İLGİNÇ EŞLEŞME

 

Bu hafta voleybolun gündemine Eczacıbaşı’ nın Şampiyon Ligi’ ndeki maçları ve çeyrek finaldeki rakibi ile Güneş Sigorta’ nın Top Teams’ ın 4’ lü Final’ ine Bursa da ev sahipliği yapacak olması damgasını vurdu.

Önce Eczacıbaşı ile başlayalım.

Bayram nedeniyle geçtiğimiz hafta kendime izin verdim. Bu nedenle de Eczacıbaşı’ nın İtalya’ daki Sirio Despar Purugia ile oynadığı mücadeledeki izlenimlerini sizlerle paylaşma olanağını bulamadım. Ayni ekiple Çarşamba günü rövanşı oynadığı için bu iki karşılaşmanın yorumunu birlikte yapmak istiyorum. Buna bir de Eczacıbaşı’ nın Beşiktaş ile oynadığı lig maçını eklemeyi düşünüyorum. Böyle olunca da yazımın ana konuğu doğal olarak bu takım olacak.

 

ÖNCE İTALYA

 

Eczacıbaşı’ nı, Perugia karşısında birer hafta arayla izleme şansım oldu. İtalya’ daki ilk karşılaşma ile İstanbul’ daki rövanş mücadelesi arasında skor dışında aslında fazla bir fark yoktu. Takımlar ilk maçtaki taktiklerini ve oyun düzenlerini ikinci karşılaşmada da sürdürdüler. Eczacıbaşı, oyunu genellikle köşelerden oynamaya çalıştı. Perugia ise, özellikle Francia öne geldiğinde ortaya yıktı. Bu iki ekip arasındaki en önemli düşünce farkıydı.

Bunun ötesinde takımımız oyun planını hücumda Barbara üstüne kurmuştu. Bu oyuncunun yardımcıları ise, Radostina ve Natalia oldu. Bu da bizim daha çok oyuncularımızın ferdi yeteneklerinden sonuca gitmeye çalıştığımızın göstergesiydi. Perugia bize oranla daha çok oyuncuyla oynamaya çalıştı. Tabii ki takımın lokomotif oyuncuları Francia, Aguero ve Swieniewicz daha çok hücum topu aldılar ama diğerleri de onlardan aşağı kalmadı. Bizde iyi olmayan oyuncuyu antrenörümüz Jelic değiştirmeyi son anlara kadar düşünmezken, İtalyan çalıştırıcı Massimo Barbolini hata yapanların yerine sürekli yedekleri sokarak hep bir arayışın içinde oldu.

Barbalini, Perugia’ daki karşilaşma da 6 numarali Di Iulio Chiara’yi 4 setlik mücadele de oyuna bile almadı. Istanbul da işler iyi gitmeyince bu oyuncuyu devreye sokarak 3. sette Polonyalı Swieniewicz’ in, 4.-5. setlerde de Metcalf’ in yerine oyunda tuttu ve Di Iulio çok iyi oynamasa da görevini yaparak takımına faydalı oldu.

 

YEDEK AYIRIMI

 

Şimdi bir çoğunuz “Ama onlarin yedekleri bizden daha kaliteliydi” diyeceksiniz. Evet bu bir anlamda doğru olabilir. Ama ben ekibimizin yedeklerinin de kaliteli olduğunu düşünüyorum. Mesude, İzolda, Sinem ve ikinci maçta 4. sette Çiğdem’ in yerine oyuna giren ve 5. sette oynayan Gökçen, hiç de küçümsenecek oyuncular değil. Bu arada parantez içinde şunu da belirtmekte yarar var. Eczacıbaşı kadro olarak çok iyi. Avrupa’nın her takımıyla boy ölçüşebilecek güçte. Tek eksigi Ulusal Takımın maçları nedeniyle oyuncularının bir arada çalışma ortamını ancak bulabilmeleri. Şimdilik bunun sıkıntısını yaşıyorlar.

 

ORTADAN OYNAMAK

 

Bu arada Bahar’ ın pas tercihlerinde özellikle köşeleri kullanması, ortadan hiç oynamamasının kimden kaynaklandığını açıkçası merak ediyorum. Bu köşe tercihlerini Bahar mı yapıyor? Yoksa antrenör Jelic’ in zorlaması mı? Onu bilemiyorum ama hangisinden kaynaklanırsa kaynaklansın bence yanlış. Bu kadar üst düzeyde olan bir ekibin ortadan oynayamaması gerçekten şaşırtıcı. Bugün Dünya’ nın bir çok takımı iyi manşet geldiğinde ortadan çabuk ataklarla sonuca gitmek istiyor. Çünkü bu durumda genelde karşılarında tekli blok oluyor. Ortadan vurulan topların defanstan çıkma şansı iyice azalıyor. Pasör çaprazı arkada ise bir sorun, pasör birde ise o  zaman daha da büyük bir sorun. Çünkü gerek pasör çaprazı, gerekse pasör, takımların genelde en zayıf defansa sahip oyuncuları oluyor. Bu nedenle o bölgeye yapılan ataklar rakip için her zaman büyük avantaj sağlıyor. Pasörlerin akıllarında kaçıp pas atmak düşüncesi ilk sırada olduğu için defansı her zaman ikinci planda tutuyorlar. Yani hata yapma oranları yüksek oluyor. Topla buluştuklarında ise bir başka problem başlıyor. O zaman iyi pas atılmadığı için hücumda sorunlarla karşı karşıya kalınıyor.  Bunu bir istatistiki bilgiyle destekleyeyim.

İtalya’ daki 1-3 biten birinci karşılaşmada Perugia’ nın orta oyuncuları toplam 34 top almışlar (Gioli 14, Francia 19) bunlardan 23’ ü sayı olmuş.

Bizim oyuncularımız 23 atak yapmışlar. Onların aldıkları sayı kadar ancak topla buluşabilmişler. (Özlem 8, Çiğdem 13, Sinem 3 top almış) 8 sayı üretmişler.

İstanbul da ki 5 setlik mücadelede ise, bizim ortadan oynayan oyuncuların aldığı top sayısı 14. Yani 134 hücum topundan sadece 14’ ü ortaya atılmış.(Özlem 6, Çiğdem 7, Gökçen 2).

Perugia 150 hücum topundan 41’ ini ortadan oynamış. ( Francia 24, Gioli 17) 21 sayı üretmişler. Bizim orta oyuncuların aldığı top sayısından 7 fazla. Başka söze gerek var mı?

(Bu konuya bir ilave daha; Eczacıbaşı hafta sonu Beşiktaş ile ligde oynadı. Oyuncular 3 sette toplam 70 atak yaptılar. Bunların 10’ u Özlem’ e, 8’ i  Çiğdem’ e toplam 16’ sı ortaya, 54’ ü ise  köşelere atıldı)

 

SERVİS SİLAHI      

 

Devam edelim. İki takımın oyun planının ana teması, etkili ve taktik servisler atarak rakibin oyun kurmasını engellemekti. Bu düşünce bazen Eczacıbaşı’ na, bazen de Perugia’ ya avantaj sağladı. Aslında iki ekibin de gücünün birbirine yakın olması nedeniyle kim iyi servis atabildiyse oyuna hakim oldu. Bu servislerle oyun bozma planı zaman zaman çok iş yaptı ve Eczacıbaşı servise karşı 11, Perugia 16  direkt sayı verdi. (Bunlar istatistiklere yansıyanlar. Bir de yansımayanlar var. Topun oyunda kaldığı ama pasörün pas atamadığı, ya da iyi atağa dönüştüremediği pozisyonlarda az değildi.)

 

2-3’ lük ikinci maç:

Eczacıbaşı: 134 hücum yaptı 56 sayı üretti. 17 hata yaptı. Toplamı 73. Geriye kalan  51 atakta top oyunda kalmış.

Perugia: 150 hücum, 62 sayı 12 hata. Toplamı 74. Geride kalan 76 top oyunda kalmış.

İşte oyunda kalan bu topların ortaya koyduğu sonuçlar servislerin getirileri. Ancak iki takımında servis silahına sarılmaları setlerde ilginç olayların yaşanmasına neden oldu.

Bu arada ilginizi çekeceğini umduğum bir istatistiki bilgi daha vereyim;  

İtalya’ daki ilk maçın ilk setinde Perugia 24 servis attı. Bunlardan 10’ u kaçtı. Ama Eczacıbaşı bu fırsatı kullanamadı. Aldığı 20 sayıdan 10’ u rakibin servis hatasından, 2’ si de hücumdan kaynaklandı. Düşüne biliyor musunuz? İlk sette rakip 12 direkt hata yapıyor ve buna karşın siz seti 20-25 veriyorsunuz. Yani bu kaybedilen sette toplam 8 sayı üretebiliyorsunuz. Bunlardan 6’ sı hücumdan, 2’ si de bloktan geliyor.

Ayni maçın ikinci setinde bu kez taktik servisler Eczacıbaşı’ nın işini kolaylaştırdı. İtalyan ekibi bir türlü oyuna giremedi, hücumda topları ölmedi, sonuçta set açık bir farkla hem de rakip sahada 25-14 geldi.

İstanbul’ da ki karşılaşmanın 3. setini hatırlayın. Eczacıbaşı 19-10 önde. Topu öldürdüler

19-11 ve servise Aguero geldi. 8 smaç servis attı. 2 direkt sayı aldı. Diğerlerinde top zor oyuna girdi ve sayıya dönüşmedi. 19-18. oldu. 8. servisi sonunda  Barbara’ nın hücumuyla sayıya dönüştürebildik

 

BARBARA VE RADOSTİNA

 

Konuyu değiştirip, bu iki karşılaşmanın başka akılda kalanlarına değineyim.

Eczacıbaşı İtalya ya giderken iki şey kafama takılıyordu.

İlki, Barbara ve Radostina’ nın yerleri ve oyundaki etkileri. Daha önceki yazılarımda hatırlayacaksınız  bu iki oyuncunun da asıl yerlerinin pasör çaprazı olduğuna değinmiş ve Radostina’ nın 4 numaradan randıman vermediğini söylemiştim. Bunu da manşete bağlamıştım. Çünkü bu oyuncunun manşetine fazla güvenmiyordum. Üstelik de 4’ den hücum yaptığında (Solak olmasının da etkisi var) zor sayı ürettiğini vurguluyordum. Hatta “Ben yetkili olsaydım ayni yerde oynayan iki oyuncudan birini transfer etmezdim” diyordum. Ancak Eczacıbaşı’ nın bu sorunu çok iyi çözdüğünü İtalya da gördüm. Nasıl mı?

İki pozisyon Barbara’ yı 4’ de, iki pozisyon da Radostina’ yı 2’ de bırakarak. Bu düşünce sonunda Radostina daha çok top alma ve bunları da sayıya dönüştürme şansını yaratmış. Böyle olunca da sayı buldukça daha iyi oynayan Radostina ortaya çıktı. Bu güven onun manşetlerine de olumlu yansıdı. Hata oranını azalttı.

İkincisi de bir türlü toparlanamayan ve fazla etkili olamayan Barbara ne yapacaktı?

Gerek İtalya da, gerekse İstanbul da Barbara yapacağını yaptı. Doğum yapmadan önce hayranlıkla izlediğimiz bu oyuncu, nihayet geri geldiğini gösterdi. Perugia’ da  iyi oynadı. Etkili smaç servisler attı, hücumda rakiplerini bunalttı. Bu da Eczacıbaşı’ nın oyun gücünü artırdı. (İlk maçta 21 sayı üretti: 3’ ü servisten, 18’ i ataktan. Rövanşta 29 sayı aldı: 3’ ü  servisten, 26 sı hücumdan)

İşte değerli dostlar çok konuşulan iki maçın ana hatlarıyla değerlendirmesi böyleydi. Bu arada yine çok konuşulan ve tartışılan İstanbul’ daki rövanş mücadelesinin 3. setine de biraz değineyim.

 

KABUS GİBİ SET

 

Hatırlanacağı gibi 3. sete takımımız 1-3 geride başladı. Ancak çabuk toparlanarak 6-4 öne geçmeyi başardı. Bahar, Radostina, Barbara’ nın servisleri, yine Radostina ve Barbara’ nın ataklarının getirdiği sayılarla bir anda 11-5 oldu. Sonra 14-7, 16-8 ve 19-10 öne geçtik.

İtalyanlar topu öldürdüler: 19-11. Aguero servise geldiğinde bizim pozisyonumuz Bahar 5, Çiğdem 4, Radostina 3, Barbara 2,  Libero Gülden 1 (Özlem’in yerinde) Natalia 6.

İşte ne olduysa bu  pozisyon da oldu.

Aslında bu tur Eczacıbaşı için daha önceki karşılaşmalarda da problem yaratıyordu. Ancak o  anlarda  genelde smaç servis atan oyuncu pek denk gelmiyordu. Gelse de çok etkili servis gelmediği için problem olmuyordu. Ayrıca 3 metre çizgisi üstünde bekleyen Radostina’ ya kısa servis atılmadığı için de, bu pozisyon sorun yaratmadan hemen aşılıyordu. Bu sıkışıklığı ilk kez İtalya’ da ki mücadelede zaman zaman yaşamıştık. Ama bu kez her şey onların lehine gelişti.

 

ÇÖZÜM VAR MI?

 

Peki neden burada sıkışıyoruz?

Pozisyonu hatırlayalım. Bahar, 4’ de olan ve 3 metre çizgisi üstünde bekleyen Çiğdem’ in arkasından kaçıyor. Yani Çiğdem’ in manşet ile ilgisi yok. 3’ deki Radostina 3 metre çizgisi üstünde duruyor. O’ nun da manşet ile ilgisi yok. 2’ deki Barbara ortaya geliyor ve fileye yakın Radostina’ nın önünde bekliyor. Ayni hızada  gibi duruyorlar. Ama pozisyon olmasın diye arada çok az fark var. Servis atıldığında Barbara hemen 4’ de açılıyor, Radostina 2’ ye gidiyor. Çiğdem ortaya koşuyor. Manşette ise Gülden ve Natalia var. Yani iki kişi ile manşet.

Gözünüzde canlandırabildiniz mi? Bilmiyorum.

Şimdi kimseye akıl vermeden biraz beyin jimnastiği yapayım. Ne yapılabilir?

Birincisi, smaç servise karşı manşetçi sayısı iki kişiden üçe çıkarılabilir.

İkincisi yer değiştirme telaşının getirdiği hata engellenebilir.

Bu bekleyişte bazen çabuk hücum yapmak için Barbara arkasını file de dönüp 4’ e dogru koşmak zorunda kalıyor ve ardından fazla da açılamadan atağa geliyor. Iyi manşet gelmez ise, Bahar ortayı kullanamıyor ve 4’ deki Barbara’ ya veya 2’ deki Radostina’ ya atiyor. Rakip bunu bildigi için iyi blok ve defans yerleşimiyle kontratağa geçebiliyor. Işte 19-10’ dan sonra sayıların 19-18’ e gelmesinin nedeni. Eğer bu sıkışıklığı aşmak için Jelic, Barbara’yı 2’ ye gönderse, Radostina’yı da 5’ e açıp manşete sokabilseydi iş çözülebilirdi.(Eczacıbaşı son oynanan Beşiktaş maçında zaman zaman bunu yaptı. Yani hatayı düzeltti. Keşke bu daha önce takımımızın başına gelseydi de Perugia karşısında bu kabusu yaşamasaydık)

İkinci çözüm;

Barbara ile Radostina’ nın bekleyiş değişikliği. Barbara fileye yakın olacağına 3 metre üstünde  beklemeli, Radostina içeride kalmalı. Çünkü buradan açılışlar ikisi içinde daha rahat olacak. Radostina solak olduğu için fazla açılmasa da topu rahatlıkla kullanabilir. (2-3 arasından da)  Barbara da filenin önünden 4’ e koşmak yerine 3 metre üstünden 2 adımda açılıp topu önünde bulabilir. Çok sıkışılırsa yani top açılmayı zorlaştıran bir şekilde geliyorsa, Barbara 3 ile 4 arasından fazla yüksek olmayan toplarla hücuma girebilir. Çünkü O’ nun tecrübesi ve tekniği buna fazlasıyla yeterli. Ayrıca çabuk hücum olacağı için de daha kolay top öldürebilir.

 

BİR BAŞKA POZİSYON

 

Bu arada bir noktaya daha değinerek bu karşılaşmaya son vereyim.

Bir pozisyon öne gelelim;

Bahar 6, Barbara 3’ de. Bu ikili fileye yakın duruyor. Radostina 4’ de, Özlem 2’ de bekliyor. Servis atılıyor. Barbara 4’ de açılıyor, Özlem ortaya Bahar’ ın arkasına bombe topa giriyor, Radostina ise 2’ ye dolaşıyor. Burada da  zaman zaman sıkışmalar yaşanıyor. Ayrıca bu pozisyonda göze çarpan bir başka şey daha var.

Her şey yolunda giderse ve manşet iyi gelirse bu dolaşma sırasında gerek Özlem ve gerekse Radostina çok boş kalıyor. Ancak Bahar bu güzel pozisyonda daha çok  Barbara’ yı tercih edince hem blok, hem defans yerleşiyor. Öte yandan bu dolaşmanın yarattığı güzellik ve arkasından gelecek hoş görüntü gerçekleşmiyor. Yani  havada kalıyor.

 

SAATLER GEÇMEK BİLMEDİ

 

Gene derinlere daldık. Taktik açıdan maçı ele alınca voleybolu da problemlere boğduk.

Halbuki mücadeleyi kaybettikten sonra yaşanan heyecanlı saatler de başlı başına bir olaydı.

Maç bittikten ve ilk şok atlatıldıktan sonra hepimizi bir telaş aldı. Acaba yenilgiye karşın alınan setler  bize yetecek ve en iyi ikincilerden Eczacıbaşı çeyrek finale çıkabilecek miydi?

Bu sorunun yanıtı için önce Azerbaycan Televizyonu’ na kilitlendik. İlk iyi haberi almakta gecikmedik. Bakü maçını 3-0 kazanarak  Las Palmas’ ı devre dışı bıraktı.

Uydu yayından Cannes-Stal Bielko (Polonya) mücadelesi için araştırmalar  hızlandı. Ama Fransız Televizyonu bu karşılaşmayı canlı vermediği, Polonya TV’ sinin ise şifreli olması nedeniyle çözüm bulunamayınca telefon trafiği başladı. Geçmek bilmeyen dakikalar sonunda Fransa’ dan da  iyi haber çıktı. Cannes maçı 3-1 kazanmıştı. Bu sonuçla Polonya ekibi de devreden çıktı. İspanya’ daki Tenerife-Uralochka maçının bir önemi yoktu. Çünkü Tenerife ev sahibi olarak zaten 4’ lü finale çıkıyordu. Ardından da Uralochka çeyrek finale yükselecekti. Şimdi tek bir sonuç kalmıştı. Asystel Novara, Crvena Zvezda’ yı yenerse iş bitecekti.

Hepimiz Rai’ ye kilitlenmiştik. İlk set uzak ara 25-9 bitince rahatladık. Ardından da karşılaşma 3-0 kapanınca her şey yoluna girdigi için Perugia yenilgisini unutup, takımımızın çeyrek finale çıkmasının keyfini yaşadık.

Sonrasını biliyorsunuz. Pazar günü kuralar çekildi ve Eczacıbaşı çeyrek finalde dost ülke, kardeş takım Azerrail Bakü ile eşleşti.

Ne yalan söyleyeyim içim biraz buruldu. Öncelikle ben Uralochka’ yı istiyordum. Bu eşleşmeyle gönül verdiğim iki takımdan biri elenmiş olacak. Ne yapalım bu da kur’ aların azizliği.        

Çeyrek Final’ in diğer eşleşmeleri ise şöyle:

Sirio Despar Perugia (İtalya)-Asystel Novara (İtalya)

Cannes (Fransa)- Uralochka Ekaterinburg (Rusya)

Çeyrek Finalin ilk maçları 24-25-26 Şubat tarihlerinden birinde, rövanşları ise 2-3-4 Mart da oynanacak

Tur atlayan 3 takım ile ev sahibi Marichal Tnerife 20-21 Mart tarihleri arasında İspanya da 4' lü Final de Avrupa' nın en büyüğü olabilmenin mücadelesini verecekler.

 

GÜNEŞ' İN 4' LÜ FINAL MAÇLARI BURSA DA

 

Avrupa Top Teams de ülkemizi temsil eden ve 4' lü Final' e yükselme başarısını gösteren  Vakıfbank Güneş Sigorta Bayan Voleybol Takımı bu büyük organizasyona Bursa da ev sahipligi yapacak.

Çeyrek Final' deki  rakibi Portekiz ekibi Castelo Da Maia' nın İstanbul' daki terörü ileri sürerek kupadan çekilmesi üzerine Top Teams 4' lü Finali' ne adını yazdıran Güneş Sigorta, uzun bir zamandır verdiği uğraşların semeresini sonunda almayı başardı ve organizasyonu Bursa' ya taşıdı.

13-14 Mart da 4' lü Final’ e ev sahipliği yapacak olan takımımız ilk gün Belçika ekibi Eburon Tongeren ile oynayacak. Bu karşılaşmayı kazanarak rakibini geçmesini beklediğimiz Güneş Sigorta daha sonra da iki Alman takımı Ulm Aliud Pharma-USC Münster mücadelesinden galip ayrılmayı başaran ekiple finali oynayacak.

Ben Güneş Sigorta’nın önce Tongeren’ i devre dışı bırakacağına, sonra da hangi Alman takımı gelirse gelsin onları da yenerek kupayı kaldıracağına inanıyorum.

 

LİG MAÇLARI

 

Bu hafta Cumartesi günü önce İstanbul B. Belediyesi-Arkas Saint Joseph karşılaşmasını izledim. Güzel bir mücadele oldu. Arkas iyi bir takım. Ancak oyuncularının çoğu güçlerini kullanarak sonuca gitmeye çalışıyorlar. Bu da zor toplarda onlara hatalar getiriyor. Maçlarda yaşadıkları inişler ve çıkışların en büyük nedeni de bence bu. Tekniği iyi bir köşe adamı bu takımı en az bir gömlek yukarı fırlatır. Bu da 2-3 basamak tırmanmak anlamını taşır. Öte yandan pasör Umut’ un da acilen tedirginlikten kurtulması gerekiyor. Biraz daha kendine güvense ve rahat oynasa çok daha verimli olur. Bu arada libero olarak oynayan Tamer’ e hoş geldin diyorum. O’ nu tekrar sahalarda görmek güzel.

İstanbul Belediyesi’ ne gelince, bildiğiniz gibi. Canla başla oynuyorlar ama o kadar çok hata yapıyorlar ki bu yüzden sonuç almaları zorlaşıyor. Aslında lig sisteminin yarattığı  hedeften kopuş da bunun bir nedeni.

 

BEKLENEN OLMADI

 

Eczacıbaşı-Beşiktaş maçına giderken beklentilerim oldukça fazlaydı. Çünkü Perugia karşısında gerek fizik, gerekse psikolojik açıdan ev sahibinin oldukça yıpranmış olabileceğini düşünüyordum. Bu nedenle de Siyah-Beyazlıların Eczacıbaşı’ nı zorlayacağını, fırsatını bulursa set alacağını umuyordum. Yani ben de iyi bir karşılaşma izleyeceğim beklentisi vardı. Ama yanılmışım. İki takımda işi oluruna bırakmış bir görünümdeydiler. Böyle olunca da doğal olarak silahları daha çok olan Eczacıbaşı’ nın kazanması normaldi. Öyle de oldu. Beşiktaş ikinci set dışında direnmedi. Biraz Dos Santos kıpırdandı. O da yeterli olmadı. Aslında Eczacıbaşı da iyi oynamadı. Barbara biraz ortalarda göründü o kadar.

Maçla ilgili 2-3 istatistiki bilgi verirsem sanırım daha kolay anlaşılır.

 

ECZACIBAŞI:

 

72 servis attı. 9 hata yaptı, 9 sayı aldı. Servise karşı 8 manşet hatası var. Yüzdesi 56.

Exc: % 38. 70 hücuma karşılık 34 sayı üretti. Yüzdesi 49. Bloktan 11 sayı kazandı.

 

BEŞIKTAŞ:

 

60 servis attı, 11 hata yaptı, 3 sayı kazandı. Servise karşı 61 kez topla buluştular, 15 hata var. Yüzdesi 41. Exc: % 34. 78 ataktan 30 sayı aldılar. Yüzdesi 38. Bloktan 4 sayıları var.

Oyuncuları vermeğe sanırım gerek yok. Eczacıbaşı’ nda en iyi Barbara çıktı. 23 ataktan 14 sayı aldı. Yüzdesi 61. Beşiktaş’ ın en iyisi Dos Santos. 24 hücum yaptı, takımına  14 sayı kazandırdı. Yüzdesi 58.

 

Böylece bir yazının daha sonuna geldik. Hepinize sevgilerimi yolluyorum. Haftaya tekrar birlikte olmak dileğiyle, hoşçakalın.

 

 

 

A  L  E  V     A  N  A  K  Ö  K