Geçen haftaki yazımda bir kötü, bir
iyi haberden söz etmiş ve iyi haberin Vakıfbank Güneş Sigorta’ nın 4’ lü Final’
deki mücadelesi ve alacağı sonuç olduğunu yazmıştım.
Gerçekten de Güneş Sigorta tüm
camiamızın beklentisine güzel bir yanıt verdi ve şampiyon olarak kupayı
kaldırdı.
Güneş’ in Bursa da parlaması doğal
olarak hepimizi çok mutlu etti. Aslında bu başarıyı bekliyordum. Çünkü gerek
Belçika takımı Tongeren’ in, gerekse iki Alman ekibinin (Her ne kadar kendi
liglerinde ilk iki sırayı paylaşsa da) Güneş Sigorta’ dan
kupayı koparacak güçte olmadıklarını düşünüyordum. Çünkü Aysun gibi, Neslihan
gibi Dünya çapında iki oyuncuyu kadrosunda bulunduran Güneş’ in, Necla’ nın ve
Tanya’ nın (Çok beğendiğimi de söyleyemem ama) katkısıyla şampiyonluğa ulaşacağına inanıyordum. Tek sıkıntım içime
sindiremediğim Buzavey’ in sistemi ve iki Dünya starımızı gerektiği kadar aktif
kullanamamasıydı. Neyse ki fazla bir
sorun yaşamadan işi çözmeyi başardık.
Bu arada camiamızın içindeki bazı
arkadaşlarımızın rakiplerimizin zayıf olduğunu ileri sürerek bu başarıyı
küçümsediği de bir gerçek. Haklı tarafları var. Gerçekten Tongeren’ de, iki
Alman takımı da kadrolarında bazı iyi oyuncular olmasına karşın üst düzeyde
ekipler değiller.
Ancak her şeye karşın bunun Avrupa’
nın bir kupası olduğu unutulmamalı. Ayrıca 4’ lü Finale kalan takımların
ülkelerinin, gelecek sezon Avrupa Şampiyonlar Ligi’ ne temsilci gönderme
hakkını elde ettikleri gerçeği de göz ardı edilmemeli. Yani bu Avrupa’ nın en
iyi organizasyonuna giden önemli bir basamak ve yol. Bu da gösteriyor ki Top Teams’ ı önemsememiz gerekiyor.
Evet dostlar. İster beğenin,
isterseniz rakipleri zayıf bulun, sonuçta Güneş Sigorta Ulusal Takımımızdan
sonra ülke gündemine voleybolu bir kez daha sokmayı başardı. Gazetelerde,
televizyonlarda, spor kamuoyunda branşımız ve kızlarımız günlerce konuşulacak.
Bu bile bizler için çok önemli. Onun için bu başarıda emeği geçen herkesi tüm
kalbimle kutluyorum ve hepsine teşekkür ediyorum.
Kazanılan bir başarının ardından
genelde pek konuşulmaz. Yaşanan güzelliklerin keyfini çıkarmanın yolları
aranır. Yani bir çok şey göz ardı edilir. Bu kez bende böyle yapmak istiyorum.
Güneş Sigorta Antrenörü Buzayev’ i sistemi yüzünden çok eleştirdim, ayni
şeyleri tekrarlamanın bir anlamı yok. Beğenmesek de, sistemini doğru bulmasak
da sonuçta bize bir Avrupa Kupası getirdi. Onun için Buzayev’ i de kutlamak ve
teşekkür etmek bizim görevimiz.
(Yanlış anlaşılmasın
yaptığım eleştirilerin hala arkasındayım. Bunun sıkıntılarını Tongeren ve Aliud
Pharma karşılaşmalarında yaşadık ama kazandığımız için göze batmadı)
Neyse, gelelim sizlerinde yakından
izlediğiniz iki maçımıza;
4’ lü Final’ in ilk günü açılışı
iki Alman takımı yaptı. Alman Ligi’ nde birinci sırada bulunan ULM Aliud
Pharma, pasörsüz yakaladığı USC Münster’ i yenerek finale yükseldi. (Sezona Alman ekibi 3 pasörle başlamış ve bunlardan ikisine de Avrupa
Lisansı çıkarmış. Ancak bu iki pasörü de kısa aralıklarla sakatlanmış. 3.
pasörlerinin de Avrupa lisansı olmadığı için Bursa’ya getirmemişler.Böyle
olunca pasörlüğe en yatkın oyuncuyu sahaya sürmek zorunda kaldılar. Bu da
hatırlayacaksınız, Ulusal Takımda her set servis atmak için oyuna alınan
Dumbler. Tabii böyle bir oyuncunun pasörlük yapması Münster’ in tüm düzenini de
alt üst etti. Yoksa kadrosunda Alman Ulusal Takımın kozlarından Bouagaa, yine
Hollanda Ulusal Takım oyuncuları
Stalens, Wensink, libero Van Tienen ve Amerikalı Slacaninli Münster bu
kadar çaresiz durumlara düşmezdi)
Bu karşılaşmadan sonra sahaya
takımız çıktı. Tabii ki yer yerinden oynadı. Seyircinin büyük desteği,
oyuncularımızın stresinin daha da artmasına yol açtı. Ancak bu olumsuzluğa
karşın maça çok iyi başladık. Yüksek tempo, Elif’ in Aysun’ u iyi kullanması,
smaçörlerin rahat hücum etmesiyle sayılar geldi ve önce 8-3, sonra da 12-7,
14-9 öne geçtik. Tongeren’ in 4 numaralı oyuncusu Mouha’ nın etkili olmayan ama
Olga ve Necla’ yı manşet hatalarına zorlayan servislerine, Lena’ nın top
öldürememesi de eklenince fark kapanmaya başladı. Bu arada bloktan yansıyan
topları 1959 doğumlu (45 yaşında) pasörleri Polonya asıllı Sliwinska, 4’ deki kendisi gibi Polonya asıllı Fransız Szewczyk’ e atmaya
başladı. Bu oyuncunun 2’ de blok yapan Tanya ile anten arasından 1-5 arasına
vurduğu toplara engel olamayınca da sayı farkı 1’ e düştü: 14-13. Ama bu krizi
çabuk aşan takımımız üst üste iki sayı alarak ikinci teknik molaya 16-13 girdi.
Bu 3 sayılık fark tekrar rahatlamamızı sağlayınca, tempomuz yükseldi. Böyle
olunca da rakibine oranla silahları daha çok olan takımımız sayıları 20-13
yaptı. Bu arada biraz sallanır gibi olduk: 20-17. Topu öldüren Neslihan servise
geldi: 21-17. Sonra set bitiverdi: 25-17.
İkinci sete de iyi girdik: 4-1.
5-3. Birden işler tersine dönmeye başladı. Atılan etkili servisler bizi
zorlarken ilk teknik molaya 7-8 girildi ve 8-8 oldu. Sonra sanki bir kabus
yaşamaya başladık. Bu arada ön pozisyonumuz Elif (2), Tanya (3), Lena (4)
şeklindeydi. Rakibin etkili servisleri Olga ve Necla’ yı zorlarken, özellikle
Lena bir türlü topu öldüremedi. Bloklardan seken topları çabuk hücuma
dönüştüren Tongeren’ in 45’ lik pasörü, ortada kalan Elif’ in 2’ deki Tanya ve
4’ deki Lena’ ya blok yardımına gidememesini de iyi değerlendirerek smaçörleri yatık
toplarla köşelerden çaprazlara hücum ettirdi. Top öldürememek, blok ve defans
yapamamak bize 6 sayıya patladı: 8-14. Sonunda Elif bir blok yaptı da hem pozisyon döndü, hem de
bir nefes aldık: 9-14. Ama servise karşı devam eden manşet sorunu, Elif’ in
fileye yakın topları, smaçörlerin ölmeyen atakları derken tekrar dağıldık:
14-25.
İkinci setin başlarında Tongeren’
in servisleri yine sıkıntılar yaratsa da, bu kez Neslihan, Aysun ve onlara ayak
uyduran Tanya’ nın katkısıyla top öldürmekte fazla zorlanmadık. Böyle olunca
da 8-7 den sonra oyunun kontrolünü
tekrar elimize geçirdik. Bu arada Necla’ nın defanstan çıkardığı toplar, Elif’
in düzelen pasları, yavaş yavaş arayı açmamızı sağladı: 12-8, 16-9, 18-10,
22-12 ve set: 25-14.
3. sette Tongeren’ in direnci
15-15’ den sonra kırıldı. 3 sayılık farkı yakalayan takımımız (20-17)
seyircinin de desteğiyle seti 25-22 alarak finale yükseldi.
Bu maçta ilgimi çeken en önemli
şey, Neslihan’ ın 3’ e geldiğinde eğer rakip smaç servis atıyorsa manşet almak
için 5’ e açılması ve Lena ile Tanya’ nın yerine giren Necla’ ya yardım
etmesiydi. (Bu pozisyonda rakipler Neslihan’ı
çözemediler. Çünkü gerek Lena’ nın, gerekse Necla’ nın manşet hataları
yapmaları onların servisleri bu ikiliye yönlendirmesini sağladı. Yoksa servisleri
Neslihan’ a yıksalardı mutlaka sorunlar yaşardık. Çünkü bu oyuncumuzun topla
buluştuktan sonra 4’ den atağa gelmesi gerekecekti. Bu da sıkıntı
yaratabilirdi. Rakibin bloklarına şans doğabilirdi. Basın toplantısında bunu
sorduğumda, “ Son maçlarda biz bunu yapıyoruz ve bir sorunla karşılaşmadık”
dediler. Ayrıca Buzayev, Neslihan’ ın manşetinin iyi olduğunu söyledi. Ancak
Güneş’ in ligdeki son iki karşılaşmasının Numune ve Kolejliler olması nedeniyle
bu yanıt beni tatmin etmedi. Daha ciddi bir rakip ile oynadıklarında bunu daha
net olarak görme fırsatımız olacak.)
Pazar günkü final mücadelesi öncesi
içimiz rahattı. Çünkü takımımızın Aliud Pharma’ yı yeneceğine inanıyorduk. Tek
sıkıntımız Ulusal Takımımızın hem Ankara da, hem de Bakü de yaşadığı “Final Sendromu”nun bir benzeri ile karşılaşıp,
karşılaşmayacağımızdı. İşte buna yanıt
veremiyorduk.
Ekibimizin mücadeleye ilk gündeki
gibi stres nedeniyle tutuk başlaması içimizi sıkmaya başladı. Kaçan servisler,
ölmeyen toplara karşın yine de ilk teknik molaya 8-7 önde girdik ve sayıları
9-7 yaptık. Ama buna rağmen işler istediğimiz gibi gitmiyordu. 8 numaralı
oyuncu Blom’ un smaç servisleri, yapılan
hatalarla önce sayılar 9-11 (4 sayı üst üste verdik) oldu. Ardından da 13-15. Yakalamak için gösterdiğimiz çaba, sonunda
semeresini verdi ve ikinci teknik molaya da 16-15 girdik. Farkı kapatmanın
moraliyle tempomuz yükseldi. Bu arada ilk karşılaşmanın 1. setinde olduğu gibi
tekrar Neslihan ortaya çıktı. Önce bir top öldürdü. Sonra da smaç servisleriyle
rakibi çökertip sayıları 22-16 yaptı. Bu avantajı sürdüren takımımız seti 25-19
aldı.
1-0 öne geçmenin moraliyle daha da
iyi oynamaya başlayan ekibimiz 6-2, 8-4 ve 10-5 öne geçti. Bir anlık durgunluk,
Almanların farkı azaltması bir şeyi değiştirmedi. Elif’ in etkili servisleri,
Tanya-Aysun ikilisinin blokları, defans ve hücumdaki başarıyla bütünleşince
ikinci teknik molaya 16-8 gibi bir farkla girdik. Ardından sayıları 20-8
yaptık. Seti de 25-15 aldık.
Artık şampiyonluğa uzanabilmek için
bir sete ihtiyacımız vardı. Pharma ise son şansını kullanmak zorundaydı. Böyle
olunca biz kaçtık onlar kovaladı: 8-4, 8-8. 12-9, 12-11. 16-12, 20-17, 20-19.
23-23 ve 23-24. “Ne oluyor? Maç riske mi giriyor?” derken, Tanya eşitliği getirdi: 24-24. Servise gelen Tanya’ nın
etkili servisini Alman takımı sayıya dönüştüremedi. Bloktan seken topu
defansımız çıkardı ve sonra Neslihan gibi bir koza sahip olmanın faydasını bir
kez daha gördük. 2’ den vurdu sayı: 25-24. Tanya’ nın ikinci servisi, ortadan
plase attılar, çıkardık. Elif Neslihan’ a attı, bloktan döndü, Elif bir kez
daha Neslihan’ a onun 5’ e plasesi: 26-24 ve 3-0.
Sonrasını anlatmaya gerek yok.
İnanılmaz bir coşku ve sevinç.
İşte bir şampiyonluğun 2 günlük
öyküsü böyle.
Çok başarılı bir organizasyon,
camiamızı mutlu eden çok güzel bir sonuç ve tekrar tebrikler 18 yıl önce, yani
1986 yılında voleybola merhaba diyen Güneş Sigorta.
O günden bu yana defalarca Avrupa
Kupaları’ nda mücadele eden, iki kez CEV Kupası’ nda 4’ lü Final oynamayı
başaran ama 1 üçüncülük, 1
dördüncülükten öteye gidemeyen takımımızın bu kez hedefi vurması hem onlar, hem
de camiamız açısından büyük önem taşıyor. Çünkü bu sonuçla Vakıfbank Güneş
Sigorta, Avrupa Kupaları’ nda 1967 yılında başlayan ve toplam 35 kez finallerde
mücadele eden takımlarımızın içinde Eczacıbaşı ile birlikte ülkemize Avrupa
Şampiyonluğu sevincini yaşatan ikinci kulübümüz oldu. Hatırlanacağı gibi
Eczacıbaşı tam 5 yıl önce (13-14 Mart 1999’ da ) yine Bursa da Kupa Galipleri Kupası’ nı kazanmıştı.
Böylece takım sporlarında Voleybol,
Avrupa Şampiyonluğu mutluluğunu ikinci kez yaşayan branş olarak tarihe geçerken
basketbol ve futbolu da geride bırakmış oldu.
Eh, daha ne olsun?
Bu haftaki yazımda bu güzel olaydan
başka bir şeye değinmek istemiyorum. Çünkü bunun keyfini yaşamak istiyorum
Hoşça ve sevgiyle kalın.
A
L E V A
N A K
Ö K