BAYANLAR LİGİ BAŞLIYOR

 

Erkeklerden sonra Türkiye Bayanlar 1. Voleybol Ligi de Çarşamba günü start alacak. Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu sezonda ilginç karşılaşmalar izleyeceğiz. Takımların kadrolarına bakıldığında güç dengelerinin birbirine çok yakın olduğu izlenimini ediniyorsunuz. Ancak kimse alınmasın ama ben kaliteden uzak bir lig yaşanacağını düşünüyorum.

Gerçi birçok karşılaşmada, hele setli mücadelelerde belki heyecan hep dorukta olacak, top çok gidip-gelecek, smaçlar, defanstan çıkan toplar seyirciyi keyiflendirecek, tribünler kıpır kıpır olacak ama voleybolun asıl güzelliği olan kalite ne yazık ki pek ortalarda görünmeyecek.

Sezon başlamadan bu yargıya nasıl vardığımı düşünebilirsiniz. Yukarıda da belirttiğim gibi öncelikle elime geçen kadrolar ve izlediğim hazırlık turnuvaları beni pek tatmin etmedi.

Önce zirvedeki ekiplere bir göz atalım. Vakıfbank Güneş Sigorta’ ayrı bir yere koyarsak, bugün Türk Voleybolu’ na damgasını vurmuş Eczacıbaşı’nın hala kadrosunu oluşturamaması ve yabancı arayışının sürmesi (Bir Çinli oyuncu ile anlaşmak üzereler), Şampiyonlar Ligi’ nde devlerle mücadele edecek Beşiktaş’ ın çok istenmesine karşın takıma ikinci bir yabancı oyuncu  transfer edememesi, Yeşilyurt’ un kadrosunun eksik kalışı, Emlak Konut’ un transferler yapmasına karşın henüz hatalardan arınacak adımları atamaması ve Oxsana gibi, İnessa gibi ayni yapıdaki iki oyuncuyu nasıl verimli hale getireceğini çözememesi, Türk Telekom’ un yavaş iki uzun ile çabuk iki kısanın açıklarını kapatacak planı henüz hayata geçirememesi örnek gösterilebilir. Diğer takımlardan fazla bilgiler alamadım, hazırlık karşılaşmalarını izleyemedim, onlarında kadrolarına bakıldığında gelecek için çok iyimser olamıyorum.

 

HAZIRLIK DÖNEMLERİ 

 

Gerçi bir çoğunuz, “Lig yeni başlıyor. Takımlar henüz hazır değil, ilerleyen günlerde eksiklikler görülecek ve düzeltilecek. O zaman daha iyi olacaklar” diyeceksiniz.

Ama ben bu düşüncenize katılamıyorum. Öncelikle şunu söylemeliyim ki bizde artık gerek bayanlarda gerekse erkeklerde takımların lige hazırlık dönemlerinin başlangıçlarında sorun var.

Lig Çarşamba günü başlıyor ama yukarıda çok kısaca değindiğim gibi ekiplerimizin çoğu hazır değil. Birçok kişi için takımların iyi hale gelmesi, yani istenen seviyeye ulaşması ancak ligin başlamasından sonraki haftalar olarak değerlendiriliyor. Çünkü son yıllarda bu bir alışkanlık oldu ve tüm camia tarafından da benimsendi.

Aslında tüm ekiplerin yaz aylarında hazırlıklarını yapmaları ve lige en iyi şekilde girmeleri gerekir. Gerçi zirveyi hedefleyen ekipler “Bizim için asıl hedef 4’ finaller, biz hesaplarımızı orası için yapıyoruz. Ligin başlarındaki karşılaşmalar nasıl olsa kadromuz güçlü olduğu için bizi sıkmaz, bir kaç yenilgi veya çok setli maçlar bizi üzmez.   Küme düşme adayları ise “Acelemiz yok. Lig bir başlasın durumumuzu görürüz. Baktık işler iyi gitmiyor, tehlike var. Ocak sonuna kadar yabancı oyuncu alma hakkımız var. 2-3 ay için getiririz iki yabancı işi bitiririz.” Diyebilirler.

Sizce bu düşünceler doğru mudur?

Ben doğru olmadığını söylüyorum. Ekim de başlayacak bir lig için eskiden hazırlıklar 15 Haziran, eğer çok yoğun bir sezon geçmiş ise, yani ligin bitimi Mayıs’ ın son günlerine uzamışsa Temmuz ayının ilk haftasında başlardı. Önce kroslarla nefes açılır, ardından ağırlıkla kuvvet çalışmalarına geçilir, oyuncuların eksiklikleri giderilir, bire bir çalışmalarla temel teknikleri geliştirilir, daha sonra sürat çalışmaları, takım çalışmaları derken hazırlık maçlarıyla seviye en üst düzeye çıkarılır ve tüm ekipler lige fırtına gibi ve eksiksiz girerdi.

Şimdi bu cümlelere “Zaman değişti, voleybol artık farklı oynanıyor, çalışmalarda ona göre farklı yapılıyor” diyeceğinizi biliyorum.

 

EKSİKLİKLER DEVAM EDİYOR

 

Benim yazdıklarım bir takımın çalışma planını anlatmıyor. Bunlar geride kalmış olabilir. Ama bana yıllardır birçok oyuncunun artmayan fizik gücünü, devam eden temel teknik yanlışlıklarını, taktiksel yönden bir türlü gelişememesini, manşet hatalarının düzeltilememesini, hücumda gücün yanında tekniğin kullanılamamasını,  blokta ellerin içeriye sokulamamasını, (üstelik de artık birçok ekibin günde 2 antrenman yapmasına karşın) nasıl izah edeceksiniz?  İşte benim asıl sorgulamak istediğim bu. Tüm bunları düzeltmenin asıl yerinin yaz çalışmaları olması gerektiğini anlatmaya çalışmam bundan.

Eğer çalışmalara Ağustos’ un 15’ inde başlarsanız, 1.5 ay sonra start alacak bir lige de hiç bir zaman hazır giremezsiniz, hatalardan da oyuncularınızı asla ve asla arındıramazsınız.

Şimdi etrafınızdaki takımların teknik adamlarıyla konuşun. Hangisi sezonu erken açmış, yabancılarını erkenden getirmiş ve oyuncularını bire bir çalışmalara alarak hatalarını düzeltmiş?

Bu cümlelerden sadece antrenörleri suçladığımı çıkarmayın. Bunun içinde asıl önemli olan kesim yöneticilerdir. İşleri hep ağırdan aldıkları, çalıştırıcılara gerekli olanakları çok öncelerden hazırlamadıkları, kadroyu erken oluşturamadıkları, hatta yabancı oyuncuya fazla ödeme yapmamak için ligin başlangıcını beklemeyi alışkanlık haline getirdikleri için bugün bu sıkıntılar ve sorunlar yaşanmaktadır.

Bayanların başlayacak liginden işte tüm bu yazdıklarım için kaliteli voleybol beklemiyorum ve umutlanamıyorum.

 

SANKİ ERKEKLER FARKLI MI?

 

Ayni şeyleri 3. haftasına girdiğimiz erkekler ligi içinde söyleyebiliriz. Bakmayın bazı maçların setli sonuçlanmasına. Karşılaşmanın kaderini oyuncuların teknik becerilerinden çok hazır olmamanın getirdiği hatalar belirliyor. Bu hafta İstanbul da iki tane 3-2’ lik maç seyrettim. Hadi Galatasaray-SSK mücadelesine biraz daha iyimser yaklaşalım. İki takımın kadrosu da gençler ağırlıklı. Doğal olarak bu gençlerin hata yapma oranları da fazla. Ancak karşılaşmada 10+19=29 servis, blokta 15+17= 32 hata yapıldı. İki takımın bloktan kazandığı sayı ise şaşırtıcı 17+23= 40. Aslında bunu “İki takımda çok iyi blok yerleşimi yaptı, onun için bu kadar yüksek çıktı” diye değerlendirebilirsiniz. Ancak olayı tersine çevirirseniz başka bir boyutla da yüz yüze gelebilirsiniz. Yani smaçörlerin 40 kez bloğa takıldığını, bloktan topu kurtaracak teknik becerileri gösteremediğini söyleyebilirsiniz. (Bu karşılaşmanın istatistik bilgilerini verince daha iyi göreceksiniz)

 

İLGİNÇ BİR 5. SET

 

Ama İstanbul B. Belediyesi-Halk Bankası maçına ne demeli. Şampiyonluk yarışının en güçlü adaylarından olan Ankara ekibi, orta sıralarda kendine yer bulmaya çalışan mütevazi kadrolu Belediyeye bir maç verdi ki görseniz şaşarsınız. Önce set sayılarını vereyim: 19-25, 25-18, 22-25, 25-20, 15-8. Güç dengelerine bakıldığında set sayıları arasında bu kadar fark olmamalıydı.

Hadi oldu diyelim ve gelelim 5. sete. 

Halk saha değişimine 6-8 önde girdi.

Belediye topu öldürdü 7-8 ve Nikolay servise geldi.

Halk Bankası’ nın ön pozisyonu Sinan (2), Ömer (3), Ali Çayır (4). Sonra Ali-Cengizhan değişikliği yapıldı.

Etkili bir servis, hücum ve blok: 8-8.

Yine iyi servis köşeden atak ve blok: 9-8.

Bir servis daha, Gökhan 6’ dan bant: 10-8.

Niko baktı ki Halk Bankalı oyuncular hata üstüne hata yapıyorlar, servisi iyice yumuşattı. Yani topun altına vurarak sadece kaçmaması için çaba harcamaya başladı. İhsan’ dan köşeye yüksek pas, blok: 11-8.

Yumuşak servis, Ömer yandan dışarı: 12-8.

Nikonun yine çok kolay servisi, Sinan blokta kaldı: 13-8.

Sonra  Stefanov’ un geri atağı, blok: 14-8.

Ömer hücum, blok ve 15-8. Hadi buyurun bakalım.

Şampiyonluğa oynayan bir takım 7-8’ den sonra, hem de pasör arkadayken 8 ataktan 1 sayı dahi üretemez ise, buna ne denir? Şansızlık mı? Beceriksizlik mi? Siz söyleyin.

İster beceriksizlik, isterseniz şansızlık deyin, peki böyle bir karşılaşmaya nasıl bir voleybol değeri verirsiniz. Böyle bir müsabakaya bu kadar hatadan sonra 5 setlik olmasına karşın kaliteli bir maç damgasını nasıl vurabilirsiniz?

(Bu arada belediyenin galibiyetini küçümsediğim anlamı çıkmasın. Onlar çok iyi oynamamalarına karşın, savaştılar, ellerinden geleni, güçleri yettiğince ortaya koydular ve rakibi hatalara zorlayarak kazandılar)

 

SEYİRCİ NİYE GELSİN?

 

Sonuçta, hazır olmayan takımların, hazır olmayan ve hatalardan bir türlü arınamayan oyuncuların mücadelesi, orta oyuncuların arada sırada hatırlandığı, yüksek toplarla köşelerden varsa yabancılardan oynanan, hücum varyasyonlarından yoksun, sürekli kaçan servislerin sık sık durdurduğu bir voleybol tabii ki kimseye keyif vermez. Bu kadar sevmeme karşın beni bile birçok karşılaşma sıkıyorsa bu branşa, bu seyir zevki olmayan voleybola, başkaları, yani seyirciler niye gelsin?

Otururlar evlerinde, televizyonda film seyrederler, hem paraları ceplerinde kalır, hem trafikle boğuşup yorulmazlar, ayrıca sıkıntıdan da patlamazlar. İlle de dışarıda eğlenmek istiyorlarsa arkadaşlarıyla toplanıp, cafelere, sinemalara giderler.

Çok karamsar bir tablo çizdiğimin farkındayım. Birçoğunuzun da fazlasıyla kızdığına eminim. Ama gerçek bu. Seyirci gelsin diye çırpınan bizler, ortaya seyirlik bir şey koyamazsak insanları nasıl salonlara çekebiliriz ki?

Yöneticiler, antrenörler sadece takımlarının aldığı sonuçlarla ilgilenir, voleybola gerektiği kadar önem verilmezse, 200 kişiyi geçmeyen İstanbul seyircisini çok kısa bir zaman içinde, hele hele havalar soğuyup, yağmurlar başladığında tribünlerde parmakla sayar hale geliriz. “Bundan, kim kazançlı çıkar-kim kaybeder?” sorusunun cevabını da hiç birimiz veremeyiz.

Neyse, bu sadece bir görüş. Bunlardan alınmak, kızmak, hırslanmak yok.

Sonuçta herkesin düşüncesi, görüşü kendini ilgilendirir. Değil mi?

 

BEŞİKTAŞ TURNUVASI

 

Geçtiğimiz hafta Beşiktaş’ ın 6 takımlı turnuvasının başladığından söz etmiştim. Maçların sonuçlarını sitemizin ana sayfasında okudunuz. Ben turnuvanın ikinci günü yani Salı karşılaşmaları izlemeye gittim. Niyetim Perşembe ve Cuma günü de turnuvayı izlemekti.  Ancak İstanbul yine yağışa teslim olunca ben de Maltepe den Fulya’ ya gitmeyi, saatlerce yollarda kalmayı göze alamadım. Onun için bir günlük izlenimlerimi sizlerle paylaşmak zorundayım. Aslında bir günde fikir sahibi olmak zor. Ama yine de düşüncelerimi ve gözüme çarpanları kısaca yazayım.

 

BEŞİKTAŞ

 

Öncelikle ev sahibi Beşiktaş dan başlayayım. Siyah-Beyazlı ekibi Ankara da İller Bankası’ yla yaptığı özel maçta ve Deniz Esinduy Turnuvası’ nda izlemiştim ve kuvvetli bir köşe oyuncusuna ihtiyaçları olduğuna geçen yazımda değinmiştim. Bu düşüncem aynen devam ediyor. Hele önde olduğu pozisyonlarda açılan Deniz’ in, manşet aldıktan sonra mecburen  yüksek toplarla atak yapmak zorunda kalacak olması, çok sert olmayan smaçlarının sayıya dönüşmemesine ve bunun da sıkıntılara yol açacağını sanıyorum.    

İlave olarak diğer takımlarda olduğu gibi Beşiktaş’ ın da servise karşı manşet sorunu biraz zor çözüleceğe benziyor. Belki lig de libero Nihan, Deniz, Sara üçlüsü işi idare edebilirler ama özellikle Şampiyonlar Ligi’ nde bu büyük sorun yaratır.

 

EMLAK KONUT

 

İyi transferler yaparak sezona iddialı giren Emlak Konut’ un kadrosuna bakıldığında sıkı bir takım izlenimini ediniyorsunuz. Ama onlarda henüz beklenen düzeyde değiller. Melis’ in yokluğunu fazlasıyla hissediyorlar. Hele servise karşı manşetlerde bu daha da net görünüyor. Oxsana ve İnessa gibi iki uzuna karşın Nilay’ ın takımı hızlı hücum ettirme düşüncesi güzel. İnessanın özelliklerini çok iyi bilen Adnan Kıstak, Telekom ile oynadıkları maç sırasında beni uyararak Oxsana ile İnessanın birbirlerini nasıl sıkıştırdıklarına dikkat etmemi istedi. Gerçektende TOKİ’ nin, bu  soruna, tek ayak hücumu çok seven ve iyi beceren iki uzunun birbirlerinin yolunu kesmesine mutlaka bir çözüm üretmesi gerekiyor. İkisi öne geldiğinde sıkıntı daha da artıyor. Bilindiği gibi İnessanın en büyük özelliği  2’ ye dolaşması. Bunu yaparsa oradaki Oxsana pasifize oluyor. Çünkü sadece tek ayakla smaç vurduğu için ortaya dolaşıp hücum yapma şansı yok. İnessa 2’ ye dolaşmasa bu kez ortadan çok etkili atak yapamıyor. Ayrıca Oxsan’ a arkaya döndüğünde 1’ den hücuma giriyor. O zaman 2 pozisyon İnessanın 2’ ye dolaşmasının bir anlamı kalmıyor. Böylece ayni bölgeden ayni tarzda atak yapan iki oyuncuyu rakibin kontrol altına alması kolaylaşıyor. Pasörler de bu ikilem içinde. Kime pas atacaklarına karar vermekte zorlanıyorlar. Oxsana çok top alırsa İnessa oyundan düşüyor, tersi olursa bu kez Oxsana duruyor. Ayni yapıdaki iki oyuncuyu bir arada oynatmanın zorluğu da böylece su yüzüne çıkıyor. Bir sıkıntı da iki pasörleri Nilay’ lar.

Nilay Cantürk yatık toplarla hızlı oyunu seviyor. Ancak oyuncu tercihinde sorunlar var. Nilay Özdemir, Cantürk’ e göre takımı daha yüksek toplarla oynatıyor. O zaman da köşe smaçörler ve 2 tek ayaklı uzunlar zorlanıyor. İki değişik yapıdaki pasörle oynamak oyuncuları da etkiliyor. Pasörlerin sık sık değişmesi, takımın hücum yapısını da, oyuncuları da zorluyor.  Bu nedenle pasör tercihi antrenör Doğanyüz’ ü bir hayli sıkıştıracağa benziyor.

 

TELEKOM

 

Diğer bir Ankara takımı Telekom, turnuvada 9 kişi ile mücadele etti. Eğer ekibin kadrosu buysa işleri kolay değil. İki ağır uzun Nuray ve Nilay, ülkemizin en hızlı top oynatan pasörlerinin başında gelen Pelin ile anlaşmakta çok zorlanıyorlar. Bunda iki oyuncunun yavaşlığının yanında, Pelin’ in pas atarken topun altına fazla girmemesi nedeniyle topun yeri ve yüksekliği de sorun oluyor. Ama Pelin’ in paslarından Bulgar Germanova, Eda ve Gizem çok memnun. İşte bu da bir ikilem. Yine de Telekom iyi mücadele ediyor. Eğer sıkı bir pasör çaprazı alabilirlerse lige büyük renk katarlar.

 

SSK

 

SSK ilginç bir takım. Zaman zaman çok sıkı oynuyorlar hoşunuza gidiyor, bir bakıyorsunuz üst üste hatalar yapan basit bir ekip görüntüsüne bürünüyorlar. Bunun iki büyük nedeni var.

1- Manşet sorunu,

2- Servislerdeki istikrarsızlık.

İkinciden başlayalım. Yedekler dahil (Banu tenis, Ruskova uçan servis) smaç servis atıyorlar. Bazen tutuyor, rakibi bunaltıyorlar, bazen üst üste kaçırarak kendilerini oyundan düşürüyorlar. Tabii ki bunun başlıca nedeni teknik eksiklikleri. Eğer bu sorunu kısa sürede aşabilirlerse işler iyi gider. Yoksa tıkanır kalırlar.          

Manşet sorunu ise başlarını çok ağrıtıyor. Liberoları Seyide ile 4 numara oyuncularından biri ile yani iki kişi ile servis karşılıyorlar. İşte asıl sorun da buradan çıkıyor. 9 metrelik bir alanda iki kişi ile servis karşılamak zaten çok zor. Bir de buna tecrübesiz ve genç libero ile, zaten manşetleri çok iyi olmayan Pınar veya Elisangela ilave edersek sorun daha da netleşiyor. Bu oyuncularla ve bu manşet düzeniyle pasör Ruskavanın oyun kurması çok zor hale geliyor. Bu soruna Reşat bakalım nasıl bir çözüm bulacak?

 

İLLER BANKASI

 

Bir başka Ankara takımı İller Bankası’na gelince;

Genç oyuncuların çoğunlukta olduğu bir ekip. 5 tane 1986’ , bir 1987’ li, üç 1988’ li var. Bu genç kadroya karşın iyi mücadele ediyorlar. 1980 doğumlu Bulgar oyuncularıyla da uyumları iyi. Servise karşı manşet sorunları sanki daha az gibi. Ancak Seda dışında etkili hücum elemanı yok. Topları öldüremeyince de sıkışıyorlar. Bu sorunu aşarlarsa daha iyi oynarlar.     

 

YEŞİLYURT

 

Yeşilyurt geçen sezonki gücünde değil. Hala yabancı oyuncu transferini gerçekleştiremediler. Sıkı bir köşe oyuncuna ihtiyaçları var. Çünkü çabuk oynayamadıkları anlarda sayı bulmakta zorluk çekiyorlar. Çok tecrübeli oyuncuları olmasına karşın manşet getirmekte zorlanıyorlar. Buna karşın oyuncular defans yapmayı çok seviyorlar ve bu özelliklerini de maçlara yansıtıyorlar. Ayrıca etkili servis atarak rakibi oyundan düşürmeyi biliyorlar.

Gözde’ nin  pas tercihlerinde daha dikkatli olması gerekiyor. Bloklarda da sıkıntıları var.

 

VE ERKEK MAÇLARI

 

Hafta Salı günü İzmir de açıldı ve Arkas Saint Joseph, evinde oynamanın avantajını iyi değerlendirerek, özellikle de Barutov’ un etkili oyunuyla Polis Akademisi’ ni 3-2 ile geçti.

Çarşamba günü favoriler, yani güçlüler, güçsüzleri zorlanmadan yendi. Sadece Erdemir İstanbul da Galatasaray’ a 1 set kaptırdı.

Çarşamba günü iki karşılaşma ilgimi çekti. Denk güçteki iki takımın kozlarını paylaştığı maçta SSK, Bursa da Emniyet’ i 5 setlik bir mücadele sonunda devirmeyi başardı.

İstanbul da zevkli ve setli geçmesini beklediğim karşılaşmada ise Beşiktaş, İstanbul B. Belediyesi’ ne kolay teslim olarak beni yanılttı.

 

PAZAR’ IN GETİRDİKLERİ

 

Pazar günü İstanbul da iki karşılaşma vardı. Önce Burhan Felek Spor Salonu’ nda Galatasaray ile SSK kozlarını paylaştı. Güçleri birbirlerine yakın, genç oyuncuların ağırlıkta olduğu iki takımın mücadelesi her yönüyle ilginçti.

Sarı-Kırmızılılar yeni transferi Erkan’ ı da sahaya sürdü. Antrenör Metin Ahlatçı iki pasör çaprazından da yararlanmayı düşününce Bekir’ i 4’ e çekerek maça başladı. Aslında hep pasör çaprazı oynamaya alışmış Bekir’ in nasıl bir performans göstereceğini çok da merak ettiğim için gözümü ona diktim. Ama Bekir servise karşı manşette beklediğimden de iyi bir performans gösterdi. ( 21 kez topla buluştu, 2 direk hata ve % 71 ile oynadı. Exc: % 52) Ancak bu kez rakip, servisleri O’ na attığı için manşet alıp hücumda zorlandı. (Bu nedenle 27 ataktan 11 sayı üretebildi. Yüzdesi 41)

 

HOŞ OLMAYANLAR

 

Devam edelim; İlginç bir maç oldu dedik, gerçekten de öyleydi. Tabii kalite yoktu ama iki takım oyuncuları da maçı kazanmak için çok çaba harcadılar. Hele 28-26, 31-33, 16-14  biten setleri adeta bir gerilim filmi gibi izledik.

Ancak 120 dakika süren (4. set 35 dakika) 5 setlik bu mücadelenin hoş olmayan yanları da vardı. Hakemlere itirazlar, sarı ve kırmızı kartlar, maç sonrası ağız dalaşları voleybola yakışmadı.

Galatasaray, hakemleri ve SSK’ nin genç oyuncularını etki altına almak için kenardan Metin-Fatih, içerden de Erkan-Ulaş ile maçı çok didikledi. Hakemlerin her kararına doğru-yanlış itiraz ettiler. Ama sonuçta hedeflerine ulaştılar. SSK’ oyuncuları sinirlendirip, hatalara iterken, kendi oyuncularını hırslandırdılar, hakemler üzerinde kurdukları baskıyla da onların kontrolü kaybetmelerine neden oldular. Bu arada önce Erkan’ ın, sonra da Birkan’ ın kırmızı kart görerek ceza koltuğuna oturduklarını da ilave edeyim.

Evet, yaptıkları belki maçı kazanmak adınaydı. Sonunda da istedikleri oldu. Ama işi biraz fazla abartarak maçında canına okudular. Doğrusu bu voleybola yakışmadı. Karşılaşma bittikten sonra SSK’ oyuncuların kendilerine file altından maç boyunca küfür edildiğini ileri sürerek seremoniye gitmemeleri de Ankara ekibi adına hoş olmadı.

Maçtan akılda başka kalanlara gelince;

SSK’ nın iki yabancısı da iyi. Hele Alexsandre çok sert bir smaçör. Onu durdurmak kolay değil. Maxsim de faydalı. Ama genç (22 yaşında) olduğu için hataları az değil. Bu arada genç pasör Çağlar’ ın daha çok iki yabancıyla oynama ısrarı problem yaratıyor. Ayrıca Ankara ekibinde yedek oyuncu sıkıntısı da var. Bu arada bir operasyon geçiren Fatih’ e de geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Yabancısız Galatasaray da Erkan takviyesi iyi olmuş. Hücumda ve blokta güç kazanmışlar. Ayrıca Erkan-Bekir ikilisinin arkadayken hücuma katılmaları güzel bir çeşni.

 

İSTATİSTİKLER

 

Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi takımlardan istatistikler elde edebilirsem onları sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Bu hafta Tuba Albayrak (SSK) bu konuda bana yardımcı oldu. O’ na teşekkürlerimi yolluyorum.

 

TAKIMLAR

 

Galatasaray:

118 servis atılmış, 10 hata yapılırken 7 direkt sayı kazanılmış.

95 servise karşı manşet almışlar, 5 hata yapılmış. Yüzdesi 68. Exc: % 48.

140 hücumdan 66 sayı üretilmiş, yüzdesi 47.

Blokta 15 hata var, bloktan sayısı ise 17.

 

SSK:

117 servis atan Ankara ekibi, 19 hata yapmış, 6 sayı kazanmış.

Servise karşı 108 kez topla buluşmuşlar 9 hata yapmışlar, yüzdesi 65, Exc: %43.

133 ataktan 69 sayı kazanmışlar, yüzdesi 52.

Blokta 17 hata yaparken, 23 sayı almışlar.

 

OYUNCULAR

 

Galatasaray:

 

Levent:

26 servis, 2 hata. 32 manşet, 1 hata, yüzdesi 66. Exc: %38. 27 atak, 11 sayı, yüzdesi:41

Ulaş:

21 servis, 1 hata, 2 sayı. 4 atak, 4 sayı, %100. 2 blok.

Erkan:

18 servis, 3 hata, 2 sayı. 48 hücum, 28 sayı, yüzdesi 58. 4 blok.

Bekir:

18 servis, hata yok, 1 sayı. 21 manşet, 2 hata, yüzdesi 71. Exc: % 52. 27 atak, 11 sayı, yüzdesi 41

Şevki:

13 servis, 1 hata. 12 hücum, 4 sayı, yüzdesi 33. 3 blok.

Fırat:

15 servis, 2 hata, 2 sayı. 14 atak, 6 sayı, yüzdesi 43. 8 blok.

Birkan:

40 manşet, 2 hata, yüzdesi 70. Exc: %55.

 

SSK:

 

Aleksandre:

17 servis, 1 hata, 1 sayı. 30 manşet, 3 hata, yüzdesi 53. Exc: %33. 54 hücum, 29 sayı, yüzdesi 54. 3 blok.

İbrahim:

15 servis, 4 hata. 12 atak, 6 sayı, yüzdesi 50. 6 blok.

Maxim:

20 servis, 3 hata, 1 sayı. 39 manşet, 4 hata, yüzdesi 67. Exc: %49. 45 hücum,22 sayı, yüzdesi 49. 2 blok.

 

Murat Karakaya:

19 servis, 4 hata. 11 atak, 7 sayı, yüzdesi 64. 3 blok.

 

Murat Sertoğlu:

22 servis, 2 hata. 10 hücum, 4 hata, yüzdesi 40. 5 blok.

 

Çağlar:

24 servis, 5 hata, 4 sayı. 4 blok.

 

Serkan:

34 manşet, 2 hata, yüzdesi 74. Exc: %44.

 

İSTANBUL BEL.-HALK BANKASI

 

Geçen hafta Ziraat Bankası’ ndan 1 puan koparan, İstanbul B. Belediyesi Çarşamba Beşiktaş’ı 3-0, Pazar günü de Halk Bankası’ 3-2 yenerek haftayı 2 galibiyetle kapatmayı başardı.

Temposuz başlayan Haldun Alagaşdaki karşılaşmanın ilk setinde oyunu istediği gibi yönlendiren Ankara ekibinin tecrübeli oyuncuları, Nikolay’ in servisten takımına kazandırdığı sayılara karşın seti rahat aldı: 19-25.

2. sette maça asılmaya başlayan Belediye, 12-12’ den sonra arayı açtı ve ikinci teknik molaya 16-13 önde girdi. Sonra da Gökhan-Stefanov-Sinan gibi iyi manşeti olan bu üçlüyü servisleriyle hataya zorlayan İstanbul ekibi hücumda da etkili olunca seti 25-18 kopardı.    

3. setin başlarında iki takımda oyuna asılmaya başladı. Sinan’ ın yerine giren Vadim li Ankara takımı 11-11 den sonra oyuna ağırlığını koydu. 2. teknik molaya 11-16 girildi. Belediye’ nin farkı kapatma çabaları sonucu değiştirmedi ve set 22-25 Halk Bankası’ nın oldu.

Temponun iyice düştüğü 4. sette Başkent ekibini hatalara iten İstanbul B. Belediyesi seti

25-20 alarak karşılaşmayı uzattı.

5. seti yazımın başında anlatmıştım. Ama kısaca tekrarlayayım. Saha değişimini 6-8 ile Halk Bankası önde döndü. Ancak Belediye bloklarıyla rakibini kilitleyerek seti 15-8, mücadeleyi de 3-2 kazandı.

 

BAYANLAR LİGİ BAŞLIYOR

 

Türkiye Bayanlar 1. Voleybol Ligi başlıyor dedik. Evet Çarşamba günü oynanacak 9 karşılaşma ile lig start alacak. 

Kısaca bir hatırlatma yapayım;

İlk kez 1977-1978 yılında başlayan lig de Eczacıbaşı en çok şampiyon olan ekip unvanını elinde tutuyor. 12’ si üst üste olmak üzere 19 kez mutlu sona ulaşan Eczacıbaşı’ Emlakbank (3), Vakıfbank (3) ve Vakıfbank Güneş Sigorta (2) izliyor.

İlk devresi 15 Ocak Cumartesi günü sona erecek ligin ikinci devresi 29 Ocakta başlayacak ve 6 Nisan Çarşamba günü oynanacak karşılaşmalarla kapanacak.

İki devreli ligde son 4 sırayı alan takımlar küme düşerken, ilk 4 sırada kendine yer bulan ekipler (1. bitiren 3 puan, 2. olan 2 puan, 3. olan 1 puan, 4. bitiren 0 puanla) iki tarafsız il de lig usulü  iki turnuva oynayacaklar. Bu turnuvalar sonunda en çok puanı alan takım 2004-2005 sezonu şampiyonluğunu ilan ederken diğer 3 ekibin de  dereceleri belli olacak.

Tüm takımlara yeni sezonda başarılar dileyerek yazıma noktayı koyayım.

Tekrar birlikte olmak dileğiyle, hoşça kalın.

 

A L E V    A N A K Ö K