Erkeklerden sonra Türkiye Bayanlar
1. Voleybol Ligi de Çarşamba günü start alacak.
Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu sezonda ilginç karşılaşmalar izleyeceğiz.
Takımların kadrolarına bakıldığında güç dengelerinin birbirine çok yakın olduğu
izlenimini ediniyorsunuz. Ancak kimse alınmasın ama ben kaliteden uzak bir lig
yaşanacağını düşünüyorum.
Gerçi birçok karşılaşmada, hele
setli mücadelelerde belki heyecan hep dorukta olacak, top çok gidip-gelecek,
smaçlar, defanstan çıkan toplar seyirciyi
keyiflendirecek, tribünler kıpır kıpır olacak ama
voleybolun asıl güzelliği olan kalite ne yazık ki pek ortalarda görünmeyecek.
Sezon başlamadan bu yargıya nasıl
vardığımı düşünebilirsiniz. Yukarıda da belirttiğim gibi öncelikle elime geçen
kadrolar ve izlediğim hazırlık turnuvaları beni pek tatmin etmedi.
Önce zirvedeki ekiplere bir göz
atalım. Vakıfbank Güneş Sigorta’ yı ayrı bir yere
koyarsak, bugün Türk Voleybolu’ na damgasını vurmuş
Eczacıbaşı’nın hala kadrosunu oluşturamaması ve yabancı arayışının sürmesi (Bir Çinli oyuncu ile anlaşmak üzereler), Şampiyonlar Ligi’ nde devlerle mücadele edecek Beşiktaş’ ın
çok istenmesine karşın takıma ikinci bir yabancı oyuncu transfer edememesi, Yeşilyurt’ un kadrosunun
eksik kalışı, Emlak Konut’ un transferler yapmasına karşın henüz hatalardan
arınacak adımları atamaması ve Oxsana gibi, İnessa gibi ayni yapıdaki iki oyuncuyu nasıl verimli hale
getireceğini çözememesi, Türk Telekom’ un yavaş iki uzun ile çabuk iki kısanın
açıklarını kapatacak planı henüz hayata geçirememesi örnek gösterilebilir.
Diğer takımlardan fazla bilgiler alamadım, hazırlık karşılaşmalarını
izleyemedim, onlarında kadrolarına bakıldığında gelecek için çok iyimser
olamıyorum.
Gerçi bir çoğunuz,
“Lig yeni başlıyor. Takımlar henüz hazır değil, ilerleyen
günlerde eksiklikler görülecek ve düzeltilecek. O zaman daha iyi olacaklar” diyeceksiniz.
Ama ben bu düşüncenize
katılamıyorum. Öncelikle şunu söylemeliyim ki bizde artık gerek bayanlarda
gerekse erkeklerde takımların lige hazırlık dönemlerinin başlangıçlarında sorun
var.
Lig Çarşamba günü başlıyor ama
yukarıda çok kısaca değindiğim gibi ekiplerimizin çoğu hazır değil. Birçok kişi
için takımların iyi hale gelmesi, yani istenen seviyeye ulaşması ancak ligin
başlamasından sonraki haftalar olarak değerlendiriliyor. Çünkü son yıllarda bu
bir alışkanlık oldu ve tüm camia tarafından da benimsendi.
Aslında tüm ekiplerin yaz aylarında
hazırlıklarını yapmaları ve lige en iyi şekilde girmeleri gerekir. Gerçi
zirveyi hedefleyen ekipler “Bizim için asıl hedef
Sizce bu düşünceler doğru mudur?
Ben doğru olmadığını söylüyorum.
Ekim de başlayacak bir lig için eskiden hazırlıklar 15 Haziran, eğer çok yoğun
bir sezon geçmiş ise, yani ligin bitimi Mayıs’ ın son
günlerine uzamışsa Temmuz ayının ilk haftasında başlardı. Önce kroslarla nefes
açılır, ardından ağırlıkla kuvvet çalışmalarına geçilir, oyuncuların
eksiklikleri giderilir, bire bir çalışmalarla temel teknikleri geliştirilir,
daha sonra sürat çalışmaları, takım çalışmaları derken hazırlık maçlarıyla
seviye en üst düzeye çıkarılır ve tüm ekipler lige fırtına gibi ve eksiksiz
girerdi.
Şimdi bu cümlelere “Zaman değişti, voleybol artık farklı oynanıyor, çalışmalarda ona göre
farklı yapılıyor” diyeceğinizi biliyorum.
Benim yazdıklarım bir takımın
çalışma planını anlatmıyor. Bunlar geride kalmış olabilir. Ama bana yıllardır birçok
oyuncunun artmayan fizik gücünü, devam eden temel teknik yanlışlıklarını,
taktiksel yönden bir türlü gelişememesini, manşet hatalarının
düzeltilememesini, hücumda gücün yanında tekniğin kullanılamamasını, blokta ellerin içeriye sokulamamasını, (üstelik de artık birçok ekibin günde 2 antrenman yapmasına karşın) nasıl izah edeceksiniz? İşte
benim asıl sorgulamak istediğim bu. Tüm bunları düzeltmenin asıl yerinin yaz
çalışmaları olması gerektiğini anlatmaya çalışmam bundan.
Eğer çalışmalara Ağustos’ un
Şimdi etrafınızdaki takımların
teknik adamlarıyla konuşun. Hangisi sezonu erken açmış, yabancılarını erkenden
getirmiş ve oyuncularını bire bir çalışmalara alarak hatalarını düzeltmiş?
Bu cümlelerden sadece antrenörleri suçladığımı çıkarmayın. Bunun içinde asıl
önemli olan kesim yöneticilerdir. İşleri hep ağırdan aldıkları, çalıştırıcılara
gerekli olanakları çok öncelerden hazırlamadıkları, kadroyu erken
oluşturamadıkları, hatta yabancı oyuncuya fazla ödeme yapmamak için ligin
başlangıcını beklemeyi alışkanlık haline getirdikleri için bugün bu sıkıntılar
ve sorunlar yaşanmaktadır.
Bayanların başlayacak liginden işte
tüm bu yazdıklarım için kaliteli voleybol beklemiyorum ve umutlanamıyorum.
Ayni şeyleri 3. haftasına
girdiğimiz erkekler ligi içinde söyleyebiliriz. Bakmayın bazı maçların setli
sonuçlanmasına. Karşılaşmanın kaderini oyuncuların teknik becerilerinden çok
hazır olmamanın getirdiği hatalar belirliyor. Bu hafta İstanbul da iki tane 3-
Ama İstanbul B. Belediyesi-Halk
Bankası maçına ne demeli. Şampiyonluk yarışının en güçlü adaylarından olan Ankara
ekibi, orta sıralarda kendine yer bulmaya çalışan mütevazi
kadrolu Belediyeye bir maç verdi ki görseniz şaşarsınız. Önce set sayılarını
vereyim: 19-25, 25-18, 22-25, 25-20, 15-8. Güç
dengelerine bakıldığında set sayıları arasında bu kadar fark olmamalıydı.
Hadi oldu diyelim ve gelelim 5.
sete.
Halk saha değişimine 6-8 önde girdi.
Belediye topu öldürdü 7-8 ve Nikolay servise geldi.
Halk Bankası’ nın
ön pozisyonu Sinan (2), Ömer (3), Ali Çayır (4). Sonra Ali-Cengizhan
değişikliği yapıldı.
Etkili bir servis, hücum ve blok: 8-8.
Yine iyi servis köşeden atak ve
blok: 9-8.
Bir servis daha, Gökhan
Niko baktı ki Halk Bankalı oyuncular hata üstüne hata yapıyorlar, servisi
iyice yumuşattı. Yani topun altına vurarak sadece kaçmaması için çaba harcamaya
başladı. İhsan’ dan köşeye yüksek pas, blok: 11-8.
Yumuşak servis, Ömer yandan dışarı:
12-8.
Niko’ nun yine çok kolay servisi, Sinan blokta
kaldı: 13-8.
Sonra Stefanov’ un geri atağı, blok: 14-8.
Ömer hücum, blok ve 15-8. Hadi buyurun bakalım.
Şampiyonluğa oynayan bir takım 7-
İster beceriksizlik, isterseniz
şansızlık deyin, peki böyle bir karşılaşmaya nasıl bir voleybol değeri
verirsiniz. Böyle bir müsabakaya bu kadar hatadan sonra 5 setlik olmasına
karşın kaliteli bir maç damgasını nasıl vurabilirsiniz?
(Bu arada belediyenin galibiyetini küçümsediğim anlamı çıkmasın. Onlar
çok iyi oynamamalarına karşın, savaştılar, ellerinden geleni, güçleri
yettiğince ortaya koydular ve rakibi hatalara zorlayarak kazandılar)
Sonuçta, hazır olmayan takımların,
hazır olmayan ve hatalardan bir türlü arınamayan oyuncuların mücadelesi, orta
oyuncuların arada sırada hatırlandığı, yüksek toplarla köşelerden varsa
yabancılardan oynanan, hücum varyasyonlarından yoksun, sürekli kaçan
servislerin sık sık durdurduğu bir voleybol tabii ki
kimseye keyif vermez. Bu kadar sevmeme karşın beni bile birçok karşılaşma
sıkıyorsa bu branşa, bu seyir zevki olmayan voleybola,
başkaları, yani seyirciler niye gelsin?
Otururlar evlerinde, televizyonda
film seyrederler, hem paraları ceplerinde kalır, hem trafikle boğuşup
yorulmazlar, ayrıca sıkıntıdan da patlamazlar. İlle de dışarıda eğlenmek
istiyorlarsa arkadaşlarıyla toplanıp, cafelere,
sinemalara giderler.
Çok karamsar bir tablo çizdiğimin
farkındayım. Birçoğunuzun da fazlasıyla kızdığına eminim. Ama
gerçek bu. Seyirci gelsin diye çırpınan bizler, ortaya seyirlik bir şey
koyamazsak insanları nasıl salonlara çekebiliriz ki?
Yöneticiler, antrenörler
sadece takımlarının aldığı sonuçlarla ilgilenir, voleybola gerektiği kadar önem
verilmezse, 200 kişiyi geçmeyen İstanbul seyircisini çok kısa bir zaman içinde,
hele hele havalar soğuyup, yağmurlar başladığında
tribünlerde parmakla sayar hale geliriz. “Bundan, kim kazançlı
çıkar-kim kaybeder?” sorusunun cevabını da hiç
birimiz veremeyiz.
Neyse, bu sadece bir görüş.
Bunlardan alınmak, kızmak, hırslanmak yok.
Sonuçta herkesin düşüncesi, görüşü
kendini ilgilendirir. Değil mi?
Geçtiğimiz hafta Beşiktaş’ ın 6 takımlı turnuvasının başladığından söz etmiştim.
Maçların sonuçlarını sitemizin ana sayfasında okudunuz. Ben turnuvanın ikinci
günü yani Salı karşılaşmaları izlemeye gittim. Niyetim Perşembe ve Cuma günü de
turnuvayı izlemekti. Ancak İstanbul yine
yağışa teslim olunca ben de Maltepe den Fulya’ ya gitmeyi, saatlerce yollarda
kalmayı göze alamadım. Onun için bir günlük izlenimlerimi sizlerle paylaşmak
zorundayım. Aslında bir günde fikir sahibi olmak zor. Ama
yine de düşüncelerimi ve gözüme çarpanları kısaca yazayım.
Öncelikle ev sahibi Beşiktaş dan başlayayım. Siyah-Beyazlı ekibi Ankara da İller Bankası’
yla yaptığı özel maçta ve Deniz Esinduy
Turnuvası’ nda izlemiştim ve kuvvetli bir köşe
oyuncusuna ihtiyaçları olduğuna geçen yazımda değinmiştim. Bu düşüncem aynen
devam ediyor. Hele önde olduğu pozisyonlarda açılan Deniz’ in, manşet aldıktan
sonra mecburen yüksek
toplarla atak yapmak zorunda kalacak olması, çok sert olmayan smaçlarının
sayıya dönüşmemesine ve bunun da sıkıntılara yol açacağını sanıyorum.
İlave olarak diğer takımlarda
olduğu gibi Beşiktaş’ ın da servise karşı manşet
sorunu biraz zor çözüleceğe benziyor. Belki lig de libero
Nihan, Deniz, Sara üçlüsü işi idare edebilirler ama özellikle Şampiyonlar Ligi’
nde bu büyük sorun yaratır.
İyi transferler yaparak sezona
iddialı giren Emlak Konut’ un kadrosuna bakıldığında sıkı bir takım izlenimini
ediniyorsunuz. Ama onlarda henüz beklenen düzeyde değiller. Melis’ in yokluğunu
fazlasıyla hissediyorlar. Hele servise karşı manşetlerde bu daha da net
görünüyor. Oxsana ve İnessa
gibi iki uzuna karşın Nilay’ ın takımı hızlı hücum
ettirme düşüncesi güzel. İnessa’ nın
özelliklerini çok iyi bilen Adnan Kıstak, Telekom ile oynadıkları maç sırasında
beni uyararak Oxsana ile İnessa’
nın birbirlerini nasıl sıkıştırdıklarına dikkat
etmemi istedi. Gerçektende TOKİ’ nin, bu soruna, tek ayak
hücumu çok seven ve iyi beceren iki uzunun birbirlerinin yolunu kesmesine
mutlaka bir çözüm üretmesi gerekiyor. İkisi öne geldiğinde sıkıntı daha da
artıyor. Bilindiği gibi İnessa’ nın
en büyük özelliği
Nilay Cantürk
yatık toplarla hızlı oyunu seviyor. Ancak oyuncu tercihinde sorunlar var. Nilay
Özdemir, Cantürk’ e göre takımı daha yüksek toplarla
oynatıyor. O zaman da köşe smaçörler ve 2 tek ayaklı
uzunlar zorlanıyor. İki değişik yapıdaki pasörle
oynamak oyuncuları da etkiliyor. Pasörlerin sık sık değişmesi,
takımın hücum yapısını da, oyuncuları da zorluyor. Bu nedenle pasör
tercihi antrenör Doğanyüz’ ü bir hayli sıkıştıracağa
benziyor.
Diğer bir Ankara takımı Telekom,
turnuvada 9 kişi ile mücadele etti. Eğer ekibin kadrosu buysa işleri kolay
değil. İki ağır uzun Nuray ve Nilay, ülkemizin en hızlı top oynatan pasörlerinin başında gelen Pelin ile anlaşmakta çok
zorlanıyorlar. Bunda iki oyuncunun yavaşlığının yanında, Pelin’ in pas atarken
topun altına fazla girmemesi nedeniyle topun yeri ve yüksekliği de sorun
oluyor. Ama Pelin’ in paslarından Bulgar Germanova,
Eda ve Gizem çok memnun. İşte bu da bir ikilem. Yine
de Telekom iyi mücadele ediyor. Eğer sıkı bir pasör
çaprazı alabilirlerse lige büyük renk katarlar.
1- Manşet sorunu,
2- Servislerdeki istikrarsızlık.
İkinciden başlayalım. Yedekler dahil (Banu tenis, Ruskova
uçan servis) smaç servis atıyorlar. Bazen
tutuyor, rakibi bunaltıyorlar, bazen üst üste kaçırarak kendilerini oyundan
düşürüyorlar. Tabii ki bunun başlıca nedeni teknik eksiklikleri. Eğer bu sorunu
kısa sürede aşabilirlerse işler iyi gider. Yoksa tıkanır kalırlar.
Manşet sorunu ise başlarını çok
ağrıtıyor. Liberoları Seyide ile 4 numara oyuncularından biri ile yani iki kişi
ile servis karşılıyorlar. İşte asıl sorun da buradan çıkıyor. 9 metrelik bir
alanda iki kişi ile servis karşılamak zaten çok zor. Bir de buna tecrübesiz ve
genç libero ile, zaten manşetleri çok iyi olmayan
Pınar veya Elisangela’ yı
ilave edersek sorun daha da netleşiyor. Bu oyuncularla ve bu manşet düzeniyle pasör Ruskava’ nın
oyun kurması çok zor hale geliyor. Bu soruna Reşat bakalım nasıl bir çözüm
bulacak?
Bir başka Ankara takımı İller
Bankası’na gelince;
Genç oyuncuların çoğunlukta olduğu
bir ekip. 5 tane
Yeşilyurt geçen sezonki gücünde
değil. Hala yabancı oyuncu transferini gerçekleştiremediler. Sıkı bir köşe
oyuncuna ihtiyaçları var. Çünkü çabuk oynayamadıkları anlarda sayı bulmakta
zorluk çekiyorlar. Çok tecrübeli oyuncuları olmasına karşın manşet getirmekte
zorlanıyorlar. Buna karşın oyuncular defans yapmayı
çok seviyorlar ve bu özelliklerini de maçlara yansıtıyorlar. Ayrıca etkili
servis atarak rakibi oyundan düşürmeyi biliyorlar.
Gözde’ nin
pas tercihlerinde daha dikkatli olması gerekiyor. Bloklarda da
sıkıntıları var.
Hafta Salı günü İzmir de açıldı ve Arkas Saint Joseph, evinde oynamanın avantajını iyi
değerlendirerek, özellikle de Barutov’ un etkili
oyunuyla Polis Akademisi’ ni 3-2
ile geçti.
Çarşamba günü favoriler, yani
güçlüler, güçsüzleri zorlanmadan yendi. Sadece Erdemir
İstanbul da Galatasaray’ a 1 set kaptırdı.
Çarşamba günü iki karşılaşma ilgimi
çekti. Denk güçteki iki takımın kozlarını paylaştığı maçta SSK, Bursa da
Emniyet’ i 5 setlik bir mücadele sonunda devirmeyi başardı.
İstanbul da zevkli ve setli
geçmesini beklediğim karşılaşmada ise Beşiktaş, İstanbul B. Belediyesi’ ne
kolay teslim olarak beni yanılttı.
Pazar günü İstanbul da iki
karşılaşma vardı. Önce Burhan Felek Spor Salonu’ nda
Galatasaray ile SSK kozlarını paylaştı. Güçleri birbirlerine yakın, genç
oyuncuların ağırlıkta olduğu iki takımın mücadelesi her yönüyle ilginçti.
Sarı-Kırmızılılar yeni transferi
Erkan’ ı da sahaya sürdü. Antrenör Metin Ahlatçı iki pasör
çaprazından da yararlanmayı düşününce Bekir’ i
Devam edelim; İlginç bir maç oldu
dedik, gerçekten de öyleydi. Tabii kalite yoktu ama iki takım oyuncuları da
maçı kazanmak için çok çaba harcadılar. Hele 28-26, 31-33, 16-14 biten setleri
adeta bir gerilim filmi gibi izledik.
Ancak 120 dakika süren (4. set 35 dakika) 5 setlik bu mücadelenin hoş
olmayan yanları da vardı. Hakemlere itirazlar, sarı ve kırmızı kartlar, maç
sonrası ağız dalaşları voleybola yakışmadı.
Galatasaray, hakemleri ve SSK’ nin genç oyuncularını etki altına almak için kenardan
Metin-Fatih, içerden de Erkan-Ulaş ile maçı çok didikledi. Hakemlerin her
kararına doğru-yanlış itiraz ettiler. Ama sonuçta hedeflerine ulaştılar. SSK’ lı oyuncuları sinirlendirip, hatalara iterken, kendi oyuncularını
hırslandırdılar, hakemler üzerinde kurdukları baskıyla da onların kontrolü
kaybetmelerine neden oldular. Bu arada önce Erkan’ ın,
sonra da Birkan’ ın kırmızı kart görerek ceza
koltuğuna oturduklarını da ilave edeyim.
Evet, yaptıkları belki maçı kazanmak
adınaydı. Sonunda da istedikleri oldu. Ama işi biraz fazla abartarak maçında
canına okudular. Doğrusu bu voleybola yakışmadı. Karşılaşma bittikten sonra
SSK’ lı oyuncuların kendilerine file altından maç
boyunca küfür edildiğini ileri sürerek seremoniye gitmemeleri de Ankara ekibi
adına hoş olmadı.
Maçtan akılda başka kalanlara
gelince;
SSK’ nın
iki yabancısı da iyi. Hele Alexsandre çok sert bir smaçör. Onu durdurmak kolay değil. Maxsim
de faydalı. Ama genç (22 yaşında) olduğu için hataları az değil. Bu arada genç pasör
Çağlar’ ın daha çok iki yabancıyla oynama ısrarı
problem yaratıyor. Ayrıca Ankara ekibinde yedek oyuncu sıkıntısı da var. Bu
arada bir operasyon geçiren Fatih’ e de geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Yabancısız Galatasaray da Erkan
takviyesi iyi olmuş. Hücumda ve blokta güç kazanmışlar. Ayrıca
Erkan-Bekir ikilisinin arkadayken hücuma katılmaları güzel bir çeşni.
Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi
takımlardan istatistikler elde edebilirsem onları sizlerle paylaşmaya çalışacağım.
Bu hafta Tuba Albayrak (SSK) bu konuda bana yardımcı oldu. O’ na teşekkürlerimi yolluyorum.
Galatasaray:
118 servis atılmış, 10 hata
yapılırken 7 direkt sayı kazanılmış.
95 servise karşı manşet almışlar, 5
hata yapılmış. Yüzdesi 68. Exc: % 48.
140 hücumdan 66 sayı üretilmiş,
yüzdesi 47.
Blokta 15 hata var, bloktan sayısı
ise 17.
SSK:
117 servis atan Ankara ekibi, 19
hata yapmış, 6 sayı kazanmış.
Servise karşı 108 kez topla
buluşmuşlar 9 hata yapmışlar, yüzdesi 65, Exc: %43.
133 ataktan 69 sayı kazanmışlar,
yüzdesi 52.
Blokta 17 hata yaparken, 23 sayı
almışlar.
OYUNCULAR
Galatasaray:
Levent:
26 servis, 2 hata. 32 manşet, 1
hata, yüzdesi 66. Exc: %38. 27 atak, 11 sayı,
yüzdesi:41
Ulaş:
21 servis, 1 hata, 2 sayı. 4 atak,
4 sayı, %100. 2 blok.
Erkan:
18 servis, 3 hata, 2 sayı. 48
hücum, 28 sayı, yüzdesi 58. 4 blok.
Bekir:
18 servis, hata yok, 1 sayı. 21
manşet, 2 hata, yüzdesi 71. Exc: % 52. 27 atak, 11
sayı, yüzdesi 41
Şevki:
13 servis, 1 hata. 12 hücum, 4
sayı, yüzdesi 33. 3 blok.
Fırat:
15 servis, 2 hata, 2 sayı. 14 atak,
6 sayı, yüzdesi 43. 8 blok.
Birkan:
40 manşet, 2 hata, yüzdesi 70. Exc: %55.
SSK:
Aleksandre:
17 servis, 1 hata, 1 sayı. 30
manşet, 3 hata, yüzdesi 53. Exc: %33. 54 hücum, 29
sayı, yüzdesi 54. 3 blok.
İbrahim:
15 servis, 4 hata. 12 atak, 6 sayı,
yüzdesi 50. 6 blok.
Maxim:
20 servis, 3 hata, 1 sayı. 39
manşet, 4 hata, yüzdesi 67. Exc: %49. 45 hücum,22
sayı, yüzdesi 49. 2 blok.
Murat
Karakaya:
19 servis, 4 hata. 11 atak, 7 sayı,
yüzdesi 64. 3 blok.
Murat Sertoğlu:
22 servis, 2 hata. 10 hücum, 4
hata, yüzdesi 40. 5 blok.
Çağlar:
24 servis, 5 hata, 4 sayı. 4 blok.
Serkan:
34 manşet, 2 hata, yüzdesi 74. Exc: %44.
Geçen hafta Ziraat Bankası’ ndan 1 puan koparan, İstanbul B. Belediyesi Çarşamba
Beşiktaş’ı 3-0, Pazar günü de Halk Bankası’ nı 3-2 yenerek haftayı 2 galibiyetle kapatmayı başardı.
Temposuz başlayan Haldun Alagaş’ daki karşılaşmanın ilk
setinde oyunu istediği gibi yönlendiren Ankara ekibinin tecrübeli oyuncuları, Nikolay’ in servisten takımına kazandırdığı sayılara karşın
seti rahat aldı: 19-25.
2. sette maça asılmaya başlayan
Belediye, 12-
3. setin başlarında iki takımda
oyuna asılmaya başladı. Sinan’ ın yerine giren Vadim li Ankara takımı 11-11 den sonra
oyuna ağırlığını koydu. 2. teknik molaya 11-16
girildi. Belediye’ nin farkı kapatma çabaları sonucu
değiştirmedi ve set 22-25 Halk Bankası’ nın oldu.
Temponun iyice düştüğü 4. sette
Başkent ekibini hatalara iten İstanbul B. Belediyesi seti
25-20 alarak karşılaşmayı uzattı.
5. seti yazımın başında
anlatmıştım. Ama kısaca tekrarlayayım. Saha değişimini 6-8
ile Halk Bankası önde döndü. Ancak Belediye bloklarıyla rakibini kilitleyerek
seti 15-8, mücadeleyi de 3-2 kazandı.
Türkiye Bayanlar 1. Voleybol Ligi
başlıyor dedik. Evet Çarşamba günü oynanacak 9 karşılaşma ile lig start alacak.
Kısaca bir hatırlatma yapayım;
İlk kez 1977-1978
yılında başlayan lig de Eczacıbaşı en çok şampiyon olan ekip unvanını elinde
tutuyor.
İlk devresi 15 Ocak Cumartesi günü
sona erecek ligin ikinci devresi 29 Ocakta başlayacak ve 6 Nisan Çarşamba günü
oynanacak karşılaşmalarla kapanacak.
İki devreli ligde son 4 sırayı alan
takımlar küme düşerken, ilk 4 sırada kendine yer bulan ekipler (1. bitiren 3 puan, 2. olan 2 puan, 3. olan 1 puan, 4. bitiren 0 puanla) iki tarafsız il de lig usulü iki turnuva oynayacaklar. Bu
turnuvalar sonunda en çok puanı alan takım 2004-2005 sezonu şampiyonluğunu ilan
ederken diğer 3 ekibin de
dereceleri belli olacak.
Tüm takımlara yeni sezonda
başarılar dileyerek yazıma noktayı koyayım.
Tekrar birlikte olmak dileğiyle, hoşça
kalın.
A L E V A N A K Ö K