YOĞUN GÜNLER!!!
Bahar gelince
Tabiat Ana ile birlikte insanlarda da
bir canlanma başlar. Özellikle hareketlenme gençlerde daha çok göze
çarpar. Bizim gibi yaşı ilerlemiş olanların bile gençler kadar olmasa da kan
dolaşımı hızlanır.
Herkesin
içinin kıpırdadığı bu günlerde, bana aksi olur. Güneşin sıcak yüzünü
göstermesiyle birlikte üstüme bir miskinlik çöker. Kediler gibi bir tarafa
kıvrılıp güneşin tadını çıkarmak isterim. İşte
bugün de böyleyim. Voleybolun hızlı trafiğine karşın miskinlikten kendimi
kurtaramıyorum. Yani yazı yazmak hiç içimden gelmiyor. Bilgisayar bana, ben
bilgisayara bakıp duruyorum ama bir
türlü toparlanamıyorum. Halbuki bu hafta Salı, Çarşamba, Cuma, Cumartesi ve
Pazar toplam 25 maç oynandı. Ben bunlardan altısının tamamını, iki
karşılaşmanın yarısını izledim. Cuma günkü TRT’nin verdiği Ziraat Bankası-Fenerbahçe
mücadelesini de seyrettim. Buna karşın kendimi yazıya bir türlü
odaklıyamıyorum. Onun için bu hafta sizlere yansıtacak fazla bir şeyim de
olmayacak.
Anlaşılan kısa
bir yazıyla işi geçiştirmeye çalışacağım. Her halde tatil hayalleri kurmak bana
daha cazip geliyor.
Aslında önümdeki
programa baktığımda bırakın tatil hayali kurmayı, başımızı kaşıyacak vakit bile
bulmakta zorlanacağımıza eminim.
Erkekler Ligi’nin
sonuna hızla yaklaştık. 1 Nisan da son
müsabakalar oynanacak ve hemen ardından yani
4 gün sonra 4’lü Finallerin ilk etabı için takımlar karşı karışa
gelecekler. Bir hafta sonra da 13-14-15 Nisan da ikinci etabı oynayacaklar.
Ardından Ulusal Takımın maçları başlayacak.
Bu arada
bayanlar ligi 14 Nisan da sona erecek
Ulusal Takım Rusya da 2. Boris Yeltsin Turnuvasına katılacak, dönüşte de
bayanların 4’ lü Final Grubu karşılaşmaları yapılacak.
Sonra Ulusal
maçlar ve turnuvalar. Bunlar büyüklerin müsabakaları. Bu arada genç, yıldız ve
küçükler grup, yarı final maçları, Avrupa Grup Elemeleri, Türkiye ve Balkan
Şampiyonaları derken yaz ayları ve Eylül, tüm voleybol camiası için bir
koşuşturmayla geçecek. Bu yoğunluk içinde nerelere gideceğim, hangi maçları
izleyeceğim inanın bilemiyorum. Ama voleybol hastalığı yine bir çok yere beni
mutlaka sürükleyecek.
Önce erkekler
4’ lü Finalleri için Adana ve Gaziantep, sonra Rusya, hemen ardından Dalaman
ile Antalya yolları ilk etapta görünüyor. Erkek Ulusal Takımımızın Avrupa Ligi
müsabakaları için bakalım hangi şehirlere uzanacağım. Bu arada Yalova ve
Kütahya’ daki Balkan Şampiyonaları, Türkiye Genç, Yıldız, Küçükler
Şampiyonaları da izlemek istediğim organizasyonlar. Sonunda da Ankara’daki
Grand Prix maçları.
Görünen o ki,
ancak şimdiden hayalini kurduğum tatil fırsatını Ağustos ayının bir
bölümünde
yakalama şansım
olacak. Bu arada ne yapıp edip bir türlü gidemediğim “Epirden Beach Volley” lerden birine kendimi davet ettireceğim. Çünkü
bu kez de gidemezsem Hasan ile neredeyse
dostluğumuz bitecek. Işte tüm bunlara, Güneş’in içimi ısıtan sıcaklığı da
eklenince kafamın karışmasından, bedenimi saran miskinlikten daha doğal ne
olabilir ki?
Neyse biz yine
de bu hafta oynanan maçların kısa özetlerine gelelim;
Salı günü önce
Beşiktaş-Telekom maçını izledim. Güzel bir mücadele oldu. İki takımında
güçlerinin birbirine yakın olması, topun çok gidip gelmesi, heyecanı hep ayakta
tuttu. Gerek Siyah-Beyazlılar, gerekse Ankara ekibi tüm karşılaşma boyunca
servise yüklendiler. Bu nedenle toplar genelde pasörleri zorlayan yerlere
çıktı. Böyle olunca da yumuşak hücumlar defansların işini kolaylaştırdı. Rallilerin
uzamasına yol açtı. Seyirci keyiflendi. Set skorları da bunun en güzel
göstergesi. ( 26-24, 24-26, 26-24 ve 25-21) Ama bu renkli mücadelenin kaliteli olduğunu söylemek çok zor. Çünkü
oyuncular çok hata yaptılar. Hele setin sonlarına doğru hata oranı daha da
yükseldi. Örneğin ilk setin bitiş sayılarında yani 24-24’ de Nuray servis
kaçırdı: 25-24, ardından Didem' in hücumu Beşiktaş bloğundan döndü, ikinci
atakta Niemczyk filenin göbeğine vurdu: 26-24.
İkinci sette
sayılar yine 24-24. Güzin servis attı. Çıkan topu Julia ortadan fileye vurdu:
24-25. Güzin' in ikinci servisini Siyah-Beyazlılar oyuna soktular, Dos Santos' un
öldü denen topu çıktı ama Telekomlu oyuncular güçlükle içeri attılar. Brezilyalı
oyuncunun atağı bu kez blokta kaldı.
3. Set
Beşiktaş' ın hücumu sayı oldu: 24-23. Emel servisi kaçırdı: 24-24. Ama Ankara
takımından iki basit hata set 26-24 bitti. Bu karşılaşmayı kazanmayı başaran ev
sahibi böylece final grubu şansını sürdürmüş oldu.
Günün ikinci
maçında kadrosu daha iyi olan Şişli, evinde oynamanında avantajını iyi
değerlendirerek Kolejliler' i 3-1 yenmeyi başardı ve rakibinin puan
sıralamasında kendini yakalamasına fırsat vermedi.
Çarşamba günü
sahneye erkekler çıktı.
Fenerbahçe,
genç rakibi Çankaya Belediyesi' ni zorlanmadan yendi. Karşılaşma için
söylenecek fazla bir şey yok. Çünkü iki takım arasında güç dengesi çok farklı.
İkinci maçta
Galatasaray ile Arçelik kozlarını paylaştı. Mücadelenin genelinde Sarı-Kırmızılı ekip Arçelik' e oranda daha
iyi oynadı. Tüm oyuncular karşılaşmayı kazanmak için çaba harcarken, Kırmızı-Beyazlılar
durgun ve isteksizdi. Böyle olunca da maçı doğal olarak Galatasaray kazandı.
Maçta göze batanlara gelince; İki ekip de servise çok asıldı. Bu nedenle çok
kaçtı. Ayrıca ikisinde de blok sorunu vardı. Pasörler iyi pas attığında
smaçörlerin vurduğu topların çoğu öldü. Bu arada Arçelik pasörü Arslan' ın
smaçör tercihleri yanlıştı. Köşelere attığı toplar fileye yakındı. Bu
smaçörleri çok zorladı. Sarı-Kırmızılı takımın pasörü Ulaş bu konuda rakibine
oranla daha iyi bir performans çizdi. Bunda tabii ki libero Vefa' nın ve Can' ın
manşetlerinin iyi olmasının da etkisi
vardı. Ayrıca Can, maçın alınmasındaki en etkili oyuncuydu. Sonuçta hak eden
kazandı.
Cuma günü TRT'
den Ziraat Bankası-Fenerbahçe maçını izledim. Ankara takımının daha iyi
oynadığını düşünüyorum. Sonuç da zaten bunu gösteriyor. Ziraat' ın özellikle
blokları çok başarılıydı.
Cumartesi sıra
yine bayanlara geldi. Karşıyaka' nın İstanbul da Yeşilyurt' u, Dicle' nin de
son haftalarda çıkış içindeki Emlak Konut' u 3-2 yenmeleri güne damgasını
vurdu.
Burhan Felek
de Vakıfbank Güneş Sigorta-Beşiktaş karşılaşmasını izledim. Beşiktaş' ın Top
Teams Kupası' nı kazanarak gönüllerimize taht kuran ama psikolojik olarak çok
rahatlamış Sigorta' yı sıkıştıracağını düşünüyordum. Yanılmışım. Servise karşı
manşet sorununu aşamayan, bu nedenle de ataklarından sayı çıkaramayan Siyah-Beyazlılar
ancak setin sonlarında biraz rakibini sıkıştırabildi. 22-17' den sonra sayılar
bulan Beşiktaş aradaki farkı kapatmayı başardı. Ama 23-21’ de Aysun' un avuta
vurduğu topu içerde gösteren çizgi hakemine Kadir İlbeyli' nin uymasıyla
çabaları boşa gitti. Eğer karar yanlış olmasaydı sayılar 23-22 olacaktı. 24-21
oldu. Güneş de seti kopardı.
İkinci sette
sahada sadece Sigorta vardı. Oyunu istediği gibi yönlendirdi ve seti 25-18
aldı.
Son sette
hatalarını azaltan Beşiktaş oyuna asılmaya başladı. 10-10' dan sonra önce 4,
sonra da 6 sayılık farkı yakaladı: 11-17. Siyah-Beyazlı ekibin kurmayları
öndeki Arzu' yu çıkarıp Emel' i oyuna aldılar. Amaçları bloğu yükseltmekti.
Ancak Aysun topu öldürdü: 12-17. Buzayev, Ebru' yu servise alırken, Beşiktaş
Emel-Arzu değişikliğini yapmadı. Julia' yı pasör olarak kullanmayı düşündü.
Emel (4), Julia (3) Elisangela (2) 4' de toplandılar. Ebru' nun etkili servisi
Julia' nın pası 4' e ama Brezilyalı oyuncu blokta kaldı: 13-17. Ebru' nun
ikinci servisi Siyah-Beyazlılar öldüremedi, dönen topu Güneş sayıya dönüştürdü:
14-17. Beşiktaş Emel-Arzu değişikliğini yaptı. Ama bu pozisyonu Beşiktaş top
öldürüp bir türlü sayıya dönüştüremedi. Vurulan toplar ya bloklarda kaldı, ya
da Güneş' in defansından çıktı. Üst üste giden sayılarla fark kapandığı gibi
Sigorta öne de geçti: 18-17. Siyah-Beyazlılar bu kez pasör Berna' yı oyuna
alarak Arzu' yu 3. smaçör olarak devreye soktu. Ama bu da işe yaramadı: 20-17.
Sonunda Elisangela nihayet öldürmeyi başardı: 20-18. Ancak bir pozisyonda 9
sayı veren Beşiktaşlı oyuncular bu psikolojik çöküntüden sıyrılamadılar. Güneş
Sigorta seti 28-18 alarak maçtan 3-0 galip ayrıldı.
Haftanın son
günü önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Erdemirspor kozlarını paylaştı. İlk
set İstanbul güçlü rakibine çok direndi.24-24' de Ergün servisi kaçırmasa belki
de istediğini elde edecekti. Olmadı: 24-26.
İkinci setten
itibaren Ereğli ekibi oyuna ağırlığını koyunca maçın sonucu da belli oldu. Erdemir'
in pasörü arkadaşlarıyla her geçen gün daha iyi uyum sağlıyor. Bu 4' lü
finaller de onların daha iyi oynayacağının da bir işareti. Tek sıkıntıları
Yasin' in sakatlığı. Bu arada kadrolarında çok tecrübeli oyuncular var. Ancak
yaşlarının yüksek oluşu 3 gün üst üste yapılacak mücadelede yorgunluk sorununu
getirebilir.
İkinci
karşılaşmada Arçelik, Galatasaray maçının aksine az hatalı ve iyi bir oyun
ortaya koyarak (İkinci setin
başlarında Volkan' ın sakatlanarak çıkmasına karşın tempoyu düşürmedi) SSK' yı 3-0 yendi ve ilk devredeki yenilginin
de rövanşını aldı.
Evet, sonunda
bir hafta daha böylece geride kalmış oldu. Ama voleybol bitmedi. Şimdi yeni
maçlara gözlerimizi çevirdik. Bakalım yeni hafta da bizi neler bekliyor?
Tekrar
buluşmak dileğiyle hoşçakalın.
A
L E V
A N A
K Ö K