YEŞİLYURT   STRESİ

 

Çarşamba günü Avrupa Kupaları'nda ülkemizi temsil eden Yeşilyurt ve Erdemirspor'un 3. tur rövanş maçları vardı. Geçen yazımda iki takımımızın da tur atlamasının normal bir sonuç olacağına değinmiştim. Nedeni Yeşilyurt' un elinde deplasmanda 3-0 kazanmanın bir avantajı vardı. Erdemir ise maçı kaybederken rakibinden bir set çalmıştı ve üstelik de Bulgar takımı genç ve tecrübesizdi.

Ama iki takımımız da rövanş maçlarında aldıkları sonuçlarla beni hayal kırıklığına uğrattılar. Gerçi Yeşilyurt' a tek set yetiyordu. Bu nedenle bir çok kişiye aldığı set ve tur yeterli görünebilir ama ben ayni fikirde değilim. Takımımızdan tüm seyredenleri bu kadar strese sokacak hatalar dolu bir oyun beklemiyordum.

Gerçi Polonya' da ki karşılaşmayı izleyen Aylin Üstündağ maç öncesi beni uyarmıştı. "Yeşilyurt orada iyi oynadı ve 3-0 kazandı ama tersi de olabilirdi. Mielec kötü bir ekip değil. Dikkatli olmak gerekir." demişti.

Bu nedenle karşılaşma öncesi biraz sıkıntılıydık. Ancak 3-0' lık net skor, evinde oynamanın avantajı ve seyirci desteğiyle turdan da emindik.

Ne var ki sahada hiç beklemediğimiz kadar hata yapan ve rakibin oyununu adeta seyreden bir Yeşilyurt olunca az daha turu da hediye ediyorduk.

Bilgisayarın başında maçı nasıl yorumlasam diye düşünüp duruyorum. Çünkü anlatılacak hiç bir şey yok. Düşünün karşılaşma başlıyor ve bir anda sayılar 0-5. Ne oluyor derken ilk teknik molaya 2-8 giriliyor. Oyuncularda bir şaşkınlıktır gidiyor. "Şimdi toparlanırız" derken fark bir anda önce 9, (4-13) sonra da 10 sayıya (6-16) çıkıveriyor. Adnan molalarla takımı toparlamaya çalışıyor, oyuncu değişiklikleri yapıyor ama bunlarda çare olmuyor. Sonrası mı? Daha da kötü. Set 13 sayılık bir farkla yani 12-25 bitiveriyor. İlk maçta yakaladığımız 9 sayılık avantaj da elimizden uçup gidiyor. Şaşkın bir haldeyiz. Birbirimizin suratına bakıyoruz. Şimdi yazının başında “bu uzak ara verdiğimiz sette neler oldu?” diye düşündüğümde kafamda sadece bir kargaşanın kaldığını görüyorum. Notlarımda ise şunlar var:

Çok kötü oynuyoruz. Servislere karşı manşetler şaşırtıcı. Bunun sonucunda çıkan topları pasörler ancak 4' e atabiliyor. Pelin ve Esra sürekli çapraza hücum etmeye çalışıyor, ya bloklarda kalıyor, ya da toplar yansıyıp çabuk atağa dönüşüyor. Mielec ortadan ve bizim iki 4 numara oyuncumuzun (Pelin-Esra) üstünden oynuyor. Blok ve defans adeta yok. Yani takım sahada yok. Her halde akıllar hala Polonya'da kazanılan 3-0' lık maçta.

Birinci setin sonunda "Önemli değil şimdi toparlanır seti de maçı da koparırız" diye düşünüyoruz. 2. set başlıyor. Gerçekten de oyunun başındaki o şaşırtıcı dağınıklık artık yok. Hatalar azalmış durumda ama bir türlü sayı üretemiyoruz. Sanki orta oyuncusuz oynuyoruz. Biraz yeni transfer 1984 doğumlu Belerus Marina Tumas 2' ye dolaşarak varlığını hissettiriyor. Ama iyi blok yapan, defanstan çok top çıkaran Mielec (Gerçi bunda bizim de çok hatamız var. köşelerden ilk sette olduğu gibi sürekli çapraza vurmaya çalışıyoruz. Biraz Esra paralele dönmeyi düşünüyor ama bu toplarda bloklardan yansıyor. Kazanılan servisler bir işe yaramıyor. Ya kaçıyor, ya da ısrarla iyi bir gününde olan libero  Zabek'e atılıyor) Netice de Polonya ekibi setin başlarında yakaladığı 4 sayılık avantajı (6-10, 12-16, 17-21, 19-23) bir türlü kapattırmıyor ve seti de 22-25 alarak 2-0 öne geçmeyi başarıyor.

Ve tüm oyuncuların da, seyredenlerin de, gerildiği her şeyin belli olacağı, yani tur atlayan takımın ortaya çıkacağı 3. set başlıyor. Onlarda fazla bir değişiklik yok. İlk iki sette ki tempolu, hızlı ve akıllı oyunlarını sürdürüyorlar. Yine ortayı çok kullanıyorlar, taktik servisler atıyorlar, blokları ve defansları yine iyi ancak bu kez biz de ilk iki sete oranla daha iyiyiz. Hırslıyız. Kazanmak zorunda olduğumuzu biliyoruz. Gerçi ortadan hala az oynayıp, blok yapamıyoruz ama mücadeleyi sürdürüyoruz. Ve bu sayede de karşılaşmanın başından bu yana ilk kez bir teknik molaya önde giriyoruz. 8-6.

İşler yolunda görünüyor. Önce 9-6, 10-7 öndeyiz. Sonra 11-8 oluyor. Yakalanır gibi oluyoruz ama 3 sayılık avantajla 14-11 yapıyoruz. Yine bir sallanma, manşetler pasörü zorluyor, paslar 4' den hücuma dönüşüyor, sayı gelmeyince ikinci molaya 15-16 önde giriyorlar. Seyirci takımı itiyor, setin başından beri Polonyalılar antrenörler dahil hakemlere itiraz ediyor, oyunu geriyorlar ama 19-20 de öne geçiyorlar. Tekrar toparlanıyoruz ve sayılar 22-20 oluyor. Artık çok kritik anlar başlıyor. Elena' nın servisini çıkarıp 2' den hücuma dönüştürüyorlar, ikili bloğumuzdan avuta gidiyor: 22-21. Pelin'in 4'den hücumu ve sayı 23-21. Onların atağı yine bloğumuzdan avuta gidiyor: 23-22. Servisi karşılayıp nihayet ortadan yükleniyoruz, Marina öldürüyor: 24-22.  Maria'nın servisi, karşılıyorlar, pasörün ikinci topa plasesi sayı: 24-23. Nefesler tutuluyor. Servisi atıyorlar, güzel manşet ve pas 4' de ki Esra' ya. Ve Esra gerekeni yapıyor. Tüm salonu yaşanan krizden, stresten çekip çıkarıyor: 25-23.

Yeşilyurt büyük bir sevince boğulurken, Mielecli oyuncular, teknik kadro ve az sayıdaki seyirci şaşkın, hakeme kızgın ama atı alıp Üsküdar' ı geçen takımımız. (Bu arada küçük bir not: Bu sette hakemler ev sahibi olmanın avantajını bize hatırlatıyorlar)

Son set için bir şey yazmaya gerek yok. Zaten formalitenin ötesine geçmiyor. 14-11' e kadar Yeşilyurt önde geliyor, 14-14' den sonra  Mielec kontrolü ele geçirip seti 22-25, maçı da 1-3 alıyor ama tur bizim oluyor.

Böylece ilk iki set kızıp sinirlendiğimiz, 3. set stresten kasıldığımız ve sonunda karşılaşmayı kaybetmemize karşın mutlu olduğumuz bir Avrupa mücadelesi daha geride kalıyor.

CEV Kupası' nda 8 takım arasına giren Yeşilyurt' u şimdi çok daha zor  bir rakip bekliyor: İspanyol Caja de Avila. Yunanistan da ilk maçta Panathinaikos' a 3-2 yenilen Avila, rövanşı 3-0 kazanarak 4' lü final öncesi son engel olarak karşımıza dikiliyor.

21 Ocak da İstanbul da oynanacak karşılaşmada Mielec maçına oranla çok daha dikkatli ve iyi olmak zorundayız. Önümüzde uzun bir zaman var. Yeşilyurt bu süreyi iyi kullanıp performansını yükseltecektir. Ancak 4 numaradan Pelin ve Esra' yı daha rahat atağa sokacak bir takım organizasyonları mutlaka yapmalı. Yoksa bu tarz bir oyunla  Caja de Avila karşısında tıkanabiliriz ve çok yaklaştığımız 4' lü final şansımız elimizden çok kolay kaçıverir.

 

ERDEMİR ŞOKU

 

Top Teams deki temsilcimiz Erdemirspor, çarşamba gününün hayal kırıklığı yaratan takımı olmayı başardı.

İlk maçta Bulgaristan da 3-1 yenildiği maçın rövanşında 2-0 öne geçmenin avantajını avuçlarının içinden kaçırdı. 3-2' lik skora önce duyduğumda inanamadım. Bu kadar teknik oyunculardan kurulu iyi bir kadrosu olan, seyirci destekli Erdemir' in elenmesini kabul edemiyorum. Gücü sınırlı, genç ve tecrübesiz oyunculardan oluşan (İki smaçörü iyiymiş) bir Bulgar takımına (Şu anda lig sıralamasın da set averajı ile CSKA ve Levski’nin ardından üçüncü sırada yer alıyorlar. Tanınmış bir oyuncusu yok. Zaten Bulgarların en iyi oyuncuları Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde oynuyorlar) hem de 2-0’ dan, 3. sette de 20-15, 23-21’ den tur nasıl teslim edilir? Bunun mutlaka bir hesabı olmalı. Çünkü bu bir iş kazası değil. Bu kupada birincilik beklediğimiz bir takımın elenmesi hepimizi hem şaşırttı, hem de hayal kırıklığına uğrattı. Eğer bu turu geçseydik rakip Romen Deltacons Tulcea olacaktı. Yani 4' lü final grubuna doğru çok yakın olacaktık. Çok yazık.

Cumartesi günü CNN TÜRK’ deki voleybol programında bu maçla ilgili olarak aşağı yukarı ayni cümleleri söylemiştim. Program biter bitmez Erdemirspor’ un bir yöneticisi Metin’ i aradı. Çok yakında olmama karşın neler konuştuklarını duyamadım. Doğal olarak bu konuda Metin de bir şey  söylemedi ama konunun benim yorumumla ilgili olduğuna eminim. Bu konuşmanın hemen ardından bu kez bir sporcu Metin’ i aradı. (Kimler olduğunu biliyorum) konu yine yorumlarla ilgiliydi.

Ben bunları çok normal karşılıyorum. Çünkü ortada kaybedilen bir maç var. Tabii ki Avrupa’ ya veda etmenin sıkıntısı için bir takım yorumlar getirilecek. Nedenleri kendilerince anlatılacak.

Ancak  bu konuda benim gibi bir çok kişi de ikna olmayacak.

Geçtiğimiz hafta Güneş Sigorta’ nın Belgorod maçıyla ilgili yorum yaparken “Bu takımın Türkiye Ligi’ ndeki maçlarından çok Avrupa Kupası’ ndaki mücadelesi  beni ilgilendiriyor.“ demiştim.

Ulusal takımımızın büyük çıkışıyla gündeme oturan voleybolumuzun konuşulmaya ve ilgi çekmeye devam etmesi için takımlarımızın da Avrupa da başarılı olması gerekiyor. Ben Erdemir’ in elenmesine bunun için çok üzüldüm. Ekibimiz gerçekten büyük bir fırsatı rakibine hediye etti.  Eğer devam edebilseydi bu kupayı kazanmaya çok yakındı.  Çünkü çeyrek finalde ki 8 ülkenin takımlarından ( Romen, Bulgar, - yerine biz olacaktık- İspanyol, Ukrayna, Portekiz, Macar, Slovakya, Avusturya)  güç ve tecrübe olarak hiç de aşağıda değildi.  Neyse artık yapacak bir şey yok.

 

VE LİGLER

 

Çarşamba günü Avrupa kupası maçları arasında bayanlar liginde de mücadeleler sürdü.

İstanbul da  Güneş Sigorta, Emlak Konut' u son set sıkışmasına karşın 3-0 yendi.

İlk iki set Güneş çok rahattı. İyi oynadı. Ankara takımı hiç direnmedi. Son set genç Gizem' in smaç servislerine, hücumdaki başarısına diğer arkadaşları da katkı sağlayınca oyuna renk ve heyecan geldi. (Toplu Konut takımında Güneş'in Başkent deki alt yapısı sayılan Vakıfbank dan aldığı 3 genç oyuncu kiralık olarak oynuyor. Bunlar 13 numaralı 1986 doğumlu, 1.79 boyunda ki köşe oyuncusu Gizem Giraygil - yukarıda sözünü ettiğim işte bu oyuncu- 14 numaralı Duygu Bal, 1987 doğumlu, 1.87 boyundaki orta oyuncusu ve 4 numaralı Gizem Güreşen, 1987 doğumlu, 1.76 boyunda  maçta libero olarak görev yaptı. Bu 3 oyuncu da iyi yerlere gelecekler. Ulusal Yıldız Takımı'nın formasını giymişler. Antrenör Hüseyin,  Duygu' ya bu karşılaşma da şans vermedi. Ama ısınmada hemen göze çarpıyordu.) (Bu Güneş'in iyi bir yatırımı. Ayrıca onları kiralık vermesi, tecrübe edinmelerini sağlaması da güzel)

Maça devam edelim; İlk teknik molaya Emlak konut 7-8 girdi. Güneş 16-13 öne geçti. Ankara ekibi sayılara denge getirdi: 18-18. Setin sonlarına kadar başa baş gelindi. 22-23'de Neslihan' ın avuta vurduğu topla Emlak Konut iki sayılık farkı yakaladı: 22-24. Set servisi kullandılar, Gözde öldürdü: 23-24. Aysun' un servisini atağa dönüştürmekte zorlandılar. Gizem ancak topu tokatla içeri gönderebildi. Bu avantajı Neslihan kaçırmadı: 24-24. Aysun' un servisini bu kez ortadan Tatjana öldürdü: 24-25. Ama yakalanan bu avantajı tecrübesizlikten kullanamadılar. Gizem'in servisini Neslihan öldürdü: 25-25. Neslihan' ın smaç servisi top oyunda kaldı ama 3 metre üstüne çıktı, pasör zorlukla 4 de attı ama 3 metre üstüne. Etkisiz hücum, Güneş fırsatı kaçırmadı Gözde öldürdü: 27-25. Maçta 3-0 bitti.

Günün iki ilginç sonucu vardı. Ankara da önce Beşiktaş, yenilgisiz Türk Telekom' u,  hemen ardından da son haftaların çıkıştaki takımı Şişli, Kolejliler'i ayni sonuçla 3-2 mağlup etti.

Diğer karşılaşmalarda favoriler set vermeden kazandılar.

Cumartesi günü Aylin ile birlikte CNN TÜRK' de olduğum için Şişli-Numune mücadelesini izleyemedim. Ancak Beşiktaş-Güneş Sigorta maçının ikinci setine yetişebildik.

İlk set çok zevkli geçmiş. 20-17’ ye kadar Beşiktaş hep öndeymiş. 20-20’ deki eşitlik sonuna kadar sürmüş ve Siyah-Beyazlılar bu seti 33-31 almayı başarmışlar.

Zor bir seti kazanmanın moraliyle iyi bir tempo yakalayan Beşiktaş, ikinci setin başlarından itibaren oyuna ağırlığını koydu. Özellikle Arzu’ nun iyi pas dağıtımı ve Dos Santos-Deniz-Julia üçlüsünün sayı getiren ataklarıyla rakibini yaklaştırmadan (8-2, 9-4, 13-7, 16-10, 21-13, 25-17) sonuca gitti.

Güneş Sigorta da bu sette direnen ve bir şeyler yapmaya çalışan sadece Aysun vardı. Diğerleri hata üstüne hata yaptılar. Güneş’ i bundan önceki yazılarımda çok eleştirdiğim için bu setin  neden bu kadar kolay bittiğini tekrar anlatmayacağım. Ancak, set bu kadar kolay giderken rakibi durdurmak için sadece oyuncu değişikliği yapıldı, molalar alındı. Onun dışında ne sistem, ne de pozisyon da bir oynama düşünülmedi. Yani rakibin oyun temposu kabul edilmiş bir hava vardı.

3. setin ilk teknik molasına Beşiktaş 8-7 önde girdi. Bu arada Güneş Sigorta toparlanmaya başladı. Hücum ve blokta ki başarılar üst üste sayılar getirince de önce 9-13, 10-14, 11-15 oldu. Elisangela’ nın servisleri  Güneş’ in manşetlerini bozdu, pas organizasyonu aksadı, ataklar sayıya dönüşmedi ve fark bire indi: 14-15. Neslihan 6’ dan vurdu ve 14-16. Sayılar 15-17 olduğunda Sigorta’ nın kullandığı servisi, oyuna sokan Beşiktaş 6’ dan atak yaptı. Top bloktaki Tanya’ nın kolundan dışarı gitti.. Maçın hakemleri Suat Carlı ve Murat Aslanata bunu göremediler. Halbuki Tanya’ ya baksalardı onun hareketlerinden topun O’ na çarptığını çok rahat görebileceklerdi. Böyle olunca 16-17 olması gereken sayılar 15-18 oldu. Hakemlerin bu hatasına Elif’ in servisten iki de direkt sayısı eklenince fark bir anda 5’ e çıktı:15-20. Tabii ki Güneş bu avantajı kaçırmadı: 19-25.

Güzel bir 4. set izledik. Önce Güneş iki sayı öne geçti. (3-5, 6-8) Sonra Beşiktaş. (11-9)

Ama iki takım da kazanmak için tüm gücünü ve becerisini ortaya koyduğu için birbirlerinden kopamadan 18-18’ e kadar gelindi. İşte bu sırada Güneş, en sıkıntılı pozisyonuna oturdu. Yani Elif 5’ deydi. Etkili servis, bozulan manşetler, Elif’ in pas atmakta yaşadığı zorluklar, ölmeyen toplar derken bir anda Siyah-Beyazlı takım 21-18 öne geçti. Sonra da 24-19 oldu. Artık Beşiktaş maçı 3-1 kazandı derken, Elisangela maç sayısı servisini kaçırdı. Servise Gözde geldi. Bu arada Beşiktaş, ikili hücum turundaydı: Julia (2), Arzu (3), Dos Santos (4). Gözde uzun bir servis attı. Top avuta giderken Nihan çizgi üzerinde topu aldı. Bıraksa maç bitecekti. Ama bu hareketin Siyah-Beyazlı takıma kazanmaya çok yaklaştığı karşılaşmayı kaybettireceğini kim bilebilirdi ki. Önce Julia’ nın, sonra Dos Santos’ un atakları bloklarda kaldı. Ardından, Nihan’ ın direkt sayı kaybettiren manşet hatası, ardından bir de Julia ikili blokta kalınca, seti Beşiktaş’ ın avuçları içinden Güneş Sigorta adeta çaldı: 24-26.  Bu seti üst üste yapılan hatalarla hep Beşiktaş kaybetti diye konuşuyoruz ama Güneş’ in de hakkını yememek lazım. Aradaki bu kadar sayı farkına karşın işin peşini bırakmaması ve adeta file üstünde bloklarla duvar örmesi de gözlerden kaçmamalı.

Büyük bir avantajı rakibine kaptırmasına karşın Siyah-Beyazlıların maçı kazanma hırsı devam etti. Böyle olunca da saha değişimine 6-8 girildi. Aysun servisi kaçırdı. 7-8.  Beşiktaş servisi kullandı. Top gitti-geldi derken son vuran Gözde farkı yine 2’ ye çıkardı: 7-9. İşte bu sayı maçın kırılma noktası oldu. Neslihan’ ın smaç servisi, Nihan’ ın direkt hatası: 7-10. Neslihan’ ın ikinci servisi oyunda kaldı, çıkan topu Arzu, Dos Santos’ u Tanya’ nın bloğundan kaçırmak için 3 ile 4 arasına yatırdı ama bu bir işe yaramadı. Tanya blokladı: 7-11. Neslihan’ ın servisi, Arzu 2’ den Julia’ yı hücuma soktu bir kez daha blok: 7-12 ve set koptu: 11-15.

 

ERKEK MAÇLARI

 

Lig nihayet havasını buldu. Bu nedenle her hafta ilginç sonuçlarla karşılaşabiliyoruz. Pazar günü de böyle oldu.

Ankara da Polis Akademisi, Top Teams’ e veda etmenin moralsizliğini üstünden atamayan şampiyonluk yarışının iddialı takımı Erdemirspor’ u 3-2 yenmeyi başardı. Ardından Ziraat Bankası SSK’ yı 3-2 mağlup etti. Bunlara bir de Galatasaray’ ın Arçelik’ i 3-0 gibi net bir skorla yenmesi eklenince üst sıralar iyice karışmış oldu.

Pazar günü İstanbul da ki ilk maçta Beşiktaş ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi kozlarını paylaştı.

İlginç bir karşılaşma oldu. Ne ararsan vardı. Hakem hataları ise maça damgayı vurdu. (Bu arada bir not. Son haftalarda hakemlerimiz çok formsuz. Daha önceden iyi maçlar yöneten bu arkadaşlarımızın neden konsantrasyonlarını bu kadar kaybettiklerini açıkçası merak ediyorum. Beşiktaş-Belediye karşılaşmasında görev yapan Hakan Alkan ve Çetin Akbulut kötü bir yönetim gösterdiler. Çok hata yaptılar. İki takım oyuncuları ve antrenörlerinin itirazları o kadar arttı ki sonunda bir kargaşadır aldı başını gitti)

İki takımda kazanmak için tüm güçlerini ortaya koydu. Beşiktaş da sakatlığı süren Uğur ve Lance, Belediye de ise Nikolai yoktu. (Nedim 5. sette sayılar 9-9 olduğunda bu oyuncuyu servise soktu hemen ardından da önce liberoyla, sonra da 4’ e geldiğinde Erdal ile değiştirdi) 5 setlik mücadelede heyecan hep vardı ama iki takım oyuncularının çok hata yapmaları kaliteyi yok etti. Sonunda gülen Beşiktaş oldu.  

 

GALATASARAY’DAN ARÇELİK’E ŞOK

 

Haftanın Burhan Felek Spor Salonu’ nda ki son maçında çok iyi bir oyun temposu yakalayan Galatasaray, ligin başından bu yana ilginç sonuçlara imza atan Arçelik’ i 3-0 gibi net bir skorla yendi.    

Ligde yabancı oyuncusu olmayan 3 takımdan biri olan Sarı-Kırmızılılar, tüm maçlarında rakiplerine direndiler. Ancak kadronun gençlerden oluşması, setlerin sonlarında beceri ve tecrübe eksikliğinin kurbanı olmalarına yol açtı. Ama bu kez istediklerini elde ettiler.

Galatasaray antrenörü Işık Menküer’in yıllarca Arçelik de görev yapması, yardımcısı Ümit’ in ve Fırat’ ın yine Arçelik de forma giymiş olmaları karşılaşmanın ilginç yönüydü.

Maça Galatasaray çok iyi başladı. Etkili servisler ve sayı getiren hücumlarla bir anda öne geçip ilk teknik molaya 3-8 girdiler. Hırslı ve az hatalı oyunlarının semeresini de seti açık farkla kazanarak gördüler: 14-25.

İkinci sette toparlanan Arçelik mücadeleye denge getirdi. 13-13’ e kadar kopma olmadı. Ama Kemal’ in smaç servisleri ikinci teknik molaya Kırmızı-Beyazlıların 3 sayılık bir farkla girmesine yol açtı: 16-13. Galatasaray tempoyu düşürmedi ve bu kez bir sayı öne geçen taraf oldu: 17-18. Başa baş giden setin sonlarında rakibini hataya zorlayan Sarı-Kırmızılı takım, 22-25 ile 2-0 öne geçti.

Maça daha iyi hazırlanmış olan Galatasaray, karşılaşmanın başından beri  değişik girişlerle yaptığı hücum denemelerinden genelde başarıyla çıkarken, Arçelik, blok ve defansını hatalara zorladılar. 3. sette de durum değişmedi. Sarı-Kırmızılı takımın hırslı oyunu devam etti. Kırmızı-Beyazlılar rakibin bu temposuna uyunca güzel bir mücadele ortaya çıktı. Karşılıklı sayılarla setin sonuna Arçelik 23-22 önde girdi. Can’ ın öldürdüğü topla 23-23 oldu. Servise Can geldi. Onun smaç servisten kazandırdığı direkt sayı Galatasaray’ı avantajlı hale getirdi: 23-24. Can’ın  smaç servisi yine çok etkili ama Nuri’ nin manşeti de güzel ve bu topu Volkan 2’ den sayıya dönüştürdü: 24-24. Bekir’ in 1’ den atağı: 24-25. Sarı-Kırmızılı takım maç servisini kullandı. Arçelik topu oyuna soktu, Arslan 1’ de ki Volkan’ a attı ama bu oyuncu 3 metre çizgisine basınca seti 24-26 alan Galatasaray oldu. Böylece Sarı-Kırmızılı oyuncular Arçelik’ i 3-0 yenerek antrenörleri Işık Menküer’ e güzel bir doğum günü hediyesi vermiş oldular.

İşte geride kalan haftanın görünümü böyleydi.

Tekrar görüşmek dileğiyle, hoşça kalın.

 

 

A   L   E   V       A   N   A   K   Ö   K