Geçtiğimiz haftadan itibaren adı
“Türkiye” olan voleybol liglerimiz, artık “Halkbank
Voleybol Ligi” olarak yazılacak, söylenecek. Yani bundan böyle bizim de
liglerimizin bir sponsoru var. İyi mi oldu? Bana göre
tabii ki iyi oldu. Güçlü takımıyla her zaman ligimize renk katan, Avrupa
Kupaları’nda başarılı olan Halk Bankası, bu güzel branşımıza
bundan böyle iki kat destek verecek. Umarım diğer banka ve şirket takımlarımıza
bu güzel bir örnek olur ve onlar da başka şekillerde voleybolumuza verdikleri
hizmeti ikiye katlarlar.
Voleybolumuzun bu Halkbank ile olan birlikteliği bu arada çeşitli
söylentileri ve dedikoduları da birlikte getirdi.
En çok tartışılan iki konu var.
İlki; Bu birliktelik, yarıda kalan Beşiktaş-Halk Bankası maçının tekrar kararı
alınmasında etkili oldu mu? Olmadı mı?
İkincisi; Bu birliktelik, Halk
Bankası’na nasıl dönecek?
İlk soruya ben de cevap vermekte
zorlanıyorum. Ama ikinci soruyu kabul etmiyorum. Böyle düşünenleri de açıkçası
hoş karşılamıyorum.
Değerli dostlar, yukarı da da yazdığım gibi, Halk Bankası’nın voleybolumuza verdiği
desteğini ikiye katlamasını art niyetli davranıp başka yerlere çekmeyelim. Bu
güzel girişimin arkasında başka şeyler aramak yerine, hep birlikte diğer
kulüpler tarafından örnek alınması için çaba gösterelim. Çünkü voleybolumuzun
daha iyi yerlere tırmanabilmesi için herkesin elini taşın altına sokması
gerekiyor. Bu nedenle lütfen bir takım dedikodulara kulaklarınızı tıkayın, iyi
girişimleri de destekleyin.
Bu hafta erkeklerde ve bayanlar da
İstanbul, iki önemli karşılaşmaya ev sahipliği yaptı. Cumartesi günü yenilgisiz
lider Erdemirspor, Fenerbahçe’nin konuğu oldu. Pazar
günü ise bayanlarda voleybolun iki önemli firması, ezeli rakipleri Vakıfbank
Güneş Sigorta ile Eczacıbaşı kozlarını paylaştı.
Bana göre bu iki karşılaşmanın
sonuçları da beklediğim gibi oldu. Yani favori olanlar kazanmayı bildiler.
Ancak Erdemir-Fenerbahçe maçının keyfini ne yazık ki
Pazar günkü Güneş Sigorta-Eczacıbaşı mücadelesinde yaşayamadık. Ulusal Takım
oyuncularının büyük bir çoğunluğunun yer aldığı, bu maç tam anlamıyla “Dağ fare doğurdu” diye nitelenebilir. Bu kadar hatanın
yapıldığı, bu kadar dengesiz bir oyun gerçekten büyük bir hayal kırıklığıydı.
Hele bu hafta sonu İtalya da Top Teams Kupası 4’lü
Finali oynayacak Eczacıbaşı’nın dağınıklığı beni çok şaşırttı. Hâlbuki bu
karşılaşma onlar için kendilerini deneme açısından son bir sınavdı. Hepimizin
beklentisi de Mavi-Beyazlıların her yönü ile bu önemli turnuvaya hazır bir
takım görüntüsü vermeleriydi. Ama bu düşüncemizin çok ötesinde bir oyun ortaya
koydular. Kim bilir, belki de, oyuncular hafta sonundaki 4’lü Final’in esiri
olmuşlardı. Onun için kafalarını bir türlü toparlayamadılar. Umarım bu iyimser
bir yorum değildir.
Fenerbahçe-Erdemir
mücadelesini daha sonraya bırakarak önce bu maçla ile görüşlerimi sizlerle
paylaşayım.
İyi bir mücadele olmadı. İki ekip
de iyi oynamadı. Güneş de son haftalardaki düşüş sürüyor. Ancak yine de taktik
olarak Güneş, Eczacıbaşı’na oranla daha iyiydi.
En azından oyuncular hata yapsalar da daha önceden verilenleri
uygulamaya çalıştılar. Eczacıbaşı’nda ise işler hiç iyi gitmedi. Oyuncularda
büyük bir dağınıklık vardı. Bir türlü de toparlanamadılar. En büyük özellikleri
olan servisleri etkisiz (Hiç sayı alamadılar), blokları ise hemen hemen yok gibiydi (4 sette 4 sayı). Bu arada iyi de hücum yapamayınca (99 atak, 39 sayı) doğal olarak da bu sonuç ortaya
çıkıverdi.
Bu arada Brezilyalı antrenörün de oyuncular gibi gününde olmadığını düşünüyorum.
Böylesine deneyimli bir voleybol adamının işler iyi gitmediği bölümlerde oyunun
ritmini değiştirecek hamleleri yapmamasını yadırgadım. Sadece iki genç oyuncu
değişikliği ile krizi aşmaya çalıştı. Hâlbuki ondan önce, pozisyon
değişikliklerine gidebilir, Bahar’ı 3 yerine, her zaman başlattığı 1’e
döndürebilirdi, oyuncuların yerleriyle oynayabilir yani çaprazları
değiştirebilir, Mira-Mesude, Özlem-Gökçen gibi,
ayrıca rakibin Mesude’yi kilitlemek için yaptığı
planı bozabilecek hamleleri yapabilirdi.
Ve de servislerde hedef olarak seçtikleri Samsonova
ve Tanya’nın bu plana cevap
vermediklerini çabuk görüp, servislerin yönünü değiştirebilirdi. Planları
içinde en olumlu düşüncesi, Çinli Aiuha’nın, Mayboroda’nın 4 de olduğu pozisyonda fazla top almasını
sağlayarak kolay sayılar üretmeleriydi. Aslında alınan setin ve kazanılan
sayıların çoğu bu düşüncenin ürünüydü. Bu sayede hücumda başarılı bir
performans çizen Çinli, servise karşı manşette de iyi bir görüntü verdi. Ama Buzavev 4. sete Ebru ile başlayarak Eczacıbaşı’nın bu aktif
yönünü de frenlemeyi bildi.
Aslında Güneş Sigorta da maçı
kazanmasına karşın iyi bir görünüm vermedi. Oyuncular yorgun ve isteksizdiler.
Üstelik de hataları da az değildi. Ama sahada bir Samsonova vardı ki aldı maçı
gitti. Servise karşı çok iyi manşet getirdi, iyi hücum yaptı ve özellikle son
setteki üst üste bloklarıyla sahanın yıldızı oldu. Bu arada takımın istikrar
abidesi Aysun’u da unutmamak gerekir. Yine iyi oynadı. Az top almasına karşın büyük
bir çoğunluğunu sayıya dönüştürdü. Bu arada Neslihan ve Elif de de bir kıpırdanma var. Elif, zaman zaman
yanlış tercihler yapsa da, Aysun’u az kullansa da,
yine de iyi bir görüntü verdi. Ayrıca Neslihan’a çok top atması da ayrı bir (+)
puandı. Neslihan’ın bir an önce kendini bulması için maçlarda çok top alması
gerekiyor. Yani O’nun çabuk düzelmesinin tek ilacı Elif.
Maçı TRT 3 yayınladığı için birçoğunuz
izlemişsinizdir. Onun için setleri fazla detaylamayacağım. İlk setin ilk teknik
molasına Güneş 8-6 girdi ve daha sonra da arayı açmayı
bildi. Önce 11-7 yaptı, sonra 16-11, 18-12 ve farkı
büyüterek 7 sayıya çıkardı: 21-14. Seti de 25-18 aldı.
İkinci sette roller değişti. Mesude toparlandı, Çinli 2 den 1’e ve 6’ya yaptığı
atakların çoğunu sayıya dönüştürünce oyunun kontrolü 4-4
den sonra Mavi-Beyazlılara geçti: 5-8. İlk setteki hatalarla dolu
Eczacıbaşı’nın görünümünü bu kez Güneş sahaya yansıttı. Böyle olunca da
Eczacıbaşı arayı açtı: 7-12, 11-16, 13-19. Buzayev’in 15-22 deki geç kalmış molası da (Ayni yanlışı ilk sette Motta da set
koptuktan sonra yapmıştı. Notlarımda tam olarak bulamadım ama 21 civarında
molaya girmişti) işe yaramadı ve seti alan Mavi-Beyazlılar
1-1 eşitliği yakaladılar.
3. sette 3-3
den sonra oyuna yine ev sahibi ağırlığını koymayı başardı: 6-3, 8-3, 11-4,
13-6, 15-8. Eczacıbaşı bir ara etkili servislerle toparlanır gibi olduysa da bu
üst üste gelen 3 sayı (15-11) fazla bir şey ifade etmedi. Topu öldürüp ikinci
teknik molaya 16-11 giren Güneş Sigorta tekrar arayı
açtı: 18-12, 20-12 ve 25-13.
Son sette oyunun kontrolü tamamen
Vakıf’ın elindeydi. Servisler, özellikle Samsonova’nın
blokları, atakları setin ve maçın da kaderini çizdi: 4-1,
6-2, 8-4, 10-6, 16-7, 20-19 ve 25-13.
Setler arasındaki sayı farkları
sanırım maçın kalitesini ortaya koyuyor.
İSTATİSTİKLER:
Güneş Sigorta:
93 servis attılar 14 hataları var,
3 sayı kazandılar. 62 kez servise karşı manşet aldılar, 2 direkt hata yaptılar,
yüzdeleri 65. Exc: % 60. 100 ataktan 49 sayı
ürettiler, yüzdeleri 49. Bloktan 12 sayıları var.
Eczacıbaşı:
68 servis attılar, 6 kez hata
yaptılar. Sayıları YOK. Servise
karşı 79 manşet aldılar, 7 direkt hata yaptılar, yüzdeleri 75. Exc: % 48. 99 kez hücum ettiler, 39 sayı kazanabildiler,
yüzdeleri 39. 4 blok sayıları var.
OYUNCULAR:
Güneş Sigorta:
Samsonova:
14 servis, 2 hata, 1 sayı. 24
manşet, yüzdesi 83. Exc: % 79 (Çok iyi bir yüzde), 29
atak, 17 sayı, yüzdesi 59. 5 blok.
Tatyana:
26 servis, 1 hata, sayı yok. 12
manşet, 1 hata, yüzdesi 58. Exc: % 50. 7 hücum, 1
sayı, yüzdesi 14. 2 blok.
Aysun:
17 servis, 3 hata, sayı yok. 12
hücum, 10 sayı, yüzdesi 83. 2 blok.
Elif:
13 servis, 3 hata, sayı yok. Atak
ve blok yok.
Mayboroda:
7 servis, 2 hata, sayı yok. 10
manşet, 1 hata, yüzdesi 60. Exc: % 50. 15 hücum, 4
sayı, yüzdesi 27. 2 blok.
Neslihan:
12 servis, 3 hata, 2 sayı. 36 atak,
17 sayı, yüzdesi 47. Blok yok.
Ebru:
6 manşet, hata yok, yüzdesi 33. Exc: % 33. Hücum ve blok yok.
Necla:
9 manşet, hata yok, yüzdesi 44. Exc: % 44.
Eczacıbaşı:
Bahar:
12 servis, hata da sayı da yok. 4
atak, 2 sayı, yüzdesi 50. Blok yok.
Özlem:
11 servis, 1 hata, sayı yok. 10
hücum, 3 sayı, yüzdesi 30. 1 blok.
Gökçen:
15 servis, 4 hata, sayı yok. 8
atak, 4 sayı, yüzdesi 50. 2 blok.
Aihua:
10 servis, hata da, sayı da yok. 15
manşet, hata yok, yüzdesi 87. ExC: % 60. 26
Hücum, 12 sayı, yüzdesi 46. 1 blok.
Mesude:
5 servis, hata ve sayı yok. 21
hücum, 6 sayı, yüzdesi 29. Blok yok.
Mira:
11 servis, 1 hata, sayı yok. 30
manşet, 2 hata, yüzdesi 73. Exc: % 43. 17 atak, 9
sayı, yüzdesi 53. Blok yok.
Neriman:
3 servis, hata ve sayı yok. 12
hücum 3 sayı, yüzdesi 25. Blok yok.
Merve:
1 servis, hata ve sayı yok. 7
manşet, 2 hata, yüzdesi 57. Exc: % 43. 1 atak, sayı
yok.
Gülden:
26 manşet, 3 direk hata, yüzdesi
73. Exc: % 46.
Eczacıbaşı’n dan
söz açılmışken devam edelim. Biliyorsunuz Avrupa Kupaları’nda ayakta kalan tek
takımımız Mavi-Beyazlılar oldu. Şimdi ekibimiz Cumartesi-Pazar günleri Top Teams Kupası 4’lü Finali’nde ilk maçını yerel saatle 15.30
da İtalyan Pallovolo Chieri
ile oynayacak. Saat 18.30 da ise Eburon Tongeren (Belçika)-Bayer 04 Leverkusen (Almanya) karşı karşıya gelecekler. Bir gün sonra
ise, mağluplar üçüncülük, dördüncülük mücadelesi yaparken, ilk günün galipleri
finalde kozlarını paylaşacaklar. Rai 3 Cumartesi günkü bizim maçı ve finali
canlı olarak yayınlayacak.
Takımımızın ilk maçını ev sahibi Pallavolo ile oynaması tabii ki büyük bir şansızlık. 12
galibiyet, 8 yenilgi alan ve 34 puan toplayan Chieri
şu anda ligde 4. sırada. İtalyan takımının kadrosunda bilindiği gibi Amerikalı Danielle Scott ve Tom Logan’ın yanı sıra,
Brezilyalı Dias, yakından tanıdığımız Bulgar Zetova ile Marinova var. Yani güçlü bir ekip. Üstelik de Eczacıbaşı, Vakıfbank Güneş Sigorta
karşısında iyi oynamadı. Tüm bunlar birleşince şansımızın az olduğu gerçeği
ortaya çıkıyor. Ancak siz de biliyorsunuz ki bu tür maçların havası bir başka
oluyor. Ayrıca kupanın favorisi Chieri, ligdeki son
maçında İtalya Ligi’ nin son sırasında yer alan Grissin Bon Reggio Emilia dan 3-2’lik bir skorla zor sıyrıldı. Onun için “Acaba?” umudunu taşımaktan da kendimi alamıyorum.
Takımımıza iyi şanslar diliyorum.
Hazır söz Avrupa Kupaları’ndan
açılmışken devam edelim;
Bayanlar Top Teams
Kupası Torino da oynanırken, erkeklerde Pire de
kozlarını paylaşacaklar. Fenerbahçe ve Ziraat Bankası’nı kupa dışına iten Ducla Liberec ile Olympiakos ilk gün karşılaşacaklar. Diğer maçta ise iki
Hollanda takımı Ortec Nesselande
Rotterdam ile Omniword Almere
oynayacaklar.
Erkekler Top Teams
de takımımız yok ama en azından Uluslararası hakemimiz
Bu arada bayanlarda ve erkeklerde
CEV Kupası 4’lü Final maçları hafta sonu oynandı. İtalyan Perugia,
Rus Balakova’yı 3-0 yenerek
mutlu sona ulaştı. Biliyorsunuz eğer Telekom finale çıkabilseydi belki de Rus
ekibinin yerinde biz olacaktık. Üçüncülüğü Senica’yı 3-1 yenen Schiavo Jesi kazandı.
Erkekler de ise, Halkbank’ı eleyen Lube Macerata, İspanyol Son Amar Mallorca’yı 3-2 yenerek kupayı
kaldırdı. Üçüncülük karşılaşmasında ise Fransız Tourcoing
Lille-Somec Padova’yı 3-0 (İtalya) mağlup etti.
Madem tersten, yani Pazar
maçlarından başladık devam edelim; Günün iki ilginç sonucu vardı. İlkinde,
geçen haftanın flaş ekibi Telekom’un, genç oyuncuların çoğunlukta olduğu İller
Bankası’ndan 5. sette sıyrılmasıydı. İkincisi ise, Fenerbahçe’nin Yeşilyurt’u
hem de sahasında 3-0 gibi net bir skorla yenmesiydi.
Bu arada karşılaşmanın ikinci setinde Bahar kötü bir sakatlık geçirmiş ve oyunu
terk etmiş. Reşat, sakatlığın ciddi olduğunu söyledi. Bahar’a geçmiş olsun
diyorum.
Haftanın bir önemli maçı da
Cumartesi günü İstanbul da oynandı. Şu ana kadar yenilgi yüzü görmeyen Erdemirspor, sıkıntılı günler yaşayan Fenerbahçe’ye konuk
oldu.
Hafta içinde Fenerbahçe de bir
görev değişikliği yapıldı. Abdullah Paşaoğlu tüm
takımların başına teknik sorumlu olarak getirildi. O’ndan boşalan görevi de
bayan takımı çalıştırıcısı Jesus Savigne yüklendi.
Sarı-Lacivertli takım, böylece lider Erdemir ile oynayacağı çok önemli
bu maça Kübalı antrenör ile hazırlandı. 4’lü Final Grubu yolundaki bu zorlu
karşılaşmaya Savigne, Rıdvan’ın yerine libero Nuri’yi smaçör olarak sürdü. O’nun görevini de Kerem
yüklendi. Erdemir ise, Emre’nin yerine Ali Yılmaz ile
başladı.
Oyunun genelinde iki takım da
servise çok yüklendi. Gerçi atılan smaç servislerin hep hedeflenen kişilere
gitmesi sevindiriciydi ama bu arada çok da kaçtı. Hele ilk set kaçan servisler
oyunun temposunu da, kalitesini de yok etti. (Sayılar 9-10’a geldiğinde Erdemir 5,
Fenerbahçe 2 servis kaçırmıştı. Set 20-25 bittiğinde
Ereğli ekibinin kaçan servisi 7, Sarı-Lacivertlilerin ise 5 di. Yani toplam 12
servis. Ayrıca bu 5 setlik karşılaşmada Erdemir’in 25
servis kaçırdığını da ekleyeyim. Bu arada Erdemirli
dostlar bu karşılaşmanın istatistiklerini bana mail ile yollayacaktı ama her
halde bir sorun oldu ki elime ulaşmadı. Aslında alabilseydim eminim ki iki
takımın oyuncuları açısından da ilginç verileri sizlere iletme şansım olacaktı).
İlk setin başlarında heyecan vardı
ve 6-6’ya kadar başa baş gelindi. Bu arada Donald’ın, vatandaşları Gadner ve Billings’i çok
kullanması, bu oyuncularında atılan topları kolay sayıya dönüştürmesi, Erdemir’in 6-8 önde girdiği ilk
teknik moladan sonra kontrolü eline geçirmesine yol açtı. Gerçi kaçan servisler
sıkıntı yaratıyordu ama Yasin-Ali Yılmaz ikilisinin Arjantinli Santiago’yu
kilitleyen blokları sorunun büyümesini engelledi ve Ereğli ekibi 9-12 den sonra da arayı açtı: 11-16, 12-19. Bu arada
Fenerbahçe, defanstan çıkan topları Barış ile sayıya dönüştürmeyi başarınca
aradaki fark biraz azaldı: 16-20. Ama Ereğli ekibinin bu avantajı kaybetmeye
hiç niyeti yoktu: 20-25.
İkinci sete de iyi başlayan Erdemir oldu. Etkili servisler, bloklardan seken topların
defanstan oyuna kolay girmesi ve hücumdan gelen sayılarla ilk teknik molaya 5-8 girildi. Sonra 7-11 oldu. Ancak
Sarı-Lacivertliler Burak’ın etkili servisleriyle Erdemir’in
manşetini bozmayı başardı. Böyle olunca da bu kez Fenerbahçe bloklardan seken
topları atağa çabuk soktu: 12-12. sonra 19-19’a kadar
başa baş, keyifli ve voleybol adına güzel hareketlerin yaşandığı bir mücadele
ortaya çıktı. Billings’in öldürdüğü topla Erdemir öne geçti:19-20. Ali’nin servisi, Joelson’un
avuta giden atağı: 19-21. Ali’nin ikinci servisi, Uğur’un kötü pasını Barış
ancak iki eliyle içeri atabildi, Ereğli takımı fırsatı kaçırmadı: 19-22.
Ali’den yine iyi bir servis ve direkt sayı: 19-23. Böyle olunca da set 22-25 Erdemir’in oldu.
3. sete bu kez iyi başlayan Fenerbahçe
oldu. Etkili servis atarak, rakibin manşetini zorlarken, Donald’ın çok pas
attığı Billings’i file üstünde durdurmayı başardılar.
Bu arada Gadner de alçak pas alması nedeniyle topları
sayıya dönüştüremeyince ilk teknik molaya 8-5 girildi.
Ereğli ekibi silkindi ve 9-9 da eşitliği yakaladı ama
bu hatalardan kurtuldukları anlamını taşımıyordu. Böyle olunca da Sarı-Lacivertliler
tekrar kontrolü ellerine geçirdiler: 14-11, 16-12,
18-13, 21-16 ve 25-21.
4. sette 3-3
den sonra Barış’ın üst üste ataklarından gelen sayılarla Fener, 6-3, 8-5 öne
geçti. Erdemir toparlandı. Rakibini yakaladığı gibi
bir sayılık bir avantaj elde etti: 8-9. Bu kez öne
geçme sırası Barış’ın sürüklediği Sarı-Lacivertli takımdaydı: 11-9. 14-12’ye
kadar süren bu iki sayılık farkı, ev sahibi takım büyütmeye başladı: 16-12,
18-13, 19-14. Ne var ki Erdemir’in de kolay teslim
olmaya hiç niyeti yoktu. Bu kez de ABD’li oyuncu Billings
ortaya çıktı. Önce 2’den öldürdü: 19-15. Fenerbahçe, Erdemirli
Barış’ın servisini sayıya dönüştüremedi, Billings
yine 2 den vurdu: 19-16. Barış’ın ikinci servisi, Dariusz
önde üçlü hücum olmasına karşın belki de en son tercih etmesi gereken 6’daki
Nuri’ye topu attı ve bu hücum filede kaldı: 19-17. Barış’ın etkili servisi bu
kez libero Kerem’den direkt sayı: 19-18. Barış dan bir
servis daha, Santiago 4 den vurdu, bloktan sekti, çıkan top ve yine Billings: 19-19. Sonunda Barış takımını krizden çıkardı:
20-19. Ancak sayıyı bulan Barış, servisi dışarı attı: 20-20. Setin bir başka
yıldızı olan ABD’li Billings O’na cevap verdi: 21-20.
Burak’ın servisi etkili, Gadner’den kötü manşet,
Santiago içeri kaçan bu topa vurdu, manşeti kötü alan Amerikalı dan bu kez
güzel bir defans, çıkan top ölmedi, son noktayı
Hakan koydu: 22-20. Burak’ın ikinci servisi de çok etkili, Gadner den yine kötü bir manşet ve içeri zorlukla atılan
topu bu kez Nuri sayıya dönüştürdü: 23-20. Burak’ın servisi, file üstüne çıkan
manşeti Donald almak isterken fileye değdi: 24-20. Burak’ın kaçan servisi:
24-21. Emre’nin dışarı giden servisiyle set 25-21 Fenerbahçe’nin oldu.
5. setin başlarında önce Erdemir sayı aldı, Fenerbahçe eşitledi ve bu karşılıklı
sayılar 4-5’e kadar devam etti. Emre, libero Kerem’den servisleriyle üst üste takımına iki
direkt sayı kazandırdı: 4-7. Jesus molaya girdi. Ancak bu Emre’nin etkili servislerinin
hızını kesmedi. Bu kez Nuri’nin
Artık bir turda verilen 5 sayı
nedeniyle Fenerbahçe için yapacak bir şey kalmamıştı. Öyle de oldu ve sonunda
seti 10-15 alan Erdemirspor,
101 dakika süren mücadeleden 2-3 galip ayrılan taraf idi. Bu sonuçla Ereğli
ekibi 28. maçını da galibiyetle kapatırken, Sarı-Lacivertliler bir puan
almalarına karşın 4’lü Final Grubu yolunda şanslarını diğer maçlara bırakırken
6. sıraya indiler.
Bu maçla ilgili küçük bir
istatistik vereyim. Maçın en skorer ismi 23 sayı ile Erdemir den ABD’li Billings oldu.
O’nu 18 sayıyla vatandaşı Gadner izledi. Ereğli
ekibinde Yasin 10, Barış 10, Ali Yılmaz 8 sayı takımına kazandırdı.
Fenerbahçe’nin en skoreri 17 sayı ile Arjantinli Santiago olurken, O’nu 12
sayı ile Barış izledi. Bu arada Nuri 10, Hakan 9, Burak 7 sayı ile oynadı.
Çarşamba günü üst sıraları
ilgilendiren iki sıkı maç var. Ankara da saat 15.00 de Halk Bankası, İzmir
ekibi Arkas Saint Joseph’i misafir edecek. Saat 19.00
da ise bu kez yenilgisiz Lider’in konuğu Ziraat Bankası. İstanbul da ise iki
ezeli rakibin yani Galatasaray ile Fenerbahçe’nin saat 17.00 de mücadelesi var.
Son zamanlarda bilgisayarımda sık sık sorunlar yaşıyorum. Bana yollanan bazı mailleri
açamıyorum. Bu nedenle soru soran dostlarıma cevap vermemde zorlaşıyor. Bu
sıkıntıyı kısa bir zaman içinde çözebileceğimizi düşünüyorum.
Bu arada İzmir den gelen bir mail
de (İsmi bende
saklı) genç arkadaşımız, Üniversite
Ulusal Takımı’nın seçimlerinde yıllardır bir adam kollama olduğunu yazıyor ve
fikrimi soruyor. Bu konu için bir yorum yapmam zor. Çünkü hangi oyuncuların
üniversitelerde okuduğunu bilmiyorum. Ancak oyuncu seçiminde göz önünde olan
sporcuların yani Halkbank 1. Voleybol Ligi’nde
mücadele eden ekiplerde forma giyenlerin tercih edildiğini sanıyorum.
Bu arada Erkani
Keyman dan gelen maili
buraya alıyorum. O’nun da ligimizle ilgili ilginç bir sistem önerisi var.
Bakalım siz ne diyeceksiniz?
Ayrıca daha sonra da bizim mail
grubundan bir yazıyı kullanacağım. Sizler artık onları tanıyorsunuz. Bu kez
SSK-Anadolu Voleybol İhtisas ve İller-Telekom maçlarıyla ilgili Murat’ın
notları ve düşünceleri var.
“Sayın, Alev Anakök
geçen cuma günü, TRT 3 deki, Tele Smaç programındaki konuklar, bayan
takımlarının, Ankara'dan TOKİ ve TELEKOM, İstanbul'dan VAKIF ve ECZACIBAŞI
temsilcileri idi. Söyleşi sırasında konu Sayın Hüsnü Can'ın önerdiği yeni lig
statüsü'ne geldi. Temsilcilerin hepsi zaten 18 takımla bile yorucu olan ligin,
daha da yorucu olacağı konusunda birleştiler. Haklıdırlar, Avrupa kupaları ve
ligi birlikte yürütmek zorlaşacak. Ancak öte yandan Sayın Hüsnü Can'ın takım
sayısındaki artış önerisini, voleybolu yaygınlaştırmak arzusundan
kaynaklandığını da biliyor ve o görüşe de katılıyorum. Anlaşılan ileriki günlerde,
kulüpler ve federasyon bir ara yol bulmak için toplantılar yapacaklar. Sizin,
voleybol camiasındaki saygın kişiliğinizi bildiğimden, bu konudaki naçizane bir
önerimi size iletmek ve fikrinizi almak istiyorum. Önerim şu: 20 takımdan
kurulacak lig ilk olarak 5 (sayı değişebilir) maçlık bir preliminary
sürçeten geçerler. Bu ilk aşamanın formatı için
satranç müsabakalarındaki İsviçre sistemi düşünülebilir. Bu sistem şöyledir (belki
siz de biliyorsunuz): 20 takım ikişer ikişer
eşleşerek (kura veya daha farklı bir yöntemle) ilk maçlarını yaparlar. İkinci
maçlar için galipler bir torbaya, mağluplar diğer bir torbaya girerler ve her
torba içindekiler kendi aralarında eşleşirler. Aynı metot, kalan üç maç için de
tekrarlanır. Beş maç sonunda, 20 takım puan, set ve sayı averajlarına göre
sıralanır. İlk 10 takım play-off
grubunu diğer 10 takım klasman grubunu oluşturur. Sonraki süreç ise Sayın Hüsnü
Can'ın önerdiğinin aynısıdır. Play-off'a kadar her takım toplam 23 maç yapar. Şu andaki
sistemde 18 takımın her biri Play-off'a
kadar 34 maç yapıyor. Sayın Hüsnü Can'ın önerdiği sistemde ise her takım 38 maç
yapacak. Satrançtaki İsviçre sistemi için istatistikçiler iki güçlü ya da iki
zayıf rakibin tesadüfen tüm maçlarda eşleşme ihtimalinin çok küçük olduğunu
ispat etmişler. Dolayısıyla bu sistem son derece adil gözüküyor. Bu konuda
sizin fikrinizi almak istedim... İyi günler ve çalışmalar dilerim.
Erkani Keyman
Bir voleybol sever.. “
Sevgili dostum. Benim görüşümü
biliyorsun. Daha önceki yazılarımdan birinde ligin sürekli 20 takımla oynanması
gerektiğini savundum. Nedenlerini açıkladım ve bir sistem önerdim.
” selam arkadaşlar
Ssk-ihtisas: yazacak bir şey yok! yalnız
bişey söyleyim ssk paulanın yerine daha iyi bir yabancı
alırsa 2-3 sıra daha yükselir.
iller-telekom: maç
tek kelimeyle süperdi. çekişme mücadele uzun ralliler
gerilen sinirler (kiminki? az sonra :)) maçın yıldızı
iller bankasının %70'i olan seda idi (nazar değmesin). iller
belli ki bu maça çok iyi hazırlanmış. seda'da belki tatyanaya
hoş geldin sürprizi yapmak için bu kadar hırslıydı (yanlış hatırlamıyorsam 2-3 top çıkardı defansta). telekomsa
nasıl olsa tatianamiz var bize bişey
olmaz diyip forumdaki vatandaşların gazına gelmiş bir şekilde dağıldı :)) illerin manşeti yine problemli ve istikrar yok. Ama telekomun istikrarlı servis atamaması bu sorunu örttü. seda'dan sonra en iyi oyuncu gizem idi. Defans ve blokları çok
iyiydi. Telekomda ise manşet çok kötüydü (4.setti
galiba iller ilk teknik molaya 8-1 girdi, o 1 sayıda güldenizdi galiba dışarı çıkan topu içeri alınca geldi). gizem ve germanova kötü günündeydi.
eda 1.setten sonra yedeğe çekildi yerine hücumsuz
burcu girdi. aydogan hoca maçı bizler gibi seyretti.
mola alamadı ve burcu haricinde oyuncu değiştirmedi.
hücum yükü tatiananın üzerindeydi.
tamam manşet sebebiyle paslar çok iyi değildi ama
zaten yıldız oyuncu kötü topa iyi vuran oyuncu değilmidir?
Neyse.
evet büyük yıldızımız evropanın en iyi takımıi bergamo da yedek soyunan yıldızımız tatyana
ablamız. blok ve defans zayif.
hadi P.C, bunlar olmasın ama sayı alabilme kapasitesi
ve hata oranı bunları kapatacak ölçüde iyi değil. o
etkili servisleri de inişli çıkışlı.
bergamo gibi 1. sınıf takımlarda neden
oynayamayacağını bir kez daha görmüş oldum(k). vgs maçını
seyretmediğim için yazamamıştım ama tatiana sağ olsun
fazla bekletmedi beni :)) ablamız 5.setin sonlarında birkaç
topu bloğa takılınca iyice sinirlendi gerildi falan toplara tabiri caizse iyice
abanmaya başladı.
bağlayalım kötü bir oyuncumu değil hatta şu anki
tr ligine ve diğer yabancılara bakarak çok iyi bile denebilir. ha bide barbara ile karşılaştırılmıştı valla ayıp olur
barbara bariz 2 gömlek üstün derim. kapatıyorum küçük
ve orta ölçekli takımların büyük oyuncusu.
Yukarda telekom
kötüydü demeye getirdim e nasıl oldu da kazandı.
valla iller her zamanki gibi birçok basit
hata yaptı. Ne diyelim genç takım olur diyoruz. Hele ki son set 14-14 servis Telekom da avantaj illerde. Daha topla
oynayamadan 30 sn' de iki sayı ve telekom galip. O
kadar mücadele et sonra pat yenil. Ha üzüldüm mü evet çünkü Telekom işini çok
zora soktu. “
Hafta sonu yurt dışında olacağım. Bu nedenle yazımda gecikme
olacak. Şimdiden bilgilerinize sunarım. Hoşça kalın.
A L E V A N A K Ö K