YEŞİLYURT STRESİ
Çarşamba günü Avrupa Kupaları'nda
ülkemizi temsil eden Yeşilyurt ve Erdemirspor'un 3. tur rövanş maçları vardı.
Geçen yazımda iki takımımızın da tur atlamasının normal bir sonuç olacağına
değinmiştim. Nedeni Yeşilyurt' un elinde deplasmanda 3-0 kazanmanın bir
avantajı vardı. Erdemir ise maçı kaybederken rakibinden bir set çalmıştı ve
üstelik de Bulgar takımı genç ve tecrübesizdi.
Ama iki takımımız da rövanş
maçlarında aldıkları sonuçlarla beni hayal kırıklığına uğrattılar. Gerçi
Yeşilyurt' a tek set yetiyordu. Bu nedenle bir çok kişiye aldığı set ve tur
yeterli görünebilir ama ben ayni fikirde değilim. Takımımızdan tüm seyredenleri
bu kadar strese sokacak hatalar dolu bir oyun beklemiyordum.
Gerçi Polonya' da ki karşılaşmayı
izleyen Aylin Üstündağ maç öncesi beni uyarmıştı. "Yeşilyurt orada iyi oynadı ve 3-0 kazandı ama tersi de olabilirdi.
Mielec kötü bir ekip değil. Dikkatli olmak gerekir." demişti.
Bu nedenle karşılaşma öncesi biraz
sıkıntılıydık. Ancak 3-0' lık net skor, evinde oynamanın avantajı ve seyirci
desteğiyle turdan da emindik.
Ne var ki sahada hiç beklemediğimiz
kadar hata yapan ve rakibin oyununu adeta seyreden bir Yeşilyurt olunca az daha
turu da hediye ediyorduk.
Bilgisayarın başında maçı nasıl
yorumlasam diye düşünüp duruyorum. Çünkü anlatılacak hiç bir şey yok. Düşünün
karşılaşma başlıyor ve bir anda sayılar 0-5. Ne oluyor derken ilk teknik molaya
2-8 giriliyor. Oyuncularda bir şaşkınlıktır gidiyor. "Şimdi toparlanırız" derken fark bir anda önce 9,
(4-13) sonra da 10 sayıya (6-16) çıkıveriyor. Adnan molalarla takımı
toparlamaya çalışıyor, oyuncu değişiklikleri yapıyor ama bunlarda çare olmuyor.
Sonrası mı? Daha da kötü. Set 13 sayılık bir farkla yani 12-25 bitiveriyor. İlk
maçta yakaladığımız 9 sayılık avantaj da elimizden uçup gidiyor. Şaşkın bir
haldeyiz. Birbirimizin suratına bakıyoruz. Şimdi yazının başında “bu uzak ara verdiğimiz sette neler oldu?” diye düşündüğümde
kafamda sadece bir kargaşanın kaldığını görüyorum. Notlarımda ise şunlar var:
Çok kötü oynuyoruz. Servislere
karşı manşetler şaşırtıcı. Bunun sonucunda çıkan topları pasörler ancak 4' e
atabiliyor. Pelin ve Esra sürekli çapraza hücum etmeye çalışıyor, ya bloklarda
kalıyor, ya da toplar yansıyıp çabuk atağa dönüşüyor. Mielec ortadan ve bizim
iki 4 numara oyuncumuzun (Pelin-Esra) üstünden oynuyor. Blok ve defans adeta
yok. Yani takım sahada yok. Her halde akıllar hala Polonya'da kazanılan 3-0'
lık maçta.
Birinci setin sonunda "Önemli değil şimdi toparlanır seti de maçı da koparırız" diye düşünüyoruz. 2. set başlıyor. Gerçekten de oyunun
başındaki o şaşırtıcı dağınıklık artık yok. Hatalar azalmış durumda ama bir
türlü sayı üretemiyoruz. Sanki orta oyuncusuz oynuyoruz. Biraz yeni transfer
1984 doğumlu Belerus Marina Tumas 2' ye dolaşarak varlığını hissettiriyor. Ama
iyi blok yapan, defanstan çok top çıkaran Mielec (Gerçi bunda bizim de çok hatamız var. köşelerden ilk sette olduğu gibi
sürekli çapraza vurmaya çalışıyoruz. Biraz Esra paralele dönmeyi düşünüyor ama
bu toplarda bloklardan yansıyor. Kazanılan servisler bir işe yaramıyor. Ya
kaçıyor, ya da ısrarla iyi bir gününde olan libero Zabek'e atılıyor) Netice de Polonya ekibi setin başlarında yakaladığı 4 sayılık
avantajı (6-10, 12-16, 17-21, 19-23) bir türlü kapattırmıyor ve seti de 22-25
alarak 2-0 öne geçmeyi başarıyor.
Ve tüm oyuncuların da,
seyredenlerin de, gerildiği her şeyin belli olacağı, yani tur atlayan takımın
ortaya çıkacağı 3. set başlıyor. Onlarda fazla bir değişiklik yok. İlk iki
sette ki tempolu, hızlı ve akıllı oyunlarını sürdürüyorlar. Yine ortayı çok
kullanıyorlar, taktik servisler atıyorlar, blokları ve defansları yine iyi
ancak bu kez biz de ilk iki sete oranla daha iyiyiz. Hırslıyız. Kazanmak
zorunda olduğumuzu biliyoruz. Gerçi ortadan hala az oynayıp, blok yapamıyoruz
ama mücadeleyi sürdürüyoruz. Ve bu sayede de karşılaşmanın başından bu yana ilk
kez bir teknik molaya önde giriyoruz. 8-6.
İşler yolunda görünüyor. Önce 9-6,
10-7 öndeyiz. Sonra 11-8 oluyor. Yakalanır gibi oluyoruz ama 3 sayılık
avantajla 14-11 yapıyoruz. Yine bir sallanma, manşetler pasörü zorluyor, paslar
4' den hücuma dönüşüyor, sayı gelmeyince ikinci molaya 15-16 önde giriyorlar.
Seyirci takımı itiyor, setin başından beri Polonyalılar antrenörler dahil
hakemlere itiraz ediyor, oyunu geriyorlar ama 19-20 de öne geçiyorlar. Tekrar
toparlanıyoruz ve sayılar 22-20 oluyor. Artık çok kritik anlar başlıyor. Elena'
nın servisini çıkarıp 2' den hücuma dönüştürüyorlar, ikili bloğumuzdan avuta
gidiyor: 22-21. Pelin'in 4'den hücumu ve sayı 23-21. Onların atağı yine
bloğumuzdan avuta gidiyor: 23-22. Servisi karşılayıp nihayet ortadan
yükleniyoruz, Marina öldürüyor: 24-22.
Maria'nın servisi, karşılıyorlar, pasörün ikinci topa plasesi sayı:
24-23. Nefesler tutuluyor. Servisi atıyorlar, güzel manşet ve pas 4' de ki
Esra' ya. Ve Esra gerekeni yapıyor. Tüm salonu yaşanan krizden, stresten çekip
çıkarıyor: 25-23.
Yeşilyurt büyük bir sevince
boğulurken, Mielecli oyuncular, teknik kadro ve az sayıdaki seyirci şaşkın,
hakeme kızgın ama atı alıp Üsküdar' ı geçen takımımız. (Bu arada küçük bir not: Bu sette hakemler ev sahibi olmanın avantajını
bize hatırlatıyorlar)
Son set için bir şey yazmaya gerek
yok. Zaten formalitenin ötesine geçmiyor. 14-11' e kadar Yeşilyurt önde
geliyor, 14-14' den sonra Mielec
kontrolü ele geçirip seti 22-25, maçı da 1-3 alıyor ama tur bizim oluyor.
Böylece ilk iki set kızıp
sinirlendiğimiz, 3. set stresten kasıldığımız ve sonunda karşılaşmayı
kaybetmemize karşın mutlu olduğumuz bir Avrupa mücadelesi daha geride kalıyor.
CEV Kupası' nda 8 takım arasına
giren Yeşilyurt' u şimdi çok daha zor
bir rakip bekliyor: İspanyol Caja de Avila. Yunanistan da ilk maçta
Panathinaikos' a 3-2 yenilen Avila, rövanşı 3-0 kazanarak 4' lü final öncesi
son engel olarak karşımıza dikiliyor.
21 Ocak da İstanbul da oynanacak
karşılaşmada Mielec maçına oranla çok daha dikkatli ve iyi olmak zorundayız.
Önümüzde uzun bir zaman var. Yeşilyurt bu süreyi iyi kullanıp performansını
yükseltecektir. Ancak 4 numaradan Pelin ve Esra' yı daha rahat atağa sokacak
bir takım organizasyonları mutlaka yapmalı. Yoksa bu tarz bir oyunla Caja de Avila karşısında tıkanabiliriz ve çok
yaklaştığımız 4' lü final şansımız elimizden çok kolay kaçıverir.
ERDEMİR ŞOKU
Top Teams deki temsilcimiz
Erdemirspor, çarşamba gününün hayal kırıklığı yaratan takımı olmayı başardı.
İlk maçta Bulgaristan da 3-1
yenildiği maçın rövanşında 2-0 öne geçmenin avantajını avuçlarının içinden
kaçırdı. 3-2' lik skora önce duyduğumda inanamadım. Bu kadar teknik
oyunculardan kurulu iyi bir kadrosu olan, seyirci destekli Erdemir' in
elenmesini kabul edemiyorum. Gücü sınırlı, genç ve tecrübesiz oyunculardan
oluşan (İki smaçörü iyiymiş) bir Bulgar takımına (Şu anda lig sıralamasın da set
averajı ile CSKA ve Levski’nin ardından üçüncü sırada yer alıyorlar. Tanınmış
bir oyuncusu yok. Zaten Bulgarların en iyi oyuncuları Avrupa’nın çeşitli
ülkelerinde oynuyorlar) hem de 2-0’ dan, 3. sette de
20-15, 23-21’ den tur nasıl teslim edilir? Bunun mutlaka bir hesabı olmalı.
Çünkü bu bir iş kazası değil. Bu kupada birincilik beklediğimiz bir takımın
elenmesi hepimizi hem şaşırttı, hem de hayal kırıklığına uğrattı. Eğer bu turu
geçseydik rakip Romen Deltacons Tulcea olacaktı. Yani 4' lü final grubuna doğru
çok yakın olacaktık. Çok yazık.
Cumartesi günü CNN TÜRK’ deki
voleybol programında bu maçla ilgili olarak aşağı yukarı ayni cümleleri
söylemiştim. Program biter bitmez Erdemirspor’ un bir yöneticisi Metin’ i
aradı. Çok yakında olmama karşın neler konuştuklarını duyamadım. Doğal olarak
bu konuda Metin de bir şey söylemedi ama
konunun benim yorumumla ilgili olduğuna eminim. Bu konuşmanın hemen ardından bu
kez bir sporcu Metin’ i aradı. (Kimler olduğunu biliyorum) konu yine yorumlarla ilgiliydi.
Ben bunları çok normal
karşılıyorum. Çünkü ortada kaybedilen bir maç var. Tabii ki Avrupa’ ya veda
etmenin sıkıntısı için bir takım yorumlar getirilecek. Nedenleri kendilerince
anlatılacak.
Ancak bu konuda benim gibi bir çok kişi de ikna
olmayacak.
Geçtiğimiz hafta Güneş Sigorta’ nın
Belgorod maçıyla ilgili yorum yaparken “Bu takımın Türkiye Ligi’
ndeki maçlarından çok Avrupa Kupası’ ndaki mücadelesi beni ilgilendiriyor.“ demiştim.
Ulusal takımımızın büyük çıkışıyla
gündeme oturan voleybolumuzun konuşulmaya ve ilgi çekmeye devam etmesi için
takımlarımızın da Avrupa da başarılı olması gerekiyor. Ben Erdemir’ in
elenmesine bunun için çok üzüldüm. Ekibimiz gerçekten büyük bir fırsatı
rakibine hediye etti. Eğer devam
edebilseydi bu kupayı kazanmaya çok yakındı.
Çünkü çeyrek finalde ki 8 ülkenin takımlarından ( Romen, Bulgar, - yerine biz olacaktık- İspanyol, Ukrayna, Portekiz,
Macar, Slovakya, Avusturya)
güç ve tecrübe olarak hiç de aşağıda değildi. Neyse artık yapacak bir şey yok.
VE LİGLER
Çarşamba günü Avrupa kupası maçları
arasında bayanlar liginde de mücadeleler sürdü.
İstanbul da Güneş Sigorta, Emlak Konut' u son set
sıkışmasına karşın 3-0 yendi.
İlk iki set Güneş çok rahattı. İyi
oynadı. Ankara takımı hiç direnmedi. Son set genç Gizem' in smaç servislerine,
hücumdaki başarısına diğer arkadaşları da katkı sağlayınca oyuna renk ve heyecan
geldi. (Toplu Konut takımında Güneş'in
Başkent deki alt yapısı sayılan Vakıfbank dan aldığı 3 genç oyuncu kiralık
olarak oynuyor. Bunlar 13 numaralı 1986 doğumlu, 1.79 boyunda ki köşe oyuncusu
Gizem Giraygil - yukarıda sözünü ettiğim işte bu oyuncu- 14 numaralı Duygu Bal,
1987 doğumlu, 1.87 boyundaki orta oyuncusu ve 4 numaralı Gizem Güreşen, 1987
doğumlu, 1.76 boyunda maçta libero
olarak görev yaptı. Bu 3 oyuncu da iyi yerlere gelecekler. Ulusal Yıldız Takımı'nın
formasını giymişler. Antrenör Hüseyin,
Duygu' ya bu karşılaşma da şans vermedi. Ama ısınmada hemen göze
çarpıyordu.) (Bu Güneş'in iyi bir
yatırımı. Ayrıca onları kiralık vermesi, tecrübe edinmelerini sağlaması da
güzel)
Maça devam edelim; İlk teknik
molaya Emlak konut 7-8 girdi. Güneş 16-13 öne geçti. Ankara ekibi sayılara
denge getirdi: 18-18. Setin sonlarına kadar başa baş gelindi. 22-23'de
Neslihan' ın avuta vurduğu topla Emlak Konut iki sayılık farkı yakaladı: 22-24.
Set servisi kullandılar, Gözde öldürdü: 23-24. Aysun' un servisini atağa
dönüştürmekte zorlandılar. Gizem ancak topu tokatla içeri gönderebildi. Bu
avantajı Neslihan kaçırmadı: 24-24. Aysun' un servisini bu kez ortadan Tatjana
öldürdü: 24-25. Ama yakalanan bu avantajı tecrübesizlikten kullanamadılar.
Gizem'in servisini Neslihan öldürdü: 25-25. Neslihan' ın smaç servisi top
oyunda kaldı ama 3 metre üstüne çıktı, pasör zorlukla 4 de attı ama 3 metre
üstüne. Etkisiz hücum, Güneş fırsatı kaçırmadı Gözde öldürdü: 27-25. Maçta 3-0
bitti.
Günün iki ilginç sonucu vardı.
Ankara da önce Beşiktaş, yenilgisiz Türk Telekom' u, hemen ardından da son haftaların çıkıştaki
takımı Şişli, Kolejliler'i ayni sonuçla 3-2 mağlup etti.
Diğer karşılaşmalarda favoriler set
vermeden kazandılar.
Cumartesi günü Aylin ile birlikte
CNN TÜRK' de olduğum için Şişli-Numune mücadelesini izleyemedim. Ancak
Beşiktaş-Güneş Sigorta maçının ikinci setine yetişebildik.
İlk set çok zevkli geçmiş. 20-17’
ye kadar Beşiktaş hep öndeymiş. 20-20’ deki eşitlik sonuna kadar sürmüş ve
Siyah-Beyazlılar bu seti 33-31 almayı başarmışlar.
Zor bir seti kazanmanın moraliyle
iyi bir tempo yakalayan Beşiktaş, ikinci setin başlarından itibaren oyuna
ağırlığını koydu. Özellikle Arzu’ nun iyi pas dağıtımı ve Dos
Santos-Deniz-Julia üçlüsünün sayı getiren ataklarıyla rakibini yaklaştırmadan
(8-2, 9-4, 13-7, 16-10, 21-13, 25-17) sonuca gitti.
Güneş Sigorta da bu sette direnen
ve bir şeyler yapmaya çalışan sadece Aysun vardı. Diğerleri hata üstüne hata
yaptılar. Güneş’ i bundan önceki yazılarımda çok eleştirdiğim için bu
setin neden bu kadar kolay bittiğini
tekrar anlatmayacağım. Ancak, set bu kadar kolay giderken rakibi durdurmak için
sadece oyuncu değişikliği yapıldı, molalar alındı. Onun dışında ne sistem, ne
de pozisyon da bir oynama düşünülmedi. Yani rakibin oyun temposu kabul edilmiş
bir hava vardı.
3. setin ilk teknik molasına
Beşiktaş 8-7 önde girdi. Bu arada Güneş Sigorta toparlanmaya başladı. Hücum ve
blokta ki başarılar üst üste sayılar getirince de önce 9-13, 10-14, 11-15 oldu.
Elisangela’ nın servisleri Güneş’ in
manşetlerini bozdu, pas organizasyonu aksadı, ataklar sayıya dönüşmedi ve fark
bire indi: 14-15. Neslihan 6’ dan vurdu ve 14-16. Sayılar 15-17 olduğunda
Sigorta’ nın kullandığı servisi, oyuna sokan Beşiktaş 6’ dan atak yaptı. Top
bloktaki Tanya’ nın kolundan dışarı gitti.. Maçın hakemleri Suat Carlı ve Murat
Aslanata bunu göremediler. Halbuki Tanya’ ya baksalardı onun hareketlerinden
topun O’ na çarptığını çok rahat görebileceklerdi. Böyle olunca 16-17 olması
gereken sayılar 15-18 oldu. Hakemlerin bu hatasına Elif’ in servisten iki de
direkt sayısı eklenince fark bir anda 5’ e çıktı:15-20. Tabii ki Güneş bu
avantajı kaçırmadı: 19-25.
Güzel bir 4. set izledik. Önce
Güneş iki sayı öne geçti. (3-5, 6-8) Sonra Beşiktaş. (11-9)
Ama iki takım da kazanmak için tüm
gücünü ve becerisini ortaya koyduğu için birbirlerinden kopamadan 18-18’ e
kadar gelindi. İşte bu sırada Güneş, en sıkıntılı pozisyonuna oturdu. Yani Elif
5’ deydi. Etkili servis, bozulan manşetler, Elif’ in pas atmakta yaşadığı
zorluklar, ölmeyen toplar derken bir anda Siyah-Beyazlı takım 21-18 öne geçti.
Sonra da 24-19 oldu. Artık Beşiktaş maçı 3-1 kazandı derken, Elisangela maç
sayısı servisini kaçırdı. Servise Gözde geldi. Bu arada Beşiktaş, ikili hücum
turundaydı: Julia (2), Arzu (3), Dos Santos (4). Gözde uzun bir servis attı.
Top avuta giderken Nihan çizgi üzerinde topu aldı. Bıraksa maç bitecekti. Ama
bu hareketin Siyah-Beyazlı takıma kazanmaya çok yaklaştığı karşılaşmayı
kaybettireceğini kim bilebilirdi ki. Önce Julia’ nın, sonra Dos Santos’ un
atakları bloklarda kaldı. Ardından, Nihan’ ın direkt sayı kaybettiren manşet
hatası, ardından bir de Julia ikili blokta kalınca, seti Beşiktaş’ ın avuçları
içinden Güneş Sigorta adeta çaldı: 24-26.
Bu seti üst üste yapılan hatalarla hep Beşiktaş kaybetti diye
konuşuyoruz ama Güneş’ in de hakkını yememek lazım. Aradaki bu kadar sayı
farkına karşın işin peşini bırakmaması ve adeta file üstünde bloklarla duvar
örmesi de gözlerden kaçmamalı.
Büyük bir avantajı rakibine
kaptırmasına karşın Siyah-Beyazlıların maçı kazanma hırsı devam etti. Böyle
olunca da saha değişimine 6-8 girildi. Aysun servisi kaçırdı. 7-8. Beşiktaş servisi kullandı. Top gitti-geldi
derken son vuran Gözde farkı yine 2’ ye çıkardı: 7-9. İşte bu sayı maçın
kırılma noktası oldu. Neslihan’ ın smaç servisi, Nihan’ ın direkt hatası: 7-10.
Neslihan’ ın ikinci servisi oyunda kaldı, çıkan topu Arzu, Dos Santos’ u Tanya’
nın bloğundan kaçırmak için 3 ile 4 arasına yatırdı ama bu bir işe yaramadı.
Tanya blokladı: 7-11. Neslihan’ ın servisi, Arzu 2’ den Julia’ yı hücuma soktu
bir kez daha blok: 7-12 ve set koptu: 11-15.
ERKEK MAÇLARI
Lig nihayet havasını buldu. Bu
nedenle her hafta ilginç sonuçlarla karşılaşabiliyoruz. Pazar günü de böyle
oldu.
Ankara da Polis Akademisi, Top
Teams’ e veda etmenin moralsizliğini üstünden atamayan şampiyonluk yarışının
iddialı takımı Erdemirspor’ u 3-2 yenmeyi başardı. Ardından Ziraat Bankası SSK’
yı 3-2 mağlup etti. Bunlara bir de Galatasaray’ ın Arçelik’ i 3-0 gibi net bir
skorla yenmesi eklenince üst sıralar iyice karışmış oldu.
Pazar günü İstanbul da ki ilk maçta
Beşiktaş ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi kozlarını paylaştı.
İlginç bir karşılaşma oldu. Ne
ararsan vardı. Hakem hataları ise maça damgayı vurdu. (Bu arada bir not. Son haftalarda hakemlerimiz çok formsuz. Daha
önceden iyi maçlar yöneten bu arkadaşlarımızın neden konsantrasyonlarını bu
kadar kaybettiklerini açıkçası merak ediyorum. Beşiktaş-Belediye
karşılaşmasında görev yapan Hakan Alkan ve Çetin Akbulut kötü bir yönetim
gösterdiler. Çok hata yaptılar. İki takım oyuncuları ve antrenörlerinin
itirazları o kadar arttı ki sonunda bir kargaşadır aldı başını gitti)
İki takımda kazanmak için tüm
güçlerini ortaya koydu. Beşiktaş da sakatlığı süren Uğur ve Lance, Belediye de
ise Nikolai yoktu. (Nedim 5. sette sayılar 9-9
olduğunda bu oyuncuyu servise soktu hemen ardından da önce liberoyla, sonra da
4’ e geldiğinde Erdal ile değiştirdi) 5 setlik mücadelede
heyecan hep vardı ama iki takım oyuncularının çok hata yapmaları kaliteyi yok
etti. Sonunda gülen Beşiktaş oldu.
GALATASARAY’DAN ARÇELİK’E ŞOK
Haftanın Burhan Felek Spor Salonu’
nda ki son maçında çok iyi bir oyun temposu yakalayan Galatasaray, ligin
başından bu yana ilginç sonuçlara imza atan Arçelik’ i 3-0 gibi net bir skorla
yendi.
Ligde yabancı oyuncusu olmayan 3
takımdan biri olan Sarı-Kırmızılılar, tüm maçlarında rakiplerine direndiler.
Ancak kadronun gençlerden oluşması, setlerin sonlarında beceri ve tecrübe
eksikliğinin kurbanı olmalarına yol açtı. Ama bu kez istediklerini elde ettiler.
Galatasaray antrenörü Işık
Menküer’in yıllarca Arçelik de görev yapması, yardımcısı Ümit’ in ve Fırat’ ın
yine Arçelik de forma giymiş olmaları karşılaşmanın ilginç yönüydü.
Maça Galatasaray çok iyi başladı.
Etkili servisler ve sayı getiren hücumlarla bir anda öne geçip ilk teknik
molaya 3-8 girdiler. Hırslı ve az hatalı oyunlarının semeresini de seti açık
farkla kazanarak gördüler: 14-25.
İkinci sette toparlanan Arçelik
mücadeleye denge getirdi. 13-13’ e kadar kopma olmadı. Ama Kemal’ in smaç servisleri
ikinci teknik molaya Kırmızı-Beyazlıların 3 sayılık bir farkla girmesine yol
açtı: 16-13. Galatasaray tempoyu düşürmedi ve bu kez bir sayı öne geçen taraf
oldu: 17-18. Başa baş giden setin sonlarında rakibini hataya zorlayan
Sarı-Kırmızılı takım, 22-25 ile 2-0 öne geçti.
Maça daha iyi hazırlanmış olan
Galatasaray, karşılaşmanın başından beri
değişik girişlerle yaptığı hücum denemelerinden genelde başarıyla
çıkarken, Arçelik, blok ve defansını hatalara zorladılar. 3. sette de durum değişmedi.
Sarı-Kırmızılı takımın hırslı oyunu devam etti. Kırmızı-Beyazlılar rakibin bu
temposuna uyunca güzel bir mücadele ortaya çıktı. Karşılıklı sayılarla setin
sonuna Arçelik 23-22 önde girdi. Can’ ın öldürdüğü topla 23-23 oldu. Servise
Can geldi. Onun smaç servisten kazandırdığı direkt sayı Galatasaray’ı avantajlı
hale getirdi: 23-24. Can’ın smaç servisi
yine çok etkili ama Nuri’ nin manşeti de güzel ve bu topu Volkan 2’ den sayıya
dönüştürdü: 24-24. Bekir’ in 1’ den atağı: 24-25. Sarı-Kırmızılı takım maç
servisini kullandı. Arçelik topu oyuna soktu, Arslan 1’ de ki Volkan’ a attı
ama bu oyuncu 3 metre çizgisine basınca seti 24-26 alan Galatasaray oldu.
Böylece Sarı-Kırmızılı oyuncular Arçelik’ i 3-0 yenerek antrenörleri Işık
Menküer’ e güzel bir doğum günü hediyesi vermiş oldular.
İşte geride kalan haftanın görünümü
böyleydi.
Tekrar görüşmek dileğiyle, hoşça
kalın.
A
L E V
A N A
K Ö K