Bu hafta voleybola damgasını vuran
iki olay vardı. Bunlardan biri iyi, biri de kötü.
İyi olan; Voleybolumuz artık resmen
özerk. Girişimler yapılmış ve voleybolun özerkliği kabul edilmişti ama, şimdi Resmi Gazete de yayınlanarak yürürlüğe girdi.
Hepimize hayırlı olsun.
Kötü ise; Çarşamba günü Haldun Alagaş da oynanan Beşiktaş-Türk Telekom maçında
seyircilerin çıkardığı olaylardı. Aslında bu konuya hiç değinmemeyi düşünüyordum.
Çünkü bu tür olaylara ne kadar yer verirsek veya yazarsak, yapanlara o kadar
prim tanımış oluyoruz. Ancak bir taraftan da eğer bir şeyler yazmazsam onların
yaptıklarını onayladığım anlamı çıkabileceğinden rahatsız oldum.
Evet, bu tür hareketlerin voleybola
yakışmadığını bu spora gönül veren herkes gibi ben de söylüyorum. Televizyonun
canlı yayınladığı bir karşılaşmada böylesine bir olayın çıkması ve o anda
karşılaşmayı izleyenlerin bu çirkinliği görmesi içimi acıttı. Bizler voleybolda
bu tür davranışların çok az yaşandığını bilen kimseleriz ama o gün televizyonda
voleybolu uzaktan izleyenlerin “Bu sporda da olaylar çıkıyor,
futboldan, basketbol dan bir farkları yok” diye düşünecek olmaları beni çok daha fazla yaraladı.
Hepimiz çok üzüldük. Aslında olayların nasıl ve neden çıktığını anlamak da çok zor. Ortada
hiç bir şey yok. Rakip seyirci yok, rakibi destekleyen yok, takım iyi gidiyor
ve maçı kazanmak için yoluna emin adımlarla devam ediyor. Sahada oyuncular,
teknik adamlar arasında bir şey yok. Kısacası yok oğlu yok da, olay nereden
patladı? Kimse bilmiyor.
Polis, bazı seyircilerin salonda
sigara içtiklerini, birbirleriyle itiştiklerini ve küfürleştiklerini bu nedenle
uyarıldıklarını ama onların bu davranışlarına devam etmeleri, ardından da
müdahale eden arkadaşlarımızı itmeleri, çekiştirmeleri, hatta tekme atmaya
çalışmaları üzerine yapanların dışarı çıkarılmak için tribünden alınmalarıyla
başladığını söylüyor.
Öyle veya böyle, sonuçta bizlerin
asla ve asla görmeyi istemediğimiz bir olay yaşandı ve yazdığımız gibi
televizyonları başında olan birçok kişi de endişeyle izledi. İnşallah bu son
olur. Bir daha böyle bir şeyle karşılaşmayız. Çünkü voleybolda bunlara yer yok.
Tribünlere gelen seyirciler de bunu bilerek gelmek zorundalar.
Gerçi bizler, her zaman voleybol
seyircisinin azlığından yakınıyoruz ve çoğalması içinde çareler arıyoruz. Onun
içinde tuttuğumuz renkleri bile zaman zaman geride
bırakarak sırf voleybola hizmet ediyorlar, voleybola katkı sağlıyorlar diye
kulüplerin, özellikle de 3 büyük kulübün bu sporda olması için çaba harcıyoruz,
yatırım yapanları da destekliyoruz. Ama onlarında, yani bu sporun içine girmiş
veya gönül vermiş kişilerin de en azından takımlarının başarısı kadar,
voleybolun, güzel, nezih ve centilmenlerin sporu olduğunu düşünmek
zorunlulukları var. Bunun dengesini mutlaka kurmalılar. (Buna, Fenerbahçe-Halk Bankası mücadelesinde bağırıp, çağıranlar ve
gereksiz karşılaşmayı gerenler de dahil) Yoksa işin içinden çıkmak çok zor olur. Futbolda
olduğu gibi.
Netice de her yönü ile güzel
olmayan ve içimizi acıtan bir olay yaşadık. Bir daha olmamasını dilerim. Ayrıca
bu tür davranışların takıma ne kadar zarar verdiğini de her halde
anlamışlardır. Sevdikleri, gönül verdikleri ekibin oyuncularının olaylardan
nasıl etkilendiğini ve kazanacakları bir karşılaşmayı nasıl yitirdiklerini de
iyi görmüşlerdir. (Beşiktaş 3. sette 20-14 gibi bir fark yakalamıştı. Ne var ki olaylarla
birlikte bu önde götürdüğü seti ve sonra da maçı verdi)
Bu arada konuyu değiştirirken 20 kasım
da Lüksemburg’ da
yapılacak olan Beach Volley CEV toplantısında ülkemizi ve Voleybol Federasyonu’
nu
Bu hafta İstanbul da oynanan 9
karşılaşmadan
Çarşamba günü Haldun Alagaş Spor Salonu’ nda iki bayan
maçı izledim. TRT
Çok daha iyi bir kadrosu olan ve
karşılaşmanın favorisi görülen Güneş son set dışında zorlanmadan sonuca gitti.
Sigorta gün geçtikçe daha iyi bir
görüntü sergiliyor. İyi servis atıyorlar, blokları iyi (Blokların bu kadar iyi görünmesinde Fenerbahçe’ nin
pasörü Ceren’ in topları fileye çok yaklaştırmasının
da etkisi var diyerek küçük bir not koyayım) Neslihan’ ın hazır olmasa da, oynamaya başlaması güzel. Geçen yazımda
Aysun
Peki Sigorta da her şey iyi mi? Değil. Elif’ in önde oynadığı yeri bir
yana bırakırsak, tek sorunları; iki kişi ile manşet karşılamaları. Bu,
özellikle zorlu maçlarda sıkıntılar yaratacak gibi. Bunun küçük bir örneğini
son sette Sarı-Lacivertli oyuncuların attıkları taktik servislerle yaşadık. (Ayni görüntü Emlak Toki ile oynadıkları maçta da vardı. Ona Pazar günkü
maçları anlatırken değineceğim) Az daha set gidiyordu. 24-22 geriye
düştüklerinde rakibin yaptığı basit hatalar şansları oldu. (Hele sayılar 25-24 ev sahibinin lehineyken
bloktan seken topa Yanitsa ve Aslıhan’ ın birlikte müdahale etmesi ve topun yere düşmesi, ardından
pozisyon hatası ve Didem’ in iyi olmayan manşetinin blokla noktalanması olası
bir set kaybını önledi) Devam edelim; Servisi Necla-Samsonova veya Necla-Mayborada
karşılıyor. Libero Necla kendi alanının yaklaşık 6 metresini kontrol etmeye
çalışıyor. Çoğunlukla bunu beceriyor ama etkili gelen veya taktik servislerde
bazen zorlanıyor. Belki hata yapmıyor ama topun çıktığı nokta Elif’ in rahat
pas dağıtımını engelliyor. Ataklarda kayıplar ve hatalar başlıyor. Bunları
düşününce, 2 kişi ile manşet düzeni beni açıkçası mutlu etmiyor ve Şampiyonlar
Ligi’ nde tehlike sinyalleri veriyor. Gerçi 3
yabancıyla oynayınca bu iki kişilik bekleyiş kaçınılmaz oluyor ama bunun
mutlaka bir çözümü olacak. Çünkü smaç servisleri 3 kişi ile karşılama
zorunluluğu var. Üstelik de rakiplerin attıkları smaç servislerin bile
hedeflenen oyuncularla buluştuğunu düşündüğüm de bu üçüncü oyuncunun kim
olacağı sorusuna yanıt bulmakta zorlanıyorum. Neslihan geçen sezon bazen bu
görevi yüklenmişti. Bakalım bu kez de O’ mu manşete girecek? Gerçi her sette 1-
2 pozisyon Gözde, Ebru veya Yasemin bu görevi yüklenebilir ama bu değişiklikler
her zaman tutar mı? Bilemiyorum?
Bekleyip, göreceğiz.
Bu arada Güneş’ in 3 yabancı ile
oynaması Gözde veya Ebru’ nun önünü kesti. Gerçi
hedefe giden, hele Avrupa Şampiyonlar Ligi’ ni
düşünen bir takımda bunlar normal. Ancak gönlümüz Ebru’ nun
özellikle de Ulusal Takımı düşündüğümüzde Gözde’ nin
oynamasından yana.
Fenerbahçe’ ye gelince, diğer
karşılaşmalarına oranla fazla bir değişiklik yok. Özellikle
servise karşı manşetlerde hataları çok fazla. Hücumda da top öldürmekte
hala zorlanıyorlar. İyi bir köşe oyuncusuna acil ihtiyaçları var.
Karşılaşmanın ilk iki setinde Güneş oyunun kontrolünü elinde tuttu ve 17-25, 13-25 ile 0-2 öne geçti.
3. sette oyuna biraz denge geldi. Bunun tek nedeni, Sarı-Lacivertli oyuncuların
taktik servisleriydi. (İki set Didem ve
Tülin, Necla’ ya servis atmakta ısrar ettiler. Üstelik de O’ nu zorlayacak
yerlere değil tam kucağına) Özellikle Yanitsa ve Burçin’ in servisleri
Güneş’ e problem oldu.
5-
Bu kez Burçin servise geldi ve 12-9 oldu.
İkinci teknik molaya kadar Fener iki sayılık avantajını korudu.
16-14 den sonra 16-16 da eşitlik geldi.
Bu arada Sarı-Lacivertliler topu öldürdü 17-16 ve
servise de yine Yanitsa geldi.
Yanitsa’ nın ikinci servisi
yine paralele, manşet iyi değil, Elif’ in pası
Üçüncü servis de ilk ikinin tekrarı, manşet iyi değil, ama hücum zayıf olmasına
karşın bloktan sekti ve sayı oldu: 19-17.
Fener’ in rakibi bozan servisleri
devam etti.
Böylece 21-18, 21-20, 23-21, 23-22 ve 24-22’ye kadar
gelindi.
Tatyana
Sonrasını yukarıda anlatmıştım ama yine tekrarlayayım, kopukluk olmasın. Yanitsa’ nın öldürdüğü topla 25-24 oldu.
Ev sahibinin servisi, Samsonava’ nın
atağı bloktan sekti. Yanitsa ve Aslıhan’ ın birlikte müdahale etmesi ve topun yere düşmesiyle 25-25 oldu.
Fenerli oyuncular pozisyon hatası yaptılar: 25-26.
Didem’ in iyi olmayan manşeti ve blokta kalan hücumla Güneş seti 25-27
kurtardı.
Günün ikinci maçında ev sahibi
Beşiktaş favoriydi. Nitekim ilk seti de rahat bir tempoda götürerek 25-20 (3-3, 5-5, 8-6, 14-10, 14-13. 16-13,
18-13, 18-16, 20-16, 22-17) kazandılar.
İkinci sette bu kez Türk Telekom üstünlüğü eline getirdi. 10-
Sonra 3. set başladı. İlk teknik molaya 8-7 Beşiktaş
önde girdi. Bu arada Arzu’ nun Eda’ ya attığı etkili
servisler iş yapmaya başladı. Eda’ nın manşetinden
çıkan topların pasörü zorlaması ve Pelin’ in
köşelerden özellikle de
Farklı önde götürdüğü seti kaybetmenin moralsizliği, büyük avantaj yakalayan
Telekom’ un canlı oyunu ile 11-
Karşılaşmanın geneline bakıldığında
iki ekip de iyi oynayamadı. Hatalar çoktu. Telekom yeni bir oyuncu almış, adı İryna. Ortadan oynuyor. Hâlbuki bu takımın bir köşe
oyuncusuna ihtiyacı vardı. Böyle olunca Nuray pasör
çaprazına çekilmiş. Bence iyi olmamış. Zaten iyi olmadığı maçta da görüldü.
Nuray’ ın mutlaka yerine dönmesi gerekiyor. Pasör
çaprazı için başka bir çözüm düşünülmeli. Zaman zaman
Gizem orada görev yaptı. Ancak fazla etkili olduğu da söylenemez. Telekom Pelin
ve Eda dışında çok yüksek bir ekip, ama blokları beklenildiği kadar iyi değil.
Tüm oyuncular taktik servis atabiliyorlar. Ancak hedefi tutturabilmek için
topun altına vurmaları, yani servisi yumuşatmaları etkilerini azaltıyor. Gerçi
arka çizgiye yakın atılan toplar rakibin çabuk hücum yapmasını engelliyor ama
neticede bu servisler manşet alanları da fazla bunaltmıyor.
Beşiktaş da ise fazla bir
değişiklik yok. Yine çok hata yapıyorlar, Hücumlarda top öldürmekteki
sıkıntıları sürüyor. (Bu sorunu aşmak için
iki yeni yabancı almak üzere olduklarını duydum. İlki daha önce Enka’ da ve Kocaelispor da oynayan İrina
Ouioutova. İkincisinin ise Rus olduğu söyleniyor. İrina’ yı eskiden çok beğenirdim.
Komple ve takım için oynayan bir oyuncu. Özellikle defansı
beni etkilerdi. Ancak tekniği kuvvetli bir voleybolcu olmasına karşın çok
etkili hücumları yoktu. Çabuk oyunda becerisiyle top öldürürdü. Bu arada şu
andaki form durumunu da bilmiyorum. Her şeye karşın Siyah-Beyazlıların hücum
gücünü sırtlanmayacak olsa da takıma mutlaka katkısı olacaktır.)
Devam edelim; Arzu, Deniz, Noriega dışında kalanların sürekli değişmesinin oyuncularda
bir tedirginlik yarattığını, ayrıca Eda için de artık nerede oynayacağına bir
karar verilmeli diye düşünüyorum.
Çarşamba gününe İstanbul dışında
damgasını vuran iki karşılaşma daha vardı. İller Bankası, Gaziantep de Şahinbey
Belediyesi’ ni hem de 3-0
gibi net bir skorla yendi. İzmir de ise, Karşıyaka, geçtiğimiz hafta sonu
Moskova’ da oynanan Top Teams Kupası’ nda birçok kişinin beklemediği sonuçlara
imza atarak grup birincisi olan ve bu başarının getirdiği psikolojik rahatlıktan kendini sıyıramayan,
Özlem’ siz Eczacıbaşı’ nı 3-1 yendi.
Cumartesi gününün ilk karşılaşması
Burhan Felek de Galatasaray-Manavgat arasında oynandı. 5 setlik güzel bir
mücadele oldu. Maça Sarı-Kırmızılı takım Ulaş’ ın etkili servisleriyle girdi. Manavgat’ ın sete pasörü önde, yani ikili hücum turuyla başlatmasının
da avantajını iyi kullanarak bir anda 5-0 öne
geçtiler.
Ancak bunu devam ettiremediler. Bu
kez Şenol’ un
İlk teknik molaya da 8-5 girildi.
Sonra 8-7
oldu.
Manavgat da pasör Cihan’ ın öne gelmesiyle Galatasaray’ ın
atak ve bloklardaki başarısı tekrar aranın açılmasını sağladı: 13-8, 16-11, 18-12. 21-16 ve 25-20.
İkinci sete Sarı-Kırmızılılar yine
iyi başladılar: 5-1.
Ancak toparlanan Manavgat sayıları
eşitledi: 5-5.
Bunda biraz da Ulaş’
ın
Ulaş’ ın
servisleri libero Güray’ a. O’ nun
oyunda kalan ama pasörü zorlayan manşetleri, atak zorluğu derken önce 16-11, sonra 18-14 oldu. Bu arada Ulaş’ ın
5 de olduğu turda Fırat servis kaçırdı: 18-15.
Şevki’ nin avuta giden hücumu: 18-16, Gürsel’
den Bekir’ e blok: 18-17. Manavgat’ ın servisine kötü
manşet alınmasına karşın Ulaş’ ın iyi pasını Bekir de iyi değerlendi:
19-17 ve sıkışıklık aşıldı.
19-
Manavgat’ ın
antrenör-oyuncusu Mehmet, baktı ki işler iyi gitmiyor,
3. sete ilk
Ama Ulaş’ ın
Seti almanın morali Manavgat’ ı daha
iyi oynamaya iterken, Galatasaray iyice oyundan düştü. Manşet ve hücum hataları
çoğaldı. 6-8 girilen ilk teknik moladan sonra Manavgat
topladığı sayılarla farkı büyüttü: 7-12, 8-16, 11-22 ve 14-25.
5. sette iki takım da maçı kazanmak
için her şeyi yaptılar. Başa baş bir mücadele yaşandı.
4-6’ya kadar Manavgat önde geldi.
Saha değişiminde Galatasaray 8-7 öndeydi. Sonra 9-10 oldu. Sarı-Kırmızılılar
2 sayılık bir avantaj yakaladılar: 12-10. Bekir’ in
avuta giden atağıyla tekrar eşitlik geldi:12-12. Erkan
Şampiyonluk yarışının iki adayının
kozlarını paylaştığı maçta, ortaya konan mücadeleden çok, hakemlere söylenenler, saha içindeki (buna kenar yönetimler de dahil) tartışmalar ve sözler damgasını vurdu.
Hakemlerin yaptığı hataların üstüne
bu kadar çok gidilmesi, hatta hakarete varan sözler sarf edilmesi haklı olsalar
bile açıkçası hiç kimseye yakışmadı. Hoşgörü sınırlarını aşan davranışlar
seyreden birçok kişiyi üzdü. Hele bir eğitimci olan ve sahada mücadele eden,
tribünlerde maçı izleyen birçok kişinin yıllarca öğretmenliğini yapan Abdullah Paşaoğlu’ nun yapılan hakem
hatalarına bu kadar çok tepki göstermesi hoş bir görüntü oluşturmadı.
Neyse bunları bir kenara bırakalım
ve maça geçelim.
Az sayıda bir seyirci grubunun
izlediği maçta heyecan hep vardı ama set sayılarının çok yakın olmasına karşın
kalite yine yoktu. Bunun en büyük nedeni iki takımında çok servis kaçırması,
manşet ve hücum hatalarının çok oluşu ve blokların azlığıydı. Halk Bankası’ nda sakatlığı geçen pasör Krnic yer alırken, Fenerbahçe’ nin
Arjantinli köşe oyuncusu Porello, zaman zaman oyuna birkaç pozisyon girdi.
Ankara takımımın kadrosu çok iyi ve
geniş. Yedekte bekleyenlerden ( Mehmet Yılmaz, Sinan, Semih, İhsan,
Vadims) bir
takım yapıp sahaya sürseler lige renk katan bir ekip olur.
Buna karşın Sarı-Lacivertlilerin
kadrosu daha dar. Arjantinli pasörü çok fazla
beğenmedim. Öncelikle oyuncu tercihleri yanlış. Özellikle
maça çok iyi giren ve aldığı topların çoğunu öldüren Barış’ ı bile çoğunlukla
unuttu. En iyi tarafı kötü çıkan manşetleri topu az da olsa dinlendirip
düzeltebiliyor. Öne geldiğinde yani ikili hücum turlarında Fenerbahçe hep
sıkıntılar yaşadı. (Özellikle Hakan 2, Camilo 3, Barış 4 ve bir tur sonra Camilo 2,
Barış 3 ve Burak 4, pozisyonlarında sıkıntılar arttı. Aslında Ankara ekibi de Krnic 2, Stefanov 3, Ömer 4
turunda hep zorlandı) Ayrıca blokları da yüksek değil. Bu nedenle Halk Bankası genelde O’ nun bölgesinden atak yapmaya çalıştı. Pasör
çaprazı Arjantinli, iyi oyuncu. Takıma da katkısı fazla.
İlk setin başlarında Halk Bankası 2
sayılık bir üstünlük yakaladı ve bunu 7-
İkinci sete Ankara ekibi iyi başladı:
1-3. 2-6, Fener arayı kapattı: 5-6 ve ilk teknik molaya 8-7 ikinciye 16-14 girdi. Halk, Camilo’ nun önde olmasını iyi
değerlendirdi ve önce yakaladı sonra da 16-18 öne
geçti. Bu kez ev sahibi eşitledi: 19-19. 22-
3. sete bu kez iyi başlayan
Fenerbahçe oldu: 4-1, 7-4. Devam etmedi: 7-7. Sonra
8-8 ve bir hamle 11-8. Halk bırakmadı: 11-11. Bu sayıdan büyük bir çekişme
başladı. Sarı-Lacivertliler 23-
4. sette Halk kaçtı, Fener kovaladı
ve 10-
Ankara ekibi cevap verdi: 12-13. Santiago vurdu ve öldürdü. Ancak sevinç gösterisine
ve yaptığı harekete hakem Cihat Fırıncıoğlu sarı kart
gösterdi. Ve kıyamet koptu. İtirazlar, tribünlerden hakeme sarf edilen hoş
olmayan sözler, Paşaoğlu’ nun
tepkileri ve bağırarak söylediği cümleler....
Oyun 13-
Bu sonuçla Ankara takımı maçı 1-3 kazanırken, Sarı-Lacivertliler 5. maçında yenilgi ile
tanışmış oldu.
Diğer karşılaşmalarda ise favoriler
kazanmayı bildiler.
Pazar günü Burhan Felek deki 4 maçlık maratonun
ilk mücadelesinde şampiyonluk yarışının favorisi Güneş Sigorta, zirve hesapları
yaparak sezona başlayan Emlak TOKİ’ yi misafir etti.
Daha önceden de yazdığım gibi her
geçen gün üstüne koyan ve takım olma yolunda önemli ve sağlam adımlar atan Güneş,
akıllı ve iyi bir oyunla sonuca gitti. Yani Güneş iyi kadrosunun hakkını oyuna
yansıtmaya başladı. Eğer taşlar yerine oturtulursa iki kişi ile manşetten
vazgeçilirse, Aysun’ un sadece
Setlere geçmeden önce maçın
geneliyle ilgili birkaç cümle yazayım.
Öncelikle iki takımda maçın
kilidinin iyi servisten geçtiğini bildikleri için rakibi çok zorlayan taktik
servisler attılar. Güneş’ in iki kişilik manşet karşılama sistemini bir hayli
zorlayan Emlak, 3 kişi ile servis karşılamasına karşın rakibinden daha çok hata
yapınca bu avantajını kullanamadı.
Güneş’ in servislerdeki hedefi,
öncelikle sakatlığı yeni geçen Melis di. Uzun zamandır oynamamanın getirdiği
tutukluk ve rakibin üstüne yıktığı servisin yarattığı tedirginlik bu oyuncunun
hatalar yapmasına yol açtı. Ayrıca buna Ayşe’ nin de
zaten çok iyi olmayan manşeti ve hataları eklenince tüm yük Teneva
ve İzolda’ nın üstüne
bindi. İzolda iyi bir gününde olmasına ve iyi manşet
getirmesine karşın bu kez Nilay’ ın beklenenden uzak
pas dağıtımı İstanbul Takımının yüksek bloklarının geçilmez bir hale gelmesine
yol açtı.
Bu arada paslar yüzünden ne İnessa, ne de Oxana iş yapabildi.
Beşiktaş maçından sonra bu takımda pasör olarak Nihal’
in oynaması daha iyi olur diye yazmıştım. Herhalde Doğanyüz
bana kızmış olmalı ki tepkisini Nilay ile oynayarak gösterdi. Ama eğer öyle
düşündüyse hem kendine, hem takıma , hem de Nihal’ e
yazık etti. Bu maçın kasetini bir daha
izlerse ne demek istediğimi daha iyi anlayacaktır.
Emlak’ ın
servislerdeki hedefi ise, Necla’ ya eşlik eden ikinci oyuncuydu. Bunu zaman zaman çok iyi başardılar. Servisleri Necla’ nın yanına gelen Mayboroda ve Samsonova’ nın üstüne yıktılar.
Böylece önce Mayboroda’ yı
yok ettiler. Güneş baktı ki işler kötü gidiyor, bu kez Tatyana-Necla
değişikliğinden vazgeçerek, Mayboroda’ yı Necla ile değiştirdiler. Emlak bu kez Tatyana’ ya yöneldi. Hem Samsonova’
nın, hem de Tatyana’ nın servisler karşısında bocalaması iyi bir oyun ortaya
koymamalarına karşın 3. set dışında Ankara takımının maça ortak olmasını
sağladı. Bu arada 3. seti de 14-25 gibi açık bir
farkla kazanmalarına yol açtı.
İki takımın pasörlerinin
önde olduğu pozisyonlar hücumlarda hep sıkıntı yarattı. Hele Nilay’ ın önde olduğunda atakların büyük bölümünü Güneş, O’ nun bulunduğu yerden, yani
Elif öne geldiğinde ise Emlak O’ nun blok zaafını iyi değerlendirdi. Hatta Teneva’ yı
Oyuna Emlak iyi başladı. Melis’ in
hedefi bulan etkili servisleri, Güneş’ in hücumdaki sıkıntısı derken bir anda 0-5 oldu. Ardından da ilk teknik molaya 2-8
girildi. Ankara ekibinin üstünlüğü sürdü: 4-11, 7-12,
8-15, 10-16. Ancak manşet sorununu azaltan ve ataklardan sayı bulmaya başlayan
Güneş toparlandı: 15-16. Emlak tekrar yüklendi: 16-19. İnessa’
nın kaçan servisi: 17-19. Ardından atılan servisi
birde parmakla karşılamaya kalkınca 18-19. Başkent takımı yakalanmasına karşın
mücadeleyi bırakmadı ve tekrar 22-24 öne geçmeyi başardı. Samsonova’
nın
Gitti gözüyle bakılan seti
kazanmanın moraliyle Güneş çok güzel oynamaya başladı. Hataları azalttı ve
adeta rakibinin üstüne çöktü: 8-5, 14-8, 16-11, 20-13
ve 25-16.
3. sette ilk teknik molaya 6-8 Emlak önde girdi. Teneva’nın Samsonova’ yı sıkıştıran
servisleri, Mayboroda 2, Elif 3, Tatyana
4 pozisyonunun hücumda tıkanmasıyla 6-11 oldu.
Bu fark Güneş’ i oyundan düşürüp,
hataları artırırken, Ankara ekibi daha da yüklendi: 8- 13, 9-
4. set başa baş başladı. Ne var ki
Emlak’ ın kaçırdığı servisler (6-
Bu arada İstanbul takımımın
sıkıntılı turu gelmişti. Yani Elif 5, Mayboroda 4,
Neslihan 3, Aysun 2. Bu posizyonda
4 oyuncu da 4 civarında toplanıyorlar. Manşeti Samsonava
ve Tatyana’ nın yerine
Necla alıyor. Ayşe servisi attı, kötü manşet, arkalarda kalan topu Samsonava içeri atmak istedi ama file: 22-19.
Servis Samsonava’ ya O’ nun
manşeti filenin içine, Elif topa hakim olamadı ve faul: 22-20. Ayşe’ nin servisi yine iyi, Güneş’ den bir hata daha: 22-21. Ama
Sigorta bir daha hata yapmadı. Önce topu çevirdi, sonra da seti 25-21, maçı da 3-1 bitirdi.
İzmir’ den yaralı dönen Eczacıbaşı,
SSK engelini 3-
Aslında Özlem’ in oynamadığı ev
sahibi iyi bir gününde değildi ama rakip hiç değildi.
Ankara ekibi gücü oranında mücadele
vermeye çalışıyor ama çok da hata yapıyor. Servise karşı
manşet sorunu büyük. Yeni bir Kolombiyalı oyuncu alıyorlar, belki o
zaman özellikle de manşet (mutlaka 3 kişi ile servis
karşılamalılar, yoksa yeni transferde bu soruna çözüm olmaz) ve hücumdaki sıkıntılarını aşabilirler. Çünkü Elisangela
çok yalnız kalıyor ve bütün yük O’ nun üstüne
biniyor. Ayrıca çok da servis kaçırıyorlar.
Eczacıbaşı’ nın
servisleri ise etkili. Rakibi hataya zorluyor. Hücumda Mesude
ile
İlk set 25-17,
ikinci set 25-20 bitti.
3. sette SSK toparlanırken,
Eczacıbaşı’ nda hatalar başladı. Bunun sonucunda da
bir ara SSK 9-11 öne de geçti. Toparlanan ev sahibi
ikinci teknik molaya 16-13 önde girdi. Sonra 18-13 oldu. Ya daha sonra? Yine hatalar başladı, bu arada
maçın başından beri İstanbul takımına kök söktüren Elisangela
tekrar ortaya çıktı: 21-21. Ankara ekibinin pasörü Tayisiya’ nın servisleri, manşet
hatası, blok derken 21-23 oldu. Bu oyuncu 3. servisi kaçırdı: 22-23. Eczacı’nın attığı servise
kötü manşet, SSK’ lı oyuncular topu
ancak içeri atabildiler,
Mavi-Beyazlılar bu avantajı kullanamadılar: 22-24. Ama
yine de SSK’ ya seti vermediler: 25-27.
Güç dengeleri farklı olan iki
takımın mücadelesini doğal olarak favori ekip kazandı.
Siyah-Beyazlılar tüm maç boyunca
oyunun kontrolünü ellerinde tutmayı başardılar ve 25-18,
25-13, 25-19 setlerle karşılaşmadan 3-0 galip ayrıldılar.
Şişli gücü oranında mücadele
ediyor. En büyük sıkıntısı birçok takımda olduğu gibi servise
karşı manşetleri. Bu arada hücumda da top öldürmekte zorlanıyorlar.
Şişli’ nin
en çok hoşuma giden tarafı, renkli ve reklamı çok
formaları. Birçok takım formasına reklam bulamazken,
Şişli hepsine fark atıyor. Belki reklâmlardan fazla bir rakam elde edemiyorlar
ama bir çaba gösterdikleri ve bunun da karşılığını aldıkları bir gerçek.
Formalarını ve eşofmanlarını Molten’ den reklam karşılığı
almışlar. Ayrıca forma ve taytlarında Kom, Dük Kravatları, Galata Taşımacılık,
Çağdaş Factoring ve Ser Optik Silüet
reklamları var. Şişli umarım diğer kulüplere de örnek
olur. Bu arada Eczacıbaşı’ nı da unutmamalıyım.
Onların formasında da (kendi kuruluşlarını yansıtsa da) reklamlar var.
Darısı diğer kulüplerin başına
diyerek, yazımı noktalayayım.
Sevgiyle ve de hoşça kalın.
A L E V A N A K Ö K