TEKRAR KARARI TARTIŞILIYOR

 

Geçtiğimiz hafta hatırlanacağı gibi en çok konuşulan konu yarıda kalan Beşiktaş-Halk Bankası maçıydı. Tartışılan bu karşılaşmayı tüm hafta boyunca herkes kendine göre yorumladı. Böyle olunca da taraf olanlarla, olayı bizim gibi dışarıdan izleyenlerin görüşleri ve yorumları da çelişti. Bunu da çok normal karşılamak gerekir. Ayrıca olaya yakın olanlarla yani saha içindekilerle, dışarıda olanlar yani tribünden izleyenler arasında bir başka ayrılık da konuşmalarda oluştu. Tabii ki konuşmaları olaya yakın olanlar daha iyi duydular.

Ben geçen haftaki yazım da, olayı yorumlarken tribünden gördüklerim üzerine değerlendirmiştim. Ancak sonraki günlerde gerek forum köşesine yazanlar, gerekse televizyonlara bağlananların yaptıkları açıklamalar da, benim yazdıklarımın yanlış olduğu yönünde  izlenimler doğdu. Sadece CNN’e benden sonra bağlanan Mustafa Çayır “Alev Ağabeyin anlattıkları doğru, sadece benim açımdan ekleyeceğim şeyler ve konuşmalar var” dedi.   

Akatlar Spor Salonu’na gidenler bilirler. Basın tribünü sahaya biraz uzaktır. Ayrıca olaylar başladığında Halk Bankası’nın karşı sahada, yani bizden uzak olması nedeniyle konuşmaları duyma olanağımızda yoktu. Zaten ben de konuşmalarla ilgili fazla bir şey yazmadım. Sadece söylendiğine göre; Mustafa “Sıkıysa gel de sen çıkar” demiş diye bir not düştüm. İşte genelde eleştirilerde bu cümle de yoğunlaştı. Çayır’ın “Gel de sen çıkar” dediğini, “Sıkıysa” kelimesini kullanmadığını vurguladılar. Doğru olabilir. Dikkat ederseniz “Söylediler” diye yazdım. “Böyle dedi” demedim. Onun dışında yazdıklarımın yine “Doğru” olduğunu savunuyorum.

Neyse uzatmaya gerek yok. Asıl önemli olan yeni seçilen ilk özerk federasyonumuzun görev bölümü yaptığı ilk toplantıda almış olduğu “Maçın tekrarı” kararı.

Tekrar kararını duyduktan sonra hemen hemen herkese bu kararın gerekçesini sordum. Ancak hiç de doyurucu bir bilgi edinemedim. Sadece ortalarda dolaşan dedikodular var.

Öncelikle şunu söylemeliyim ki İlhami Şenyurt’un çok acele karar verdiğini, biraz beklemiş olsaydı olayların buralara uzanmayacağına inanıyordum. Kaldı ki ortada maçın gidişini engelleyecek bir durum da yoktu. Oyuncular agresif ve saldırgan değildi. Mustafa Çayır’ın itirazları ve çıkmamak için direnmesi kısaydı. Seyirci ve rakip takımın hiçbir tepkisi ve olumsuz davranışı yoktu. Ayrıca Şenyurt’un kaptanı çağırıp, “Antrenör çıkmamakta direnirse müsabakayı tatil ederim” demesi gibi noksanlıklar da vardı. Ama tüm bunlara karşın neticede hakem maçı tatil ettiyse ve bir kural hatası yoksa, (Ki yukarıda yazdıklarım tamamen hakem hatası olarak değerlendirilir) karşılaşma TEKRARLANAMAZ. 

Bu nedenle tekrar kararının “Aman daha ilk haftadan tepki almayalım, maçı tekrar edelim ve olay kapansın, kimse zarar görmesin” düşüncesinden kaynakladığına inanıyorum.

Ama bu kararı alanların unuttukları bazı şeyler var ki onları düzeltmek hiç de kolay olmayacak. Bundan sonra her sıkışan antrenör, bir olay çıkarıp sahadan ihraç edildiğinde  Çıkmıyorum” derse ve hakem maçı tatil ederse ne olacak? Tüm maçlar tekrar edilecek mi? Hakemlerin aldıkları bu kararlar ve cezalar bu maçta olduğu gibi geriye dönerse, bu arkadaşlar bundan sonra nasıl maç yönetecekler? Çıkacak tartışmaları nasıl engelleyecekler? İşte gerçekten bunları çok merak ediyorum. Ayrıca bu tekrar kararı İlhami Şenyurt’u da çok zora sokmuş oldu. Şenyurt’un hakemliğini beğenirsiniz, beğenmezseniz o size kalmış bir şey, ama “Uluslararası hakem” ünvanlı ve Avrupa da başarıyla maçlar yönetmiş İlhami’yi bir kalemde silemezsiniz. Her hakem gibi o da hata yapmış olabilir. Ancak maçı tekrar etme kararı alarak onu aslanların önüne atmış oldunuz. Bu da hoş olmadı. Şimdi O’nu nasıl toparlayacaksınız ve yeniden görev vereceksiniz? Zaten az sayıda iyi hakem liglerimizde düdük çalıyor. Bir de bu gibi kararlarla onları küstürürseniz kritik maçlarda görev yapacak kaliteli hakem bulamazsınız. (Bu arada yeri gelmişken bir konuya da kısaca değinmek istiyorum; Geçen dönem de MHK Başkanı Ali Özarboy, Uluslararası hakemlere çok az görev vererek tepkilerimizi çekmişti. Gerekçe olarak da tüm hakemlerin kaliteleri ve kariyerleri ne olursa olsun eşit sayıda maç vermek olarak göstermişti. Bu nedenle de birçok kritik karşılaşmada bu nitelikli hakemler yerine daha deneyimsiz arkadaşlara görev vermiş ve maçların sonuçlarının tartışılır hale gelmesine neden olmuştu. Umarım bu kez yeni MHK daha dikkatli davranır ve atamalar daha dikkatli yapılır. Ayrıca İlhami gibi kolay kolay bu noktalara gelemeyen hakemler de küstürülmez).

Nitekim Pazar günü İlhami Şenyurt Vakıfbank Güneş Sigorta-Türk Telekom Avea karşılaşmasının baş hakemiydi. Ama mazeret bildirerek (Moralsiz olduğunu söyleyerek) maçtan affını istedi. O’nun yerine yardımcı hakem Çetin Akbulut başhakem olarak görev yüklendi. Yardımcılığını da Suat Carlı yaptı. 

Yalnız bu arada bir noktanın özellikle altına çizmeliyim ki yanlış değerlendirilmesin. Ben asla Beşiktaş kulübünün bir savunucusu değilim. Ayrıca Halk Bankası’na karşı bir kinim de yok. Üstelik de gerek Mustafa Çayır’ı, gerekse uzun yıllar ayni kulüp de görev yaptığımız, başarılar için omuz omuza mücadele ettiğimiz bazı oyuncuları çok sever ve takdir ederim. Benim derdim, bana göre doğru olanlardan yana tavır almaktır, Hepsi bu.

 

ECZACIBAŞI-BEŞİKTAŞ

 

Çarşamba günü önce Burhan Felek de Şişli-Anadolu İhtisas maçını izledim. Bu karşılaşma için söylenecek bir şey yok. Ev sahibi kolayca kazandı.

 

Daha sonra şampiyonluk yarışının favorisi olarak gösterdiğimiz Vakıfbank Güneş Sigorta’yı yenen Emlak Toki’yi, Emlak Bankası karşısında iki set seyrettim. Ankara ekibi rakibi direnmediği için fazla bir fikir vermese de yine de iyi ve oturmuş bir görüntüleri var. Sanırım sıkı bir karşılaşmada izlediğimizde onlar için daha net bir yorum yapabileceğiz.

 

Sonra Eczacıbaşı-Beşiktaş maçına gittik. Güzel bir mücadele olacağını düşünüyorduk. Fazla da yanılmadık. Gerçi iki takımın da hatalarının fazla olması maçın kalitesinin yükselmesini engelledi ama özellikle son iki sette büyük bir heyecan vardı.

 

Karşılaşmanın geneli için söylenecek şeylerin başında, pasörler öne geldiklerinde, takımları için problem oluşturdu. Üst üste kaybedilen sayılar ve maçın inişli çıkışlı ritmi hep bundan kaynaklandı. Mücadeleye iyi başlayan Beşiktaş oldu: 1-3, 2-5, 4-6, 5-8, 6-10, 10-13. Ne var ki Siyah-Beyazlılar Arzu’nun önde olduğu yani, İrina 2, Duygu 3, Arzu 4  turunda, yaptıkları ataklardan sayı üretemeyince durdular. Bunu fırsat bilen Eczacıbaşı sayıları 13-13 de eşitledi. 13-14’den sonra da Mesude’nin etkili servisleri, Gülden’in 5’de ki çok iyi defansı ve çıkan topların sayıya kolay dönüşmesiyle ev sahibi üst üste 5 sayı alarak 18-14 öne geçti. Sonunda Mesude servisi kaçırdı: 18-15. Eczacıbaşı topu öldürdü: 19-15. Servise Özlem geldi. O’nun etkili servisleri ve bloklar derken 22-15 oldu. (10-13 den sonra, sayıların gidişini görüyorsunuz değil mi? Beşiktaş 2 sayı alırken, Eczacıbaşı 12 sayı üretti. Böylesine üst sıralar için mücadele eden takımların 2-3 pozisyonda bu kadar sayı alması veya vermesine bir anlam verebilmek gerçekten zor. İşte maçın kalitesini de düşüren bu sayı ritimleri oluyor) Sarah topu öldürerek hem bu gidişe “Dur” dedi, hem de Arzu nihayet geri dönmüş oldu. Ama atı alan da Üsküdar’ı geçmişti. Sette 25-20 bitti.

 

Beşiktaş önde olduğu seti kaptırmasına karşın yine de oyundan düşmedi ve ikinci sete de iyi başlayan taraf oldu. İlk teknik molaya 5-8 önde girdi. Sonra 6-10, 8-14 öne geçti. İkinci teknik molaya da 6 sayı farkla girdi: 10-16. 11-17 den sonra Eczacıbaşı yine kıpırdanmaya başladı. Bir ara farkı da iki sayıya kadar düşürdü: 16-18. Ne var ki bu kez pasör Bahar’ın önde olması ve ikili hücum turundan sayı çıkarmak da zorlanmaları nedeniyle Siyah-Beyazlılar tekrar arayı açtılar: 16-21, 18-21, 18-24. Bahar arkaya döndükten sonra üst üste alınan 3 sayı arada ki farkı azaltmaktan başka bir işe yaramadı ve seti Beşiktaş 21-25 kazandı.

 

1-1 den sonra maça heyecan geldi. Hataların azalması temponun da yükselmesini sağladı: 3-3, 6-4, 6-6, 8-7. Ev sahibi arayı açtı: 12-9. Deniz topu öldürdü: 12-10. İlona’nın smaç servislerine, önce Mesude’nin 6’dan avuta vurduğu, sonra da Çinli Aihua’nın blokta kalan hücumu eklenince sayılar eşitlendi: 12-12. Hatalar bununla bitmedi ve 12-14 oldu. (5 sayı üst üste). Eczacıbaşı 15-15 de rakibini yakaladı. Sonra da 21-18, 22-19, 23-21 öne geçti. Beşiktaş bırakmadı: 23-22. Eczacı tekrar farkı iki sayıya çıkardı: 24-22. Siyah-Beyazlılar rakibi yakalamayı başardı: 24-24. İrina’nın servisini oyunda tutan ev sahibi Mesude ile 4’den hücum yaptı ama bu topu 5’de defansta yapan libero Nihan çıkardı, Arzu’nun pası, 4’de ki İlona’ya, bu oyuncu takımına sayıyı kazandırdı: 24- 25. İrina’nın ikinci servisi, Bahar’ın pası yine 4’de, gelen topa Mesude vurdu ama Eda’nın bloğu seti 24-26 Beşiktaş’a getirdi.

 

4. set yine karşılıklı sayılarla başladı: 3-3, 6-6, 7-8, 7-9. Eczacıbaşı topu öldürdü: 8-9. Servise Özlem geldi. O’nun etkili ve hedefi bulan servisleri, Beşiktaş’ın Arzu 2, İlona 3, Heval 4 turunda blokta kalan hücumları sonunda 14-9 oldu (Bu kez de 6 sayı üst üste). İkinci teknik molaya 16-10 girildi. Siyah-Beyazlılar’ın arayı kapatma çabaları farkı 2 sayıya kadar indirdi (17-15) ama ev sahibi tekrar hızlandı: 20-16. Artık maç 5. sete gidiyor diye düşünmeye başlamıştık ki, bu kez Eczacıbaşı, Bahar’ın önde olduğu turda yani Özlem 2, Bahar 3, Mira 4 pozisyonunda Eda’nın servislerini oyunda tutsa da sayıya dönüştüremedi ve rakibine yakalandı: 20-20. Sonunda Özlem ile ev sahibi bu krizi aştı ama Siyah- Beyazlılar da artık maça ortak olmuştu: 21-20. Karşılıklı sayılar ve heyecanın doruğa çıktığı bu son bölümde İlona’nın iki sayısı Beşiktaş’a seti 26-28 maçı da 1-3 getirdi.

İSTATİSTİKLER

Eczacıbaşı: 98 servis attılar, 3 hata yaptılar (Etkili servis atmalarına karşın çok güzel bir rakam), 6 sayı kazandılar. Servise karşı 86 kez topla buluştular, 4 hataları var, yüzdeleri 78. Exc: % 51. 107 ataktan 45 sayı ürettiler, yüzdeleri 42. 12 blok sayıları var.

Beşiktaş: 98 servis attılar, 12 hataları var, 4 sayı aldılar. 95 kez servise karşı manşet aldılar, 8 hata yaptılar, yüzdeleri 66. Exc: % 41. 131 hücumdan 58 sayı kazandılar, yüzdeleri 44. bloktan 17 sayı aldılar. (Oldukça iyi bir rakam)

 

OYUNCULAR:

 

Eczacıbaşı:

 

Bahar:
16 servis, hata da sayı da yok. 4 atak, 3 sayı, yüzdesi 75. 1 bloğu var.

 

Özlem:
19 servis, hata yok, 2 sayı aldı. 9 hücum, 4 sayı, yüzdesi 44. 1 blok sayısı var.

 

Gökçen:
8 servis, hata da, sayı da yok. 6 atak, 1 sayı, yüzdesi 17 (Çok düşük bir rakam. Ancak bloktan takımına 4 sayı kazandırarak kendini affettirdi).

 

Aihua:
18 servis, hata yok, 1 sayı aldı. Servise karşı 30 kez topla buluştu, 1 hata yaptı, yüzdesi 80. Exc: % 60. (
Nihayet Çinli bir oyuncunun en büyük özelliği olan manşeti hatırladı. Ama hücumu için ayni şeyleri söylemek zor). 17 atak, 4 sayı, yüzdesi 24. 1 bloğu var.

 

Mesude:
20 servis, 2 hata yaptı, 2 sayı aldı. 39 hücum, 18 sayı aldı, yüzdesi 46. 2 bloktan 2 sayısı var.

 

Sinem:
4 servis, hata yok, 1 sayı aldı. 6 hücum, 3 sayı üretti, yüzdesi 50. 2 bloğu var.

 

Mira:
13 servis attı, 1 hata yaptı, sayı yok. 30 manşet aldı, 2 hata yaptı, yüzdesi 80. Exc: % 50. 26 ataktan 12 sayı aldı, yüzdesi 46. Blok sayısı 1.

 

Gülden:
Servise karşı 25 kez topla buluştu, 1 hata yaptı, yüzdesi 72. Exc: % 44.

 

Beşiktaş:

 

Duygu:
9 servis attı, 1 hata yaptı, sayı yok. 10 atak, 6 sayı, yüzdesi 60. 2 bloğu var.

 

Arzu:
14 servis attı, 2 hata yaptı, sayı yok. 6 hücum, 2 sayı, yüzdesi 33. Blok yok.

 

İrina:
12 servis, 3 hata yaptı, sayı yok. 27 manşet aldı, 3 hata, yüzdesi 56. Exc: % 26. 38 atak, 19 sayı aldı, yüzdesi 50. 5 blok sayısı var.

 

Deniz:
15 servis attı, 1 hata yaptı, 2 sayı aldı. 21 manşet, 1 hata, yüzdesi 67. Exc: % 48. 16 hücumdan, 7 sayı üretti, yüzdesi 44. 1 bloğu var.

 

Heval:
15 servis, 1 hata, sayı yok. 7 atak, 4 sayı, yüzdesi 57. 3 bloğu var.  

 

Eda:
11 servis, 2 hata, 1 sayı aldı. 14 hücum, 3 sayı, yüzdesi 21. 2 blok.

 

İlona:
13 servis, 1 hata, sayı yok. 20 manşet, 1 hata, yüzdesi 70. Exc: % 45. 27 atak, 14 sayı, yüzdesi 52. 1 blok.

 

Sarah:
9 servis,14 hata, 1 sayı. 14 manşet, hata yok, yüzdesi 71. Exc: % 50. 13 hücum, 3 sayı, yüzdesi 23. 3 blok.

 

Nihan:
12 manşet, 3 hata, yüzdesi 75. Exc: % 50.

 

Bu karşılaşmada dikkat edecek bir başka nokta; Eczacıbaşı libero dışında 7 kişi ile oynarken, Beşiktaş libero dışında 9 kişi ile oynadı.

(Bu istatistik bilgileri bizlere veren Salih Tavacıya teşekkür ederim.)

 

ARÇELİK - MANAVGAT

 

Cumartesi günü Burhan Felek de önce Arçelik-Manavgat, sonra da Galatasaray-Bafra  Belediyesi karşılaşmalarını izleme olanağı buldum.

Rakibine göre daha iyi oynayan Arçelik, mücadeleden 3-1 galip ayrılan taraftı. Maçın göze batan oyuncuları Arçelik den Volkan ( 41 hücum yaptı, 31 sayı aldı, yüzdesi 76. Güzel bir performans değil mi? Tek eksiği bloğu. Sadece bir sayı almış)

Manavgat da ise Chmil yıldızlaştı ( 43 hücum yaptı, 30 sayı üretti, yüzdesi 70).

 

GALATASARAY- BAFRA TEKEL BELEDİYESİ    

 

Günün ikinci maçında Galatasaray, Bafra Tekel Belediyesi’ni set vermeden geçmeyi bildi: 3-0. Gerçi setlerin başında genelde başa baş bir mücadele vardı. Ama Sarı-Kırmızılı takımın yükselen temposu ve hücumdaki başarısı sonucu almaya yetti. İlk seti 11-11 den sonra kopardılar: 25-20.  İkinci sette  8-6 dan sonra üstünlüğü ele geçirdiler: 25-15.

Son sette ise oyunun tüm kontrolü ev sahibi takımında: 25-17.

Ankara da ise, 3 önemli karşılaşma vardı. İlk 4 de girerek 4’ lü Final Grubu’nda mücadele etmeyi hedefleyen takımlar için zor bir gündü. Bu sıkıntılı günden kazançlı çıkmayı başaranlar ise, Arkas’ı 3-0 yenen Ziraat Bankası, İst. B. Belediyesini zorda olsa 3-2 geçen Polis Akademisi ve son haftaların başarılı ekibi SSK’yı 3-0 gibi net skorla aşan Halk Bankası oldu.

 

GÜNEŞ 2. YENİLGİSİNİ ALDI

 

Geçtiğimiz hafta Ankara da Emlak Toki karşısında yenilmezliğini yitiren Güneş Sigorta, Pazar günü hem de evinde Türk Telekom’a 1-3 mağlup olarak şaşırttı.

Ukraynalı oyuncu Tatiana Voronina’yı transfer ettiğinden beri çıkışta olan Ankara ekibi, iyi oyununun karşılığını güzel bir galibiyetle almış oldu.

Tüm karşılaşma boyunca istekli olan, iyi manşet geldiğinde pasör Pelin’in çabuk ve yatık toplarıyla oynayan Telekom da, Voronina ve Germanova adeta yıldızlaştılar. Özelikle Ukraynalı oyuncu için ayrı bir paragraf açmak gerekir. Çok iyi servis atan ve hücumda zor durdurulan bu voleybolcuyu, Ankara takımımın CEV Kupası’nda oynadıkları ve elendikleri karşılaşmaya yetiştirebilselerdi eminim ki Mart ayında bu takım İtalyan ekiplerinden biriyle Final oynardı. Gerçekten çok yazık olmuş. O’nun etkisiyle özelikle Germanova ve Pelin rahatlamış. İyi manşet geldiğinde Pelin’in çabuk topları rakip bloklar için gerçekten büyük sorun oluyor. Bu maçta da Güneş en büyük sıkıntıyı bloklarda yaşadı. Telekomlu oyuncular karşılarında tekli blokları bulduklarında kolay sayı üretiyorlar. Çünkü bu defansta da zaaf yaratıyor.

Peki, bu maçı iyi oynayarak farklı kazanan Başkent ekibinin sıkıntıları yok mu? Tabii ki var. Özellikle de Pelin önde olduğunda bloklarda sorun yaşıyorlar ve rakipler onun bölgesinden yaptıkları ataklardan kolay sayılar üretiyor. Bu arada en çok kafama takılan bir şey de dizilişleri. Biz antrenörler için takımın dizilişi çok önemlidir. Onun için yani taşları yerine oturtmak için, özellikle sezon öncesi günlerce düşünür, antrenmanlarda oyuncuların en iyi performans verdikleri yerler tespit edilir, özel maçlarda da bu denenir. Telekom da bunun pek düşünüldüğünü sanmıyorum. Gerçi bazı maçlarda rakibe göre oyuncuların yerleri değiştirilebilir. Hatta bir karşılaşma da işler iyi gitmediğinde de bazı tedbirlere başvurulabilir. Ama tüm bunlara karşın bir diziliş de ilk düşünülen şey pasör ve onun yanında yer alacak oyuncuların tekniği ve kapasitesidir. Yani pasörün yanına öncelikle takımın en iyi manşet alan ve en iyi hücumu yapan smaçörü yerleştirilir. Diğer yanına da en iyi blok yapan, tercihan hücum ağırlığını yüklenebilecek, 2 ye tek ayak dolaşabilen bir orta oyuncusu konur. Çünkü takımların en sıkıntılı pozisyonu pasör önde olduğu, yani ikili hücum turlarıdır. Bu pozisyonlar da genelde tıkanıklıklar olur ve rakip de bundan yararlanır. En yakın örneğini de Eczacıbaşı-Beşiktaş mücadelesinde gördük. Pasörler öndeyken yaşadıkları sorunlar ve sayı ritimleri her şeyi açık açık gösterdi.

Tüm bunları niye yazdım? Nedeni Türk Telekom da Nilay-Pelin-Eda üçlüsünün yan yana oynaması.  Pelin kısa bir oyuncu, bloğu doğal olarak yüksek değil. Yanında uzun bir orta oyuncu olan Nilay var. Ama Nilay, çabuk bir voleybolcu değil. Gerek hücumda gerekse blokta İryna kadar etkili değil. Köşe de ise, her maçta canla başla oynayan ama fizik olarak uzun olmayan Eda var. Belki ataklarda bu oyuncu için bir sorun yok ama bloklar da sıkıntıları fazla. Böyle olunca da bu üçlü öne geldiğinde blok nasıl olacak? İkili hücum turunda ki sorunlar nasıl aşılacak? Güneş maçında zaman zaman bunu gördük. İşte ben bu 3’lü önde düşündüğümde soruna çözüm üretmekte zorlanıyorum. Evet, sonuçta bu takım böyle oynayarak birçok maç kazandı, üstelik de lider Güneş’i yendi. Ama taşlar yerli yerine oturtulsa, yani Pelin, İryna ve Germanova’nın arasında olsa, takım acaba daha mı iyi bir performans çizer? Bilemiyorum. Ama sanki bana daha iyi olur gibi geliyor. Denemekte bir yarar var diye düşünüyorum.

Bu arada buna benzer bir diziliş sıkıntısı da Güneş de var. Daha önceden de bu konuya değinmiştim. Ama Buzayev’in sistemi çok değişik olduğu için bu konuda fazla bir yorum yapamıyorum. Ama Elif’in bir yanında Samsonova dururken Mayboroda’nın oynamasını, diğer yanında da Aysun gibi Dünya çapında bir oyuncu dururken, 2 metrelik boyuna karşın ne blokta, ne de hücumlarda pek ortalarda görünmeyen Tatyana İvanyushkina’nın oynamasını doğrusu yadırgıyorum. Üstelik de bu dizilişte Aysun-Elif yan yana oldukları için ortadan daha iyi atak yapılabilecek, Aysun 2’ye daha kolay dolaşabilecek yani hücum zenginliği kazanılacak. Bloklar daha aktif olacak. Ama o zaman Elif öne geldiğinde ortada kalamayacak. Ukraynalı antrenörün sistemi bozulacak.

Maçı anlatacaktık. Nerelere daldık.  Üstelik de yine insanları kızdıracağız. Ağzım dursa, ellerim durmuyor. Ne yapalım bu da benim zaafım.

 

Karşılaşma güzel başladı. Pelin’in çabuk ve akıllı pasları, Telekomlu smaçörlerin özellikle de Voronina’nın becerisiyle 4-2 den sonra oyunun kontrolü Ankara ekibinin eline geçti: 4-6, 6-8, 9-9. Eda’nın 2’de ki Tatyana attığı taktik servisler, O’nun oyunda kalan ama Elif’i zorlayan manşetleri, 4’den Samsonova ile atak yapma zorunluluğu ve karşı da İryna- Voronina’nın yüksek bloklarıyla 3 sayılık bir fark oluştu: 9-12. Öne geçmenin moraliyle oyuna daha da asılmaya başlayan Ankara ekibi arayı açmaya başladı: 10-14, 11-16. Güneş bir türlü toparlanamayınca da Telekom seti beklemediği kadar kolay kazandı: 15-25.

 

İkinci sete Güneş biraz daha toparlanmış başladı. Bunun semeresini de hemen öne geçerek aldı: 3-0, 4-1, Kaçan servislere karşın ataklarda ki başarıyla ilk teknik molaya 8-5 girildi. Ne var ki başlayan hatalar Telekom’un işini kolaylaştırdı ve sayılar eşitlendi: 8-8. karşılıklı sayılarla 12-12 gelindi. Ankara ekibi topu öldürdü: 12-13. Servise Voronina geldi ve takımına smaç servisiyle direkt bir sayı kazandırdı: 12-14. İkinci servisi de etkili ama oyunda kaldı, Elif Aysun’u 2’ye dolaştırdı ama top dışarı gitti: 12-15. Ukraynalı oyuncunun 3. servisi yine etkili Necla manşeti içeri kaçırdı, vurdular: 12-16. Sonunda Aysun topu öldürdü: 13-16. Aysun’un etkili servisini Ankara takımı hücuma dönüştüremedi, gelen topu Mayboroda sayıya dönüştürdü: 14-16. Germanavo öldürdü: 14-17. Neslihan’ın hücumu bloktan gitti ama hakemler “Değmedi” dediler: 14-18. Eda’nın avantaj topu dışarı vurmasıyla (15-18) Güneş kıpırdandı. Neslihan’ın servisleriyle fark azaldı: 17-18. Böylece oyuna gelen denge heyecanı da artırdı. Ancak Güneş’in tüm çabası ve rakibini 21-21 de yakalamasına karşın seti yine de 23-25 alan başkent ekibi oldu.

 

3. setin başlarında da başa baş bir mücadele vardı. Ne var ki Nilay 2, Pelin 3, Eda 4 sıkıntılı turunu iyi değerlendiren ev sahibi kontrolü eline geçirdi ve bir anda 5 sayılık bir farka ulaştı: 10-5. Bunun moraliyle de rakibini iyice oyundan düşüren Güneş rahatladı, arayı açarak seti 25-16 kazandı.

 

4. sete Telekom 0-2 başladı. Güneş üst üste 5 sayı alarak cevap verdi: 5-2. Sonra 6-3 oldu. İlk teknik molaya Güneş 8-7 girdi. Bu kez Ankara takımı Elif’in 4 de olduğu pozisyonu iyi değerlendirerek sıçradı: 8-10. Güneş sayıyı buldu: 9-10. Ancak Telekom buna cevap verdi:

9-11. Bu arada Neslihan’ın arkaya dönmesiyle Vakıf’ın file önünde her zaman sıkıntılar yaşadıkları Mayboroda 2, Elif 3, Tatyana 4 turunu bir kez daha iyi değerlendiren Ankara ekibi arayı açtı: 9-13. Güneş’in çabası arayı kapatmaya yetmeyince de üstünlüğünü sürdüren Telekom (11-16, 12-17, 13-20, 15-22) seti 17-25 maçı da 1-3 kazanarak 4’lü Final Grubu için umutlarını artırdı.

 

FENERBAHÇE - KOLEJLİLER

 

Günün son maçında daha iyi bir kadrosu olmasına karşın Fenerbahçe, canla başla mücadele eden Ankara Kolejlilerden zor sıyrıldı: 3-2.

Oysa karşılaşmaya iyi başlayan ve ilk iki seti istediği gibi yönlendiren Sarı-Lacivertliler

25-17, 25-15 ile 2-0 öne geçtiler. Ancak rahatlık ve başlayan hataları iyi değerlendiren Başkent ekibinin genç oyuncuları, önce oyunda dengeyi kurdular. Sayılar almaya başladıkça maça daha da asılmaya başladılar ve sonuçta 26-28, 23-25 aldıkları iki setle maçı uzattılar. Başa baş geçen bu zorlu 5. seti sonunda Fenerbahçe 18-16 alarak mücadeleden 3-2 galip ayrılmayı başardı.

 

Akatlarda ise, Beşiktaş, Karşıyaka’yı iyi bir oyunla 3-0 yenerek 4’lü Final grubu yolunda önemli bir engeli daha geçmiş oldu.

 

BİR YAZIŞMA DAHA

 

Geçtiğimiz hafta voleybol tutkunu bir genç gruptan söz etmiş ve iki yazılarını buraya almıştım. Bu hafta da bir başka ikilinin Ebru ile Murat’ın ve Hamide ile Yeşim’in birbirleriyle yaptıkları yazışmaları sizlere aktarmak istiyorum. Yine izinsiz olacağı için hoşgörülerine sığınıyorum. Böylece sizler de Ankara da ki iki maçta yaşananları ve İtalya Ligi’nde neler olduğunu, Rus Ulusal Bayan Takımının yeni antrenörünü öğrenme ve okuma şansını yakalayacaksınız.

 

Ankara'daki maclar beklenen sonuçlarla bitti. TOKI, İller Bankası’nı; SSK da Numune'yi 3-0 yendi. İller Bankası’nın TOKİ'yi biraz zorlayacağını düşünmüştüm ama hiç de öyle olmadı. Buğun İller Bankası servis atamadı desek yeridir. Kritik anlarda servisleri kaçırdıkları gibi, genel olarak da servis basari yüzdesi çok düşüktü. Her iki servisten birini kaçırdıkları düşünülürse %50'ler seviyesinde olmalı. Diğer taraftan takım hiç blok yapamadı. Son setin başlarında Seda’nın tekli bloğundan başka İller bloğu hatırlamıyorum. Bu arada Seda’nın taktik servisleri ve 2. sette file dibine düşen bir toptaki savunması görülmeye değerdi. 3. setin sonunda servis karşılamada da aksaklıklar başlayınca İller antrenörü bayağı sinirlendi ve bir oyuncu ağlatma olayı da Ankara'da yaşandı. Bu olay takımın moralini iyice bozdu ve 3-0'lik sonuç geldi. İkinci maçta SSK rahat bir maçla kazanmayı bildi. Öyle ki 1. setten sonra Eli oynamadı. Maçtan önce belindeki ağrıdan şikâyet ettiğini duymuştum, sanırım fazla zorlamak istemediler. Hatta 3. setin sonuna doğru yedeklere şans verdiler. Eli'nin yokluğunda Hatice'nin
çaprazdan güçlü smaçları, Gamze ve Sinem'in ortadan etkili hücumları göz doldurdu.

Son olarak İtalya Liginden bir haber Despar Foppa'yi 3-0 yendi. İlk sette ilk teknik molaya 8-2, 2. teknik molaya 16-4 girdikleri ve setleri 25-13, 25-19 25-20 aldıkları düşünülürse, belki de Despar
Foppa'yı hezimete uğrattı demek daha doğru olur. Lioubov Kılıç’ın oynamaması Foppa'nin en büyük dezavantajıydı ancak Despar da dersine iyi çalışmış, Foppa'yı çözmüştü. Zaten kısa bir sure önce İtalya Kupası finalinde 3-2'lik sonuçla Foppa'yı yenerek Kupa’yı kazanmışlardı. Bu maç bir çeşit rövanştı. Despar maça etkili servisler ve çok iyi bir savunmayla başladı, Neredeyse bloktan dönen bütün topları çıkartıp sayı yaptılar. Hücumda da bloğu geçmeye
çalışmak yerine blok aut yaptırmayı tercih ettiler ve bunda da başarılı oldular. Foppa'nın neredeyse yapacak hiçbir şeyi kalmamıştı, buna bir de hücumdaki aksaklıklar eklenince 3-0'lik sonuç geldi. Foppa genel olarak etkisizdi, alışık olduğumuz hırslı, sert oyunlarını bir türlü oynayamadılar, takımın özellikle aksayanı bence Piccinini'ydi. Dikkatimi çeken diğer şey Caprara'nın kötü gidişi durduracak bir oyuncu değişikliği yapmamasıydı. Diğer maçlarda
Eczacı'nın rakibi Chieri, Scavolini Pesaro'ya, bana göre beklenmedik bir sonuçla 3-0 yenildi ve 6. sıraya kadar geriledi. Geçen hafta da Foppa'ya yenilerek 4 sıradan 5.'lige gerilemişti. Ligin diğer tanıdık takımı Sant'Orsala Asystel Novara da Reggio Emilia'yi 3-1'lik skorla yenerek geçen haftaki şok Vicenza yenilgisiyle endişelenen taraftarlarını biraz olsun rahatlattılar.
Herkese iyi haftalar dilerim.
Ebru.” 

İller bankası takim olarak vasat başladı kötü bitirdi. konsantrasyon bozukluğu diyelim. Çünkü manşet alamadı yetmedi (tabii manşet alamayınca da toplar ölmedi) blok yapamadı. bireysel olarak libero Songül ve pasör Gizem rezalet ötesiydi. Songül’ ü son zamanlarda hiç bu kadar kötü görmemiştim. Güldeniz vasattı. Angelova keza kötüydü. Hülya ve Fulya keza etkisizdi.
Takımın ayakta kalan tek oyuncusu ise Seda idi. Nazar değmesin iyi gidiyor. Zaten Burhan hoca 2. ve 3. sette yedeklerle oynadı. Genç takım falan ama yedekler yetersiz. Umarım 6. olurlar. Angelova yerine Melis gibi bir abla olsa İller çok daha farklı olur.

Toki’ye diyecek bir şey yok. Rusya 2. milli takımı. Tecrübeli oyuncuları var. Takım kolay kolay dağılmıyor dağılsa bile toplayacak 2-3 abla var. Onlara da nazar değmesin. Getirsinler kupayı Ankara’ ya artık :))
Ebru illerde kim ağladı ve hangi pozisyonda kaçırmışım?
Murat.”


Olay 3. sette cereyan etti. Ağlayan oyuncu Angelova idi. Emin değilim ama sanırım 1. teknik mola sırasında oldu. Angelova'nın servis karşılamada üst üste hatalar yapması antrenörün ona patlamasına neden oldu. Ama bu olay bence takımı olumsuz etkiledi, moralleri bozuldu ve fark açıldı. Antrenörlerin molaları bu şekilde değerlendirmesi de ayrı bir tartışma konusudur bence. Bu konuda Karpol klasiği söz konusu; ancak O takımı iyi gitse de bağırıp çağırıyor ve istisnalar dışında takımını toparlamayı biliyor. Ama Türkiye liginde izlediğim maçlarda antrenör biraz sert çıksa takım toparlanacağına, moral olarak dağılıyor, moladan sonraki birkaç sayıyı ağlamaklı bir ifade ile oynuyor ve dolayısıyla performansları düşüyor (Örnek için bkz. Motta ve Eczacıbaşı). Hata yapan oyunculara sert çıktığınızda yeni hatalar yapmaya başlıyorlarsa, bu yöntemin ise yaradığından sanırım söz edilemez. Diğer taraftan Dünya voleybolunda yer edinmeye çalışırken, daha lig maçlarının stresine dayanamayan oyuncular da ayrı bir soru işaretidir bence. İki farklı yönü olan ve çözümün oyuncular da mı, antrenörler de mi olduğunu kestiremediğim karışık bir konu ama yine de aklıma takılanlar arasında...

Sevgi ve saygılar...
Ebru”

Rus milli takımının yeni antrenörü  Gianni Caprara...  Şu anda Bergamo'yu çalıştırıyor...
Hamide.”

Ana!  Bu Ruslar iyi atağa geçti be :-) Caprara amca kankam olur bilirsiniz…

Yeşim.”
Gelecek hafta tekrar birlikte olmak dileğiyle, hoşça kalın.   
A  L  E  V    A  N  A  K  Ö  K