2005’in ilk yazısına, öncelikle
beni arayan, mail ve mesaj göndererek yeni yılımı kutlayan tüm dostlarıma
teşekkür ederek başlamak istiyorum.
Sonra da seyirci, oyuncu, antrenör hatta gazeteci olarak sık sık
eleştirdiğimiz ancak voleybolun olmazsa olmazları olan hakemler, saha
komiserleri ve gözlemcilerle ilgili bir konuyu kısaca gündeme getirmek
istiyorum.
Bunun nedeni, federasyon başkanlığı
seçimlerinin hız kazandığı içinde bulunduğumuz şu günlerde en azından onların
da hatırlanmasında yarar var.
Peki voleybol da her zaman ve en çok eleştirilen bu kesimin derdi ne?
Tabii ki her yerde olduğu gibi parasal sıkıntılar.
Trilyonluk bütçeleri (Yeni liranın hayata
geçmesiyle artık trilyon kelimesini unutacağız) olan ve bu spora
yön veren kulüpleri, sporcuları, teknik kadroları müsabakalarda düdükleriyle
yöneten bu insanların özellikle 1. Lig dışında görev yaptıkları maçlarda
aldıkları ücretler komik.
Az sonra bu rakamları sizlerle
paylaşacağım. Sonuçta kızsak da, eleştirsek de, onların da bu sporda payları
olduğunu göz ardı etmemeliyiz. Umarım zaman zaman
kavga ettiğimiz bu insanları yerden yere vururken ne zorlukla görevlerini
yapmaya çalıştıklarını da düşünür biraz daha hoş görülü oluruz.
Türkiye 1. Ligi’nde görev yapan hakemler:
Uluslararası:
Baş Hakem: 137 milyon. Yardımcı: 91
milyon. Yazı- Skor: 30 milyon. (Ben yeni Türk Lirası’na geçişte oldukça zorlananlardanım. Ne de olsa
yaş meselesi. Bu nedenle rakamları milyon olarak yazdım. Ayrıca küsuratları da
yuvarladım)
Ulusal:
Baş Hakem: 114 milyon. Yardımcı: 86
milyon. Yazı- Skor- Çizgi: 28 milyon
İl:
Baş Hakem: 103 milyon. İl yardımcı:
80 milyon. Yazı- Skor- Çizgi: 26 milyon.
Maçların oynanmasından sorumlu olan
ve düzeni sağlamakla görevli saha komiserinin aldığı ücret: 8 milyon. Hakemleri
denetleyen ve onlardan sorumlu olan gözlemcinin aldığı rakam ise 11 milyon.
Aslında hakemler ile onları denetleyenler arasında bu kadar fark olması bana
pek adil görünmüyor.
Hakemlerin bu rakamlarına bakınca,
“Eh hiç de fena bir ücret değilmiş, neden şikayet ediyorlar ki?” diye düşündüğünüzü
biliyorum.
Evet, 1. Lig ele alındığında fena
sayılmaz. Ancak hakemlerin görev aldıkları maç sayılarının düşük olduğu da
unutulmamalı.
Asıl sıkıntı ikinci, üçüncü
liglerde ve mahalli kümeler de (Büyükler-gençler-yıldızlar-küçükler) görev yapanlar da.
2. ve 3. ligler:
Uluslararası:
Baş Hakem: 22 milyon. Yardımcı-
Yazı- Skor- Çizgi: 15 milyon
Ulusal:
Baş Hakem: 19 milyon. Yardımcı-
Yazı- Skor- Çizgi: 14 milyon.
İl:
Baş Hakem: 17 milyon.Yardımcı-
Yazı- Skor- Çizgi: 13 milyon.
Aday:
Baş Hakem: 15 milyon.Yardımcı-
Yazı- Skor- Çizgi: 12 milyon.
Gözlemci
ve Saha Komiserleri: 1. Lig ile ayni.
Ve Mahalli Ligler (Bu ücretlerin
voleybol federasyonu ile ilgisi yok. Bu rakamlar genel müdürlüğün iller için
belirlediği ücretler)
Uluslararası:
Baş Hakem: 15 milyon. Yardımcı-
Yazı- Skor- Çizgi: 11 milyon.
Ulusal:
Baş Hakem: 13 milyon. Yardımcı-
Yazı- Skor- Çizgi: 10 milyon.
İl:
Baş Hakem: 11 milyon. Yardımcı-
Yazı- Skor- Çizgi: 9 milyon.
Aday:
Baş Hakem: 9 milyon. Yardımcı-
Yazı- Skor- Çizgi: 8 milyon.
Gözlemci,
Saha Komiserleri: 8 milyon.
Görüldüğü gibi bir kişinin (Birkaç istisna dışında) hakemlik yaparak yaşamını
sürdürmesi pek kolay değil. Hele bu
İstanbul gibi ulaşımın sorun olduğu bir il de çok daha zor. Bu insanlar başka
işlerden kazandıkları paralarla yaşıyorlar. Voleybol onlar için bizlerde olduğu
gibi bir tutku, bir sevgi. Öte yandan bunun, onlar için bir ek gelir olduğunu
da düşünülebiliriz.
O zaman ekonomik sıkıntılarla boğuşan
bu insanlarla biraz daha hoş görülü olmamız gerekiyor. (Şimdi eminim ki yazıyı okuyan bir çoğunuz,
“Bu da nereden çıktı, neden hakemleri koruyor ve gündeme getiriyor, bir çıkarı
mı var? Diye düşüneceksiniz. Bu yaştan sonra ne hakem, ne gözlemci, ne de saha
komiseri olamayacağıma göre, böyle düşünmeniz için bir neden yok. Sadece,
sporculuk ve antrenörlük dönemlerimde hakemlerle çok didişen ama maç bittikten
sonra her zaman dost olan bir kişi olarak onlarında sıkıntılarını burada dile
getirmek istedim)
Bu arada hakem dostlarımızın ve
arkadaşlarımızın aldıkları ücretlerin az olduğunu vurguladıktan sonra,
eleştirilerimi de hemen ilave edeyim.
Öncelikle bu sezon hakemlerimiz çok
formsuz. Birçok karşılaşmada ilginç kararlarıyla sahada mücadele edenler kadar,
tribünlerin de tepkisini topluyorlar. Özellikle deplasmana
çıkan ekipler, ev sahiplerine daha yakın düdükler çaldıkları için hakemlerden
çok şikâyetçiler. Bu bütün takımlar için geçerli. Bu konuda ya hakemlerin
kulağı çekilmeli, ya da gözlemcilerin. Aslında bunun önlenebilmesi için bence
doğru adres gözlemciler. Tarafsız olmaları gereken bu arkadaşlarımız,
yaşadıkları şehrin takımının kazanması için dışardan gelen hakemleri fazlasıyla
etkiliyorlar. Bunun için Anadolu daki maçlar için nasıl başka
bölgelerden hakemler görevlendiriliyorsa, ayni şekilde gözlemciler de başka
yerlerden gitmeli.
Bir başka eleştirim de Merkez Hakem
Komitesi’ne. Son dönemlerde müsabakalara atanan hakemler iyi seçilmiyor. Çok
kritik bir karşılaşmaya daha deneyimli olduğunu düşündüğümüz hakemler yerine,
daha tecrübesiz arkadaşlar atanıyor. Eskiden buna çok dikkat edilir ve maçın
kritikliğine göre hakem ataması yapılırdı. Belki bu şekilde hakemlerin yetişmesi
ve deneyim kazanması isteniyor ama böyle bir hakemi gören, antrenörler
ve oyuncular maçlarını kazanmak adına onları etkilemek için yoğun çaba
harcıyorlar ve çoğunlukla da başarıyorlar. Eskiden en azından baş veya yardımcı
deneyimli olur ve sıkıntılı anlar, pozisyonlar, tartışmalar büyümeden
önlenirdi.
Ayrıca, şu anda gözlediğim
kadarıyla, hakemlerin eşit oranda görev almaları da bence doğru değil. Belirli
yerlere gelmiş, tecrübeleri yüksek hakemlerin daha çok görev almaları
gerektiğini düşünüyorum. Eğer bir Uluslararası Hakem veya tecrübeli bir Ulusal Hakem
diğer hakemlerle eşit sayıda düdük çalıyorsa ben bunu etik bulmuyorum. Çünkü
onlar bu noktalara kolay gelmediler. Yıllarını verdiler ve başarılı oldukları,
güven verdikleri oranda da yükseldiler. O halde onları, daha yolları uzun olan
hakem arkadaşlardan biraz ayırmak gerekir. Bu hem onları biraz daha onore eder, hem de deneyimlerini sahaya yansıtacakları için
maçlarda yaşanan sıkıntıların azalması sağlanır.
Noel ve yılbaşı nedeniyle Avrupa
Kupaları’na kısa bir ara verilmişti. Şimdi Çarşamba dan
itibaren bu heyecan yeniden başlayacak. Takımlarımızın oynayacakları maçların
programını ana sayfamızda zaten görüyorsunuz. Onun için bunları yazmayacağım.
Karşılaşmalar hakkında ve rakiplerimizle ilgili görüşlerimi daha önceki yazımda
sizlerle paylaşmıştım. Aradan kısa da olsa bir zaman geçtiği için fazla
uzatmadan birkaç cümle ile tekrar hatırlatmanın doğru olacağını düşünüyorum.
Şampiyonlar Ligi’nde iki takımız
gruplarındaki 7. maçlarını İtalyan ekipleriyle oynayacaklar. Güneş, deplasmanda Poppapedretti
Bergamo (Lig de 33 puanla birinci sıradalar. 11 maç oynadılar, henüz
yenilgileri yok) ile karşılaşırken, Beşiktaş Haldun Alagaş
da Sant’Orsola Asystel Novara’yı (8 galibiyet, 3 yenilgi ve 24 puan
ile 3. sıradalar) misafir edecek. İşimiz zor. İtalyan takımları tabii ki favori.
Bu kupa da mücadele eden 3 ekibimiz
Çeyrek Final ilk maçlarını Çarşamba günü oynayacaklar. Eczacıbaşı, evinde Villebon’u ağırlayacak. Fransa Ligi’nde ikinci sırada
yer alan bu takım karşısında önemli olan bizim nasıl oynayacağımız.
Mavi-Beyazlılar bu güne kadar inişli çıkışlı bir grafik çizdiler. Avrupa
maçlarında başka, lig de başka oynuyorlar. Onun için ben rakipten çok
takımımızın nasıl bir oyun ortaya koyacağını merak ediyorum. Eğer Eczacıbaşı
gerçek gücünü sahaya yansıtırsa maçı alır gider. Üstelik de rövanş için
avantajlı bir skor yakalayarak. Ama... İşte bunu düşünmek bile istemiyorum.
Top Teams
deki diğer iki temsilcimiz ise Çeyrek Final ilk maçlarını deplasmanda
oynayacaklar.
Bilindiği gibi Fenerbahçe’nin
rakibi Çek Dukla Liberec,
Ziraat Bankası’nın ise, Olympiakos. İki ekibimizin de
hedefi bu ilk maçlardan, rövanş için avantajlı skorlar çıkarmak.
Bu kupadaki üç temsilcimizden ikisi
Halk Bankası ve Yeşilyurt içeri de, Türk Telekom ise deplasmanda
oynayacak.
Halk Bankası Ankara da Lube Macerata’yı (9 galibiyet, 4 yenilgi 27 puanla ligde 3. sıradalar) misafir edecek. Bu kupanın favorisi olan İtalyan takımı tam bir
yıldızlar topluluğu. Bu nedenle ekibimizin tur için işi çok, ama çok zor. Ancak
sonuçta Ankara da kazanması da kimseyi şaşırtmaz.
Yeşilyurt da Ankara ekibi gibi bir
İtalyan takımını ağırlayacak. Lig de 5 galibiyet, 6 yenilgi ve 14 puan ile 7. sırada yer almasına
karşın kadro olarak takımımızdan daha iyi olan Vini
Monte Sciavo Jesi, tabi ki
tura daha yakın. Yeşilyurt’un amacı Perşembe günü bir İtalyan
ekibini yenebilmenin keyfini yaşamak.
CEV’deki diğer temsilcimiz Türk Telekom, Halk Bankası ve Yeşilyurt’a oranla
daha şanslı.
Çünkü Senica
elenebilecek bir takım. Ancak Ankara ekibinin son haftalar lig de aldığı zor
galibiyetler bizi biraz düşündürüyor. Ama ne olursa olsun Avrupa maçlarının
havası bir başkadır. Eğer Telekom, Slovakya’da rövanş için avantajlı bir skor
yakalarsa, Başkent de işi kolaylar.
Tüm takımlarıma zorlu sınavları
için başarılar dileyerek Avrupa maçlarına noktayı koyup liglerimize dönelim.
Alt sıralardan kurtulma mücadelesi yapan
iki takımın kozlarını paylaştığı maçtan 3-2 galip
çıkmayı başaran İstanbul ekibi oldu.
İki takımında güçlerinin ve oyuncu
kapasitelerinin birbirine yakın olması nedeniyle top oyunda çok kaldı. Aslında bu rallilerin
uzunluğu, smaçörlerin topu öldürmekte zorlanmalarından da kaynaklandı. Ancak
topun oyunda kalmasının seyir zevkini de artırdığını unutmamak gerekir.
Maça iyi başlayan Emlak, hücumda ve
bloklar da daha etkili olunca ilk seti açık farkla kazandı: 25-15.
İkinci setin başlarında yine
İstanbul takımımın üstünlüğü vardı. Özellikle Nihal, smaç
Servisleriyle hep rakibe zorluklar
yaşattı. Bu arada tabi ki Neslihan 2, Pınar 3, Vesna
4 turunun da etkisi büyüktü. İşte yine böyle bir tur da Emlak 13-10 öne geçti. Ama bu avantajı sürdüremedi. Özlem-Neslihan
ikili manşet turun da Sinem’in etkili servisleri, Özlem’e hatalar yaptırınca
fark kapandığı gibi, İzmir ekibi 13-14 de öne geçti. (4 sayı) İkinci teknik molaya Emlak 16-15 girdi.
Ancak Göztepe bir kez daha üst üste aldığı 4 sayı ile önce 16-19
öne geçti, sonra da aradaki farkı büyüttü: 17-21, 17-24. Seti de 20-25 aldı.
3. sete iyi başlayan yine İstanbul
ekibi oldu: 3-1, 6-3. Ama Hatice’nin istekli oyunu Emlak’ın arayı açmasını engelledi. Böyle olunca da ilk
teknik molaya 8-7 girildi. 8-8’den sonra İstanbul
takımı bir ara farkı 3’e çıkartsa da (11-8), Göztepe rakibini 12-12 de yakaladı. Özlem’in servisleriyle Emlak
ikinci teknik molaya 16-14 önde girdi, sonra da 17-14
oldu. Göztepe topu öldürdü: 17-15. Sonra da Nadezda’nın
servisleri etkili olmamasına karşın ikili hücum turuna oturan (Nihal 2, Neslihan 3, Pınar 4) İstanbul ekibi, ataklarından sayı çıkaramayınca İzmir takımı aldığı
5 sayı ile 17-19 öne geçti. Emlak mücadeleyi bırakmadı ve 20-20
de rakibini yakaladı. 21-21 de Pınar’ın yerine servise
Gaye girdi. O’nun servisini Göztepe oyunda tuttu, Çıkan topu Elena, 4’deki Tercan’a attı. O’nun vuruşu çizgiye yakın
düştü. Çizgi hakemi dahil gösterdi, ama maçın baş hakemi Senih
Nişancıoğlu dışarıda verdi ve sayı Emlak Bankası’nın
oldu: 22-21. Gaye’nin ikinci servisi, Hatice’nin
manşeti filenin üstüne çıktı, Elena bu zor topu almak
isterken faul yaptı: 23-21. Tercan öldürdü: 23-22. Sinem’in servisi dışarı da:
24-22. Vesna’nın smaç servisi çıktı. Ama Tercan’ın
4’den çapraza vurduğu top dışarı gidince seti kazanan Emlak oldu: 25-22.
2-1 öne geçen İstanbul takımı, maçı kazandık havasına bürününce,
temposunu kaybetti, hataları arttı. Misafir ekip tabi ki bu fırsatı kaçırmadı.
İlk teknik molaya 4-8 önde girdi. Sonra 8-12 oldu. Emlak biraz kıpırdansa da Göztepe avantajı
bırakmadı. İkinci teknik molaya 4 sayılık bir farkla girdi:12-16.
İstanbul takımı tekrar canlanıp arada ki farkı azalttı ama (18-19) Sarı-
Kırmızılı takım seti 21-25 almayı bildi.
5. sette heyecanı yüksek, başa baş
bir mücadele yaşandı. Emlak saha değişimini Pınar’ın 6’dan öldürdüğü topla 8-7 önde döndü. Ardından Nebahat’in
servisten direkt sayısıyla 9-7 oldu. Nadezda’nın atağı sayı: 9-8.
Özlem’in hücumu: 10-8. Topu sayı dönüştüren Özlem’in servisi etkili, içeri
kaçan manşeti Nebahat öldürdü: 11-8. Özlem’in ikinci servisi yine etkili. Bu
arada Göztepe Elena 2, Hatice 3, Sinem 4 yani ikili
hücum turunda olunca ataklardan bir türlü sayı üretemedi ve dönen bu topları
önce Pınar, (12-8) ardından Neslihan öldürdü: 13-8.
Özlem’in servisi çıktı, Hatice’nin hücumu bloktan geri geldi, Elena 2. topu öldürdü: 13-9. Sayı takımına kazandıran Elena servise geldi. Bu arada İstanbul ekibi yine ikili
hücum turundaydı. (Nihal
2, Neslihan 3, Pınar 4) Elena’nın servisini Emlak çıkardı ama Pınar blokta kaldı:
13-10. Elena’nın ikinci servisi Neslihan vurdu
ölmedi, çıkan topu Hatice 4’den blok aut yaptı: 13-11. Servis yine Elena’dan bu kez Neslihan antene vurdu: 13-12. (13-8 den sonra üst üste 4 sayı) Sonunda Neslihan’ın atağından gelen sayı ile Emlak krizi aştı:
14-12. Nihal’ın servisi çıktı ama Hatice’nin hücumu Neslihan’ın bloğunda
kalınca seti 15-12 alan Emlak Bankası bu zor maçın da 3-2 galibi oldu.
Bu karşılaşmadan sonra Güneş
Sigorta, Numune ile oynadı. Bu maçla ilgili yazacak fazla bir şey yok. Çünkü
iki takımda bir an önce bitse de gitsek havasındaydılar.
Bu arada Güneş’in bir pozisyonu ile
ilgili gözüme çarpan küçük bir detayı vermek istiyorum.
Elif öne geldiğinde ortada kalıyor.
Rakipler bunu bildikleri için bloklarını köşelere odaklandırıyorlar. Herhalde bu
sıkıntıyı aşmak için Buzayev küçük bir cinlik, yani
pozisyon düşünmüş. Gerçi rakip çok etkisiz olduğu için pek göze çarpmadı ama
ben yine de yazayım. Daha sıkı bir maçta bu pozisyonu her beraber daha iyi
izler ve değerlendiririz.
Aysun 1’de libero ile değişmediği zaman Elif’in
çaprazında oynadığı için blok arkası dublajına giriyor. Yani 3-
Çarşamba günü son haftalarda bir
çıkış yakalayan Fenerbahçe’nin, Yeşilyurt karşısında çok iyi oynayarak, iyi bir
sonuç alan Eczacıbaşı’nın karşısında ne yapacağını merak ederek Haldun Alagaş’ın yolunu tuttum. Ama umduğumu bulamadım. O son
maçlarında rakiplerine kök söktüren Sarı-Lacivertliler gitmiş, yerine ise sanki
sıradan bir takım gelmişti. Ancak bu arada Mavi-Beyazlıların hakkını da
yemeyelim. Yeşilyurt karşısında ki gibi iyi oynadılar. Dayandılar rakibi
oyundan düşüren servislerine, yaptılar bloklarını ve maçı alıp gittiler.
Bu arada belindeki rahatsızlığı
nedeniyle Çinli Aihua’nın yerine de Merve oynadı. İyi
ki de öyle oldu. İlk setin başlarında biraz tutuk görünen Merve rahatlayınca,
takımın en iyileri arasına girdi. O’na benden kocaman bir
aferin. İstatistik tutamadım. Eczacıbaşı’ndan da alamadım ama gözle
görülen o ki, Merve, top öldürmek de Mesude ve Esra’ya yakın bir
performans gösterdi. Manşetleri de iyiydi. Genç bir oyuncunun bu kadar faydalı
olması da her halde az bir şey değil. Bu arada Motta
Efendi de her halde gençleri oynatırsa, onlardan ne kadar yararlanabileceğini
de görmüştür. Bu Brezilyalı antrenör söylendiği gibi
Eczacıbaşı’nı geleceğe hazırlamıyor, kendini kurtarmaya çalışıyor. Kolay geçen
maçlarda bile gençlere şans vermeye korkuyor. Fenerbahçe maçı da bunun son
örneği. Çinli sakat diye Merve’yi oynatmaya mecbur kaldı. Ama 3-0 biten ve setleri 14-13-16 gibi açık sonuçlanan bir
karşılaşmada bile yedek oyuncularından hiç birini sahaya süremedi.
Ay pardon. Yanlış yazdım. Yeni
aldıkları Hırvat Mira Topic’i 15-23
önde oldukları son sette servise soktu. O da servisi kaçırdı. Gel de Motta’ya kızma. Be adam. Bu oyuncu takıma katkı yapacak
diye alınmadı mı? O halde hadi gençleri oynatmıyorsun, en azından O’nu daha
önceki setlerde de oyuna alsana. Villebon öncesi bir
daha hangi maçta bu sporcuyu denemek ve maça alıştırmak şansını bulacaksın ki?
Bundan iyi fırsat mı var. Takım almış başını gidiyor. Dene Mira’yı. Hadi yeni
geldi, hazır değil diyerek bahane bulacaksın. O zaman sana sormazlar mı?
Oynatmayacaktın da kadroya niye aldın? Bu oyuncu yerine Neriman’ı niye 12’nin
dışında bıraktın? Neyse uzatmayalım.
Netice de beğensek de, beğenmesek de Motta bu takımın
antrenörü ve öyle de kalacak. Umarım sonuç iyi olur.
Perşembe günü İstanbul da 3 ayrı salonda
3 karşılaşma vardı. Ben tercihimi ikinci evimiz olarak nitelendirdiğimiz Burhan
Felek den yana kullandım ve Galatasaray-TKİ Gelispor
karşılaşmasını izledim.
Maça Sarı-Kırmızılı takım çok iyi
başladı ve bunun semeresini de ilk seti kolay kazanarak gördü: 25-17.
İkinci setten itibaren Gelispor toparlandı ve oyuna asılmaya başladı. Böyle olunca
da maç hareketlendi. Başa baş bir set izledik. 20-20’den sonra öldürülen bir
topla Galatasaray 21-20 öne geçti. Erkan’ın servisini
oyunda tutan Gelispor Ömer ile hücum etti ama bu
oyuncu blokta kaldı: 22-20. Erkan’ın ikinci servisi direk sayı: 23-20. Erkan dan bir servis daha bu kez Selçuk takımına sayıyı
kazandırdı: 23-21. Ardından Ömer’in smaç servisi direkt sayı oldu: 23-22. Ama
Ömer ikinci servisi dışarı attı: 24-22. İbrahim’in servisini çeviren Gelispor Engin ile sayıyı buldu: 24-23. Ancak Bekir’in
atağı sete noktayı 25-23 ile koydu.
3. sete misafir ekip çok iyi
başladı. Ömer’in etkili servisleri, Galatasaray’ın hücum hataları derken bir
anda 1-5 oldu. İlk teknik mola 5-8
geçildi. Bu arada hakemlere itiraz eden Levent’in gördüğü sarı kartla 5-9 oldu. Ne var ki, Gelisporlu
oyuncuların top öldürmekte zorlanmaları ve yaptıkları hatalar nedeniyle ev
sahibi ekip farkı 1 sayıya indirdi: 8-9. Muğla takımı tekrar arayı açtı: 11-14.
İkinci teknik molaya 3 sayı farkla girildi: 13-16. Ancak önce Engin’in, sonra
da Şeref’in avuta giden ataklarıyla ara kapandı: 15-16. Levent’in kaçırdığı
servis ile Gelispor nefes aldı: 15-17. Erkan’ın
sayısına Ömer karşılık verdi: 16-18. Erkan dan bir
sayı daha: 17-18. Maçın yıldızı Ulaş’ın etkili servisini misafir takım oyunda tuttu ve
Mücahit ile ortadan atak yaptı. Sarı-Kırmızılılar bu topu çıkardılar ama hücum
yapamadılar, Selçuk avantajı kullanamadı ve vurduğu top auta gitti: 18-18. Ulaş’ın ikinci servisi direk sayı: 19-18. Ulaş dan bir servis daha ve hakemin Selçuk’un pozisyon yaptığını
işaret eden düdüğü: 20-18. Ulaş’ın 4. servisi filede
kaldı: 20-19. Ardından bir de Erkan topu dışarı vurunca tekrar sayılar
eşitlendi: 20-20. Erkan’ın atağı defanstan çıktı, ama hücuma dönüşemedi, Erkan
bu kez sayıyı aldı: 21-20. Erkan’ın servisi, Ömer’in hücumu blokta kaldı:
22-20. Bu avantajı koruyan Galatasaray seti 25-23, karşılaşmayı da 3-0
kazanarak, yeni yıla güzel bir galibiyetle girmiş oldu.
Günün en önemli karşılaşması ise
Ereğli de oynandı. Televizyonun da canlı olarak yayınladığı karşılaşmada Erdemirspor, Arkas Saint Joseph’i
3-1 yenerek, hem liderliğini, hem de yenilmezliğini
sürdürdü. Güzel bir maç oldu. Televizyondan da olsa iki güçlü takımın zorlu
mücadelesini izlemek keyif verdi.
Yeni yılın ilk yazısını bu hafta
Avrupa Şampiyonası Grup maçlarını oynayacak kız ve erkek Yıldız Milli
Takımlarımıza başarılar dileyerek noktayı koyayım. Tekrar buluşmak dileğiyle,
hoşça kalın.
A L E
V A N A K Ö K