2003-2004 Voleybol Sezonu 18 Ekim Cumartesi günü Ankara’
da oynanan karşılaşmalarla başladı. Daha sonra da eski yıllarda olduğu gibi
yine hızlı bir tempoya girdi. Görünen o ki
hafta sonu-Çarşamba trafiği sezon sonuna kadar sürüp gidecek.
Başlayan ligimizde önce Pazar günü Burhan Felek Spor
Salonu’ nda oynanan 3 karşılaşmayı izledim. Sonra,
Çarşamba günü yine Burhan Felek de 2, daha sonra da Pazar günü Arçelik’in Çayırova Tesisleri’ndeki
3 lig mücadelesini seyrettim. Bu 8 maçları göz önüne aldığımda Arçelik dışında takımların henüz hazır olmaması beni
şaşırttı.
Lig maçları öncesi takımlar, özel maçlar yaptılar,
turnuvalar oynadılar. Ama hala gerçek tempolarına ulaşamadılar.(Hazırlık
turnuvalarında en hazır ekip olarak Arçelik
görülüyordu. Ama onlar da lig de oynadıkları Rize Fındıklı ve Beşiktaş karşılaşmalarında gerçi kazandılar ama iyi
oynayamadılar. Erdemirspor maçında ise adeta coştular) Aslında lig
sisteminin değişmiş olmasını göz önüne alarak tüm takımların daha iyi
hazırlanmalarını bekliyordum. Çünkü Play-Off olmadığı için kaybedilecek maçları ve puanları telafi
etmenin şansı yok. O zaman neyi bekliyorlar ki.
Sezon öncesi kadrolara bakıldığında 2-3 takım dışında
hemen hemen hepsinin güçleri birbirlerine eşit olarak
değerlendiriliyordu. Ben de bu fikirdeyim. İlerleyen haftalar da mutlaka bu güç
dengelerinin eşitliği, güzel ve kaliteli maçları getirecek. Ama biraz önce
yazdığım gibi bu ilk haftaları (Üstelik de bir aylık sıkışık yani Pazar-Çarşamba-Pazar
trafiğinde bazı ekipler 8 civarında maç oynayacaklar) iyi
değerlendirenler atı alıp Üsküdar’ı zaten geçmiş olacaklar.
Neyse, gelelim izlediğim maçlarda gözüme çarpanlara;
Sezonun İstanbul’daki açılış maçlarında önce Arçelik-Rize Fındıklı mücadelesini seyrettim. Arçelik’in hazırlık maçlarını ve turnuvalarını izlediğim
için daha çok Rize’yi merak ediyordum. Fındıklı’yı beklediğimden daha iyi
buldum. Kadroları biraz sıkıntılı olmasına karşın ortaya koydukları oyun iyi.
Özellikle pasörleri Victor Sychov’u
çok beğendim. Onun paslarını takımın gençleri çabuk çözebilirlerse Rize de maç
almak hiç kolay olmayacak. Bu arada Libero Hasan’ın da takıma katkısı büyük.
Hele seyircileri, alkışları fazlasıyla hak ediyor. Arçelik
karşılaşmasında tribünleri doldurdular. Centilmence takımlarını desteklediler,
kazananı alkışladılar. Bu onlara yakıştı. Umarım Fındıklı’daki maçlarda da
İstanbul’daki gibi centilmen ve hoş görülü bir seyirci olur. (Geçtiğimiz sezon bazı
takımlar bu konuda zaman zaman şikayet etmişlerdi.
Gerçi ben gittiğim de böyle bir şey yaşamadım ama...)
Arçelik, mücadeleden 3-1 galip çıkmayı başardı
ama daha önceden de söz ettiğim gibi hazırlık maçlarının o iyi ve tempolu Arçelik’i sahada pek yoktu. Ancak yine de kazanarak lige
iyi bir giriş yaptılar.
Pasör Arslan çok
genç olmasına rağmen takımı iyi oynatıyor. Ne var ki 20’ li
sayılardaki pas tercihleri O’nun tecrübesizliğini açıkça ortaya koyuyor. Hakan
geçen sezondan daha iyi. Volkan’ın kendine güveni gelmiş, takımın adeta
lokomotifi görüntüsünde. 3 Sırbistan Karadağlı oyuncu üst düzeyde değiller ama
uyumları iyi. Bu da oyuna olumlu yansıyor. Orhan henüz formunu yakalayamamış.
Ancak yeni transfer libero Nuri, takıma “Cuk” oturmuş.
İyi oynuyor ve özellikle defanstan çıkardığı toplarla katkı sağlıyor.
Günün ikinci maçında
Fenerbahçe, Polis Akademisi’ni 3-0 yendi. Sarı-Lacivertlilerin kadrosu
çok iyi. Ligde de iyi işler yapacaklar. Oyuncularının biraz yaşlı olması nedeniyle tam olarak forma girmeleri biraz
zaman alacak. Şimdilik tecrübeyle işi
götürüyorlar. (Çarşamba günü İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve daha
sonra Bursa Emniyet karşısında tempolu ve az hatalı oynadılar. Sanıyorum bunda
hem formlarının yükselmesi, hem de Belediye maçına başkan Aziz Yıldırım ve bir
çok yöneticinin karşılaşmayı izlemek için salona gelmelerinin yarattığı
motivasyon olmalı) Bu arada Darıusz’un çabuk
paslarına hala alışamamışlar. Özellikle Brezilyalı Luis
Franka fazlasıyla zorlanıyor. Darıusz’ un, O’ nu az kullanmasının bence başlıca nedeni de bu. Fenerbahçe’
de beni şaşırtan şey, çok manşet hataları yapmaları. Türkiye’nin servise karşı
en iyi manşet getiren 3 adamının (Barış-Gökhan-Libero Hasan) bu konuda
sıkıntı yaşamaları ilginç. Alışma dönemi desem değil. Çünkü bu üçlü ulusal
takımda yan yana çok oynadılar. Hele Barış-Gökhan ikilisi yıllardır yapışık
kardeş gibiler. (Belediye ve Bursa Emniyet maçlarında bu hatalarını azalttılar). İki orta oyuncu Gürsel ve Burak hızla
toparlanıyorlar. Gürsel’in smaç
gücü değişmiş. Darıusz ile uyumları iyi olunca
vurduğu toplardan yine ses gelmeye başladı. Barış takımın en iyisi olarak hemen
göze çarpıyor. Manşetiyle, defansıyla, ataklarıyla katkısı büyük. Ama blokları
en sıkıntılı tarafı. Gökhan ve pasör Darıusz henüz beklenen formlarını yakalayamamışlar.
Özellikle Darıusz’un blok yüksekliğinin az olması
sorun yaratıyor. Libero Hasan’ın katkısı, yedekleri iyi olması Sarı-Lacivertlileri
ilk sıraların en güçlü adaylarından biri yapıyor. Bu kadar teknik oyuncunun bir araya gelmesi, yıllar sonra
filenin lokomotifi haline gelen Fenerbahçe’nin maç kazandıkça çoğalacak taraftarlarıyla
birlikte yolu açık.
Şu anda Galatasaray, Çankaya Belediyesi ile birlikte
ligin yabancı oyuncusuz 3 takımından biri olan Polis Akademisi’ni de beğendim.
Kadroları iyi. Onlar da henüz hazır değiller ama ilerleyen zamanda iyi
olacaklar. Pasör Selçuk, Sinan, Hakan Akışık bu takımın itici güçleri. Özgür, tecrübeli Fatih,
Hakan, Mehmet ve başarılı libero Güray ile Polis
Akademisi eğer forma girmeleri ve uyumları gecikmez ise, mutlaka iyi işler
yapacaklar.
Pazar gününün son maçında Galatasaray ile Erdemirspor’u izledim. Sarı-Kırmızılı takım henüz
Brezilyalı iki oyuncusunu kadrosuna dahil edememiş. Bu nedenle gençlerden
oluşan bir altı ile mücadele ediyorlar. Ancak iyi oynuyorlar. Basit hataların
kurbanı olmasalar şampiyonluk yarışının en güçlü adaylarından olan Erdemirspor’dan set
veya setler çalabilirlerdi. İyi oldukları söylenen biri köşe, biri orta iki
Brezilyalı oyuncuları da olsaydı, Burhan Felek den ilginç bir sonuç
çıkabilirdi. Bu arada Vefa’nın tekrar 1. lige dönmesi hoş. Onu özlemiştik.
Sarı-kırmızılı takıma mutlaka büyük katkısı olacak.
Erdemirspor’a gelince;
Güçlü kadrosuna karşın çok hata yapıyorlar ve
istikrarsızlar. Çok iyi ve tekniği iyi oyuncuları var. Bu maçta Bulgar pasörün oynamaması dezavantajları oldu. Gerçi Adem de iyi pasör ama nedense bir türlü oyuna ağırlığını koyamıyor. Bu
arada pas tercihlerinde de hatalar yapıyor. Galatasaray karşısında en çok
Erkan’ı beğendim. Yine de tam hazır olduğunu söyleyemem. Gerçi diğerleri O’nun
kadar da hazır değiller ama ben her zaman formda ve az hatalı Erkan’ı izlemeyi
yeğlerim. Cengizhan’ın liberoluğa başlaması ilginç.
Aslında daha sezonun başı olmasına karşın takımların liberolarının eskiye
oranla daha iyi oynamaya başladıklarını düşünüyorum. Yıllarca ülkemizde gerçek
liberoluğun ne olduğunun anlaşılamadığını hep vurguladım durdum. Sanırım artık
bunu aşmak üzereyiz.
Çarşamba günü Beşiktaş-Arçelik,
İstanbul Büyükşehir Belediyesi-Fenerbahçe karşılaşmalarını izledim.
Arçelik kazandı ama yine iyi oynamadı. Sonradan
oyuna giren Orhan’ın etkili oyunu maçı Arçelik’e
getirdi.
Beşiktaş, Ankara’daki SSK yenilgisinden sonra bu kez de
Arçelik’e teslim olurken iki karşılaşmada da iyi
değildi. Özellikle Başkent de çok kötü oynamışlar. Gerçi Arçelik
karşısında zaman zaman etkili oldular. Hatta maçı
koparma aşamasına da geldiler ama sonunu getiremediler. ABD’li Lance dışında biraz da Burak, Uğur, Soner çaba gösterdiler. Diğerleri kötüydü. Böyle
olunca da yenilgi kaçınılmaz oldu.
Günün son maçında Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir
Belediyesi engelini ilk set dışında zorlanmadan aştı. İlk maça oranla daha iyi
oynadılar.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi takımı da ilginç bir
ekip olmuş ancak onlarda diğerleri gibi hazır değil. Sarı-Lacivertli takım
karşısında ilk set çok direndiler ama sonra durdular. Arçelik’den
giden pasör Mustafa iyi oynatıyor. Nikolai bildiğiniz gibi. Yeni oyuncuları Sergei ilerleyen maçlarda iyi işler yapacak. Pasör çaprazı oynayan Soner’i durdurmak zor olacağa
benziyor. Tecrübeli Serhat-Erdal ikilisinin mutlaka katkısı olacak. Genç libero
Erdem için karar vermek henüz erken. Şimdilik çok tedirgin ve kendine güveni
yok.
3 MAÇ ÇAYIROVA DA OYNANDI
Önce Kartal Spor Salonu’na verilen, daha sonra ise
değiştirilerek Arçelik’in Çayırova’
daki salonunda oynanan 3 karşılaşmada en ilginç sonuç
Arçelik-Erdemirspor
maçından çıktı.
Rize Fındıklıspor ve Beşiktaş
karşısında iyi oynamamasına karşın galibiyetle çıkmayı başaran Arçelik, Erdemirspor karşısında
adeta patladı. Voleybol adına her şeyi yapan Arçelik,
kimsenin ummadığı bir sonuca imza atarak şampiyonluk yarışının iddialı ekibi Erdemir’i 3-0 gibi net bir skorla devirdi.
Ereğli takımı tüm maç boyunca hücumda adeta yıldızlaşan
Volkan’ı durduramadı. Genç pasör Arslan
smaçörleri çok iyi yönlendirirken oyuncuların hepsi
kapasitelerinin üstüne çıktı.
Erdemirspor ise
hazır olmamanın bedelini çok ağır ödedi. Ne pasöre
manşet getirebildiler, ne blok ve defans yapabildiler, ne de top
öldürebildiler. Hücumlarının çoğu ya Arçelik bloklarında eridi, ya da
bloktan yansıyarak karşı atağa dönüştü.
Sonuçta beklenmedik bu yenilgiyi Erdemirspor
nasıl telafi edecek, hep birlikte göreceğiz.
Arçelik Salonu’ndaki günün ilk maçında
Galatasaray ile Halk Bankası kozlarını paylaştı. Yabancısız Sarı-Kırmızılı
takım güçlü ve şampiyon adayı rakibiyle dişe diş mücadele etti. Ancak tüm genç
oyuncuların son sayılarda yaşadıkları sendromu
onlarda yaşayınca tek set koparabildiler.
Halk Bankası, Galatasaray’ı önemsememenin bedelini set
vererek ödedi. Maric dışında tüm oyuncularda aşırı
bir rahatlık göze çarpıyordu. Üst üste hatalar yaparak zaman zaman sıkıntılar yaşadılar. Ne var ki tekniği yüksek
oyuncular, sıkışılan pozisyonları çabuk atlatarak daha fazla zorluk yaşanmasını
engellediler.
Diğer maçta Fenerbahçe, Bursa Emniyet engelini de 3-0
ile aşarak ligin zirvesindeki yerini perçinledi. Her geçen gün daha iyi oynayan
Sarı-Lacivertliler ilk iki karşılaşmada olduğu gibi yine ilk sette zorlandı.
Hatırlayacaksınız Polis Akademisi’nden 26-24, İstanbul Büyükşehir
Belediyesi’nden 25-23 ile sıyrılmıştı. Bu kez de Bursa’dan seti 29-27 kurtarmayı başardı. Yani çekirge 3 kez
sıçramış oldu. 4. maçları olan Galatasaray karşılaşmasında bakalım ne olacak?
18 Ekim de başlayan ligimizde seyrettiğim maçlarla
ilgili kısaca görüşlerim böyle. Diğer takımları da izledikçe, onlardan da söz
etmeye çalışacağım.
TOKAT ELENDİ
Bu arada ilk kez Avrupa Kupası’na katılan Tokat
Belediye Plevnespor tecrübesizliğinin kurbanı oldu ve
Rus takımına elendi. İlk karşılaşmayı 3-0 kaybeden, rövanşı ise 3-2 kazanan
Tokat bu sonuçla CEV’e veda etmiş oldu.
FİLENİN SULTANLARI JAPONYA DA SINAV VERECEK
Siz bu satırları okurken Ulusal takımımız tarihinde ilk
kez mücadele edeceği Dünya Kupası maçları için Japonya’ya gitmiş olacak.
Sitemizin diğer bölümlerinde maçların tarihlerini,
oynayacağımız takımların isimlerini bulacaksınız. Ben sizlere Avrupa Şampiyonası’nda 5. olan Rusya dışında
Dünya’nın voleyboldaki en iyileriyle boy ölçüşecek bayanlarımızın şansını
değerlendirmek istiyorum.
Önceleri, “Avrupa ikinciliği ünvanını
elde ederek moral bulan Ulusal Takımımızın, Ankara daki
Avrupa Şampiyonasında ortaya koyduğu (Polonya mücadelesi hariç) az hatalı ve tempolu voleyboluyla Dünya Şampiyonası’nda
da başarılı olacağına inanıyorum. Çünkü artık “Filenin Sultanları” kendilerine olan güvenlerini kazandılar.
Ayrıca Haziran ayında Rusya da düzenlenen 1. Boris Yeltsin Turnuvası’nda Japonya, Amerika ile başa baş maçlar
oynayarak, bu takımların oyuncularını tanıdılar. Onlardan hiç bir eksiğimiz
olmadığını gördüler. İşte bunlar düşünüldüğünde, bayanlarımızdan Japonya’da da iyi
sonuçlara imza atmalarını bekliyorum” diye yorumlar yapıyordum. Ancak
Çiğdem’in kadroya alınmamasından sonra yaşananlar ve teknik adamlarımızın “Biz oraya
Azerbaycan’da oynayacağımız Olimpiyat Elemeleri’ne daha iyi hazırlanmak ve
tecrübe kazanmak için gidiyoruz” demeçleri, Mesude’nin
sakatlığı nedeniyle oynamayacak olması, iki genç oyuncunun kadroya dahil
edilmesi, beklentilerimi ve düşüncelerimi değiştirmeme neden oldu.
Ben, oynayacağımız
bu 11 takım içinde, Mısır ve Dominik Cumhuriyeti’ni yeneceğimizi, Avrupa
altıncısı olan çöküş içindeki İtalya’yı, eski gücünü yitiren Amerika’yı, yeni
yapılanma içinde olan Küba’yı ve Ankara
da final oynama stresi yüzünden yenildiğimiz Polonya’yı Avrupa Şampiyonası’ndaki
gibi oynarsak alt edebileceğimizi, yani 6-8 arasında bir derece bekliyor ve
düşünüyordum. Umudumu biraz yitirmeme karşın yine de fazla karamsar
değilim.
Tekrar birlikte olmak dileğiyle, hoşça kalın.
A L E
V A N A K
Ö K