Bu hafta Avrupa Kupaları’ nda takımlarımızın oynadıkları maçların sonuçları beni
gerçekten hayal kırıklığına uğrattı.
Geçen haftaki yazımda Çarşamba günü
oynayacağımız
Hadi Eczacıbaşı ve Ziraat Bankası deplasmandaydı ama Güneş Sigorta’ ya ne demeli? Neyse, hafta
sonu CEV Kupası grup karşılaşmalarında Polis Akademisi dışında Türk Telekom ve
Halk Bankası tesellimiz oldu da biraz rahatladık.
Çarşamba günü Haldun Alagaş’ a geldiğimizde gerçekten her şey yolundaydı.
Öncelikle organizasyon çok güzeldi. Okullarla iletişim kuran Güneş Sigortalılar
tribünleri büyük ölçüde doldururken, Kuleli Askeri Lisesi’ nden
bir grup da salonda yerlerini almıştı. Coşku dolu güzel bir görüntü iyi
şeylerin müjdecisi gibiydi. (Sadece birkaç kendini bilmezin sahaya attığı yabancı maddeler bu
güzelliğe gölge düşürdü. Bu da gösterdi ki grupların başındaki kişiler kontrolü
hiç elden bırakmamalılar. Bir anlık taşkınlık bir başka maçta her şeyi berbat
edebilir)
Bu arada açılan “Atam izindeyiz” pankartı ve Kuleli
Askeri Lisesi öğrencilerinin “Atam İzindeyiz” tezahüratları her bakımdan çok anlamlı ve güzeldi.
Bir başka güzellikte Eczacıbaşılı Kankalar Gurubu’ nun “Centilmenlik tribünde başlar,
sahada büyür” pankartıydı. Onlara da bravo. Avrupa Kupaları’ nda
ülkemizi temsil eden tüm ekiplerimizi, hangi takıma sempati duyar veya tutarsak
tutalım mutlaka
desteklenmesi gerektiğini bir kez daha göstermiş oldular.
Aslında bu karşılaşma için
yazılacak o kadar çok şey var ki, neresinden başlayacağıma şaşırdım. Önümde ki
kâğıda düştüğüm notlara bakıyorum, her yeri dolmuş. Hangi birine değinsem ki?
Öncelikle şunu söylemeliyim ki, ben
bir daha böylesine dağınık bir Güneş Sigorta seyretmeyeceğimize eminim. Bir
takım bu kadar kısa bir zamanda nasıl bu kadar değişir hayret doğrusu. Sanki
sezonun ilk maçını oynuyor. Kimin ne yaptığı belli değil. Ne servis, ne blok,
ne manşet, ne de hücum var. Böyle bir görüntü veren ekibin
doğal olarak kazanması da çok zor. Tüm bu olumsuzluklara karşın yine de
özellikle 5. sette maç geldi avucumuza kondu. Ama bunu bile beceremedik.
Şimdi maçı izleyenler rakip için
çok kolay bir takım değildi. İyi servis attılar, iyi blok yaptılar, hücumları
da bizden iyiydi. Ayrıca defanstan çok da top
çıkardılar diyecektir. Bir yere kadar sizlere katılıyorum ama bu kadar basit
hata yapan, adeta rakibine maçı altın bir tepsi de sunmak için çaba harcayan
Güneş’ in yine de en azından 3-2 de olsa
kazanabileceğini düşündüğümde rakibin çok da iyi bir ekip olmadığını görüyorum.
Şimdi biraz beyin jimnastiği
yapalım. Bu takımda 6 yabancı oynuyor. 2 Sırp, 1 Çek, 1 Romen, 1 Brezilyalı, 1
Sloven. Diğer 4 kişi de İspanyol.
Sorular; Bu 10 oyuncudan hangisi 1.
sınıf? Kaçını tanıyorsunuz? Ülkelerinin Ulusal Takımlarında kaçı görev yapıyor?
Ayrıca bu oyuncuların yer aldığı Ulusal Takımların Avrupa ve Dünya
platformlarındaki yerleri ne? Güneş Sigorta’ ya hangilerini alırsınız? Bunların
içinde Avrupa ikincisi olmuş, Dünya Kupası’ nda 7.
sırayı almış, Olimpiyat Elemeleri’ nde Rusya, İtalya
gibi ülkeleri geride bırakmış ve final maçında direkten dönmüş, ayrıca tüm
Dünya da ki voleybolseverlere adını ezberletmiş
Ulusal Takımımızın starı bir Aysun,
bir Neslihan var mı? Kötü bir gününde
olmasına karşın Samsonova’ nın
hücumdaki performansına 27 atak, 2 hata, 15 sayı, yüzdesi 56. Hangi rakip
oyuncu yaklaşabilmiş? Hadi bu konuda ben yardımcı olayım. En çok yaklaşanlar; Butnaru (12 hücum, 1 hata, 6 sayı, yüzdesi 50) ve Tomasevic. (29 atak, 5 hata, 13 sayı, yüzdesi 45). Görüldüğü gibi Hotel
Canturlu oyuncuların, bizimkilerden fazlalıkları olmadığı
gibi eksiklikleri de az değil. O halde bu takımın nesi çok iyi? Sadece ve
sadece hedefe attıkları servisler. Biz bu kadar hata yapmasaydık ve maçı
kazansaydık, kaçımız Las Palmas
çok iyi bir ekip diyecekti?
Hiç beğenmediğimiz ve adeta yerden
yere vurduğumuz takımımız ile Hotel Cantur arasındaki setlere bakıldığında 12 sayılık bir fark
var: 106- 118. Peki bu nereden gelmiş?
Hücumda bizden 1 sayı fazla kazanmışlar: 56-57.
Ataklar da 2 hata fazla yapmışız 18-16. Servise karşı manşetlerde hata sayısı 14-9,
servis kaçırma 14-13. İşte hepsi bu.
Eğer tüm bu sıkıntılara karşın Elif
15-17 biten 5. sette 11-
Şimdi siz hala Hotel
Cantur’ un çok güçlü bir ekip olduğunu düşünüyor
musunuz? Ben düşünmüyorum. Güneşli oyuncular biraz kıpırdansalardı maçı mutlaka
kazanırdık. Bir takımın tüm oyuncuları ancak bir kez hepsi birlikte bu kadar
kötü oynayabilir. O da bu karşılaşmaya denk geldi. Servise karşı manşetlerde
dağıldık. Aslında 5 sette 14 direkt hata fazla görünmüyor ama oyunda kalan
topların çıktığı yerler de kötüydü. Bu nedenle toplar hücuma sokulamadı. Necla
hepimizi gerek manşetleriyle, gerekse defansıyla
şaşırttı. Elif’ in attığı pasların ne yeri doğruydu, ne yönü, ne de yüksekliği.
İki yabancı Mayboroda ve İvanyushkina’
yı ise oynadılar diye saymıyorum. 2 metrelik Tatyana’ nın bloktan tek sayısı
olmadığı gibi, 13 hücumdan aldığı sayı 3. Yanlış okumadınız yazı ile de yazayım
”ÜÇ”. Peki Mayboroda ne yaptı? Servise karşı 9 manşet almış,
İşte bu kadar hatalarla dolu Güneş
Sigorta maçı 3-2 kaybetti. Yukarıdaki satırlarımda
değindim gibi eğer birazcık daha az hata yapabilseydik bu karşılaşmanın kesin
galibiydik. Tüm bu eleştirilere karşın ben yine de takımımızdan umutluyum.
Çünkü bir daha bu kadar dağınık isteseler de oynayamazlar. Geriye tam tamına 9
maç var. Bu grupta İtalyan Foppapedretti, biraz da
Cannes dışında takımların güçleri birbirine çok yakın. Bu bakımdan daha
köprülerin altından çok sular akar. Hotel Cantur’ a İstanbul da yenilen Güneş, gerçek oyununu oynarsa
İspanya da rövanşı alabilir.
Şimdi “hem takımı eleştiriyorsun, hem de umutlu olduğunu söylüyorsun bu
çelişki değil mi?” Diyeceğinizi biliyorum. Hayır.
Çelişki değil. Ben Güneş’ in iyi bir ekip olduğunu ve bunu sahaya yansıttığında
başarılı olacağını ama Las Palmas
karşısında kötü oynadığını, özellikle de iki yabancının Tatyana
ve Mayboroda’ nın bir şey
yapmadığını söylüyorum.
Ayrıca bu siteye giren ve yazıları
okuyanlar, voleybolu bilen, voleyboldan keyif alan kimseler. Onlara bu köşede
görüşlerimi açıklıyorum. Yani voleybol ailesi ile dertleşiyorum. Onun için
eleştiriler belki biraz sert kaçıyor. Ancak bazı şeylerin tartışılması
gerektiğine inandığım için bunları yazıyorum. Yoksa her zaman söylediğim gibi,
amacım kimseyi karalamak değil. Sadece üzüm yemek.
Gelelim maçın geneline; Kötü bir günümüzdeydik dedik. Gerçekten de öyleydi.
Voleybolun temel hareketlerini yapamadık. Neydi bunlar? Öncelikle iyi servisler
atamadık. Attığımız bölümlerde zaten istediğimiz oldu ama genelde servisi
yumuşattık. 5 sette alınan toplam 5 sayı da bunu gösteriyor. Blok yapamadık.
Özellikle de hep çaprazı kapatmaya çalıştık, onların ısrarla paralele
yaptıkları ve sayılar kazandıkları ataklara çözüm üretmedik. Aslında köşe
adamları biraz antene, yani yan çizgiye yakın bekleselerdi işi büyük ölçüde
çözerdik. Güneş’ in pasörü ortadan oynatmasının, 2
metrelik Tatyana’ yı
Temel hareketlere devam edelim. Servis etkisiz, blok kötü. Tabii ki bloksuzluk defansa da
yansıdı. Servise karşı manşetlere gelince; Tam bir
bilinmezlik. Kimin nerede beklediği belli değil. İki kişi ile ligde
manşet aldıkları için eleştirdiğimiz Güneş bu maçta genelde servis karşılamak
için 3 kişiyi görevlendirmişti. Necla, Samsonova ve Mayboroda. Bu 3 oyuncu da kötü gününde olunca işimizin ne
kadar zor olacağını anlamıştık ama o zaman Ulusal Takımda zaman zaman görev yapan Gözde neden hiç oynatılmadı? “Ebru daha fazla düşünülemez miydi?” Diye sormaktan da
kendimi alamıyorum. Ancak Sezar’ ın hakkını da Sezar’
a vermek gerekir. Rakip takım çok iyi yerlere servisler attı. Özellikle bir
ders niteliği taşıyan yan çizgilere atılan toplar bizi çok zorladı. Maçın
kaybedilmesinin bence birinci nedeni de bu servislerdi.
Bu olumsuzluklara bir de Elif’ in
paslarının iyi olmaması ve yanlış tercihleri de eklenince, hücumdan sayı çıkarmak
da mesele oldu. Vurulan toplar ya bloklardan sekti, ya da defanstan
çıkıp atağa dönüştü. Bu durum vurduğu toplar sayı getirmeyince Neslihan ve Aysun’ un da sinirlenip oyundan düşmesine neden oldu. Bu da
İspanyolların işini kolaylaştırdı.
Neslihan’ ın 6’dan yaptığı atakların çoğuna
rakip
Maça takımımız tedirgin başladı.
Rakibin taktik servisleri organize olmamızı engellerken, hücumlardan da bir
türlü sayı çıkaramadık. Bunun sonucunda da 5-
İlk seti verip geriye
düşmemize karşın ikinci sete iyi başladık.
Etkili servisler,
bloklar, defanstan çıkan topların sayıya dönüşmesiyle önce 4-0,
sonra 5-1 oldu. Tamam artık Güneş geri döndü diye
düşündük. Bu hızla ilk teknik molaya 8-4 girdik.
Sayıları 11-7 yaptık. Bir ara duraklasak da, (11-10) tekrar arayı açtık: 14-11. Ama ilk setteki hatalar
tekrar başladı. Bu, rakibin toparlanmasına yol açarken Neslihan (2)-Elif (3)
ikili bloğunu iyi kullanarak atakları
Ardından Necla’ yı bulan servisleri, hatalı manşetler, bloklardan seken
veya defanstan çıkan toplara paralelden hücumlar derken 15-18,
17-20 oldu. Bu sıkışıklığı aşmayı başardık ve 20-21
oldu. Attığımız servisi atağa dönüştürdüler ama avut. Ne var ki blok da Mayborada’ nın fileye değmesi
nedeniyle sayılar 21-21 olacağına 20-22 oldu. Neslihan
öldürdü: 21-22. Bir sayı da onlardan: 21-23. Neslihan dan
sayı: 22-23. Neslihan’ ın servisi liberoya, dönen top
ve Mayboroda nihayet: 23-23. Neslihan’ ın ikinci servisi gitti geldi sonunda 12 numaralı Sırp
oyuncu Golubovic’ in atağı file: 24-23. Neslihan’ dan
üçüncü servis, öldürdüler. 24-24. Tatyana’
nın sayısı: 25-24. Vahen
Derin bir nefes aldık
ama bu uzun sürmedi. İspanyol takımı taktik servislerle adeta üzerimize çöktü.
Manşetler bozuldu, (Bu sette yine ikili manşete döndük) Elif’ in pasları bozuldu, fileye yakın gelen topların sayıya
dönüşmemesiyle oyunun kontrolünü de kaybettik. Kabus gibi seti de farklı
verdik: 15-25 (3-6, 5-6, 5-8, 6-10, 9-13, 9-16, 12-21, 15-22, 15-25)
Eyvah maç gidiyor,
diye düşünmeye ve sıkıntıdan söylenmeye başlamıştık ki, Güneş bu sete de iyi
girdi. Servisler sertleşti, bloklar başladı, ataklardan sayılar üretildi. Gerçi
yine hatalar vardı ama oyunun kontrolü de bizdeydi. İlk teknik molaya 8-6 girdik. 9-6, 12-9, 14-10,
16-14, 18-15’e kadar önde geldik. 19-19 da yakalandık.
Sonra karşılıklı sayılar başladı. Biz kaçtık, onlar kovaladılar. Bir ara 24-25 de öne geçtiler. Bırakmadık. Aysun
öldürdü: 25-25. Tatyana’ nın servisi, 8 numaralı oyuncuları Butnaru’
nun manşeti içeri kaçtı. Samsonova’
dan sayı: 26-25. Tatyana’ nın ikinci servisi yine ayni oyuncuya, bu kez çıktı ve
26-26. Servisi attılar. Uzun bir ralli. Sonunda Aysun
Ve 5. set başladı:
İki servis üst üste kaçırdık. Önce Elif, sonra Samsonova.
Buna karşın hala 3-2 öndeyiz. Başa baş bir mücadele
var. 7-8 döndük. Samsonova’ nın
Altın tepsi içinde
maçı rakibimize sunmak hepimizi tabii ki çok üzdü. Ama buna karşın karamsar
değiliz. Çünkü yolumuz daha çok uzun. Ve ilk üç hedefimiz devam ediyor. Ancak
bu beklenmedik yenilginin telafisini Çarşamba günü Hotel
Cantur’ dan çok daha iyi bir
takım olmasına karşın Cannes’ den çıkarmamız gerekiyor. Eğer bunu
başarabilirsek bu yenilginin çok da bir önemi kalmayacak. Çünkü Fransız
takımının İspanyol ekibini iki maçta da yeneceğini düşünüyorum. Bu nedenle ilk
karşılaşmanın olumsuzluğunu üstümüzden atıp, tüm gücümüzle Cannes maçına
saldırmalıyız. Bunun için hepimiz Çarşamba günü tribünlerdeki yerimizi alıp,
takımımızı desteklemeliyiz.
Haldun Alagaş’ daki ikinci maçta bu kez
sahada Fenerbahçe var. Rakip Sloven ekibi Sostanj Topolsica. Isınmaları izliyoruz. Sostanj içimizi rahatlatıyor. Bu takımı rahat
yeneriz ve Güneş’ in yarattığı stresi, üzüntüyü üstümüzden atarız diye düşünüyoruz.
Bunda da yanılmıyoruz. İlk kez evinde bir Avrupa Kupası maçına çıkan ve
milyonlarca taraftarı olan Sarı-Lacivertlilerin seyirci desteği Güneş Sigorta’
ya verilen desteğin yarısı ama bizi fazla etkilemiyor.
Buraya bir nokta
koyup bir parantez açalım. Öncelikle bu kadar az seyirci Fenerbahçe’ ye yakışmadı. Ben o
salonun ağzına kadar dolmasını, tüm tribünlerin bayraklarla ve flamalarla
Sarı-Lacivert’ e boyanmasını bekledim. Ama olmadı. Sarı-Lacivert olan oturma
yerleri boş boş gözümüzün içine girdi. Bu arada aktif
seyirci tüm maç boyunca şarkılar söyledi. Ancak bunun takıma bir faydası
olmadı. Futbolda belki bu yeterli oluyor ama voleybolda hiçbir şey ifade
etmedi. Çünkü voleybolda taraftar desteği bir başka. Takım
sayı aldıkça desteklenir, iyi hareketler alkışlanır, rakip servis atarken
ıslıklanır, daha bir sürü şey. Onun için bu grubun başında mutlaka voleybolu
bilen bir amigo olmalı ve onları yönlendirmeli. Sıradan maçta bile bunun
eksikliğini oyuncular yaşadılar. Tempoyu bir türlü yükseltemediler ve zaman zaman da sıkıştılar. Hatta belki ileride çok arayacakları
bir seti de kaptırdılar.
Bu arada sahanın 3
tarafını çeviren boş panolar hiç hoş bir görüntü oluşturmadı. Sadece iki tane Mikasa reklâmı vardı. Yöneticilerin ve komitenin o boş
panoları reklâmlarla doldurmaları gerekiyordu. Herhalde ilk Avrupa maçları
olması nedeniyle heyecandan, telaştan unuttular. Umarım ikinci maçta bu görüntü olmayacak.
Ayrıca seyirci de takımı bir başka türlü destekleyecek.
Evet, parantezi
kapatıp devam edelim. Nerede kalmıştık? Isınmada izlediğimiz rakibi gözümüze
kestirmiştik. Bunda da yanılmadık. Karşılaşmanın başlama düdüğüyle Sostanj’ ın üstüne çöktük. Smaç
servisler, bloklar, hücumlar: 5-2, 8-4. Gerçi tempomuz
düşük ama neticede istediğimiz gibi oynuyoruz: 12-5, 16-7, 18-10, 20-11 ve
25-13.
Keyfimiz yerinde
rahat bir maç izliyoruz. Setin sonucu da çok iyi.
İkinci sete biraz
rahatlamış giriyoruz. Hatalarımız var ama işler yine de iyi gidiyor. Çünkü bu
takımın bize rakip olması zor: 5-3, 8-6, 11-7, 14-10,
16-12. Tam geriye yaslanıp ekibimizin sayı farkını büyütmesini beklerken, sanki
birden oyuncular oynamayın emri almış gibi duruyorlar. Önce servis, sonra
manşet ve hücum hataları başlıyor. Ne oluyor demeğe kalmadan skorboard
sayıların eşitlendiğini gösteriyor: 16-16. Sloven
ekibi moral buluyor, cesaretleniyor ve bir didişme başlıyor. Hatalar nedeniyle
oyuna bir türlü ağırlığımızı koyamıyoruz. 22-
Hepimiz şaşkınız. Bu
takıma nasıl set verdik diye söyleniyoruz. Bu önde götürdüğümüz setin gidişi
oyuncularımızı da şaşırtıp strese sokmuş olmalı ki bir türlü toparlanamıyoruz.
Hatalar devam ediyor. Böyle olunca da maça ağırlığımızı koyamıyoruz: 4-2, 8-7, 9-10, 10-12, 12- 12, 12-14, 16-14. 16-16, 18-16,
20-18, 22-19, 23-20, 23-22. Sonunda sıkışsak da seti 25-22 kopartıyoruz.
2-1 öndeyiz ama işler yine de iyi
gitmiyor. Onlar hata yapıyor, biz de geri kalmıyoruz: 4-2,
4-4, 6-4, 8-6. Nihayet oyuncularımız ilk sette olduğu gibi rakipten üstün
olduklarını sahaya yansıtmaya başlıyorlar. Sayılan peş peşe geliyor: 16-8. Bu fark herkesi rahatlatıyor ama oyuncularımız 2.
setteki hataya düşmüyorlar: 25-16. Oh be, Dünya varmış.
Akşam Top Teams deki diğer iki temsilcimizden de kötü haberler
alıyoruz. Eczacıbaşı Hollanda da Longa
Duyuyoruz ki
Eczacıbaşı ayni Güneş gibi kötü oynamış. Ankara ekibinin nasıl oynadığını
bilmiyoruz ama onların yenilgisini biraz daha rahat kabulleniyoruz. Ne de olsa
Romen ekibi geçen yılın Top Teams Kupası
Kötü geçen ve hayal
kırıklığı yaratan Çarşamba dan sonra gözümüzü hafta
sonuna çeviriyoruz. Çünkü CEV Kupası’ nda Telekom,
Halk Bankası ve Polis Akademisi’ nin ikinci tur grup
maçları var. Karşılaşmalar deplasmanda ama özellikle
gruplara bakıldığında Telekom ve Halk Bankası’ ndan
umutluyuz. Gruptaki ekipler dişimize göre. Bizim takımlarımızın kadroları da
iyi. Polis Akademisi zor bir grupta oynadığı için, onlardan fazla bir
beklentimiz yok.
Cuma akşamı iyi
haberler gecikmiyor. Telekom Belçika takımı Asterix’
i, Halk Bankası da Polonya ekibi PZU AZS’ yı ayni
sonuçla 3-1 ile aşıyor. Polis Akademisi ise grubun
favorisi Fransız Tourcoing Lille’ ye 0-3 yeniliyor.
Cumartesi günü, ilk
haber Estonya dan geliyor.
Halk Bankası ev sahibi Audentes Tallinn’
i 3-1 ile deviriyor.
Peki Türk Telekom’ un maçı ne oldu.
Telefon trafiği başlıyor. Sonunda iyi haberi alıyoruz. Başkent ekibi ikinci
maçını da kazanıyor. Ev sahibi Lazarevac’ ı 3-0 yenerek işi bitirdiğini yani grup birinciliğine çok
yaklaştığını müjdeliyor. Çünkü son günkü rakip Hırvat Kastela.
Bu takım grubun en zayıfı. Polis Akademisi bu kez Dinamo Bucuresti’
ye 3-2 yeniliyor.
Pazar günü artık
rahatız. Telekom, beklenildiği gibi Hırvat Kastela’ yı 3-0, Halk Bankası da Belçika ekibi PAR-KY’ i 3-1 ile aşarak grup
birinciliğini resmileştiriyor. Polis Akademisi ise, gruptaki ilk ve son
galibiyetini Sloven Calsit’ i 3-0
yenerek alıyor.
Evet, sevgili
dostlar. Avrupa Kupaları’ nda bayram haftası böyle
bitiyor. Ama yenisi Salı günü (yarın) Beşiktaş’ ın Şampiyonlar Ligi’ ndeki
ikinci maçıyla tekrar başlıyor. Siyah-Beyazlılar gruptaki ikinci maçını yine deplasmanda oynayacak. Bu kez rakip Crvena
Zvezda. Sırbistan Karadağ da oynanacak karşılaşma
yerel saatle
Çarşamba günü Güneş
Sigorta yine Haldun Alagaş da bu kez Fransa’ nın güçlü temsilcisi Cannes’ i misafir edecek. Ben
ekibimizin Hotel Cantur
karşısındaki oyunu tekrarlamayacağını ve karşılaşmayı kazanarak tekrar ilk üç
hedefine yöneleceğini düşünüyorum. Kanal D’ nin canlı
yayınlayacağı maçın başlama saati 15.30.
Top Teams da ise, bu kez Ziraat Bankası ve Eczacıbaşı’ nın içeride oynamanın avantajını iyi değerlendireceklerine
inanıyorum.
Bilindiği gibi
Çarşamba günü Ziraat, Ankara da İspanyol Arona Tenerife’ yi misafir edecek. Takımımızın ilk maçında Çek Dukla Liberec’ i İspanya da 3-2 yenmeyi başaran bu
ekibi yenmesini bekliyorum. Karşılaşma
Ayni şekilde
grubundaki ilk maçında Longa
Top Teams deki bir diğer temsilcimiz Fenerbahçe ise, bu kez
grubun favorisi Olympiacos Piraeus ile
deplasmanda oynayacak. İlginç bir maç olacak. Çünkü iki
takımın da yabancı oyuncuları Arjantinli. Birbirlerini çok iyi
tanıyorlar ama şans onlardan yana.
Gelecek yazım da
sizlere daha iyi haberler verebilmek umuduyla hoşça kalın diyorum.
A L E V A N A K Ö K