GURUR DUYDUK

 

 

1 Kasımdan bu yana  gündemin ön sırasında yer alan Filenin Sultanları’nın Japonya serüveni Cumartesi oynadığımız Kore maçıyla sona erdi.

İlk kez katılmamıza, yedek oyuncu sıkıntımıza, daha önce hiç oynamadığımız rakiplerle boy ölçüşmemize, bu kadar üst üste maç yapmamıza karşın, Ulusal Bayan Takımımız büyük bir başarıya imza atarak Türk Voleybolu’nun nerelerde olduğunu tüm Dünya’ya gösterdi.

Yazımın başlığı gibi onlarla gurur duyduk. Aldıkları bu güzel derece için onları kutluyorum ve ayakta alkışlıyorum. Aslında beni dereceden daha çok ortaya koyduğumuz oyunlar mutlu etti. Japonya dışında tüm rakiplerimizle dişe diş mücadele ettik. Maçlar aldık, belki kazanabileceğimiz karşılaşmaları basit hatalardan yitirdik ama sonuçta çok başarılı bir Dünya Kupası’na imza attık. Eğer 3-2 verdiğimiz Amerika ve Polonya maçlarını kazansaydık 7 galibiyetle puan sıralamasının üst sıralarında yer alabilirdik. (3. Amerika 8 galibiyet, 4. İtalya 7 galibiyet, 5. Japonya 7 galibiyet aldı. ABD’yi yenebilseydik onlarda 7 galibiyette kalacaklardı. Sıralamayı da set averajları belirleyecekti)

Bu arada yenildiğimiz takımların puan sıralamasındaki yerlerine lütfen bakın. Onlara karşı oynadığımız oyunları bir hatırlayın, yaptığımız maçların sonuçlarına bir göz atın.

1. Çin ile 3-1 oynadık (4. seti 16-13, 19-17’den verdik), 2. Brezilya’ya 3-1 yenildik, 3. Amerika’yı 3-2 ile elimizden kaçırdık, 4. İtalya ile 3-1 oynadık. İyi hazırlanabilseydik belki de daha fazla setler ve maçlar alabilirdik. Değil mi?

Son 3 maçımıza geçmeden, sizlere bu büyük organizasyon öncesinde beklentilerimin neler olduğundan söz etmek istiyorum. Çünkü takımımız oraya gitmeden önce herkesin farklı görüşleri ve düşünceleri vardı. Birçok kişi takımımızın Japonya’ da başarısız olacağını söylüyordu. Aslında bu zorlu yolculuğa çıkmamıza sayılı günler kaldığında Federasyon Başkanımız ve teknik heyetimizin televizyonlara ve basına yansıyan demeçlerinde hep “Japonya’ya iz bırakmaya gidiyoruz. Olimpiyat yolunu açacak Azerbaycan’daki maçlar bizim için daha önemli, biz Dünya Kupası’ nda bunun hazırlığını yapacağız. Tecrübe edineceğiz” gibi cümleler yer aldı. Yani bir inançsızlık ve  iyi hedef  belirleyememe vardı.  

Ben ve birkaç gazeteci arkadaşım gönlümüzün Sultanları’nın başarılı olacağına hep inandık. Onların iyi maçlar oynayacaklarını söyledik. Ben biraz daha ileri giderek derece de verdim.  Biraz da şansımız yanımızda olursa 6. olabileceğimizi televizyonlarda söyledim. Bunları dile getirirken karşılaştığım birçok kişi veya  telefonla arayanlar hep “Amma da uçuyorsun, bu takım Mısır’ ı yenerse ancak 11. olabilir” dediler. Benim cevabım hep ayni oldu. “Bayanlarımız Ankara’daki gibi oynarlarsa iyi sonuçlara imza atarlar

Peki bu yargıya nasıl vardım?

Herkesin dediği gibi “Önce uçup”,  tutarsa da  Ben demiştim” demek ve kendime paye çıkarmak için mi söyledim? Yoksa dayandığım bazı veriler var mıydı?

30 Ekim 2003 Perşembe günü Cumhuriyet Gazetesi’ nin 19. sayfasında çıkan imzalı yazımdan iki paragrafı buraya almak istiyorum. Böylece “nerede söyledin, nerede yazdın?” denmesin.

Aslında bunları yazmanın hiç bir gereği yok. Ancak insanların oyuncularımıza  inanmamaları, takımımızı sürekli kötü gösterme çabaları beni üzdü. Dünya Şampiyonası başlamadan önce ekibimizi küçümseyen insanlar, bayanlarımızın rakipleriyle başa baş mücadele ettiğini izleyince hemen ağız değiştirdiler ve ”Bizimkiler bir şey oynamıyor, rakipler kötü” demeye başladılar. Hatta “Bu mu çok şişirdiğiniz Amerika, Küba? Bu mu iyi takım dediğiniz Brezilya? Bu mu birinci olacağını söylediğiniz Çin? Bunlarda bir şey yok, onun için bizimkiler oynuyor görünüyor” demeğe başladılar.

Ne yapalım Türk İnsanı’nın yapısı bu, değiştiremiyorsunuz ki. Ya kendimizi küçümseriz, ya da rakiplerimizi göklere çıkartırız.

Neyse devam edelim.

Cumhuriyet Gazetesi’ ndeki yazımın bir bölümü şöyleydi;

Avrupa ikinciliği unvanını elde ederek moral bulan Ulusal Takımımızın, Ankara’ daki Şampiyona da ortaya koyduğu (Polonya mücadelesi hariç) az hatalı ve tempolu oyunuyla Dünya Şampiyonası’ nda da başarılı olacağına inanıyorum. Çünkü artık “Filenin Sultanları”  kendilerine olan güvenlerini kazandılar. Ayrıca Haziran ayında Rusya’ da düzenlenen 1. Boris Yeltsin Turnuvası’ nda Japonya, Amerika, İtalya ile başa baş maçlar oynayarak, bu takımların oyuncularını tanıdılar. Onlardan hiç bir eksiğimiz olmadığını gördüler.

İşte bunlar düşünüldüğünde, bayanlarımızdan Japonya’ da da iyi sonuçlara imza atmalarını bekliyorum.

Oynayacağımız  bu 11 takım için de, Mısır ve Dominik Cumhuriyeti’ni yeneceğimizi,

Avrupa altıncısı olan çöküş içindeki İtalya’ , eski gücünü yitiren Amerika’ , yeni yapılanma içinde olan Küba’yı  ve Ankara da final oynama stresi yüzünden yenildiğimiz Polonya’yı alt edebiliriz.

Bu arada Çin, Kore ve ev sahibi Japonya gibi çok hızlı voleybol oynayan ülkeler karşısında neler yapabileceğimizi de sınama şansını yakalayacağız.

Japonya’ da sonuçlar ne olursa olsun artık bizim de Dünya Devleri arasında yer almaya başladığımız asla unutulmamalı. Ancak bayanlarımıza düşen görev; İlk kez katıldığımız Dünya Kupası’ nda Avrupa Şampiyonası’ nda final oynamanın rastlantı olmadığını göstermeleri gerekiyor. Eğer bazı teknik sıkıntılarımızı aşmayı becerirsek güzel ve başarı dolu günler bizi bekliyor olacak.”

Yukarıda da okuduğunuz gibi Mısır ve Dominik Cumhuriyeti’ni 3-0 yendik.

İlk maçımız da, Ankara’ da final oynama stresi yüzünden yenildiğimiz Polonya’yı alt edebilirdik. Karşılaşmayı 3-2 yitirdik. 1-0 öne geçtikten sonra, ikinci sette 18-14, 20-17, 23-21 25-24 öndeyken pasör Sliwanın kısa servislerine teslim olmasak ve 25-27 kaybetmesek 2-0 dan sonra maçı zor verirdik.  5. sette 12-12 den sonra gelen hatalarla karşılaşmanın 2-3 gidişini biraz şansızlık, biraz da becerisizlik olarak nitelendirebiliriz.

Yeni yapılanma içindeki Küba’ devirerek fark edildik.   

Eski gücünü yitirdiğini söylediğim Amerika’ elimizden kaçırdık. Maçı 3-2 verdik ama şöyle geriye dönüp bir baktığınız da, ikinci seti 20-21’ e kadar başa baş getirdiğimizi ve 22-25 kaybettiğimizi, üçüncü sette 18-14 önde olduğumuz, 24-23 de set sayısı attığımız, onların yaptıkları ve dışarı avuta giden topun hakem tarafından Neslihan’ ın sırtına değdiği gerekçesiyle Amerika’ ya verdiğini ve seti 24-26 kaptırdığımızı, 5. sette 8-8’ den sonra Bahar’ ın en iyi hücum turu olan Natalia (2), Özlem (3), Neslihan (4) pozisyonunda  üst üste 3 kez topu Nataliaya atarak aranın açılmasına yol açtığını görebilirsiniz.

Avrupa altıncısı olan çöküş içindeki İtalyanlara karşı ilk seti aldık ama basit hataların götürdüğü sayılar, her zaman gözümüzde büyüttüğümüz İtalyanlar karşısında, tempomuzu yitirmemize yol açınca da maçı verdik. İtalya karşılaşmasının turnuvadaki 8. maçımız olduğu ve o güne kadar 7-8 kişi ile mücadele edebildiğimiz için  oyuncularımızın iyice yorgun düştükleri de unutulmamalı.

 Bu arada Çin, Kore ve ev sahibi Japonya gibi çok hızlı voleybol oynayan ülkeler karşısında neler yapabileceğimizi de sınama şansını yakalayacağız.” Diye yazmışım. Peki ne oldu? Japonya karşısında tam anlamıyla nakavt olduk. Ama kupanın favorisi Çin’ e karşı ilk set dışında çok iyi oynadık. Onlardan o güne  kadar  set alan ilk ekip olduk. 4. sette 16-13, 19-17 öne geçtiğimiz bölümde bu avantajı kullanabilsek bir seti daha koparabilirdik.

Kore’ yi zaman zaman duraksamamıza karşın kolayca geçtik. (Açıkçası şampiyona öncesi ben bu maçın bu kadar kolay geçebileceğini hiç düşünmemiştim)

Sadece iki takım için yorum yapmadım. Bunlar hiç bilgi alamadığım Brezilya ve Arjantin’ di. Çünkü bu Güney Amerika ekiplerinin nasıl bir kadro ile katılacağını öğrenememiştim. Brezilya normal takımla geldi, Arjantin ise eksikti. Böyle olunca da Arjantin’ i yendik, Brezilya’ ya 3-1 yenildik.  Ama karşılaşma bittiğinde herkes üzüntülüydü. Çünkü Brezilya’ sıkıştırmış biraz da inançsızlıktan sonuca gidememiştik.

İşte  bunlar, bayanlarımıza inanan gazeteci arkadaşlarımın ve 6.’ lık iddialarımın doğrulunu gösteriyordu.  Bu arada hemen belirtmeliyim ki Hançer’ in tahmini benden bir derece daha yüksekti. O takımımızın Japonya’ da 5. olabileceğini ileri sürüyordu. Sonuçta herkesin 11 veya 12.’ lik yakıştırdığı kızlarımızın aldığı derecede o iki, ben bir basamak yanılmış olduk.

Eğer hedefi büyütüp, takımımıza daha çok güvenseydik, daha iyi bir hazırlık dönemi geçirebilseydik, Japonya’ ya bir kaç gün önce gidebilseydik, kadromuzu daha iyi oluşturabilseydik, tecrübeli oyuncular yerine henüz  kendi takımlarının ilk altılarında bile oynayamayan Gökçen ve Gözde’ nin böylesine bir organizasyonda ablalarına katkı sağlayamayacakları gerçeğini görebilseydik, bu zor maratona iki Ankara takımıyla yapılan ve fazla bir şey vermeyen özel maçlar yerine daha ciddi ekiplerle müsabakalar oynayarak hazırlanabilseydik,  rakibi analiz edecek ve oyun kurgusunda çeşitli değişiklikler yapabilmemizi sağlayacak teknik ekibi götürebilseydik, hatta Japon yemeklerine uyum sağlayamayacağı bilinen oyuncularımızın beslenme eksikliklerini giderecek, zayıf düşmelerini engelliyecek bir uzman, bir psikolog  kafileye ilave edebilseydik çok daha iyi sonuçlara imza atmamız işten bile değildi.

Bunları takımımızın başarısını küçültmek, teknik adamlarımızı yermek için yazmıyorum. 7. olan ekibimizin elde ettiği bu derecede emeği geçen herkesi bir daha kutluyorum. Ancak bu başarıyı yeterli bulmayarak hedef büyütmenin gerekliliğine inandığım için, bana göre hata olarak değerlendirdiğim bazı yapılanların tekrarlanmaması için görüşlerimi sizlerle paylaşıyorum. Kimseye akıl vermek gibi bir niyetim yok. Sadece oyuncularımıza eksiklikleri olsa da daha çok  güvenmemiz gerektiğini anlatmaya çalışıyorum. Hepsi bu.

Evet, kısaca son grup maçlarını da hatırlayıp, bizi gururlandıran Filenin Sultanları’ na noktayı koyalım.

Önce kupanın en zayıf ekibi Mısır ile oynadık. Rakibi hafife almak, ilk sette biraz bizi sıkıştırdı. 6-6’ dan sonra biraz toparlandık ve 16-11, 20-14 öne geçtik. Devam eden hatalar, 11 numaralı oyuncuları Toson’ u durduramamak farkın azalmasına yol açtıysa da (20-19) aklımız başımıza çabuk geldi: 25-20.

İkinci setten itibaren normal tempoya girdik. Ara açılınca da antrenörümüz Reşat Yazıcıoğulları yedekleri sahaya sürmeye başladı. Özellikle Gökçen’ in iyi oyunuyla set 25-15 geldi. 3. sete Neslihan dışında yine yedeklerle başladık ve sonuca da çok kolay giderek (25-8) karşılaşmayı 3-0 kazandık.

İkinci gün karşımızda Arjantin vardı. İyi oynadık, yine gençlerimizi kullandık (Bu arada gerek Rusya’ daki turnuva da, gerekse bir çok hazırlık maçında kullandığımız Sinem’ i neden bu setlerde sahaya sürmediğimizi de açıkçası anlayamadım. Umarım bir sakatlığı yoktur)

Son gün geldiğinde Kore ile çok kritik bir maç oynayacaktık. Yenersek 7. olacaktık. Kaybedersek 9. sıraya inecektik. Eğer yenilirken bir set alabilirsek o zaman yerimiz 8. lik olacaktı.

Bize her zaman ters gelen hızlı voleybol oynayan Kore mücadelesine stresli başladık. Ama etkili servislerimiz Kore’ nin oyunu çabuklaştırma çabalarını engelleyince rahatladık, hücum ve bloktaki başarımız bize galibiyet ve 7. lik yolunu açtı.

 

AZERBAYCAN SINAVI

 

Şimdi önümüzde Ocak ayında Azerbaycan’ da yapılacak 8 takımın mücadele edeceği olimpiyat elemeleri var.

Takımımız burada, ev sahibi Azerbaycan ve Ankara’ daki Avrupa Şampiyonası’ nda ilk 7 sırayı alan ekiplerle oynayacak. İki gruptaki maçlar sonunda ilk ikiye giren 4 takım yarı finalde kozlarını paylaşacak. Kazananlar final, kaybedenler ise 3. lük için  oynayacak. Buradan tek takım gideceği için işimiz çok zor. Çünkü rakipler Polonya, Almanya, Hollanda, Rusya, İtalya, Bulgaristan ve ev sahibi Azerbaycan.

Grupların nasıl oluşacağını bilmiyorum. Araştırmalardan net bir sonuç elde edemedim. Bunu bilen varsa ve bizleri aydınlatırsa sevinirim.

Eğer kur’ a olursa, büyük bir olasılıkla  Polonya ve biz seri başı olacağız. Sonrası nasıl oluşacak? Geri kalan ekiplerin hepsi ayni anda mı torbaya girecek? Yoksa önce  Almanya-Hollanda, sonra Rusya-İtalya, daha sonra da Bulgaristan-Azerbaycan ayrı ayrı mı kura çekecek?

Acaba serpanten sistemi mi uygulanacak ?        

O zaman;

A Grubu:  Polonya, Hollanda, Rusya, Azerbaycan

B Grubu: Türkiye, Almanya, İtalya, Bulgaristan

şeklinde mi oluşacak? Bilmiyorum.

Ayni tarihlerde 4 kıtada daha turnuvalar yapılacak. Asya, Afrika, Kuzey ve Güney Amerika gruplarında birinci olanlar olimpiyatlara direkt gidecekler. (Bu durumda bir aksilik olmaz ise, Asya’ dan Japonya, Afrika’ dan Mısır, Kuzey Amerika’ dan Küba, Güney Amerika’ dan Arjantin Atina vizesi alacak) Böylece ev sahibi Yunanistan, Dünya Kupası’ nda ilk üç sırayı elde eden Çin, Brezilya ve Amerika ile birlikte olimpiyat vizesi alan takım sayısı  9 olacak. Haziran ayında Japonya’ da bir eleme daha var. Son 3 takımda buradan ortaya çıkacak. Japonya’ ya kimler gelecek (Söylendiğine göre; 4 kıtanın grup ikincileri  ve Azerbaycan da

2-3-4’ ü elde eden 3 takım olacakmış. Bu durumda toplam 7 ediyor. Peki 8. takım nasıl belirlenecek?) Acele bir bilen aranıyor.  

 

LİG MAÇLARI

 

Çarşamba günü İstanbul’ da iki müsabaka vardı. Önce zirve yarışının iddialı ekibi Fenerbahçe ile Tokat Belediyesi kozlarını paylaştı. Misafirine iyi bir ev sahipliği yapan Sarı-Lacivertliler, Tokat’ ı evine mutlu gönderdi. Pazar günü Arçelik’ e yenilerek yarışta yara alan Fenerbahçe’ nin, sakatlığı nedeniyle oynamayan Brezilyalı oyuncusunun eksikliğine karşın Tokat engelini aşması bekleniyordu.

Maç başlar başlamaz oyuna ağırlığını koyan ev sahibi, rakibini hata yapmaya zorlayarak sayılar topladı ve rahat tempoda götürdüğü seti de 25-16 gibi açık bir  farkla kazandı. İkinci sette işler değişmeye başladı. Sarı-Lacivertli takımın kaçan servislerine, bozulan manşetlerine ataklarda ölmeyen toplar da eklenince tempo kayboldu. Bu Tokat’ ın oyuna ortak olmasını sağladı. Tokat, 7-8 girdiği ilk teknik moladan sonra arayı açmaya başladı. İkinci teknik molaya gelindiğinde fark 4 sayıya çıktı: 12-16. Daha sonra 15-21 oldu. Pasör Ufuk’ un 5’ den kaçtığı pozisyonda sıkışan ve üst üste 3 atağı blokta kalan (19-21) Tokat, bu krizi çabuk aştı ve seti de 21-25 kazandı.

3. sete iyi başlayan yine Fenerbahçe idi. Etkili servisler, bloklar, derken 13-8 oldu. Bir ara Emre’ nin smaç servisleri arayı kapatsa da seti Sarı-Lacivertliler 25-19 aldı. Bu sette akılda kalan kritik pozisyon şöyleydi: 14-10’ da Emre’ nin servisleriyle 14-12 oldu. Emre 3. servisini yine çok etkili attı. Sarı-Lacivertliler zorlukla topu oyunda tuttular ama içeri kaçırdılar. Bu avantaj top tüm Tokatlı oyuncuların bakışları arasında yere düşüverdi. Eğer bu şaşkınlık olmasa, rahatlıkla gelişecek atak sayıya dönüşebilir ve aradaki fark bire inebilirdi. Bu hatayla 14-13, yerine 15-12 oldu. Sinirlenen Nebatov topa voleyi yapıştırınca, çıkan sarı  kart ikinci teknik molaya 16-12 girilmesine yol açtı. Sette koptu.

4. sete, 2-1’ lik avantajın moraliyle başlayan Fenerbahçe, ilk teknik molaya  8-5 girdi. arkasından da 11-7 öne geçti. Sayı farkı 4’ e ulaştı ama iki takımda oyuna çok asılmaya başladı. Toplar gitti-geldi Tokat, arayı kapattı: 11-10. Fener  tekrar açtı: 14-11, 16-12, 18-14, 22-19. Emre’ nin smaç servisleri, manşet hataları derken 22-22 oldu. Karşılıklı 2’ şer sayı ile 24-24’ e gelindi. Aytekin servis attı, çıkan topu Darıusz, Barış’ a yolladı. O’ nun hücumunu Aytekin zor da olsa çıkarmayı başardı ve bu avantajı 2’ den Emre sayıya dönüştürdü: 24-25. Aytekin’ in ikinci servisi, manşetten çıkan topun file üstüne yönelmesi ve Nebatov’ un bloğu sayıyı ve seti 24-26 Tokat’ a getirdi.

Maçı 2-2’ ye taşımanın moraliyle Tokat, 5. sete çok hırslı başladı. Özellikle 3. setten itibaren karşılaşmaya ağırlığını koyan Emre, etkili servisleriyle, Sarı-Lacivertlileri oyundan düşürürken, hücumda da takımının lokomotifi oldu. Böyle olunca da ilk teknik molaya 4-8 önde giren Tokat, bu avantajı sonuna kadar sürdürdü ve seti 10-15, maçı da 2-3 kazandı.

Bu sonuçla zor bir deplasmanı kazanan Plevnespor’ un yüzü gülerken, Fenerbahçe hedefe giden yolda bir yara daha almanın üzüntüsünü yaşadı.

 

GALATASARAY 3-1 YENİLDİ

 

Günün İstanbul’ daki ikinci maçında yabancısız iki takım Galatasaray ve Polis Akademisi kozlarını paylaştı. Kadrosu daha iyi oyunculardan oluşan Ankara ekibi mücadeleden 3-1 galip ayrıldı.

Aslında son set dışında güzel bir karşılaşma oldu. Hele 2. ve 3. setler de heyecan doruktaydı. Ne var ki Sarı-Kırmızılı takımın gençleri çok hata yaparak sahadan yenik ayrılan taraf oldu.          

Galatasaray Pazar günü de bu kez İstanbul B. Belediyesi’ ne 3-2 kaybetti.

Mücadeleye iyi başlayan ve Şevki’ nin yokluğuna karşın ilk iki seti alarak 2-0 öne geçen Sarı-Kırmızılılar sonunda tecrübeye teslim oldu. 3. sette Nedim Özbey’ in sahaya pasör Ergün’ ü sürmesi dengeleri değiştirdi.  Ergün özellikle orta oyuncuları çabuk hücuma sokunca Galatasaray’ ın tüm düzeni bozuldu ve 2-2 oldu.

5. sette Galatasaraylı oyuncuların top vurmak yerine plaseler atması Belediye’ nin işini kolaylaştırdı. Defansın topladığı bu plaselerin çabuk ataklara dönüşmesi sonucunda da 15-9’ luk setle maç 3-2 Belediye’ nin oldu.

 

BEŞİKTAŞ-ÇANKAYA

 

Günün İstanbul’ daki ilk karşılaşması beklenenin aksine zevksiz ve kalitesizdi.

Burak’ ın akıllı pas dağıtımı, Lancenin etkili oyunu, Beşiktaş’ ın ilk iki seti almasını sağladı.

2-0’ dan sonra rahatlayan Siyah-Beyazlıların üst üste yaptıkları hatalar, Çankaya’ nın toparlanmasına ve seti 18-25 kazanmasına yol açtı.

Ama 4. sette tekrar toparlanan Beşiktaş, seti 25-18, maçı  3-1 alarak 3. galibiyetle 11. sıraya çıktı..

 

FENER’ E RİZE MORALİ

 

Son iki maçında Arçelik (1-3) ve Tokat’ a (2-3) yenilen Fenerbahçe, Rize’ yi 3-0 ile geçerek  moral tazeledi.

Fındıklıspor’ un isteği üzerine Rize yerine İstanbul’ da oynanan karşılaşmada Sarı-Lacivertliler rakiplerine göz açtırmadılar. Luis Franka’ nın sakatlığı nedeniyle yer almadığı mücadelede Gökhan pasör çaprazı, Rıdvan ise 4’ de oynadı. Takım olarak istekli olan Fenerbahçe’ de Barış yine takımın lokomotifiydi.

Diğer maçlar da Tokat Belediyesi-Arkas’ ı, Polis Akademisi de SSK’ 3-1 yenerek haftayı 3’er puanla kapattılar.

Önümüzdeki hafta Ziraat-Tokat maçı Çarşamba, diğerleri Cumartesi günü oynanacak. 

Bu arada Yeşilyurt ve İller Bankası Bayan takımları CEV  kupası ikinci tur grup karşılaşmaları için, Avusturya ve Hırvatistan’a gidecekler.

İki ekibimize de başarılar dilerim.

Haftaya tekrar birlikte olmak dileğiyle, hoşça kalın.

 

 

A   L   E   V      A   N   A   K   Ö   K