1 Kasımdan bu yana
gündemin ön sırasında yer alan Filenin Sultanları’nın Japonya serüveni
Cumartesi oynadığımız Kore maçıyla sona erdi.
İlk kez katılmamıza, yedek oyuncu sıkıntımıza, daha
önce hiç oynamadığımız rakiplerle boy ölçüşmemize, bu kadar üst üste maç
yapmamıza karşın, Ulusal Bayan Takımımız büyük bir başarıya imza atarak Türk
Voleybolu’nun nerelerde olduğunu tüm Dünya’ya gösterdi.
Yazımın başlığı gibi onlarla gurur duyduk. Aldıkları bu
güzel derece için onları kutluyorum ve ayakta alkışlıyorum. Aslında beni
dereceden daha çok ortaya koyduğumuz oyunlar mutlu etti. Japonya dışında tüm
rakiplerimizle dişe diş mücadele ettik. Maçlar aldık, belki kazanabileceğimiz
karşılaşmaları basit hatalardan yitirdik ama sonuçta çok başarılı bir Dünya
Kupası’na imza attık. Eğer 3-2 verdiğimiz Amerika ve Polonya maçlarını
kazansaydık 7 galibiyetle puan sıralamasının üst sıralarında yer alabilirdik. (3. Amerika 8
galibiyet, 4. İtalya 7 galibiyet, 5. Japonya 7 galibiyet aldı. ABD’yi
yenebilseydik onlarda 7 galibiyette kalacaklardı. Sıralamayı da set averajları
belirleyecekti)
Bu arada yenildiğimiz takımların puan sıralamasındaki
yerlerine lütfen bakın. Onlara karşı oynadığımız oyunları bir hatırlayın,
yaptığımız maçların sonuçlarına bir göz atın.
1. Çin ile 3-1 oynadık (4. seti 16-13, 19-17’den verdik), 2.
Brezilya’ya 3-1 yenildik, 3. Amerika’yı 3-2 ile elimizden kaçırdık, 4. İtalya
ile 3-1 oynadık. İyi hazırlanabilseydik belki de daha fazla setler ve maçlar
alabilirdik. Değil mi?
Son 3 maçımıza geçmeden,
sizlere bu büyük organizasyon öncesinde beklentilerimin neler olduğundan söz
etmek istiyorum. Çünkü takımımız oraya gitmeden önce herkesin farklı görüşleri
ve düşünceleri vardı. Birçok kişi takımımızın Japonya’ da başarısız olacağını
söylüyordu. Aslında bu zorlu yolculuğa çıkmamıza sayılı günler kaldığında
Federasyon Başkanımız ve teknik heyetimizin televizyonlara ve basına yansıyan
demeçlerinde hep “Japonya’ya iz bırakmaya gidiyoruz. Olimpiyat yolunu
açacak Azerbaycan’daki maçlar bizim için daha önemli, biz Dünya Kupası’ nda bunun hazırlığını yapacağız. Tecrübe edineceğiz” gibi
cümleler yer aldı. Yani bir inançsızlık ve
iyi hedef belirleyememe
vardı.
Ben ve birkaç gazeteci arkadaşım gönlümüzün
Sultanları’nın başarılı olacağına hep inandık. Onların iyi maçlar
oynayacaklarını söyledik. Ben biraz daha ileri giderek derece de verdim. Biraz da şansımız yanımızda olursa 6.
olabileceğimizi televizyonlarda söyledim. Bunları dile getirirken karşılaştığım
birçok kişi veya telefonla arayanlar hep
“Amma
da uçuyorsun, bu takım Mısır’ ı yenerse ancak 11.
olabilir” dediler. Benim cevabım hep ayni oldu. “Bayanlarımız
Ankara’daki gibi oynarlarsa iyi sonuçlara imza atarlar”
Peki bu yargıya nasıl vardım?
Herkesin dediği gibi “Önce uçup”,
tutarsa da “Ben demiştim” demek ve
kendime paye çıkarmak için mi söyledim? Yoksa dayandığım bazı veriler var
mıydı?
30 Ekim 2003 Perşembe günü Cumhuriyet Gazetesi’ nin 19. sayfasında çıkan imzalı yazımdan iki paragrafı
buraya almak istiyorum. Böylece “nerede söyledin, nerede yazdın?” denmesin.
Aslında bunları yazmanın hiç bir gereği yok. Ancak
insanların oyuncularımıza inanmamaları,
takımımızı sürekli kötü gösterme çabaları beni üzdü. Dünya Şampiyonası başlamadan
önce ekibimizi küçümseyen insanlar, bayanlarımızın rakipleriyle başa baş
mücadele ettiğini izleyince hemen ağız değiştirdiler ve ”Bizimkiler bir şey
oynamıyor, rakipler kötü” demeye başladılar. Hatta “Bu mu çok
şişirdiğiniz Amerika, Küba? Bu mu iyi takım dediğiniz Brezilya? Bu mu birinci
olacağını söylediğiniz Çin? Bunlarda bir şey yok, onun için bizimkiler oynuyor
görünüyor” demeğe başladılar.
Ne yapalım Türk İnsanı’nın yapısı bu,
değiştiremiyorsunuz ki. Ya kendimizi küçümseriz, ya da rakiplerimizi göklere çıkartırız.
Neyse devam edelim.
Cumhuriyet Gazetesi’ ndeki
yazımın bir bölümü şöyleydi;
“Avrupa ikinciliği unvanını elde ederek moral bulan
Ulusal Takımımızın, Ankara’ daki Şampiyona da ortaya
koyduğu (Polonya mücadelesi hariç) az hatalı ve tempolu oyunuyla Dünya
Şampiyonası’ nda da başarılı olacağına inanıyorum.
Çünkü artık “Filenin Sultanları”
kendilerine olan güvenlerini kazandılar. Ayrıca Haziran ayında Rusya’ da
düzenlenen 1. Boris Yeltsin
Turnuvası’ nda Japonya, Amerika, İtalya ile başa baş
maçlar oynayarak, bu takımların oyuncularını tanıdılar. Onlardan hiç bir
eksiğimiz olmadığını gördüler.
İşte bunlar düşünüldüğünde,
bayanlarımızdan Japonya’ da da iyi sonuçlara imza
atmalarını bekliyorum.
Oynayacağımız bu 11 takım için de, Mısır ve Dominik Cumhuriyeti’ni
yeneceğimizi,
Avrupa altıncısı olan çöküş içindeki
İtalya’ yı, eski gücünü yitiren Amerika’ yı, yeni yapılanma içinde olan Küba’yı ve Ankara da final oynama stresi yüzünden
yenildiğimiz Polonya’yı alt edebiliriz.
Bu arada Çin, Kore ve ev sahibi Japonya
gibi çok hızlı voleybol oynayan ülkeler karşısında neler yapabileceğimizi de
sınama şansını yakalayacağız.
Japonya’ da sonuçlar ne olursa olsun artık bizim de
Dünya Devleri arasında yer almaya başladığımız asla unutulmamalı. Ancak
bayanlarımıza düşen görev; İlk kez katıldığımız Dünya Kupası’ nda Avrupa Şampiyonası’ nda final
oynamanın rastlantı olmadığını göstermeleri gerekiyor. Eğer bazı teknik
sıkıntılarımızı aşmayı becerirsek güzel ve başarı dolu günler bizi bekliyor
olacak.”
Yukarıda da okuduğunuz gibi Mısır ve Dominik
Cumhuriyeti’ni 3-0 yendik.
İlk maçımız da, Ankara’ da final oynama
stresi yüzünden yenildiğimiz Polonya’yı alt edebilirdik. Karşılaşmayı 3-2
yitirdik. 1-0 öne geçtikten sonra, ikinci sette
18-14, 20-17, 23-21 25-24 öndeyken pasör Sliwa’ nın kısa servislerine
teslim olmasak ve 25-27 kaybetmesek 2-0 dan sonra maçı zor verirdik. 5. sette 12-12 den sonra gelen hatalarla
karşılaşmanın 2-3 gidişini biraz şansızlık, biraz da becerisizlik olarak
nitelendirebiliriz.
Yeni yapılanma içindeki Küba’ yı devirerek fark edildik.
Eski gücünü yitirdiğini söylediğim
Amerika’ yı elimizden kaçırdık. Maçı 3-2 verdik ama
şöyle geriye dönüp bir baktığınız da, ikinci seti 20-21’ e kadar başa baş
getirdiğimizi ve 22-25 kaybettiğimizi, üçüncü sette 18-14 önde olduğumuz, 24-23
de set sayısı attığımız, onların yaptıkları ve dışarı avuta giden topun hakem
tarafından Neslihan’ ın sırtına değdiği gerekçesiyle
Amerika’ ya verdiğini ve seti 24-26 kaptırdığımızı,
5. sette 8-8’ den sonra Bahar’ ın en iyi hücum turu
olan Natalia (2), Özlem (3), Neslihan (4) pozisyonunda üst üste 3 kez topu Natalia’
ya atarak aranın açılmasına yol açtığını
görebilirsiniz.
Avrupa altıncısı olan çöküş içindeki İtalyanlara karşı ilk
seti aldık ama basit hataların götürdüğü sayılar, her zaman gözümüzde
büyüttüğümüz İtalyanlar karşısında, tempomuzu yitirmemize yol açınca da maçı
verdik. İtalya karşılaşmasının turnuvadaki 8. maçımız olduğu ve o güne kadar
7-8 kişi ile mücadele edebildiğimiz için
oyuncularımızın iyice yorgun düştükleri de unutulmamalı.
“Bu arada Çin,
Kore ve ev sahibi Japonya gibi çok hızlı voleybol oynayan ülkeler karşısında
neler yapabileceğimizi de sınama şansını yakalayacağız.” Diye
yazmışım. Peki ne oldu? Japonya karşısında tam anlamıyla nakavt olduk. Ama
kupanın favorisi Çin’ e karşı ilk set dışında çok iyi oynadık. Onlardan o
güne kadar set alan ilk ekip olduk. 4. sette 16-13,
19-17 öne geçtiğimiz bölümde bu avantajı
kullanabilsek bir seti daha koparabilirdik.
Kore’ yi zaman zaman
duraksamamıza karşın kolayca geçtik. (Açıkçası şampiyona öncesi ben bu maçın bu
kadar kolay geçebileceğini hiç düşünmemiştim)
Sadece iki takım için yorum yapmadım. Bunlar hiç bilgi
alamadığım Brezilya ve Arjantin’ di. Çünkü bu Güney Amerika ekiplerinin nasıl
bir kadro ile katılacağını öğrenememiştim. Brezilya normal takımla geldi,
Arjantin ise eksikti. Böyle olunca da Arjantin’ i yendik, Brezilya’ ya 3-1 yenildik. Ama
karşılaşma bittiğinde herkes üzüntülüydü. Çünkü Brezilya’ yı
sıkıştırmış biraz da inançsızlıktan sonuca gidememiştik.
İşte bunlar,
bayanlarımıza inanan gazeteci arkadaşlarımın ve 6.’ lık
iddialarımın doğrulunu gösteriyordu. Bu
arada hemen belirtmeliyim ki Hançer’ in tahmini benden bir derece daha
yüksekti. O takımımızın Japonya’ da 5. olabileceğini ileri sürüyordu. Sonuçta
herkesin 11 veya 12.’ lik yakıştırdığı kızlarımızın
aldığı derecede o iki, ben bir basamak yanılmış olduk.
Eğer hedefi büyütüp, takımımıza daha çok güvenseydik,
daha iyi bir hazırlık dönemi geçirebilseydik, Japonya’ ya
bir kaç gün önce gidebilseydik, kadromuzu daha iyi oluşturabilseydik, tecrübeli
oyuncular yerine henüz kendi
takımlarının ilk altılarında bile oynayamayan Gökçen ve Gözde’ nin böylesine bir organizasyonda ablalarına katkı
sağlayamayacakları gerçeğini görebilseydik, bu zor maratona iki Ankara
takımıyla yapılan ve fazla bir şey vermeyen özel maçlar yerine daha ciddi
ekiplerle müsabakalar oynayarak hazırlanabilseydik, rakibi analiz edecek ve oyun kurgusunda
çeşitli değişiklikler yapabilmemizi sağlayacak teknik ekibi götürebilseydik,
hatta Japon yemeklerine uyum sağlayamayacağı bilinen oyuncularımızın beslenme
eksikliklerini giderecek, zayıf düşmelerini engelliyecek bir uzman, bir
psikolog kafileye ilave edebilseydik çok
daha iyi sonuçlara imza atmamız işten bile değildi.
Bunları takımımızın başarısını küçültmek, teknik
adamlarımızı yermek için yazmıyorum. 7. olan ekibimizin elde ettiği bu derecede
emeği geçen herkesi bir daha kutluyorum. Ancak bu başarıyı yeterli bulmayarak
hedef büyütmenin gerekliliğine inandığım için, bana göre hata olarak
değerlendirdiğim bazı yapılanların tekrarlanmaması için görüşlerimi sizlerle
paylaşıyorum. Kimseye akıl vermek gibi bir niyetim yok. Sadece oyuncularımıza
eksiklikleri olsa da daha çok güvenmemiz
gerektiğini anlatmaya çalışıyorum. Hepsi bu.
Evet, kısaca son grup maçlarını da hatırlayıp, bizi
gururlandıran Filenin Sultanları’ na noktayı koyalım.
Önce kupanın en zayıf ekibi Mısır ile oynadık. Rakibi
hafife almak, ilk sette biraz bizi sıkıştırdı. 6-6’ dan sonra biraz toparlandık
ve 16-11, 20-14 öne geçtik. Devam eden hatalar, 11 numaralı oyuncuları Toson’ u durduramamak farkın azalmasına yol açtıysa da
(20-19) aklımız başımıza çabuk geldi: 25-20.
İkinci setten itibaren normal tempoya girdik. Ara
açılınca da antrenörümüz Reşat Yazıcıoğulları
yedekleri sahaya sürmeye başladı. Özellikle Gökçen’ in iyi oyunuyla set 25-15
geldi. 3. sete Neslihan dışında yine yedeklerle başladık ve sonuca da çok kolay
giderek (25-8) karşılaşmayı 3-0 kazandık.
İkinci gün karşımızda Arjantin vardı. İyi oynadık, yine
gençlerimizi kullandık (Bu arada gerek Rusya’ daki
turnuva da, gerekse bir çok hazırlık maçında kullandığımız Sinem’ i neden bu
setlerde sahaya sürmediğimizi de açıkçası anlayamadım. Umarım bir sakatlığı
yoktur)
Son gün geldiğinde Kore ile çok kritik bir maç
oynayacaktık. Yenersek 7. olacaktık. Kaybedersek 9.
sıraya inecektik. Eğer yenilirken bir set alabilirsek o zaman yerimiz 8. lik olacaktı.
Bize her zaman ters gelen hızlı voleybol oynayan Kore
mücadelesine stresli başladık. Ama etkili servislerimiz Kore’ nin oyunu çabuklaştırma çabalarını engelleyince rahatladık,
hücum ve bloktaki başarımız bize galibiyet ve 7. lik
yolunu açtı.
AZERBAYCAN SINAVI
Şimdi önümüzde Ocak ayında Azerbaycan’ da yapılacak 8
takımın mücadele edeceği olimpiyat elemeleri var.
Takımımız burada, ev sahibi Azerbaycan ve Ankara’ daki Avrupa Şampiyonası’ nda ilk
7 sırayı alan ekiplerle oynayacak. İki gruptaki maçlar sonunda ilk ikiye giren
4 takım yarı finalde kozlarını paylaşacak. Kazananlar final, kaybedenler ise 3.
lük için
oynayacak. Buradan tek takım gideceği için işimiz çok zor. Çünkü
rakipler Polonya, Almanya, Hollanda, Rusya, İtalya, Bulgaristan ve ev sahibi
Azerbaycan.
Grupların nasıl oluşacağını bilmiyorum. Araştırmalardan
net bir sonuç elde edemedim. Bunu bilen varsa ve bizleri aydınlatırsa
sevinirim.
Eğer kur’ a olursa, büyük bir olasılıkla Polonya ve biz seri başı olacağız. Sonrası
nasıl oluşacak? Geri kalan ekiplerin hepsi ayni anda mı torbaya girecek? Yoksa
önce Almanya-Hollanda, sonra Rusya-İtalya,
daha sonra da Bulgaristan-Azerbaycan ayrı ayrı mı
kura çekecek?
Acaba serpanten sistemi mi
uygulanacak ?
O zaman;
A Grubu:
Polonya, Hollanda, Rusya, Azerbaycan
B Grubu: Türkiye, Almanya, İtalya, Bulgaristan
şeklinde mi oluşacak? Bilmiyorum.
Ayni tarihlerde 4 kıtada daha turnuvalar yapılacak.
Asya, Afrika, Kuzey ve Güney Amerika gruplarında birinci olanlar olimpiyatlara
direkt gidecekler. (Bu durumda bir aksilik olmaz ise, Asya’ dan Japonya,
Afrika’ dan Mısır, Kuzey Amerika’ dan Küba, Güney Amerika’ dan Arjantin Atina
vizesi alacak) Böylece ev sahibi Yunanistan, Dünya Kupası’ nda ilk üç sırayı elde eden Çin, Brezilya ve Amerika ile
birlikte olimpiyat vizesi alan takım sayısı
9 olacak. Haziran ayında Japonya’ da bir eleme daha var. Son 3 takımda
buradan ortaya çıkacak. Japonya’ ya kimler gelecek (Söylendiğine
göre; 4 kıtanın grup ikincileri ve
Azerbaycan da
2-3-4’ ü elde eden 3 takım olacakmış. Bu durumda toplam
7 ediyor. Peki 8. takım nasıl belirlenecek?) Acele bir bilen aranıyor.
LİG MAÇLARI
Çarşamba günü İstanbul’ da iki müsabaka vardı. Önce
zirve yarışının iddialı ekibi Fenerbahçe ile Tokat Belediyesi kozlarını
paylaştı. Misafirine iyi bir ev sahipliği yapan Sarı-Lacivertliler, Tokat’ ı
evine mutlu gönderdi. Pazar günü Arçelik’ e yenilerek
yarışta yara alan Fenerbahçe’ nin, sakatlığı
nedeniyle oynamayan Brezilyalı oyuncusunun eksikliğine karşın Tokat engelini
aşması bekleniyordu.
Maç başlar başlamaz oyuna ağırlığını koyan ev sahibi,
rakibini hata yapmaya zorlayarak sayılar topladı ve rahat tempoda götürdüğü
seti de 25-16 gibi açık bir farkla
kazandı. İkinci sette işler değişmeye başladı. Sarı-Lacivertli takımın kaçan
servislerine, bozulan manşetlerine ataklarda ölmeyen toplar da eklenince tempo
kayboldu. Bu Tokat’ ın oyuna ortak olmasını sağladı.
Tokat, 7-8 girdiği ilk teknik moladan sonra arayı açmaya başladı. İkinci teknik
molaya gelindiğinde fark 4 sayıya çıktı: 12-16. Daha sonra 15-21 oldu. Pasör Ufuk’ un 5’ den kaçtığı pozisyonda sıkışan ve üst
üste 3 atağı blokta kalan (19-21) Tokat, bu krizi çabuk aştı ve seti de 21-25
kazandı.
3. sete iyi başlayan yine Fenerbahçe idi. Etkili
servisler, bloklar, derken 13-8 oldu. Bir ara Emre’ nin
smaç servisleri arayı kapatsa da seti Sarı-Lacivertliler
25-19 aldı. Bu sette akılda kalan kritik pozisyon şöyleydi: 14-10’ da Emre’ nin servisleriyle 14-12 oldu. Emre 3. servisini yine çok
etkili attı. Sarı-Lacivertliler zorlukla topu oyunda tuttular ama içeri
kaçırdılar. Bu avantaj top tüm Tokatlı oyuncuların bakışları arasında yere
düşüverdi. Eğer bu şaşkınlık olmasa, rahatlıkla gelişecek atak sayıya
dönüşebilir ve aradaki fark bire inebilirdi. Bu hatayla 14-13, yerine 15-12
oldu. Sinirlenen Nebatov topa voleyi yapıştırınca,
çıkan sarı kart ikinci teknik molaya
16-12 girilmesine yol açtı. Sette koptu.
4. sete, 2-1’ lik avantajın
moraliyle başlayan Fenerbahçe, ilk teknik molaya 8-5 girdi. arkasından da 11-7 öne geçti. Sayı
farkı 4’ e ulaştı ama iki takımda oyuna çok asılmaya başladı. Toplar gitti-geldi
Tokat, arayı kapattı: 11-10. Fener
tekrar açtı: 14-11, 16-12, 18-14, 22-19. Emre’ nin
smaç servisleri, manşet hataları derken 22-22 oldu.
Karşılıklı 2’ şer sayı ile 24-24’ e gelindi. Aytekin
servis attı, çıkan topu Darıusz, Barış’ a yolladı. O’
nun hücumunu Aytekin zor da
olsa çıkarmayı başardı ve bu avantajı 2’ den Emre sayıya dönüştürdü: 24-25. Aytekin’ in ikinci servisi, manşetten çıkan topun file
üstüne yönelmesi ve Nebatov’ un bloğu sayıyı ve seti
24-26 Tokat’ a getirdi.
Maçı 2-2’ ye taşımanın moraliyle Tokat, 5. sete çok
hırslı başladı. Özellikle 3. setten itibaren karşılaşmaya ağırlığını koyan
Emre, etkili servisleriyle, Sarı-Lacivertlileri oyundan düşürürken, hücumda da
takımının lokomotifi oldu. Böyle olunca da ilk teknik molaya 4-8 önde giren
Tokat, bu avantajı sonuna kadar sürdürdü ve seti 10-15, maçı da 2-3 kazandı.
Bu sonuçla zor bir deplasmanı kazanan Plevnespor’ un yüzü gülerken, Fenerbahçe hedefe giden yolda
bir yara daha almanın üzüntüsünü yaşadı.
GALATASARAY 3-1 YENİLDİ
Günün İstanbul’ daki ikinci
maçında yabancısız iki takım Galatasaray ve Polis Akademisi kozlarını paylaştı.
Kadrosu daha iyi oyunculardan oluşan Ankara ekibi mücadeleden 3-1 galip
ayrıldı.
Aslında son set dışında güzel bir karşılaşma oldu. Hele
2. ve 3. setler de heyecan doruktaydı. Ne var ki Sarı-Kırmızılı takımın
gençleri çok hata yaparak sahadan yenik ayrılan taraf oldu.
Galatasaray Pazar günü de bu kez İstanbul B.
Belediyesi’ ne 3-2 kaybetti.
Mücadeleye iyi başlayan ve Şevki’ nin
yokluğuna karşın ilk iki seti alarak 2-0 öne geçen Sarı-Kırmızılılar sonunda
tecrübeye teslim oldu. 3. sette Nedim Özbey’ in
sahaya pasör Ergün’ ü
sürmesi dengeleri değiştirdi. Ergün özellikle orta oyuncuları çabuk hücuma sokunca
Galatasaray’ ın tüm düzeni bozuldu ve 2-2 oldu.
5. sette Galatasaraylı oyuncuların top vurmak yerine
plaseler atması Belediye’ nin işini kolaylaştırdı.
Defansın topladığı bu plaselerin çabuk ataklara dönüşmesi sonucunda da 15-9’ luk setle maç 3-2 Belediye’ nin
oldu.
BEŞİKTAŞ-ÇANKAYA
Günün İstanbul’ daki ilk
karşılaşması beklenenin aksine zevksiz ve kalitesizdi.
Burak’ ın akıllı pas
dağıtımı, Lance’ nin etkili
oyunu, Beşiktaş’ ın ilk iki seti almasını sağladı.
2-0’ dan sonra rahatlayan Siyah-Beyazlıların üst üste
yaptıkları hatalar, Çankaya’ nın toparlanmasına ve
seti 18-25 kazanmasına yol açtı.
Ama 4. sette tekrar toparlanan Beşiktaş, seti 25-18,
maçı 3-1 alarak 3. galibiyetle 11.
sıraya çıktı..
FENER’ E RİZE MORALİ
Son iki maçında Arçelik (1-3)
ve Tokat’ a (2-3) yenilen Fenerbahçe, Rize’ yi 3-0 ile geçerek moral tazeledi.
Fındıklıspor’ un isteği üzerine Rize yerine İstanbul’
da oynanan karşılaşmada Sarı-Lacivertliler rakiplerine göz açtırmadılar. Luis Franka’ nın sakatlığı
nedeniyle yer almadığı mücadelede Gökhan pasör
çaprazı, Rıdvan ise 4’ de oynadı. Takım olarak istekli olan Fenerbahçe’ de
Barış yine takımın lokomotifiydi.
Diğer maçlar da Tokat Belediyesi-Arkas’
ı, Polis Akademisi de SSK’ yı 3-1 yenerek haftayı
3’er puanla kapattılar.
Önümüzdeki hafta Ziraat-Tokat maçı Çarşamba, diğerleri
Cumartesi günü oynanacak.
Bu arada Yeşilyurt ve İller Bankası Bayan takımları
CEV kupası ikinci tur grup
karşılaşmaları için, Avusturya ve Hırvatistan’a gidecekler.
İki ekibimize de başarılar dilerim.
Haftaya tekrar birlikte olmak dileğiyle, hoşça kalın.
A L E
V A N
A K Ö K