GÜZEL MAÇLAR
Geçtiğimiz hafta benim
bilgisayarımdaki ve sitemizde yaşanan sorunlar nedeniyle sizlerle gecikmeli buluşabilmiştik.
Sorunu çözdüğümüzü düşünüyordum ama değişen bir şey olmadı. Bu haftada
gecikmeli olarak birlikte oluyoruz. Umarım bu son olur.
Siteyle ilgili konu açılmışken
sizlerle bazı sorunları paylaşmak istiyorum. Öğünmek gibi olmasın ama ülkemizin
en iyi ve en çok girilen voleybol sitesi bu. Bunu sizlerde biliyorsunuz. Ancak
bu bazı şeyleri aşmaya yetmiyor. Bu site iki kişinin özel çabalarıyla ayakta
duruyor. Suat Carlı ve
Ne var ki bu durumlarını kimseye
açamıyorlar. Kendilerini rahatlatacak birkaç reklam için yakın dostlarına
çıtlatmışlar ama “Bakarız” dan fazla bir yanıt alamamışlar. Sonunda bu konuyu ben gündeme
getirmek gereğini duydum. Yani sizlerden bu konuda Suat ve Cem’e yardımcı
olmanızı istiyorum. Bu siteye yazı yazan ve destek veren ben dâhil hiçbirimizin
bir beklentisi yok. Ancak onların yaşamak için desteğe ihtiyaçları var.
Her gün birçok voleybol dostu
arkadaşımız bu siteye giriyor. Bilgi alıyor, haberleri okuyor, “Forum Köşesi”nde düşüncelerini dile getiriyor. Yani bu site Onlar’ın kadar
bizlerinde oluyor. O halde şimdi bana biraz kulak verin.
Hepinizin yakınları, tanıdıkları
var. Bunların içinde iş sahibi, şirket yöneticisi veya reklâm konusunda etkin
olanlar mutlaka vardır. Şimdi, sizleri, yakınlarınıza bu siteye karınca
kararınca, küçük de olsa, reklam vermek için ikna etmeye çağırıyorum.
Yapacağınız her girişim bu sitenin daha iyi olmasını, daha uzun yaşamasını
sağlayacak. Bu iki voleybol dostunun yıllardır süren güzel çabalarına
göstereceğiniz duyarlılık için şimdiden teşekkür ederim.
CUMARTESİ ANKARA DA
OLMAK VARDI
Biliyorsunuz Melike Demirağ, yurt
dışındaki sürgün günlerinde ülkesine özellikle de İstanbul’a özlemini “Şimdi İstanbul da olmak vardı,
anasını satayım” diye başlayan çok güzel
bir şarkısı vardı. İşte ben de bu hafta Demirağ’a özendim ve yazımın bu
bölümünün ara başlığını “Cumartesi
günü Ankara da olmak vardı” diye
koydum.
Gerçekten de Cumartesi günü Selim
Sırrı da olmayı çok isterdim. 3 güzel erkek maçını keyifle seyretmek, notlar
almak ve o gün mücadele edenlerin yaşadığı heyecanı paylaşmayı arzu ederdim.
Ayrıca o gün salonda bulunan ve bu karşılaşmayı izleyen herkesi kıskandığımı da
itiraf etmeliyim.
Gerçekten de Ankaralı voleybol severler
birbirinden güzel 3 maçı izledikleri için çok şanslılar. Zaten bu sezon
Başkentliler, diğer kentlere oranla, (Buna İstanbul da dâhil) voleybolun güzelliklerini daha çok yaşıyorlar. Eskiden biz
İstanbullular bu konuda mutluyduk ama şimdi Ankaralılar bizi geride bıraktılar.
Eskiler ne demişler, “Bu işler parayla değil sırayla.”
Selim Sırrı daki karşılaşmaları
izleyemediğim, fazla bilgi alamadığım için yorum yapamayacağım. Aslında biraz
da Uğur’un arkadaşlarıyla yaptığı yazışmalara güvenmiştim ama O da bu hafta her
halde vakti yoktu çok kısa bir özetle geçiştirmiş. Bu da bizim şansızlığımız
oldu. (Belki de yazılarından izinsiz alıntı yapıyorum diye
bana kızmış olabilir. Haklı da. Ama ne yapayım Ankara ki müsabakalardan başka
türlü de haber alamıyorum ki) Keşke “Forum” sayfamıza maçları
izleyenler notlar düşse de bu birbirinden güzel, heyecanı yüksek 3
karşılaşmadan bilgi edinebilsek.
SSK’NIN AZİZLİĞİ
Bu sezon ikinci devreden itibaren
Finli pasör ile lige renk katan, ancak son 3 hafta aldığı sonuçlarla bizi
şaşırtan SSK, yine azizliğini yaptı ve Halk Bankası’nı Ankara da yenerek ilk 4
için büyük bir adım atan Arkas Saint Joseph’i 3-2 yendi. Bu sonuçla SSK
durgunluğuna son verdi ama İzmir ekibinin yoluna da taş koymuş oldu.
POLİS RAHATLADI
Ankara da günün ikinci maçında
Polis Akademisi, Fenerbahçe’yi 3-0 gibi net bir skorla yenerek ilk 4 yolunda
kocaman bir adım attı. Gerçi bu ekibin Ziraat, Beşiktaş ve Halk Bankası maçları
var ama bu galibiyet onları bence Final Grubu’na taşıdı.
Mücadeleden yenik ayrılan Fenerbahçe
ise, işini mucizelere ve diğer takımların yapacakları çok büyük hatalara
bıraktı. Yazık oldu. Çünkü Sarı-Lacivertli takımın 4’lü Final Grubu’nda olması
demek, hem seyirci, hem de medyanın
ilgisi açısından önemliydi. Fenerbahçe böylece bu sezon yaptığı hataların
bedelini gerek Top Teams Kupası’ndan elenerek, gerekse ligdeki bu çıkmaz yola
girerek görmüş oldu.
ERDEMİR DE YENİLGİYLE
TANIŞTI
Ankara da günün bir diğer önemli
mücadelesinde ise, Halk Bankası, ligin yenilgisiz lideri Erdemirspor’u 3-2 mağlup
etti. Bu sonuçla Ereğli ekibi ilk kez yenilgiyle tanışmış oldu. Aslında bu
skorun ben Erdemir için daha hayırlı olduğunu düşünüyorum. Çünkü yenilmezlik
oyuncuları strese sokuyordu. En azından
bu sorundan kurtuldular. 4’lü Finale de artık bunun rahatlığıyla
girecekler.
Bu arada Başkent ekibi Halk Bankası
da bu galibiyet ile büyük bir moral buldu. Ayrıca büyük hata yapmazlarsa ligi
ikinci bitirmeyi de hemen hemen garantilediler.
ARÇELİK-BURSA EMNİYET
Günün İstanbul daki ilk
karşılaşmasında Arçelik, Bursa Emniyet’e 1-3 yenilerek bizleri şaşırttı. Güzel
bir maç oldu. Yabancısız ve genç oyuncular ağırlıklı iki ekibin mücadelesi
sırasında özellikle gözlerimiz gençlerin üzerindeydi. Sahada en çok Arçelik den
libero Hasan ve Bursa dan Serhat’ı beğendim. Tabii ki Emniyet’in iki
tecrübelisi pasör Ufuk ve Mehmet’i de yabana atmamak gerekiyor. Genç oyunculara
tecrübeleriyle hem katkı, hem de destek veriyorlar.
2. set dışında (25-13) genelde hep
başa baş bir mücadele oldu. Set sayıları da (23-25, 23-25, 25-27) bunu açıkça ortaya koyuyor. Sadece 4. setin sayı gelişimi farklıydı.
Sete iyi başlayan Arçelik 4-1 öne geçti. Bursa yakaladı: 4-4. Sonra Arçelik
tekrar üstünlük sağladı: 8-5, 10-7 ve bir ara da 15-9 öne geçti. İkinci teknik
molaya 16-12 girdi. 19-16’dan sonra toparlanan Emniyet, üst üste 3 sayı alarak
19-19 da rakibini yakaladı. Bu sayıdan sonra ev sahibi hep bir adım öne geçti,
Bursa yakaladı ve bu gidiş 24-24’e kadar sürdü. Sonunda Emniyet Volkan’ın 2’den
avuta vurduğu topla 24-25 öne geçmeyi başardı. Pasör Arslan’ın vurduğu 2.
toptan kazanılan sayı 25-25 eşitliği getirse de Bursa ekibi seti 25-27 maçı da
1-3 kazanan taraf oldu.
Bu karşılaşmada Arçelik den Volkan
30 sayı ile en skorer oyuncu olurken, Orhan takımına 22, Murat ise 13 sayı
kazandırdı. Emniyet de Mehmet 20, Serhat 13, Hakan 12 sayı ile oynadı.
Bu maçta en çok Arçelik liberosu
Hasan’ı beğendiğimi söylemiştim. İstatistikleri elime alınca yanılmadığımı
gördüm. 38 kez servise karşı manşet alan Hasan, hiç hata yapmadı, yüzdesi 97.
Exc: ise % 89. Takımı 1-3 yenilmesine karşın ne kadar güzel bir yüzde değil mi?
Ayrıca Murat 30 manşet aldı, hatası yok, yüzdesi 90. Exc: % 57. Orhan ise 11
kez topla buluştu, hata yapmadı, yüzdesi 91. Exc: % 55. 96 hücum yapan Arçelik,
67 sayı üretti, yüzdesi 70. Peki bu kadar iyi manşet getiren ve % 70 gibi bir
atak yüzdesi yakalayan bir takım nasıl yenildi? Diye soracaksınız. Tabii ki
kaçan servisin fazlalığı (16) ve bloktaki başarısızlık dan (6 sayı). Bu da
gösteriyor ki sizi sonuca götürecek voleybolun temel hareketlerinden birini
veya ikisini eksik yaparsanız diğerleri iyi olsa da sonuca ulaşmanız zor olur.
(Bu karşılaşmanın ve
daha sonra oynanan Galatasaray-Beşiktaş mücadelesinin istatistiklerini bana
veren Arda Yolaç’a her zaman olduğu gibi bir kez daha teşekkür ederim. İyi ki
varsın Arda).
Yeri gelmişken bu istatistik
konuları için sizlerden şikâyetçiyim. Biliyorsunuz federasyonun kararıyla her
takımın maçlarda istatistik tutma zorunluluğu var. Ancak ne yazık ki Eczacıbaşı
ve Arçelik dışındaki kulüplerden istatistik alamıyorum. Hâlbuki çok güzel bir
karşılaşmanın da, özellikle de güçleri birbirlerine yakın takımların
mücadelelerinden çıkan bilgileri de buraya aktarmak ve sizlerle paylaşmak
istiyorum. Ama ne yazık ki bu konuda yardım ve destek görmüyorum. Kaldı ki
vereceğiniz bilgiler burada yayınlanacağı için en azından takımımıza daha çok
yer vermiş olacağım. Umarım bu konuda bir kez daha düşünürsünüz.
GALATASARAY-BEŞİKTAŞ
Halkbank Erkekler 1. Voleybol
Ligi’nin orta sıralarında yer alan iki ezeli rakibin kozlarını paylaştığı maçta
Galatasaray, Beşiktaş’ı 3-1 yendi ve ilk devredeki 3-2 mağlubiyetin rövanşını
aldı.
Karşılaşmanın ilk setinde heyecanı
yüksek ve güzel bir mücadele vardı. 15-16 girilen ikinci teknik molaya kadar
karşılıklı sayılar vardı. Ancak rakibine oranla daha iyi hücum etmeye başlayan
Siyah-Beyazlılar seti 22-25 koparmayı başardılar.
İkinci sete Beşiktaş daha iyi
başladı ve 4-7 de öne geçti. Galatasaray çabuk toparlandı ve üst üste aldığı 4
sayı ile ilk teknik molaya 8-7 önde girdi. Sonra büyük bir çekişme başladı.
Karşılıklı sayılar, güzel hareketler, oyuncuların hırsı hiç bitmedi. Sarı-Kırmızılılar
rakiplerinin attıkları servisler karşısında topu oyuna sokmakta zorlansalar da
mücadeleden kopmamayı başardılar ve bunun sonucunda da seti 28-26 kazandılar.
3. sette 6-6 dan sonra öne geçmeye
başaran Galatasaray’ın hücumdaki başarısı, Beşiktaş’ın yakalama çabalarını boşa
çıkarınca 25-20 ile skoru 2-1 e taşıdılar.
4. sette servise yüklenen ve bunun
semeresini de Siyah-Beyazlıların manşetini bozarak alan Galatasaray sonuca
zorlanmadan gitti ve 25-17 (3-1, 5-2, 8-3, 10-4, 13-5, 16-8, 19-10, 22-14) ile sete ve maçı noktayı koydu.
İSTATİSTİKLER:
Arda Yolaç’ın tuttuğu ve bana
verdiği bu karşılaşmanın istatistiklerini sizlere vermek istiyorum.
Galatasaray: 99 servis attılar, 15 hata yaptılar, 10 sayı aldılar. Servise karşı
topla 74 kez buluştular, 6 direkt hataları var, yüzdeleri 86. Exc: % 58. 76
hücumdan 57 sayı kazandılar, yüzdeleri 75. 6 blokları var.
Beşiktaş: 87 servis kullandılar 13 hata yaptılar, 3 sayı alabildiler. Servise
karşı 83 manşet aldılar, 10 hata
yaptılar, yüzdeleri 84. Exc: % 28. 81 ataktan 54 sayı kazandılar, yüzdeleri 67.
Bloktan 6 sayı aldılar.
Karşılaşmanın en skoreri 28 sayı
ile Erkan oldu. 31 ataktan, 31 sayı üretti, yüzdesi 81. O’nu takımına 19 sayı
kazanan Timothy izledi. 25 hücum, 16 sayı, yüzdesi 64.
İSTANBUL VE ÇARŞAMBA
Şimdi 3 gün geriye dönelim ve
Çarşamba günü Bayanlar Ligi’nde alınan ilginç sonuçlara bir göz atalım. Ankara
daki karşılaşmalarında favoriler net skorlarla kazanırlarken, Dicle
Üniversitesi evinde Yeşilyurt’u 3-2 yendi. Türk Telekom, Gaziantep de Şahinbey
Belediyesi’nden 5. sette sıyrılırken, İstanbul da da Karşıyaka, Emlak
Bankası’ndan maçı 5 sette kopardı.
Ancak bu güzel 5 setlik maça,
oyuncuların yaptıkları mücadeleden çok, iki takımımın antrenörlerinin
davranışları damgasını vurdu. Tüm karşılaşma boyunca hakemleri etki altına
almak için çaba harcayan Tayfun ve Ertan’ın, özellikle birbirlerine karşı
tavırları hiç hoş değildi. İki iyi arkadaşın bir maçta bu kadar gerilmeleri ve
dostluklarını bozacak hareketler yapmalarının affedilecek hiçbir tarafı yok.
Eğer onlar böylesine formaliteden öteye bir önemi olmayan bir karşılaşmada bile
birbirlerine bu şekilde yaklaşıyorlarsa, gelecek sezondaki kritik maçları
düşünmek bile istemiyorum. Allah’tan onların bu tavırlarına ne tribünlerden, ne
de sporculardan her hangi bir tepki gelmedi de işin boyutu büyümedi.
Aslında ben bu olayda iki antrenör
arkadaşım kadar, hakemleri de suçlu buluyorum. Onların bu tatsız atışmalarının
ve sataşmalarının başladığı anlarda müdahale edebilselerdi, sadece sarı kartla
yetinmeselerdi işler asla bu noktalara gelmezdi.
Böylesine tatsız ve gerginliklerin
yaşandığı bir maçı ise yazmanın, yorumlamanın bir anlamı olduğunu da
düşünmüyorum. Sadece sonucu hatırlatayım: Emlak Bankası: 2-Karşıyaka: 3.
PAZAR VE İSTANBUL
Günün ikinci karşılaşmasında
Gaziantep Şahinbey Belediyesi, ikinci set dışında zorlanmadan Şişli’yi 3-0 (16-25, 23-25, 16-25) yendi. Nisa’nın iyi pas dağıttığı maçta
Gülcan ve Vasis arkadaşlarına oranla daha iyi bir görüntü verdiler. Şişli ise
beklenen oyunundan çok uzakta kalınca yenilmekten de kurtulamadı.
FENERBAHÇE-DİCLE
ÜNİVERSİTESİ
Günün bir diğer mücadelesinde konuk
ekip Dicle Üniversitesi, Fenerbahçe’yi 5 setlik bir mücadele sonunda 3-2
yenmeyi başardı.
Aslında karşılaşma öncesi benim
tahminim Sarı-Lacivertli takımın rakibini yeneceği yolundaydı. Ama Dicle benim
gibi herkesi yanıltan bir mücadele ortaya koydu ve Violet, Anya, libero Ebru
üçlüsünün iyi oyunuyla güzel bir galibiyet aldı. Fenerbahçe de ise oyuncular
hata yapmakta birbirleriyle adeta yarıştılar. Sadece ayakta kalan Serra oldu.
Maça asıldı, ataklarıyla sayılar üretti, bloklar yaptı ama biraz Yanitsa’nın,
biraz da Didem’in yardımları kazanmak için yeterli olmadı. Bu arada Jesus’un
iyi bir gününde olmayan pasör Ceren’i ve Tülin’i neden bu kadar içerde
tuttuğunu da pek anlayamadım. Hâlbuki Didem Kavak girdiğinde çok daha başarılı
bir grafik çizdi.
GÜNEŞ GEÇ AÇILDI
Haftanın İstanbul daki son maçında
Beşiktaş ile Güneş Sigorta kozlarını paylaştı. Akatlar Spor Salonu’nda konser
olması nedeniyle Burhan Felek de oynanan maçın ilk 3 seti gerçekten güzel ve
seviyeliydi. Ancak 3. sette yorulan, temposunu kaybeden ve çok hata yapmaya
başlayan Siyah-Beyazlılar, toparlanan ve tecrübeli oyuncularıyla kontrolü eline
geçirmeyi başaran Güneş’e 2-3 yenilmekten kurtulamadılar.
Oysa Beşiktaş oyuna çok istekli
başlamıştı. İyi servis atıp, blok yapan ve hücumlardan da sayı üretmeyi başaran
Siyah-Beyazlılar bunun semeresini de seti 25-22 alarak görmüştü.
İkinci sete bu kez iyi başlayan
Güneş Sigorta oldu: 1-4. Beşiktaş 5-5 de rakibini yakalasa da Güneş yine
üstünlüğünü kabul ettirdi: 7-11, 9-12, 10-14, 13-16. Ne var ki Sigorta’nın
sıkıntılı pozisyonunu yani Elif 4- Mayboroda 3- Neslihan 2 turunda, İrina’nın
etkili servisleri, dönen toplar da Deniz’in Mayboroda’nın üstünden kazandırdığı
sayılar Siyah-Beyazlıları 17-16 öne geçirdi. Ama İrina Güneş’in imdadına
yetişti ve servisi dışarı attı: 17-17.
Ancak arada ki farkın kapanmasıyla moral bulan Beşiktaşlı oyuncular son
sayılarda daha becerikli olmayı başardılar ve seti yine 25-22 aldılar.
3. sete Siyah-Beyazlılar 3-1 önde
başladılar. Güneş çabuk toparlandı: 3-3. Bu arada ilk iki set Neslihan’ı unutan
Elif, bu güçlü silahı sonunda hatırladı ve topları O’na atmaya başladı. Böyle
olunca da Neslihan devreye girdi. (İlk iki set 5 + 4
sayı üreten bu oyuncu, bu set takımına 12 sayı kazandırdı. İki hafta önce
Güneş- Eczacıbaşı karşılaşmasını yorumlarken “Neslihan ve Elif de bir
kıpırdanma var. Elif, zaman zaman yanlış tercihler yapsa da, Aysun’u az
kullansa da, yine de iyi bir görüntü verdi. Ayrıca Neslihan’a çok top atması da
ayrı bir (+) puandı. Neslihan’ın bir an önce kendini bulması için maçlarda çok
top alması gerekiyor. Yani O’nun çabuk düzelmesinin tek ilacı Elif.” Diye
yazmıştım, gerçektende öyle olduğu bu set ile birlikte net bir şekilde ortaya
çıktı) Taibi ki bu Sigorta’nın işini kolaylaştırdı.
Rakibini durdurmayı başaramayan Beşiktaş oyundan düşmeye başladı. Bir de
atakları rakip bloklarda kalınca setin gidişi belli oldu: 6-8, 7-10, 10-14,
11-16, 13-19, 15-21 ve 21-25.
4. sette Tatyana’nın servisleri,
Arzu’nun orta oyuncuları kullanmakta ki ısrarı, bloklar ve dönen topları
Neslihan’ın sayı dönüştürmesiyle bir anda Güneş 1-9 öne geçti. Sonrası kolay
oldu. Güneş Siyah-Beyazlıları kıpırdatmadan seti 13-25 aldı.
2-0 dan maçı 2-2 taşımanın morali,
tecrübeli oyuncuların çokluğu, Neslihan’ın eski günlere geri döndüğünü gösteren
atakları (Bu sette 15 sayının 5’i O’nun) karşısında Beşiktaş’ın yapacak fazla bir şeyi kalmadı ve seti 9-15
alan Güneş Sigorta maçı da 2-3 kazanan taraf oldu.
Hafta sonu Tenerife de oynanan
TRT’nin de sürpriz yaparak yayınladığı Bayanlar Şampiyonlar Ligi 4’lü
Finali’nde biliyorsunuz Bergamo, Novara’yı yenerek birinci oldu. Bu hafta ise
erkekler finali Selanik de oynanacak. İki hafta önce Yunanistan da, Pire de
oynanan erkekler Top Teams Kupası’nda finali yöneten hakemimiz
2 NOT
Bu hafta voleybol camiamız iki
üzüntüyü birlikte yaşadı. Beşiktaş Erkek Voleybol Takımı Sorumlusu Aziz
Kalaoğlu ağabeyi’ni ve Türk Telekom’un başarılı pasörü Pelin de babasını
kaybetti. İkisine de başsağlığı diliyorum.
İkinci notum da voleybol dostu
Hamide’ye. Uyarın için teşekkür ederim. Chieri’yi çok yakından takip etmediğim
için sorduğum İtalyan gazeteci beni yanıltmış.
Bir yazının daha sonuna geldik.
Haftaya tekrar birlikte olmak dileğiyle hoşça kalın.
A
L E V
A N A
K Ö K