AVRUPA MAÇLARI ÜZDÜ
Yeni yılın ilk haftası Avrupa
Kupaları'nda mücadele eden takımlarımız açısından iyi geçmedi. 8 ekibimizden
sadece Eczacıbaşı Top Teams de galibiyete uzanabildi.
Bir de CEV Kupası'nda deplasmanda oynayan Türk Telekom, Slovak rakibine 2-3 yenilmesine karşın tur için umudunu devam ettirdiğinden
tesellimiz oldu.
Gerçi 4 ekibimizin İtalyanlar ile, Ziraat'in de deplasmanda Olympiakos
takımıyla oynadığını düşünürsek fazla üzülmemize bir neden yok ama
Fenerbahçe'nin Çek Dukla Liberec'e
mazereti ne olursa olsun 3-0 gibi net bir skorla
teslim olmasının da su götürür bir tarafı yok.
Böyle bir küçük girişten sonra
gelelim maçlarımızın benim gözümle eleştirilerine;
ÖNCE ŞAMPİYONLAR LİGİ
Çarşamba günü Beşiktaş-Sant'rsola Asystel Novara mücadelesini izledim. İtalyan ekibi hem grup
birinciliğini garantilemenin rahatlığı, hem de Beşiktaş'ı hafife alması
nedeniyle sakat olan
Romen Nucu ile birlikte, takımın
aslarından çok yakından tanıdığımız
Polonyalı Glinka (Ben biraz da bu oyuncunun gelmeyişini, Ankara daki
Grand Prix Elemelerin de Almanya-Polonya karşılaşmasında yapılan şikeye
bağlıyorum. Büyük bir olasılıkla seyircinin tepkisinden korkmuş olabilirler. ) ve Belçikalı De Carne'yi
getirmediler.
Bu 3 oyuncunun oynamaması tabii ki
takımın gücünü azalttı ancak bu hiçbir zaman Beşiktaş'ın iyi mücadelesine gölge
düşürmez. Neticede belki bu 3 voleybolcu yoktu ama Hollandalı Ulusal takımımın
yıldızlarından Flier, Çinli pasör He Qi, Sırbıstan Karadağlı Spasojevic ve Radulovic, İtalyan
Ulusal Takımının liberosu Cardullo, Anzanello, Nikolini, Vigano gibi iyi oyuncular vardı.
Rakibin İtalyan olması, ilk maçta
alınan kolay yenilgi oyuncularımızı fazlasıyla etkilemiş olmalı ki maça çok
dağınık ve hatalarla başladık. Spasojevic'in
servisleriyle bir anda 1-5 oldu. Biraz kıpırdansak da
ilk teknik molaya 5-8 girildi. Sonra 7-11 oldu. Bu arada oynadıkça sayılar kazanılması, topun
gidip gelmesi, blokların ve defansın düzelmesi, yani hataların azalmasıyla
mücadeleye denge geldi: 11-12. Bir ara 15-14 öne
geçtik. İkinci teknik molaya 16-15 girdik. Topu
öldürdüler: 16-16 ve antrenörleri 11 numaralı Nicolini'yi
çıkarıp, servise 12 numaralı Sırbıstan Karadağlı oyuncu Radulovic'i
aldı. O'nun etkili servisleri, manşetimizi bozarken, hücum hataları başladı ve
3 sayılık bir fark oluştu: 16-19. Bu arada pasör Arzu'nun fileye yakın pasları,
smaçörlerin bloklarda kalan atakları, tempomuzun düşmesine de yol açınca Novara'nın işi kolaylaştı ve giden sayılarla 17-22 oldu, sette
19-25 gitti.
2. sete iyi başlayan yine
İtalyanlar oldu: 3-6, 6-8. Ama ilk setin ortalarında
olduğu gibi oyuncularımız tekrar oyuna asılmaya başladılar. İrina'nın
sayısıyla da 9-9 da eşitliği yakaladılar. Sonra başa
baş bir mücadele başladı. Servislerimiz, hücumlarımız, özellikle de defansımızın başarısıyla 13-12 öne geçmeyi başardık. Sonra 14-12
oldu, ardından da ikinci teknik molaya 16-13 girdik. Flier'in
6'dan vurduğu topun dışarı gitmesiyle 17-13 oldu.
İtalyanlar 17-14 yaptı. Eda'nın 2'ye dolaşarak vurduğu
toptan kazanılan sayı, İrina'nın etkili servisinin
manşetten direkt içeri kaçması ve Sarah'ın gelen topu
sayıya dönüştürmesi, Eda'nın bir başka sayısı bir anda aranın açılmasına ve 6
sayılık bir farkı yakalamamızı sağladı: 20-14. İyi oyun bu avantajı kaçırmaya hiç niyetimizin
olmadığının göstergesiyle, nitekim seti 25-20 kazandık.
Seti almak bizi biraz fazla
rahatlatmış olmalı ki tempomuzu kaybettik hataları fazlalaştırdık, özellikle
servise karşı manşetler ve hücumlar çok aksamaya başladı, bunun sonucunda da Novara rahatladı: 2-6, 3-8, 4-11,
9-14. Biraz oyuna girmeye çalıştık, farkı azalttık 12-14 ama bu yeterli olmadı.
İtalyan ekibi kontrolü elinden bırakmadı: 12-16, Flier'in smaç servisleri: 13-20. Seti de 20-25 verdik.
1-2 geriye düşmek oyuncularımızı hırslandırmıştı ve 4. sete iyi başladık.
Servis attık, blok yaptık 4-1 öne geçtik. Bu arada Novaralı oyuncuların bloktan kaçmak için avuta vurdukları
toplarla durumu 6-1 yaptık. İlk teknik molaya 8-3 girdik. Bu arada Sarah'ın
yerine sete başlayan Betül'ün iyi oyunu, defansı, ataklardan sayılar üretmesine
diğer oyuncularda katkı yapınca rahatladık: 11-5,
13-6, 16-10. İtalyanlar sete asılmaya başladı ve 21-17'den sonra da farkı
kapattılar: 21-20. Deniz'in 4'den paralele verdiği topla 22-20 oldu. Sarah'ın servisini manşet içeri kaçırdı, aldık ve 4'den İrina ile hücum yaptık. Top bloktan dışarı gitti, ancak
çizgi hakemi bunu görmedi ve bayrağı kaldırdı. Başhakemde buna uydu. İtirazlar
sonucu değiştirmedi ama emin olun ki bu top gerçekten, hem de çok elden
gitmişti. Sayılar 23-20 olacağına 22-21 oldu. Deniz bu
yanlış karara 2'den cevap verdi: 23-21. Duygu'nun
servisini oyunda tuttular, yaptıkları atak, Eda'nın bloğundan yansıdı,
defansımız bu avantaj topu kolay aldı, Arzu topu Eda'ya attı ve sayı: 24-21.
Duygu'nun servisi, hücum yine Eda'nın bloğundan sekti ama Duygu defansta yerini
kaybetmişti, yani biraz içerideydi, topu alamadı: 24-22. Deniz arkadaşının
hatasını affettirdi: 25-22.
5. sete iki takımda hırslı başladı.
Top oyunda çok kalmasına karşın oyuncularımız biraz daha becerikli olunca 4-0 öne geçtik. Ama yine topun oyunda çok kalmasına karşın
bu kez İtalyan ekibinin oyuncuları daha becerikli olmayı bildiler ve bu büyük
avantajı kullanamamış olduk:
4-4. Sonra dişe diş bir mücadele başladı. Biz 1 sayı öne geçtik, onlar yakaladılar ve
12-11'e kadar geldik. Arzu'nun etkili servisini oyunda tutular, yaptıkları
hücumu defanstan çıkardık ama bu avantaj topu arka arkaya iki basit hata
yüzünden kullanamadık ve tekrar eşitlik geldi: 12-12.
(Eğer bu topu öldürebilseydik 13-11 öne geçecektik, büyük
bir olasılıkla da bu seti ve maçı almamız anlamına gelecekti) Çinli'nin servisini çıkardık ama Deniz öldüremedi, Novara bu fırsatı kaçırmadı: 12-13. Çinli'nin ikinci
servisi, bu kez Deniz blokta kaldı: 12-14. Çinli'nin 3. servisi topu yine
öldüremedik, ancak bu kez onlar hata yaptılar: 13-14. Tekrar umutlandık ama Sarah servisi fileye takarak hayallerimizi yıktı: 13-15.
2-3.
Gerçekten çok yazık oldu. İyi
oynadık, iyi mücadele ettik ama son sayılarda ki basit hatalar yüzünden bu
burnu büyük, sanki küçük dağları ben yarattım havasında ki kasıntı İtalyan antrenör Frigoni Angiolino'ya büyük bir ders verme fırsatını kaçırdık.
İSTATİSTİKLER:
102 servis attık, 10 tane kaçırdık,
4 direkt sayı alabildik (5 set için çok az), servise karşı 98 kez topla buluştuk, 10 hata yaptık, yüzdemiz 77. Exc: % 63 (Oldukça iyi bir yüzde. Çünkü Siyah- Beyazlıların bu güne kadar
manşetlerde hep sıkıntıları vardı) 141 atak yaptık, 59 sayı aldık,
yüzde 42. Blok dan 12 sayı kazandık.
Novara, 107 servis attı, 9 hata yaptı, 8 kazandı. 88 manşet aldı, 6 hata
yaptı, yüzdesi: 86. Exc: % 72 (Güzel bir rakam). 149
hücum yaptı, 66 sayı üretti, yüzdesi 44. Bloktan 7 sayı aldı.
Oyuncuların istatistiklerini de
vereyim;
Duygu: 23 servis, hata yok, 1 sayı,
10 atak, 5 sayı, yüzdesi 50. 3 blok.
İrina: 16 servis, hata yok, 1 sayı, 29 manşet, 1 hata, yüzdesi 83. Exc: % 62. 27 hücum 11 sayı, yüzdesi 41. 5 blok.
Deniz: 12 servis, 1 hata, sayı
yok.24 manşet, 1 hata, yüzdesi 79. Exc: % 67. 43
hücum 14 sayı, yüzdesi 33. 4 blok.
Arzu: 14 servis, 3 hata, 1 sayı. 3
hücum, 1 sayı, yüzdesi 33.
Eda: 10 servis, 3 hata, sayı yok.
26 atak, 13 sayı, yüzdesi 50.
Sarah: 10 servis, 3 hata, (Biri maçı bitiren servis) sayı yok. 17 manşet, 5 hata, yüzdesi 65. Exc:
% 59. 20 hücum, 9 sayı, yüzdesi 45.
Betül: 17 servis, hata yok, 1 sayı.
12 manşet, 1 hata, yüzdesi: 67. Exc: % 58. 7 atak, 6
sayı, yüzdesi 86 (Bravo Betül. Sonra dan girip bu kadar iyi bir performans göstermek çok hoş)
Nihan: 15 manşet, 2 hata, yüzdesi 80. Exc: % 67.
Bu arada Şampiyonlar Ligi'ndeki
diğer temsilcimiz Güneş Sigorta 7. maçında Foppapedretti'
ye beklenildiği gibi 3-0 yenildi. Şimdi takımımız için
asıl önemli olan maçlar sırada var. Önce İstanbul daki
Rus Uralochka, daha sonra da Fransa da Cannes ve
İspanya da oynayacağımız Las Palmas
karşılaşmaları durumumuzu çözecek.
ECZACIBAŞI - VİLLABON
Beşiktaş maçıyla çakıştığı için bu
çok görmek istediğim karşılaşmaya gidemedim. Ancak takımımızın iyi oynadığını
söylediler. Zaten maçı 3-0 kazanmaları da bunun kanıtı
olmalı. Gerçi ikinci sette rakip bir hayli sıkıştırmış ama sonuçta kazanan yine
kızlarımız olmuş. 3-0'lık bu sonuçla büyük bir aksilik olmaz ise,
ki olmayacak, Eczacıbaşı 4'lü Finale şimdiden adını yazdırmış oldu.
Maçla ilgili fazla bir detayım yok.
Zaten karşılaşmayı, büyük bir bölümünüz televizyondan izlediniz. Karşılaşmanın
istatistiklerini
SETLER VE MOLALAR:
1. Set: 8-2,
16-7. 25-18.
2. Set: 7-8,
14-16. 27-25.
3. Set: 7-8,
16-10. 25-19.
İSTATİSTİKLER:
Eczacıbaşı: 75 servis atmış, 6 hata
yapmış, 5 sayı kazanmış. Servise karşı 56 kez topla buluşmuş, 9 hata yapmış,
yüzdesi 55. Exc: % 36 (Düşük). 68 ataktan, 37 sayı üretmiş,
yüzdesi 54. 7 bloktan sayı kazanmış.
Villebon: 64 servis atmış, 8 hata yapmış, 9 direkt sayı almış. 69 manşete
karşın 11 hata yapmış, yüzdesi 55. Exc: % 39. 75
hücumdan 30 sayı kazanmış, yüzdesi 40. 9 bloktan sayı almış.
Oyuncularımız:
Bahar: 5 servis, hata yok, sayı yok
(Ama bana göre burada bir yanlışlık
var. 3 setlik maçta 5 servis çok az) 2 atak yapmış, ikisi de sayı yani
yüzde yüz. Blok yok.
Özlem: 8 servis, 1 hata, 1 sayı. 1
manşet, 1 hata, 5 hücum, 2 sayı, yüzdesi 40. (Bahar yine Özlem'i
unutmuş gibi görünüyor) 1 blok.
Gökçen: 15 servis, 2 hata, 1 sayı.
5 atak, 3 sayı, yüzdesi 60. Blok yok.
Aihua: 13 servis, hata da, sayı da yok. 14 manşet, 3 hata, yüzdesi 64. Exc: % 43. 17 hücum, 10 sayı, yüzdesi 59. 2 blok. (Son haftalarda ortaya koyduğu en
iyi performanslardan biri. Gerçi bir yabancı oyuncu için asla yeterli değil ama
eski maçlarla kıyasladığımızda kötü de değil. Hep eleştirdiğim Aihua'nın bu oyununu ne yazık ki seyredemedim. Ben olmayınca daha iyi oynadığına göre, artık
Eczacıbaşı karşılaşmalarını izlemesem mi? Acaba)
Mesude: 13 servis, 3 hata, sayı yok. 24 hücum, 10 sayı, yüzdesi 42. 3 blok.
Esra: 21 servis, hata yok, 3 sayı.
15 manşet, 2 hata, yüzdesi 33. Exc: % 20 (Esra'ya ne oldu? Uzun bir dönemdir
her halde ilk kez bu kadar düşük bir manşet yüzdesiyle oynadı. Umarım bu bir
maçlıktır. Çünkü hem Eczacıbaşı'nın hem de Ulusal Takımın bu görünmez
kahramanına çok ihtiyaçları var) 15 atak, 10 sayı, yüzdesi 67. 1
blok.
Gülden: servise karşı 26 manşet, 3
hata, yüzdesi 65. Exc: % 42 (Bir libero için iyi bir yüzde sayılmaz)
Bu istatistikle bakınca,
Eczacıbaşı'nda tek eleştirilecek şey; servisler den ve bloklardan az sayı
üretebilmesi. Halbuki takımımızın en büyük özelliği ve bu güne kadar maçları koparan en önemli
artıları bu servis- blok ikilisiydi.
HALK BANKASI - LUBE
MACERATA
Çarşamba günü Ankara da Halk
Bankası, İtalyanların yıldızlar topluluğu bir takımı, Lube
Macerata'yı misafir etti.
Takımımız bu güçlü rakibi
karşısında iyi mücadele etti ama sonuçta aldığı 3-1'lik yenilgi turu çok zora
soktu. Karşılaşmayı televizyon izledim. Gerçekten Macerata
çok iyi bir ekip. Zaten 13 maçta 9 galibiyet, 4 yenilgi ve topladığı 27 puanla
lig de 3. sırada olması da bunun göstergesi. Hele iki oyuncu vardı ki hayran
olmamak elde değil. Biri Küba asıllı Denis, diğeri de
Sırbıstan Karadağlı Milkovic.
Özellikle Denis'i izlerken eski günler ve O'nun büyük
kaçış hikayesi gözümün önüne geldi. Hatırlarsanız Arçelik ile Belçika'ya gittiğimiz bir turnuvada O'nu
izlemiş ve 31 Aralık 2001 tarihli yazımda da anlatmıştım.
Hadi gelin, geriye, yani eski
yazıma sizi döndürme zahmetine sokmayayım ve beni yeni okumaya başlayanlara da
en azından bir bilgileri olması açısından bu bölümü tekrar buraya nakledeyim.
"Bu hafta Arçelik ile Belçika'ya gittim. Her
yıl Noel zamanı düzenlenen ve ünlü takımların katıldığı Flanders
Volley Gala 2001'de mücadele eden ekiplerin maçlarını
izledim. Gerçekten bir voleybol sever için çok güzel ve çok kaliteli bir
turnuva yaşadım. Kısa bir zaman dilimine sığdırılmasına karşın her maç voleybol
adına bir ders niteliğindeydi.
İnsan bu tür maçları izleyince üst
düzeydeki takımların ortaya koyduğu voleybolun hangi noktada olduğunu daha iyi
anlıyor. Güçler birbirine yakın olunca her maç ilginç görüntülere sahne oluyor.
Bu yıl turnuvaya Küba Milli Takımı,
ev sahibi Roeselare, Unicaja
Almeria (İspanya), Arçelik,
Luzniki Moscow (Rusya),
Paris Volley (Fransa) katıldı.
Bu takımların hepsini çok yakından
tanıyorsunuz. Bilindiği gibi 4'ü Şampiyonlar Ligi'nde oynuyor. Küba Milli
Takımını anlatmaya ise gerek yok. Geçtiğimiz ay Japonya da yapılan Şampiyonlar
Kupası'nda 1. oldu. Gerçekten keyifle izlenen bir takım. Başlarında da çok
tanıdık bir dost, Herrera vardı. Onunla 4 gün boyunca
beraber olduk. Boş zamanların çoğunu lobide sohbet ederek ve maç dönüşü bir
şeyler içerek geçirdik. O, her zaman ki sevecen, neşeli tavrıyla bizleri
güldürdü durdu.
Sık sık
Türkiye' de onunla milli takımlarda beraber olan oyuncuları sordu, bilgiler
aldı. O dönemle ilgili yaşadığı ilginç olayları esprilerle anlattı. Kısacası
onunla birlikte doyumsuz anlar yaşadık.
Arçelik'in 4. olduğu turnuvanın final maçında Paris Volley
sürpriz bir sonuca imza attı ve Küba Milli Takımı'nı izleyenlerin şaşkın
bakışları arasında 3-1 (26/24, 25/14, 15/25, 25/21)
yenerek birinci oldu.
Bu maç adeta voleybolda bir ders
niteliği taşıyordu. Bir tarafta hücumda tutulması zor bir Küba, diğer tarafta
hataları en aza indirmiş, teknik özellikleri yüksek bir Paris Volley. Tabii ki bu sistemde rakip kim olursa olsun
kazanan, en az hata yapan olacaktı. Sonuçta da öyle oldu. Kübalı oyuncular çok servis kaçırıp, çok
hücum hatası yapınca beklenmedik bir yenilgiyle karşı karşıya kalmaktan
kurtulamadılar.
Aslında Küba gibi bir dünya devinin
yenilmesi kolay değil ama burada bir konsantrasyon
eksikliğinden de söz etmek yerinde olur.
Neydi bu durum. Bu ilginç olayı
bizler şaşkınlıkla yaşadık. Eminim sizlere de ilginç gelecektir.
İlk gün Küba takımında 4 numarada
oynayan Denis diye bir oyuncu izledik. Anlatılması zor bir voleybolcu. Özellikleri saymakla bitmez.
Nokta manşeti, hücumdaki inanılmaz performansı, blok başarısı ve etkili smaç
servisleriyle (Smaça girişi de çok ilginç, bir o
yana, bir yana dönüyor sonra topa yükleniyor) ilk maçtan itibaren seyircinin
gözdesi oldu. Tabii ki Küba'nın da itici gücüydü. Transfer etmek için menajerlerin peşinde koştuğu bu oyuncu ikinci gün ortadan
kayboluverdi. Ve biz oradan ayrılana kadar da kimse nerede olduğu, nereye
gittiğini öğrenemedi. Herkesin ortak yorumu ise iltica ettiğiydi.
Kaybolduğu akşam olayı Herrera şöyle anlattı.
"Hep birlikte sabah
kahvaltısına indik. Sonra da toplantıya girdik. Ben oyun planını anlatıyorum. Denis şunu yapacak, şuradan vuracak, servisleri bu oyuncuya
atacak diye konuşmama devam ederken, Denis'e anlayıp
anlamadığını sordum. Cevap alamadım. Başımı çevirip Denis'i
aradım. Ama aramızda yoktu. Aradık, sorduk, soruşturduk ama Denis
kayıptı. Pasaportu ve tüm eşyaları odasındaydı. Hemen polisi aradık.
Konsolosluğa haber verdik ama sonuçta Denis'i
bulamadık."
Evet, o andan itibaren Denis'i kimse bulamadı.
Aslında böylesine iyi bir oyuncuyu
sadece iki maç izlemek şansızlığımız oldu. Gerçi pasör
çaprazı oynayan Marchall'ın da ondan aşağı kalır
tarafı yoktu. İzleyenlere büyük keyif verdi. Bu arada Osvaldo
Hernandes'i, yıllarca smaçör
oynadıktan sonra pasör olarak görev yapan Alain Roca'yı, Louis Hernandes'i
seyretmeye doyamadık."
İşte sevgili dostlar bu anlattığım
Çarşamba günü bir kısmınızın salonda, bir kısmınızın da televizyondan seyrettiği Denis, o iltica eden Denis.
DİĞER AVRUPA MAÇLARIMIZ
Çarşamba günü diğer 3 takımımız
karşılaşmalarını deplasman oynadılar. Ziraat Bankası
Yunanistan da Olympiakos'a kök söktürmesine karşın bu
güçlü rakibinden set koparmayı başaramadı. Aslında set sayıları iyi (20-25, 25-27, 23-25) ama rövanş da böyle bir ekip karşısında
3-
Bu kupadaki diğer temsilcimiz
Fenerbahçe'nin ise, Çek Cumhuriyeti'nde Ducla Liberec'e 3-0 yenilmesi setleri
17-25, 21-25, 23-25 kaybetmesi bende hayal kırıklığı yarattı. Takımımızda
Arjantinli Santiago sakatlığı nedeniyle forma giyememiş. Bu arada libero Nuri, smaçör olarak görev yapmış, onun yerine de
libero olarak Kerem oynamış.
Eh, böyle bir kadronun da 3-0 yenilmesi çok doğal. Bu şekilde bakınca aldıkları
sayılar bile insana iyi geliyor. Ama burada ki en büyük yanlışlık, Santiago'nun
sakatlığının bilinmesine karşın diğer Arjantinli Pablo Porollo'nun
gönderilmesi.
Fener TV'de ki Perşembe günü
voleybol programına bağlanan antrenör Abdullah Paşaoğlu, bu oyuncunun bırakılma nedenini, yerine yeni
alınacak bir voleybolcuya yer açmak olarak açıkladı.
Bu kararı kim verdiyse, çok büyük
bir hata yapmış oldu. Fenerbahçe bu sezon bilindiği gibi tarihinde ilk kez
voleybol da Avrupa Kupası maçları oynuyor. Üstelik de bu ana kadar başarılı
olarak çeyrek finale yükseldi. Kura şansı sayesinde de eleyebileceği bir rakip
ile eşleşti. Yani Sarı- Lacivertli takım Top Teams
Kupası'nın en son bölümü olan 4'lü Final Grubu'na çok yaklaşmıştı. Eğer
ekibimiz Ducla Liberec'i
geçme başarısını gösterseydi, (Hala bitmiş bir şey yok ama 3-0'lık yenilgi ve
14 sayılık fark, kupalar için kapanması zor bir dezavantaj gibi görünüyor) yeni
bir tarih daha yazacaktı. Final Grubuna yükselecek ve büyük bir olasılıkla da
derece yaparak, bu sezonun en flaş takımlarından biri olacaktı. Ayrıca
Fenerbahçe ilk 4 içine kalınca, ligi ilk sırada bitirecek ekibimizin de önünü açacak
ve bu takımın gelecek sezon şampiyonlar Ligi'nde mücadele etmesini
sağlayacaktı. Bu belki de kendisi olacaktı.
Görüyorsunuz, eğer
Sarı-Lacivertliler elenirse hem kendileri, hem de Türk Voleybolu neler kaçırmış
olacak. Yazık değil mi? En azından 20-30 bin dolar kar edeceğim diye Porello'nun
gönderilmesine değer miydi? Hadi Arjantinliyi gönderdiniz, nerede O'nun yerine
alınacak yeni yabancı. Böylesine kritik, daha doğrusu hayati bir maç öncesi,
üstelik de telafisi olmayan bir karşılaşma öncesi bu hata nasıl yapıldı?
Umarım Fenerbahçe, Çarşamba günü bu
takımı eler ve her şey normale döner. Aksi olursa, böylesine büyük bir başarıyı
ve fırsatı kaçırmamanın üzüntüsünü hep birlikte yaşayacağız.
TELEKOM ŞANSLI
8 Avrupa Kupası maçından sadece
Eczacıbaşı'nın galibiyet çıkardığı Çarşamba ve Perşembe gününde içimizi ısıtan
bir güzel haber de Türk Telekom Avea'dan geldi.
Takımımız, Slovakya da oynadığı CEV Kupası Çeyrek Final maçında 2-1 öne geçmesine karşın Senica'ya
3-2 yenildi ama alınan bu skor rövanş için büyük bir avantaj oldu.
Şimdi Ankara ekibinin Çarşamba günü
işi bitireceğine eminim. Ancak yine de küçük bir uyarı yapmadan geçemeyeceğim.
Çünkü bu tür skorlar her zaman tehlikelidir. Oyuncuları ve teknik kadroyu
rehavete itebilir. Üstelik de bu takımın çeyrek finale gelişi biraz ilginç
olmuştu. Evinde ki ilk karşılaşmayı 2-0 geriye düşmesine karşın, sonra dan toparlanarak 3-2 kazanmıştı. Bu skora bakıp hepimiz
Sırbistan Karadağ takımımın Telekom'un rakibi olacağına inanmıştık. Ancak Senica hepimizi yanıltmış ve rövanşı da deplasmanda 3-1 kazanarak çeyrek finale yükselmişti. İşte bunu
hatırladığımdan ekibimize "DİKKAT" diyorum. Ve çekirgeyi ikinci kez
sıçratmamaları için uyarıyorum.
YEŞİLYURT'UN GÜCÜ
YETMEDİ
Perşembe gününün tek
karşılaşmasında ise Yeşilyurt, bir başka İtalyan takımı Vini
Monte Sciavo Jesi'ye 1-3 yenilerek tur şansını yitirdi.
Maç öncesinde Vini
Monte'nin lig de11 maçta 5 galibiyet, 6 yenilgi ve 14 puan ile 7. sırada
olması, Yeşilyurt'un yabancısız, Pelin dışında genç oyunculardan oluşan
kadrosuna karşın en azından iyi bir mücadele bekliyordum.
Ancak Sciavo'nun kadrosu elimize geçtiğinde hem
şaşırdım, hem de kafamda bir acaba? Sorusu oluştu. Çünkü İtalyan Ulusal
Takımı'nın pasörü Lo Bianco, orta oyuncusu Lecceri,
köşe oyuncuları tecrübeli Togut ve De Luca vardı. Ayrıca 6 yabancısı bulunan Koleva,
Petkova (Bulgaristan), Turlea
(Romanya), Ritschelova (Çek Cumhuriyeti) ve Amerika
Ulusal takımı Liberosu Sykora, Vini
Monte de forma giyen diğer oyunculardı. Böyle bir kadroya sahip bir ekip nasıl
olur da ligde 7. sırada kalırdı. Her halde bir problemleri olması gerekiyordu.
Nitekim maç başladığında bu takımın sorunları hemen göze çarptı. Öncelikle
servise karşı manşet sıkıntıları vardı. 1.71'lik pasörün,
yani Lo Bianco'nun önde
olduğu pozisyonda blok zaafını kapatamıyorlardı. Bu da onlara defans zorluğu yaşatıyordu. Ayrıca aşırı derecede de servis
kaçırıyorlardı. Bu sorunlara karşın manşet geldiğinde çabuk ve iyi hücum
yaparak sonuca kolayca gidebildikleri de bir gerçekti. Hatta hücumda daha önce
şampiyonlar Ligi'nde Güneş ve Beşiktaş karşısında seyrettiğim Foppapedretti ve Novara'dan fazla
da bir farkları da yoktu. Ortadan Lecceri ve 2'ye
dolaşarak hücum eden Ritschelova'yı durdurmak çok
zordu. Hele Çek oyuncu Yeşilyurt'u çökerten isim oldu. 1.91'lik boyuyla vurduğu
topların büyük çoğunluğunu sayıya dönüştürdü. Yeşilyurt iyi oynamasına, hatta
zaman zaman oyuncular kapasitelerinin üzerine
çıkmalarına karşın Ritschelova'yı file üstünde bir
türlü durduramadılar. Eğer bu oyuncuya ve Togut'a
biraz blok yapabilselerdi (Fizik olarak kısa kaldık) ikinci bir set daha gelebilirdi.
İşte böyle güçlü ve iyi
oyunculardan oluşan bir kadrosu olan Schiavo,
Yeşilyurtlu oyuncuları da psikolojik olarak etkilemiş olmalı ki, maç
başladığında sanki teslim olmaya hazır bir görünümleri vardı. Tedirginlik,
rakibi gözde büyütme hemen oyuna da yansıdı. Atılan servisler karsında manşet
alamadılar. Bunun sonucunda doğal olarak hücumda yapamadılar. Bu iki soruna
birde rakibin çabuk oynaması eklenince, bloklar da ve defansta
da kayboldular. İtalyan takımının çok servis kaçırması zaman zaman oyuncularımızı kıpırdatsa da sonucu değiştirecek
hareketler yapılamadı ve doğal alarak da Schiavo her
önde götürdüğü seti (2-2, 5-8, 7-8, 8-12, 11-16, 14-18, 15-23) 17-25 kazandı.
İkinci sete İtalyanlar yine iyi
başladılar: 0-3, 3-7. Topu öldürdük: 4-7. Bahar'ın
etkili servisleri, rakibin hatalı manşetleri, defanstan çıkan topların sayılara
dönüşmesi derken bir anda 7-7 oldu. Bu eşitlik, oyuncularımızın kendilerine
olan güvenlerini getirince oyuna ortak olduk. Servisler düzeldi, bloklardan
toplar sekmeye başladı, defans ortaya çıktı, ataklar dan
sayılar geldi. Bu arada Pelin'in servislerinin katkısıyla da 13-11
öne geçmeyi başardık. Artık sahada rakibiyle başa baş, dişe diş mücadele eden
bir Yeşilyurt vardı. İlk sette başka, bu sette ise bambaşka bir oyun ortaya
koymamız, Vini
Monteli oyuncuları da şaşırttı, hatalarının çoğalmasına yol açtı. Bundan iyi
yararlanarak ikinci teknik molaya 16-13 girdik. Sonra
etkili servislerimizle köşelerden atak yapmak zorunda bıraktığımız İtalyanları
bloklarla da kesmeye başladık. Defansımız iyice ortaya çıktı, hücumlardan
sayılar geldi ve 4 sayılık bir farka ulaştık: 21-17.
sonra 22-19 oldu. Ama karşımızda çok
tecrübeli bir oyuncular grubu vardı. Bir anlık duraklama ve hatalar (Önce Banu
2'den avuta vurdu, sonra Bahar blokta kaldı) 22-22 de
yakalanmamıza yol açtı. Bu krizi Banu'nun 2'den vurduğu topla aştık: 23-22. Banu'nun yan çizgiye düşen servisine çizgi hakemi
"İçeri de" dedi. Çek Cumhuriyeti'nden Baş Hakem Karin Zahorcova önce tereddüt etti, sonra uydu. İtalyanların bu
karara tepkisi vardı ama netice de sayı bizim oldu:24-22.
Banu'nun ikinci servisi yine etkili ancak hücuma dönüştürdüler, çıkardık ama
Özge'nin 4'e atmak istediği top çok kötü ve filenin altında kalan bu pasa orada
ki Bahar'ın yapacak hiçbir şeyi yok: 24-23.
Özge'nin bu hatasına servise gelen Çek oyuncu Ritschelova
da topu dışarı atarak karşılık verdi: 25-23.
Seti kazanmanın morali ve 3. sete
4-0'lık bir başlangıç. Ne var ki devam etmedi ve İtalyan ekibi önce sayıları
eşitledi: 4-4, sonra da iki sayı öne geçti: 4-6. İlk
teknik molaya da 6-8 girildi. 8-10 oldu. Bu arada
kaçmaya başlayan servisler, bozulan manşetler, bloklarda kalan hücumlar
takımımızın oyundan düşmesine yol açınca fark açılmaya başladı: 11-14, 12-16, 15-20, 18-23 ve sette 21-25 gitti.
4. Sete toparlanmış bir görüntü ile
başladık. Bunun sonucunda karşılıklı sayılarla 8-8'e kadar geldik. Ancak bu
sırada Özge'nin 2'de ki Pelin'e üst üste 2 pas atma sevdası iki sayı geriye
düşmemize yol açtı: 8-10. Halbuki bu sırada 4'de Banu
vardı ve Özge'nin yüzü dönük olduğu bu oyuncuya pas atması çok daha kolaydı.
Ancak o en zoru seçti, 2'ye atmaya çalıştı ama bu pasların ne yüksekliği, ne de
uzandığı bölge Pelin'e rahat hücum yapma şansı tanıyacak şekilde değildi. Özge
3. topu Banu'ya attı ve sayı oldu. Bu iki sayının boşu boşuna gittiğinin
göstergesiydi. Bu hataya karşın takım bozulmadı ve inatçı oyununu sürdürdü, 10-10 da rakibi yine yakaladı. Ve Pelin'in servisten direkt
kazanılan sayı ile 11-10 da öne geçtik. 3 sayı üst
üste alarak öne geçmeyi başardığımıza göre, acaba bu hataları yapmamış
olsaydık, bu an kırılma noktası olabilir miydi? Seti kopartabilir miydik?
Sorularının yanıtları kafalara takılı kaldı.
Neyse devam edelim; Ritschelova 2'ye dolaştı: 11-11. Togut'un kaçan servisi: 12-11. Ama Ergül
de servisi dışarı attı: 12-12. Bizim 8-8'de kaçırdığımız kırılma noktasını
12-12 de İtalyanlar yakaladı. Önce Banu'nun hücum hatası, sonra Bahar'ın blokta
kalan atağı, ardından Banu'nun 4'den bloklarda kalan iki hücumu ile bir anda 4
sayılık bir fark oluştu: 12-16. Sonun da Bahar'ın iki
sayısıyla 14-16 oldu. Topu öldürdüler: 14-17. Bu arada
Özge'nin 5'den kaçtığı pozisyon da yani Aslıhan 4, Bahar 3, Banu 2 pozisyonun
da servise karşı manşetlerin de bozulmasıyla tıkandık ve Vini
Monte Schiavo aldığı sayılarla arayı açtı 14-22, seti
de 18-25 kazanarak bir mucize olmazsa turu şimdiden geçtiğini ilan etti.
Maç sonrası Yeşilyurt'un ortaya
koyduğu oyun her ne kadar hatalar fazla da olsa beni tatmin etti. Bu kadro ile
tur atlaması zaten olası değildi ama en azından mücadele etti. Yeşilyurt'un bu
Avrupa Kupası'nda oynadığı zor maçların onlar açısından iyi birer tecrübe
olduğu ve bunun lig de oynayacakları karşılaşmalara olumlu yansıyacağını
düşünüyorum. Bu tabii ki Beşiktaş gibi diğer ekiplerimiz içinde geçerli.
VE LİG MAÇLARI
Cumartesi günü Şişli-Dicle
Üniversitesi mücadelesini izledim. Zevkli bir maç oldu. Ancak iki takımında
servise karşı manşetlerde çok hata yapması, hücumlarda ki istikrarsızlık,
blokların azlığı seyir zevkini biraz azalttı. Sonuç da iki ekip açısından da
önemli olan bu karşılaşmayı, hataları daha aza indiren Şişli, 4. sette bir ara 13-19 geri düşmesine karşın daha sonra toparlanarak 3-1
kazandı.
İlk set, 7-
İkinci setten itibaren başa baş bir
mücadele vardı. İkinci teknik molaya Dicle Üniversitesi 14-16
girdi. Şişli önce rakibini yakaladı: 16-16. sonra da
18-16 öne geçti. Dicle bırakmadı: 18-18. Şişli yine
atak yaptı: 21-18. Ancak ev sahibinin hücum hatalarını iyi değerlendiren
Diyarbakır ekibi 22-22 de eşitliği tekrar sağladı ve 1 sayı da öne geçti:
22-23. Demet ve Pınar'ın ayni topa hamle yapmasıyla gelen hata ile 22-24 oldu.
Buna bir de fileye vurulan hücum eklenince Dicle seti 22-25
kazandı.
3. sete iyi başlayan Şişli ilk
teknik molaya 4 sayı farkla girdi: 8-4. Bu üstünlüğünü
devam ettirdi: 13-8. Ve ikinci teknik molayı da 16-13 önde geçti. Ancak bu
avantajı koruyamadı. 20-20 de sayılara eşitlik geldi.
Ama sonuçta yine de seti 25-22 kazanmayı bildi.
İlginç bir 4. set yaşadık. Oyuna
iyi başlayan Üniversite bunun semeresini de gördü: 2-5,
5-8, 6-10, 9-14, 10-16, 13-19. Artık herkes 5. seti düşünmeye başlamıştı ki,
işler birden tersine döndü ve Serpil'in servisleri
Ebru- Sevgi ikilisinin manşetlerini bozmayı başardı. İkili hücum turunda olan (Esin 2, Violet
3, Serap 4) Dicle de ataklar ya dışarı
gitti, ya da bloklara takıldı. (Pınar'ın hem bloklarda ki, hem de hücumda ki
başarısını unutmamak gerekir) Böyle olunca da Şişli aldığı üst üste 5 sayı ile
farkı kapattı: 18-19. Bu sayıda Serpil'in
attığı servis dışarı gidiyordu ki
ECZACIBAŞI - EMLAK TOKİ
Bayanlar Ligi'nde üst sıralar için
mücadele eden iki takımın kozlarını paylaştığı maçta Eczacıbaşı, Emlak Toki'yi 3-0 yendi. Bu sonuç ile
Mavi-Beyazlılar ikinci sıradaki yerlerini korurken, rakibine 3. yenilgisini
tattırmış oldu.
Karşılaşma öncesi çok güzel ve
kaliteli bir maç olacağını düşünüyordum. Ama beklentim gerçekleşmedi. Bunun en
büyük nedeni de iki kişi ile manşet karşılaşmayı tüm eleştirilere karşın
sürdüren Ankara ekibinin Eczacıbaşı'nın servisleri karşısında çok hata
yapmasıydı. Özellikle Bulgar oyuncu Teneva'nın manşet
hataları aşırı derece fazlaydı. Aslında bu oyuncunun hataları sadece manşetler
ile sınırlı değildi. Ne blok yaptı, ne de hücumlarından sayılar çıkarabildi. Teneva'ya ne olmuş böyle? Ankara'nın havası mı, suyu mu
yaramadı bilmiyorum ama bildiğim tek şey, çok kötü oynamasıydı. Bulgar Ulusal
Takımını sırtlayan bu oyuncu her halde bir daha bu kadar kötü istese de
oynayamaz. Saha da didinen ve bir şeyler
yapmaya çalışan, hatta aldığı sayılardan sonra rakibi hareket yapacak kadar
hırslı olan İnessa dan başka
kimse yoktu. (Bir küçük parantez de
gelinimiz olan bu oyuncuya açayım. İnessa, kazanmayı
çok istediğin için belki çok hırslandın ama bu yine de aldığın sayılardan sonra
rakip oyunculara bakarak bağırman, hatta çok aşırı olmasa da hareket yapman hoş
olmadı. Karşı takımdaki oyuncuların bir çoğunu iyi
tanıyorsun ve onlar senin arkadaşların. Bu bakımdan biraz daha dikkatli olman
gerekir. Çünkü bu oyuncularla 4'lü Final Grubu'nda da karşı karşıya geleceksin.
Şimdiden bu maçların tansiyonunu yükseltme. Bu arada bir de özel uyarı. Teneva gibi Ankara seni de fazla etkilemiş. Kiloların
artmış. Bu da senin daha çabuk olmanı ve yüksekliğini engelliyor. Dikkat!!!)
Oyunun başlarında Ankara ekibinin İnessa- Teneva- Oxsana üçlüsü ile yaptığı bloklar sayıları dengede tuttu: 6-6. İlk teknik molaya Mavi- Beyazlılar 8-6 önde girdi. Teneva'yı bulan servisler ve Emlak'ın
hücum da yaşadığı zorluklarla sayılar önce 10-7, sonra
12-7, 14-9 oldu. Bu kez Duygu'nun etkili servislerine Esra cevap verince Ankara
takımı farkı azalttı: 14-12. İkinci teknik molaya
16-13 girildi. Ardından 20-16 oldu. Emlak topu
öldürdü: 20-17. Nihal'ın 3'den 5'e, manşete açılan Esra'yı bulan servisleri, Bahar 2, Esra 3,
Gökçen 4 turunda hücum sıkıntısı yarattı ve sayılara eşitlik geldi: 20-20.
Sonunda Esra sayıyı buldu: 21-20. Bahar'n servisi,
2'den atak yapan Melis blokta kalınca 22-20 oldu. Oxana
öldürdü: 22-21, Esra cevap verdi: 23-21.
Eczacıbaşı'nın servisi çıktı ama Nihal'ın pası çok kötü, Teneva
ancak içeri tokatlayabildi, Mavi- Beyazlılar fırsatı kullanamadı, derken top
gitti- geldi ve son noktayı Mesude koydu. Plase-blok
karışımı iki eliyle arkaya doğru attığı top, dışarı gitti: 23-22. Ardından bir
de Aihua'nın plasesine hakem Murat Özcan faul çalınca
sayılar eşitlendi: 23-23. Duygu'nun ikinci servisi kaçtı: 24-23. Oxsana 2'den öldürdü: 24-24. Bu oyuncunun servisi oyunda
kaldı, Bahar Özlem'e attı, ölmedi, çıkan topu Emlak hücuma dönüştüremedi, Mesude vurdu çıktı, Nihal 6'da ki Melis'e pas attı ama bu
hücum filede kaldı: 25-24. İnessa 2'ye dolaştı:
25-25. Mesude 4'den sayıyı buldu: 26-25. Takımını öne
geçiren Mesude'nin
etkili servisi Teneva'ya. O'nun manşeti içeri kaçtı,
Özlem penaltıyı kaçırmadı: 27-25.
İkinci sette iki takımda hataları
aza indirince oyuna hareket geldi. Özellikle vurulan topların defanslardan çıkması seyir zevkini de artırdı. İlk teknik
molaya 8-6 Eczacıbaşı önde girdi. Ardından sayılar 9-6 oldu. Emlak'ın öldürdüğü topla
fark 2'ye düştü: 9-7. Bu arada Özlem 2, Bahar 3, Esra 4 turunda Ankara takımı
servisleri manşet için önden açılan Esra'ya atmaya başladı, bu ikili hücum
turunda ölmeyen topların getirdiği sıkıntıyla TOKİ 3 sayı kazandı: 9-10. Bunun
moraliyle de Ankara ekibi birsayı daha aldı: 10-12 Ama bunu devam
ettiremediği gibi, yapılan hatalarla üstünlüğü rakibine kaptırdı: 15-12. (5
sayı üst üste) İkinci teknik molaya 16-13 girildi. Bir türlü manşet hatalarını
düzeltemeyen Emlak aranın açılmasına engel olamadı: 18-14,
20-16, 23-19. Sette 25-19 bitti.
3. sette 18-17'ye kadar başa baş
bir mücadele vardı. Ne var ki iki kişi ile manşet karşılama düşüncesinden bir
türlü sıyrılamayan TOKİ kenar yönetimi, bunun bedelini bir kez daha ödedi ve
Mavi- Beyazlılar aldıkları 4 sayı ile 22-17 öne
geçtiler. Ankara ekibinin rakibi yakalama çabaları arada ki farkı en fazla 2 sayıya
kadar düşürse de (23-21) sonucu değiştirmedi ve seti 25-22
alan Eczacıbaşı, maçı da 3-0 kazandı.
Bu karşılaşmayı kazanan
Mavi-Beyazlılar için söylenecek fazla bir şey yok gibi. Ancak birkaç maçtır
bozulan servise karşı manşet hataları hala devam ediyor. Ayrıca Bahar'ın orta
oyuncuları kullanmamakta ki ısrarı da sürüyor. (Gerçi manşetler iyi
değildi ama) 3 sette yanlış tutulmadıysa
ortaya sadece 7 pas attı. (1. set 2, 2. set 4, 3. set 1) Orta oyuncuları 2'ye
tek adım dolaştırdığı pasların sayısı da bu kez düşüktü: 6. Ben yazmaktan,
Bahar da ortaya pas atmamaktan bıkmadı. Bakalım sonunda hangimiz pes edeceğiz.
FENERBAHÇE - ARKAS
Eczacıbaşı-Emlak TOKİ gibi,
Fenerbahçe-Arkas Saint Joseph maçı da beklediğimizin
altında bir mücadeleye sahne oldu. Karşılaşma öncesi tahminlerde tam ortada bir
maç olacağını düşünüyorduk. Hatta Çarşamba günü Çek Cumhuriyeti nde 3-0 yenilmenin getirdiği moral
bozukluğunun yanında, seyahatin yorgunluğu, ayrıca da Santiago'nun sakatlıktan
yeni çıkmış olması Arkas'ı daha avantajlı hala
getiriyordu. Ama İzmir takımı
çok hata yapınca eline geçen bu güzel fırsatı kullanamamış oldu.
Fenerbahçe karşılaşmaya isteksiz
bir görüntü de başladı. Manşetler aksarken, hücumda da sıkıntılar yaşanıyordu.
Hele Camillo'nun önde olduğu pozisyonlarda bu daha da
göze çarpıyordu. İşte bunu iyi değerlendiren Arkas,
iyi oynamamasına karşın
ilk teknik molaya 6-8 girdi. Sonra da arayı açarak 9-13 yaptı. Hatalardan bir türlü sıyrılamayan Fenerbahçe 12-16 girilen ikinci teknik moladan sonra kıpırdanmaya başladı.
Maçın başından bu yana ayakta kalmayı başaran Santiago ile sonunda sayılara
eşitlik geldi: 18-18. İzmir ekibi tekrar öne geçti:
20-22. Arjantinli oyuncunun sayısıyla 21-22 oldu. Barış servisi Libero Umut'a
attı. O' nun manşeti filenin üstüne çıktı. Ufuk
arkası fileye dönük pasını attı ama hakem
İki takımında manşetlerinin
bozukluğu nedeniyle, servislerin maçın kaderinde ne kadar etkili olduğunu
özellikle bu sette daha çok gördük. 4-4'den sonra Burak'ın etkili servisleri,
hatalar ve ölmeyen toplar derken Sarı- Lacivertliler ilk teknik molaya 4
sayılık bir avantajla girdiler: 8-4. Ev sahibinin
üstünlüğü devam etti: 10-7, 13-10. Arkas bırakmadı,
15-15 de eşitlik geldi. Rıdvan'ın hücumu
Fenerbahçe'nin ikinci teknik molaya 16-15 önde
girmesini sağladı. Bu arada Sarı- Lacivertliler de manşet düzelince ortadan
hücumlar başladı. Bu Santiago'yu da rahatlattı. Bir de buna etkili servisler ve
bloklar eklenince oyunu kontrol altına alan ev sahibi 19-17'den sonra seti
kopardı: 25-18.
3. sette 3-3'den sonra Arkas kaçtı, Fenerbahçe onu kovaladı ve ikinci teknik
molaya 14-16 girildi. Daha sonra 14-17
oldu. Ama ikinci setin sonlarında olduğu gibi Camillo'nun
taktik servislerini İzmir ekibi sayıya dönüştüremeyince 17-17
eşitlik geldi. 21-21'e kadar başa baş gelindi. Bu sırada Rıdvan'ın servisi ve
ardından Arkas da yaşanan pasör-smaçör anlaşmazlığı
ile Fenerbahçe 22-21 öne geçti. Rıdvan'ın ikinci
servisi, Ufuk Markovic'e attı, ölmedi, Sarı-
Lacivertliler fırsatı kullanamadılar ama Barutov
blokta kaldı: 23-21. Rıdvan dan bir servis daha, Ufuk
yine Markovic'e attı, bu oyuncu bir kez daha
öldüremedi, ev sahibi sayıyı buldu: 24-21. Barutov
öldürdü: 24-22. Fenerbahçe'nin attığı servis çıktı, Ufuk sanki diğer
oyuncularla dargınmışçasına yine Markovic'e attı. 20-20 den sonra 4. topunu alan Markovic
bu kez dışarı vurunca set 25-22, maç da 3-0 Fenerbahçe'nin oldu.
Bu arada günün bir başka önemli
mücadelesinde Halk Bankası, Polis Akademisi'ni 3-1
yenerek puanını 43'e çıkararak ikinci sıraya yerleşti. Arkas'ı
yenen Fenerbahçe set averajı ile üçüncülüğe yükselirken, Polis Akademisi 4.
sıraya indi. Arkas ise 37 puanda ve 5. sırada kaldı.
YILDIZLARA BRAVO
Slovakya da Avrupa Şampiyonası
Eleme Grubu maçlarını oynayan Yıldız Kız Ulusal Takımımız tüm rakiplerini
yenerek grup birincisi oldu. Sırasıyla İsrail, Fransa, İtalya ve Slovakya'yı 3-0, son günde Finlandiya'yı 3-1 yenen kızlarımız Nisan
ayında Estonya da yapılacak olan Avrupa
Şampiyonası'nda oynama hakkını elde etti. Bu güzel başarıyı getiren takımımızı
ve teknik kadroyu kutluyorum.
Bu hafta ki yazımın çok uzun
olduğunun farkındayım. Birçok kişi de belki okumaktan sıkılıp yarıda
bırakmıştır. Ama o kadar çok olay vardı ki bunları yazmazsam, sanki bir
eksiklik yapmışım hissine kapılacaktım. Ama söz, artık yazılar bu kadar uzun olmayacak.
Haftaya görüşmek dileğiyle, hoşça
kalın.
A
L
E V A
N A K
Ö K