve bocalama başladı. Ancak bu kaosu çabuk atıp set vermekten kurtuldu. Ama hakemin müsabakayı durdurması nedeniyle Güneş’e para cezası gelebilir) Evet karşılaşmaya iyi başladık dedik: 3-1, 5-3, 6-4.

Ne var ki Maybora da 2, Elif 3, Tatyana 4 pozisyonunda top öldürmekte zorlanınca Cannes 3 sayı üst üste alarak 6-7 öne geçti.

Ancak ilk teknik molaya yine de 8-7  önde girdik.

10-10’a kadar karşılıklı sayılarla gelindi. Aysun 2’ye dolaştı ve öldürdü: 11-10.

Tatyana servise geldi. Etkili servisler, (3’ü direkt sayı) Cannes bunaldı. Top öldürmek de zorlanmaya başladı.

Bloklar, defanstan çıkıp hücuma dönüşen toplar ve 16-10. Tabii ki bu büyük avantajı kaçırmadık: 18-11. 20-12, 22-15 ve 25-17.

 

BU SET SIKIŞTIK

 

İkinci sete de iyi başladık. İlk teknik molaya 8-5 girdik. Sonra 10-7 oldu.

Cannes’in Salinas 2 Ravva 3, Shapovta 4 turunda Tatyana servise geldi. 4’den manşet için açılan Shaptovta’ ya ilk sette olduğu gibi bir kez  daha servisi yıktı ve ara açıldı: 13-8.

Fransız takımının çabasına karşın ikinci teknik molaya 16-13 önde girdik.

Ancak bu avantajı sürdüremedik. Elif 4, Mayboroda 3, Neslihan 2 turunda bu kez Cannes bizi servislerle kıstırdı. Etkili taktik servisleri pasöre getirmekte zorlanmaya başladık. İkili hücum turunda olmamızın getirdi sıkıntı, arka alandan atak yapacak oyuncunun olmaması üst üste sayılar kaybetmemize yol açtı. Bloklar da kalan, avuta vurulan toplar nedeniyle 7 sayı verdik ve  16-20 geri düştük.

Fransız ekibi bu avantajı 22-18’e kadar sürdürdü.

Artık setten umudumuzu kesiyorduk ki topu öldürdük ve 19-22 de Elif servise geldi. Servisleri 10 numaralı Querard’a yıktı. Kötü manşetler, hatalı hücum derken farkı kapattık: 21-22.

Ravva’nın atağı 21-23.

Aysun ona cevap verdi. 2’ye tek ayak dolaştı ve her zaman yaptığı o güzel plaselerinden birini 5’e yolladı: 22-23.

Servise Tatyana geldi. O’nun servisi Elif gibi Querard’a, manşet iyi değil, çıkan topu pasör 4’deki Shapovta’ya attı, Bloklarımız geçit vermedi: 23-23.

Tatyana’nın ikinci servisi, ataklarını bloktan yansıttık, ama bu avantajı kullanamadık. Top gitti- geldi,  sonunda Aysun bir kez daha ortaya çıktı: 24-23.

Tatyana’nın üçüncü servisi, çıkardılar, Ravva 2’ye tek ayağa dolaştı ama avuta vurdu. Böylece gitti gözüyle baktığımız bu zor seti de 25-23 kazanarak 2-0 öne geçtik.

 

3. sete pasör değişikliği yapan Cannes iyi başladı: 2-5, 3-6, 6-8, 8-11, 10-13.

Topu öldürdük ve  Samsonova servise geldi. O’nun  4’den manşet için açılan Shapovta’nın soluna yani yan çizgiye attığı 2 servisini Fransız ekibi atağa dönüştüremeyince sayılar eşitlendi: 13-13.

İkinci teknik molaya 16-15 girildi.

17-16 da topu öldürdüler: 17-17.

Ama servisi fileye taktılar: 18-17.

Ardından bir de Shapovta avuta vurunca 19-17 oldu.

Bu iki sayı avantajı 22-20’ye kadar koruduk.

Mayboroda’nın sayısıyla 23-20 oldu. Aysun servisi kaçırdı: 23-21.

Cannes oyuncu değişikliğine gitti. Servise gelen 8 numaralı Tocko’yu çıkarıp, yerine Querard’ı aldılar. İyi ki de yaptılar. Querard servisi kaçırdı: 24-21.

Neslihan servisi attı, öldürdüler: 24-22.

Atılan servisi Samsonova karşıladı ama top filenin üstüne çıktı. Bu zor topu Elif plaseledi: 25-22. Maçta 3-0 gibi net bir skorla geldi.

 

Bu galibiyet bir anda Güneş Sigorta’yı puan cetvelinde İtalyan Asystel Novara’nın ardından ikinci sıraya oturttu. (Bu arada Novara’nın İtalya Ligi’nde 3. sırada olduğunu belirteyim. Bir küçük not daha. Bu hafta  İtalya da bayanlar ligi’nin zirvesini paylaşan iki yenilgisiz ekibi Foppaedretti Bergamo ile Perugia kozlarını paylaştı. Bergamo mücadeleden 3-1 galip ayrılarak puanını 21’e çıkardı ve liderliği eline geçirdi. Perugia 18 puan ile ikinci sıraya düştü) Takımımız grubundaki üçüncü maçını Perşembe günü Rusya da Uralochka Ekaterinburg ile oynayacak. Eğer bu deplasmandan ekibimiz galibiyet çıkarmayı başarabilirse hedefe giden yolda önünü  açmış olacak. 

 

ZİRAAT KAZANDI, FENER KAYBETTİ

 

Top Teams Kupası’ndaki temsilcilerimizden Ziraat Bankası Ankara da oynamanın avantajını iyi değerlendirerek  İspanyol  Arona Tenerife’yi 3-1 yendi. Aslında takımımız karşılaşmayı set vermeden tamamlayacaktı ama 2-0 dan sonra 24-21 önde olduğu 3. seti rakibine hediye etti. Bu grupta 4 ekibin de güçlerinin birbirine yakın olması nedeniyle alınacak veya verilecek her setin büyük bir önemi var. O nedenle çok daha dikkatli olmak gerekiyor.

Ziraat Bankası bu hafta yine bir setle grubun lideri olan Çek Dukla Liberec’i Çarşamba günü Selim Sırrı da misafir edecek. Saat 19.00 da başlayacak karşılaşma da takımımızın evinde oynamanın getirdiği avantajı iyi değerlendireceğine inanıyorum.

Diğer temsilcimiz Fenerbahçe ise beklenildiği gibi Yunan Olympiakos’a 0-3 yenildi. İkinci sette iyi mücadele eden Sarı- Lacivertliler 30-28’lık bu seti kazanabilselerdi belki devamı gelirdi. Şimdi takımımız gruptaki üçüncü maçını yine deplasmanda Sloven ekibi Concordia Nafeles ile oynayacak. Henüz galibiyeti olmayan bu ekibi bir aksilik olmazsa yeneceğimizi düşünüyorum.

 

ECZACIBAŞI DİREKTEN DÖNDÜ

 

Geçtiğimiz hafta Hollanda da beklenmedik bir yenilgi alan Eczacıbaşı, Perşembe günü grubun iddialı  ekibi İsveç Zeiller Koniz’i  misafir etti. Mavi-beyazlılar için çok önemli bir karşılaşmaydı. Çünkü eğer kaybedersek çeyrek final hedefinden geri düşecektik. İşte bunun yarattığı stres ve mutlaka kazanma zorunluluğu az daha pahalıya patlayacaktı.

Bir hafta önce Güneş Sigorta- Hotel Cantur Las Palmas maçının adeta bir tekrarını yaşadık. Arada ki tek fark Güneş, eline gelen fırsatı tepmiş 2-3 kaybetmişti. Eczacıbaşı ise son anda 3-2 kazandı.

Perşembe günkü maçı hayretler içinde izledik. Son günlerde düzeldiğini ve artık takım olmaya başladığını söylediğimiz Eczacıbaşı gitmiş, yerine sıradan ve ne yaptığını bilmez bir ekip gelmişti. Ne servis atabildiler, ne blok yapabildiler, (Ekibimizin bugüne kadar en büyük özelliği neydi?  Attıkları etkili servisler ve yüksek bloklarıydı. Ama bu karşılaşmada ara ki bulasın. 1. sette atılan 25 servisten tek direkt sayı çıkaramadılar. 5 setlik maç bittiğinde servisten direk sayı 3 idi. Blok sayısı daha da ilginç: 11) ne de hücumlardan istenen düzeyde sayılar üretebildiler. (1. Set bittiğinde takımımız 43 ataktan sadece ve sadece 13 sayı çıkarabilmişti. Karşılaşma sonuçlandığında 163 ataktan 72 sayı alabilmiştik. Yüzdemiz 44 gibi düşük bir rakamda kaldı) Ama buna karşın yine de 8 yabancı oyunculu Zeiller’i yendiler. İyi oynayamadığı bir maçı bile kazanan Eczacıbaşı, bir de gününde olsaydı? Neler olabileceğini sanırım daha iyi anlıyorsunuzdur. Neyse yine de sonuçta yenmek çok önemliydi. Böylece çeyrek final umutlarını yenilemiş oldular.

 

DAĞINIK BAŞLANGIÇ

 

Gelelim karşılaşmaya. Esra ilk kez ilk altıda yer alırken, İsviçre ekibinde ilk altının tüm oyuncuları yabancıydı. Maça biz yukarıda da yazdığım gibi çok dağınık başladık. Servislerimiz yumuşak olunca, kolay manşet getiren Zeiler, blok ve defan yapamayan yani dökülen takımımız karşısında oyuna ağırlığını koymakta gecikmedi. İlk teknik molaya 3-8 girildi. Sonra 6-14, 7-16 oldu. Brezilyalı Motta’nın ilk geldiğinde “Ben Eczacıbaşı’na süratli bir voleybol oynatacağım, yani yeni bir düzen getireceğim” sözlerine rağmen, servise karşı manşet getirmekte  zorlanan ekibimiz, özellikle Mesude ile köşelerden yüksek toplarla oynama zorunda kalması İsviçre takımımın işini kolaylaştırdı. Bu oyuncumuzun çapraza vurduğu topları ya bloklarla kestiler, ya da yansıtıp 5’deki  defans oyuncusuyla (Genelde libero Rohrer) çok kolay topladılar. Aslında buraya bir not düşeyim. Yine eski yazılarımdan birinde  eğer Eczacıbaşı hızlı voleybol oynayacaksa Mesude’yi 4 yerine pasör çaprazı oynatması daha doğru olur demiştim. Nedenini ise, çok iyi hatırlamıyorum onun için belki ayni cümleleri kullanamayacağım ama aşağı yukarı anlamı şuydu:

Mesude 2’den oynarsa hem daha iyi, hem de çabuk hücum yapar. Bu toplarla 1’de pasörü veya pasör çaprazını kilitler böylece rakibin hücum gücü düşer. Ayrıca yüksek bloğu ile rakibin en etkili adamları, yani 4 numara oyuncusunu file üstünde rahat durdurur. Bu artılar göz önüne alınırsa Mesude’nin yeri 2 numara olmalıdır. Bu arada Mesude 4’de olduğu zaman takım yüksek toplarla oynamak zorunda kalıyor. Bu hem Motta’nın düşündüğü sisteme aykırı, hem de rakip, bloklarıyla ve 5’de ki defansıyla Eczacıbaşı’nın kozunun sayı almasının önüne geçerler, kilitlerler, dolaylı olarak da avantaj yakalarlar. ”Lig de bu göze batmıyor. Ancak ciddi bir rakip karşısında bu durumu tekrar izlemek ve ona göre değerlendirmek daha doğru olur.”

 

ANCAK 5 SAYI

 

İşte bu görüşüm özellikle ilk sette çok açık olarak karşımıza çıktı. Mesude aldığı 17 toptan sadece 5’ini öldürebildi ve tek blokla oynadı. İkinci set sonunda  atak sayısı 30, takımına kazandırdığı sayı ise 13 idi. Blok hala 1 di. Pasör çaprazı oynayan ve çok faydalı olduğu söylenen Çinli Aihua ise, ilk set 4 top aldı, sayı yok. Blok 1. İkinci set bittiğinde yaptığı 8 hücuma karşılık 3 sayı üretebildi. Blok hala 1. Devam edelim. 3. set sonunda istatistiklere göre, Mesude 42 top ile buluşmuş ve 19 sayı alabilmişti. Blok 2’ye çıkmıştı. Çinli’ye gelince; 14 toptan 7’ sini öldürerek performansını yüzde38’den % de 50’ye taşıyabilmişti. Bloğu hala 1 di. 4. Sette Mesude’nin aldığı top 54, kazandırdığı sayı 25 olurken, blok sayısı ayniydi: 2. Aihua, 25 toptan, 11 sayı üretirken, bloğuna da bir sayı daha eklemeyi başardı. Yani 2 oldu. Maç bittiğin de Mesude 60 ataktan 26 sayı çıkarabildi. Yüzdesi 43. Bir 4 numara oyuncusu için, üstelik de Eczacıbaşı’nın en önemli silahının, takımın başarısı için bu rakamlarda kalmaması gerekiyor. Blok sayısına gelince; 2’de kaldı. Çinli ise,  toplam 26 hücumdan 11 sayı ekibine kazandırabildi. Blok sayısı ayni Mesude gibi 2.  Şimdi sıkı durun bir istatistik daha veriyorum: Sakatlıktan yeni çıkan ve (Hollanda maçını bilmiyorum) ilk kez ilk 6 başlayan Esra’nın yüzdeleri nasıl? 5 setlik mücadele 30 top almış, 16’sını öldürmüş. Yüzdesi 53.  Blok sayısı 1. Şimdi bu verilere dayanarak ne anlatmak istediğimi daha iyi görebildiniz mi? 

 

ÇİNLİ BENİ ŞAŞIRTIYOR

 

Bu arada bir sözüm de Aihua için. Bu nasıl Çinli? Benim bildiğim bir Çinli oyuncunun en büyük meziyeti servise karşı manşeti ve defansıdır. Ama bizim Aihua’yı ara ki bulasın. Ne manşeti manşet, ne de defansı defans. Hücumu ise, yukarı da okudunuz. Takımın servise karşı manşetini yazayım ki daha iyi anlayın. Gülden, 21 manşet, hata yok. Yüzdesi 76. Exc: % 57. Esra, 44 manşet 4 hata, yüzdesi 73. Exc: % 39. Aihua, 34 manşet, 2 hata yüzdesi 44. Exc: % 29.

Acaba Merve oynasaydı bu kadar kötü mü manşet alırdı?” Diye düşünmekten de kendimi alamıyorum. Çünkü çok az oynamasına karşın 4 manşet almış, hata yok, yüzdesi 75. Arkadaşlarım Çinli için bana “Çok iyi olacak, Sydney Olimpiyatlarında oynamış, her halde bir takım özellikleri var ki kadroya almışlar” diyorlar. Olabilir. Ama Eczacıbaşı, O’nun düzelmesini beklerken eğer Top Teams’e de veda ederse ne olacak? Aslında bu oyuncunun  ligdeki performansından çok, Avrupa Kupası’nda takımına yaptığı ve yapacağı katkı beni daha çok ilgilendiriyor.

 

DEVAM EDELİM

 

Neyse daldan dala atlayıp duruyoruz. İnşallah Eczacıbaşı adına her şey istedikleri gibi olur diyerek, kaldığımız yerden yani ilk setin 7-16 girilen ikinci teknik molasından devam edelim.

8-19’dan sonra biraz kıpırdandık, biraz servis attık, biraz hücumları düzelttik ve arada ki farkı azalttık: 17-20. (9 sayı üst üste aldık. İyi oynamadan sadece hataları biraz aza indirerek alınan tam 9 sayı) Sonra 21-21 de yakaladık. (İki pozisyonda biz 13 sayı üretirken onlar ancak 1 sayı alabildiler. Rakibin gücünü ve nasıl bir ekip olduğunu şimdi daha iyi anlamışsınızdır) Ancak bu şansı kullanamadık ve seti 22-25 verdik.

 

İkinci sete biraz daha toparlanmış başladık. Karşılıklı sayılarla ilk teknik mola 7-8 geçildi. Sonra 10-12 oldu. Bırakmadık ve bu kez biz 2 sayı öne geçtik: 14-12. (Üst üste 4 sayı) Ardından ikinci teknik mola da farkı 3’e çıkardık: 16-13. 17-14 olduk. Devamı gelmedi. Bu kez onlar peş peşe 4 sayı buldular ve 17-18 yaptılar. Sonra 18-21 oldu. 22-22 de rakibi yakaladık ve seti 25-22 aldık.

 

İyi oynamamıza karşın1-1’lik eşitliği yakalamak hepimizi umutlandırdı. Artık toparlanıp rakibin üstüne çökeriz diye düşünüyorduk ki, yanılmışız. Biz ilk setin başlarındaki gibi yine oyundan düştük. Oyuncularımız sanki voleybolun temel hareketlerini bile unutmuş bir görüntüye büründüler. Manşetler kötü, paslar kötü, hücumlar, bloklar kötü, yani her şey kötü. Böyle olunca da Zeiler hep önde götürdüğü seti 21-25 kazandı. (Bakmayın setin 4 sayı farkla bittiğine, sayı ritmi şöyleydi: 1-4, 3-8, 6-13, 9-16, 12-17, 13-21, 16-23. Biz hataları biraz azaltırken, onlar da seti nasılsa rahat kazandık havasına girmeleri sonucu fark azaldı ve 21-25 bitti)

 

YA DEVAM, YA TAMAM

 

4. set artık takımımız için ya son, ya da bir başlangıç, yani yeni bir umut olacaktı. Öyle de oldu. Biraz hareket, hataları azaltmak ilk teknik molaya 8-5 girmemizi sağladı.

Sonra 10-7 öne geçtik. 12-12 de yakalandık. Bunun tek nedeni sanki oyuncularımız servis atmaktan korkuyorlardı. Yumuşak servisler tabii ki Zeiler’in işini kolaylaştırdı. Çabuk hücumlarla bizi zora soktular.

İkinci teknik molaya 16-15 girdik. Kaçmak istedik: 18-16, yakalandık: 18-18.

Servisi hücuma dönüştürdük, top ölmedi ama hakem bloğun fileye değdiğini söyledi: 19-18. Servise Mesude geldi. İyi manşet alamadılar. Filenin üstüne çıkan topu içeri atmak isterken fileye değdiler: 20-18.

Mesude’nin ikinci servisi yine iyi atakları sayıya dönüşmedi, çevirdik ve Sinem’in plasesi: 21-18. Mesude’nin servisten direk sayısı: 22-18.

İsviçre ekibinin farkı azaltma çabaları sonucu değiştirmedi ve seti 25-21 kazanıp skoru eşitledik: 2-2.

 

KADER SETİ

 

Artık şans bizden yana diye düşünerek 5. sete girdik. Ama o ne? Servise karşı manşetlerimiz kötü, doğal olarak hücumda da kötüyüz.

Çıkardıkları topları sayıya kolay dönüştürdüler: 0-5. İnanması bile zor.

Sonunda Çinli öldürdü ve krizden takımımızı çıkarıp almış oldu. Bu kez Sinem’in servisleriyle biz onları manşet hatalarına ittik. Böylece ya ataklarını bloklarda erittik, ya da defanstan çıkan topları biz öldürdük: 5-5.

İlginç bir 5. set değil mi? 

6-8 döndük. Sonra 9-9, 10-10 oldu.

Bir ara 10-12 öne geçmeyi başardılar.

Servisi çevirdik Mesude 2’den vurdu, libero karşıladı ama top direkt bize geldi.

Mesude 2’den bir daha vurdu: 11-12.

Sayıyı kazandıran Mesude servise geldi. İyi servisini öldüremediler, dönen top ve 4’den Esra: 12-12.

Mesude’nin ikinci servisi yine etkili pasör çıkan topu 4’de atmak zorunda kaldı. Perulu Soto topu avuta vurdu: 13-12.

Mesude’nin yeni bir servisi, çıkardılar, 2’den Letonyalı Martinsone vurdu defanstan çıkan topu Bahar 4’deki Esra yerine 2’deki Çinli’ye attı ve top ikili blokta kaldı: 13-13.

Servisi çevirdik bu kez Bahar ayni tercihi yapmadı ve 4’deki Esra’ya attı, sayı: 14-13. Sinem’in maç sayısı servisini çevirdiler, pasör 4’de ki Soto’ya attı. Bu oyuncunun hücumuna Özlem den harika bir blok: 15-13. Ve maç 3-2.

 

Oh be. Sonunda kazandık. Hem de iyi oynamadan kazandık ve büyük moral bulduk. Bence artık bundan sonrası daha kolay. Çünkü Eczacıbaşılı oyuncular bir daha kolay kolay bu kadar kötü ve hatalar dolu oynamazlar.

Bu galibiyetin getirdiği güvenle Perşembe günü yine salonumuzda Portekiz ekibi Maderia’yı da mutlaka yener ve hedefe giden yolda umutlarımızı artırırız.

 

VE LİGLER

 

Avrupa Kupaları’na dalıp ligi unuttuğumu düşünmeyin. Bu arada Çarşamba günü Galatasaray-Hatay Polis Gücü mücadelesini izledim. Güzel bir karşılaşma oldu. Sarı-Kırmızılı takım hakkındaki görüşlerimi daha önceki maçlarında sık sık sizlerle paylaşmıştım. Bu kez ilk defa izlediğim Hatay Polis Gücü’nden söz etmek istiyorum.             

İlk kez 1. Lig de mücadele eden bu takım henüz istenen düzeyde değil. Özellikle servise karşı manşetleri sorun. 3 yabancı oyuncuları var. Ancak çok iyi oldukları söylenemez. Burak bu ekibin her şeyi. Manşet iyi geldiğinde, takımı iyi oynatıyor. Pas tercihleri çoğunlukla doğru olduğu için etkili olabiliyorlar. Chikovani inişli çıkışlı bir grafik çiziyor. 4’den blok autları iyi ama ayni başarıyı servise karşı manşetler de gösteremiyor. Bu arada ilk altıda başlatmadıkları Serhat dan asla vazgeçmemeliler. O’ nun oyuna alındıktan sonra takıma yaptığı katkıyı her birlikte gözledik. En büyük artısı da Burak ile birlikte takımı içeriden yönetmeleri ve oyuncuları kontrol altında tutmaları. 3 yabancı ile birlikte oynayacak bir formül, bir diziliş, Hatay’ın daha iyi oynamasını sağlar. İki genç oyuncu Caner ve Mehmet de ısrar etmeleri belki güzel ama öncelikle lig de tutunmaları gerektiğini hiç unutmamaları gerekiyor. Bu nedenle bu yıl öncelikle hedefleri bu yönde olmalı. İşi garantiye aldıktan sonra bu genç oyuncu tercihlerini daha kolay yapabilirler.

Bir küçük not da kenar yönetime. Bench de oturanlar biraz daha sakin olmak zorundalar. Her topa, özellikle de kazanılan sayılardan sonra, çok yüksek sesle bağırmaları yavaş yavaş tepkiye neden olur. İstanbul seyircisi biraz tarafsız olduğu için bu bağırmalara fazla tepki göstermedi. Ama başka şehirlerde bu tutum tatsız olayların başlangıcı olabilir. Dikkat!!! 

Son set dışında heyecanı yüksek bir karşılaşma oldu. Set sayıları da zaten bunu gösteriyor. Sonuç da hücum silahları biraz daha fazla olan Galatasaray, evinde oynamanın avantajıyla önemli bir galibiyet aldı.

Mücadeleye 2 tarafta fazla servis kaçırarak başlamasına karşın, Sarı-Kırmızılılar özellikle hücumda daha iyiydi ve bunun sonucunda da ilk teknik molaya 8-5 önde girdiler. Servis kaçırmayı aza indiren Polis Gücü, Burak’ın akıllı yönetimiyle oyunda dengeyi sağladı: 8-8. Galatasaray önce 14-12, iki sayılık bir avantaj yakaladı.

Sonra ikinci teknik molaya 4 sayı farkla girdi: 16-12 ve 19-15 yaptı.

Milisovic’in servisleriyle bozulan manşetleri yüzünden fark azaldı: 19-18.

Bunun moraliyle Hatay ekibi bir ara 20-21 öne geçti. Ancak Caner servisi kaçırdı: 21-21. Ardından bir hücum hatası 21-21.

Burak ikinci topu plaseledi, ölmedi. Çıkan topu Erkan 4’den sayıya dönüştürdü: 23-21. Murat Aslan servisi kaçındı: 23-22.

Polis de kenar yönetim öndeki Burak’ı çıkarıp yerine Erdem’i aldı ve bloğu yükseltti. Serhat’ın attığı servis filenin bandından içeri düştü ve sayı: 23-23.

Serhat’ın ikinci servisi Şevki öldürdü: 24-23.

Erdem çıktı, Burak girdi. Hatay’ın pozisyonu Mehmet 2, Burak 3, Milosevic 4 şeklindeydi. Sayıyı kazandıran Şevki servisi attı. İkili hücum turunda olduklarını düşünen Burak, bu settiki tek oyuncu tercihi hatasını yaptı ve bu kadar kritik bir topu 1’de ki Caner’e attı. Genç oyuncunun hücumu avut: 25-23.

 

İkinci sete iyi servis atan, manşetini düzelten, ataklardan kolay sayılar üretmeyi başaran Polis Gücü daha iyi başladı. Hatay ekibinin aksine Sarı-Kırmızılılar da servisler kaçarken, hücumlar da sayıya dönüşmeyince ilk teknik molaya 4-8 girildi.

Galatasaray da dağınıklık ve hatalar sürünce de sayılar 5-12 oldu.

İkinci teknik molaya Hatay 5 sayılık bir avantajla 11-16 girdi.

Ama bunu devam ettiremedi. Toparlanan Sarı-Kırmızılılar eşitliği sağladılar: 20-20. Karşılıklı sayılarla 23-23’e gelindi.

Servisi Galatasaray kullandı, Caner öldüremedi, top çıktı ama Erkan 1’den avuta vurunca bu büyük avantaj kaçmış oldu: 23-24.

Caner’in servisi, Ulaş bu kez Erkan’ı 6’dan hücuma soktu, blok ve 23-25.

 

3. sette ilk teknik molaya Sarı-Kırmızılar  8-7 girdi. Bir ara 13-10 öne geçtiler.

Polis toparlandı, üst üste 5 sayı alarak 13-15 yaptı.

İkinci teknik mola 14-16 geçildi.

Bu kez Galatasaray rakibini yakaladı ve 21-19 yaptı. Sonra da seti 25-22 aldı.

 

4. setin ilk teknik molasına 5-8 girildi. Sonra 7-11, 9-12 oldu.

Hatay bunu devam ettiremedi: 12-12.

15-15’den sonra Sarı-Kırmızı takım üstünlüğü ele geçirdi 19-16.

Bekir’in etkili servisleri ve bloklarla fark açıldı ve set 25-17, maçta 3-1 bitti.

 

ARÇELİK - SSK

 

Bu karşılaşmadan sonra Arçelik ile SSK kozlarını paylaştılar. Ben mücadeleyi seyredemedim. Çünkü Güneş Sigorta-Cannes maçı için Haldun Alagaş’ın yolunu tuttum. Öğrendiğime göre, Arçelik iyi bir oyunla, 3-0 gibi net bir galibiyet almış. Arda Yolaç’ın (Teşekkürler Arda) bana ulaştırdığı istatistiklerden birkaç not vererek sizleri bu karşılaşma ile bilgilendireyim.

Arçelik, SSK’ya oranla daha iyi manşet almış ve hücumda daha etkiliymiş. Ev sahibi 90 servis atmış, 13 hataya karşın 5 sayı kazanmış. SSK, 69 servis den 5 sayı almış ve 12 hata yapmış.

 

Servise karşı manşetlerde Arçelik, 47 kez topla buluşmuş, 3 hata yapmış. Yüzdesi 77, Exc: % 36. Libero Hasan: 22 manşet, 1 hata, yüzdesi 86. Exc: % 41.

 

SSK: 57 manşet, 5 hata, yüzde 70. Exc: %30. Libero 26 manşet, 4 hata, yüzdesi: 54. Exc: % 27 (İki takımında iyi manşet yüzdesi çok düşük)

 

Arçelik: 62 hücum yapmış, 11 hataya karşılık 39 sayı üretmiş, yüzdesi 63. Ve bloktan 11 sayı kazanmış.

 

SSK: 59 ataktan 26 sayı üretirken 8 hata yapmış, yüzdesi 44. Blok sayısı ise: 6.

 

OYUNCULAR:

 

Arçelik de en başarılı Volkan çıkmış. SSK’nın iyisi Maksim olmuş.

 

Hücumda ev sahibinden Orhan, 19 top almış 10 sayı üretmiş, yüzdesi: 53. Volkan 26 toptan, 17 sayı çıkarmış, yüzdesi 65. Murat 7 atak, 4 sayı, yüzdesi 57. Resül 4 top, 2 sayı, yüzdesi: 50. Emin, 3 top, 3 sayı, yüzdesi 100.              

 

SSK’da, Alexsandre 12 topla buluşmuş, 6 sayı üretmiş, yüzdesi 50. İbrahim 5 top, 1 sayı, yüzdesi 20. Fatih, 15 top, 7 sayı, yüzdesi: 47. Maxsim, 21 atak, 11 sayı, yüzdesi: 52. Murat 5 hücum, 1 sayı, yüzdesi: 20.

 

GÜNEŞ - ŞİŞLİ

 

Cumartesi günü, Vakıfbank Güneş Sigorta-Şişli mücadelesiyle başladı. Favori zorlanmadan sonuca gitti. Bu arada Şişli, elinden sakat olan Oxana’yı oynatmadı, Rossana’yı ise sonra dan oyuna aldı. Öte yandan Şişli ile ilgili bir haber; 3. yabancı olarak bir Ukraynalı transfer ettiler.

Setler 13-17-18 bitti.

İkinci maçta Telekom, İstanbul Emlak Bankası’nı 3-0 (16-15-17) yendi. İki karşılaşma da temposuz ve sıkıntılı bitti.

 

PAZAR MAÇLARI

 

Pazar günü Haldun Alagaş da önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi-Polis Akademisi kozlarını paylaştı. İkinci set dışında keyifsiz bir maç oldu. Hatalar oyunun kalitesini düşürdü. Setler zaten maçın nasıl olduğunun en güzel işareti: 14-25, 25-27, 25-14, 19-25.

İkinci karşılaşma da Fenerbahçe, yabancısız ve gençlerden oluşan bir kadro ile mücadele eden Çankaya Belediyesi’ni 3-0 (18-22- 13) ile geçti.

Bugüne damgasını vuran maç İzmir de oynandı. Zirve yarışının iddialı takımlarında Arkas Saint Joseph ile Ziraat Bankası kozlarını paylaştılar. Bu zorlu mücadeleden ev sahibi Arkas 3-1 galip ayrılmayı başardı. Bu sonuçla Ankara takımı kendisi gibi hedefi olan Fenerbahçe’ye, Halk Bankası’na ve Saint Joseph’e de yenilmiş oldu.

Bu haftalık da bu kadar. Kaliteli ve güzel voleybol maçları dileğiyle, hoşça kalın.

 

 

A L E V    A N A K Ö K

 

alevanakok@yahoo.com