HALKBANK VOLEYBOL LİGİ

 

Geçtiğimiz haftadan itibaren adı “Türkiye” olan voleybol liglerimiz, artık “Halkbank Voleybol Ligi” olarak yazılacak, söylenecek. Yani bundan böyle bizim de liglerimizin bir sponsoru var. İyi mi oldu? Bana göre tabii ki iyi oldu. Güçlü takımıyla her zaman ligimize renk katan, Avrupa Kupaları’nda başarılı olan Halk Bankası, bu güzel branşımıza bundan böyle iki kat destek verecek. Umarım diğer banka ve şirket takımlarımıza bu güzel bir örnek olur ve onlar da başka şekillerde voleybolumuza verdikleri hizmeti ikiye katlarlar.

Voleybolumuzun bu Halkbank ile olan birlikteliği bu arada çeşitli söylentileri ve dedikoduları da birlikte getirdi.

En çok tartışılan iki konu var. İlki; Bu birliktelik, yarıda kalan Beşiktaş-Halk Bankası maçının tekrar kararı alınmasında etkili oldu mu? Olmadı mı?

İkincisi; Bu birliktelik, Halk Bankası’na nasıl dönecek?

İlk soruya ben de cevap vermekte zorlanıyorum. Ama ikinci soruyu kabul etmiyorum. Böyle düşünenleri de açıkçası hoş karşılamıyorum.

Değerli dostlar, yukarı da da yazdığım gibi, Halk Bankası’nın voleybolumuza verdiği desteğini ikiye katlamasını art niyetli davranıp başka yerlere çekmeyelim. Bu güzel girişimin arkasında başka şeyler aramak yerine, hep birlikte diğer kulüpler tarafından örnek alınması için çaba gösterelim. Çünkü voleybolumuzun daha iyi yerlere tırmanabilmesi için herkesin elini taşın altına sokması gerekiyor. Bu nedenle lütfen bir takım dedikodulara kulaklarınızı tıkayın, iyi girişimleri de destekleyin.

 

BEKLENEN SONUÇLAR

 

Bu hafta erkeklerde ve bayanlar da İstanbul, iki önemli karşılaşmaya ev sahipliği yaptı. Cumartesi günü yenilgisiz lider Erdemirspor, Fenerbahçe’nin konuğu oldu. Pazar günü ise bayanlarda voleybolun iki önemli firması, ezeli rakipleri Vakıfbank Güneş Sigorta ile Eczacıbaşı kozlarını paylaştı.

Bana göre bu iki karşılaşmanın sonuçları da beklediğim gibi oldu. Yani favori olanlar kazanmayı bildiler. Ancak Erdemir-Fenerbahçe maçının keyfini ne yazık ki Pazar günkü Güneş Sigorta-Eczacıbaşı mücadelesinde yaşayamadık. Ulusal Takım oyuncularının büyük bir çoğunluğunun yer aldığı, bu maç tam anlamıyla “Dağ fare doğurdu” diye nitelenebilir. Bu kadar hatanın yapıldığı, bu kadar dengesiz bir oyun gerçekten büyük bir hayal kırıklığıydı. Hele bu hafta sonu İtalya da Top Teams Kupası 4’lü Finali oynayacak Eczacıbaşı’nın dağınıklığı beni çok şaşırttı. Hâlbuki bu karşılaşma onlar için kendilerini deneme açısından son bir sınavdı. Hepimizin beklentisi de Mavi-Beyazlıların her yönü ile bu önemli turnuvaya hazır bir takım görüntüsü vermeleriydi. Ama bu düşüncemizin çok ötesinde bir oyun ortaya koydular. Kim bilir, belki de, oyuncular hafta sonundaki 4’lü Final’in esiri olmuşlardı. Onun için kafalarını bir türlü toparlayamadılar. Umarım bu iyimser bir yorum değildir.

Fenerbahçe-Erdemir mücadelesini daha sonraya bırakarak önce bu maçla ile görüşlerimi sizlerle paylaşayım.

İyi bir mücadele olmadı. İki ekip de iyi oynamadı. Güneş de son haftalardaki düşüş sürüyor. Ancak yine de taktik olarak Güneş, Eczacıbaşı’na oranla daha iyiydi.  En azından oyuncular hata yapsalar da daha önceden verilenleri uygulamaya çalıştılar. Eczacıbaşı’nda ise işler hiç iyi gitmedi. Oyuncularda büyük bir dağınıklık vardı. Bir türlü de toparlanamadılar. En büyük özellikleri olan servisleri etkisiz (Hiç sayı alamadılar), blokları ise hemen hemen yok gibiydi (4 sette 4 sayı). Bu arada iyi de hücum yapamayınca (99 atak, 39 sayı) doğal olarak da bu sonuç ortaya çıkıverdi.

Bu arada Brezilyalı antrenörün de oyuncular gibi gününde olmadığını düşünüyorum. Böylesine deneyimli bir voleybol adamının işler iyi gitmediği bölümlerde oyunun ritmini değiştirecek hamleleri yapmamasını yadırgadım. Sadece iki genç oyuncu değişikliği ile krizi aşmaya çalıştı. Hâlbuki ondan önce, pozisyon değişikliklerine gidebilir, Bahar’ı 3 yerine, her zaman başlattığı 1’e döndürebilirdi, oyuncuların yerleriyle oynayabilir yani çaprazları değiştirebilir, Mira-Mesude, Özlem-Gökçen gibi, ayrıca rakibin Mesude’yi kilitlemek için yaptığı planı bozabilecek hamleleri yapabilirdi.  Ve de servislerde hedef olarak seçtikleri Samsonova ve Tanya’nın  bu plana cevap vermediklerini çabuk görüp, servislerin yönünü değiştirebilirdi. Planları içinde en olumlu düşüncesi, Çinli Aiuha’nın, Mayboroda’nın 4 de olduğu pozisyonda fazla top almasını sağlayarak kolay sayılar üretmeleriydi. Aslında alınan setin ve kazanılan sayıların çoğu bu düşüncenin ürünüydü. Bu sayede hücumda başarılı bir performans çizen Çinli, servise karşı manşette de iyi bir görüntü verdi. Ama Buzavev 4. sete Ebru ile başlayarak Eczacıbaşı’nın bu aktif yönünü de frenlemeyi bildi.

Aslında Güneş Sigorta da maçı kazanmasına karşın iyi bir görünüm vermedi. Oyuncular yorgun ve isteksizdiler. Üstelik de hataları da az değildi. Ama sahada bir Samsonova vardı ki aldı maçı gitti. Servise karşı çok iyi manşet getirdi, iyi hücum yaptı ve özellikle son setteki üst üste bloklarıyla sahanın yıldızı oldu. Bu arada takımın istikrar abidesi Aysun’u da unutmamak gerekir.  Yine iyi oynadı. Az top almasına karşın büyük bir çoğunluğunu sayıya dönüştürdü. Bu arada Neslihan ve Elif de de bir kıpırdanma var. Elif, zaman zaman yanlış tercihler yapsa da, Aysun’u az kullansa da, yine de iyi bir görüntü verdi. Ayrıca Neslihan’a çok top atması da ayrı bir (+) puandı. Neslihan’ın bir an önce kendini bulması için maçlarda çok top alması gerekiyor. Yani O’nun çabuk düzelmesinin tek ilacı Elif.

 

SETLER

 

Maçı TRT 3 yayınladığı için birçoğunuz izlemişsinizdir. Onun için setleri fazla detaylamayacağım. İlk setin ilk teknik molasına Güneş 8-6 girdi ve daha sonra da arayı açmayı bildi. Önce 11-7 yaptı, sonra 16-11, 18-12 ve farkı büyüterek 7 sayıya çıkardı: 21-14. Seti de 25-18 aldı.

 

İkinci sette roller değişti. Mesude toparlandı, Çinli 2 den 1’e ve 6’ya yaptığı atakların çoğunu sayıya dönüştürünce oyunun kontrolü 4-4 den sonra Mavi-Beyazlılara geçti: 5-8. İlk setteki hatalarla dolu Eczacıbaşı’nın görünümünü bu kez Güneş sahaya yansıttı. Böyle olunca da Eczacıbaşı arayı açtı: 7-12, 11-16, 13-19. Buzayev’in 15-22 deki geç kalmış molası da (Ayni yanlışı ilk sette Motta da set koptuktan sonra yapmıştı. Notlarımda tam olarak bulamadım ama 21 civarında molaya girmişti) işe yaramadı ve seti alan Mavi-Beyazlılar 1-1 eşitliği yakaladılar.

 

3. sette 3-3 den sonra oyuna yine ev sahibi ağırlığını koymayı başardı: 6-3, 8-3, 11-4, 13-6, 15-8. Eczacıbaşı bir ara etkili servislerle toparlanır gibi olduysa da bu üst üste gelen 3 sayı (15-11) fazla bir şey ifade etmedi. Topu öldürüp ikinci teknik molaya 16-11 giren Güneş Sigorta tekrar arayı açtı: 18-12, 20-12 ve 25-13.

 

Son sette oyunun kontrolü tamamen Vakıf’ın elindeydi. Servisler, özellikle Samsonova’nın blokları, atakları setin ve maçın da kaderini çizdi: 4-1, 6-2, 8-4, 10-6, 16-7, 20-19 ve 25-13.

Setler arasındaki sayı farkları sanırım maçın kalitesini ortaya koyuyor.

 

İSTATİSTİKLER:

 

Güneş Sigorta: 

93 servis attılar 14 hataları var, 3 sayı kazandılar. 62 kez servise karşı manşet aldılar, 2 direkt hata yaptılar, yüzdeleri 65. Exc: % 60. 100 ataktan 49 sayı ürettiler, yüzdeleri 49. Bloktan 12 sayıları var.

Eczacıbaşı:

68 servis attılar, 6 kez hata yaptılar. Sayıları YOK. Servise karşı 79 manşet aldılar, 7 direkt hata yaptılar, yüzdeleri 75. Exc: % 48. 99 kez hücum ettiler, 39 sayı kazanabildiler, yüzdeleri 39. 4 blok sayıları var.

 

OYUNCULAR:

 

Güneş Sigorta:

 

Samsonova:

14 servis, 2 hata, 1 sayı. 24 manşet, yüzdesi 83. Exc: % 79 (Çok iyi bir yüzde), 29 atak, 17 sayı, yüzdesi 59. 5 blok.

 

Tatyana:

26 servis, 1 hata, sayı yok. 12 manşet, 1 hata, yüzdesi 58. Exc: % 50. 7 hücum, 1 sayı, yüzdesi 14. 2 blok.

 

Aysun:

17 servis, 3 hata, sayı yok. 12 hücum, 10 sayı, yüzdesi 83. 2 blok.

 

Elif:

13 servis, 3 hata, sayı yok. Atak ve blok yok.

 

Mayboroda:

7 servis, 2 hata, sayı yok. 10 manşet, 1 hata, yüzdesi 60. Exc: % 50. 15 hücum, 4 sayı, yüzdesi 27. 2 blok.

 

Neslihan:

12 servis, 3 hata, 2 sayı. 36 atak, 17 sayı, yüzdesi 47. Blok yok.

 

Ebru:

6 manşet, hata yok, yüzdesi 33. Exc: % 33. Hücum ve blok yok.

 

Necla:

9 manşet, hata yok, yüzdesi 44. Exc: % 44.

 

Eczacıbaşı:

 

Bahar:

12 servis, hata da sayı da yok. 4 atak, 2 sayı, yüzdesi 50. Blok yok.

 

Özlem:

11 servis, 1 hata, sayı yok. 10 hücum, 3 sayı, yüzdesi 30. 1 blok.

 

Gökçen:

15 servis, 4 hata, sayı yok. 8 atak, 4 sayı, yüzdesi 50. 2 blok.

 

Aihua:

10 servis, hata da, sayı da yok. 15 manşet, hata yok, yüzdesi 87. ExC: % 60. 26

Hücum, 12 sayı, yüzdesi 46. 1 blok.

 

Mesude:

5 servis, hata ve sayı yok. 21 hücum, 6 sayı, yüzdesi 29. Blok yok.

 

Mira:

11 servis, 1 hata, sayı yok. 30 manşet, 2 hata, yüzdesi 73. Exc: % 43. 17 atak, 9 sayı, yüzdesi 53. Blok yok.

 

Neriman:

3 servis, hata ve sayı yok. 12 hücum 3 sayı, yüzdesi 25. Blok yok.

 

Merve:

1 servis, hata ve sayı yok. 7 manşet, 2 hata, yüzdesi 57. Exc: % 43. 1 atak, sayı yok.

 

Gülden:

26 manşet, 3 direk hata, yüzdesi 73. Exc: % 46.

 

ECZACIBAŞI, TOP TEAMS 4’LÜ FİNALİNİ BU HAFTA OYNUYOR

 

Eczacıbaşı’n dan söz açılmışken devam edelim. Biliyorsunuz Avrupa Kupaları’nda ayakta kalan tek takımımız Mavi-Beyazlılar oldu. Şimdi ekibimiz Cumartesi-Pazar günleri Top Teams Kupası 4’lü Finali’nde ilk maçını yerel saatle 15.30 da İtalyan Pallovolo Chieri ile oynayacak. Saat 18.30 da ise Eburon Tongeren (Belçika)-Bayer 04 Leverkusen (Almanya) karşı karşıya gelecekler. Bir gün sonra ise, mağluplar üçüncülük, dördüncülük mücadelesi yaparken, ilk günün galipleri finalde kozlarını paylaşacaklar. Rai 3 Cumartesi günkü bizim maçı ve finali canlı olarak yayınlayacak.

Takımımızın ilk maçını ev sahibi Pallavolo ile oynaması tabii ki büyük bir şansızlık. 12 galibiyet, 8 yenilgi alan ve 34 puan toplayan Chieri şu anda ligde 4. sırada. İtalyan takımının kadrosunda bilindiği gibi Amerikalı Danielle Scott ve Tom Logan’ın yanı sıra, Brezilyalı Dias, yakından tanıdığımız Bulgar Zetova ile Marinova var. Yani güçlü bir ekip. Üstelik de Eczacıbaşı, Vakıfbank Güneş Sigorta karşısında iyi oynamadı. Tüm bunlar birleşince şansımızın az olduğu gerçeği ortaya çıkıyor. Ancak siz de biliyorsunuz ki bu tür maçların havası bir başka oluyor. Ayrıca kupanın favorisi Chieri, ligdeki son maçında İtalya Ligi’ nin son sırasında yer alan Grissin Bon Reggio Emilia dan 3-2’lik bir skorla zor sıyrıldı. Onun için “Acaba?” umudunu taşımaktan da kendimi alamıyorum. Takımımıza iyi şanslar diliyorum.

 

KADİR İLBEYLİ PİRE DE DÜDÜK ÇALACAK

 

Hazır söz Avrupa Kupaları’ndan açılmışken devam edelim;

Bayanlar Top Teams Kupası Torino da oynanırken, erkeklerde Pire de kozlarını paylaşacaklar. Fenerbahçe ve Ziraat Bankası’nı kupa dışına iten Ducla Liberec ile Olympiakos ilk gün karşılaşacaklar. Diğer maçta ise iki Hollanda takımı Ortec Nesselande Rotterdam ile Omniword Almere oynayacaklar.

Erkekler Top Teams de takımımız yok ama en azından Uluslararası hakemimiz Kadir İlbeyli Pire de düdük çalarak ülkemizi temsil edecek. O’na başarılar diliyorum ve hakem şansının yanında olmasını temenni ediyorum.

 

CEV KUPALARI SAHİPLERİNİ BULDU

 

Bu arada bayanlarda ve erkeklerde CEV Kupası 4’lü Final maçları hafta sonu oynandı. İtalyan Perugia, Rus Balakova’yı 3-0 yenerek mutlu sona ulaştı. Biliyorsunuz eğer Telekom finale çıkabilseydi belki de Rus ekibinin yerinde biz olacaktık. Üçüncülüğü Senica’yı 3-1 yenen Schiavo Jesi kazandı.

Erkekler de ise, Halkbank’ı eleyen Lube Macerata, İspanyol Son Amar Mallorca’yı 3-2 yenerek kupayı kaldırdı. Üçüncülük karşılaşmasında ise Fransız Tourcoing Lille-Somec Padova’yı 3-0  (İtalya) mağlup etti.

 

İLGİNÇ İKİ SONUÇ

 

Madem tersten, yani Pazar maçlarından başladık devam edelim; Günün iki ilginç sonucu vardı. İlkinde, geçen haftanın flaş ekibi Telekom’un, genç oyuncuların çoğunlukta olduğu İller Bankası’ndan 5. sette sıyrılmasıydı. İkincisi ise, Fenerbahçe’nin Yeşilyurt’u hem de sahasında 3-0 gibi net bir skorla yenmesiydi. Bu arada karşılaşmanın ikinci setinde Bahar kötü bir sakatlık geçirmiş ve oyunu terk etmiş. Reşat, sakatlığın ciddi olduğunu söyledi. Bahar’a geçmiş olsun diyorum.

 

ERDEMİR’İN YENİLMEZLİĞİ SÜRÜYOR

 

Haftanın bir önemli maçı da Cumartesi günü İstanbul da oynandı. Şu ana kadar yenilgi yüzü görmeyen Erdemirspor, sıkıntılı günler yaşayan Fenerbahçe’ye konuk oldu.

Hafta içinde Fenerbahçe de bir görev değişikliği yapıldı. Abdullah Paşaoğlu tüm takımların başına teknik sorumlu olarak getirildi. O’ndan boşalan görevi de bayan takımı çalıştırıcısı Jesus Savigne yüklendi. Sarı-Lacivertli takım, böylece lider Erdemir ile oynayacağı  çok önemli bu maça Kübalı antrenör ile hazırlandı. 4’lü Final Grubu yolundaki bu zorlu karşılaşmaya Savigne, Rıdvan’ın yerine libero Nuri’yi smaçör olarak sürdü. O’nun görevini de Kerem yüklendi. Erdemir ise, Emre’nin yerine Ali Yılmaz ile başladı.

Oyunun genelinde iki takım da servise çok yüklendi. Gerçi atılan smaç servislerin hep hedeflenen kişilere gitmesi sevindiriciydi ama bu arada çok da kaçtı. Hele ilk set kaçan servisler oyunun temposunu da, kalitesini de yok etti. (Sayılar 9-10’a geldiğinde Erdemir 5, Fenerbahçe 2 servis kaçırmıştı. Set 20-25 bittiğinde Ereğli ekibinin kaçan servisi 7, Sarı-Lacivertlilerin ise 5 di. Yani toplam 12 servis. Ayrıca bu 5 setlik karşılaşmada Erdemir’in 25 servis kaçırdığını da ekleyeyim. Bu arada Erdemirli dostlar bu karşılaşmanın istatistiklerini bana mail ile yollayacaktı ama her halde bir sorun oldu ki elime ulaşmadı. Aslında alabilseydim eminim ki iki takımın oyuncuları açısından da ilginç verileri sizlere iletme şansım olacaktı).

 

İlk setin başlarında heyecan vardı ve 6-6’ya kadar başa baş gelindi. Bu arada Donald’ın, vatandaşları Gadner ve Billings’i çok kullanması, bu oyuncularında atılan topları kolay sayıya dönüştürmesi, Erdemir’in 6-8 önde girdiği ilk teknik moladan sonra kontrolü eline geçirmesine yol açtı. Gerçi kaçan servisler sıkıntı yaratıyordu ama Yasin-Ali Yılmaz ikilisinin Arjantinli Santiago’yu kilitleyen blokları sorunun büyümesini engelledi ve Ereğli ekibi 9-12 den sonra da arayı açtı: 11-16, 12-19. Bu arada Fenerbahçe, defanstan çıkan topları Barış ile sayıya dönüştürmeyi başarınca aradaki fark biraz azaldı: 16-20. Ama Ereğli ekibinin bu avantajı kaybetmeye hiç niyeti yoktu: 20-25.

 

İkinci sete de iyi başlayan Erdemir oldu. Etkili servisler, bloklardan seken topların defanstan oyuna kolay girmesi ve hücumdan gelen sayılarla ilk teknik molaya 5-8 girildi. Sonra 7-11 oldu. Ancak Sarı-Lacivertliler Burak’ın etkili servisleriyle Erdemir’in manşetini bozmayı başardı. Böyle olunca da bu kez Fenerbahçe bloklardan seken topları atağa çabuk soktu: 12-12. sonra 19-19’a kadar başa baş, keyifli ve voleybol adına güzel hareketlerin yaşandığı bir mücadele ortaya çıktı. Billings’in öldürdüğü topla Erdemir öne geçti:19-20.  Ali’nin servisi, Joelson’un avuta giden atağı: 19-21. Ali’nin ikinci servisi, Uğur’un kötü pasını Barış ancak iki eliyle içeri atabildi, Ereğli takımı fırsatı kaçırmadı: 19-22. Ali’den yine iyi bir servis ve direkt sayı: 19-23. Böyle olunca da set 22-25 Erdemir’in oldu.

 

3. sete bu kez iyi başlayan Fenerbahçe oldu. Etkili servis atarak, rakibin manşetini zorlarken, Donald’ın çok pas attığı Billings’i file üstünde durdurmayı başardılar. Bu arada Gadner de alçak pas alması nedeniyle topları sayıya dönüştüremeyince ilk teknik molaya 8-5 girildi. Ereğli ekibi silkindi ve 9-9 da eşitliği yakaladı ama bu hatalardan kurtuldukları anlamını taşımıyordu. Böyle olunca da Sarı-Lacivertliler tekrar kontrolü ellerine geçirdiler: 14-11, 16-12, 18-13, 21-16 ve 25-21.

 

4. sette 3-3 den sonra Barış’ın üst üste ataklarından gelen sayılarla Fener, 6-3, 8-5 öne geçti. Erdemir toparlandı. Rakibini yakaladığı gibi bir sayılık bir avantaj elde etti: 8-9. Bu kez öne geçme sırası Barış’ın sürüklediği Sarı-Lacivertli takımdaydı: 11-9. 14-12’ye kadar süren bu iki sayılık farkı, ev sahibi takım büyütmeye başladı: 16-12, 18-13, 19-14. Ne var ki Erdemir’in de kolay teslim olmaya hiç niyeti yoktu. Bu kez de ABD’li oyuncu Billings ortaya çıktı. Önce 2’den öldürdü: 19-15. Fenerbahçe, Erdemirli Barış’ın servisini sayıya dönüştüremedi, Billings yine 2 den vurdu: 19-16. Barış’ın ikinci servisi, Dariusz önde üçlü hücum olmasına karşın belki de en son tercih etmesi gereken 6’daki Nuri’ye topu attı ve bu hücum filede kaldı: 19-17. Barış’ın etkili servisi bu kez libero Kerem’den direkt sayı: 19-18. Barış dan bir servis daha, Santiago 4 den vurdu, bloktan sekti, çıkan top ve yine Billings: 19-19. Sonunda Barış takımını krizden çıkardı: 20-19. Ancak sayıyı bulan Barış, servisi dışarı attı: 20-20. Setin bir başka yıldızı olan ABD’li Billings O’na cevap verdi: 21-20. Burak’ın servisi etkili, Gadner’den kötü manşet, Santiago içeri kaçan bu topa vurdu, manşeti kötü alan Amerikalı dan bu kez güzel bir defans, çıkan top ölmedi, son noktayı  Hakan koydu: 22-20. Burak’ın ikinci servisi de çok etkili, Gadner den yine kötü bir manşet ve içeri zorlukla atılan topu bu kez Nuri sayıya dönüştürdü: 23-20. Burak’ın servisi, file üstüne çıkan manşeti Donald almak isterken fileye değdi: 24-20. Burak’ın kaçan servisi: 24-21. Emre’nin dışarı giden servisiyle set 25-21 Fenerbahçe’nin oldu.

 

5. setin başlarında önce Erdemir sayı aldı, Fenerbahçe eşitledi ve bu karşılıklı sayılar 4-5’e kadar devam etti. Emre, libero Kerem’den servisleriyle üst  üste takımına iki direkt sayı kazandırdı: 4-7.  Jesus molaya girdi. Ancak bu Emre’nin etkili servislerinin hızını kesmedi. Bu kez Nuri’nin 3 metre üstüne çıkan manşeti, adresi belli top ve Barış’a Erdemir’in bloğu: 4-8. Saha değişimi yapıldıktan sonra Kübalı antrenörden bir mola daha. Bu da Emre’yi durduramadı. Yine iyi bir servis, top oyunda kaldı, Burak vurdu, çıktı, Gadner’in plasesi: 4-9.

Artık bir turda verilen 5 sayı nedeniyle Fenerbahçe için yapacak bir şey kalmamıştı. Öyle de oldu ve sonunda seti 10-15 alan Erdemirspor, 101 dakika süren mücadeleden 2-3 galip ayrılan taraf idi. Bu sonuçla Ereğli ekibi 28. maçını da galibiyetle kapatırken, Sarı-Lacivertliler bir puan almalarına karşın 4’lü Final Grubu yolunda şanslarını diğer maçlara bırakırken 6. sıraya indiler.

 

Bu maçla ilgili küçük bir istatistik vereyim. Maçın en skorer ismi 23 sayı ile Erdemir den ABD’li Billings oldu. O’nu 18 sayıyla vatandaşı Gadner izledi. Ereğli ekibinde Yasin 10, Barış 10, Ali Yılmaz 8 sayı takımına kazandırdı.

Fenerbahçe’nin en skoreri 17 sayı ile Arjantinli Santiago olurken, O’nu 12 sayı ile Barış izledi. Bu arada Nuri 10, Hakan 9, Burak 7 sayı ile oynadı.

 

ÇARŞAMBA 3 GÜZEL MAÇ VAR

 

Çarşamba günü üst sıraları ilgilendiren iki sıkı maç var. Ankara da saat 15.00 de Halk Bankası, İzmir ekibi Arkas Saint Joseph’i misafir edecek. Saat 19.00 da ise bu kez yenilgisiz Lider’in konuğu Ziraat Bankası. İstanbul da ise iki ezeli rakibin yani Galatasaray ile Fenerbahçe’nin saat 17.00 de mücadelesi var.

 

BİR MAİL VE BİR ÖNERİ

 

Son zamanlarda bilgisayarımda sık sık sorunlar yaşıyorum. Bana yollanan bazı mailleri açamıyorum. Bu nedenle soru soran dostlarıma cevap vermemde zorlaşıyor. Bu sıkıntıyı kısa bir zaman içinde çözebileceğimizi düşünüyorum.

Bu arada İzmir den gelen bir mail de (İsmi bende saklı) genç arkadaşımız, Üniversite Ulusal Takımı’nın seçimlerinde yıllardır bir adam kollama olduğunu yazıyor ve fikrimi soruyor. Bu konu için bir yorum yapmam zor. Çünkü hangi oyuncuların üniversitelerde okuduğunu bilmiyorum. Ancak oyuncu seçiminde göz önünde olan sporcuların yani Halkbank 1. Voleybol Ligi’nde mücadele eden ekiplerde forma giyenlerin tercih edildiğini sanıyorum.

Bu arada Erkani Keyman dan gelen maili buraya alıyorum. O’nun da ligimizle ilgili ilginç bir sistem önerisi var. Bakalım siz ne diyeceksiniz?

Ayrıca daha sonra da bizim mail grubundan bir yazıyı kullanacağım. Sizler artık onları tanıyorsunuz. Bu kez SSK-Anadolu Voleybol İhtisas ve İller-Telekom maçlarıyla ilgili Murat’ın notları ve düşünceleri var.             

 

Sayın, Alev Anakök
geçen cuma günü, TRT 3 deki, Tele Smaç programındaki konuklar, bayan takımlarının, Ankara'dan TOKİ ve TELEKOM, İstanbul'dan VAKIF ve ECZACIBAŞI temsilcileri idi. Söyleşi sırasında konu Sayın Hüsnü Can'ın önerdiği yeni lig statüsü'ne geldi. Temsilcilerin hepsi zaten 18 takımla bile yorucu olan ligin, daha da yorucu olacağı konusunda birleştiler. Haklıdırlar, Avrupa kupaları ve ligi birlikte yürütmek zorlaşacak. Ancak öte yandan Sayın Hüsnü Can'ın takım sayısındaki artış önerisini, voleybolu yaygınlaştırmak arzusundan kaynaklandığını da biliyor ve o görüşe de katılıyorum. Anlaşılan ileriki günlerde, kulüpler ve federasyon bir ara yol bulmak için toplantılar yapacaklar. Sizin, voleybol camiasındaki saygın kişiliğinizi bildiğimden, bu konudaki naçizane bir önerimi size iletmek ve fikrinizi almak istiyorum. Önerim şu: 20 takımdan kurulacak lig ilk olarak 5 (sayı değişebilir) maçlık bir preliminary sürçeten geçerler. Bu ilk aşamanın formatı için satranç müsabakalarındaki İsviçre sistemi düşünülebilir. Bu sistem şöyledir (belki siz de biliyorsunuz): 20 takım ikişer ikişer eşleşerek (kura veya daha farklı bir yöntemle) ilk maçlarını yaparlar. İkinci maçlar için galipler bir torbaya, mağluplar diğer bir torbaya girerler ve her torba içindekiler kendi aralarında eşleşirler. Aynı metot, kalan üç maç için de tekrarlanır. Beş maç sonunda, 20 takım puan, set ve sayı averajlarına göre sıralanır. İlk 10 takım play-off grubunu diğer 10 takım klasman grubunu oluşturur. Sonraki süreç ise Sayın Hüsnü Can'ın önerdiğinin aynısıdır. Play-off'a kadar her takım toplam 23 maç yapar. Şu andaki sistemde 18 takımın her biri Play-off'a kadar 34 maç yapıyor. Sayın Hüsnü Can'ın önerdiği sistemde ise her takım 38 maç yapacak. Satrançtaki İsviçre sistemi için istatistikçiler iki güçlü ya da iki zayıf rakibin tesadüfen tüm maçlarda eşleşme ihtimalinin çok küçük olduğunu ispat etmişler. Dolayısıyla bu sistem son derece adil gözüküyor. Bu konuda sizin fikrinizi almak istedim... İyi günler ve çalışmalar dilerim.
Erkani Keyman
Bir voleybol sever..

 

Sevgili dostum. Benim görüşümü biliyorsun. Daha önceki yazılarımdan birinde ligin sürekli 20 takımla oynanması gerektiğini savundum. Nedenlerini açıkladım ve bir sistem önerdim. 


selam arkadaşlar

 

Ssk-ihtisas: yazacak bir şey yok! yalnız bişey söyleyim ssk paulanın yerine daha iyi bir yabancı alırsa 2-3 sıra daha yükselir.

 

iller-telekom: maç tek kelimeyle süperdi. çekişme mücadele uzun ralliler gerilen sinirler (kiminki? az sonra :)) maçın yıldızı iller bankasının %70'i olan seda idi (nazar değmesin). iller belli ki bu maça çok iyi hazırlanmış. seda'da belki tatyanaya hoş geldin sürprizi yapmak için bu kadar hırslıydı (yanlış hatırlamıyorsam 2-3 top çıkardı defansta). telekomsa nasıl olsa tatianamiz var bize bişey olmaz diyip forumdaki vatandaşların gazına gelmiş bir şekilde dağıldı :)) illerin manşeti yine problemli ve istikrar yok. Ama telekomun istikrarlı servis atamaması bu sorunu örttü. seda'dan sonra en iyi oyuncu gizem idi. Defans ve blokları çok iyiydi. Telekomda ise manşet çok kötüydü (4.setti galiba iller ilk teknik molaya 8-1 girdi, o 1 sayıda güldenizdi galiba dışarı çıkan topu içeri alınca geldi). gizem ve germanova kötü günündeydi. eda 1.setten sonra yedeğe çekildi yerine hücumsuz burcu girdi. aydogan hoca maçı bizler gibi seyretti.

mola alamadı ve burcu haricinde oyuncu değiştirmedi. hücum yükü tatiananın üzerindeydi. tamam manşet sebebiyle paslar çok iyi değildi ama zaten yıldız oyuncu kötü topa iyi vuran oyuncu değilmidir? Neyse.

evet büyük yıldızımız evropanın en iyi takımıi bergamo da yedek soyunan yıldızımız tatyana ablamız. blok ve defans zayif. hadi P.C, bunlar olmasın ama sayı alabilme kapasitesi ve hata oranı bunları kapatacak ölçüde iyi değil. o etkili servisleri de inişli çıkışlı.

bergamo gibi 1. sınıf takımlarda neden oynayamayacağını bir kez daha görmüş oldum(k). vgs maçını seyretmediğim için yazamamıştım ama tatiana sağ olsun fazla bekletmedi beni :)) ablamız 5.setin sonlarında birkaç topu bloğa takılınca iyice sinirlendi gerildi falan toplara tabiri caizse iyice abanmaya başladı.

 

bağlayalım kötü bir oyuncumu değil hatta şu anki tr ligine ve diğer yabancılara bakarak çok iyi bile denebilir. ha bide barbara ile karşılaştırılmıştı valla ayıp olur barbara bariz 2 gömlek üstün derim. kapatıyorum küçük ve orta ölçekli takımların büyük oyuncusu.

 

Yukarda telekom kötüydü demeye getirdim e nasıl oldu da kazandı.

valla iller her zamanki gibi birçok basit hata yaptı. Ne diyelim genç takım olur diyoruz. Hele ki son set 14-14 servis Telekom da avantaj illerde. Daha topla oynayamadan 30 sn' de iki sayı ve telekom galip. O kadar mücadele et sonra pat yenil. Ha üzüldüm mü evet çünkü Telekom işini çok zora soktu.

 

Hafta sonu yurt dışında olacağım. Bu nedenle yazımda gecikme olacak. Şimdiden bilgilerinize sunarım. Hoşça kalın.

 

 

A  L   E   V     A   N   A   K   Ö   K