HAYAL KIRIKLIĞI

 

Bu hafta Avrupa Kupaları’ nda takımlarımızın oynadıkları maçların sonuçları beni gerçekten hayal kırıklığına uğrattı.

Geçen haftaki yazımda Çarşamba günü oynayacağımız 2’ si Şampiyonlar Ligi, 3’ ü Top Teams de ki 5 karşılaşmadan 4’ ünü kazanırız, bir tek İspanya da Beşiktaş Tenerife’ ye teslim olur diye yazmıştım. Tam anlamıyla havlu attım. Bırakın 1 maçı kaybetmeyi ancak birini kazanabildik.

Hadi Eczacıbaşı ve Ziraat Bankası deplasmandaydı ama Güneş Sigorta’ ya ne demeli? Neyse, hafta sonu CEV Kupası grup karşılaşmalarında Polis Akademisi dışında Türk Telekom ve Halk Bankası tesellimiz oldu da biraz rahatladık.

 

GÜNEŞ-HOTEL CANTUR

 

Çarşamba günü Haldun Alagaş’ a geldiğimizde gerçekten her şey yolundaydı. Öncelikle organizasyon çok güzeldi. Okullarla iletişim kuran Güneş Sigortalılar tribünleri büyük ölçüde doldururken, Kuleli Askeri Lisesi’ nden bir grup da salonda yerlerini almıştı. Coşku dolu güzel bir görüntü iyi şeylerin müjdecisi gibiydi. (Sadece birkaç kendini bilmezin sahaya attığı yabancı maddeler bu güzelliğe gölge düşürdü. Bu da gösterdi ki grupların başındaki kişiler kontrolü hiç elden bırakmamalılar. Bir anlık taşkınlık bir başka maçta her şeyi berbat edebilir)  

Bu arada açılan  Atam izindeyizpankartı  ve Kuleli Askeri Lisesi öğrencilerinin “Atam İzindeyiz” tezahüratları her bakımdan çok anlamlı ve güzeldi. 

Bir başka güzellikte Eczacıbaşılı Kankalar Gurubu’ nunCentilmenlik tribünde başlar, sahada büyür” pankartıydı. Onlara da bravo. Avrupa Kupaları’ nda ülkemizi temsil eden tüm ekiplerimizi, hangi takıma sempati duyar veya tutarsak tutalım mutlaka  desteklenmesi gerektiğini bir kez daha göstermiş oldular.

 

VE MAÇ

 

Aslında bu karşılaşma için yazılacak o kadar çok şey var ki, neresinden başlayacağıma şaşırdım. Önümde ki kâğıda düştüğüm notlara bakıyorum, her yeri dolmuş. Hangi birine değinsem ki?

Öncelikle şunu söylemeliyim ki, ben bir daha böylesine dağınık bir Güneş Sigorta seyretmeyeceğimize eminim. Bir takım bu kadar kısa bir zamanda nasıl bu kadar değişir hayret doğrusu. Sanki sezonun ilk maçını oynuyor. Kimin ne yaptığı belli değil. Ne servis, ne blok, ne manşet, ne de hücum var. Böyle bir görüntü veren ekibin doğal olarak kazanması da çok zor. Tüm bu olumsuzluklara karşın yine de özellikle 5. sette maç geldi avucumuza kondu. Ama bunu bile beceremedik.

Şimdi maçı izleyenler rakip için çok kolay bir takım değildi. İyi servis attılar, iyi blok yaptılar, hücumları da bizden iyiydi. Ayrıca defanstan çok da top çıkardılar diyecektir. Bir yere kadar sizlere katılıyorum ama bu kadar basit hata yapan, adeta rakibine maçı altın bir tepsi de sunmak için çaba harcayan Güneş’ in yine de en azından 3-2 de olsa kazanabileceğini düşündüğümde rakibin çok da iyi bir ekip olmadığını görüyorum.

Şimdi biraz beyin jimnastiği yapalım. Bu takımda 6 yabancı oynuyor. 2 Sırp, 1 Çek, 1 Romen, 1 Brezilyalı, 1 Sloven. Diğer 4 kişi de İspanyol.

Sorular; Bu 10 oyuncudan hangisi 1. sınıf? Kaçını tanıyorsunuz? Ülkelerinin Ulusal Takımlarında kaçı görev yapıyor? Ayrıca bu oyuncuların yer aldığı Ulusal Takımların Avrupa ve Dünya platformlarındaki yerleri ne? Güneş Sigorta’ ya hangilerini alırsınız? Bunların içinde Avrupa ikincisi olmuş, Dünya Kupası’ nda 7. sırayı almış, Olimpiyat Elemeleri’ nde Rusya, İtalya gibi ülkeleri geride bırakmış ve final maçında direkten dönmüş, ayrıca tüm Dünya da ki voleybolseverlere adını ezberletmiş Ulusal Takımımızın starı bir Aysun, bir Neslihan var mı?  Kötü bir gününde olmasına karşın Samsonovanın hücumdaki performansına 27 atak, 2 hata, 15 sayı, yüzdesi 56. Hangi rakip oyuncu yaklaşabilmiş? Hadi bu konuda ben yardımcı olayım. En çok yaklaşanlar; Butnaru (12 hücum, 1 hata, 6 sayı, yüzdesi 50) ve Tomasevic.  (29 atak, 5 hata, 13 sayı, yüzdesi 45). Görüldüğü gibi Hotel Canturlu oyuncuların, bizimkilerden fazlalıkları olmadığı gibi eksiklikleri de az değil. O halde bu takımın nesi çok iyi? Sadece ve sadece hedefe attıkları servisler. Biz bu kadar hata yapmasaydık ve maçı kazansaydık, kaçımız Las Palmas çok iyi bir ekip diyecekti?

Hiç beğenmediğimiz ve adeta yerden yere vurduğumuz takımımız ile Hotel Cantur arasındaki setlere bakıldığında 12 sayılık bir fark var: 106- 118. Peki bu nereden gelmiş?  Hücumda bizden 1 sayı fazla kazanmışlar: 56-57. Ataklar da 2 hata fazla yapmışız 18-16. Servise karşı manşetlerde hata sayısı 14-9, servis kaçırma 14-13. İşte hepsi bu.

Eğer tüm bu sıkıntılara karşın Elif 15-17 biten 5. sette 11-11’ den sonra Ulusal takımımızın en skorer ismi Neslihan’ ı unutmasa veya kenar yönetim onu yönlendirebilse sonuç böyle mi olurdu? En azından 13-12 den sonra bir top da bu oyuncuya atılamaz mıydı? Kaldı ki karşılaşmanın en skorer ismi kimdi, biliyor musunuz? Tabii ki 19 sayı ile Neslihan.

Şimdi siz hala Hotel Cantur’ un çok güçlü bir ekip olduğunu düşünüyor musunuz? Ben düşünmüyorum. Güneşli oyuncular biraz kıpırdansalardı maçı mutlaka kazanırdık. Bir takımın tüm oyuncuları ancak bir kez hepsi birlikte bu kadar kötü oynayabilir. O da bu karşılaşmaya denk geldi. Servise karşı manşetlerde dağıldık. Aslında 5 sette 14 direkt hata fazla görünmüyor ama oyunda kalan topların çıktığı yerler de kötüydü. Bu nedenle toplar hücuma sokulamadı. Necla hepimizi gerek manşetleriyle, gerekse defansıyla şaşırttı. Elif’ in attığı pasların ne yeri doğruydu, ne yönü, ne de yüksekliği. İki yabancı Mayboroda ve İvanyushkina ise oynadılar diye saymıyorum. 2 metrelik Tatyananın bloktan tek sayısı olmadığı gibi, 13 hücumdan aldığı sayı 3. Yanlış okumadınız yazı ile de yazayım ”ÜÇ”. Peki Mayboroda ne yaptı? Servise karşı 9 manşet almış, 4’ ü direkt sayı. 21 atak yapmış 7 sayı takımına kazandırmış. Buna karşın 5. sette 13-14’ den sonra ki topların hepsini Elif bu oyuncuya attı.

İşte bu kadar hatalarla dolu Güneş Sigorta maçı 3-2 kaybetti. Yukarıdaki satırlarımda değindim gibi eğer birazcık daha az hata yapabilseydik bu karşılaşmanın kesin galibiydik. Tüm bu eleştirilere karşın ben yine de takımımızdan umutluyum. Çünkü bir daha bu kadar dağınık isteseler de oynayamazlar. Geriye tam tamına 9 maç var. Bu grupta İtalyan Foppapedretti, biraz da Cannes dışında takımların güçleri birbirine çok yakın. Bu bakımdan daha köprülerin altından çok sular akar. Hotel Cantur’ a İstanbul da yenilen Güneş, gerçek oyununu oynarsa İspanya da rövanşı alabilir.

Şimdi “hem takımı eleştiriyorsun, hem de umutlu olduğunu söylüyorsun bu çelişki değil mi?” Diyeceğinizi biliyorum. Hayır. Çelişki değil. Ben Güneş’ in iyi bir ekip olduğunu ve bunu sahaya yansıttığında başarılı olacağını ama Las Palmas karşısında kötü oynadığını, özellikle de iki yabancının Tatyana ve Mayborodanın bir şey yapmadığını söylüyorum.

Ayrıca bu siteye giren ve yazıları okuyanlar, voleybolu bilen, voleyboldan keyif alan kimseler. Onlara bu köşede görüşlerimi açıklıyorum. Yani voleybol ailesi ile dertleşiyorum. Onun için eleştiriler belki biraz sert kaçıyor. Ancak bazı şeylerin tartışılması gerektiğine inandığım için bunları yazıyorum. Yoksa her zaman söylediğim gibi, amacım kimseyi karalamak değil. Sadece üzüm yemek. 


Gelelim maçın geneline; Kötü bir günümüzdeydik dedik. Gerçekten de öyleydi. Voleybolun temel hareketlerini yapamadık. Neydi bunlar? Öncelikle iyi servisler atamadık. Attığımız bölümlerde zaten istediğimiz oldu ama genelde servisi yumuşattık. 5 sette alınan toplam 5 sayı da bunu gösteriyor. Blok yapamadık. Özellikle de hep çaprazı kapatmaya çalıştık, onların ısrarla paralele yaptıkları ve sayılar kazandıkları ataklara çözüm üretmedik. Aslında köşe adamları biraz antene, yani yan çizgiye yakın bekleselerdi işi büyük ölçüde çözerdik. Güneş’ in pasörü ortadan oynatmasının, 2 metrelik Tatyana 2’ de bırakmasının başlıca nedeni de bu değil mi?  O halde neden tüm karşılaşma boyunca paraleli bu kadar boş bıraktık ki?

Temel hareketlere devam edelim. Servis etkisiz, blok kötü. Tabii ki bloksuzluk defansa da yansıdı. Servise karşı manşetlere gelince; Tam bir bilinmezlik. Kimin nerede beklediği belli değil. İki kişi ile ligde manşet aldıkları için eleştirdiğimiz Güneş bu maçta genelde servis karşılamak için 3 kişiyi görevlendirmişti. Necla, Samsonova ve Mayboroda. Bu 3 oyuncu da kötü gününde olunca işimizin ne kadar zor olacağını anlamıştık ama o zaman Ulusal Takımda zaman zaman görev yapan Gözde neden hiç oynatılmadı? “Ebru daha fazla düşünülemez miydi?” Diye sormaktan da kendimi alamıyorum. Ancak Sezar’ ın hakkını da Sezar’ a vermek gerekir. Rakip takım çok iyi yerlere servisler attı. Özellikle bir ders niteliği taşıyan yan çizgilere atılan toplar bizi çok zorladı. Maçın kaybedilmesinin bence birinci nedeni de bu servislerdi.

Bu olumsuzluklara bir de Elif’ in paslarının iyi olmaması ve yanlış tercihleri de eklenince, hücumdan sayı çıkarmak da mesele oldu. Vurulan toplar ya bloklardan sekti, ya da defanstan çıkıp atağa dönüştü. Bu durum vurduğu toplar sayı getirmeyince Neslihan ve Aysun’ un da sinirlenip oyundan düşmesine neden oldu. Bu da İspanyolların işini kolaylaştırdı.  Neslihan’ ın 6’dan yaptığı atakların çoğuna rakip 3’ blok yaptı dersem, sanırım ne demek istediğim daha kolay anlaşılır.

 

SETLER

 

Maça takımımız tedirgin başladı. Rakibin taktik servisleri organize olmamızı engellerken, hücumlardan da bir türlü sayı çıkaramadık. Bunun sonucunda da 5-5’ den sonra üstünlük Hotel Cantur’ a gecti: 6-8, 6-10. Bu arada içeri kaçan manşetimize Elif’ in biraz da tesadüfen yaptığı tek eliyle blok, rakibin bu gidişine “Dur” dedi ve alınan üst üste 3 sayı ile aradaki fark kapandı: 9-10. Topu öldürdüler: 9-11. Ardından eski tanıdık Vahen’ in servisleri (Ankara da İller Bankası’ nda oynamıştı) tekrar aranın açılmasına yol açtı: 9-13. Bu arada yine bir şans topu toparlanmamıza yardımcı oldu. Neslihan’ ın 6’ dan atağında top banta çarptı içeri düştü: 10-13 ve sonra 12-13. Elif servisi kaçırdı: 12-14. Bu sırada Aysun ortaya çıktı. Neslihan O’ na destek oldu ve ilk teknik molaya 16-15 önde girdik. Ama setin başından beri bir türlü gerçek oyununu oynayamayan, yani inişli çıkışlı bir grafik çizen takımımız tekrar geri düştü: 16-17. Bir kez daha atak yaptık ve iki sayı da öne geçtik: 19-17. Sonra tekrar durduk. Hatalar, ölmeyen toplar, derken 19-23 oluverdi. Seti de 21-25 kaybettik.

 

İlk seti verip geriye düşmemize karşın ikinci sete iyi başladık.

Etkili servisler, bloklar, defanstan çıkan topların sayıya dönüşmesiyle önce 4-0, sonra 5-1 oldu. Tamam artık Güneş geri döndü diye düşündük. Bu hızla ilk teknik molaya 8-4 girdik. Sayıları 11-7 yaptık. Bir ara duraklasak da, (11-10) tekrar arayı açtık: 14-11. Ama ilk setteki hatalar tekrar başladı. Bu, rakibin toparlanmasına yol açarken Neslihan (2)-Elif (3) ikili bloğunu iyi kullanarak atakları 4’ de yıktılar ve yakalandık: 14-14. 15-15. Tomasevic servise geldi. Smaç servis direkt sayı:15-16.   

Ardından Necla’ bulan servisleri, hatalı manşetler, bloklardan seken veya defanstan çıkan toplara paralelden hücumlar derken 15-18, 17-20 oldu. Bu sıkışıklığı aşmayı başardık ve 20-21 oldu. Attığımız servisi atağa dönüştürdüler ama avut. Ne var ki blok da Mayboradanın fileye değmesi nedeniyle sayılar 21-21 olacağına 20-22 oldu. Neslihan öldürdü: 21-22. Bir sayı da onlardan: 21-23. Neslihan dan sayı: 22-23. Neslihan’ ın servisi liberoya, dönen top ve Mayboroda nihayet: 23-23. Neslihan’ ın ikinci servisi gitti geldi sonunda 12 numaralı Sırp oyuncu Golubovic’ in atağı file: 24-23. Neslihan’ dan üçüncü servis, öldürdüler. 24-24. Tatyananın sayısı: 25-24. Vahen 2’ den 25-25. Neslihan 6’ dan 26-25. Elif’ in servisi, Samsonova dan Golubovic’ e blok: 27-25. 

 

Derin bir nefes aldık ama bu uzun sürmedi. İspanyol takımı taktik servislerle adeta üzerimize çöktü. Manşetler bozuldu, (Bu sette yine ikili manşete döndük) Elif’ in pasları bozuldu, fileye yakın gelen topların sayıya dönüşmemesiyle oyunun kontrolünü de kaybettik. Kabus gibi seti de farklı verdik: 15-25 (3-6, 5-6, 5-8, 6-10, 9-13, 9-16, 12-21, 15-22, 15-25)      

 

Eyvah maç gidiyor, diye düşünmeye ve sıkıntıdan söylenmeye başlamıştık ki, Güneş bu sete de iyi girdi. Servisler sertleşti, bloklar başladı, ataklardan sayılar üretildi. Gerçi yine hatalar vardı ama oyunun kontrolü de bizdeydi. İlk teknik molaya 8-6 girdik. 9-6, 12-9, 14-10, 16-14, 18-15’e kadar önde geldik. 19-19 da yakalandık. Sonra karşılıklı sayılar başladı. Biz kaçtık, onlar kovaladılar. Bir ara 24-25 de öne geçtiler. Bırakmadık. Aysun öldürdü: 25-25. Tatyananın servisi, 8 numaralı oyuncuları Butnarunun manşeti içeri kaçtı. Samsonovadan sayı: 26-25. Tatyananın ikinci servisi yine ayni oyuncuya, bu kez çıktı ve 26-26. Servisi attılar. Uzun bir ralli. Sonunda Aysun 2’ ye dolaştı: 27-26. Samsonovanın servisi avuta gitti. Ancak ortaya çizgi hakemi Hikmet Ay çıktı. İçeri de gösterdi. Bulgar başhakem buna uydu. İtirazlar sonucu değiştirmedi: 28-26.

 

Ve 5. set başladı: İki servis üst üste kaçırdık. Önce Elif, sonra Samsonova. Buna karşın hala 3-2 öndeyiz. Başa baş bir mücadele var. 7-8 döndük. Samsonovanın 4’ den atağıyla gelen sayı bizi 11-10 öne geçirdi. Sonra Mayborodanın maç boyunca yaptığı ikinci bloktan gelen sayı: 13-11. Samsonovanın servisi, vurdular, defanstan çıktı ama hücuma dönüşmedi, bu kez fırsatı kaçırmadılar: 13-12. Servisi oyunda tuttuk, Elif, Aysun’ u 2’ ye dolaştırdı ama pas iyi değil. Aysun ancak içeri tokatladı, çevirdiler: 13-13. Butnarunun servisi Necla’ ya, Elif yine Aysun’ u dolaştırdı, ancak pas yine kötü, Aysun’ un smaçı çok yumuşak, aldılar ve 4’ den vurdular: 13-14. Servisi çıkardık, Elif’ in pası 4’ deki Mayboroda’ ya, bu oyuncunun birinci vuruşu bloktan sekti, ikincisi sayı: 14-14. Aysun’ un servisini oyunda tuttular ama öldüremediler. Dönen topu Elif Mayboroda’ ya ve sayı: 15-14. Aysun’ un ikinci servisi bu kez 2’ den öldürdüler: 15-15. Servisi karşıladık, Elif 4’ de ki Mayboroda’ ya ölmedi, topu çevirdiler: 15-16. Bir servis daha, yine çıkardık Neslihan 2’ de ancak Elif bir kez daha Mayboroda’ ya ve set 15-17, karşılaşma da 2-3 bitti.

Altın tepsi içinde maçı rakibimize sunmak hepimizi tabii ki çok üzdü. Ama buna karşın karamsar değiliz. Çünkü yolumuz daha çok uzun. Ve ilk üç hedefimiz devam ediyor. Ancak bu beklenmedik yenilginin telafisini Çarşamba günü Hotel Canturdan çok daha iyi bir takım olmasına karşın Cannes’ den çıkarmamız gerekiyor. Eğer bunu başarabilirsek bu yenilginin çok da bir önemi kalmayacak. Çünkü Fransız takımının İspanyol ekibini iki maçta da yeneceğini düşünüyorum. Bu nedenle ilk karşılaşmanın olumsuzluğunu üstümüzden atıp, tüm gücümüzle Cannes maçına saldırmalıyız. Bunun için hepimiz Çarşamba günü tribünlerdeki yerimizi alıp, takımımızı desteklemeliyiz.

 

FENERBAHÇE-SOSTANJ TOPOLSİCA

 

Haldun Alagaşdaki ikinci maçta bu kez sahada Fenerbahçe var. Rakip Sloven ekibi Sostanj Topolsica. Isınmaları izliyoruz. Sostanj  içimizi rahatlatıyor. Bu takımı rahat yeneriz ve Güneş’ in yarattığı stresi, üzüntüyü üstümüzden atarız diye düşünüyoruz. Bunda da yanılmıyoruz. İlk kez evinde bir Avrupa Kupası maçına çıkan ve milyonlarca taraftarı olan Sarı-Lacivertlilerin seyirci desteği Güneş Sigorta’ ya verilen desteğin yarısı ama bizi fazla etkilemiyor.

Buraya bir nokta koyup bir parantez açalım. Öncelikle bu kadar az seyirci  Fenerbahçe’ ye yakışmadı. Ben o salonun ağzına kadar dolmasını, tüm tribünlerin bayraklarla ve flamalarla Sarı-Lacivert’ e boyanmasını bekledim. Ama olmadı. Sarı-Lacivert olan oturma yerleri boş boş gözümüzün içine girdi. Bu arada aktif seyirci tüm maç boyunca şarkılar söyledi. Ancak bunun takıma bir faydası olmadı. Futbolda belki bu yeterli oluyor ama voleybolda hiçbir şey ifade etmedi. Çünkü voleybolda taraftar desteği bir başka. Takım sayı aldıkça desteklenir, iyi hareketler alkışlanır, rakip servis atarken ıslıklanır, daha bir sürü şey. Onun için bu grubun başında mutlaka voleybolu bilen bir amigo olmalı ve onları yönlendirmeli. Sıradan maçta bile bunun eksikliğini oyuncular yaşadılar. Tempoyu bir türlü yükseltemediler ve zaman zaman da sıkıştılar. Hatta belki ileride çok arayacakları bir seti de kaptırdılar.  

Bu arada sahanın 3 tarafını çeviren boş panolar hiç hoş bir görüntü oluşturmadı. Sadece iki tane Mikasa reklâmı vardı. Yöneticilerin ve komitenin o boş panoları reklâmlarla doldurmaları gerekiyordu. Herhalde ilk Avrupa maçları olması nedeniyle heyecandan, telaştan unuttular.  Umarım ikinci maçta bu görüntü olmayacak. Ayrıca seyirci de takımı bir başka türlü destekleyecek.  

Evet, parantezi kapatıp devam edelim. Nerede kalmıştık? Isınmada izlediğimiz rakibi gözümüze kestirmiştik. Bunda da yanılmadık. Karşılaşmanın başlama düdüğüyle Sostanjın üstüne çöktük. Smaç servisler, bloklar, hücumlar: 5-2, 8-4. Gerçi tempomuz düşük ama neticede istediğimiz gibi oynuyoruz: 12-5, 16-7, 18-10, 20-11 ve 25-13.

Keyfimiz yerinde rahat bir maç izliyoruz. Setin sonucu da çok iyi.

 

İkinci sete biraz rahatlamış giriyoruz. Hatalarımız var ama işler yine de iyi gidiyor. Çünkü bu takımın bize rakip olması zor: 5-3, 8-6, 11-7, 14-10, 16-12. Tam geriye yaslanıp ekibimizin sayı farkını büyütmesini beklerken, sanki birden oyuncular oynamayın emri almış gibi duruyorlar. Önce servis, sonra manşet ve hücum hataları başlıyor. Ne oluyor demeğe kalmadan skorboard sayıların eşitlendiğini gösteriyor: 16-16. Sloven ekibi moral buluyor, cesaretleniyor ve bir didişme başlıyor. Hatalar nedeniyle oyuna bir türlü ağırlığımızı koyamıyoruz. 22-22’ den sonra Rıdvan’ ın sayısıyla 23-22 yapıyoruz. Antrenör Abdullah Paşaoğlu, öndeki pasör Camiloyu çıkarıp blok yükseltmek için Erhan’ ı oyuna alıyor. Düşünce güzel ve doğru ama Santiago bu değişikliği boşa çıkarıyor, servisi dışarı atıyor: 23-23. Bu sayıda şansta Sstanj’ a yardım ediyor. Fujz’ un smaç servisi banta vuruyor ve 6 oyuncumuzun da bakışları arasında yere düşüyor: 23-24. 8 numaralı Fujz dan bir smaç servis daha, libero Nuri’ nin manşetinden direkt sayı oluyor: 23-25.

 

Hepimiz şaşkınız. Bu takıma nasıl set verdik diye söyleniyoruz. Bu önde götürdüğümüz setin gidişi oyuncularımızı da şaşırtıp strese sokmuş olmalı ki bir türlü toparlanamıyoruz. Hatalar devam ediyor. Böyle olunca da maça ağırlığımızı koyamıyoruz: 4-2, 8-7, 9-10, 10-12, 12- 12, 12-14, 16-14. 16-16, 18-16, 20-18, 22-19, 23-20, 23-22. Sonunda sıkışsak da seti 25-22 kopartıyoruz.

 

2-1 öndeyiz ama işler yine de iyi gitmiyor. Onlar hata yapıyor, biz de geri kalmıyoruz: 4-2, 4-4, 6-4, 8-6. Nihayet oyuncularımız ilk sette olduğu gibi rakipten üstün olduklarını sahaya yansıtmaya başlıyorlar. Sayılan peş peşe geliyor: 16-8. Bu fark herkesi rahatlatıyor ama oyuncularımız 2. setteki hataya düşmüyorlar: 25-16. Oh be, Dünya varmış.

 

ECZACI DA, ZİRAAT DE YENİLDİ

 

Akşam Top Teams deki diğer iki temsilcimizden de kötü haberler alıyoruz. Eczacıbaşı Hollanda da Longa 59’ a 0-3, Ziraat Bankası, Romanya da grubun ilk maçında Deltacons Tulcea’ ya 2-3 yenilmiş. Üzülüyoruz. Çünkü ben iki ekibimizden de galibiyet bekliyordum.

Duyuyoruz ki Eczacıbaşı ayni Güneş gibi kötü oynamış. Ankara ekibinin nasıl oynadığını bilmiyoruz ama onların yenilgisini biraz daha rahat kabulleniyoruz. Ne de olsa Romen ekibi geçen yılın Top Teams Kupası 4’ Finalini oynayan ekiplerden birisi. Üstelik de karşılaşma 3-2 bitmiş. Rövanşta 3-1’ lik bir skor gruptaki iddiamızı devam ettirir. Bu düşünce beni umutlandırıyor.

 

TEBRİKLER TELEKOM VE HALK BANKASI

 

Kötü geçen ve hayal kırıklığı yaratan Çarşamba dan sonra gözümüzü hafta sonuna çeviriyoruz. Çünkü CEV Kupası’ nda Telekom, Halk Bankası ve Polis Akademisi’ nin ikinci tur grup maçları var. Karşılaşmalar deplasmanda ama özellikle gruplara bakıldığında Telekom ve Halk Bankası’ ndan umutluyuz. Gruptaki ekipler dişimize göre. Bizim takımlarımızın kadroları da iyi. Polis Akademisi zor bir grupta oynadığı için, onlardan fazla bir beklentimiz yok.

Cuma akşamı iyi haberler gecikmiyor. Telekom Belçika takımı Asterix’ i, Halk Bankası da Polonya ekibi PZU AZS’ ayni sonuçla 3-1 ile aşıyor. Polis Akademisi ise grubun favorisi Fransız Tourcoing Lille’ ye 0-3 yeniliyor.

Cumartesi günü, ilk haber Estonya dan geliyor. Halk Bankası ev sahibi Audentes Tallinn’ i 3-1 ile deviriyor.

Peki Türk Telekom’ un maçı ne oldu. Telefon trafiği başlıyor. Sonunda iyi haberi alıyoruz. Başkent ekibi ikinci maçını da kazanıyor. Ev sahibi Lazarevac’ ı 3-0 yenerek işi bitirdiğini yani grup birinciliğine çok yaklaştığını müjdeliyor. Çünkü son günkü rakip Hırvat Kastela. Bu takım grubun en zayıfı. Polis Akademisi bu kez Dinamo Bucuresti’ ye 3-2 yeniliyor.

Pazar günü artık rahatız. Telekom, beklenildiği gibi Hırvat Kastela 3-0, Halk Bankası da Belçika ekibi PAR-KY’ i  3-1 ile aşarak grup birinciliğini resmileştiriyor. Polis Akademisi ise, gruptaki ilk ve son galibiyetini Sloven Calsit’ i 3-0 yenerek alıyor.

 

Evet, sevgili dostlar. Avrupa Kupaları’ nda bayram haftası böyle bitiyor. Ama yenisi Salı günü (yarın) Beşiktaş’ ın Şampiyonlar Ligi’ ndeki ikinci maçıyla tekrar başlıyor. Siyah-Beyazlılar gruptaki ikinci maçını yine deplasmanda oynayacak. Bu kez rakip Crvena Zvezda. Sırbistan Karadağ da oynanacak karşılaşma yerel saatle 20.00’ de başlayacak. Bu kez Elena da götüren Siyah-Beyazlıların karşılaşmayı kazanmalarını bekliyorum.

Çarşamba günü Güneş Sigorta yine Haldun Alagaş da bu kez Fransa’ nın güçlü temsilcisi Cannes’ i misafir edecek. Ben ekibimizin Hotel Cantur karşısındaki oyunu tekrarlamayacağını ve karşılaşmayı kazanarak tekrar ilk üç hedefine yöneleceğini düşünüyorum. Kanal D’ nin canlı yayınlayacağı maçın başlama saati 15.30.

Top Teams da ise, bu kez Ziraat Bankası ve Eczacıbaşı’ nın içeride oynamanın avantajını iyi değerlendireceklerine inanıyorum.

Bilindiği gibi Çarşamba günü Ziraat, Ankara da İspanyol Arona Tenerife’ yi misafir edecek. Takımımızın ilk maçında Çek Dukla Libereci  İspanya da 3-2 yenmeyi başaran bu ekibi yenmesini bekliyorum. Karşılaşma 19.00’ da başlayacak. Büyük bir olasılıkla da TRT 3 yayınlayacak.

Ayni şekilde grubundaki ilk maçında Longa 59’ a 3-0 yenilen Eczacıbaşı’ nın da saha ve seyirci avantajını kullanarak ve Hollanda daki kadar kötü oynayamayacağını da  düşünerek ilk karşılaşmasını Portekiz’ in Madera takımını 3-0 yenerek kazanan  İsviçre ekibi Zeiler Koniz’ i geçeceğine inanıyorum.Umarım yanılmam.

Top Teams deki bir diğer temsilcimiz Fenerbahçe ise, bu kez grubun favorisi  Olympiacos Piraeus ile deplasmanda oynayacak. İlginç bir maç olacak. Çünkü iki takımın da yabancı oyuncuları Arjantinli. Birbirlerini çok iyi tanıyorlar ama şans onlardan yana.

 

Gelecek yazım da sizlere daha iyi haberler verebilmek umuduyla hoşça kalın diyorum.                 

                       

 

A L E V    A N A K Ö K

 

alevanakok@yahoo.com