HAKEMLER

 

 

2005’in ilk yazısına, öncelikle beni arayan, mail ve mesaj göndererek yeni yılımı kutlayan tüm dostlarıma teşekkür ederek başlamak istiyorum.

Sonra da seyirci, oyuncu, antrenör hatta gazeteci olarak sık sık eleştirdiğimiz ancak voleybolun olmazsa olmazları olan hakemler, saha komiserleri ve gözlemcilerle ilgili bir konuyu kısaca gündeme getirmek istiyorum.

Bunun nedeni, federasyon başkanlığı seçimlerinin hız kazandığı içinde bulunduğumuz şu günlerde en azından onların da hatırlanmasında yarar var.

Peki voleybol da her zaman ve en çok eleştirilen bu kesimin derdi ne? Tabii ki her yerde olduğu gibi parasal sıkıntılar.

Trilyonluk bütçeleri (Yeni liranın hayata geçmesiyle artık trilyon kelimesini unutacağız) olan ve bu spora yön veren kulüpleri, sporcuları, teknik kadroları müsabakalarda düdükleriyle yöneten bu insanların özellikle 1. Lig dışında görev yaptıkları maçlarda aldıkları ücretler komik.

Az sonra bu rakamları sizlerle paylaşacağım. Sonuçta kızsak da, eleştirsek de, onların da bu sporda payları olduğunu göz ardı etmemeliyiz. Umarım zaman zaman kavga ettiğimiz bu insanları yerden yere vururken ne zorlukla görevlerini yapmaya çalıştıklarını da düşünür biraz daha hoş görülü oluruz.

 

Türkiye 1. Ligi’nde görev yapan hakemler:

 

Uluslararası:

Baş Hakem: 137 milyon. Yardımcı: 91 milyon. Yazı- Skor: 30 milyon. (Ben yeni Türk Lirası’na geçişte oldukça zorlananlardanım. Ne de olsa yaş meselesi. Bu nedenle rakamları milyon olarak yazdım. Ayrıca küsuratları da yuvarladım)

 

Ulusal:

Baş Hakem: 114 milyon. Yardımcı: 86 milyon. Yazı- Skor- Çizgi: 28 milyon 

 

İl:

Baş Hakem: 103 milyon. İl yardımcı: 80 milyon. Yazı- Skor- Çizgi: 26 milyon.

 

Maçların oynanmasından sorumlu olan ve düzeni sağlamakla görevli saha komiserinin aldığı ücret: 8 milyon. Hakemleri denetleyen ve onlardan sorumlu olan gözlemcinin aldığı rakam ise 11 milyon. Aslında hakemler ile onları denetleyenler arasında bu kadar fark olması bana pek adil görünmüyor.

Hakemlerin bu rakamlarına bakınca, “Eh hiç de fena bir ücret değilmiş, neden şikayet ediyorlar ki?” diye düşündüğünüzü biliyorum.

Evet, 1. Lig ele alındığında fena sayılmaz. Ancak hakemlerin görev aldıkları maç sayılarının düşük olduğu da unutulmamalı.

Asıl sıkıntı ikinci, üçüncü liglerde ve mahalli kümeler de (Büyükler-gençler-yıldızlar-küçükler) görev yapanlar da.

 

2. ve 3. ligler:

 

Uluslararası:

Baş Hakem: 22 milyon. Yardımcı- Yazı- Skor- Çizgi: 15 milyon

 

Ulusal:

Baş Hakem: 19 milyon. Yardımcı- Yazı- Skor- Çizgi: 14 milyon.

 

İl:

Baş Hakem: 17 milyon.Yardımcı- Yazı- Skor- Çizgi: 13 milyon.

 

Aday:

Baş Hakem: 15 milyon.Yardımcı- Yazı- Skor- Çizgi: 12 milyon.

 

Gözlemci ve Saha Komiserleri: 1. Lig ile ayni.

 

Ve Mahalli Ligler (Bu ücretlerin voleybol federasyonu ile ilgisi yok. Bu rakamlar genel müdürlüğün iller için belirlediği ücretler)

Uluslararası:

Baş Hakem: 15 milyon. Yardımcı- Yazı- Skor- Çizgi: 11 milyon.

 

Ulusal:

Baş Hakem: 13 milyon. Yardımcı- Yazı- Skor- Çizgi: 10 milyon.

 

İl:

Baş Hakem: 11 milyon. Yardımcı- Yazı- Skor- Çizgi: 9 milyon.

 

Aday:

Baş Hakem: 9 milyon. Yardımcı- Yazı- Skor- Çizgi: 8 milyon.

 

Gözlemci, Saha  Komiserleri: 8 milyon.  

 

Görüldüğü gibi bir kişinin (Birkaç istisna dışında) hakemlik yaparak yaşamını sürdürmesi pek kolay değil.  Hele bu İstanbul gibi ulaşımın sorun olduğu bir il de çok daha zor. Bu insanlar başka işlerden kazandıkları paralarla yaşıyorlar. Voleybol onlar için bizlerde olduğu gibi bir tutku, bir sevgi. Öte yandan bunun, onlar için bir ek gelir olduğunu da düşünülebiliriz.

O zaman ekonomik sıkıntılarla boğuşan bu insanlarla biraz daha hoş görülü olmamız gerekiyor. (Şimdi eminim ki yazıyı okuyan bir çoğunuz, “Bu da nereden çıktı, neden hakemleri koruyor ve gündeme getiriyor, bir çıkarı mı var? Diye düşüneceksiniz. Bu yaştan sonra ne hakem, ne gözlemci, ne de saha komiseri olamayacağıma göre, böyle düşünmeniz için bir neden yok. Sadece, sporculuk ve antrenörlük dönemlerimde hakemlerle çok didişen ama maç bittikten sonra her zaman dost olan bir kişi olarak onlarında sıkıntılarını burada dile getirmek istedim)

 

ELEŞTİRİ HAKKIMI KULLANMAK İSTİYORUM

 

Bu arada hakem dostlarımızın ve arkadaşlarımızın aldıkları ücretlerin az olduğunu vurguladıktan sonra, eleştirilerimi de hemen ilave edeyim.

Öncelikle bu sezon hakemlerimiz çok formsuz. Birçok karşılaşmada ilginç kararlarıyla sahada mücadele edenler kadar, tribünlerin de tepkisini topluyorlar. Özellikle deplasmana çıkan ekipler, ev sahiplerine daha yakın düdükler çaldıkları için hakemlerden çok şikâyetçiler. Bu bütün takımlar için geçerli. Bu konuda ya hakemlerin kulağı çekilmeli, ya da gözlemcilerin. Aslında bunun önlenebilmesi için bence doğru adres gözlemciler. Tarafsız olmaları gereken bu arkadaşlarımız, yaşadıkları şehrin takımının kazanması için dışardan gelen hakemleri fazlasıyla etkiliyorlar. Bunun için Anadolu daki maçlar için  nasıl başka bölgelerden hakemler görevlendiriliyorsa, ayni şekilde gözlemciler de başka yerlerden gitmeli.

Bir başka eleştirim de Merkez Hakem Komitesi’ne. Son dönemlerde müsabakalara atanan hakemler iyi seçilmiyor. Çok kritik bir karşılaşmaya daha deneyimli olduğunu düşündüğümüz hakemler yerine, daha tecrübesiz arkadaşlar atanıyor. Eskiden buna çok dikkat edilir ve maçın kritikliğine göre hakem ataması yapılırdı. Belki bu şekilde hakemlerin yetişmesi ve deneyim kazanması isteniyor ama böyle bir hakemi gören, antrenörler ve oyuncular maçlarını kazanmak adına onları etkilemek için yoğun çaba harcıyorlar ve çoğunlukla da başarıyorlar. Eskiden en azından baş veya yardımcı deneyimli olur ve sıkıntılı anlar, pozisyonlar, tartışmalar büyümeden önlenirdi.

Ayrıca, şu anda gözlediğim kadarıyla, hakemlerin eşit oranda görev almaları da bence doğru değil. Belirli yerlere gelmiş, tecrübeleri yüksek hakemlerin daha çok görev almaları gerektiğini düşünüyorum. Eğer bir Uluslararası Hakem veya tecrübeli bir Ulusal Hakem diğer hakemlerle eşit sayıda düdük çalıyorsa ben bunu etik bulmuyorum. Çünkü onlar bu noktalara kolay gelmediler. Yıllarını verdiler ve başarılı oldukları, güven verdikleri oranda da yükseldiler. O halde onları, daha yolları uzun olan hakem arkadaşlardan biraz ayırmak gerekir. Bu hem onları biraz daha onore eder, hem de deneyimlerini sahaya yansıtacakları için maçlarda yaşanan sıkıntıların azalması sağlanır.

 

AVRUPA HEYECANI YENİDEN BAŞLIYOR

 

Noel ve yılbaşı nedeniyle Avrupa Kupaları’na kısa bir ara verilmişti. Şimdi Çarşamba dan itibaren bu heyecan yeniden başlayacak. Takımlarımızın oynayacakları maçların programını ana sayfamızda zaten görüyorsunuz. Onun için bunları yazmayacağım. Karşılaşmalar hakkında ve rakiplerimizle ilgili görüşlerimi daha önceki yazımda sizlerle paylaşmıştım. Aradan kısa da olsa bir zaman geçtiği için fazla uzatmadan birkaç cümle ile tekrar hatırlatmanın doğru olacağını düşünüyorum.

Şampiyonlar Ligi’nde iki takımız gruplarındaki 7. maçlarını İtalyan ekipleriyle oynayacaklar.  Güneş, deplasmanda Poppapedretti Bergamo (Lig de 33 puanla birinci sıradalar. 11 maç oynadılar, henüz yenilgileri yok) ile karşılaşırken, Beşiktaş Haldun Alagaş da Sant’Orsola Asystel Novara’yı (8 galibiyet, 3 yenilgi ve 24 puan ile 3. sıradalar) misafir edecek. İşimiz zor. İtalyan takımları tabii ki favori.

 

TOP TEAMS

 

Bu kupa da mücadele eden 3 ekibimiz Çeyrek Final ilk maçlarını Çarşamba günü oynayacaklar. Eczacıbaşı, evinde Villebon’u ağırlayacak. Fransa Ligi’nde ikinci sırada

yer alan bu takım karşısında önemli olan bizim nasıl oynayacağımız. Mavi-Beyazlılar bu güne kadar inişli çıkışlı bir grafik çizdiler. Avrupa maçlarında başka, lig de başka oynuyorlar. Onun için ben rakipten çok takımımızın nasıl bir oyun ortaya koyacağını merak ediyorum. Eğer Eczacıbaşı gerçek gücünü sahaya yansıtırsa maçı alır gider. Üstelik de rövanş için avantajlı bir skor yakalayarak. Ama... İşte bunu düşünmek bile istemiyorum.

Top Teams deki diğer iki temsilcimiz ise Çeyrek Final ilk maçlarını deplasmanda oynayacaklar.

Bilindiği gibi Fenerbahçe’nin rakibi Çek Dukla Liberec, Ziraat Bankası’nın ise, Olympiakos. İki ekibimizin de hedefi bu ilk maçlardan, rövanş için avantajlı skorlar çıkarmak.

 

CEV KUPASI

 

Bu kupadaki üç temsilcimizden ikisi Halk Bankası ve Yeşilyurt içeri de, Türk Telekom ise deplasmanda oynayacak.  

Halk Bankası Ankara da Lube Macerata’yı (9 galibiyet, 4 yenilgi 27 puanla ligde 3. sıradalar) misafir edecek. Bu kupanın favorisi olan İtalyan takımı tam bir yıldızlar topluluğu. Bu nedenle ekibimizin tur için işi çok, ama çok zor. Ancak sonuçta Ankara da kazanması da kimseyi şaşırtmaz.

 

Yeşilyurt da Ankara ekibi gibi bir İtalyan takımını ağırlayacak. Lig de 5 galibiyet, 6 yenilgi ve 14 puan ile 7. sırada  yer almasına karşın kadro olarak takımımızdan daha iyi olan Vini Monte Sciavo Jesi, tabi ki tura daha yakın. Yeşilyurt’un amacı Perşembe günü bir İtalyan ekibini yenebilmenin keyfini yaşamak.

 

CEV’deki diğer temsilcimiz Türk Telekom, Halk Bankası ve Yeşilyurt’a oranla daha şanslı.   

Çünkü Senica elenebilecek bir takım. Ancak Ankara ekibinin son haftalar lig de aldığı zor galibiyetler bizi biraz düşündürüyor. Ama ne olursa olsun Avrupa maçlarının havası bir başkadır. Eğer Telekom, Slovakya’da rövanş için avantajlı bir skor yakalarsa, Başkent de işi kolaylar.

Tüm takımlarıma zorlu sınavları için başarılar dileyerek Avrupa maçlarına noktayı koyup liglerimize dönelim.

 

EMLAK BANKASI-GÖZTEPE

 

Alt sıralardan kurtulma mücadelesi yapan iki takımın kozlarını paylaştığı maçtan 3-2 galip çıkmayı başaran İstanbul ekibi oldu.

İki takımında güçlerinin ve oyuncu kapasitelerinin birbirine yakın olması nedeniyle top oyunda çok kaldı. Aslında bu  rallilerin uzunluğu, smaçörlerin topu öldürmekte zorlanmalarından da kaynaklandı. Ancak topun oyunda kalmasının seyir zevkini de artırdığını unutmamak gerekir.

 

Maça iyi başlayan Emlak, hücumda ve bloklar da daha etkili olunca ilk seti açık farkla kazandı: 25-15.

 

İkinci setin başlarında yine İstanbul takımımın üstünlüğü vardı. Özellikle Nihal, smaç       

Servisleriyle hep rakibe zorluklar yaşattı. Bu arada tabi ki Neslihan 2, Pınar 3, Vesna 4 turunun da etkisi büyüktü. İşte yine böyle bir tur da Emlak 13-10 öne geçti. Ama bu avantajı sürdüremedi. Özlem-Neslihan ikili manşet turun da Sinem’in etkili servisleri, Özlem’e hatalar yaptırınca fark kapandığı gibi, İzmir ekibi 13-14 de öne geçti. (4 sayı) İkinci teknik molaya Emlak 16-15 girdi. Ancak Göztepe bir kez daha üst üste aldığı 4 sayı ile önce 16-19 öne geçti, sonra da aradaki farkı büyüttü: 17-21, 17-24. Seti de 20-25 aldı.

 

3. sete iyi başlayan yine İstanbul ekibi oldu: 3-1, 6-3. Ama Hatice’nin istekli oyunu Emlak’ın arayı açmasını engelledi. Böyle olunca da ilk teknik molaya 8-7 girildi. 8-8’den sonra İstanbul takımı bir ara farkı 3’e çıkartsa da (11-8), Göztepe rakibini 12-12 de yakaladı. Özlem’in servisleriyle Emlak ikinci teknik molaya 16-14 önde girdi, sonra da 17-14 oldu. Göztepe topu öldürdü: 17-15. Sonra da Nadezda’nın servisleri etkili olmamasına karşın ikili hücum turuna oturan (Nihal 2, Neslihan 3, Pınar 4) İstanbul ekibi, ataklarından  sayı çıkaramayınca İzmir takımı aldığı 5 sayı ile 17-19 öne geçti. Emlak mücadeleyi bırakmadı ve 20-20 de rakibini yakaladı. 21-21 de Pınar’ın yerine servise Gaye girdi. O’nun servisini Göztepe oyunda tuttu, Çıkan topu Elena, 4’deki Tercan’a attı. O’nun vuruşu çizgiye yakın düştü. Çizgi hakemi dahil gösterdi, ama maçın baş hakemi Senih Nişancıoğlu dışarıda verdi ve sayı Emlak Bankası’nın oldu: 22-21. Gaye’nin ikinci servisi, Hatice’nin manşeti filenin üstüne çıktı, Elena bu zor topu almak isterken faul yaptı: 23-21. Tercan öldürdü: 23-22. Sinem’in servisi dışarı da: 24-22. Vesna’nın smaç servisi çıktı. Ama Tercan’ın 4’den çapraza vurduğu top dışarı gidince seti kazanan Emlak oldu: 25-22.

 

2-1 öne geçen İstanbul takımı, maçı kazandık havasına bürününce, temposunu kaybetti, hataları arttı. Misafir ekip tabi ki bu fırsatı kaçırmadı. İlk teknik molaya 4-8 önde girdi. Sonra 8-12 oldu. Emlak biraz kıpırdansa da Göztepe avantajı bırakmadı. İkinci teknik molaya 4 sayılık bir farkla girdi:12-16. İstanbul takımı tekrar canlanıp arada ki farkı azalttı ama (18-19) Sarı- Kırmızılı takım seti 21-25 almayı bildi.

 

5. sette heyecanı yüksek, başa baş bir mücadele yaşandı. Emlak saha değişimini Pınar’ın 6’dan öldürdüğü topla 8-7 önde döndü. Ardından Nebahat’in servisten direkt sayısıyla 9-7 oldu. Nadezda’nın atağı sayı: 9-8. Özlem’in hücumu: 10-8. Topu sayı dönüştüren Özlem’in servisi etkili, içeri kaçan manşeti Nebahat öldürdü: 11-8. Özlem’in ikinci servisi yine etkili. Bu arada Göztepe Elena 2, Hatice 3, Sinem 4 yani ikili hücum turunda olunca ataklardan bir türlü sayı üretemedi ve dönen bu topları önce Pınar, (12-8) ardından Neslihan öldürdü: 13-8. Özlem’in servisi çıktı, Hatice’nin hücumu bloktan geri geldi, Elena 2. topu öldürdü: 13-9. Sayı takımına kazandıran Elena servise geldi. Bu arada İstanbul ekibi yine ikili hücum turundaydı. (Nihal 2, Neslihan 3, Pınar 4) Elena’nın servisini Emlak çıkardı ama Pınar blokta kaldı: 13-10. Elena’nın ikinci servisi Neslihan vurdu ölmedi, çıkan topu Hatice 4’den blok aut yaptı: 13-11. Servis yine Elena’dan bu kez Neslihan antene vurdu: 13-12. (13-8 den sonra üst üste 4 sayı) Sonunda Neslihan’ın atağından gelen sayı ile  Emlak krizi aştı: 14-12. Nihal’ın servisi çıktı ama Hatice’nin hücumu Neslihan’ın bloğunda kalınca seti 15-12 alan Emlak Bankası bu zor maçın da 3-2 galibi oldu.

 

Bu karşılaşmadan sonra Güneş Sigorta, Numune ile oynadı. Bu maçla ilgili yazacak fazla bir şey yok. Çünkü iki takımda bir an önce bitse de gitsek havasındaydılar.

Bu arada Güneş’in bir pozisyonu ile ilgili gözüme çarpan küçük bir detayı vermek istiyorum.

Elif öne geldiğinde ortada kalıyor. Rakipler bunu bildikleri için bloklarını köşelere odaklandırıyorlar. Herhalde bu sıkıntıyı aşmak için Buzayev küçük bir cinlik, yani pozisyon düşünmüş. Gerçi rakip çok etkisiz olduğu için pek göze çarpmadı ama ben yine de yazayım. Daha sıkı bir maçta bu pozisyonu her beraber daha iyi izler ve değerlendiririz.

Aysun 1’de libero ile değişmediği zaman Elif’in çaprazında oynadığı için blok arkası dublajına giriyor. Yani 3-4 metre civarında oluyor. Rakip atağında top ölmez ve oyunda kalırsa Aysun, Elif’in önünden hücuma katılıyormuş gibi giriş yapıyor. Bu arada 4’de Mayboroda, 2’ de Neslihan oluyor. (Ön pozisyon Elif 4, Mayboroda 3, Neslihan 2) Eğer rakip Aysun’un bu girişine aldanırsa o zaman iki köşe tekli blokta kalacak, bu da tabii ki Güneş’e bir avantaj sağlayacak. Ben antrenörlük yaptığım dönemlerde bu tür girişleri ve pozisyon feyklerini takımlarıma hep yaptırmaya çalıştım. Zaman zaman bunu çok da iyi başardık ve güzel görüntüler oluşturduk. Son yıllarda voleybol tamamen güce dayalı oynandığı için bu hareketleri pek izleyemiyoruz. Onun için böyle bir giriş tabii ki hoşuma gitti. Umarım voleybola renk katan, rakibi daha dikkatli pozisyon takip etmeye zorlayan bu tür hareketleri ve değişik bekleyiş pozisyonlarını başka takımlarda da izleme şansını buluruz.

 

FENERBAHÇE-ECZACIBAŞI

 

Çarşamba günü son haftalarda bir çıkış yakalayan Fenerbahçe’nin, Yeşilyurt karşısında çok iyi oynayarak, iyi bir sonuç alan Eczacıbaşı’nın karşısında ne yapacağını merak ederek Haldun Alagaş’ın yolunu tuttum. Ama umduğumu bulamadım. O son maçlarında rakiplerine kök söktüren Sarı-Lacivertliler gitmiş, yerine ise sanki sıradan bir takım gelmişti. Ancak bu arada Mavi-Beyazlıların hakkını da yemeyelim. Yeşilyurt karşısında ki gibi iyi oynadılar. Dayandılar rakibi oyundan düşüren servislerine, yaptılar bloklarını ve maçı alıp gittiler. 

Bu arada belindeki rahatsızlığı nedeniyle Çinli Aihua’nın yerine de Merve oynadı. İyi ki de öyle oldu. İlk setin başlarında biraz tutuk görünen Merve rahatlayınca, takımın en iyileri arasına girdi. O’na benden kocaman bir aferin. İstatistik tutamadım. Eczacıbaşı’ndan da alamadım ama gözle görülen o ki, Merve, top öldürmek de Mesude  ve Esra’ya yakın bir performans gösterdi. Manşetleri de iyiydi. Genç bir oyuncunun bu kadar faydalı olması da her halde az bir şey değil. Bu arada Motta Efendi de her halde gençleri oynatırsa, onlardan ne kadar yararlanabileceğini de görmüştür. Bu Brezilyalı antrenör söylendiği gibi Eczacıbaşı’nı geleceğe hazırlamıyor, kendini kurtarmaya çalışıyor. Kolay geçen maçlarda bile gençlere şans vermeye korkuyor. Fenerbahçe maçı da bunun son örneği. Çinli sakat diye Merve’yi oynatmaya mecbur kaldı. Ama 3-0 biten ve setleri 14-13-16 gibi açık sonuçlanan bir karşılaşmada bile yedek oyuncularından hiç birini sahaya süremedi.

Ay pardon. Yanlış yazdım. Yeni aldıkları Hırvat Mira Topic’i 15-23 önde oldukları son sette servise soktu. O da servisi kaçırdı. Gel de Motta’ya kızma. Be adam. Bu oyuncu takıma katkı yapacak diye alınmadı mı? O halde hadi gençleri oynatmıyorsun, en azından O’nu daha önceki setlerde de oyuna alsana. Villebon öncesi bir daha hangi maçta bu sporcuyu denemek ve maça alıştırmak şansını bulacaksın ki? Bundan iyi fırsat mı var. Takım almış başını gidiyor. Dene Mira’yı. Hadi yeni geldi, hazır değil diyerek bahane bulacaksın. O zaman sana sormazlar mı? Oynatmayacaktın da kadroya niye aldın? Bu oyuncu yerine Neriman’ı niye 12’nin dışında bıraktın?  Neyse uzatmayalım. Netice de beğensek de, beğenmesek de Motta bu takımın antrenörü ve öyle de kalacak. Umarım sonuç iyi olur.

 

GALATASARAY-TKİ GELİSPOR

 

Perşembe günü İstanbul da 3 ayrı salonda 3 karşılaşma vardı. Ben tercihimi ikinci evimiz olarak nitelendirdiğimiz Burhan Felek den yana kullandım ve Galatasaray-TKİ Gelispor karşılaşmasını izledim.

 

Maça Sarı-Kırmızılı takım çok iyi başladı ve bunun semeresini de ilk seti kolay kazanarak gördü: 25-17.

 

İkinci setten itibaren Gelispor toparlandı ve oyuna asılmaya başladı. Böyle olunca da maç hareketlendi. Başa baş bir set izledik. 20-20’den sonra öldürülen bir topla Galatasaray 21-20 öne geçti. Erkan’ın servisini oyunda tutan Gelispor Ömer ile hücum etti ama bu oyuncu blokta kaldı: 22-20. Erkan’ın ikinci servisi direk sayı: 23-20. Erkan dan bir servis daha bu kez Selçuk takımına sayıyı kazandırdı: 23-21. Ardından Ömer’in smaç servisi direkt sayı oldu: 23-22. Ama Ömer ikinci servisi dışarı attı: 24-22. İbrahim’in servisini çeviren Gelispor Engin ile sayıyı buldu: 24-23. Ancak Bekir’in atağı sete noktayı 25-23 ile koydu.

 

3. sete misafir ekip çok iyi başladı. Ömer’in etkili servisleri, Galatasaray’ın hücum hataları derken bir anda 1-5 oldu. İlk teknik mola 5-8 geçildi. Bu arada hakemlere itiraz eden Levent’in gördüğü sarı kartla 5-9 oldu. Ne var ki, Gelisporlu oyuncuların top öldürmekte zorlanmaları ve yaptıkları hatalar nedeniyle ev sahibi ekip farkı 1 sayıya indirdi: 8-9. Muğla takımı tekrar arayı açtı: 11-14. İkinci teknik molaya 3 sayı farkla girildi: 13-16. Ancak önce Engin’in, sonra da Şeref’in avuta giden ataklarıyla ara kapandı: 15-16. Levent’in kaçırdığı servis ile Gelispor nefes aldı: 15-17. Erkan’ın sayısına Ömer karşılık verdi: 16-18. Erkan dan bir sayı daha: 17-18.  Maçın yıldızı Ulaş’ın etkili servisini misafir takım oyunda tuttu ve Mücahit ile ortadan atak yaptı. Sarı-Kırmızılılar bu topu çıkardılar ama hücum yapamadılar, Selçuk avantajı kullanamadı ve vurduğu top auta gitti: 18-18. Ulaş’ın ikinci servisi direk sayı: 19-18. Ulaş dan bir servis daha ve hakemin Selçuk’un pozisyon yaptığını işaret eden düdüğü: 20-18. Ulaş’ın 4. servisi filede kaldı: 20-19. Ardından bir de Erkan topu dışarı vurunca tekrar sayılar eşitlendi: 20-20. Erkan’ın atağı defanstan çıktı, ama hücuma dönüşemedi, Erkan bu kez sayıyı aldı: 21-20. Erkan’ın servisi, Ömer’in hücumu blokta kaldı: 22-20. Bu avantajı koruyan Galatasaray seti 25-23, karşılaşmayı da 3-0 kazanarak, yeni yıla güzel bir galibiyetle girmiş oldu.

 

Günün en önemli karşılaşması ise Ereğli de oynandı. Televizyonun da canlı olarak yayınladığı karşılaşmada Erdemirspor, Arkas Saint Joseph’i 3-1 yenerek, hem liderliğini, hem de yenilmezliğini sürdürdü. Güzel bir maç oldu. Televizyondan da olsa iki güçlü takımın zorlu mücadelesini izlemek keyif verdi.

 

Yeni yılın ilk yazısını bu hafta Avrupa Şampiyonası Grup maçlarını oynayacak kız ve erkek Yıldız Milli Takımlarımıza başarılar dileyerek noktayı koyayım. Tekrar buluşmak dileğiyle, hoşça kalın.

 

 

A L E V    A N A K Ö K