FİLENİN SULTANLARI KEYİF VERİYOR

 

 

Geçen hafta bayanlarımızın Dünya Kupası’nda Küba’yı devirişinden söz etmiştim. O günden bu yana takımımız önce Çin, sonra Dominik Cumhuriyeti ile oynadı ve ilk bölümü bitirdi. Seyahat ile geçen bir günlük aradan sonra diğer grubun ekiplerinden Japonya, Amerika ve İtalya ile karşılaştı. Sonunda bu zorlu turu 3 yenilgi ile kapattı. Şimdi önümüzde kazanabileceğimiz Mısır, Arjantin ve Kore karşılaşmaları var. İşler beklediğimiz gibi giderse ilk kez katılmamıza karşın çok güzel bir Dünya Kupası yaşamış olacağız 

 

Gelin geride kalan maçlarımızı kısaca hatırlayalım;

Önce Çin karşısına çıktık. Rusya da izlediğim ve çok beğendiğim (Boris Yeltsin Turnuvası’nda Rusya-Çin maçını seyretmiş ve bu maçla ilgili görüşlerimi daha önce  yazmıştım) Çin karşısında tek dileğim takımımızın iyi mücadele etmesiydi. Çünkü eski yıllara oranla boyu uzayan, tekniği ile süratini birleştiren, bu turnuvanın favorisi olduğuna inandığım Çin’ in, blok ve defansımızı dağıtabileceği endişesini taşıyordum. Nitekim ilk set bittiğinde korkularım iyice artmıştı. Ama Filenin Sultanları kendilerini çabuk toparlayarak Çin’ e kafa tutmaya başladı. Cesaretli, güler yüzlü ve oynadığı oyundan keyif alan bayanlarımız servisleriyle rakibin hızını kesip, blok ve hücumda da isteneni yapınca seti koparmayı başardı.      

Güçlü rakip karşısında alınan setin morali, maça ortak olmamızı sağladı. Gerçi ikinci seti 21-25 verdik ama direncimizi kaybetmedik. 4. sette daha da iyi oynadık. İlk teknik molaya 8-5, ikincisine 16-13 önde girdik. !7-17 de ise yakalandık. Sonra 19-17 yaptık. Ancak yaptığımız ikili değişiklik tutmayınca sayılar 19-20 oldu ve servis hatası, ölmeyen toplar derken seti 21-25 maçı da 3-1 kaybettik.

Bu yenilgiye karşın Sultanların ortaya koyduğu mücadeleyi beğendik. Gelecek maçlar için umutlarımızı artırdık. Gerçekten de bir gün sonra adeta Dominik Cumhuriyeti’ ne patladık. Müthiş bir oyunla Pan Amerikan Oyunlarının birincisi bu ekibi net bir skorla 3-0 yendik.

Gerçi iyi oynamanın getirdiği güven zaman zaman işimizi zorlaştırsa da sonuçta istediğimizi elde ettik. Ne var ki bu güzel galibiyetten çıkarılması gereken dersler de vardı. İlk seti 14-11’ e kadar önde getiren ekibimizin başlayan servise karşı manşet hataları ve ölmeyen topları  bizi endişeye itti. 18-21’ de Neslihan öldürdü: 19-21, Onlar sayıyı kazandı: 19-22, Neslihan’ dan bir sayı daha: 20-22. Ardından Neslihan servise geldi. Smaç servisten 2 direkt sayı: 22-22. Neslihan’ ın 3. etkili servisi topu oyuna sokmakta zorlandılar ve ikili bloğumuz: 23-22. Yine iyi servisimizi oyuna zor soktular, ardından da avuta vurdular: 24-22. Ve perdeyi Neslihan’ ın direkt sayı getiren 5. servisi  kapattı: 25-22. (Bu olaydan sonra Neslihan’ ın her servise gelişinde  seyirci tempo tutarak onu destekledi. O’ ndan yeni sayılar beklediğini alkışlarıyla göstermesi çok hoştu)  Ama hoş olmayan, 14-11 önde götürdüğümüz sette 19-22 geriye düşmemizdi. Ya Neslihan son sayılara girildiği bu bölümde topu üst üste öldüremeseydi? İstikrarlı 5 servisi atamasaydı ve seti rakibimize hediye etmiş olsaydık. Yazık değil miydi?. Önde olduğumuz seti rahatlayarak riske etmek aklımızı başımıza getirmemiş olmalı ki süper oynadığımız ve rakibi dağıttığımız 2. sette, 24-13’ de tekrar durup rakibi beklemeye başladık ve bir anda 24-18 oldu. (Üst üste 5 sayı verdik) Bir sayıya ihtiyacımız olması sorun yaşamadan çözüldü: 25-18.

Ayni beklemeyi bir kez daha son sette yaptık. 13-6 öndeyiz. 15-13 oldu. (2 sayı aldık, 7 sayı verdik) tekrar atak yaptık: 18-13. Ardından 18-17 oldu.  Tam sıkıştık derken yine arayı açtık, 23-19, 24-20. (Bu arada onlarında yaptıkları hatalarla bize yardım ettiğini söylememiz gerekiyor)

Bu sırada Reşat Seda’ aldı. Neslihan servisi kaçırdı: 24-21. Ve Pelin ile değişti. Servisi karşıladık. Pelin 4’ deki Seda’ ya ama 3 metre üstüne iyi olmayan bir pas attı, Bu zor topu Seda dışarı vurdu: 24-22. Hemen ikili değişiklik geldi. Bu arada Esra’ dan  servise manşet hatası: 24-23. Yüreğimizin ağzımıza geldiği anlarda alınan sayı, seti de maçı da getirdi de derin bir nefes aldık. 3-0 kazanmak tabii ki çok güzel oldu. Çok iyi oynadığımız anlarda ortaya çıkan bu bekleme inşallah alışkanlık haline dönüşmez diye düşünüyorduk ki diğer karşılaşmalarda da yaşamak zorunda kaldık. Aslında bunun en büyük nedeni de yedek oyuncu eksikliğimiz. Alışık olmadığı bir şekilde bu kadar üst üste maç oynayan bir takımın yorulması da çok doğal.

 

Neyse gelelim kabus maçımıza;

3. turun ilk mücadelesini Japonya ile yaptık. 10 bin seyircinin desteklediği ev sahibi karşısında büyük bir hayal kırıklığı yaşadık. Turnuvanın en kötü oyununu oynayarak  adeta dağıldık. Çok süratli bir voleybol oynayan rakibimiz önünde oyuncularımız sanki sahaya onları seyretmek için çıkmıştı. Ne psikolojik, ne de taktik olarak bu maça hiç hazırlanmamıştık.

Evet Japonya bize çok ters gelen bir voleybol oynuyordu, bunu iyi biliyorduk ama en azından ortaya taktiksel anlamda bir şeyler koyabilir, rakibimizin hızlı oyununu durduracak çabaların içine girebilirdik. Ne yazık ki bunların hiç birini yapamadık.

Düşünün karşınızda 1.59’ luk bir pasör oynuyor ve siz onun bu fizik eksikliğinden hiç  yararlanamıyorsunuz. Öndeyken O’ nun filenin üstüne zor çıkan ellerinin üzerinden hücum yapamıyorsunuz. Arkaya döndüğünde takımını süratli oynatmaması için üstüne atak yapamıyorsunuz. Böyle bir şey olur mu? Üstelik de biz Rusya’ da Boris Yeltsin Turnuvası’ nda bu takıma karşı oynadık, başka ekiplerle oynadığı 4 maçı izledik. Buna karşın taktik olarak hiç bir şey yapamadık. Peki ne yapmalıydık? En basitinden 1.59’luk pasör öne geldiğinde sürekli yüksek toplarla çapraz hücumlar yapan Natalia 2 tur O’ nun önüne getirmek yerine, yatık toplarla atak yapmayı ve paralele vurmayı seven Esra’ pozisyon çevirerek getirebilirdik. Ortadan ataklarda tekli blok olacağı için rahat sayılar üretebildik. Arkaya döndüğünde sürekli köşelerden ve ortadan onun üstüne oynayıp, topla buluşmasını sağlayabilir, bunun sonucunda da pasları başkası atmak zorunda kalacağı için, hızlı voleyboldan uzaklaştırabilirdik. Ayni zamanda ortayı az kullanabilecekleri için onları yüksek toplarla 4’ den oynamak zorunda bırakabilir, buradan vurdukları topları da bloklarla durdurup, defansımızla toplardık. Karşılaşmanın kilit oyuncusu için bir taktiksel hazırlık yapmayan takımımızın kazanması da olanaksızdı. Seyirci desteğini arkasına alan Japonya çok istekliydi. Bizi yine yenebilirdi ama ilk set dışında hiç bir maçta bu kadar dağılmamıştık. İşte beni üzen bu dağınıklığı yok edecek taktiksel ve psikolojik hazırlık yapamamamızdı. Servis atamadık, manşetlerde aksadık. Hücumda zor top öldürdük, defans yapamadık. Bunların hepsi oyun içinde yaşanan olaylar ama çaresiz kalmak bize asla yakışmadı. 

Devlerin sahne aldığı Dünya Kupası’ nda Filenin Sultanları’ nın oynadığı oyun beni her zaman çok keyiflendirdi ve gururlandırdı. Japonya karşılaşmasından sonra da gerçek oyunumuza dönerek yine onlarla sevindik, onlarla üzüldük. Aslında her uzun soluklu turnuvada, her takım bir kez böylesine kötü oynar. Bize de Japonya maçı geldi. Hepsi bu, diyerek noktayı koyalım.

 

AMERİKA’YI KAÇIRDIK

 

Bizi yaralayan bu maçtan sonra Amerika karşısına çıktık. Maçın genelinde iyi bir mücadele ortaya koyduk. Yani bayanlarımız tekrar tempolu ve istekli oyununa dönmüştü. Seyredemeyenler için  kısaca özetleyeyim.

Başa baş bir mücadeleyle 19-19’ a kadar kopma olmadı. Ancak Bahar’ ın servisini sayıya dönüştüren Amerika karşısında bir hücum, hemen arkasından bir manşet hatası yapınca 19-22 geriye düştük. Atılan servisi sayıya dönüştürmeyi başardık: 20-22. Bu sayıda antrenörümüz Reşat, ön pozisyonda Esra-Seda değişikliğini yaptı. Natalianın etkili servisini atağa dönüştüremediler. Dönen topu 2’ den Neslihan’ ın öldürmesi zor olmadı: 21-22. Natalia’ dan yine iyi bir servis, dönen top Özlem ile sayı getirdi: 22-22. Natalianın bir etkili servisi daha ve bu kez ikili bloğumuz var: 23-22. Natalia’dan  4. servis, bu kez top bloktan yansıdı Neslihan 2’ den vurdu, bir sayı daha: 24-22. Bu kez servisi çevirdiler: 24-23.  Attıkları etkili servisi oyuna sokmakta zorlandık. Bahar’ın fileye yakın pasını, Neslihan sayıya dönüştüremedi. Bloktan seken topu Phıpps öldürdü: 24-24. Eyvah avantajı kullanamadık set gidiyor derken, Neslihan bu kez sayıyı getirdi: 25-24. Servisi Özlem attı. Yaptıkları hücumu bloktan yansıttık ama öldüremedik. Top gitti-geldi derken bu uzun ralliye noktayı bloğumuz koydu: 26-24.

Böylesine tecrübeli ve bir çok başarılara imza atmış Amerika’ dan başa baş, dişe diş bir mücadeleden sonra seti koparmak tabii ki keyfimizi ikiye katladı.

İkinci sette de değişen bir şey yoktu. İyi oynuyorduk ama Gülden’ in servise karşı manşetlerinin Bahar’ ı zorlanması, Esra’ nın vurduğu topların ya bloklarda kalması, ya da bloktan yansıyıp hücuma dönüşmesi, hele onların orta oyuncularının, özellikle de Bownnın, Esra’ nın bloğunun zayıflığını iyi değerlendirerek tek ayak vuruşlarla kolay aşması işimizi zorlaştırıyordu. Ne var ki rakibimizin  bloklarla Neslihan ve Natalia kilitleme çabalarına karşın, Aysun’ un çok iyi oyunu sayesinde 18-19’ a kadar başa baş mücadele sürdü. Bir ara hatalarımızdan yararlanan Amerika 18-22 öne geçti. Seti bırakmadık. 21-22 yaptık. Ancak etkili servisleri bizi 4’ den Natalia ile yüksek toplarla oynamak zorunda bırakınca seti kopardılar: 22-25.

Seti kaybettik ama moralimizi yitirmedik. İyi oyunumuza devam ettik. Gerçi ilk teknik molayı 5-8 geçtiler. 9-9’ da yakaladık ve ikinci teknik molaya bu kez biz 16-13 önde girdik. Sonra sayıları 18-14. 18-15’ de ikili oyuncu değişikliğine gittiler. Öne 2.01’ lik Haneef’ i arkaya da ikinci pasörü aldılar. Böyle olunca hücumda zorlanmaya başladık. Bu arada Aysun’ un kaçan servisine bir de Neslihan’ ın filede kalan plasesi eklenince sayılar 19-20 oldu. Oyunu bırakmadık. 23-23’ e kadar getirdik. Bu arada Neslihan’ ın 2’ den hücumuyla set sayısı servisi atma şansını yakaladık: 24-23. Neslihan’ ın servisini atağa dönüştürdüler ama blokta kestik. Tekrar hücum şansı yakaladılarsa da kötü vurdular ve top avuta yönlendi. Ancak dışarı giden bu top son anda Neslihan’ a değdi: 25-23. Ve alacağımız seti böylece kaçırdık. 24-24’ de servisi kullandılar, topu oyuna soktuk Aysun 2’ den vurdu bloktan döndü, Bahar tekrar Aysun’ a attı, ikili blokta kaldık: 24-25. Bu kez onlar set için servis attılar. Bahar yine Aysun’ u 2’ ye döndürdü, O’ nun vuruşunu bloktan sektirdiler ama onların atağı bu kez Seda’ nın bloğundan yansıdı, çıkan topu Bahar bir kez daha Aysun’ a yolladı. İkili blok, sayı ve 24-26 set gitti. Bahar’ ın üst üste 4 topu da Aysun’ a atması büyük hataydı. Bu tercih bize sete patlarken, o ana kadar çok başarılı bir oyun ortaya koyan Aysun’ u da yıprattı.

4. sette Amerika Natalia ve Neslihan’ ı kilitleyebilmek için taktik servisler atarken, blokları da onların üstüne kurmaya çalıştı. Ne var ki 3. setin sonunda sıkıntılar yaşayan Aysun’ un, moralsizliği üstünden çabuk atıp, tekrar çabuk hücumlarla sayılar bulmasının yanı sıra blokta da başarılı olması, oyunun kontrolünün rakibimize geçmesini engelledi. Bu da bizim ikinci teknik molaya 16-14 önde girmemizi sağladı. Sonra da sayılar 20-17 oldu. Natalia ve Neslihan’ ın da Aysun’ a katılmasıyla seti 25-22 alarak maçı uzattık: 2-2.

5. sete tecrübesini konuşturan, kadrosu daha zengin Amerika iyi başladı. Etkili servisleri, işimizi zora sokan blokları, bir anda 1-4 geriye düşmemize yol açtı. Maçı bırakmadık. Saha değişimine 6-8 geride girdik. Bu arada üst üste iki blok sayıları eşitledi: 8-8. Servisimizi çevirip sayıya dönüştürdüler. 8-9. Bu kez biz servisi çevirdik ama Natalia 2’ den avuta vurdu: 8-10. Servisi attılar Natalia yine öldüremedi. Bu fırsatı kaçırmadılar: 8-11. Bahar manşetten gelen topu bir kez daha Nataliaya attı. Bloktan yansıyan topu hücuma soktular: 8-12. Bu kez Neslihan blokta kaldı: 8-13. Artık yapacak bir şey kalmadı. Pasörümüz Bahar’ ın 3. sette  üst üste 4 top Aysun’ a attığı gibi 5. sette bu kez Nataliadaki ısrarı bize pahalıya patladı ve seti 10-15 vererek kazanmaya çok yakın olduğumuz maçı Amerika’ ya kaptırmış olduk.

 

İLK SETİ ALDIK AMA SONUNU GETİREMEDİK

 

Zorlu rakiplerle oynadığımız Sapporo etabının son karşılaşmasını İtalya ile oynadık. Kablolu yayının kesilmesi nedeniyle maçı izleyemedim. Küçük televizyonun anteni de yeterli olmadığı için çok kötü bir görüntü yüzünden ancak radyodan dinler gibi karşılaşmayı takip etmeye çalıştım. Yayını anlatan arkadaşlarımızdan duyabildiğim kadarıyla ilk seti iyi oynayarak 25-20 gibi güzel farkla kazandık. Ancak sonra işler tersine döndü. Seti almamıza karşın, İtalya’ bir türlü oyuncularımızın gözlerine kestirememesi, üst üste gelen maçların yorgunluğu tempomuzun düşmesine yol açtı. Gerçi yine de zaman zaman direndik. Hatta bir ara 16-16’ da sayıları eşitledik ama etkili servisleri, blokları ve dönen topları sayıya kolay dönüştürmeleri sonucunda üst üste 7 sayı verdik. Sette 18-25 bitti.

3. sete yine kötü başladık: 4-8, sonra 5-10 oldu. Bir ara toparlandık aradaki sayı farkını 2’ ye düşündük: 9-11. Ama 12-14’ den sonra yine hatalar yaptık ve 12-16 oldu. İtalya gibi tecrübeli takımın bu 4 sayılık farkı koruması zor olmadı: 21-25.

Son seti hiç izleyemedim. 20-25 vererek maçı 3-1 kaybetmişiz.

Bu hayal meyal izleyebildiğim maçın bence en anlamlı anı (Yine anlatan arkadaşlarımızın söylediğine göre) antrenörümüz Reşat Yazıcıoğullarının Saat: 9’u 5  geçe mola alarak teknik kadromuzun, oyuncularımızın kısa bir sürede olsa Atamıza saygı duruşu yapmalarıydı.

Ülkemizde Atamızı andığımız dakikalarda, Çağdaş Türk Kızları’ nın Japonya’ da İtalya ile Dünya Kupası’ nda mücadele ediyor olması, O’ nun izinden gidenler için ne kadar gurur verici bir olaydı.

Böylece takımımız en zorlu virajı, 3 yenilgi ama toplam 3 set alarak, puan sıralamasında 8. sırada tamamladı.

Şimdi iki gün ara var. Sonra yeneceğimiz Mısır ve Arjantin maçlarımız geliyor. Son olarak da Kore ile oynayacağız. Eğer sakatlık, hastalık gibi şansızlıklar yaşamazsak alacağımız bu 3 galibiyetle 7. sırada kendimize yer bulabiliriz. Ne güzel olur değil mi?

 

ZİRAAT ELENDİ

 

CEV Kupası ikinci tur grup mücadelesinde Ziraat Bankası başarılı olamadı ve elendi. Novisad’ da oynanan grupta takımımız ilk gün Ozelnieki Poliurs’u (Latviya) 3-0 yendi. (25-23, 26-24, 25-21). İkinci gün ev sahibi Vojvodina Novolin’ e 3-0 yenildi. (27-29, 18-25, 22-25). Son gün de Quadriga Salzburg (Avusturya) ekibini 3-0 ile geçti (25-13, 25-14, 25-18) ama bu tek yenilgi takımımızı grup ikinciliğine itince Avrupa Kupası’ na veda etmek zorunda kaldı.

 

LİG DE HEYECAN YÜKSELİYOR

 

Hızlı tempoda giden Türkiye Erkekler 1. Ligi’ nde takımlar forma girmeye başlayınca  heyecanda arttı. Özellikle denk güçteki ekiplerin mücadelesini izlemek keyif veriyor.   

Hafta salı günü Ziraat Bankası-İstanbul B. Belediyesi maçıyla açıldı. İlginç bir karşılaşma olmuş. Zaman zaman tansiyonun yükseldiği, didişmelerin yaşandığı maçı Ankara takımı 3-2 lehine çevirmiş.

Çarşamba günü İstanbul’ da önce Galatasaray ile Arkas S. Joseph kozlarını paylaştı. Güzel bir karşılaşma oldu. Yabancısız ve gençlerden oluşan kadrosuyla Sarı-Kırmızılılar ilk seti almayı başardılar. Ancak uzun bir takım olan Arkas, daha sonra oyunun kontrolünü eline geçirerek mücadeleden 3-1 galip çıktı. İzmir takımının iyi bir kadrosu var. Ancak geçen yıl olduğu gibi bu sezonda manşet sıkıntısı yaşanıyor. Robert-Ante-libero Umut üçlüsü zaman zaman sıkışıyorlar. Manşet geldiği anlarda hücumda kolay sayı üretmeleri artıları.

Günün ikinci maçında Fenerbahçe, son iki set çok zorlandığı SSK engelini 3-0’ la aştı. Müsabakaya çok iyi başlayan Sarı-Lacivertliler, Ankara ekibini oyuna bile sokmadan seti 25-13 aldı.

İkinci sete bu kez iyi başlayan SSK oldu. 17-20’ ye kadar da hep önde geldi. Fener yakaladı: 20-20. SSK sayı farkını yine ikiye çıkardı: 20-22. Sarı-Lacivertliler rakibini bir kez daha yakaladığı gibi bir sayı da öne geçti:23-22. Ankara ekibinin ölen bir topu, ardından Engin’ in Gürsel’ e tekli bloğuyla sayılar 23-24 oldu. SSK bu avantajı kullanamadı ve set 26-24 Fener’ in oldu.

3. sete yine iyi başlayan Ankara takımıydı. Sarı-Lacivertlilerin kaçan servislerini ve hücum hatalarını iyi değerlendiren SSK, ilk teknik molaya 4-8 girdi. Sonra da sayılar 5-10 oldu. Bu kez Sigorta’ nın başlayan hücum hataları eşitliği getirdi: 10-10. Başa baş giden setin son sayılarına SSK 22-24’ lük avantajla girdi. Servisi çeviren Fenerbahçe Gökhan ile sayı buldu: 23-24. Rıdvan’ ın servisi, manşetten çıktı, pas 4’ deki Kotov’ a, O Gökhan’ ın tekli bloğunda kaldı.: 24-24. Rıdvan’ ın ikinci servisi, Kotov’ un hücumu ölmedi ama top SSK’ da kaldı.  Fatih geri atakta çizgiye bastı: 25-24. Servis yine Rıdvan’ dan, Fatih bir kez daha öldüremedi, bu arada libero sakatlanarak yerde kaldı. Hakem oyunu durdurmadı, bir plase ve ölen top, seti 26-24, maçı da 3-0 Sarı-Lacivertlilere getirdi ama  hakemin oyunu durdurmaması ortalığı karıştırdı. İtirazlar sonuç vermedi. Ancak maçın hakemi Selahattin Aydın gerçekten kötü bir yönetim gösterdi. Yanlış kararlar verdi. Yardımcı hakemin işaretlerini dikkate almadı, çizgi kararlarını bozdu. Bana göre de sonuçta etkili oldu.

Günün zorlu geçmesi beklenen diğer karşılaşmalarında ise, Halk Bankası, Tokat’ ı,  Bursa Emniyet, Polis Akademisi’ ni ayni sonuçla 3-1 yendi. Arçelik, Arkas ile birlikte günü deplasman galibiyetiyle kapatan ekipti.

Pazar’ a damgasını vuran 3 maç vardı. Çarşamba günü Polis Akademisi’ ni deviren Bursa Emniyet, İstanbul’ da bu kez İstanbul B. Belediyesi’ ni 3-1 yenmeyi başardı. Ankara’ da Ziraat Bankası karşısında iyi oyununun semeresini alamayan İstanbul Belediyesi ilk sete çok hırslı başladı ve Bursa’nın manşet ve hücum hatalarından yararlanarak sonuca gitti: 25-16.

İkinci sette roller değişti. Etkili servis atıp, Belediye’ nin manşetini ve hücumunu bozan Emniyet, Nikolai’ yi de bloklarla kilitleyince seti 15-21 kazanarak skora dengeyi getirdi.

1-1’ den sonra iki takımda sonucu değiştirebilmek için büyük bir uğraş içine girdi. Çok güzel, heyecanı yüksek bir set izledik. Başa baş mücadeleden 23-25 galip çıkan Bursa, bu moralle 4. sete de ağırlığını koymakta gecikmedi. Böylece seti 19-25, maçı da 1-3 kazandı.

Güne damgasını vuran bir karşılaşma da Arçelik ile Fenerbahçe arasında oynandı.

Bu maçın  en ilginç tarafı, Gökhan, Barış ve Burak’ ın, yılarca formasını giydikleri Arçelik’ e karşı oynamasıydı.

Bu 3 oyuncu nasıl oynayacaktı ?. Yıllarca Arçelik de omuz omuza mücadele etmiş, şampiyonlukları birlikte kutlamış genç oyuncular, idolleri olan ağabeyleri karşısında nasıl bir performans sergileyeceklerdi.? Herkes bu iki sorunun yanıtını merak ediyordu. Karşılaşma işte bu atmosferde başladı. Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’ ın da izlediği maça iyi giren tecrübeli oyunculardan kurulu Sarı-Lacivertliler oldu. Setin başlarında Arçelikli oyuncular üstlerindeki psikolojik baskıdan bir türlü kurtulamadılar. Bunun sonucunda da yapılan hatalar, kaybedilen sayılar 12-18’ e kadar sürdü. 6 sayılık farkın kapanması zor görünüyordu. Ama  mücadeleyi bırakmayan Kırmızı-Beyazlılar, yavaş yavaş topladıkları sayılarla 23-23’ de rakiplerini yakaladılar. Bu eşitlikten sonra, iki takımın da seti kazanma çabası çok güzel bir müsabakanın ortaya çıkmasına yol açtı. Sonunda daha az hata yapmayı başaran Arçelik seti 28-26 aldı.

Kazanacakları seti kaybetmenin hırsıyla Fenerbahçe ikinci sete daha dikkatli başladı. 8-7’ den sonra oyuna ağırlığını koyarak 12-18 öne geçti. İlk sette olduğu gibi bu sayıdan itibaren Arçelik yine dengeyi sağladı. Vladimir’ in etkili smaç servislerini oyuna sokmakta zorlanan, bu nedenle de top öldüremeyen Fenerbahçe, özellikle Volkan’ ın sayılarıyla yine  yakalandı. Kıran kırana mücadele 25-25’ e kadar sürdü. Vladimir avuta vurunca avantaj Fener’ e geçti: 25-26. İvanın kötü manşeti, Orhan’ ın blokta kalan hücumu seti 25-27 Sarı-Lacivetli takıma getirdi.

Üçüncü sette de büyük çekişme sürdü. Fenerbahçe  20-22’ ye kadar hep önde geldi. Ancak oyundan kopmayan Arçelik, rakibin ataklarının sayıya dönüşmemesini iyi değerlendirerek seti 25-22 kazanmayı başardı.

Son sayılara kadar hep geriden gelen ama sonradan yaptıkları ataklarla iki seti de çevirmeyi  bilen Arçelik, bunun moraliyle  4. seti de 25-21 alarak maçı 3-1 kazandı.

Bu sonuçla Arçelik, Erdemirspor’ dan sonra şampiyonluk yarışının iddialı bir başka ekibi Fenerbahçe’ yi de yenmenin mutluluğunu yaşarken, Sarı-Lacivertlileri hedefe giden yolda ciddi bir yara almanın sıkıntı bastı.

Pazar gününün bir ilginç sonucu da İzmir’ de yaşandı. Arkas S. Joseph, SSK engelini zor da olsa 3-2 ile geçerek üçüncü galibiyetini elde etti.

Bu haftada yazımın sonuna geldim.

Hepinize bol voleybol dolu günler dilerim.

Hoşça kalın.

 

 

A   L   E   V      A   N   A   K   Ö   K