Hepinizin bildiği gibi Federasyon
Başkanlığı yarışı hızlandı. İki adayımız var. Mete Döğüşçü
hala yarışta olup olmadığını açıklamadığı için iki adayımız var dedim. Gerçi daha
adaylar programlarını ve beraber yola çıkacakları kadrolarını açıklamadılar.
Onun için başkanlık yarışı için bir şey söylemek yanlış. Ancak biliyorsunuz ki
her seçim öncesinde çeşitli dedikodular başlar. Bunların başında da küme düşme
konusu baş sayfaya oturur. Bu kez de daha seçim tarihi açıklanmamasına,
adayların programları ve düşünceleri ortaya çıkmamasına karşın “Küme düşme dondurulacak” cümlesi kulaktan kulağa yayılmaya
başladı.
Aslında tabii ki atalarımızın
söylediği gibi “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.” Bu konu göreceksiniz ilerleyen haftalarda seçimin bile önüne
geçecek. Çünkü iki aday da küme düşme potasındaki kulüplerin oyundan
vazgeçemeyecek. Bu nedenle ben şimdilik dedikodu olarak yayılan bu konunun
eninde sonunda gerçekleşeceğine inanıyorum. Yani benim görüşüme göre; gelecek
sezon lig 20 takım olacak ve 10’ar takımlı iki grupta oynanacak. Sonra da
belirli sayıda takım bir üst gruba çıkarak yollarına devam edecekler. Geriye
kalanlarda kendi aralarında tekrar bir grup oluşturup ligden düşecek
takımlarının belirlenmesi için kozlarını paylaşacaklar. Daha önce buna benzer
bir şekilde ligler oynanmıştı. Yani örneği var.
Bu arada iki gruplu sistem eğer
hayata geçirilirse, daha önce takım sayısının çokluğu nedeniyle ligin kalitesiz
geçtiğini söyleyenler de, böylece düşündükleri az sayıda ama kuvvetli ekiplerin
mücadelesini yaşama şansını bulacaklar. Hatta bu konunun en büyük
savunucularından biri de Federasyon Başkan Hüsnü Can’ dı. Aslında bu düşüncede olan arkadaşlarıma pek
katıldığım söylenemez. Liglerimizin kaliteli olmasını doğal olarak hepimiz
istiyoruz ama bence önemli olan; Voleybolun tüm ülkeye yayılmasıdır. Aslında
federasyonumuzun birinci görevi de budur. Şimdi 1. Lig de 36 takım mücadele
ediyor. Voleybolumuzun oynandığı illere ve ilçelere bir göz atar mısınız?
Kimler yok ki? 2. ve 3. ligleri de ele aldığımız da Türkiye’ nin hemen hemen her yerinde
voleybol rüzgarı esiyor. Gerçi bizler gözlerimizi
sadece vitrin olan 1. Lige çevirdik ama diğer liglerde de büyük bir hareket
yaşanıyor. “Bu yeterli midir? Her şey doğru
olarak yürüyor mu?” Derseniz, tabii ki “Hayır” derim. Ama bunları düzeltmek çok
da zor değil. Biraz dayanışma, biraz destek, voleybola yön verenlerin yapacağı
sıkı bir beyin fırtınası birçok sorunun üstesinden gelinmesine yardımcı
olacaktır. Aslında Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Daha önce ortaya
konan planlar, programlar tozlu raflardan indirilip tekrar masaya yatırılırsa
en doğru, en güzel ve bize en uygun olan ortaya çıkar.
Lafı uzattığımı biliyorum ama
Türkiye’nin her yerine yayılmış voleybol, yıllarını bu spora vermiş beni çok
mutlu ediyor. Varsın ligler biraz kalitesiz olsun. Sonunda yeni sistemlerle
onunda üstesinden gelinir. “Küme düşme kaldırılacak, ligler 20
takım olacak” dedikodusunu, dedikodu bile olsa
şimdiden destekliyorum.
Takımlarımızın Avrupa
Kupaları’ndaki mücadeleleri tüm hızıyla sürüyor. Bu hafta Şampiyonlar Ligi, Top
Teams’ın yanına CEV de eklendi. Gelin sırasıyla
oynanan ve oynanacak karşılaşmalara birlikte göz atalım.
Geçtiğimiz hafta yazdığım gibi şu
anda Dünya’nın en iyi kulüp takımı olarak gösterilen yıldızlar topluluğu Foppapedretti Bergamo, Çarşamba
günü Güneş Sigorta’nın konuğu oldu.
Takımımız maça isteksiz başladı.
Mutlaka ki bunun en büyük nedeni sporcularımızın da, bizlerinde rakibimizi
gözümüzde fazla büyütmemizdi. Bizler
tribünden, oyuncularımız saha içinden Bergamolu
oyuncuları 4-4 den sonra seyretmeye dalınca, Güneş
oyundan kopmakta gecikmedi. Her pozisyon 3 kişi ile manşet alan Foppapedretti’yi etkili servis atıp oyundan
düşüremedik. İtalyanlar bunu iyi değerlendirerek çabuk hücumlarla sayıları
toplamaya başladılar. Bu arada Elif’in önde olduğu ve ortada kaldığı pozisyonda
Zhukova, topların çoğunu Barazza’ya
atmaya başladı. Zaten blok yapamayan
ekibimiz bu ataklarda iyice çaresiz kaldı. Bir de böylesine tekniği kuvvetli
oyunculardan oluşan Bergamo’nun bizi çok zorlayan
servislerini iki kişi ile karşılaşamaya çalışınca, Necla ve Samsonova
oyundan düştü. İyi manşet gelmeyince Elif’ de kötü pas atmaya başladı. Doğal
olarak ataklar, ya bloklarda kaldı, ya da defanstan
çıktı. Tüm bu olumsuzluklara karşın yine de Güneş Sigorta ikinci teknik molaya 14-16 gibi iki sayılık bir farkla girdi. Ama Grün’ün smaç servisleri, blokta kalan hücumlarımız derken
set kopuverdi: 14-18, 14-20, biraz oyuna girdik ve
farkı 3’e indirdik: 17-20, 18-21, 20-23 ama daha fazlasını yapamadık: 20-25.
İkinci sette de değişen fazla bir
şey yoktu. Hatalardan bir türlü kendimizi arındıramadık. Servisleri bizi
sıkıntıya düşürmeye devam ederken, manşet gelmediği için yüksek toplarla
köşelerden oynamak zorunda kaldık. Gerçi Güneş’in sisteminde ortadan atak hemen
hemen yok gibi ama, en azından Aysun’u
da 2’ye tek
ayak fazla dolaştıramadık. Böyle olunca da Bergamo
ilk teknik molaya 4-8 girdi. Sonra da sayılar 8-13 oldu. Öldürdüğümüz bir toptan sonra Aysun
servise geldi. O’nun, o bildik servisleri, İtalyanların manşetlerini ve hücum
düzenini bozunca sayı farkını 1’e düşürdük: 12-13.
Ancak silahları çok olan Bergamo, Lioubov
Kılıç’ın smaç servislerinden gelen sayılarla üstünlüğü tekrar eline geçirmekte
gecikmedi: 13-16. 13-18, 17-22 ve 19-25.
2-0 yenik duruma düşmemize, bu arada özellikle 3 yabancımızın kötü
oyunlarına karşın (Bir tek Ebru zaman zaman birkaç pozisyon girdi) antrenörümüz Buzayev, oyuncu değiştirmediği gibi 3. sete de ayni altı
ile başladı. Oyuncularımız da ilk iki sette olduğu gibi yine dağınık bir
görüntü çizmeye devam ettiler: 1-3, 2-4, 3-5, 6-8.
Biraz toparlanır gibi olduysak da (8-8) Kılıç sazı eline aldı ve 8-11.
Oyuncularımız bu kez işin peşini bırakmadı. Servislerimiz hedefi bulmaya
başladı ve onlar da hata yapmak zorunda kaldılar: 10-11.
Tekrar sıçradılar: 13-16. Tatyana’nın önden manşet
için açılan Piccinini’ye attığı servislere cevap
aldık: 15-16. Kaçmaya çalışan Bergamo’nun peşini
bırakmayan oyuncularımızın güvenleri yerine geldi. Bu da oyuna denge getirdi.
Ama bir türlü öne geçemedik: 16-20, 19-22, 20-23,
22-24. Ancak Tatyana’nın yine Piccinini’yi
bulan etkili servisi oyunda kalsa da, Zhukova çıkan
bu topu Pacci’ye attı, çevirdik ve Neslihan 2’den
sayılara eşitliği getirdi: 24-24. Karşılıklı sayılarla 27-27’ye gelindi.
Neslihan’ın servisten direkt sayısıyla ilk kez öne geçtik: 28-27.
Neslihan’ın ikinci servisini oyunda tuttular ama sayı alamadılar, dönen topu Mayboroda da öldüremedi. Nefeslerin tutulduğu bu anlarda
top gitti-geldi ama sonunda 4’den Mayboroda sayıyı da
seti de getirdi: 29-27.
Seti almanın moraliyle oyuna iyi
başladık: 5-4, 8-6, 11-8. Bergamo
işin peşini bırakmadı. Başa baş, dişe diş, voleybol adına yaşanan güzel
hareketlerle 21-19’a kadar hep önde geldik. Topu öldürdüler: 21-20.
Grün’ün servisi Mayboroda’ya
çok güzel bir manşet ama Elif bu eline gelen güzel topu, arkadaşlarına atmak
yerine iki eliyle içeri plase olarak attı. Çıkardılar, onlar da öldüremediler,
Neslihan’ın 1’den atağı file: 21-21. Grün smaç servisi kaçırdı: 22-21. Mayboroda’nın
servisi etkili, kötü manşet aldılar ve 4’e kötü bir pas atıldı. Aslında 4’de de
demek yanlış olur, çünkü top sahanın yan çizgisinin dışına,
Sizlere birkaç istatistik bilgi
vereyim, iki takımı karşılaştırmanıza yardımcı olsun.
91 servis attık, 9 hata yaptık 4
sayı direkt aldık !!!
Onlar 104 servis attılar, 14
hataları, 11 direkt sayıları var.
Servise karşı 11 hata yaptık,
yüzdemiz 59. Exc: % 44.
Bergamo, 81 manşet aldı, 3 hata yaptı, yüzdeleri 68. Exc:
% 49.
Takımımız, 103 hücumdan 57 sayı
üretebildi. Yüzdesi 55.
İtalyanlar, 106 ataktan, 61 sayı
ürettiler, yüzdeleri 58.
Oyunculara da kısaca değineyim;
Samsonova, 17 hücum, 8 sayı, % 47.
Tatyana, 7 atak, 4 sayı, % 57.
Aysun, 18 hücum 14 sayı, % 78 (Bravo Aysun),
Mayboroda, 24 hücum, 10 sayı, % 42.
Neslihan, 32 atak, 17 sayı, % 53.
Bergamo: Grün, 22 hücum, 10 sayı, % 45. (Bu oyuncu için az).
Piccinini, 15 atak, 10 sayı.
Barazza, 10 hücum, 9 sayı, % 90. (Elif’in önde olduğu
turda O’da önde oluyordu)
Pacci, 16 atak, 9 sayı, % 56.
Secolo, 7 atak, 3 sayı, % 43.
Kılıç, 34 hücum, 19 sayı, % 56.
Aslında ekibimizin bu maçıyla
ilgili bir başka açıdan bakıldığında fazla da karamsar olmanın bir anlamı yok.
Evet, ilk iki set iyi oynamadık, sonra toparlandık ve iki set iyi mücadele
ederek, kendimize güvenimizi tazeledik. Ancak sonuç da bu takımın bir yıldızlar
topluluğu olduğunu, bu kupanın favorisi
olarak gösterildiğini düşündüğümüz de 1 set de olsa koparmayı başardığımız
unutmamalı. Çünkü Bergamo grubun diğer ekiplerine
kolay kolay set vermez ve bu bir set bizi avantajlı
kılar.
Şimdi takımımız, grubundaki en
önemli maçlarından birini Salı günü Polonya da Stal Bielsko ile oynayacak. Oradan alınacak sonuç çok önemli.
Eğer Polonya dan, Rusya da olduğu gibi bir galibiyet
çıkarabilirsek çeyrek finali hem de grup ikincisi olarak kolaylarız. Ancak
yenilirsek de fazla bir önemi yok. Çünkü bu takımı İstanbul da misafir
edeceğiz. Önemli olan kaybetsek bile en azından bu zor deplasmanda
set veya setler alabilmek.
Şampiyonlar Ligi’ndeki bir başka
temsilcimiz Beşiktaş ise, İtalya da güçlü Asystel Novara’ya diremedi ve 3-0 yenildi.
( 25-13, 25-12, 25-15)
Setlere bakınca takımımızın iyi
oynamadığını açıkça görüyoruz. Korhan Gün bu karşılaşma ile ilgili istatistik
bilgilerini getirdi. (Teşekkürler Korhan) Ben de sizlere kısaca yansıtmak istiyorum. En azından bir bilginiz
olsun.
Kızlarımız 3 set boyunca ancak 40
sayı alabildiler. 41 servis atmışlar, 1 direkt sayıları var, 84 ataktan 21 sayı
üretmişler, bloktan ise 4 sayıları var. Servise karşın manşetleri iyi değil. 68
kez topla buluşmuşlar, 10 direkt hata yapmışlar, yüzdeleri 57. Exc: 35 (Tabii ki kötü)
Ekibimiz şimdi Çarşamba günü
Polonya’nın Kalisz takımıyla oynayacaklar. Haldun Alagaş’daki karşılaşmanın başlama saati: 15.00. Kanal D
mücadeleyi canlı olarak yayınlayacak. Grupta 4 maçta bizim gibi 1 galibiyeti
olan Kalisz maçını kazanabileceğimizi düşünüyorum.
Top Teams
Kupası’ndaki temsilcimizin İsviçre ekibi Concordia Nafels karşısında sonuca kolay gideceğini düşünüyordum. Ama
oyuna çok isteksiz ve hatalarla dolu başladık. “Neler oluyor? Neden
bu kadar temposuzuz?” Diye tüm maç düşündüm durdum.
Ama sonunda öğrendim ki oyuncularımızın çoğu gribe yakalanmışlar ve 3’üne de
karşılaşma öncesi serum verilmiş. Onun için zorda olsa kazandığımız için tabii
ki mutlu olduk. Neticede giden bir set olsun diye kendimizi teselli ettik.
Maça yukarıda da değindim gibi kötü
başladık. Vasat bir ekip olan Nafels, bizi hep hataya
zorladı. Oyuncularımız da onların bu çabalarına cevap verince çok sıkıntılı bir
mücadele yaşadık.
Concordia maçın başında bizim bu dağınıklığımızdan iyi yararlandı. İlk teknik
molaya 6-8 girildi. 9-9 da
rakibimizi yakaladık ve 12-11 de öne geçtik ama devam etmedi. Camillo’nun 5’den kaçtığı ve Santiago 2-Rıdvan 3-Hakan 4
turunda 11 numaralı oyuncuları Schnider’in bizi
bunaltan smaç servisleriyle
ve ikinci teknik molaya Nafels 4 sayı farkla
girdi: 12-16. Santiago’nun ortaya çıkmasıyla birlikte üst üste gelen 4 sayı ile
16-16 yaptık. Sonra da bu 4 sayının üstüne ara vermeden 3 sayı daha ekleyerek (7 sayı) 19-16 öne geçtik. Bu kez 21-21
de onlar yakaladılar. Barış öldürdü: 22-21. Schnider 4’den 22-22. Meksikalı Guerra’nın
servisi dışarda: 23-22. Barış’ın servisini oyunda
tuttular, Schider 2’den aut: 24-22. Barış’ın servisi,
Burak’ın bloğunda yansıdı, ama çıkan bu topu Rıdvan sayıya dönüştüremedi, onlar
fırsatı kaçırmadı: 24-23. Talmon’un servisi Santiago
2’den: 25-23.
İkinci sette ayni birinci set
gibiydi. Yaptığımız hatalar nedeniyle ikinci teknik molaya yine 12-16 önde girdiler. Sonra 13-17
oldu. Sanki ayni filmi bir daha izliyorduk. Takım olarak sallandığımız bu
anlarda Arjantinli Santiago bir kez daha ortaya çıktı. Bloklarımız bu oyuncuya
yardım edince aradaki fark kapandı ve 19-19 da
sayılara eşitlik geldi. Santiago’nun servisi, Schider
2’den auta vurdu: 20-19. Schider
bir kez daha 2’den dışarı: 21-19. Santiago’nun servisi direkt sayı: 22-19. Bu
yakaladığımız avantajı geri çevirmedik: 25-22.
3. sete yine kötü başlayan biz
olduk. Ama çekirge 3. kez sıçrayamadı ve 10-11’den sonra arayı açan Nafles, 10-14, 10-17, 11-18, 14-22
ve seti de 15-25 aldı.
Setlere kötü başlamayı alışkanlık
haline getiren Fenerbahçe bir ara 2-7 geriye düştü.
İlk teknik molaya 5-8 girildi. 6-10,
7-11 oldu. Camillo’nun servisleri, bloklar, dönen
topların Santiago ile sayıya dönüşmesiyle 12-11 öne
geçtik. 19-19’a kadar çekişme devam etti. Talmon’un
auta vurduğu topla 20-19 yaptık. Cammillo’nun
servisi, vurdular, çevirdik, Santiago 2’den 21-19.
Barış-Burak ikilisinin bloğu: 22-19. Bu farkı kapattırmadık: 25-21. Sonuçda iyi oynamasak da bu kriz maçı 3-1 kazanarak çeyrek
final yolunda önemli bir adım daha attık.
Sarı-Lacivertliler, Çarşamba günü
saat 18.00 de Beşiktaş-Kalizs mücadelesinden sonra
yine Haldun Alagaş da Olympiakos
Piraeus ile oynayacak. Geçen hafta Güneş Sigorta-Bergamo karşılaşmasını salona gelerek mutlaka izleyin
demiştim. Şimdi ayni çağrıyı Yunan ekibi için yapıyorum. Çok iyi bir kadrosu ve
Arjantin Ulusal Takımımın starlarını bünyesinde
barındıran Yunan ekibini mutlaka izlemelisiniz.
Top Teams
Kupası’ndaki diğer temsilcilerimizden Ziraat Bankası, Ankara da 3-1 yendiği Çek Takımı Dukla Liberec’e deplasman da 3-0
yenilerek çeyrek final umudunu son iki maçına bıraktı. Ekibimiz Perşembe günü
İspanya da Arona Tenerife
ile oynayacak.
Bu kupadaki diğer temsilcimiz
Eczacıbaşı ise, Portekiz de Madeira’yı 3-1 ile geçti. Bu arada daha önce deplasmanda 3-0 yenildiği Hollanda ekibi Longa 59’un, İsviçre de
kaybetmesiyle puanlarını eşitleyen ve grup birinciliği için büyük ölçüde
umutlanan Mavi- Beyazlılar, daha önce İstanbul da mağlup ettiği Zeiler’i Çarşamba günü deplasmanda devirme başarısını
gösterirse her şey çok çok güzel olacak.
Geçtiğimiz haftaki yazımda
Konfederasyon Kupası’nda mücadele eden 3 takımımızın eşleştiği rakiplerini ve
şansımızı yazmıştım. Şimdi sahada konuşma sırası geldi. Önce Halk Bankası Salı günü
İtalya da sınav verecek. Rakip bilindiği gibi Trentino.
Orta sıralarda yer alan İtalyan takımı karşısında ekibimizin hedefi, haftaya
Ankara da oynanacak olan rövanş için avantajlı bir sonuç yakalamak.
Çarşamba günü ise, Yeşilyurt,
Slovak Slavia Bratislava’yı misafir edecek. Yeşilyurt’daki karşılaşmanın başlama saati 19.00. Ben
takımımızın kazanacağını, hatta bu turu geçeceğine inanıyorum. Ancak Yeşilyurt’un
neden bu karşılaşmayı Çarşamba’ya aldığını anlayamadım. Çünkü ayni gün Haldun Alagaş da iki maç daha var. Halbuki
Perşembe olsaydı, bir çok voleybol sever bu maçı izler, bizle de gazetelerimize
yansıtma şansını yakalardık. Her halde bir bildikleri olsa gerek !!!
Başkent de ise, Türk Telekom, Caja de Avila ekibiyle oynayacak. İspanya Ligi’nde orta sıralarda
yer alan bu
takım karşısında hem bu maçta, hem de rövanş da ekibimizin kazanmasını
bekliyorum.
Cumartesi günü Bayanlar Ligi’nin
iki yenilgisiz takımı Güneş Sigorta ile Karşıyaka Burhan Felek de kozlarını
paylaştılar. İzmir ekibini bu güne kadar hiç seyretme fırsatım olmadığı için
merakla salona gitti. Ancak beklediğim gibi bir mücadele izleyemedim. Bir kere, İstanbul takımı gerçekten ligin en iyi ve güçlü ekibi. Üstelik
de Şampiyonlar Ligi’nde zorlu rakiplerle oynayarak her geçen gün daha da
gelişiyorlar. Karşıyaka ise, bu güne kadar iyi maçlar oynayarak, güzel
galibiyetler almayı başarmış bir ekip. Ama İzmir takımının zirveyi zorlayacak
güçte olmadığını düşünüyorum. Kadroları kısıtlı, ayrıca kısa bir ekip olmanın
dezavantajını özellikle bloklar da çok yaşıyorlar. Tuba-Aslı yan yana bloğa
çıktıklarında adeta ellerine top değmiyor. Tatiana da
sıçrayarak blok açığını kapatmaya çalışıyor ama karşısında Güneş gibi uzun bir
takım olunca O’ da yetersiz kaldı. Karşılaşmanın genelinde Güneş, Tatiana’nın ve Tuba’nın oynadığı bölgelerden atak yaptı ve
hiç sıkışmadı.
Bu arada Tuba-Deniz-Aslı üçlüsünün
önde olduğu ikili hücum turunda, top öldürmek de çok zorlandılar. Ayrıca iyi servis
atamadılar, manşetleri de iyi değil. Sahanın büyük bir bölümünü libero Şükran’a bırakıyorlar. O da doğal olarak iyi servis
atan Güneş Sigorta karşısında hatalar yaptı. Bu arada Güneş, servisleriyle
önden manşet için açılan Deniz ve Tatiana’ya da çok
hata yaptırdı. İyi manşet aldıklarında pasör Tuba
takımı çabuk oynatıyor. İşte Karşıyaka’nın önemli artısı bu. Ancak
bazen iyi manşet gelmediğinde, ya da önden açılan oyuncu manşet aldığında,
Tuba’nın topları çok yatırması, veya topların boyunu
düşük tutması smaçörleri çok zorluyor. İyi manşet gelmediği zaman, yapılacak
tek şey topu köşelere yüksek atmak ve oradaki oyuncuların becerisiyle sayıya
ulaşmak. İşte Tuba bunu bu maçta bir türlü dengeleyemedi.
Böyle olunca da, zaten yenilgisiz
olmanın oyunculara getirdiği stres, Karşıyaka’nın bir türlü oyuna girememesine
yol açtı. Hele ilk set ne yaptıklarını, bu kadar hatayı nasıl becerdiklerini
açıkçası çözemedik. Bunun sonucunda da set 25-10 gibi
ilginç bir farkla bitti.
İkinci sete İzmir ekibi biraz daha
toparlanmış başladı. Hedefe servisleri, Güneş’in manşetini ve hücumunu
zorlaştırırken top oyunda kalmaya başladı: 4-4, 6-5,
8-5. 11-8. Ancak nedense birden servisi yumuşattılar. Güneş gibi bir takım
karşısında bunu yapmak tabii ki aradaki farkın büyümesine neden oldu: 16-10, 20-14. Bu sıralarda Tuba’nın yine iyi servisleri,
rakibi hırpalarken, top oyunda kalmaya başladı ve fark bir ara 2’ye düştü:
20-18 Ama silahları çok olan Güneş Sigorta biraz tempoyu yükseltti: 25-20.
3. Set yine Güneş’in kontrolü
altındaydı: 4-2, 6-5, 8-6, 13-9, 13-11. İşte bu sırada
Ertan, önde olan pasör Tuba’yı Burcu ile değiştirdi. Ama böylesine bir
karşılaşmaya hazır olmayan genç Burcu’nun pas hataları tekrar aranın açılmasını
sağladı: 16-11. 5 sayılık fark Karşıyaka’nın tekrar
direncini kırdı: 20-15, 22-17, 25-17.
İzmir takımı için bu eleştiriler ve
görüntüler, Sigorta gibi güçlü ve hazır bir ekip karşısında ortaya çıktı. Ama
ben bu Karşıyaka’nın iyi bir kadrosu olmamasına karşın özellikle İzmir de
kazanacağı maçlarla ilk 5’i yani Avrupa’yı zorlayacağını düşünüyorum. Ancak
Ertan’ın öncelikle servise karşı manşeti çözmesi, Şükran’ın yanına destek
vermesi, Tuba’nın da her pası hızlı ve yatık atmaya çalışmasının getirdiği
hataları düzeltmesi gerekiyor. Deniz-Janete-Tatyana üçlüsü kendileri gibi gücü ve kadrosu sınırlı
rakipler karşısında çok iş yaparlar. Eğer yenilgisizliğin getirdiği stresin
yanı sıra, seyircilerin beklentisi de bu kadar çok olmasaydı, Karşıyaka daha
iyi bir oyun ortaya koyardı.
Yine tekrar edeyim. Karşıyaka’yı
ilk kez seyrettim ve rakip de istim üzerindeki Güneş Sigorta idi. Onun için
yanlış bir yargıya varmak istemiyorum. Bir başka karşılaşmada belki bu takım
için bazı görüşlerim değişebilir veya farklı şeyler yakalayabilirim.
Bu maçtan sonra Haldun Alagaş’ın yolunu tuttuk. Önce İstanbul Büyükşehir
Belediyesi-Manavgat mücadelesini izledim. Heyecanı ve çekişmesi güzel bir maç
oldu. Gerçi hatalar, hem kaliteyi, hem de oyunun temposunu düşürse de ben keyif
aldım. Ancak bu başa baş maça gölge düşüren olaylarda vardı. Belediye’nin antrenörü Nedim, mücadelenin büyük bir bölümünde hakemlere
itiraz etti. Evet, onların verdikleri kararların doğru olanı da, yanlış
olanları da çoktu. Ama fazla itiraz Aydın Ay ve Senih
Nişancıoğlu’nun dengesini de bozdu.
Tepkilerden bir türlü kendini kurtaramayan Nedim, 3. sette sarı, 4. setin
başlarında tepkisini iyice fazlalaştırınca da bu kez kırmızı kart gördü. Ceza
koltuğuna oturması gerekirken dışarı çıktı. Bunun üzerine Aydın Ay,
Sarı-Kırmızı kartla O’ nu sahadan attı. (Aslında Ulusal Erkek
Takımımızın antrenörlüğünü yapan, ve birçok küçük voleybolcunun hayranlık
beslediği, örnek aldığı
Nedim Özbey’in maçlarda çok daha sakin
olması gerekiyor. Geçtiğimiz yıllarda buna benzer olayları bize yaşattı. Bu
sezonda bu davranışları sürdürüyor. Hakemler yanlış karar vermiş olabilirler
ama ben yine de Nedim’in gösterdiği bu tepkileri O’ nun
voleyboldaki yerini düşündükçe hoş karşılamıyorum. Gerçi önce sinirlerine hakim
olamıyor ve hoş olmayan görüntülere neden oluyor, sonra da yaptığı hatayı
anlayıp özür diliyor, karşısındakinin gönlünü almaya çalışıyor ama artık buna
mutlaka bir son vermesini de açıkçası bekliyorum) Önce çıkmamakta
direnen Nedim’e bir de menajer Mustafa Aydoğan’ın tepkileri eklenince, hakem onu da sarı-kırmızı
kart göstererek dışarı çıkardı. Tansiyonu yükselten bu olaylar 2-1 (25-22, 23-25, 20-25) geride
olan Belediyeli oyuncuları hırslandırdı. Ve seti 25-21
alarak skoru 2-2’ye taşıdılar.
Başa baş dişe diş bu 5. seti
sonunda 16-14 kazanan İstanbul takımı maçtan da 3-2
galip ayrılan taraf oldu.
İki ezeli rakibin kozlarını
paylaştığı mücadeleyi favori olan Sarı- Lacivertliler beklenildiği gibi 3-1 kazandı.
Maça geçmeden önce değinmek istediğim
iki olay var. Karşılaşma öncesi Galatasaray’ın antrenörü Metin Ahlatçı, sporcusu Murat ile, Fenerbahçe antrenörü Abdullah Paşaoğlu ve Hakan CNN’de
Bir tebrik de Fenerbahçe
Televizyonu’ nda maçı anlatan Cengiz Tökgöz’e. Biliyorsunuz Fener TV deki maçları Cengiz
anlatırken, Aylin Üstündağ da yorumluyor. Ancak bu
kez Aylin salonda olamadı. Cengiz beni yorumcu olarak davet etti. (Beni yorumcu yaptığı için O’ na teşekkür etmiyorum. Yanlış anlaşılmasın) Maç oynanırken bir ara, yanımda
oturan
İki takımında servise yüklenmeleri
nedeniyle, hem manşet, hem hücum hataları, hem de servislerin kaçması, oyunun
temposunu düşük tutsa da güzel bir mücadele oldu. Sarı-Lacivertlilerin
silahlarının çok olması, tabii ki sonuca gitmelerine yardımcı oldu.
Benim gözüme çarpan en ilginç olay
ise, iki takımın pasörünün de orta oyuncuları çok
fazla kullanmalarıydı. Ülkemizde genelde voleybolun köşelerden oynandığı
düşünülürse bu gerçekten güzel görüntüler getirdi. Camillo,
iyi manşet geldiğinde ve sayılar sıkışık olmadığında (Zor anlarda genelde vatandaşı Santiago’yu kullanıyor) Hakan ve Burak’a çok top atarken, Galatasaray da da
Ulaş, Şevki’yi çok kullandı. Belki de bir maçta hayatındaki en çok topu alan bu
oyuncu çok da sayı üreterek alkış topladı.
3-1 biten mücadelenin setleri ise şöyleydi: 25-20, 25-19, 25-27, 25-20.
Bu arada Cumartesi günü İstanbul
dışında çok önemli iki maç vardı. Zirve yarışının iddialı ekiplerinden Arkas Saint Joseph, bir ara 2-1
yenik duruma düşmesine karşın maçı zor da olsa 3-2 almayı başardı.
Karşılaşmanın ne kadar ilginç geçtiği konusunda setlere bakmak sanırım yeterli:
27-25, 15-25, 15-25, 26-24, 15-13.
Ankara da ise, Erdemirspor,
Halk Bankası’nı 1-3 yenerek zor bir deplasmanı 3 puan
ile kapatmayı başardı.
Pazar günü Burhan Felek de tek maç
oynandı. Favori Eczacıbaşı, Emlak Bankası’na 1 set kaptırdı. Aslında
mücadelenin geneline ve kadrolara bakıldığında Mavi-Beyazlılar için çok kolay
bir maç olacağını düşünmüştüm. Ama gücü sınırlı olmasına karşın Emlaklı oyuncular, Eczacıbaşı’na oranla daha istekli ve iyi
mücadele ettiler. Aslında ben bu sezon Mavi-Beyazlı takımı bir türlü
çözemiyorum. Kadroları iyi. Ulusal takımımızın ilk altıdan 3 oyuncusu ve liberosu burada, yedekleri de ilave edersek bu sayı
Maçla ilgili ne yazılabilir ki?
Emlak biraz servis attı, biraz blok yaptı, defanstan çıkan topları da hata
yapmadan hücuma soktu ve seti 22-25 kaptı gitti.
Voleybol Hakem Kulübü Derneği
Olağan Genel Kurulu yapıldı. Başkanlığını
Bana mail gönderen, destek isteyen,
Barış-Emre-Günay üçlüsü ve Gamze, tabii ki sizlere
destek veririm. Ancak açacağınız voleybol siteleri için bence Suat Carlı ve
Emlak Toki’nin
yöneticisi Yalçın Demirkol, geçen hafta bir
arkadaşımın bana anlattığı ve benim de birkaç cümle ile değindiğim, “Gaziantep Şahinbey Belediyesi az daha haftanın sürprizini yapıyormuş,
Emlak Toki’yi yeniyormuş. Eğer 2-1
öndeyken, çizgi hakemi içeri düşen servisi aut diye görerek bayrağı kaldırmasa
maç 3-1 bitiyormuş “ diye yazdım.
Bana mail atarak, “Sen sadece bir sayıyı ve hatalı kararı ele alıyorsun. Maçın genelinde
bizim aleyhimize her set en azından 3-4 yanlış düdük
çalındı. Bunlara hiç değinmiyorsun” diyerek sitem etti.
Bir yönetici olarak hassasiyetini anlıyorum. Ama ben, bu maçla ilgili sadece
söylenen bir pozisyonu yazdım ve haftanın sürprizi gerçekleşmedi dedim. Maçı
izlemediğim için her hangi bir yorum yapmam zaten söz konusu olamaz. Kaldı ki
birçok yerde maalesef hakemlerimiz ev sahibi takımlara daha toleranslı
davranıyorlar. Bunu birçok kez gördük ve yaşadık. Bundan sonra da göreceğiz.
Buna Ankara da dahil.
Her halde zaman zaman
takımınızı eleştirdiğim için bana kızgınsınız. Ama inanın yaptığım eleştiriler,
sadece benim izlenimlerim ve hiçbir zaman bir art niyet yok. Herkes gibi ben de yanlış görebilir, yanlış
değerlendirmeler ve yorumlar yapabilirim. Bunun için lütfen bana kızmayın.
Bu hafta grip beni de kollarına aldı.
Tüm Pazartesi gününü arada bir, 1’er saat kalkıp yazımı yazıp, genelde yatarak
geçirdim. Önümüzdeki günler ne olur bilemiyorum. Bu nedenle yazımda bazı mantık
hataları, düşünmeden yazılmış cümleler veya imla yanlışları olabilir. Onun için
hoşgörünüze sığınıyorum. Hoşça kalın.
A L E V A N A K Ö K