DEDİKODULAR BAŞLADI

 

 

 

Hepinizin bildiği gibi Federasyon Başkanlığı yarışı hızlandı. İki adayımız var. Mete Döğüşçü hala yarışta olup olmadığını açıklamadığı için iki adayımız var dedim. Gerçi daha adaylar programlarını ve beraber yola çıkacakları kadrolarını açıklamadılar. Onun için başkanlık yarışı için bir şey söylemek yanlış. Ancak biliyorsunuz ki her seçim öncesinde çeşitli dedikodular başlar. Bunların başında da küme düşme konusu baş sayfaya oturur. Bu kez de daha seçim tarihi açıklanmamasına, adayların programları ve düşünceleri ortaya çıkmamasına karşın “Küme düşme dondurulacak” cümlesi kulaktan kulağa yayılmaya başladı.

Aslında tabii ki atalarımızın söylediği gibi “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.” Bu konu göreceksiniz ilerleyen haftalarda seçimin bile önüne geçecek. Çünkü iki aday da küme düşme potasındaki kulüplerin oyundan vazgeçemeyecek. Bu nedenle ben şimdilik dedikodu olarak yayılan bu konunun eninde sonunda gerçekleşeceğine inanıyorum. Yani benim görüşüme göre; gelecek sezon lig 20 takım olacak ve 10’ar takımlı iki grupta oynanacak. Sonra da belirli sayıda takım bir üst gruba çıkarak yollarına devam edecekler. Geriye kalanlarda kendi aralarında tekrar bir grup oluşturup ligden düşecek takımlarının belirlenmesi için kozlarını paylaşacaklar. Daha önce buna benzer bir şekilde ligler oynanmıştı. Yani örneği var.

Bu arada iki gruplu sistem eğer hayata geçirilirse, daha önce takım sayısının çokluğu nedeniyle ligin kalitesiz geçtiğini söyleyenler de, böylece düşündükleri az sayıda ama kuvvetli ekiplerin mücadelesini yaşama şansını bulacaklar. Hatta bu konunun en büyük savunucularından biri de Federasyon Başkan Hüsnü Can’ .  Aslında bu düşüncede olan arkadaşlarıma pek katıldığım söylenemez. Liglerimizin kaliteli olmasını doğal olarak hepimiz istiyoruz ama bence önemli olan; Voleybolun tüm ülkeye yayılmasıdır. Aslında federasyonumuzun birinci görevi de budur. Şimdi 1. Lig de 36 takım mücadele ediyor. Voleybolumuzun oynandığı illere ve ilçelere bir göz atar mısınız? Kimler yok ki? 2. ve 3. ligleri de ele aldığımız da Türkiye’ nin hemen hemen her yerinde voleybol rüzgarı esiyor. Gerçi bizler gözlerimizi sadece vitrin olan 1. Lige çevirdik ama diğer liglerde de büyük bir hareket yaşanıyor. “Bu yeterli midir? Her şey doğru olarak yürüyor mu?” Derseniz, tabii ki “Hayır” derim. Ama bunları düzeltmek çok da zor değil. Biraz dayanışma, biraz destek, voleybola yön verenlerin yapacağı sıkı bir beyin fırtınası birçok sorunun üstesinden gelinmesine yardımcı olacaktır. Aslında Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Daha önce ortaya konan planlar, programlar tozlu raflardan indirilip tekrar masaya yatırılırsa en doğru, en güzel ve bize en uygun olan ortaya çıkar.

Lafı uzattığımı biliyorum ama Türkiye’nin her yerine yayılmış voleybol, yıllarını bu spora vermiş beni çok mutlu ediyor. Varsın ligler biraz kalitesiz olsun. Sonunda yeni sistemlerle onunda üstesinden gelinir. “Küme düşme kaldırılacak, ligler 20 takım olacak” dedikodusunu, dedikodu bile olsa şimdiden destekliyorum.

 

AVRUPA MAÇLARI

 

Takımlarımızın Avrupa Kupaları’ndaki mücadeleleri tüm hızıyla sürüyor. Bu hafta Şampiyonlar Ligi, Top Teams’ın yanına CEV de eklendi. Gelin sırasıyla oynanan ve oynanacak karşılaşmalara birlikte göz atalım.

Geçtiğimiz hafta yazdığım gibi şu anda Dünya’nın en iyi kulüp takımı olarak gösterilen yıldızlar topluluğu Foppapedretti Bergamo, Çarşamba günü Güneş Sigorta’nın konuğu oldu.

Takımımız maça isteksiz başladı. Mutlaka ki bunun en büyük nedeni sporcularımızın da, bizlerinde rakibimizi gözümüzde fazla büyütmemizdi.  Bizler tribünden, oyuncularımız saha içinden Bergamolu oyuncuları 4-4 den sonra seyretmeye dalınca, Güneş oyundan kopmakta gecikmedi. Her pozisyon 3 kişi ile manşet alan Foppapedretti’yi  etkili servis atıp oyundan düşüremedik. İtalyanlar bunu iyi değerlendirerek çabuk hücumlarla sayıları toplamaya başladılar. Bu arada Elif’in önde olduğu ve ortada kaldığı pozisyonda Zhukova, topların çoğunu Barazza’ya atmaya başladı.  Zaten blok yapamayan ekibimiz bu ataklarda iyice çaresiz kaldı. Bir de böylesine tekniği kuvvetli oyunculardan oluşan Bergamo’nun bizi çok zorlayan servislerini iki kişi ile karşılaşamaya çalışınca, Necla ve Samsonova oyundan düştü. İyi manşet gelmeyince Elif’ de kötü pas atmaya başladı. Doğal olarak ataklar, ya bloklarda kaldı, ya da defanstan çıktı. Tüm bu olumsuzluklara karşın yine de Güneş Sigorta ikinci teknik molaya 14-16 gibi iki sayılık bir farkla girdi. Ama Grün’ün smaç servisleri, blokta kalan hücumlarımız derken set kopuverdi: 14-18, 14-20, biraz oyuna girdik ve farkı 3’e indirdik: 17-20, 18-21, 20-23 ama daha fazlasını yapamadık: 20-25.

 

DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK

 

İkinci sette de değişen fazla bir şey yoktu. Hatalardan bir türlü kendimizi arındıramadık. Servisleri bizi sıkıntıya düşürmeye devam ederken, manşet gelmediği için yüksek toplarla köşelerden oynamak zorunda kaldık. Gerçi Güneş’in sisteminde ortadan atak hemen hemen yok gibi ama, en azından Aysun’u da  2’ye tek ayak fazla dolaştıramadık. Böyle olunca da Bergamo ilk teknik molaya 4-8 girdi. Sonra da sayılar 8-13 oldu. Öldürdüğümüz bir toptan sonra Aysun servise geldi. O’nun, o bildik servisleri, İtalyanların manşetlerini ve hücum düzenini bozunca sayı farkını 1’e düşürdük: 12-13. Ancak silahları çok olan Bergamo, Lioubov Kılıç’ın smaç servislerinden gelen sayılarla üstünlüğü tekrar eline geçirmekte gecikmedi: 13-16.  13-18, 17-22 ve 19-25.

 

AKLIMIZ BAŞIMIZA GEÇ GELDİ

 

2-0 yenik duruma düşmemize, bu arada özellikle 3 yabancımızın kötü oyunlarına karşın (Bir tek Ebru zaman zaman birkaç pozisyon girdi) antrenörümüz Buzayev, oyuncu değiştirmediği gibi 3. sete de ayni altı ile başladı. Oyuncularımız da ilk iki sette olduğu gibi yine dağınık bir görüntü çizmeye devam ettiler: 1-3, 2-4, 3-5, 6-8. Biraz toparlanır gibi olduysak da (8-8) Kılıç sazı eline aldı ve 8-11. Oyuncularımız bu kez işin peşini bırakmadı. Servislerimiz hedefi bulmaya başladı ve onlar da hata yapmak zorunda kaldılar: 10-11. Tekrar sıçradılar: 13-16. Tatyana’nın önden manşet için açılan Piccinini’ye attığı servislere cevap aldık: 15-16. Kaçmaya çalışan Bergamo’nun peşini bırakmayan oyuncularımızın güvenleri yerine geldi. Bu da oyuna denge getirdi. Ama bir türlü öne geçemedik: 16-20, 19-22, 20-23, 22-24. Ancak Tatyana’nın yine Piccinini’yi bulan etkili servisi oyunda kalsa da, Zhukova çıkan bu topu Pacci’ye attı, çevirdik ve Neslihan 2’den sayılara eşitliği getirdi: 24-24. Karşılıklı sayılarla 27-27’ye gelindi. Neslihan’ın servisten direkt sayısıyla ilk kez öne geçtik: 28-27. Neslihan’ın ikinci servisini oyunda tuttular ama sayı alamadılar, dönen topu Mayboroda da öldüremedi. Nefeslerin tutulduğu bu anlarda top gitti-geldi ama sonunda 4’den Mayboroda sayıyı da seti de getirdi: 29-27.

 

BAŞA BAŞ, DİŞE DİŞ BİR SET

 

Seti almanın moraliyle oyuna iyi başladık: 5-4, 8-6, 11-8. Bergamo işin peşini bırakmadı. Başa baş, dişe diş, voleybol adına yaşanan güzel hareketlerle 21-19’a kadar hep önde geldik. Topu öldürdüler: 21-20. Grün’ün servisi Mayboroda’ya çok güzel bir manşet ama Elif bu eline gelen güzel topu, arkadaşlarına atmak yerine iki eliyle içeri plase olarak attı. Çıkardılar, onlar da öldüremediler, Neslihan’ın 1’den atağı file: 21-21. Grün smaç servisi kaçırdı: 22-21. Mayboroda’nın servisi etkili, kötü manşet aldılar ve 4’e kötü bir pas atıldı. Aslında 4’de de demek yanlış olur, çünkü top sahanın yan çizgisinin dışına, 3 metre çizgisinin uzantısının bulunduğu yere gitti. Ama içeri zorlukla atılan bu tokat plaseyi tüm takım seyretti: 22-22. Servisi çevirdik ve sayı: 23-22, Kılıç: 23-23. 18 numaralı Poljak’ın servisi, Necla ile Tatyana birbirine bıraktı, direkt sayı: 23-24. Servislerini oyunda tuttuk, Neslihan 4’den öldüremedi, Kılıç vurdu, çıkardık, Samsonova  vurdu, çıkardılar ve Kılıç sete 23-25, maça da 1-3 noktayı koydu. (Kılıç’ı ve yaptıklarını seyrettikçe içim hep “Cız” etti. Ne olurdu ki bu oyuncunun para problemi halledilse de Ulusal Takımımızın formasını giyseydi. Gerçi son dönemlerde bizi sırtlayan Natalia’ya da ayıp olacaktı ama... Bizler bu ikilem içinde boğuşurken Kılıç’ı Ruslara kaptırdık. Yazık oldu.)

 

İSTATİSTİKLER

 

Sizlere birkaç istatistik bilgi vereyim, iki takımı karşılaştırmanıza yardımcı olsun.

91 servis attık, 9 hata yaptık 4 sayı direkt aldık !!!

Onlar 104 servis attılar, 14 hataları, 11 direkt sayıları var.

Servise karşı 11 hata yaptık, yüzdemiz 59. Exc: % 44.

Bergamo, 81 manşet aldı, 3 hata yaptı, yüzdeleri 68. Exc: % 49.

Takımımız, 103 hücumdan 57 sayı üretebildi. Yüzdesi 55.

İtalyanlar, 106 ataktan, 61 sayı ürettiler, yüzdeleri 58.

 

Oyunculara da kısaca değineyim;

 

Samsonova, 17 hücum, 8 sayı, % 47.

Tatyana, 7 atak, 4 sayı, % 57.

Aysun, 18 hücum 14 sayı, % 78 (Bravo Aysun),

Mayboroda, 24 hücum, 10 sayı, % 42.

Neslihan, 32 atak, 17 sayı, % 53.

 

Bergamo: Grün, 22 hücum, 10 sayı, % 45. (Bu oyuncu için az).

Piccinini, 15 atak, 10 sayı.

Barazza, 10 hücum, 9 sayı, % 90. (Elif’in önde olduğu turda O’da önde oluyordu) 

Pacci, 16 atak, 9 sayı, % 56.

Secolo, 7 atak, 3 sayı, % 43.

Kılıç, 34 hücum, 19 sayı, % 56.

 

ÜZÜLMEYE GEREK YOK

 

Aslında ekibimizin bu maçıyla ilgili bir başka açıdan bakıldığında fazla da karamsar olmanın bir anlamı yok. Evet, ilk iki set iyi oynamadık, sonra toparlandık ve iki set iyi mücadele ederek, kendimize güvenimizi tazeledik. Ancak sonuç da bu takımın bir  yıldızlar topluluğu olduğunu,  bu kupanın favorisi olarak gösterildiğini düşündüğümüz de 1 set de olsa koparmayı başardığımız unutmamalı. Çünkü Bergamo grubun diğer ekiplerine kolay kolay set vermez ve bu bir set bizi avantajlı kılar.

Şimdi takımımız, grubundaki en önemli maçlarından birini Salı günü Polonya da Stal Bielsko ile oynayacak. Oradan alınacak sonuç çok önemli. Eğer Polonya dan, Rusya da olduğu gibi bir galibiyet çıkarabilirsek çeyrek finali hem de grup ikincisi olarak kolaylarız. Ancak yenilirsek de fazla bir önemi yok. Çünkü bu takımı İstanbul da misafir edeceğiz. Önemli olan kaybetsek bile en azından bu zor deplasmanda set veya setler alabilmek.

 

BEŞİKTAŞ DİRENEMEDİ

 

Şampiyonlar Ligi’ndeki bir başka temsilcimiz Beşiktaş ise, İtalya da güçlü Asystel Novara’ya diremedi ve 3-0 yenildi. ( 25-13, 25-12, 25-15)

Setlere bakınca takımımızın iyi oynamadığını açıkça görüyoruz. Korhan Gün bu karşılaşma ile ilgili istatistik bilgilerini getirdi. (Teşekkürler Korhan) Ben de sizlere kısaca yansıtmak istiyorum. En azından bir bilginiz olsun.

Kızlarımız 3 set boyunca ancak 40 sayı alabildiler. 41 servis atmışlar, 1 direkt sayıları var, 84 ataktan 21 sayı üretmişler, bloktan ise 4 sayıları var. Servise karşın manşetleri iyi değil. 68 kez topla buluşmuşlar, 10 direkt hata yapmışlar, yüzdeleri 57. Exc: 35 (Tabii ki kötü)

Ekibimiz şimdi Çarşamba günü Polonya’nın Kalisz takımıyla oynayacaklar. Haldun Alagaş’daki karşılaşmanın başlama saati: 15.00. Kanal D mücadeleyi canlı olarak yayınlayacak. Grupta 4 maçta bizim gibi 1 galibiyeti olan Kalisz maçını kazanabileceğimizi düşünüyorum.  

 

FENERBAHÇE-NAFELS

 

Top Teams Kupası’ndaki temsilcimizin İsviçre ekibi Concordia Nafels karşısında sonuca kolay gideceğini düşünüyordum. Ama oyuna çok isteksiz ve hatalarla dolu başladık. “Neler oluyor? Neden bu kadar temposuzuz?” Diye tüm maç düşündüm durdum. Ama sonunda öğrendim ki oyuncularımızın çoğu gribe yakalanmışlar ve 3’üne de karşılaşma öncesi serum verilmiş. Onun için zorda olsa kazandığımız için tabii ki mutlu olduk. Neticede giden bir set olsun diye kendimizi teselli ettik.

Maça yukarıda da değindim gibi kötü başladık. Vasat bir ekip olan Nafels, bizi hep hataya zorladı. Oyuncularımız da onların bu çabalarına cevap verince çok sıkıntılı bir mücadele yaşadık.

Concordia maçın başında bizim bu dağınıklığımızdan iyi yararlandı. İlk teknik molaya 6-8 girildi. 9-9 da rakibimizi yakaladık ve 12-11 de öne geçtik ama devam etmedi. Camillo’nun 5’den kaçtığı ve Santiago 2-Rıdvan 3-Hakan 4 turunda 11 numaralı oyuncuları Schnider’in bizi bunaltan smaç servisleriyle  ve ikinci teknik molaya Nafels 4 sayı farkla girdi: 12-16. Santiago’nun ortaya çıkmasıyla birlikte üst üste gelen 4 sayı ile 16-16 yaptık. Sonra da bu 4 sayının üstüne ara vermeden 3 sayı daha ekleyerek (7 sayı) 19-16 öne geçtik. Bu kez 21-21 de onlar yakaladılar. Barış öldürdü: 22-21. Schnider 4’den 22-22. Meksikalı Guerra’nın servisi dışarda: 23-22. Barış’ın servisini oyunda tuttular, Schider 2’den aut: 24-22. Barış’ın servisi, Burak’ın bloğunda yansıdı, ama çıkan bu topu Rıdvan sayıya dönüştüremedi, onlar fırsatı kaçırmadı: 24-23. Talmon’un servisi Santiago 2’den: 25-23.

 

HATALARA DEVAM

 

İkinci sette ayni birinci set gibiydi. Yaptığımız hatalar nedeniyle ikinci teknik molaya yine 12-16 önde girdiler. Sonra 13-17 oldu. Sanki ayni filmi bir daha izliyorduk. Takım olarak sallandığımız bu anlarda Arjantinli Santiago bir kez daha ortaya çıktı. Bloklarımız bu oyuncuya yardım edince aradaki fark kapandı ve 19-19 da sayılara eşitlik geldi. Santiago’nun servisi, Schider 2’den auta vurdu: 20-19. Schider bir kez daha 2’den dışarı: 21-19. Santiago’nun servisi direkt sayı: 22-19. Bu yakaladığımız avantajı geri çevirmedik: 25-22.

 

ÇEKİRGE 3. KEZ SIÇRAYAMADI

 

3. sete yine kötü başlayan biz olduk. Ama çekirge 3. kez sıçrayamadı ve 10-11’den sonra arayı açan Nafles, 10-14, 10-17, 11-18, 14-22 ve seti de 15-25 aldı.

Setlere kötü başlamayı alışkanlık haline getiren Fenerbahçe bir ara 2-7 geriye düştü. İlk teknik molaya 5-8 girildi. 6-10, 7-11 oldu. Camillo’nun servisleri, bloklar, dönen topların Santiago ile sayıya dönüşmesiyle 12-11 öne geçtik. 19-19’a kadar çekişme devam etti. Talmon’un auta vurduğu topla 20-19 yaptık. Cammillo’nun servisi, vurdular, çevirdik, Santiago 2’den 21-19. Barış-Burak ikilisinin bloğu: 22-19. Bu farkı kapattırmadık: 25-21. Sonuçda iyi oynamasak da bu kriz maçı 3-1 kazanarak çeyrek final yolunda önemli bir adım daha attık.

Sarı-Lacivertliler, Çarşamba günü saat 18.00 de Beşiktaş-Kalizs mücadelesinden sonra yine Haldun Alagaş da Olympiakos Piraeus ile oynayacak. Geçen hafta Güneş Sigorta-Bergamo karşılaşmasını salona gelerek mutlaka izleyin demiştim. Şimdi ayni çağrıyı Yunan ekibi için yapıyorum. Çok iyi bir kadrosu ve Arjantin Ulusal Takımımın starlarını bünyesinde barındıran Yunan ekibini mutlaka izlemelisiniz.

 

ZİRAAT YENİLDİ, ECZACIBAŞI KAZANDI

 

Top Teams Kupası’ndaki diğer temsilcilerimizden Ziraat Bankası, Ankara da 3-1  yendiği Çek Takımı Dukla Liberec’e deplasman da 3-0 yenilerek çeyrek final umudunu son iki maçına bıraktı. Ekibimiz Perşembe günü İspanya da Arona Tenerife ile oynayacak.

Bu kupadaki diğer temsilcimiz Eczacıbaşı ise, Portekiz de Madeira’yı 3-1 ile geçti. Bu arada daha önce deplasmanda 3-0 yenildiği Hollanda ekibi Longa 59’un, İsviçre de kaybetmesiyle puanlarını eşitleyen ve grup birinciliği için büyük ölçüde umutlanan Mavi- Beyazlılar, daha önce İstanbul da mağlup ettiği Zeiler’i Çarşamba günü deplasmanda devirme başarısını gösterirse her şey çok çok güzel olacak.    

 

CEV KUPASI 3. TURU BAŞLIYOR

 

Geçtiğimiz haftaki yazımda Konfederasyon Kupası’nda mücadele eden 3 takımımızın eşleştiği rakiplerini ve şansımızı yazmıştım. Şimdi sahada konuşma sırası geldi. Önce Halk Bankası  Salı günü İtalya da sınav verecek. Rakip bilindiği gibi Trentino. Orta sıralarda yer alan İtalyan takımı karşısında ekibimizin hedefi, haftaya Ankara da oynanacak olan rövanş için avantajlı bir sonuç yakalamak.

Çarşamba günü ise, Yeşilyurt, Slovak Slavia Bratislava’yı misafir edecek. Yeşilyurt’daki karşılaşmanın başlama saati 19.00. Ben takımımızın kazanacağını, hatta bu turu geçeceğine inanıyorum. Ancak Yeşilyurt’un neden bu karşılaşmayı Çarşamba’ya aldığını anlayamadım. Çünkü ayni gün Haldun Alagaş da iki maç daha var. Halbuki Perşembe olsaydı, bir çok voleybol sever bu maçı izler, bizle de gazetelerimize yansıtma şansını yakalardık. Her halde bir bildikleri olsa gerek !!!

Başkent de ise, Türk Telekom,  Caja de Avila ekibiyle oynayacak. İspanya Ligi’nde orta sıralarda yer alan  bu takım karşısında hem bu maçta, hem de rövanş da ekibimizin kazanmasını bekliyorum.

 

SIRADA LİGLER VAR

 

Cumartesi günü Bayanlar Ligi’nin iki yenilgisiz takımı Güneş Sigorta ile Karşıyaka Burhan Felek de kozlarını paylaştılar. İzmir ekibini bu güne kadar hiç seyretme fırsatım olmadığı için merakla salona gitti. Ancak beklediğim gibi bir mücadele izleyemedim. Bir kere, İstanbul takımı gerçekten ligin en iyi ve güçlü ekibi. Üstelik de Şampiyonlar Ligi’nde zorlu rakiplerle oynayarak her geçen gün daha da gelişiyorlar. Karşıyaka ise, bu güne kadar iyi maçlar oynayarak, güzel galibiyetler almayı başarmış bir ekip. Ama İzmir takımının zirveyi zorlayacak güçte olmadığını düşünüyorum. Kadroları kısıtlı, ayrıca kısa bir ekip olmanın dezavantajını özellikle bloklar da çok yaşıyorlar. Tuba-Aslı yan yana bloğa çıktıklarında adeta ellerine top değmiyor. Tatiana da sıçrayarak blok açığını kapatmaya çalışıyor ama karşısında Güneş gibi uzun bir takım olunca O’ da yetersiz kaldı. Karşılaşmanın genelinde Güneş, Tatiana’nın ve Tuba’nın oynadığı bölgelerden atak yaptı ve hiç sıkışmadı.

Bu arada Tuba-Deniz-Aslı üçlüsünün önde olduğu ikili hücum turunda, top öldürmek de çok  zorlandılar. Ayrıca iyi servis atamadılar, manşetleri de iyi değil. Sahanın büyük bir bölümünü libero Şükran’a bırakıyorlar. O da doğal olarak iyi servis atan Güneş Sigorta karşısında hatalar yaptı. Bu arada Güneş, servisleriyle önden manşet için açılan Deniz ve Tatiana’ya da çok hata yaptırdı. İyi manşet aldıklarında pasör Tuba takımı çabuk oynatıyor. İşte Karşıyaka’nın önemli artısı bu. Ancak bazen iyi manşet gelmediğinde, ya da önden açılan oyuncu manşet aldığında, Tuba’nın topları çok yatırması, veya topların boyunu düşük tutması smaçörleri çok zorluyor. İyi manşet gelmediği zaman, yapılacak tek şey topu köşelere yüksek atmak ve oradaki oyuncuların becerisiyle sayıya ulaşmak. İşte Tuba bunu bu maçta bir türlü dengeleyemedi.

Böyle olunca da, zaten yenilgisiz olmanın oyunculara getirdiği stres, Karşıyaka’nın bir türlü oyuna girememesine yol açtı. Hele ilk set ne yaptıklarını, bu kadar hatayı nasıl becerdiklerini açıkçası çözemedik. Bunun sonucunda da set 25-10 gibi ilginç bir farkla bitti.

İkinci sete İzmir ekibi biraz daha toparlanmış başladı. Hedefe servisleri, Güneş’in manşetini ve hücumunu zorlaştırırken top oyunda kalmaya başladı: 4-4, 6-5, 8-5. 11-8. Ancak nedense birden servisi yumuşattılar. Güneş gibi bir takım karşısında bunu yapmak tabii ki aradaki farkın büyümesine neden oldu: 16-10, 20-14. Bu sıralarda Tuba’nın yine iyi servisleri, rakibi hırpalarken, top oyunda kalmaya başladı ve fark bir ara 2’ye düştü: 20-18 Ama silahları çok olan Güneş Sigorta biraz tempoyu yükseltti: 25-20.

3. Set yine Güneş’in kontrolü altındaydı: 4-2, 6-5, 8-6, 13-9, 13-11. İşte bu sırada Ertan, önde olan pasör Tuba’yı Burcu ile değiştirdi. Ama böylesine bir karşılaşmaya hazır olmayan genç Burcu’nun pas hataları tekrar aranın açılmasını sağladı: 16-11. 5 sayılık fark Karşıyaka’nın tekrar direncini kırdı: 20-15, 22-17, 25-17.

İzmir takımı için bu eleştiriler ve görüntüler, Sigorta gibi güçlü ve hazır bir ekip karşısında ortaya çıktı. Ama ben bu Karşıyaka’nın iyi bir kadrosu olmamasına karşın özellikle İzmir de kazanacağı maçlarla ilk 5’i yani Avrupa’yı zorlayacağını düşünüyorum. Ancak Ertan’ın öncelikle servise karşı manşeti çözmesi, Şükran’ın yanına destek vermesi, Tuba’nın da her pası hızlı ve yatık atmaya çalışmasının getirdiği hataları düzeltmesi gerekiyor. Deniz-Janete-Tatyana üçlüsü kendileri gibi gücü ve kadrosu sınırlı rakipler karşısında çok iş yaparlar. Eğer yenilgisizliğin getirdiği stresin yanı sıra, seyircilerin beklentisi de bu kadar çok olmasaydı, Karşıyaka daha iyi bir oyun ortaya koyardı.

Yine tekrar edeyim. Karşıyaka’yı ilk kez seyrettim ve rakip de istim üzerindeki Güneş Sigorta idi. Onun için yanlış bir yargıya varmak istemiyorum. Bir başka karşılaşmada belki bu takım için bazı görüşlerim değişebilir veya farklı şeyler yakalayabilirim.

 

İSTANBUL B. BEL.-MANAVGAT

 

Bu maçtan sonra Haldun Alagaş’ın yolunu tuttuk. Önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi-Manavgat mücadelesini izledim. Heyecanı ve çekişmesi güzel bir maç oldu. Gerçi hatalar, hem kaliteyi, hem de oyunun temposunu düşürse de ben keyif aldım. Ancak bu başa baş maça gölge düşüren olaylarda vardı. Belediye’nin antrenörü Nedim, mücadelenin büyük bir bölümünde hakemlere itiraz etti. Evet, onların verdikleri kararların doğru olanı da, yanlış olanları da çoktu. Ama fazla itiraz Aydın Ay ve Senih Nişancıoğlu’nun  dengesini de bozdu. Tepkilerden bir türlü kendini kurtaramayan Nedim, 3. sette sarı, 4. setin başlarında tepkisini iyice fazlalaştırınca da bu kez kırmızı kart gördü. Ceza koltuğuna oturması gerekirken dışarı çıktı. Bunun üzerine Aydın Ay, Sarı-Kırmızı kartla O’ nu sahadan attı. (Aslında Ulusal Erkek Takımımızın antrenörlüğünü yapan, ve birçok küçük voleybolcunun hayranlık beslediği, örnek aldığı  Nedim Özbey’in maçlarda çok daha sakin olması gerekiyor. Geçtiğimiz yıllarda buna benzer olayları bize yaşattı. Bu sezonda bu davranışları sürdürüyor. Hakemler yanlış karar vermiş olabilirler ama ben yine de Nedim’in gösterdiği bu tepkileri O’ nun voleyboldaki yerini düşündükçe hoş karşılamıyorum. Gerçi önce sinirlerine hakim olamıyor ve hoş olmayan görüntülere neden oluyor, sonra da yaptığı hatayı anlayıp özür diliyor, karşısındakinin gönlünü almaya çalışıyor ama artık buna mutlaka bir son vermesini de açıkçası bekliyorum) Önce çıkmamakta direnen Nedim’e bir de menajer Mustafa Aydoğan’ın tepkileri eklenince, hakem onu da sarı-kırmızı kart göstererek dışarı çıkardı. Tansiyonu yükselten bu olaylar 2-1 (25-22, 23-25, 20-25) geride olan Belediyeli oyuncuları hırslandırdı. Ve seti 25-21 alarak skoru 2-2’ye taşıdılar.         

Başa baş dişe diş bu 5. seti sonunda 16-14 kazanan İstanbul takımı maçtan da 3-2 galip ayrılan taraf oldu.

 

FENERBAHÇE-GALATASARAY

 

İki ezeli rakibin kozlarını paylaştığı mücadeleyi favori olan Sarı- Lacivertliler beklenildiği gibi 3-1 kazandı.

Maça geçmeden önce değinmek istediğim iki olay var. Karşılaşma öncesi Galatasaray’ın antrenörü Metin Ahlatçı, sporcusu Murat ile, Fenerbahçe antrenörü Abdullah Paşaoğlu ve Hakan CNN’de Metin Görgün’ünSmaç” programına konuk oldular. Çok güzel ve seviyeli bir ortam yaşandı. Hele Paşaoğlu’nun ezeli rakibi Galatasaray’ı öven ve yabancısız oynamalarına karşın çok iyi mücadele ettiklerini vurgulayan o güzel cümleleri voleybolumuza gerçekten çok yakıştı. Hele antrenör ve oyuncuların, zamanlarının çoğunu aileleriyle birlikte ve ezeli rakipleriyle iç içe yaşadıklarını örneklerle anlatması, büyük kaoslar yaşadığımız futboldan ne kadar önde olduğunu ve camianın kalitesini vurgulaması açısından çok güzeldi. Tabii ki Metin Ahlatçı da bunun altında kalmadı. Sonuç da çok güzel, seviyeli, bir maç öncesi görüşleri ve duyguları izledik. İki antrenörü ve oyuncuları, böylesine güzel, ortamı germeyen, aksine yumuşatan görüşleri için kutluyorum. Ama müsaade ederseniz Abdullah Paşaoğlu’nu iki kez kutluyorum. Halk Bankası ile oynadıkları lig maçında tepkileri ve davranışları için O’ nu kınamıştım. Belki bana kırılmıştı. Ama umarım ne demek istediğimi ve sahalarda neleri görmekten mutlu olacağımı şimdi daha iyi anlamıştır.

Bir tebrik de Fenerbahçe Televizyonu’ nda maçı anlatan Cengiz Tökgöz’e. Biliyorsunuz Fener TV deki maçları Cengiz anlatırken, Aylin Üstündağ da yorumluyor. Ancak bu kez Aylin salonda olamadı. Cengiz beni yorumcu olarak davet etti. (Beni yorumcu yaptığı için O’ na teşekkür etmiyorum. Yanlış anlaşılmasın) Maç oynanırken bir ara, yanımda oturan Metin Görgün, “Ne güzel bir camiayız, Fenerbahçe-Galatasaray oynuyor. Fener TV de, Fenerli  Cengiz, maçı anlatıyor, Galatasaraylı Alev Anakök de yorumluyor. Ne kadar demokratik bir görüntü  dedi. Bende bunu yayın sırasında dile getirdim. Birkaç fanatiği saymazsak gelen tepkilerde olumluydu.

 

VE MAÇ

 

İki takımında servise yüklenmeleri nedeniyle, hem manşet, hem hücum hataları, hem de servislerin kaçması, oyunun temposunu düşük tutsa da güzel bir mücadele oldu. Sarı-Lacivertlilerin silahlarının çok olması, tabii ki sonuca gitmelerine yardımcı oldu.

Benim gözüme çarpan en ilginç olay ise, iki takımın pasörünün de orta oyuncuları çok fazla kullanmalarıydı. Ülkemizde genelde voleybolun köşelerden oynandığı düşünülürse bu gerçekten güzel görüntüler getirdi. Camillo, iyi manşet geldiğinde ve sayılar sıkışık olmadığında (Zor anlarda genelde vatandaşı Santiago’yu kullanıyor) Hakan ve Burak’a çok top atarken, Galatasaray da da Ulaş, Şevki’yi çok kullandı. Belki de bir maçta hayatındaki en çok topu alan bu oyuncu çok da sayı üreterek alkış topladı.

3-1 biten mücadelenin setleri ise şöyleydi: 25-20, 25-19, 25-27, 25-20.

 

ARKAS VE ERDEMİR HAFTAYI GALİBİYETLE KAPATTI

 

Bu arada Cumartesi günü İstanbul dışında çok önemli iki maç vardı. Zirve yarışının iddialı ekiplerinden Arkas Saint Joseph, bir ara 2-1 yenik duruma düşmesine karşın maçı zor da olsa 3-2 almayı başardı. Karşılaşmanın ne kadar ilginç geçtiği konusunda setlere bakmak sanırım yeterli: 27-25, 15-25, 15-25, 26-24, 15-13.

Ankara da ise, Erdemirspor, Halk Bankası’nı 1-3 yenerek zor bir deplasmanı 3 puan ile kapatmayı başardı.

 

EMLAK BANKASI-ECZACIBAŞI  

 

Pazar günü Burhan Felek de tek maç oynandı. Favori Eczacıbaşı, Emlak Bankası’na 1 set kaptırdı. Aslında mücadelenin geneline ve kadrolara bakıldığında Mavi-Beyazlılar için çok kolay bir maç olacağını düşünmüştüm. Ama gücü sınırlı olmasına karşın Emlaklı oyuncular, Eczacıbaşı’na oranla daha istekli ve iyi mücadele ettiler. Aslında ben bu sezon Mavi-Beyazlı takımı bir türlü çözemiyorum. Kadroları iyi. Ulusal takımımızın ilk altıdan 3 oyuncusu ve liberosu burada, yedekleri de ilave edersek bu sayı 7’ ye çıkıyor. Üstelik de çok büyük umutlarla ve büyük beklentilerle getirilen, kariyeri çok yüksek olduğu söylenen Brezilyalı Motta da antrenör. Peki bu kadar kötü ve hatalı nasıl oynayabiliyorlar?  Bu takıma hiçbir şey söyleme, hiç taktik verme, sadece “Sahaya çıkıp oynayın ve kazanın” de. Bu maç yine 3-0 biter ve oyuncular da  çok daha iyi oynar.  Acaba oyuncuların üstünde beklentilerin yarattı aşırı bir stres mi var? Bilemiyorum ama en kısa zamanda bir çözüm üretilmesi gerektiği de bir gerçek.

Maçla ilgili ne yazılabilir ki? Emlak biraz servis attı, biraz blok yaptı, defanstan çıkan topları da hata yapmadan hücuma soktu ve seti 22-25 kaptı gitti.

 

HAKEM KULÜBÜ DERNEĞİ GÖREV BÖLÜMÜ YAPTI

 

Voleybol Hakem Kulübü Derneği Olağan Genel Kurulu yapıldı. Başkanlığını Aydın Yolaç’ın yaptığı dernek de, Çetin Akbulut, Tayfun Şener, Temel Öneri, Hikmet Ay, Didem Kum ve Barış Sümen görev aldılar. Tüm bu arkadaş ve dostlarımıza başarılar diliyorum.

 

CEVAPLAR

 

Bana mail gönderen, destek isteyen, Barış-Emre-Günay üçlüsü ve Gamze, tabii ki sizlere destek veririm. Ancak açacağınız voleybol siteleri için bence Suat Carlı ve Cem Çoban daha doğru adres olur. Bu ikili size daha iyi yardım edebilir.

Emlak Toki’nin yöneticisi Yalçın Demirkol, geçen hafta bir arkadaşımın bana anlattığı ve benim de birkaç cümle ile değindiğim, “Gaziantep Şahinbey Belediyesi az daha haftanın sürprizini yapıyormuş, Emlak Toki’yi yeniyormuş. Eğer 2-1 öndeyken, çizgi hakemi içeri düşen servisi aut diye görerek bayrağı kaldırmasa maç 3-1 bitiyormuş “ diye yazdım.

Bana mail atarak, “Sen sadece bir sayıyı ve hatalı kararı ele alıyorsun. Maçın genelinde bizim aleyhimize her set en azından 3-4 yanlış düdük çalındı. Bunlara hiç değinmiyorsun” diyerek sitem etti. Bir yönetici olarak hassasiyetini anlıyorum. Ama ben, bu maçla ilgili sadece söylenen bir pozisyonu yazdım ve haftanın sürprizi gerçekleşmedi dedim. Maçı izlemediğim için her hangi bir yorum yapmam zaten söz konusu olamaz. Kaldı ki birçok yerde maalesef hakemlerimiz ev sahibi takımlara daha toleranslı davranıyorlar. Bunu birçok kez gördük ve yaşadık. Bundan sonra da göreceğiz. Buna Ankara da dahil.

Her halde zaman zaman takımınızı eleştirdiğim için bana kızgınsınız. Ama inanın yaptığım eleştiriler, sadece benim izlenimlerim ve hiçbir zaman bir art niyet yok.  Herkes gibi ben de yanlış görebilir, yanlış değerlendirmeler ve yorumlar yapabilirim. Bunun için lütfen bana kızmayın.           

 

Bu hafta grip beni de kollarına aldı. Tüm Pazartesi gününü arada bir, 1’er saat kalkıp yazımı yazıp, genelde yatarak geçirdim. Önümüzdeki günler ne olur bilemiyorum. Bu nedenle yazımda bazı mantık hataları, düşünmeden yazılmış cümleler veya imla yanlışları olabilir. Onun için hoşgörünüze sığınıyorum. Hoşça kalın.

 

 

 

A L E V    A N A K Ö K

 

alevanakok@yahoo.com