UZUN BİR HAFTA

 

Bu hafta, yazımın başlığı gibi çok uzun ve yorucu oldu. Perşembe günü yapılacak seçim nedeniyle adayların çalışmaları ve toplantıları tüm hızıyla sürdü. Ardından da seçim heyecanı yaşandı. Bu arada lig maçlarının yoğun temposu da hız kesmediği için her günü, her saati dolu dolu bir hafta yaşadık.

Sıkı bir yarış içinde geçen ve sonucu merakla beklenen seçimi bilindiği gibi 192 delegenin 96 oyunu alan Prof. Dr. Hüsnü Can kazandı. Tanju Argun 85, Mete Döğüşçü de 9 oy aldı.

Camiaya yakışan bir seçim oldu. Kazananı da, kaybedenleri de bu seviyeli seçimi bize yaşattıkları için kutluyorum.

Seçim ile ilgili bazı notlarım var, onları sizlerle paylaşmak istiyorum. Öncelikle şunu söylemeliyim ki adayların seçim öncesi yaptıkları tahminlerin hiç biri tutmadı. Çünkü her seçimde olduğu gibi bazı delegeler seçime saatler kala, hatta sandık başında karar değiştiriverdiler. Bu da grupların tüm hesaplarını altüst etmeye yetti. Buna karşın beklenildiği gibi başa baş bir seçim oldu. 205 delegeden 13’ü oy kullanmaya gelmedi, 2 oy da geçersiz sayıldı. Ben bu iki oydan birinin Genel Müdür Mehmet Atalay’ın olduğunu düşünüyorum.

Asıl kafama takılan 13 kişinin oylamaya gitmemesi. Mazeretleri ne olursa olsun mutlaka katılmaları gerekirdi. Bence bu güzel ve seviyeli seçimin en olumsuz yönü de buydu.

CNN de ki “Smaç” programındaki haftalık yorumumda bu konuya değindikten sonra seçime katılamayan Değer Ağabey aradı ve neden gidemediğini anlattı. O’na hak verdim. Peki seçimde oy kullanmayan diğer kişiler kimlerdi? İsimlerini vereyim:

 

Şevket Demirkaya (Yalova İl Müdürü), Kemal Zorlu (Merkez Danışma Kurulu), Onur Belge (TSYD Başkanı), Fuat Ercan (TSYD), Mustafa Mut (Eski Fed. Başkanı), Değer Eraybar (Antrenör), Haluk Tuncay (Eski hakem), Mahmut Uslu (F. Bahçe), Emre Göllü (Beşiktaş), Yüksel Akbulut (Kara Kuvvetleri), Güçlü Aydoğdu (İzmir Alternatif Spor Kulübü), İbrahim Hacıibrahimoğlu (Bafra Belediyesi Tekelspor), Naim Ulaş (Kocaeli Kandıra).

 

Oylamaya gelince; Biliyorsunuz 6 sandıkta delegeler oy kullandılar. Ben yine bir fikriniz olsun diye hangi sandıkta kimlerin oy kullandığını ve sonuçlarını yazacağım. Böylece daha kolay bir değerlendirme yapma şansını yakalayacağınızı düşünüyorum.

 

1. Sandık: Genel Müdür ve yardımcıları (4), İl Müdürleri (10), Merkez Danışma Kurulu (10), Olimpiyat Komitesi (2), Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu (2), Spor Yazarları Derneği (2), Federasyon Başkanlığı yapanlar (7). Toplam 37 oy. 5 oy kullanılmadı. 2 boş oy çıktı. 

Hüsnü Can: 11. Tanju Argun: 16. Mete Döğüşçü: 3.

 

2. Sandık: Ulusal A Takım da en az 3 yıl üst üste antrenörlük yapanlar (8), En üst seviyede hakemlik yapanlar (6), Galatasaray (3), Yeşilyurt (4), İst. Büyükşehir Bel. (3), İst. Emlak Bankası (2), Vakıfbank Güneş Sigorta (4), Arçelik (3). Toplam 33 oy. 2 oy kullanılmadı

Hüsnü Can: 24, Tanju Argun: 7.

 

3. Sandık: Fenerbahçe (5), Altınyurt (1), Samanyolu (1), İTÜ (1), Şişli (4), Eczacıbaşı (4), Beşiktaş (6), Ataşehir (1), İller Bankası (4), Türk Telekom (3), , Emlak Toki (3). Toplam 33 oy. 2 oy kullanılmadı.

Hüsnü Can: 18, Tanju Argun: 12, Mete Döğüşçü: 1.

 

4. Sandık: Kolejliler (3), Halk Bankası (3), Polis Akademisi (3), Numune (3), Anadolu İhtisas (2), SSK (5), ODTÜ (1), Ank. DSİ (1), Ank. Karayolları (1), Kara Kuvvetleri (1), Aselsan (1), Ziraat Bankası (4), Çankaya Bel. (3), Maliye (1), Jandarma Gücü (1). Toplam 33 oy. 1 oy kullanılmadı.

Hüsnü Can: 9, Tanju Argun: 19, Mete Döğüşçü: 4.

 

5. Sandık: Adana Bilimkent Okulları (1), Çukurova Üniv. (2), Gaziantep Şahinbey Bel. (2), Tokat Bel. (4), Tokat Niksar (1),  Turhal Bel. (1), Karşıyaka (3), Arkas S. Joseph (3), Karşıyaka (1), Saint Joseph (1), Hava Kuvvetleri (1), Göztepe (2), İzmir Aternatif (1), Muğla Gelispor (2), Marmaris Bel. (2), Yalova (1), Kayseri Karsu Molu (1),  Kayseri Melik Gazi Bel. (1), Erciyes Üniv. (1), Dicle Üniv. (3). Toplam 33 oy. 1 oy kullanılmadı.

Hüsnü Can: 8, Tanju Argun: 24. Mete Döğüşçü: 1.

 

6. Sandık: Diyarbakır B. Bel. (1), Antalya DSİ (1), Manavgat (2), Erdemir (4), Samsum DSİ: (2), Bafra Bel. (2), Bursa Bed. Eğt. Öğt. (1), Bursa Emniyet (3), M. Kemal Paşa Bel. (1), Tofaş (1), Nilüfer Bel. (1), Hatay Polis Gücü (2), Hatay İsdemir (1), Konya Meram Bel (1), Esk. Anadolu Üniv. (2), Değirmendere (1), kardıra (19, Aydın Bel. (1), İçel Gözne Bel. (1), Çanakkale Bel. (1), Trabzon Akademi Beden Eğitimi (1), 100 den fazla Ulusal Takım formasını giymiş ve aktif sporculuk yaşamı 1 yıl önce sona ermiş sporcular (4). Toplam 35 oy. 2 oy kullanılmadı.

Hüsnü Can: 26, Tanju Argun: 7.

 

Sandıklardan çıkan oylara bakıldığında Ankara da oturan Hüsnü Can İstanbul kulüplerinden oy alırken, İstanbul da yaşayan Tanju Argun, Ankara kulüplerinin tercih ettiği aday oldu. Sanırım bu da ilginç bir görüntü oluşturdu.

Hüsnü Can başkanlığında bizi 4 yıl yönetecek isimler ise şöyle: Oral Yılmaz, Mehmet Gündoğdu, Bülent Selçuk, Mustafa Gökalp, Caner İlhan, Levent İlbay, Ali Kaya, Kurtaran Mumcu, Ersin Yılmaz, Sami Türkoğlu, Eşref Baltalı, Emin Hısarcıklıoğlu, Hasan Saydam, Ahmet Paksoy.

Yazımın başında voleybola yakışan bir seçim oldu diye yazdım. Şimdi bize yakışan 2. bir şey daha var. O da, seçim mücadelesini unutarak bu güzel branşımızı daha yukarılara çekmenin adımlarını birlikte atmak. Çünkü küskün ve gruplara ayrılmış bir camianın yükselme şansı asla olmaz.

 

BİR YANIT

 

Maçlara geçmeden önce, bir arkadaşımızın, Cengiz Tokgöz ve bana, forum köşemizdeki sitemine cevap vereyim.

Sevgili voleybol dostu, yapılan panoramaları  ve orada yer verilen isimleri eleştirmiş, bunların yanlış olduğunu ve sadece bir iki maçın değerlendirmeye alındığına değinmişsin. Doğru yazmışsın. Ancak ben uzun zamandır gazetemde panorama yapmadığım için bu konuya başka bir şekilde yaklaşacağım. Ve neden bu konudan vazgeçtiğime değineceğim. 1969 yılında başladığım gazetecilik yaşamımdan bu güne kadar geçen zaman içinde, yaptığım değerlendirmelerin hep eksik kaldığını gördüm. Çünkü bizler izleyemediğimiz maçlardan oyuncu alırken, genelde takımların antrenörlerine, yöneticilerine veya bilgisine güvendiğimiz arkadaşlarımıza sorarız. Ancak herkesin görüşünün, değerlendirmesinin farklı olması nedeniyle hep tepkiler alırız. Bunu her zaman yaşayan ve bilen bir kişi olarak Cumhuriyet Gazetesi’ nde panorama yaparken sistemi de değiştirip, o haftanın altısını değil, takımların en başarılılarını yazmaya başladım. Böylece hem daha çok oyuncu listeye girdi, hem de ayni takımdan daha fazla oyuncu alma şansım arttı. Bu arada ille de iki orta oyuncu, 2 smaçör, 1 pasör, 1 pasör çaprazı almak zorunluluğundan kurtulmuş oldum. Çünkü bazen ayni yerde oynayan ve haftayı çok başarılı geçirmiş 3 oyuncudan birini tercih etmek sıkıntısından sıyrıldım. Ayrıca o hafta iyi olmayan ama zorunluluktan iki orta oyuncuya karmada yer vermek yanılgısına düşmedim. Ama baktım ki bu bile yeterli olmuyor ve hatalar yapıyorum, sonunda panorama yapmaktan vazgeçtim. Uzun yıllardır da yapmıyorum. Bu nedenle bu soruya umarım Cengiz de kendi açısından cevap verir. Ben de bu arada düşüncemi ve yaptıklarımı anlatma fırsatını bulmuş oldum.

Bu arada İstanbul dışındaki maçlardan söz etmememi eleştirmişsin. Yerden göğe kadar haklısın. Ancak senin de beni anlaman gereken bir husus var. O da prensip olarak ben seyretmediğim bir karşılaşma için yorum yapmamaya çalışıyorum. Ancak bilgisine çok inandığım bir arkadaşım bana bir başka şehirdeki ve seyretmediğim bir karşılaşma ile ilgili bilgi verirse, o zaman kısaca değiniyorum. Ama yazının içine “Aldığım bilgilere göre” cümlesini mutlaka koyuyorum. Bu da doğal olarak hata yapmamı azaltıyor. Sözünü ettiğin o haftanın Ankara da oynanan çok önemli iki maçından tabii ki bende söz etmek isterdim. Ama görmeden yazılacak bir yorum ne derece doğru olurdu ki. Şansızlık, o hafta bilgisine güvendiğim bazı arkadaşlarıma da ulaşamadım. Bu nedenle bu iki güzel karşılaşmadan söz edemedim. Yazılarımı okuyorsan benim hiçbir takıma karşı art niyetli olmadığımı anlamışsındır. İstanbul’a gelen ve izlediğim her takım hakkında bir şeyler yazmaya da özen gösteriyorum. Umarım cevabım seni üzmemiştir. Ancak yanlış bir anlaşılma olmaması için yazdım. Şunu da söyleyeyim ki eleştirilere her zaman açığım, herkes çekinmeden yazdıklarım hakkında düşüncelerini dile getirebilir. Bundan alınmam, okunduğum için memnun da olurum. Eleştiriler, her zaman benim olaylara başka boyutlardan da bakmamı sağlar.

 

25 MAÇ

 

Bu hafta seçim bile liglerimizin hızını kesemedi. Salı gününden, Pazar akşamına kadar toplam 25 karşılaşma oynandı. Üstelik de gün geçtikçe, heyecanı artan, ilginç sonuçların yaşandığı mücadeleler vardı.

Salı Günü, Arkas Saint Joseph, İzmir de Hatay Polis Gücü’ne 2 set ve 1 puan kaptırdı.

Çarşamba günü Burhan Felek de iki karşılaşma vardı. Günün ilk maçında iki ezeli rakip Fenerbahçe ile Beşiktaş kozlarını paylaştı. Favori Sarı-Lacivertliler bir set verseler de sonuçta kazanan taraf oldu.

Mücadelenin genelinde iyi bir maç olmadı ama yenilmesine karşın Siyah-Beyazlı takım daha istekliydi. Ancak oyuncular arasındaki tecrübe farkı sonuçta etkili oldu. Sakatlıkları nedeniyle Fener de Camillo, Beşiktaş da ise Peter oynamadı. Camillo’nun yerine teknik kadro Dariusz’u tercih etmişti. Biraz kilolu olması nedeniyle toplara çabuk gidemese de, özellikle bloklarda fazla çıkamadığı için sıkıntılar yaşasa da Polonyalı oyuncu yine de takımını iyi oynattı. Her zamanki gibi yükü yine Santiago çekti. Siyah-Beyazlılar da Soner iyi oynadı. Diğerleri vasattı.

 

Kaliteden uzak ama heyecanı olan başa baş ilk sette bir ara 20-17 öne geçmesine karşın Sarı-Lacivertliler bu avantajı devam ettiremedi ve seti Beşiktaş 23-25 aldı.             

 

İkinci sete iyi başlayan Fenerbahçe, rakibine oyuna girme fırsatı bile tanımadan 25-16 (5-0, 8-3, 11-6, 13-7, 16-8, 22-13) ile 1-1’lik eşitliği yakaladı.     

 

3. sette ilk teknik molaya 7-8 girildi. Sonra Siyah- Beyazlı takım 8-11 öne geçti. Ne var ki bunu devam ettiremedi ve 14-14 den sonra üstünlüğü eline geçiren Sarı-Lacivertliler seti

25-21 kazandılar.

 

4. sette yine oyunun başında olduğu gibi büyük bir çekiş vardı. 0-2, 2-2, 2-4, 5-5, 8-6, 9-6, 9-9, 10-12, 13-12, 16-15, 16-18, 20-18, 20-20, 22-20, 23-21, 24-22, 24-24, 26-24.

Seti alan Fenerbahçe ezeli rakibini de 3-1 ile geçmiş oldu.

 

Bu karşılaşma da dikkatimi çeken tek şey, Sarı-Lacivertli takımın antrenörü Abdullah Paşaoğlu’nun yeni aldıkları Brezilyalı Joelson’u her sette sadece bir pozisyon pasörün yerine oyuna sokmasıydı. Ayni şekilde Beşiktaş antrenörü Orhan Yavuz da Bulgar Aleksandre’yi çok az kullandı. Tercih tabii ki bu iki teknik adamın. Ancak bu iki oyuncu eğer sakat değilse neden oynatılmıyorlar. Kapasiteleri buna yeterli değilse, o zaman neden alındılar?

 

GALATASARAY-ARÇELİK

 

Yabancısız ve genç oyunculardan oluşan kadrolarıyla mücadele eden ve güçleri birbirine yakın olan bu iki takımın maçından çok şey umuyordum. Ama yapılan hatalar, beklentimi boşa çıkardı. Bir tarafta Erkan, diğer tarafta Volkan takımlarının itici güçleriydi. Bir o vurdu, bir diğeri, hepsi bu.

Arçelikli oyuncuların çok hata yapmasından yararlanan Galatasaray ilk seti 25-17 aldı.

İkinci sette bu kez roller değişti. Sarı-Kırmızılıların hataları fazlalaştı. Set de 19-25 Arçelik’in oldu.

1-1 den sonra, oyuna biraz daha hareket geldi.

3. setin ilk teknik molasına Galatasaray 8-6 girdi.  Sonra 10-7 öne geçti. 13-13 de sayılar eşitlendi. 17-17 den sonra Sarı- Kırmızılılar 3 sayılık bir avantaj yakaladılar: 20-17. 22-19. Arçelik farkı kapattı: 23-23 ve sonunda seti de 25-27 aldı.

4. sette Arçelik, kaçtı, Galatasaray kovaladı. Sonuç da seti 22-25 alan Arçelik maçı da 1-3 kazandı.

 

ŞİŞLİ-SSK

 

Cumartesi günü İstanbul Burhan Felek Spor Salonu’ndaki günün ilk maçında Şişli ile SSK kozlarını paylaştılar. Daha iyi mücadele eden ve hata etkili hücum yapan Şişli, mücadeleden 3-0 gibi net bir skorla galip ayrılmayı başardı. Bu sonucun ortaya çıkmasındaki en büyük etken, Ankara ekibinin tüm karşılaşma boyunca servise karşı manşet hatalarına çözüm bulamamasıydı. Böyle olunca da smaçörler sayı üretmekte zorlandılar. Bu da Şişli’nin işini kolaylaştırdı ve setleri 25-17, 25-22, 25-19 alarak maçtan 3-0 galip ayrıldı.

 

İkinci maçta bu kez üstün olan Yeşilyurt, Emlak Bankası’nı 3-0 yendi. (25-16, 25-19, 25-17)

 

Diğer bir karşılaşma da ise, yenilgisiz lider Vakıfbank Güneş Sigorta, Fenerbahçe karşısında rahat sonuca gitti ve 25-20, 25-14, 25-18’lik setlerle 3-0 kazandı.

 

Burhan Felek deki günün son maçında bu kez Arçelik-Tokat Belediye karşı karşıya geldi. Çarşamba günü Galatasaray’ı yenen Arçelik, bu kez istediği tempoyu bir türlü yakalayamayınca Tokat’a 1-3 teslim oldu. Aslında ikinci ve üçüncü setler güzeldi. Seyredenlere de keyif verdi. Ama sonuçta kazanan misafir ekip oldu. (20-25, 25-23, 24-26, 21-25).

Bu karşılaşma için söylenecek tek şey, Tokatlı bir yöneticinin karşılaşma öncesi Volkan’a transfer teklif etmesinin yarattığı gerginlik ve maç sonrası yaşanan ağız dalaşıydı.   

 

Cumartesi gününün diğer bayan maçlarına göz atıldığında ilgi çeken sonuç, Ankara dan geldi. Gaziantep Şahinbey Belediyesi ev sahibi İller Bankası’nı 3-2 yendi.

 

Bu arada izleme şansımız olmayan Eczacıbaşı-Karşıyaka mücadelesinin de çok keyifli olduğunu duyduk. Keşke maçlar çakışmasaydı da bu heyecanı yüksek müsabakayı da seyredebilseydik. Kaçırdık.

 

BEŞİKTAŞ- ZİRAAT BANKASI

 

Pazar günü Akatlar da 5 setlik Beşiktaş-Ziraat Bankası karşılaşmasını izledim. 5 sete karşın güzel bir maç olmadı. İki takımda çok hata yaptı. Ama Ankara ekibinin hataları daha fazlaydı. Zaten maçın uzamasının nedeni de buydu. Yoksa güçlü Ziraat Bankası’nın daha kolay kazanması gerekiyordu. Ama Siyah-Beyazlıların çok istekli olması, özellikle Muhittin-Soner ikilisinin vurdukları topların çoğunun sayıya dönüşmesi, Pasör Umut’un devamlılığı olmasa da yine de iyi pasları, libero Hasan’ın iyi oyunu maçın uzamasını sağladı.

Ankara takımı ise dağınıklıktan bir türlü kurtulamadı. Bu nedenle de son anda maçı kurtarırken iki puan ile yetinmek zorunda kaldı.

 

Aslında tüm maç boyunca bir çekişme vardı. İlk set ikinci teknik molaya 16-13 önde girmesine, daha sonra da 18-15 öne geçmesine karşın Beşiktaş bu seti almayı başaramadı: 22-25.

 

İkinci sette başa baş bir mücadele vardı. Sonunda sadece bir kez (14-15) geri düşen Siyah- Beyazlılar seti 25-21 kazandılar.

 

Üçüncü sette kontrolü hep elinde tutan Ankara ekibi zorlanmadan sonuca gitti: 18-25.

 

İlginç bir 4. set yaşadık. Bunda maçın hakemi İlhami Şenyurt’un itirazlara çıkardığı kartlarında etkisi vardı. Setin başında sayılar 4-4 iken, avut olan bir topa İlhami’nin dahil vermesiyle başlayan itirazlar, Hüseyin’in önce sarı, ardından kırmızı kart görerek ceza sandalyesine oturmasıyla noktalandı. Bu arada sayılar 6-4 olurken tansiyon da yükseldi.

Karşılıklı sayılarla giden sette bir ara Ziraat 18-21, 20-23 öne geçti ama Beşiktaş mücadeleyi bırakmadı ve sonuçta bu gerilimli seti 29-27 aldı.

 

Karşılaşmayı 2-2’ye taşımanın moraliyle 5. sete Siyah-Beyazlılar daha iyi başladılar: 2-0,

3-1, 4-4, 6-4, 8-6, 9-7 ve 10-7. Ankara ekibi farkı azalttı 10-9. Soner 11-9 yaptı. Ahmet ile sayılar 11-10 oldu. Muhittin’in atağı dışarı gitti ama Beşiktaşlı oyuncular “Elden gitti” diyerek itiraz ettiler. Bu arada Umut her halde bu itirazların dozunu biraz artırmış olacak ki bu kez İlhami kırmızı kart göstererek, O’nu ceza koltuğuna gönderdi. Yerine genç Sezer girdi. Bu olumsuzluğa karşın Beşiktaşlı oyuncular mücadeleyi sürdürdüler. Ancak sonuçta Pieter’in sayısına, bir de Soner’in blokta kalan topu eklenince seti 18-20 alan Ziraat Bankası maçı da 2-3 kazanan taraf oldu.

 

Günün Ankara da üst sıraları ilgilendiren iki önemli maçından ilkinde Halk Bankası, Fenerbahçe’yi net bir skorla 3-0 yendi. İkinci karşılaşma da ise son haftaların formda ekibi SSK, zirve yarışının iddialı takımlarından Arkas, Fenerbahçe, Ziraat Bankası derken Polis Akademisi’ni de yenmeyi başardı.

 

Çarşamba günü Haldun Alagaş Spor Salonu’nda saat 19.00 da Beşiktaş Bayan Voleybol Takımı Şampiyonlar Ligi Çeyrek Final ilk maçında 3-0 yenildiği İtalyan Foppapedretti Bergamo ile rövanşı oynayacak.  

 

Bu arada Almanya’ da antrenörlük yapan  ve çalıştırdığı Vsg2001 Coburg Voleybol Erkek A takımı ile  ligin bitmesine 1 ay kala Bavyera Ligi Şampiyonluğu’ nu kazanan Ufuk Akalın’ ı da kutluyor, başarılarının devamını diliyorum.

 

İşte yoğun geçen bir haftanın benim gözüm ile değerlendirmesi böyleydi. Tekrar birlikte olmak dileğiyle, hoşça kalın.

       

 

A  L  E  V    A  N  A  K  Ö  K