Ülkemizde seyircinin Kupa
maçlarında sık sık dile getirdiği bir tezahürat
vardır. Hepimiz biliriz. “Avrupa- Avrupa duy sesimizi” diye başlar ve devam eder. Takımlarımızın aldığı sonuçlar ve yakaladıkları
hedeflere bakıldığında bu tezahüratın, “Cuk” oturduğu bir hafta yaşadık.
9 ekiple bu sezon yola çıktığımız
kupalarda, şu anda Top Teams de 3, (Eczacıbaşı, Fenerbahçe, Ziraat Bankası) Cev Kupası’nda 3,(Yeşilyurt, Türk
Telekom, Halk Bankası) yani 6 takımımız
Çeyrek Finale adlarını yazdırmayı başardı. Bunlara bir de çok büyük bir aksilik
olmaz ise Şampiyonlar Ligi’nde mücadele eden Vakıfbank Güneş Sigorta’yı da
ekleyeceğiz. Böyle olunca da 9 ekiple başladığımız Avrupa Kupaları’nda çeyrek
finale tam 7 takımımız yükselmiş olacak. Bu sayı ile İtalyanlar dan sonra Avrupa da en başarılı ikinci ülke konumuna çıkmış
olduk. Böyle olunca da yukarıda ki tezahüratı yapmak da sanırım en doğal
hakkımız.
Şampiyonlar Ligi’ndeki temsilcimiz
Vakıfbank Güneş Sigorta, grubundaki 6. karşılaşmasını geçtiğimiz hafta Polonya
da beklenmedik bir şekilde 3-2 yenildiği Stal Bielsko Biala
takımıyla oynadı ve 3-0 kazanarak çeyrek final şansını devam ettirdi.
Her zaman olduğu gibi 3 bin kişilik
Haldun Alagaş’ı seyirci yine doldurmuştu. Üstelik de
o ilk haftaların sahaya çeşitli maddeler atan taşkın grubu da yoktu. Ağırlık
öğrencilerdeydi. Güzel güzel takımlarını
desteklediler ve diğer branşlara bir kez daha örnek
oldular.
Güneş Sigortalı oyuncular bu güzel
seyirci desteğine karşın geçtiğimiz hafta yenilmenin getirdiği stresten
kendilerini ancak ikinci teknik moladan sonra sıyırabildiler. O ana kadar ise
temposuz ve isteksizdiler. Rakibi bozacak iyi servisi atamadılar, (Servislerin büyük çoğunluğunu
liberoları Barszcz’ye attık. Aslında bu oyuncunun
manşeti iyiydi, -46 kez topla buluştu, 1 direk hata yaptı, yüzdesi 76. Exc: % 57. Necla ile karşılaştıralım: 28 kez manşet alan
Necla, 3 direk hata yaptı, yüzdesi 54. Exc: % 43.-
Neden bu kadar ısrar ettik bilemiyorum. Çünkü oyuncu beklentilerinize cevap
vermiyorsa hemen ikinci bir alternatif aramak gerekir. Biz bunu yapmadık. 46
manşet alan liberonun dışında diğer manşet alan oyuncularından 5 numaralı Nykiel 18 kez topla buluştu, 3 manşeti 9 numaralı Yagodina , 1
manşette Stanıucha aldı. Görüldüğü gibi diğer
oyuncuların servise karşı aldıkları manşetin toplamı nedeneyse liberonun yarısı
kadardı) Böyle olunca da bu servisler çabuk oynamaya çalışan Stal’ın işine yaradı. Ayrıca blok yapamadık, Tatyana ve Mayboroda atılan
topları öldüremedi. Onlar ise, hem etkili servis attılar (Özellikle de maçın başlarında Samsonova
hedeflerindeki oyuncuydu. Ne zaman O’nu biraz gözlerden sakladık, o zaman da
Necla’ya yöneldiler. Bu da bizi rahatlattı. Çünkü Samsonova
hücumda diri kalmış oldu)
İşte takımımızın bu eksiklikleri
nedeniyle ilk teknik molaya 6–8 Polonya ekibi önde girdi.
8–8 de sayıları eşitledik, bir ara
11–10 da öne geçtik ama devam etmedi ve ikinci teknik molaya 14-16
girildi. Sonra servislerimizin etkisi arttı. Toplarımız hedefteki oyuncunun
kucağına değil, onu zorlayacak yerlere gitmeye başladı. Böyle olunca çabuk
oynayamadılar, toplar köşelere yükseldi. Bloklarımız ortaya çıktı ve 19-17 öne geçtik. Mroz’un 2’ye
dolaşarak vurduğu top, ardından Samsonova’nın 4’den
ve Neslihan’ın 6’dan bloklarda kalan hücumlarıyla Stal
tekrar öne geçti: 19-20. Samsonova
4’den vurdu ve bu kez sayıyı getirdi: 20-20. Elif servise geldi. O’nun rakibi
bozan servisleri ve Aysun’un bloğu: 21-20. Elif
servis, Aysun’un bloğundan sekti, çıkan topu Samsonova 4’den öldürdü: 22-20. Elif’in 3. servisi yine
etkili ama çıkardılar bloktan kaçmaya çalışan 9 numaralı Ukraynalı smaçör auta
vurdu: 23-20. Ardından Aysun dan
bir blok daha: 24-20 ve set 25-20 geldi.
İyi başlayamadığımız ancak yine de
kazanmayı başardığımız set moralimizi de tempomuzu da yükseltince fırtına gibi
oynamaya başladık. Gerçek oyununu ortaya koyan Güneş’in karşısında bu takımın
dayanması çok zordu. Ta ki 22-16’ya kadar. (6-1, 8-2, 10-5, 14-7, 16-10, 20-15) Rahat oynayan ve oyunu istediği gibi
yönlendiren Güneş, seti aldık diye rahatladı mı? yoksa başka faktörler mi
ortaya çıktı bilemiyorum ama, Elif 2, Tatyana 3, Samsonova 4 turunda birden durduk. 4 numaralı
oyuncuları Sadurek, servisleri 4’den manşet için açılan
Samsonova’ya atmaya başladı. Atılan bu servisler Samsonova’ya manşet hatası yaptırmadı ama topun iyi
çıkmaması ve önde olan Elif’in pas tercihini bu oyuncu ile Tatyana’ya
kullanmasıyla hücumda tıkandık. Rakip öldüremediğimiz bu atakları hücuma dönüştürüp
sayılar bulunca da bir anda fark kapandı: 22-21 (5
sayı) Tam gerilmeye başlıyorduk ki üst
üste 4 etkili servis atan Sadurek, beşinciyi kaçırdı:
23-21. seti de 25-21 kazandık.
3. sete iyi başladık: 6-3, 8-5, 9-5. Topu öldürdüler: 9-6. Servise 12 numaralı Biel geldi. O’nun etkili servislerine iyi manşet
getiremeyince, Elif de iyi pas atamadı. Ayrıca Elif’in önde olması, ikili hücum
turuna oturmuş olmamızın da etkisiyle, ikinci setin sonlarında olduğu gibi yine
tıkandık. Üst üste giden 5 sayı ile 9-10 geri düştük.
Sonunda bu krizi Mayboroda’nın sayısıyla aştık: 10-10. Ama bu yetmedi. Servisi kullandık, öldürdüler: 10-11. Tatyana 2’den, sonra da Samsonova 4’den Mroz’un
bloklarında kaldılar: 10-13. Servisi oyunda tuttuk, Elif topu 6’da ki Neslihan’a
attı, bloktan sekti, ikinci atak Samsonava’dan:
11-13. Öldürdüler: 11-14. Farkı azalttık 13-14 ve 15-15 den sonra ortaya bir
kez daha Aysun çıktı. Üst üste 3 blok yapan bu
oyuncumuzla 18-15 öne geçtik. Sonra 19-15,
20-16, 21-18 oldu. Topu öldürdüler ve 21-19 da ikinci
setin sonlarında bize kabus yaşatan 12 numaralı Biel
yine servise geldi. Elif yine önde ve ikili hücum turundayız. Kaybettiğimiz
sayılarla 21-22 Stal Bielsko öne geçti. Uzun bir ralli den sonra Tatyana’nın sayısıyla 22-22 oldu.
Sayı onların: 22-23. Samsonava’nın
4’den atağı: 23-23. Ve Elif arkaya döndü, yani servise geldi. Elif’in servisi,
9 numaralı Yagodina vurdu, Neslihan 1’de çok iyi
defans yaptı ama bu topu Samsonova öldüremedi, ne var
ki hata onlardan geldi ve auta giden hücumla 24-23 öne
geçtik. Elif’in ikinci servisi, onlar vurdu, biz çıkardık, biz vurduk, onlar
defans yapıp hücum ettiler, top gitti geldi uzun bir ralliye son noktayı Samsonova koydu: 25-23 ve 3-0.
Zaman zaman
tıkandığımız ve sorunlar yaşadığımız bu karşılaşmanın istatistik bilgilerine de
bir göz atalım;
TAKIMLAR:
76 servis atmışız, 3 sayı alırken,
3 de hata yapmışız. Servise karşı 60 kez topla buluşan oyuncularımız 5 direk
hata yapmışlar, yüzdeleri 65. Exc: % 50.
85 ataktan 42 sayı üretebildik.
Yüzdemiz 49. 15 net bloğumuz var. 3’ü Tatyana dan, 1’i Mayboroda’dan diğer 11
tanesi de Aysun dan (Bravo Aysun bu performansın ancak alkışlanır. Bu arada rakibimiz
olmasına karşın bir alkış da Mroz’a yaptığı 10 blok
için)
Stal Bielko ise, 67 servis atmış, 7 hata
yapmışlar, 5 direk sayıları var. (Hataları bizden 4,
sayıları da 2 fazla) servise karşı manşetleri ne yazık
ki bizden daha iyi çıkmış; 68 kez toplu buluşmuşlar, 2 hataları var, yüzdeleri
74. Exc: % 54.
81 hücum yapmışlar, 32 sayı
almışlar, yüzdeleri 40.
OYUNCULAR:
Samsonova:
15 servis, 1 sayı. 5 manşet, 1
hata, yüzdesi 67. Exc: % 47. 27 atak 16 sayı, yüzdesi
59.
Tatyana:
16 servis, 1 sayı. 7 manşet, hata
yok, yüzdesi 100. Exc: 86. (Gerçi topla az buluşmuş ama hayret ettim.Vallahi
bravo. İlk kez böyle bir yüzde ile oynadı) 11 atak 4 sayı, yüzdesi 36.
Aysun:
6 servis, 1 hata. (Sanırım bize verilen istatistikler
de bir yanlış var. Çünkü Aysun’un bu kadar az servis
atması olası değil. Ayni şey Mayboroda da görülecek) 9 hücum 6 sayı, yüzdesi 67. Ve 11
blok.
Mayboroda: 7 servis, 1 hata. 2 manşet hata
yok, yüzdesi 100. Exc: % 50. 19 atak, 7 sayı yüzdesi
37.
Neslihan: 14 servis, hata yok, 1 sayı. 8 manşet, 1 hata, yüzdesi 62, Exc: % 50. (İşte bu ilginç. Neslihan 1’deyken Mayboroda
2, Elif 3, Tatyana 4 de oluyor ve 3 oyuncu da 4
civarında toplanıyorlar. O zaman Necla- Samsonova
ikilisinin yanına eğer rakip smaç servis atıyorsa Neslihan da giriyor. Ama
görünen o ki görevini başarıyla yapmış) Hücum da 18 kez topla buluşan
Neslihan 8 sayı kazandırmış ve yüzdesi 44.
Bir parantez de buna açalım.
Nedense Elif, Neslihan’ı son zamanlarda çok az kullanıyor. Neslihan gibi bir smaçörün
Samsonova (27) ve (Hadi onun için fazla
bir şey söylenemez) ve Mayboroda
dan (19), neredeyse Tatyana bile geçecek (11), az top
alması, açıkçası beni fazlasıyla şaşırtıyor. Tamam
Neslihan ağır bir sakatlıktan çıktı, hala tam iyileşemedi ama bu oyuncu top
almaz ise nasıl forma girecek? Kendine olan güvenini nasıl kazanacak?
Bunu Buzayev
mi istiyor? Yoksa Elif mi top atmıyor? İlk toplantı da soracağım.
Necla:
Yukarı da vermiştim ama kopukluk
olmasın bir kez daha yazayım;
Servise karşı 28 kez topla
buluşmuş, 3 hata, yüzdesi 54. Exc: % 43.
Polonya takımının istatistiklerini
ise vermeyeceğim.
Takımımız bu galibiyetle ayni
puanda ki Cannes’i set farkı ile geçip ikinci sıraya
yerleşti. Şimdi 5 Ocak Çarşamba günü İtalya deplasmanına
çıkacak.
Güneş - Stal
Bielsko maçı biter bitmez Eczacıbaşı - Longa 59 maçının
yolunu tuttuk. Eczacıbaşı servis yollamasına karşın ancak ilk teknik mola
sırasında içeri girebildik. Kendimizi daha maça adapte bile edemeden Longa’nın
servisleri karşısında adeta şaşıran, oyuna bile giremeyen takımımızın seti 14-25 kaybedişini hayretler içinde izledik. (5-8, 5-14, 6-16, 9-19, 11-22)
İkinci setten itibaren her şey
normale döndü. Eczacıbaşı’nın en büyük özelliği olarak hep söylediğim servis ve
bloğu ortaya çıktı. Etkili ve hedefi bulan servisler, rakip smaçörlere top
öldürme şansı vermeyen (Direk sayı az ama topların çoğunu
yansıttık) bloklar ve bu iki özelliğimize
eklediğimiz hücumlarla seti verdiğimiz kadar kolayca aldık: 25-11.
(4-0, 4-3, 8-4,
12-5, 16-7, 21-9)
İkinci sette servislerimiz,
bloklarımız ve defanstan çıkan topların kolayca hücuma dönüştülmesiyle11-7’ye
kadar önde geldik (6-2, 8-3, 10-5) Bir ara Longa 59
aradaki farkı azaltsa da 11-9, Bahar’ın arkaya dönmesiyle ve yine O’nun harika
servisleriyle 5 sayı alarak ikinci teknik molaya 16-9 girdik. Sonra da arayı
açtık: 17-10, 22-12 ve 25-14.
Öne geçmenin rahatlığından mı?
Yoksa Longa’nın son şansını kullanmak isteğinden mi kaynaklandı? Bilemiyorum
ama 4. sete iyi başlayan Hollanda ekibi oldu: 2-6,
4-8. Topu öldürdük ve Bahar servise geldi. 3. sette ki gibi O’nun adeta rakibi
yerle bir eden servisleri, diğer oyuncularımızın blokları, defanstan çıkan
topların sayıya dönüşmesi üst üste 7 sayı getirdi: 12-8.
Leferink’in ölen hücumuyla bu güzel gidişimiz durdu
ama yine de 3 sayılık bir avantaja sahiptik: 12-9. Sonra 14-11 oldu. Longa
farkı azalttı: 14-13. İkinci teknik molaya 16-14
girdik. Ardından 20-16 öne geçtik, 23-20 yaptık. Topu
öldürdüler: 23-21. Leferink
servise geldi. Bu arada Bahar’ın 5’den kaçtığı yani Aihua
2, Mesude 3, Özlem 4 pozisyonundaydık.
Leferink’in servisi etkili, öldüremedik, sayıyı kazandılar: 23-22.
Oturduğumuz yerden kıpırdanmaya başlamıştık ki Hollandalı oyuncu servisi
kaçırdı: 24-22. Gerisi kolay geldi:
25-22. Bu 3-1’lik sonuç bir hafta önce çeyrek finali garantileyen
ekibimizin grup birinciliğini ilan etmesini sağladı.
Önce farklı kaybettiğimiz ilk seti
vereyim. 15 servis atmışız, 1 hatamız var, sayı yok. 21 servise karşı 21 manşet
almışız 5 hatamız var, yüzdesi 57. Exc: % 33.
20 ataktan ancak 6 sayı üretebilmişiz,
yüzdemiz 30. 2 bloktan sayı kazanmışız. Bunlar seti nasıl kaybettiğimizi açık
olarak gösteriyor tabi ki.
Genele gelince; 87 servis atmışız,
6 hata, 5 sayı. 66 manşetimize karşın, 7 hata yapmışız, yüzdemiz 52. Exc: % 29 (3-1 kazandığımız bir maç
için çok düşük)
104 ataktan 46 sayı alırken,
yüzdemiz 44. 4 sette 9 bloğumuz var.
Sporcularımıza
gelince;
Özlem:
11 servis, 2 hata, 1 sayı. 12
hücum, 6 sayı, yüzde 50. 3 blok.
Aihua:
14 servis, hata yok, 1 sayı. 17
manşet, 3 hata, yüzdesi 47. Exc: 24.
20 atak, 8 sayı yüzdesi 40, blok
yok. Hem manşette, hem hücumda, hem de blokta takımın en kötüsü. İstatistikler
böyle diyor ben değil. (Bu oyuncudan gerçekten sıkılmaya başladım. 90 bin dolara yakın para
veriyorsun, -Söylenen bu, doğruluğunu bilemem-
takıma katkısı çok az. Merve, Neriman, hatta oynamayan Seray’a bile bu
kadar şans verilse eminim bu Çinli den daha kötü oynamazlar. Hatta ortadan
oynayan Gökçen’i koysan belki daha faydalı olur. Bu arada hiç değilse gelecekte
Eczacıbaşı’na faydalı olacak bir Türk çocuğu yetişir.)
Mesude:
9 servis, 1 hata, sayı yok. 37
atak, 15 sayı, yüzdesi 41. 2 blok.
Esra:
12 servis, 1 sayı, 20 manşet, 1
hata, yüzdesi 40. Exc: % 25. 22 atak, 12 sayı,
yüzdesi 55.
Gülden:
26 manşet, 1 hata, yüzdesi 65. Exc: % 38. (Bir libero için çok
az)
Top Teams
Kupası’nda çok zor bir grupta mücadele eden Ziraat Bankası, çeyrek final için
son şansı olan galibiyeti Romen Tulcea’yı 3-0 yenerek almayı başardı ve Çek Cumhuriyeti’ndeki Ducla Liberek - Tenerife maçının sonucunu beklemeye başladı. Sonunda iyi
haber geldi ve ev sahibi karşılaşmayı 3-1 kazanınca
önümüz açılmış oldu.
Fenerbahçe ise, çeyrek finali
garantilemenin rahatlığıyla gittiği ve bazı oyuncularını riske etmeden oynadığı
maçı 3-0 kaybetti.
Cev Kupası’nda ise, 3 takımızın Yeşilyurt, Telekom ve Halk Bankası’nın 3.
tur rövanş maçları vardı.
Rövanş için en rahat takım Türk
Telekom du. Ankara da ki ilk karşılaşmayı 3-0 kazanarak turu kolaylamıştı. İspanya da Caja de Avila karşısında ilk seti
alıp turu cebine koyan Telekom, sonra ki setleri verdi ve maçı 3-1 kaybetti.
İlk maçta Slovak rakibi karşısında
üstelik de evinde zorlukla 3-2 kazanan Yeşilyurt için
biraz karamsardık. Seyirci baskısıyla Slavia
Bratislava’nın rövanşı alıp takımımızı kupa dışına iteceğini düşünüyorduk.
Eczacıbaşı- Longa maçı yeni bitmişti ki, cep telefonuma mesaj geldi. Gönderen
Reşat Yazıcıoğulları’ydı. “ Abi 3-0
kazandık” yazıyordu. Hemen oradakilere
ilettim. Zeliha, “Yanlış okumuş olmayasın” dedi. Telefonu uzattım. “Doğru” dedi. Ama içimize bir kurt düşmüştü. Eczacıbaşı Basın Halkla
İlişkiler Sorumlusu Vahide’nin odasına koştuk ve
telefona sarıldık. Reşat keyifle maçı aldıklarını setlerin de 25-23, 25-19, 27-25 bittiğini söyledi. Tebrik ettim ve bu
haberi diğer arkadaşlarımla keyifle paylaştım.
Bu arada bir güzel haber de Ankara dan aldık. İtalya da ilk maç da Trentino’yu
3-1 yenen Halk Bankası, Ankara da ilk seti
kaybetmesine karşın Trentino’yu yine 3-1 yenerek
adını çeyrek finale yazdırmayı başardı. İyi bir kadrosu ve yıldız oyuncuları
olan bir İtalyan takımını hem de iki maçta yenerek elemek, Halk Bankası’na
gerçekten yakıştı. Bu arada ilk kez bir takımımızın Avrupa Kupaları’nda bir
İtalyan ekibini elemesinin keyfi de açıkçası bir başka oluyor. Değil mi?
Evet, sonunda 3’ü Top Teams de, 3’ü CEV de 6 takımla çeyrek finaldeyiz. CEV’deki rakiplerimizi biliyorduk.Ama
Top Teams deki rakiplerimizin ne zaman belli
olacağını bilmiyordum. Perşembe günü Eczacıbaşı yöneticilerinden Cemil’i
aradım. Kur’aların ne zaman çekileceğini soracaktım.
Toplantıdaymış. Daha sonra beni aradı. Kur’a gününü sordum. Cevabı ilginçti. “Kur’alar az önce çekildi sana
hepsini söyleyeyim”
ve Eczacıbaşı’nın A Grubu ikincisi Fransız Villebon,
Ziraat Bankası’nın Yunan Olympiakos, Fenerbahçe’nin
de Ducla Liberek ile
eşleştiğini söyledi.
İlginç bir kura. Öncelikle iki
takımımız Fenerbahçe ile Ziraat Bankası adeta eş değiştirmiş gibi oldu.
Sarı-Lacivertlilerin işi Ziraat
kadar zor değil. Liberec’i Ankara da yendiğimiz gibi,
İstanbul da da yenebiliriz.
Ziraat Bankası’nın eşleştiği Olympiakos’u Fenerbahçe ile oynadığı maçta izlediğimiz için
iyi tanıyoruz. Gücünü ve kadrosunda ki oyuncuları biliyoruz. Bu nedenle Ziraat’in işi hiç kolay değil. Ancak sporda her türlü sonuç
olabilir. İyi ve gününde bir Ziraat, Fenerbahçe’nin İstanbul da çok
sıkıştırdığı ve oyuncuların maçı kazanabileceklerine inanmadıkları için
yenildikleri Olympiakos’u neden geçmesin ki. Umutsuz
olmanın bir anlamı yok ama Yunan takımının gücünü de inkar
etmemek gerekiyor.
Ayni şeyler CEV de mücadele eden
Halk Bankası içinde geçerli. Onlar da çok güçlü bir ekip olan Lube Macerata ile oynayacaklar.
Bu kupanın favorisi olan ve şu anda İtalya Ligi’nde 12 maçta 9 galibiyet, 3 yenilgi
ile 28 puanlı lider Piacenza’nın 1 puan ardından
ikinci sırada yer alan İtalyan takımı tam bir yıldızlar topluluğu. Bu nedenle ekibimizin işi çok, ama çok zor. Ancak sonuçta imkansız da değil. Netice de her takım yenilebilir. Bu
yenilgilerden biri neden Ankara da olmasın ki?
Bu iki takımımızın tur atlaması
halinde kimlerle eşleşeceğini daha önceden yazmıştım. Belki unutulmuştur diye
bir kez daha sizlere iletmek istiyorum.
Yeşilyurt çeyrek final de İtalyan Vini Monte Skiavo Jesi ile oynayacak. Rakibimiz şu anda İtalya Ligi’nde 10
maçta aldığı 5 galibiyet, 5 yenilgi ve 14 puan ile 7. sırada.
Türk Telekom ise, Slovak Senica ile oynayacak. Ben Sırbıstan
Karadağ ekibi Spartak Subotica’yı
bekliyordum ama ilk maçı evinde 3-2 zor alan Senica, deplasmanda da 3-1 galip gelmeyi başarınca
rakibimiz oldu. Bence iyi de oldu. İyi bir gününde olan Telekom’un bu takımı
eleyip, 4’lü Finale çıkması hiç de zor değil.
Türkiye Bayanlar ve Erkekler
Voleybol Ligleri tüm hızıyla sürerken, ilginç sonuçlar da ortaya çıkıyor.
Bu hafta Cumartesi günü Burhan
Felek de Vakıfbank Güneş Sigorta-Beşiktaş karşılaşmasını izledim. Özel bir işim
nedeniyle ondan önceki Emlak Bankası-SSK maçının ancak 5. setine yetişebildim. 3-2 biten ve büyük bir çekişmeye, heyecana sahne olan bu
karşılaşmayı seyredemediğime de üzüldüm. Onun için bu maçla ilgili bir yorum
yapamıyorum.
İkinci maçta, Güneş Sigorta son set
dışında direnemeyen Beşiktaş’ı 3-0 ile geçerek
yenilmezliğini sürdürdü.
Aslında iyi bir maç olmasını bekliyordum.
Ancak sakatlığı nedeniyle İrina’nın oynayamaması
Siyah-Beyazlılar’ın Polonya dan
yorgun dönmesi, Güneş’in işini kolaylaştırdı. Cengiz ağabey İrina
yerine 4’de Duygu’yu oynattı. Aslında bu orta oyuncu yerini yadırgasa da bence
görevini yaptı. Ancak acaba bu sıkışıklıkta bir maç da olsa pasör
çaprazı oynayan Deniz, 4’den oynayamaz mıydı? Veya zaman zaman
4’de de görev yapan Eda kullanılamaz mıydı? Bilemiyorum. Her halde bir
düşündükleri vardı. Bu arada Duygu kötü de oynamadığına göre yapılan doğru. Bizimki sadece beyin jimnastiği.
Maça gelince; Zevksiz ve durgun bir
karşılaşma oldu. İlk teknik molaya 8-6 Güneş önde
girdi. Daha sonra arada ki farkı 4’de çıkardı: 10-6,
12-8. Beşiktaş kıpırdandı: 13-12. Sigorta atak yaptı: 16-12. Siyah-Beyazlılar
tekrar toparlandılar: 16-15. 18-17’den sonra Güneş arayı açmaya başladı: 20-17,
23-18. Seti de 25-21 aldı.
İkinci sete Vakıfbank, Elif’in Sarah’ı hataya zorlayan servisleriyle başladı: 4-0. Sonra 6-1 oldu. Bu kez Deniz’in servisleri etkili,
Güneş’in ölmeyen topları derken fark azaldı: 6-4. Samsonova’nın 2’den ortaya dolaşarak vurduğu topla 7-4
oldu. İlk teknik molaya 8-4 girildi. Daha sonra
Sigorta smaçörlerinin rahat top öldürmesiyle oyunun kontrolünü iyice eline
geçirdi ve arayı açtı: 16-9, 19-10, 21-13. Set 25-14
bitti.
3. sete iyi başlayan yine Güneş
oldu: 4-2. Beşiktaş üst üste 3 sayı alarak 4-5 öne
geçtiyse de ilk teknik molaya Sigorta 8-5 girdi. Sonra 9-5
oldu. Eda’nın etkili smaç servisleri belki direk sayı kazanmaya yetmedi ama
Güneş’in bozulan manşeti ve ataklarda ki sıkıntıyla 9-8
oldu. 10-10’da eşitlik geldi. Silahları çok olan Sigorta önce 14-11, sonra 16-13 ve 18-14, 20-17 öne geçti. Siyah-
Beyazlılar tekrar sayılara dengeyi getirdi: 20-20.
Karşılıklı sayılarla 22-22’ye gelindi. Aysun’un
Eda’ya yaptığı blokla Güneş 23-22 öne geçti. Eda’nın
plasesi: 23-23. Mayboroda
öldürdü: 24-23. Neslihan’ın smaç servisi direk sayı olunca seti 25-23 alan
Güneş maçı da 3-0 kazandı.
Lider Güneş Sigorta’nın hemen
ardından 1 yenilgiyle ikinci sırada bulunan DYO Karşıyaka, Ankara deplasmanında çoğumuza göre beklenmedik bir yenilgi alarak
yakaladığı avantajı kaybetti. Bu sonuçla ligin genç ama iyi mücadele eden ekibi
İller Bankası, üst sıraları hizaya sokmuş oldu.
Bu arada son haftalarda form
grafiğinde bir yükseliş görülen Fenerbahçe, Diyarbakır da Dicle Üniversitesi’ni
3-2 yenerek 9. sırada ki yerini korudu.
Cumartesi Karşıyaka dan sonra ikinci İzmir takımı Arkas
Saint Joseph için de kabus gibi bir gün oldu. Ligin yenilgisiz iki takımından
biri olan Arkas, hem de evinde, SSK’ya 3-1 mağlup olarak bu unvanını kaybetti. Maçı seyredenler,
Ankara ekibinin gerçekten iyi oynadığını ve galibiyeti hak ettiğini söylediler.
Pazar günü iki ezeli rakibin
mücadelesini izlemek için Akatlar’ın yolunu tuttuk.
Harika bir salonda güzel bir derbi oldu. Gerçi tempo
düşüktü, kalite pek yoktu ama heyecan hep vardı. Maçta iki takımında siyah
forma ile oynaması fotoğrafçılar açısından olumsuz bir görüntü yarattı.
Karşılaşmanın hakemi
Siyah-Beyazlı takımı uzun bir
zamandır izleyememiştim. Değişen fazla bir şey yok. Yine manşetleri iyi değil.
Servisler istikrarsız. Takımın yükünü, hırsıyla, hücumlarıyla, özellikle de defansıyla Soner çekiyor. İki köşe oyuncusu Timothy ve Muhittin onu destekliyor. Pas aldığında Uğur da
iyi işler yapıyor ama iyi manşet çıkmadığı zaman Umut özellikle pas
tercihlerinde zorlanıyor. Bu arada köşeleri de çok kullanıyor.
Galatasaray’a gelince tutuk bir
oyun sergiledi. Oyuncular bu maçta o rakibi didikleyen havalarından oldukça
uzakta bir görüntü verdiler. Hücum ve manşet hataları fazlaydı.
Karşılaşmanın başında iki takımda
çok hata yaptı. Kazanılan sayılardan hemen hemen
yarısı rakibin hatalarını ürünüydü. İlk sette bir Beşiktaş, bir Galatasaray öne
geçti. Bu şekilde 20-20’ye kadar gelindi. Muhittin’in
4’den öldürdüğü topla 21-20 oldu. Levent cevap verdi: 21-21. Fırat’ın servi etkili Soner’in manşeti içeri kaçtı,
gelen topa blok: 21-22. Muhittin yine 4’den takımına sayıyı getirdi: 22-22.
Uğur servisi 4’den açılan Levent’e attı. Bu oyuncunun manşeti güzel, Ulaş’ın pası O’na atması hata, çünkü Levent topa zor
yetişti ve banda vurdu: 23-22. topa yetişseydi bile
sayı alması kolay olmayacaktı, çünkü karşısında Siyah-Beyazlıların en uzun iki
oyuncusu Peter ve Timothy
bloktaydı. Eğer Ulaş, manşetten gelen bu topu 2’ye atsa, atak yapacak Bekir’in
karşısın da Muhittin vardı ve sayı daha rahat kazanılabilirdi.
Neyse, devam edelim; Uğur’un ikinci
servisi yine 4’den açılan Levent’e, çıkan topu Ulaş, kurşun karışımı pasla
ortada ki Şevki’ye atmak istedi ama pas iyi olmayınca top karşıya geçip auta
düştü: 24-22. 3. servis de Levent’e, yine iyi manşet, Ulaş’ın pası ilk atılması gereken yere, yani 2’de ki
Bekir’e ve sayı: 24-23. Bekir’in servisini Beşiktaş sayıya dönüştüremedi, top
gitti geldi, sonunda Levent vurdu: 24-24. Kullanılan servis, Timothy 2’den vurdu, bloktan sekti, çıkan top file üstünde,
Ulaş pas için yükseldi, karşıda ikili blok, bu arada fileye temas var. Yardımcı
hakem Murat Özcan, fileye değen oyuncunun Peter
olduğunu işaret etti. Baş hakem
SIRA GALATASARAY DA
Öne geçmenin moraliyle ikinci sete
Beşiktaş iyi başladı: 4-1, 5-2. Bekir’in etkili
servisler ev sahibinin manşetini bozunca, hücumlar aksamaya başladı.
Galatasaray bundan iyi yararlandı: 5-6. (4 sayı) Bekir’in kaçan servisiyle sayılar eşitlendi: 6-6. İlk teknik molaya
Sarı- Kırmızılılar 7-8 önde girdi. Bu arada Levent’in rakibi bunaltan smaç
servisleri, Timothy’nin hücumlarının Erkan-Şevki
bloğundan yansıyarak ataklara dönüşmesiyle üstünlük Galatasaray’a geçti: 7-12. Bu fark Sarı- Kırmızılıları daha iyi oynamaya iterken,
Beşiktaş da hatalar arttı: 9-16, 12-17. 15-19’dan sonra yine Levent’in
servisleri çok etkili:15- 24 ve set: 17-25.
3. sette karşılıklı hatalar oyunun
inişli çıkışlı bir hale gelmesine yol açtı: 3-3, 3-5,
5-5, 8-6, 9-11, 13-11. 13-12’den sonra Umut’un güzel servisleri Beşiktaş’ın
ikinci teknik molaya 16-13 önde girmesini sağladı. Sonra 18-14,
20-17 oldu. Galatasaray sayı farkını azalttı: 20-19. Ulaş servisi kaçırdı: 21-19. Erkan 2’den
öldürdü: 21-20. Umut, Soner’i 2’den ortaya dolaştırdı: 22-20. Levent 4’den:
22-21. İbrahim’in servisi, Muhittin 4’den atak yaptı, hata: 22-22. İbrahim’in
ikinci servisi, Uğur, Şevki’nin bloğunda kaldı: 22-23. İbrahim’in 3. servisi, Timothy 2’den vurdu, bloktan sekti, dönen topu Bekir
öldürdü: 22-24. Kanadalı’nın bu kez yaptığı hücum
sayı: 23-24. Ama Uğur servisi dışarı attı: 23-25.
4. sette iki takımda birbirine
üstünlük sağlayamadı. Setin başından itibaren Galatasaray hep bir veya iki sayı
öndeydi ama Beşiktaş 20-20 de sonunda eşitliği
yakaladı. 22-22’de Uğur’un plasesi bu sette ilk kez Siyah- Beyazlıları öne
geçirdi: 23-22. Servisi ev sahibi kullandı, çıkan topu
Ulaş ortada ki İbrahim’e attı, bu oyuncunun hücumu çıktı ve Soner’in plasesiyle
24-22 oldu. (Ben burada da Ulaş’ın pas tercihini yanlış yaptığını düşünüyorum. Çünkü
böylesine kritik bir anda, pası, tecrübesi az olan İbrahim yerine, 2’deki
Erkan’a veya 4’de ki Bekir’e atabilirdi. Kim bilir belki de Beşiktaşlı
oyuncuların da bizim gibi düşüneceğini var sayarak İbrahim’e attı. Tabii ki o anda ne
düşündüğünü bilemeyiz. Ancak sayı olmadığına göre, bu tercih doğru değilmiş) Erkan 2’den öldürdü: 24-23. Erkan’ın
servisi, Beşiktaş topu öldüremedi, dönen topu Bekir de sayıya dönüştüremedi.
Son vuruş Soner den: 25-23.
5 sette 4-4’den sonra önce Timothy, sonra Muhittin, sonra bir kez daha Timothy bloklarda kalınca Galatasaray 4-7
öne geçti. 5-8 ile dönüldü. Muhittin’in
atağı dışarıda. Ancak maçın hakemi
Bu 5 setlik keyifli maçtan sonra
Haldun Alagaş’a gittik. Biz salona ulaştığımızda
İstanbul Büyükşehir Belediyesi-Hatay Polis gücü mücadelesinin sonları
yaklaşmıştı. Bu karşılaşmayı sonunda ev sahibi 3-1
kazanmayı başardı.
Günün ikinci maçı olan
Fenerbahçe-Polis Akademisi öncesi, hepimizin düşüncesi çok iyi bir karşılaşma
izleyeceğimiz yönündeydi. Gerçi 5 setlik bir maç izledik ama ne yazık ki
beklediğimiz kadar keyif vermedi. Bunun en büyük nedeni iki takımında
servislere aşırı derece de yüklenmesi ve kaçan bu servislerin kaliteyi de,
tempoyu da yok etmesiydi. Servisi karşıya gönderen rakibinin manşetini çok
zorladı. Bu da oyunun daha çok köşelere yıkılmasına yol açtı. Bu arada bloklar
da özellikle ortadan yapılan hücumlarda çok az çalıştı. Sonuçta topların kolay
ölmesi, yani oyunda fazla kalmaması seyir zevkini de azalttı.
İlk set karşılıklı sayılarla
başladı. Ancak Ankara ekibinin Sarı-Lacivertlilere göre daha iyi oynadığı ve
daha az hata yaptığı gözleniyordu. 8-8’den sonra da servislerin şiddetini
artıran, bu arada daha az kaçırmaya başlayan Polis Akademisi yavaş yavaş üstünlüğü eline geçirmeyi başardı. İyi manşet alarak
iyi de hücum yapınca ilk teknik molaya Başkent takımı 12-16
önde girdi. Fenerbahçeli oyuncular bir türlü hatalardan kendilerini sıyırmayı
başaramayınca da arada ki fark açıldı: 14-20, 15-22,
19-25.
İkinci sette de görüntü ayniydi.
Polis Akademisi etkili servisleriyle Sarı- Lacivertlileri çok zorlarken,
bloklar, defanstan çıkan topları özellikle de Hakan Akışık’la sayılara dönüştü. Ankara takımı iyi oyununu
sürdürürken, Fenerbahçe hatalardan yakasını bir türlü kurtaramadı. Özellikle
ilk sette olduğu gibi servis kaçırmayı sürdürdü. Manşet alamadı, hücum zorluğu
yaşadı. Böyle olunca da Polis Akademisi’nin işi kolaylaştı: 4-8, 5-12, 10-16,
11-17. Sarı-Lacivertli takımın antrenörü Abdullah Paşaoğlu,
Rıdvan’ın yerine Arjantinli Porello’yu, sonra da pasör Camillo’yu çıkarıp Uğur’u aldı. Bu ikilinin girişiyle
Fenerbahçe biraz toparlandı, biraz hareketlendi ama bu çaba aradaki farkın
ancak 3 sayıya düşmesini sağladı: 16-19. Polis
Akademisi iyi oyununu sürdürerek seti 19-25 aldı.
3. sette Sarı-Lacivertliler o
bitmez hatalarını aza indirmeye başladı. Önce servis hatalarını azalttılar.
Gerçi bu servislerin yumuşamasına yol açtı ama en azından kaçması engellenmiş
oldu. Manşetler düzeldi. Uğur paslarını hızlandırdı. Smaçörler çabuk top
aldıkları için bloklarda fazla kalmamaya başladılar. Böylece oyuna denge gelmiş
oldu: 3-3, 5-5, 8-7, 9-9, 12-12, 14-14, 16-15’den
sonra Fenerbahçe’nin bu direnci Ankara ekibinin hızını kesti. Hatalar başladı.
Hücumlar sayıya dönüşmedi. Bu Sarı- Lacivertlilere önce 3 sayılık bir avantaj
getirdi: 19-16. Sonra da setin gelmesini sağladı:
25-19.
Kazanılan set, ev sahibini daha
istekli bir hale getirirken, o ilk iki setin fırtına takımının hataları devam
etti. Böyle olunca da 11-11’den sonra Fenerbahçe yine kontrolü eline geçirdi.
Bu arada Uğur’un iyice oyunu ortaya yıkması, Polis Akademisi’nin bloklarının ve
defansının işini zorlaştırdı: 14-11, 16-11, 18-12,
20-14, 25-17.
Heyecanın iyice arttığı başa baş
bir 5. set izledik. Sadece bir kez Ankara takımı 4-7’de 3 sayılık bir avantaj
yakaladı ama bunu devam ettiremedi. 9-10 da, Fenerbahçe topu öldürdü: 10-10.
Burak servise geldi ve direk sayı: 11-10, Burak’ın ikinci servisi çıktı, Ender
4’den dışarı vurdu: 12-10. Burak dan yeni bir servis,
Selçuk’un pası yine Ender’e top ölmedi, geri gelen topu Ender bu kez sayıya
dönüştürdü: 12-11. Erdinç’in servisi, Barış’ın manşeti içeri kaçarken, Uğur
uzandı ama file yaptı: 12-12. Erdinç’in ikinci servisi yine Barış’a, çıktı,
Santiago 2’den havuza plaseledi, defans çıkardı, Selçuk’un pası yine 4’de ki
Ender’e, O’nun plasesi sayı: 12-13. Erdinç’in 3. servisi, Hakan’ın ortadan
hücumu: 13-13. Santiago’nun smaç servisi file de kaldı: 13-14. Hakan Akışık’ın servisi Barış’a. O’nun manşeti iyi değil, oyunda
kalan topu Santiago ancak manşetle içeri atabildi, Polis Akademisi bu avantajı
kaçırmadı, son sayıların kahramanı Ender’in 4’den plasesi setin 13-15, maçında
2-3 Ankara takımımın lehine bittiğini ilan etti.
Bu karşılaşma ile ilgili bir küçük
not. Oyunun başından sonuna kadar iki takımın oyuncuları, kenar yönetimleri
maçın hakemleri Atilla Erinç ile Öner Kart’ın düdüklerine itiraz ettiler. Bu
kararların doğruları da vardı, yanlış olanları da. Ancak sürekli itirazlar,
tepkiler hem oyunu gerdi, hem de hoş olmayan görüntüler oluşturdu.
Bu arada Arkas’ın
SSK’ya takılmasıyla ligin yenilgisiz tek ekibi olarak kalan Erdemirspor,
evinde oynamanın avantajını iyi değerlendirerek Halk Bankası’nı 3-1 ile geçti. Güzel bir maç olduğu söyleniyor. Ama
karşılaşmadan sonra olaylar çıkması, Ankara takımını taşıyan otobüsün
camlarının kırılması, sebep ne olursa olsun Erdemirli
seyircilere yakışmadı. Umarım bir daha böyle bir olayla Türkiye’nin hiç bir
yerinde karşılaşmayız.
Bir haftayı daha geride bıraktık.
Tekrar buluşmak dileğiyle, hoşça kalın.
A L E V A N A K Ö K