Başarılarıyla, aldıkları
sonuçlarla, voleybolu ülke gündeminden düşürmeyen Ulusal Bayan Takımımız şimdi
de Azerbaycan da olimpiyat vizesi almanın mücadelesini yapacak.
22 Aralık da kampa giren ve o günden
bu yana hazırlıklarını sürdüren ekibimiz, hafta içinde Eczacıbaşı ve Güneş Sigorta ile iki maç
oynadı. Bu karşılaşmaları izleyemedim. İki
mücadeleyi de 3-2 kazanmışlar.
1 Ocak da Bakü’ ye hareket
edecekler. Eleme maçları öncesinde şu anda çok iyi bir form yakaladığı söylenen
Azerbaycan ile iki hazırlık karşılaşması oynayacaklar.
Ve böylece zorlu sınava hazırlanmış
olacaklar. Teknik kadromuz da, oyuncularımız da İtalya mücadelesiyle başlayacak
grup maçlarından çok umutlular. Mutlaka ilk dört içine gireceklerini
söylüyorlar. İnşallah işler iyi gider ve beklentilerimiz gerçekleşir.
Gazeteci arkadaşlarımla birlikte
federasyonun davetlisi olarak ben de Bakü’ye gideceğim. Maçları izleyip onlara
destek vereceğim. Umarım gazeteye hep onların galibiyet haberlerini geçerim.
Dönüşte de izlenimlerimi sizlerle paylaşmaya çalışacağım. 3 Ocak Cumartesi günü
hareket edeceğiz. Bu nedenle gelecek hafta bu bölümde yazım olmayacak.
Türkiye Erkekler Ligi’ nin ilk
devre sonuna yaklaştığımız şu günler, ilginç maçlara ve sonuçlara sahne oluyor.
Karşılaşmalar çoğunlukla setli bitiyor. Bu da seyircinin heyecanını ayakta
tutuyor.
Bu hafta iki tane 3-2’ lik, 3 de
3-1’ lik sonuç vardı. Pazar günü İstanbul’ daki 3 maçı izleme şansım oldu.
Bunlara geçmeden önce Ankara’ da ki
SSK-Arçelik mücadelesinden söz etmek istiyorum. Hatırlarsanız geçen hafta
Galatasaray karşısında sakatlığı nedeniyle İvan oynamamıştı. Maç içinde ise
Orhan sakatlanmıştı. Hafta içindeki antrenmanlardan birinde de pasör Arslan
sakatlanmış. Böyle olunca Arçelik Ankara’ ya Orhan ve Arslan’ ı götürememiş. Bu
sıkıntı Kırmızı-Beyazlıları değişiklik yapmak zorunda bırakmış ve sezon
başından bu yana libero oynayan Nuri smaçör olarak sahaya çıkarken, O’ nun
yerine sakatlığı tam geçmeyen İvan görev yapmış. (Bu ilginç değişikliğin ilginizi çekeceğini umduğum için bu maça
değinmek istedim)
İlk seti Arçelik 26-24, ikinci seti
SSK 25-20, 3. seti yine Arçelik 25-16 kazanarak 2-1 öne geçmiş. 4. sette de
21-19 öndeymiş. Ama bu turda tek sayı dahi üretmeyi başaramayan İstanbul takımı
seti 25-21 kaybetmiş. (6 sayı üst üste). 5. seti de 17-15 SSK alınca sahadan Ankara takımı 3-2 galip
ayrılmanın sevincini yaşamış.
Yabancı oyuncusuz Galatasaray,
geçen hafta Arçelik’ i yenmenin moraliyle çıktığı Tokat maçını 3-2 kaybetti.
İlk devrenin son haftalarına
girdiğimiz şu günlerde Sarı-Kırmızılı takım kaybetse de iyi mücadele ediyor.
Gençlerden oluşan Galatasaray, tecrübeli Tokat karşısında da iyi oynadı. 4
numarada oynayan oyuncuların sürekli değişik girişler yapması hoş görüntülerin
yanı sıra rahat top öldürmelerine de yol açtı. Tabii bu hareketli atakların
gerçekleşmesinde ve sayıların kazanılmasında
en büyük payın sahibi pasör Ulaş. Arkadaşlarını öylesine güzel ve
yerinde kullanıyor ki, bu uyum ve organizasyon seyirciye keyif veriyor. Ancak
tüm bunlara karşın tecrübe eksikliği başlarının belası.
Karşılaşmaya iyi başlayan ev sahibi
ilk teknik molaya 8-7, ikincisine 16-13 önde girdi. Can’ ın smaç servislerinden
gelen iki direkt sayı ile skor 18-13 oldu.
Tokat 6 sayılık farka karşın setin peşini bırakmadı ama 21-17’ ye kadar
ancak 2 sayı indirebildi. İşte bu sırada ortaya Emre çıktı. Önce 2’ den bir top
öldürdü: 21-18. Servise geldi. Etkili smaç servisiyle Can’ da takımına direkt 1 sayı kazandırdı: 21-19.
Emre’ nin ikinci servisini Sarı-Kırmızılılar oyunda tutabildiler ama hücuma
dönüştüremediler. Gelen topu Emre 1’ den yaptığı atakla sayıya dönüştürdü: 21-20. Yine iyi bir servis
ama Can blokta kaldı: 21-21. Emre’ nin sert smaç servisi bu kez Vefa’ dan direkt
sayı: 21-22. Emre’ nin çabasıyla farkı kapatan Tokat, böylece sete ortak olmayı
başardı ve sonunda da 24-26 ile 1-0 öne geçti.
Alabileceği seti yitirmenin
moralsizliğine karşın Galatasaray, ikinci teknik molaya yine 16-14 girdi. Ama
tecrübeli Ufuk’ un paslarını arkadaşları iyi değerlendirince bu seti de alan
Tokat oldu.
3. sete Sarı-Kırmızılı takım ilginç
bir başlangıç yaptı. Önde başlayan Bekir, arkaya dönene kadar, Can ve Murat ile
6’ dan peş peşe geri ataklarla sayılar üretti. Bu değişik hücumlardan gelen
sayılar Galatasaray’ ı önce 10-4, sonra da 14-6 öne geçirdi. İşte bu anda
atılan etkili smaç servis, Tokatlı oyuncunun manşetinden yükseldi ve demirlerin
arasından geçti. Değdi, değmedi derken Tokat topu öldürdü: 14-7. Hakemlere
itirazlar, sinirlenmeler derken Sarı-Kırmızılıları oyundan düşüverdi. Üst üste
yapılan hatalarla da fark kapandı: 14-14.
Bu krizi aşmayı başaran Galatasaray
tekrar öne geçti: 20-17. Ne var ki en iyi turda olmalarına karşın (Ulaş 1, Can 2, Fırat 3, Bekir 4,
Murat 5 ve libero Vefa 6) top
öldüremediler. Tokat blokları, ardından
da ilk seti ev sahibi ekibin elleri arasından çekip çıkaran Emre tekrar sahneye
çıktı. Fark kapandı, Tokat 20-22 öne geçti.(Üst üste 5 sayı) Sonra 21-23
oldu. Galatasaray’ın bloklarıyla eşitlik geldi: 23-23. Karşılıklı sayılarla 27-27’ ye gelindi. Şevki
servis attı. Nebotov, Fırat’ ın bloğunda kaldı: 28-27. Şevki’ nin ikinci
servisini oyuna soktular. Ufuk pası 2’ de ki
sayı makinesi Emre’ ye attı O’ nun çapraza vuruşu çizginin çok yakınına
içeri düştü. Hakem avut verdi. Tartışmalar sonucu değiştirmedi ve seti 29-27
kazanan Sarı-Kırmızılı takım oldu.
(Geçen haftaki yazımda
da hakemlerin formsuzluğundan söz etmiştim. Bu hafta Galatasaray-Tokat
Belediyesi maçını yöneten Aydın Ay-Erdal Akıncı ve Fenerbahçe-Ziraat Bankası
karşılaşmasının hakemleri Cihat Fırıncıoğlu-Hakan Alkan da, bu formsuzlar
listesinin yeni konukları oldular. Günü Temel Öneri-Murat Özcan ikilisi
Beşiktaş-Bursa Emniyet karşılaşmasındaki iyi yönetimleriyle kurtarmaya
çalıştılar ama akıllarda hep ilk iki maçın hakem hataları kaldı. Umarım tüm
hakemlerimiz en kısa sürede toparlanır ve eski günlerine dönerler)
4. sette 12-12’ den sonra etkili
servis atıp, blok ve hücumdan sayılarla üretmeyi başaran Galatasaray 25-17 ile
mücadeleyi 5. sete taşıdı.
Ancak kader setine iyi başlayan
Tokat oldu. Emre’ nin başı çektiği hücumlarla önce 1-5, 4-8, sonra da 6-10 öne
geçti. Sarı-Kırmızılıların özellikle de gününde olmayan Nebotov’ u kilitleyen bloklarıyla fark kapandı: 9-10.
Can servisi kaçırdı: 9-11. Bekir öldürdü: 10-11. Nebotov’ un sayısı 10-12.
Nebotov’un tenis servisi Vefa’ dan direkt manşet hatası: 10-13. Murat öldürdü:
11-13. Serdar’ ın hücumu antenden: 12-13. Emre sayı: 12-14. Murat atak, sayı:
13-14. Emre 2’den maça noktayı koydu: 13-15 ve 2-3.
Günün ikinci maçında zirve
yarışının iki güçlü adayı kozlarını paylaştı. Yunanlı Samaras’ ı kadrosuna
katan Sarı-Lacivertlileri, bu zorlu maçta desteklemek için Başkan Aziz
Yıldırım, yönetim kurulu üyelerinden Murat Özaydınlı, Hakan Dinçbay ve eski
sporculardan Engin Verel de protokol tribününde ki yerlerini aldılar.
Bu sezon fırsat buldukça takımının
maçlarını izlemeye gelen başkana Sarı-Lacivertliler güzel bir galibiyet hediye
ederken, yapılan yatırımların da boşa gitmeyeceğini gösterdiler.
Brezilyalı oyuncunun elindeki
sakatlık nedeniyle yer almadığı mücadeleye Fenerbahçe Barış-Samaras 4’ den,
Gökhan pasör çaprazı, Burak ve Gürsel ortadan oynatarak başladı.
Maçın başlarında iki takım da
durgun bir görüntü verirken, tüm hesaplarını etkili servis atarak rakibi
oyundan düşürmek için yapmışlardı. Böyle olunca da karşılıklı kaçırılan
servisler yüzünden oyun heyecanını ve kalitesini kaybetti.
Fenerbahçe de Gökhan bu sezonun en
iyi oyununu oynayarak takımının itici gücü olurken, Barış istikrarını bu maçta
da korudu. Yeni oyuncuları Samaras henüz
takıma alışma devresinde. Onun için çok etkili değildi. Özellikle ilk
sette Ziraatli oyuncuların servisleri ona yönlendirmeleri hatalar yapmasına yol
açtı. Bu arada Darıusz O’ na beklenenden daha az top attı. Bu aralarındaki pas
uyumsuzluğundan mı, yoksa alışma
devresinde olmalarından mı kaynaklandı bilemiyorum?. Ancak gözüme çarpan şu ki bu
ikilinin alışması biraz zaman alacak. Darıusz köşe smaçörleri yatık ve çabuk
toplarla oynatmayı seven bir pasör. Samaras ilk karşılaşmadan edindiğim
izlenime göre dinlenmiş topları daha iyi kullanıyor. Yatık toplara çabuk
girmediği için blok geçmekte zorlanıyor. (Tekrar yazayım da
kimse yanlış anlamasın. Bu oyuncuyu uzun yıllar sonra ilk kez seyrettim. Bu
nedenle sadece bu karşılaşmaya göre değerlendiriyorum. Görüşümde yanılmış
olabilirim) Ama tartışmasız Fenerbahçe’ ye
katkısı büyük olacak. Bu arada daha ikinci karşılaşmada lider oyuncu özelliği
de ortaya çıktı. Arkadaşlarıyla konuşması, oyunu yönlendirmek istemesi, hata
yapanlara destek vermesi, hep oyunun içinde olma çabaları ilginçti. Eğer diğer
oyuncular onun bu tavırlarına olumlu yaklaşırlarsa bundan hepsi kazançlı
çıkarlar. Ancak Fenerbahçe 33’ lük Samaras’ ın da katılımıyla çok tecrübeli ama
biraz yaşlı bir takım oldu. (En gençleri 1980 doğumlu Erhan ve
1979 lu Rıdvan) Bu hem avantaj, hem de
dezavantaj. Uzun soluklu ve temposu yüksek maçların sonlarına doğru bazı
problemler yaşanabilir.
Maçın genelinde seyirci destekli ev
sahibi takım daha iyi oynadı. Ziraat iyi bir ekip ama sakatlıktan çıkan
oyuncularının henüz istenen seviyeye gelememesi sıkıntılar doğruyor. İyi manşet getirdiklerinde Hüseyin pasları
ortaya yıkıyor. Bu da Ankara takımına çok sayı kazandırırken, rakibin oyundan
düşmesine yol açıyor. İlk sette bunu iyi becerdiler. Servisleri Samaras’ a
attılar, Fener’ i köşelerden hücuma zorladılar, bloktan yansıyan ve defanstan
çıkan toplarla da ortadan çabuk hücum ettiler. Bunun sonucunda da seti 21-25
aldılar.
İkinci sette Ziraat Bankası en
büyük özelliği olan smaç servislerde çok hata yaptı. (Bu takımda Ercan’ ın uçan servisini de sayarsak, yedek oyuncular dahil
9 kişi smaç servis kullanıyor. Bu tabii
ki çok büyük bir koz. İstikrar sağladıklarında rakiplerinin işleri hiç de kolay
olmayacak) İşte kaçan bu servislerin çokluğu
oyundan soğumalarına neden oldu. Sarı-Lacivertlilerin blokları, Gökhan’ ın
hemen hemen her topu sayıya dönüştürmesi, 12-11’ den sonra oyunun kontrolünü
ellerine geçirmelerini sağladı ve set
25-18 geldi.
1-1’ den sonra daha iyi ve az hatalı
oymaya başlayan Fenerbahçe, etkili servisler attı, özellikle Tomas’ ı da
bloklarla kilitleyince son sayılarda biraz sıkışmalarına karşın (24-21 öndeydiler) seti 25-23 kazandılar. 4. sette
9-8 den sonra blok ve hücumdan aldıkları sayılarla arayı açtılar 14-8, 16-9,
21-12 ve 25-20 ile sonucu ilan ettiler: 3-1.
İyi bir kadrosu olan ancak bir
türlü istikrarlı oyunu oturtamayan Bursa Emniyet, sakatlıklarla boğuşan
Beşiktaş’ ı özellikle pasör ufuk ve Barutov’ un performansıyla yenmeyi bildi.
Lance ve Uğur’ un sakatlığına bir
de Burak’ ın gribi eklenince Siyah-Beyazlıların rakibi karşısında işi daha da
zorlaştı. İlk sette 19-19’ a kadar çok direndiler ama bu, seti kazanmaya
yetmedi. Sonra da oyundan düştüler ve maçı da 0-3 yitirdiler.
İşte kısaca bir haftanın daha
görünümü böyleydi.
Ayın 13’ ünde tekrar birlikte
olabilmek dileğiyle tüm voleybol dostlarının yeni yılını kutlarım.
Umarım 2004’de her şey gönlünüzce
olur.
Sevgiyle kalın. Hoşçakalın.
A
L E V
A N A
K Ö K