Geçtiğimiz
hafta hatırlanacağı gibi en çok konuşulan konu yarıda kalan Beşiktaş-Halk
Bankası maçıydı. Tartışılan bu karşılaşmayı tüm hafta boyunca herkes kendine
göre yorumladı. Böyle olunca da taraf olanlarla, olayı bizim gibi dışarıdan
izleyenlerin görüşleri ve yorumları da çelişti. Bunu da çok normal karşılamak
gerekir. Ayrıca olaya yakın olanlarla yani saha içindekilerle, dışarıda olanlar
yani tribünden izleyenler arasında bir başka ayrılık da konuşmalarda oluştu.
Tabii ki konuşmaları olaya yakın olanlar daha iyi duydular.
Ben
geçen haftaki yazım da, olayı yorumlarken tribünden gördüklerim üzerine
değerlendirmiştim. Ancak sonraki günlerde gerek forum köşesine yazanlar,
gerekse televizyonlara bağlananların yaptıkları açıklamalar da, benim
yazdıklarımın yanlış olduğu yönünde
izlenimler doğdu. Sadece CNN’e benden sonra bağlanan Mustafa Çayır “Alev Ağabeyin anlattıkları doğru, sadece
benim açımdan ekleyeceğim şeyler ve konuşmalar var” dedi.
Akatlar
Spor Salonu’na gidenler bilirler. Basın tribünü sahaya biraz uzaktır. Ayrıca
olaylar başladığında Halk Bankası’nın karşı sahada, yani bizden uzak olması
nedeniyle konuşmaları duyma olanağımızda yoktu. Zaten ben de konuşmalarla
ilgili fazla bir şey yazmadım. Sadece söylendiğine göre; Mustafa “Sıkıysa gel de sen çıkar” demiş diye bir not düştüm. İşte genelde eleştirilerde
bu cümle de yoğunlaştı. Çayır’ın “Gel de sen çıkar”
dediğini, “Sıkıysa” kelimesini kullanmadığını vurguladılar.
Doğru olabilir. Dikkat ederseniz “Söylediler” diye
yazdım. “Böyle
dedi” demedim. Onun dışında
yazdıklarımın yine “Doğru” olduğunu savunuyorum.
Neyse
uzatmaya gerek yok. Asıl önemli olan yeni seçilen ilk özerk federasyonumuzun
görev bölümü yaptığı ilk toplantıda almış olduğu “Maçın
tekrarı” kararı.
Tekrar
kararını duyduktan sonra hemen hemen herkese bu kararın gerekçesini sordum. Ancak
hiç de doyurucu bir bilgi edinemedim. Sadece ortalarda dolaşan dedikodular var.
Öncelikle
şunu söylemeliyim ki
Bu
nedenle tekrar kararının “Aman
daha ilk haftadan tepki almayalım, maçı tekrar edelim ve olay kapansın, kimse
zarar görmesin”
düşüncesinden kaynakladığına inanıyorum.
Ama bu
kararı alanların unuttukları bazı şeyler var ki onları düzeltmek hiç de kolay
olmayacak. Bundan sonra her sıkışan antrenör, bir olay çıkarıp sahadan ihraç
edildiğinde “Çıkmıyorum” derse ve hakem maçı tatil ederse ne olacak? Tüm maçlar tekrar edilecek
mi? Hakemlerin aldıkları bu kararlar ve cezalar bu maçta olduğu gibi geriye
dönerse, bu arkadaşlar bundan sonra nasıl maç yönetecekler? Çıkacak
tartışmaları nasıl engelleyecekler? İşte gerçekten bunları çok merak ediyorum.
Ayrıca bu tekrar kararı
Nitekim
Pazar günü
Yalnız
bu arada bir noktanın özellikle altına çizmeliyim ki yanlış değerlendirilmesin.
Ben asla Beşiktaş kulübünün bir savunucusu değilim. Ayrıca Halk Bankası’na
karşı bir kinim de yok. Üstelik de gerek Mustafa Çayır’ı, gerekse uzun yıllar
ayni kulüp de görev yaptığımız, başarılar için omuz omuza mücadele ettiğimiz
bazı oyuncuları çok sever ve takdir ederim. Benim derdim, bana göre doğru
olanlardan yana tavır almaktır, Hepsi bu.
Çarşamba
günü önce Burhan Felek de Şişli-Anadolu İhtisas maçını izledim. Bu karşılaşma
için söylenecek bir şey yok. Ev sahibi kolayca kazandı.
Daha
sonra şampiyonluk yarışının favorisi olarak gösterdiğimiz Vakıfbank Güneş
Sigorta’yı yenen Emlak Toki’yi, Emlak Bankası karşısında iki set seyrettim.
Ankara ekibi rakibi direnmediği için fazla bir fikir vermese de yine de iyi ve
oturmuş bir görüntüleri var. Sanırım sıkı bir karşılaşmada izlediğimizde onlar
için daha net bir yorum yapabileceğiz.
Sonra
Eczacıbaşı-Beşiktaş maçına gittik. Güzel bir mücadele olacağını düşünüyorduk.
Fazla da yanılmadık. Gerçi iki takımın da hatalarının fazla olması maçın
kalitesinin yükselmesini engelledi ama özellikle son iki sette büyük bir
heyecan vardı.
Karşılaşmanın
geneli için söylenecek şeylerin başında, pasörler öne geldiklerinde, takımları
için problem oluşturdu. Üst üste kaybedilen sayılar ve maçın inişli çıkışlı
ritmi hep bundan kaynaklandı. Mücadeleye iyi başlayan Beşiktaş oldu: 1-3, 2-5,
4-6, 5-8, 6-10, 10-13. Ne var ki Siyah-Beyazlılar Arzu’nun önde olduğu yani,
İrina 2, Duygu 3, Arzu 4 turunda,
yaptıkları ataklardan sayı üretemeyince durdular. Bunu fırsat bilen Eczacıbaşı
sayıları 13-13 de eşitledi. 13-14’den sonra da Mesude’nin etkili servisleri,
Gülden’in 5’de ki çok iyi defansı ve çıkan topların sayıya kolay dönüşmesiyle
ev sahibi üst üste 5 sayı alarak 18-14 öne geçti. Sonunda Mesude servisi
kaçırdı: 18-15. Eczacıbaşı topu öldürdü: 19-15. Servise Özlem geldi. O’nun
etkili servisleri ve bloklar derken 22-15 oldu. (10-13 den sonra, sayıların gidişini
görüyorsunuz değil mi? Beşiktaş 2 sayı alırken, Eczacıbaşı 12 sayı üretti.
Böylesine üst sıralar için mücadele eden takımların 2-3 pozisyonda bu kadar
sayı alması veya vermesine bir anlam verebilmek gerçekten zor. İşte maçın
kalitesini de düşüren bu sayı ritimleri oluyor) Sarah topu öldürerek hem bu gidişe “Dur” dedi, hem de Arzu nihayet geri dönmüş oldu. Ama atı alan da Üsküdar’ı
geçmişti. Sette 25-20 bitti.
Beşiktaş
önde olduğu seti kaptırmasına karşın yine de oyundan düşmedi ve ikinci sete de
iyi başlayan taraf oldu. İlk teknik molaya 5-8 önde girdi. Sonra 6-10, 8-14 öne
geçti. İkinci teknik molaya da 6 sayı farkla girdi: 10-16. 11-17 den sonra
Eczacıbaşı yine kıpırdanmaya başladı. Bir ara farkı da iki sayıya kadar
düşürdü: 16-18. Ne var ki bu kez pasör Bahar’ın önde olması ve ikili hücum
turundan sayı çıkarmak da zorlanmaları nedeniyle Siyah-Beyazlılar tekrar arayı
açtılar: 16-21, 18-21, 18-24. Bahar arkaya döndükten sonra üst üste alınan 3
sayı arada ki farkı azaltmaktan başka bir işe yaramadı ve seti Beşiktaş 21-25
kazandı.
1-1 den
sonra maça heyecan geldi. Hataların azalması temponun da yükselmesini sağladı:
3-3, 6-4, 6-6, 8-7. Ev sahibi arayı açtı: 12-9. Deniz topu öldürdü: 12-10.
İlona’nın smaç servislerine, önce Mesude’nin 6’dan avuta vurduğu, sonra da
Çinli Aihua’nın blokta kalan hücumu eklenince sayılar eşitlendi: 12-12. Hatalar
bununla bitmedi ve 12-14 oldu. (5 sayı üst üste). Eczacıbaşı 15-15 de rakibini yakaladı.
Sonra da 21-18, 22-19, 23-21 öne geçti. Beşiktaş bırakmadı: 23-22. Eczacı
tekrar farkı iki sayıya çıkardı: 24-22. Siyah-Beyazlılar rakibi yakalamayı
başardı: 24-24. İrina’nın servisini oyunda tutan ev sahibi Mesude ile 4’den
hücum yaptı ama bu topu 5’de defansta yapan libero Nihan çıkardı, Arzu’nun
pası, 4’de ki İlona’ya, bu oyuncu takımına sayıyı kazandırdı: 24- 25. İrina’nın
ikinci servisi, Bahar’ın pası yine 4’de, gelen topa Mesude vurdu ama Eda’nın
bloğu seti 24-26 Beşiktaş’a getirdi.
4. set
yine karşılıklı sayılarla başladı: 3-3, 6-6, 7-8, 7-9. Eczacıbaşı topu öldürdü:
8-9. Servise Özlem geldi. O’nun etkili ve hedefi bulan servisleri, Beşiktaş’ın
Arzu 2, İlona 3, Heval 4 turunda blokta kalan hücumları sonunda 14-9 oldu (Bu kez de 6 sayı üst üste). İkinci teknik molaya 16-10 girildi.
Siyah-Beyazlılar’ın arayı kapatma çabaları farkı 2 sayıya kadar indirdi (17-15)
ama ev sahibi tekrar hızlandı: 20-16. Artık maç 5. sete gidiyor diye düşünmeye
başlamıştık ki, bu kez Eczacıbaşı, Bahar’ın önde olduğu turda yani Özlem 2,
Bahar 3, Mira 4 pozisyonunda Eda’nın servislerini oyunda tutsa da sayıya
dönüştüremedi ve rakibine yakalandı: 20-20. Sonunda Özlem ile ev sahibi bu
krizi aştı ama Siyah- Beyazlılar da artık maça ortak olmuştu: 21-20. Karşılıklı
sayılar ve heyecanın doruğa çıktığı bu son bölümde İlona’nın iki sayısı
Beşiktaş’a seti 26-28 maçı da 1-3 getirdi.
Eczacıbaşı: 98 servis attılar, 3 hata yaptılar (Etkili servis atmalarına karşın çok güzel
bir rakam), 6
sayı kazandılar. Servise karşı 86 kez topla buluştular, 4 hataları var,
yüzdeleri 78. Exc: % 51. 107 ataktan 45 sayı ürettiler, yüzdeleri 42. 12 blok
sayıları var.
Beşiktaş: 98 servis attılar, 12 hataları var, 4 sayı
aldılar. 95 kez servise karşı manşet aldılar, 8 hata yaptılar, yüzdeleri 66.
Exc: % 41. 131 hücumdan 58 sayı kazandılar, yüzdeleri 44. bloktan 17 sayı
aldılar. (Oldukça
iyi bir rakam)
OYUNCULAR:
Eczacıbaşı:
Bahar:
16 servis, hata da sayı da yok. 4 atak, 3 sayı, yüzdesi 75. 1 bloğu var.
Özlem:
19 servis, hata yok, 2 sayı aldı. 9 hücum, 4 sayı, yüzdesi 44. 1 blok sayısı
var.
Gökçen:
8 servis, hata da, sayı da yok. 6 atak, 1 sayı, yüzdesi 17 (Çok düşük bir
rakam. Ancak bloktan takımına 4 sayı kazandırarak kendini affettirdi).
Aihua:
18 servis, hata yok, 1 sayı aldı. Servise karşı 30 kez topla buluştu, 1 hata
yaptı, yüzdesi 80. Exc: % 60. (Nihayet
Çinli bir oyuncunun en büyük özelliği olan manşeti hatırladı. Ama hücumu için
ayni şeyleri söylemek zor). 17
atak, 4 sayı, yüzdesi 24. 1 bloğu var.
Mesude:
20 servis, 2 hata yaptı, 2 sayı aldı. 39 hücum, 18 sayı aldı, yüzdesi 46. 2
bloktan 2 sayısı var.
Sinem:
4 servis, hata yok, 1 sayı aldı. 6 hücum, 3 sayı üretti, yüzdesi 50. 2 bloğu
var.
Mira:
13 servis attı, 1 hata yaptı, sayı yok. 30 manşet aldı, 2 hata yaptı, yüzdesi
80. Exc: % 50. 26 ataktan 12 sayı aldı, yüzdesi 46. Blok sayısı 1.
Gülden:
Servise karşı 25 kez topla buluştu, 1 hata yaptı, yüzdesi 72. Exc: % 44.
Beşiktaş:
Duygu:
9 servis attı, 1 hata yaptı, sayı yok. 10 atak, 6 sayı, yüzdesi 60. 2 bloğu
var.
Arzu:
14 servis attı, 2 hata yaptı, sayı yok. 6 hücum, 2 sayı, yüzdesi 33. Blok yok.
İrina:
12 servis, 3 hata yaptı, sayı yok. 27 manşet aldı, 3 hata, yüzdesi 56. Exc: %
26. 38 atak, 19 sayı aldı, yüzdesi 50. 5 blok sayısı var.
Deniz:
15 servis attı, 1 hata yaptı, 2
sayı aldı. 21 manşet, 1 hata, yüzdesi 67. Exc: % 48. 16 hücumdan, 7 sayı
üretti, yüzdesi 44. 1 bloğu var.
Heval:
15 servis, 1 hata, sayı yok. 7 atak, 4 sayı, yüzdesi 57. 3 bloğu var.
Eda:
11 servis, 2 hata, 1 sayı aldı. 14 hücum, 3 sayı, yüzdesi 21. 2 blok.
İlona:
13 servis, 1 hata, sayı yok. 20 manşet, 1 hata, yüzdesi 70. Exc: % 45. 27 atak,
14 sayı, yüzdesi 52. 1 blok.
Sarah:
9 servis,14 hata, 1 sayı. 14 manşet, hata yok, yüzdesi 71. Exc: % 50. 13 hücum,
3 sayı, yüzdesi 23. 3 blok.
Nihan:
12 manşet, 3 hata, yüzdesi 75.
Exc: % 50.
Bu
karşılaşmada dikkat edecek bir başka nokta; Eczacıbaşı libero dışında 7 kişi
ile oynarken, Beşiktaş libero dışında 9 kişi ile oynadı.
(Bu istatistik bilgileri bizlere veren Salih
Tavacıya teşekkür ederim.)
Cumartesi
günü Burhan Felek de önce Arçelik-Manavgat, sonra da Galatasaray-Bafra Belediyesi karşılaşmalarını izleme olanağı
buldum.
Rakibine
göre daha iyi oynayan Arçelik, mücadeleden 3-1 galip ayrılan taraftı. Maçın
göze batan oyuncuları Arçelik den Volkan ( 41 hücum yaptı, 31 sayı aldı, yüzdesi 76. Güzel bir performans değil mi?
Tek eksiği bloğu. Sadece bir sayı almış)
Manavgat
da ise Chmil yıldızlaştı ( 43 hücum
yaptı, 30 sayı üretti, yüzdesi 70).
Günün
ikinci maçında Galatasaray, Bafra Tekel Belediyesi’ni set vermeden geçmeyi
bildi: 3-0. Gerçi setlerin başında genelde başa baş bir mücadele vardı. Ama
Sarı-Kırmızılı takımın yükselen temposu ve hücumdaki başarısı sonucu almaya
yetti. İlk seti 11-11 den sonra kopardılar: 25-20. İkinci sette
8-6 dan sonra üstünlüğü ele geçirdiler: 25-15.
Son
sette ise oyunun tüm kontrolü ev sahibi takımında: 25-17.
Ankara
da ise, 3 önemli karşılaşma vardı. İlk 4 de girerek
Geçtiğimiz
hafta Ankara da Emlak Toki karşısında yenilmezliğini yitiren Güneş Sigorta,
Pazar günü hem de evinde Türk Telekom’a 1-3 mağlup olarak şaşırttı.
Ukraynalı
oyuncu Tatiana Voronina’yı transfer ettiğinden beri çıkışta olan Ankara ekibi,
iyi oyununun karşılığını güzel bir galibiyetle almış oldu.
Tüm
karşılaşma boyunca istekli olan, iyi manşet geldiğinde pasör Pelin’in çabuk ve
yatık toplarıyla oynayan Telekom da, Voronina ve Germanova adeta
yıldızlaştılar. Özelikle Ukraynalı oyuncu için ayrı bir paragraf açmak gerekir.
Çok iyi servis atan ve hücumda zor durdurulan bu voleybolcuyu, Ankara takımımın
CEV Kupası’nda oynadıkları ve elendikleri karşılaşmaya yetiştirebilselerdi
eminim ki Mart ayında bu takım İtalyan ekiplerinden biriyle Final oynardı.
Gerçekten çok yazık olmuş. O’nun etkisiyle özelikle Germanova ve Pelin rahatlamış.
İyi manşet geldiğinde Pelin’in çabuk topları rakip bloklar için gerçekten büyük
sorun oluyor. Bu maçta da Güneş en büyük sıkıntıyı bloklarda yaşadı. Telekomlu
oyuncular karşılarında tekli blokları bulduklarında kolay sayı üretiyorlar.
Çünkü bu defansta da zaaf yaratıyor.
Peki, bu
maçı iyi oynayarak farklı kazanan Başkent ekibinin sıkıntıları yok mu? Tabii ki
var. Özellikle de Pelin önde olduğunda bloklarda sorun yaşıyorlar ve rakipler
onun bölgesinden yaptıkları ataklardan kolay sayılar üretiyor. Bu arada en çok
kafama takılan bir şey de dizilişleri. Biz antrenörler için takımın dizilişi
çok önemlidir. Onun için yani taşları yerine oturtmak için, özellikle sezon
öncesi günlerce düşünür, antrenmanlarda oyuncuların en iyi performans
verdikleri yerler tespit edilir, özel maçlarda da bu denenir. Telekom da bunun
pek düşünüldüğünü sanmıyorum. Gerçi bazı maçlarda rakibe göre oyuncuların
yerleri değiştirilebilir. Hatta bir karşılaşma da işler iyi gitmediğinde de
bazı tedbirlere başvurulabilir. Ama tüm bunlara karşın bir diziliş de ilk
düşünülen şey pasör ve onun yanında yer alacak oyuncuların tekniği ve
kapasitesidir. Yani pasörün yanına öncelikle takımın en iyi manşet alan ve en
iyi hücumu yapan smaçörü yerleştirilir. Diğer yanına da en iyi blok yapan, tercihan
hücum ağırlığını yüklenebilecek, 2 ye tek ayak dolaşabilen bir orta oyuncusu
konur. Çünkü takımların en sıkıntılı pozisyonu pasör önde olduğu, yani ikili
hücum turlarıdır. Bu pozisyonlar da genelde tıkanıklıklar olur ve rakip de
bundan yararlanır. En yakın örneğini de Eczacıbaşı-Beşiktaş mücadelesinde
gördük. Pasörler öndeyken yaşadıkları sorunlar ve sayı ritimleri her şeyi açık
açık gösterdi.
Tüm
bunları niye yazdım? Nedeni Türk Telekom da Nilay-Pelin-Eda üçlüsünün yan yana
oynaması. Pelin kısa bir oyuncu, bloğu
doğal olarak yüksek değil. Yanında uzun bir orta oyuncu olan Nilay var. Ama
Nilay, çabuk bir voleybolcu değil. Gerek hücumda gerekse blokta İryna kadar
etkili değil. Köşe de ise, her maçta canla başla oynayan ama fizik olarak uzun
olmayan Eda var. Belki ataklarda bu oyuncu için bir sorun yok ama bloklar da
sıkıntıları fazla. Böyle olunca da bu üçlü öne geldiğinde blok nasıl olacak?
İkili hücum turunda ki sorunlar nasıl aşılacak? Güneş maçında zaman zaman bunu
gördük. İşte ben bu 3’lü önde düşündüğümde soruna çözüm üretmekte zorlanıyorum.
Evet, sonuçta bu takım böyle oynayarak birçok maç kazandı, üstelik de lider
Güneş’i yendi. Ama taşlar yerli yerine oturtulsa, yani Pelin, İryna ve
Germanova’nın arasında olsa, takım acaba daha mı iyi bir performans çizer?
Bilemiyorum. Ama sanki bana daha iyi olur gibi geliyor. Denemekte bir yarar var
diye düşünüyorum.
Bu arada
buna benzer bir diziliş sıkıntısı da Güneş de var. Daha önceden de bu konuya
değinmiştim. Ama Buzayev’in sistemi çok değişik olduğu için bu konuda fazla bir
yorum yapamıyorum. Ama Elif’in bir yanında Samsonova dururken Mayboroda’nın
oynamasını, diğer yanında da Aysun gibi Dünya çapında bir oyuncu dururken, 2
metrelik boyuna karşın ne blokta, ne de hücumlarda pek ortalarda görünmeyen
Tatyana İvanyushkina’nın oynamasını doğrusu yadırgıyorum. Üstelik de bu
dizilişte Aysun-Elif yan yana oldukları için ortadan daha iyi atak
yapılabilecek, Aysun 2’ye daha kolay dolaşabilecek yani hücum zenginliği kazanılacak.
Bloklar daha aktif olacak. Ama o zaman Elif öne geldiğinde ortada kalamayacak.
Ukraynalı antrenörün sistemi bozulacak.
Maçı
anlatacaktık. Nerelere daldık. Üstelik
de yine insanları kızdıracağız. Ağzım dursa, ellerim durmuyor. Ne yapalım bu da
benim zaafım.
Karşılaşma
güzel başladı. Pelin’in çabuk ve akıllı pasları, Telekomlu smaçörlerin
özellikle de Voronina’nın becerisiyle 4-2 den sonra oyunun kontrolü Ankara
ekibinin eline geçti: 4-6, 6-8, 9-9. Eda’nın 2’de ki Tatyana attığı taktik
servisler, O’nun oyunda kalan ama Elif’i zorlayan manşetleri, 4’den Samsonova
ile atak yapma zorunluluğu ve karşı da İryna- Voronina’nın yüksek bloklarıyla 3
sayılık bir fark oluştu: 9-12. Öne geçmenin moraliyle oyuna daha da asılmaya
başlayan Ankara ekibi arayı açmaya başladı: 10-14, 11-16. Güneş bir türlü
toparlanamayınca da Telekom seti beklemediği kadar kolay kazandı: 15-25.
İkinci
sete Güneş biraz daha toparlanmış başladı. Bunun semeresini de hemen öne
geçerek aldı: 3-0, 4-1, Kaçan servislere karşın ataklarda ki başarıyla ilk
teknik molaya 8-5 girildi. Ne var ki başlayan hatalar Telekom’un işini
kolaylaştırdı ve sayılar eşitlendi: 8-8. karşılıklı sayılarla 12-12 gelindi.
Ankara ekibi topu öldürdü: 12-13. Servise Voronina geldi ve takımına smaç
servisiyle direkt bir sayı kazandırdı: 12-14. İkinci servisi de etkili ama
oyunda kaldı, Elif Aysun’u 2’ye dolaştırdı ama top dışarı gitti: 12-15.
Ukraynalı oyuncunun 3. servisi yine etkili Necla manşeti içeri kaçırdı,
vurdular: 12-16. Sonunda Aysun topu öldürdü: 13-16. Aysun’un etkili servisini
Ankara takımı hücuma dönüştüremedi, gelen topu Mayboroda sayıya dönüştürdü:
14-16. Germanavo öldürdü: 14-17. Neslihan’ın hücumu bloktan gitti ama hakemler
“Değmedi” dediler: 14-18. Eda’nın avantaj topu dışarı vurmasıyla (15-18) Güneş
kıpırdandı. Neslihan’ın servisleriyle fark azaldı: 17-18. Böylece oyuna gelen
denge heyecanı da artırdı. Ancak Güneş’in tüm çabası ve rakibini 21-21 de
yakalamasına karşın seti yine de 23-25 alan başkent ekibi oldu.
3. setin
başlarında da başa baş bir mücadele vardı. Ne var ki Nilay 2, Pelin 3, Eda 4
sıkıntılı turunu iyi değerlendiren ev sahibi kontrolü eline geçirdi ve bir anda
5 sayılık bir farka ulaştı: 10-5. Bunun moraliyle de rakibini iyice oyundan
düşüren Güneş rahatladı, arayı açarak seti 25-16 kazandı.
4. sete
Telekom 0-2 başladı. Güneş üst üste 5 sayı alarak cevap verdi: 5-2. Sonra 6-3
oldu. İlk teknik molaya Güneş 8-7 girdi. Bu kez Ankara takımı Elif’in 4 de
olduğu pozisyonu iyi değerlendirerek sıçradı: 8-10. Güneş sayıyı buldu: 9-10.
Ancak Telekom buna cevap verdi:
9-11. Bu
arada Neslihan’ın arkaya dönmesiyle Vakıf’ın file önünde her zaman sıkıntılar
yaşadıkları Mayboroda 2, Elif 3, Tatyana 4 turunu bir kez daha iyi
değerlendiren Ankara ekibi arayı açtı: 9-13. Güneş’in çabası arayı kapatmaya
yetmeyince de üstünlüğünü sürdüren Telekom (11-16, 12-17, 13-20,
15-22) seti 17-25 maçı da 1-3 kazanarak
4’lü Final Grubu için umutlarını artırdı.
Günün
son maçında daha iyi bir kadrosu olmasına karşın Fenerbahçe, canla başla
mücadele eden Ankara Kolejlilerden zor sıyrıldı: 3-2.
Oysa
karşılaşmaya iyi başlayan ve ilk iki seti istediği gibi yönlendiren
Sarı-Lacivertliler
25-17,
25-15 ile 2-0 öne geçtiler. Ancak rahatlık ve başlayan hataları iyi
değerlendiren Başkent ekibinin genç oyuncuları, önce oyunda dengeyi kurdular.
Sayılar almaya başladıkça maça daha da asılmaya başladılar ve sonuçta 26-28,
23-25 aldıkları iki setle maçı uzattılar. Başa baş geçen bu zorlu 5. seti
sonunda Fenerbahçe 18-16 alarak mücadeleden 3-2 galip ayrılmayı başardı.
Akatlarda
ise, Beşiktaş, Karşıyaka’yı iyi bir oyunla 3-0 yenerek 4’lü Final grubu yolunda
önemli bir engeli daha geçmiş oldu.
Geçtiğimiz
hafta voleybol tutkunu bir genç gruptan söz etmiş ve iki yazılarını buraya
almıştım. Bu hafta da bir başka ikilinin Ebru ile Murat’ın ve Hamide ile
Yeşim’in birbirleriyle yaptıkları yazışmaları sizlere aktarmak istiyorum. Yine
izinsiz olacağı için hoşgörülerine sığınıyorum. Böylece sizler de Ankara da ki
iki maçta yaşananları ve İtalya Ligi’nde neler olduğunu, Rus Ulusal Bayan
Takımının yeni antrenörünü öğrenme ve okuma şansını yakalayacaksınız.
“Ankara'daki maclar beklenen sonuçlarla bitti. TOKI, İller
Bankası’nı; SSK da Numune'yi 3-0 yendi. İller Bankası’nın TOKİ'yi biraz
zorlayacağını düşünmüştüm ama hiç de öyle olmadı. Buğun İller Bankası servis
atamadı desek yeridir. Kritik anlarda servisleri kaçırdıkları gibi, genel
olarak da servis basari yüzdesi çok düşüktü. Her iki servisten birini
kaçırdıkları düşünülürse %50'ler seviyesinde olmalı. Diğer taraftan takım hiç
blok yapamadı. Son setin başlarında Seda’nın tekli bloğundan başka İller bloğu
hatırlamıyorum. Bu arada Seda’nın taktik servisleri ve 2. sette file dibine
düşen bir toptaki savunması görülmeye değerdi. 3. setin sonunda servis
karşılamada da aksaklıklar başlayınca İller antrenörü bayağı sinirlendi ve bir
oyuncu ağlatma olayı da Ankara'da yaşandı. Bu olay takımın moralini iyice bozdu
ve 3-0'lik sonuç geldi. İkinci maçta SSK rahat bir maçla kazanmayı bildi. Öyle
ki 1. setten sonra Eli oynamadı. Maçtan önce belindeki ağrıdan şikâyet ettiğini
duymuştum, sanırım fazla zorlamak istemediler. Hatta 3. setin sonuna doğru
yedeklere şans verdiler. Eli'nin yokluğunda Hatice'nin
çaprazdan güçlü smaçları, Gamze ve Sinem'in
ortadan etkili hücumları göz doldurdu.
Son olarak İtalya Liginden bir haber Despar
Foppa'yi 3-0 yendi. İlk sette ilk teknik molaya 8-2, 2. teknik molaya 16-4
girdikleri ve setleri 25-13, 25-19 25-20 aldıkları düşünülürse, belki de Despar
Foppa'yı hezimete uğrattı demek daha doğru
olur. Lioubov Kılıç’ın oynamaması Foppa'nin en büyük dezavantajıydı ancak
Despar da dersine iyi çalışmış, Foppa'yı çözmüştü. Zaten kısa bir sure önce
İtalya Kupası finalinde 3-2'lik sonuçla Foppa'yı yenerek Kupa’yı kazanmışlardı.
Bu maç bir çeşit rövanştı. Despar maça etkili servisler ve çok iyi bir
savunmayla başladı, Neredeyse bloktan dönen bütün topları çıkartıp sayı
yaptılar. Hücumda da bloğu geçmeye
çalışmak yerine blok aut yaptırmayı tercih
ettiler ve bunda da başarılı oldular. Foppa'nın neredeyse yapacak hiçbir şeyi
kalmamıştı, buna bir de hücumdaki aksaklıklar eklenince 3-0'lik sonuç geldi.
Foppa genel olarak etkisizdi, alışık olduğumuz hırslı, sert oyunlarını bir
türlü oynayamadılar, takımın özellikle aksayanı bence Piccinini'ydi. Dikkatimi
çeken diğer şey Caprara'nın kötü gidişi durduracak bir oyuncu değişikliği
yapmamasıydı. Diğer maçlarda
Eczacı'nın rakibi Chieri, Scavolini
Pesaro'ya, bana göre beklenmedik bir sonuçla 3-0 yenildi ve 6. sıraya kadar
geriledi. Geçen hafta da Foppa'ya yenilerek 4 sıradan 5.'lige gerilemişti.
Ligin diğer tanıdık takımı Sant'Orsala Asystel Novara da Reggio Emilia'yi
3-1'lik skorla yenerek geçen haftaki şok Vicenza yenilgisiyle endişelenen
taraftarlarını biraz olsun rahatlattılar.
Herkese iyi haftalar dilerim.
Ebru.”
”İller bankası takim olarak vasat
başladı kötü bitirdi. konsantrasyon bozukluğu diyelim. Çünkü manşet alamadı
yetmedi (tabii manşet alamayınca da toplar ölmedi) blok yapamadı. bireysel
olarak libero Songül ve pasör Gizem rezalet ötesiydi. Songül’ ü son zamanlarda
hiç bu kadar kötü görmemiştim. Güldeniz vasattı. Angelova keza kötüydü. Hülya
ve Fulya keza etkisizdi.
Takımın ayakta kalan tek oyuncusu ise Seda
idi. Nazar değmesin iyi gidiyor. Zaten Burhan hoca 2. ve 3. sette yedeklerle
oynadı. Genç takım falan ama yedekler yetersiz. Umarım 6. olurlar. Angelova
yerine Melis gibi bir abla olsa İller çok daha farklı olur.
Toki’ye diyecek bir şey yok. Rusya 2. milli
takımı. Tecrübeli oyuncuları var. Takım kolay kolay dağılmıyor dağılsa bile
toplayacak 2-3 abla var. Onlara da nazar değmesin. Getirsinler kupayı Ankara’
ya artık :))
Ebru illerde kim ağladı ve hangi pozisyonda
kaçırmışım?
Murat.”
”Olay 3. sette cereyan etti. Ağlayan oyuncu Angelova idi.
Emin değilim ama sanırım 1. teknik mola sırasında oldu. Angelova'nın
servis karşılamada üst üste hatalar yapması antrenörün ona patlamasına neden
oldu. Ama bu olay bence takımı olumsuz etkiledi, moralleri bozuldu ve fark
açıldı. Antrenörlerin molaları bu şekilde değerlendirmesi de ayrı bir tartışma
konusudur bence. Bu konuda Karpol klasiği söz konusu; ancak O takımı iyi gitse
de bağırıp çağırıyor ve istisnalar dışında takımını toparlamayı biliyor. Ama
Türkiye liginde izlediğim maçlarda antrenör biraz sert çıksa takım
toparlanacağına, moral olarak dağılıyor, moladan sonraki birkaç sayıyı
ağlamaklı bir ifade ile oynuyor ve dolayısıyla performansları düşüyor (Örnek
için bkz. Motta ve Eczacıbaşı). Hata yapan oyunculara sert çıktığınızda
yeni hatalar yapmaya başlıyorlarsa, bu yöntemin ise yaradığından sanırım söz
edilemez. Diğer taraftan Dünya voleybolunda yer edinmeye çalışırken, daha lig
maçlarının stresine dayanamayan oyuncular da ayrı bir soru işaretidir bence.
İki farklı yönü olan ve çözümün oyuncular da mı, antrenörler de mi
olduğunu kestiremediğim karışık bir konu ama yine de aklıma takılanlar
arasında...
Sevgi ve saygılar...
Ebru”
“Rus milli takımının yeni antrenörü
Gianni Caprara... Şu anda Bergamo'yu çalıştırıyor...”
Hamide.”
“Ana! Bu Ruslar iyi atağa geçti be :-) Caprara amca kankam olur bilirsiniz…”
Yeşim.”
Gelecek hafta tekrar birlikte olmak dileğiyle, hoşça kalın.
A L E V A N A K Ö K