KALİTE ARANIYOR

 

 

Geçtiğimiz haftalardan birinde,  bu başlığı kullanmış ve lig maçlarında kalitenin arandığını vurgulamıştım. Aradan geçen zaman hiç bir şeyi değiştirmedi. Gerek bayanlarda, gerekse erkeklerde oynanan  200’ü aşkın lig maçında hala kaliteyi arıyoruz. Bu arada  erkekler liginde zirve yarışı yapan ekipler kozlarını paylaşmaya devam ediyorlar ama ortaya konan voleybol kimseyi tatmin etmiyor. Bu güne kadar ne bayanlarda, ne de erkeklerde “Oh be, voleybola doyduk” diyebileceğim bir maç izleyemedim.

 

Gerçi güç dengeleri birbirine yakın ekiplerin mücadelelerinde heyecan hep oluyor ama gerçek voleybol kalitesinin verdiği tadı hala yakalayamadık.

 

Bunun en güzel örneğini Cuma günü Arçelik-SSK arasındaki mücadelede yaşadık. O güne kadar yenilgiyle tanışmamış iki takımın kozlarını paylaşacağı maçtan herkes gibi bende çok şey bekliyordum. Gerçi Arçelik de, Galatasaray da oynarken ceza alan Hakan ile belinden sakatlığı devam eden Gökhan, SSK da ise, bu maçın ertelendiği tarih de henüz transferi gerçekleşmeyen Mariç yoktu. Ama ligde şampiyonluğu kovalayan, ayrıca ülkemizi Avrupa Kupaları’nda temsil edecek  bu iki ekibin, bu eksik oyuncularının yerlerini dolduracak elemanları olması gerektiğinden yola çıkarak yine de beklentimiz değişmemişti.

 

Ancak karşılaşma başladığında yanıldığımızı anladık. Mücadele tat vermiyordu. Beklenmedik hatalar yapılıyor, peş peşe sayılar kaybediliyordu. Bu arada SSK, Arçelik’e oranla daha az hata yapmanın semeresini almaya başladı. İlk teknik molaya Ankara ekibi 8-6 önde girdi. Arçelik’in servise karşı manşet getirmekteki sıkıntısı hücuma da yansıyınca SSK, sayı farkını büyüttü ve ikinci teknik molaya da 16-11 girdi.

 

Hatalarından bir türlü arınamayan Arçelik’in bu 5 sayılık farkı kapatması olası değildi. Çünkü manşet sorunu devam ediyor, hücumlarda toplar ölmüyor, rakibin ataklarında ise blokta kimsenin eline top değmezken, defans çaresiz kalıyordu. Böyle olunca da SSK seti 25-16 gibi açık bir farkla kazanmayı başardı.

 

İkinci sette de görünüm aynıydı. SSK oynuyor, Arçelikli oyuncular seyrediyorlardı. İlk teknik mola 8-2, ikincisi 16-8 geçildi. Ardından da sayılar 18-12 oldu. Oyunun gidişine bakıldığında bu 6 sayılık farkın kapanması ihtimali hemen hemen yok gibiydi. Çünkü Arçelik’in dağınık oyunu sürüyor ve sete ortak olma yönünde hiç umut vermiyordu.

 

18-12 de, Arçelik de, Klimkine bir top öldürdü ve sayıları 18-13 yaparken servise geldi. İşte bu anın setin de, maçın da kaderini değiştireceğini kim tahmin edebilirdi ki?

 

Klimkine’nin smaç servisleri SSK’yı zorlamaya başladı. Önce manşetler bozuldu. Hücumlar zorlaşınca Arçelik blokları iş yapmaya başladı. Sayı farkı birer birer kapanırken, SSK’lı oyuncuların hataları devam etti. Bu arada “Klimkine’nin servisini şimdi kırarız, bir hücum yapıp topu döndürürüz” düşüncesi içindeki  antrenör Bahadır Aksoy, oyunu kesmek için beklemeyi tercih edince fark bire düştü: 18-17. İşte bu anda oyuncularının bir türlü topu öldürememesine kızan Aksoy, Bülent’i çıkardı, yerine Hakan’ı aldı. Düşüncesi belki doğruydu ama Klimkine’nin etkili servislerinin devam ettiğini gözden kaçırmıştı. İşte bu SSK’ya pahalıya patladı. Klimkine’nin üst üste attığı 8 servise diğer oyuncuların blok ve hücumdaki çıkışları da  eklenince sayılar 21-18 oldu. (Klimkine bu 8 servisten sadece birini direk sayıya dönüştürdü. Diğer servisleri etkiliydi ama oyunda kalmasına karşın SSK bunların hiç birini sayıya dönüştüremedi. Yani verilen sayıların çoğunda hataları, bloklarda kalan hücumlardan, avuta vurulan toplardan ve hücumu yapılamayan ancak rakip sahaya atılan kolay toplardan kaynaklandı.) Doğal olarak Arçelik seti de 25-21 aldı.

 

Sayılar 18-12 olduğunda böyle bir olayın yaşanacağını açıkçası hiç kimse kestiremezdi. Ama voleybol da olmazların bazen olura dönüşebileceği gerçeği bir kez daha kanıtlanmış oldu.

 

Sonra 1.5 set dökülen Arçelik canlandı. Kazandım derken seti kaybeden SSK oyundan düştü ve sonuç da, ev sahibi 25-21, 25-23 aldığı setlerle, 3-0 kaybediyor denen maçı 3-1 kazandı.

 

Bu sonuçla SSK yaptığı hataların bedelini hem maçı kaybederek, hem de yenilmezliğini yitirerek ödemiş oldu.

 

Haftanın bu ilginç mücadelesi için kaliteden uzak demiştik. Yukarıdaki satırları okuduğunuzda her halde beni daha iyi anlamışsınızdır. Ancak ben bu düşüncemi pekiştirmek için sizlere karşılaşmanın bir de istatistiki bilgilerini vereyim.

 

Servis:

 

4 setlik maçta Arçelik, 89 servis attı. Bunun 21’ini kaçırdı. SSK ise, 91 servis attı 21’in de hata yaptı. Servisten Arçelik: 2, SSK: 7 sayı kazandı. (Şimdi yukarıda oyunu koparan anı Klimkine’nin 8 servisini bir kez daha değerlendirin.) Neticede kaçan servis sayısı: 40.

 

Servise karşı manşetler:

 

Arçelik: 70 de 13 direk hata yaptı. % 61 ile oynadı. SSK: 69 da 9 hata yaptı. % 68 ile oynadı.

 

Hücum:

 

Arçelik: 84 atak, 5 direk hata, 10 top blokta kaldı. 48 sayı kazandı. Yüzdesi 57

 

SSK: 71 hücum, 8 direk hata, 11 top blokta kaldı. 40 sayı aldı. Yüzdesi 56

 

Blok:

 

Arçelik: 17 blok 11 sayı. SSK: 31 blok 11 sayı.

 

Oyuncuların değerlendirmesi:

 

ARÇELİK:

 

Orhan: 16 servis 3 hata.12 manşet 3 hata, yüzdesi  42. 3 hücum 1 hata, 2 sayı, yüzdesi 67.

 

Stefanov: 12 servis 1 hata. 31 manşet 5 hata, yüzdesi 65. 24 hücum 1 hata, 15 sayı, yüzdesi 62.  

 

Klimkine: 20 servis 6 hata. 7 manşet 1 hata,. yüzdesi 86. 37 hücum 2 hata, 19 sayı,yüzdesi 51.

 

Ahmet: 16 servis 3 hata. 10 hücum 1 hata, 6 sayı, yüzdesi 60.

 

Burak: 11 servis 3 hata. 8 hücum 1 hata, 4 sayı, yüzdesi 50

 

Barış (Libero): 20 manşet 4 hata, yüzdesi 45.

 

SSK:

 

Berezin: 17 servis 4 hata. 21 manşet 3 hata, yüzdesi 62. 12 hücum 7 sayı yüzdesi 58.

 

Bülent: 12 servis 5 hata. 24 manşet 1 hata, yüzdesi 83. 18 hücum 2 hata, 8 sayı, yüzdesi 44

 

Erkan: 10 servis 5 hata. 24 hücum 3 hata 14 sayı, yüzdesi 58

 

Ömer:  11 servis hata yok. 8 hücum 2 hata, 6 sayı, yüzdesi 75.

 

Gürsel: 16 servis 2 hata. 7 hücum 5 sayı, yüzdesi 71.

 

Taylan (Libero): 16 manşet 4 hata, yüzdesi 56.

 

İşte işin esası bu. Bu değerler maçta kalitenin nerelerde olduğunu gösteriyor.

 

DİĞER İLGİNÇ MAÇLAR

 

Önce Çarşamba günü oynanan karşılaşmalara bir göz atalım.

 

Günün favorilerinden Ziraat , Rize de Fındıklıspor’u set vermeden geçerken, SSK-Beşiktaş’a, Arçelik, Galatasaray’a birer set kaptırdı. Bursa Emniyet evinde Arkas S. Joseph engelini setsiz geçti.

 

İstanbul da günün bir diğer karşılaşması Marmara Koleji ile Fenerbahçe arasında oynandı.

 

İlginç bir maç oldu. Marmara yeni yabancısı İgor’u da sahaya sürdü. Bu oyuncu daha önce Maltepe’de ve Kolejliler de oynamıştı. İlk sette denk bir mücadele oldu. Kolej kaçmaya çalıştı: 8-5, 10-6. Fener bırakmadı: 13-12. Marmara tekrar arayı açtı: 16-12. Ama Sarı- Lacivertliler tekrar yakaladılar: 21-20. Bu ana kadar bir didişme içinde geçen karşılaşma Ertan’ın hakeme itirazı ile birden renklendi. Fenerbahçe’nin kazandığı sayıya itiraz eden Ertan,  kart yiyeceğini anlayınca olayı büyüterek kartın rengini kırmızıya dönüştürmeye çalıştı. Çünkü sarı yerse sayılar 21-21 olacaktı. Kırmızı yerse kendisi 1 setlik atılacak ama sayılar 21-20 de kalacak ve takımı hücum yapacaktı. Ama hakem Serdar Nişancıoğlu bu tuzağa düşmedi. Ertan’ın düşüncesini boşa çıkararak sarıyı gösterdi ve durum 21-21 oldu. Planı bozulan Ertan itirazları daha da yoğunlaştırınca bundan  oyuncuları  olumsuz etkilendi. O ana kadar iyi oynayan Marmara Koleji bir anda durdu ve Fenerbahçe seti 25-23 aldı. Bu da gösteriyor ki sürekli hakemlerle oynamak Ertan’a da, takıma da bir şey kazandırmıyor. Yıllardır bu tür davranışlarına bir türlü set çekemeyen Ertan’ın nerede duracağını açıkçası ben dahil herkes merak ediyor. Agresif antrenörlüğün yıllar öncesinde kaldığını, şimdi ise sakin ve saygılı antrenörlerin prim yaptığını artık Ertan da kabullenmeli. Bu tür davranışlar ve tavırlar, hem seyredenlerce tepki yaratıyor, hem de oyuncuları çok etkiliyor.

 

Ertan, lütfen artık şu uzlaşmaz, agresif görüntünden uzaklaş. Sana yıllardır bunun neler kaybettirdiğini hepimizden daha çok biliyorsun. Umarım bu maç da senin son hırçın karşılaşman olur. Bu arada bir küçük hatırlatmada maçın hakemi Serdar Nişancıoğlu’na.

 

Serdar, Ertan’ın kırmızı kart tuzağına düşmemen ne kadar alkış topladıysa, itirazlarını bir türlü kesmeyen ve maçı geren Ertan’a olayın sonrasında ki anlarda hoşgörülü olman hataydı. Bu senin notunu düşürdü. Unutma ki voleyboldaki hır-gür siz hakemlerin sayesinde durdu. Bu gibi hareketlerin salonlara dönüşüne hiç kimse en ufak bir prim dahi tanımamalıdır. Yoksa ipin ucu kaçarsa sonu hepimizi üzer.

 

Sonra ne oldu?

 

Marmaralı oyuncular, Ertan’ın yarattığı bu krizi çabuk atlatmayı başardılar. Maçı kazanmak için tüm gücünü ortaya koyunca kendilerine olan güvenleri arttı. Marmara’nın yükselen temposuna Fenerbahçe de uyunca çok güzel bir mücadele ortaya çıktı. Uzun zamandır hasret kaldığımız kaliteli voleybol sahaya yansımaya başladı. Karşılıklı ataklar, bloklar, defanstan çıkan toplar, uzayan rallyler hepimizi keyiflendirdi. Bu güzel seti kazanan Marmara Koleji oldu.

 

1-1’den sonra Marmara, özellikle Soner, Darıusz ve Burçin’in blok yerleşimindeki hatalarını iyi değerlendirerek çok önemli bir galibiyete imza attı.

 

ECZACI’YA İLLER ŞOKU

 

Cuma günü erkekler liginde bir, bayanlar da ise iki karşılaşma oynandı.

 

Arçelik-SSK mücadelesindeki düşüncelerimi sizlere daha önceki satırlarımda yansıttım. Bayan maçları Ankara da olduğu için fazla bir yorum yapamayacağım. Gerçi maçları televizyondan zaman zaman izledim. Ama ne yazık ki televizyondan izlerken insan ne tam anlamıyla  karşılaşmaya konsantre olabiliyor, ne de mücadele için net bir fikir edinebiliyor.

 

Günün TV’deki ilk yayınında İller Bankası, Eczacıbaşı’nı 3-1 yenmeyi başardı. Oyunun genelinde İstanbul takımı beklenen performansının altında bir maç oynadı. Buna karşın İller, kazanmak için büyük çaba harcadı ve sonuçta da istediğini elde etti.

 

Televizyondan izleyemeyenler için ilk iki setin son sayılarını sizlere hatırlatmak istiyorum.

 

1. setin sonlarına Ankara takımı önde geldi. Bir ara 5 sayılık bir farkı yakaladı: 21-16. Ancak Eczacıbaşı oyuna ağırlığını koydu ve İller’i hataya zorlayarak 21-22 de öne geçti. İşte bu andan itibaren iki takım içinde zor anlar geldi çattı. Eczacıbaşı 23-24 de ve 24-25 de iki kez set sayısı servisi kullandı. Ancak bu avantajı sete dönüştüremedi. 25-25 de Eczacıbaşı’nın Bulgar oyuncusu 2’ye tek ayak hücum için döndü ama blokta kalınca İller Bankası 26-25 öne geçti. İller set sayısı servisi attı, Eczacıbaşılı oyuncular topu öldüremediler. Bu avantajı kaçırmayan Ankara ekibi Melis’in kazandırdığı sayı ile seti 27-25 aldılar.

 

İkinci setin sonlarına 22-22 eşitlikle gelindi. İller 24-22 de set için servis attı. Eczacı rakibine bu şansı tanımadı. 24-24 de Ankara takımı hücum yaptı. Top avuta düştü (Yavaş çekimde iyice görülüyor) çizgi hakemi dahil verdi. Nihat buna uyunca sayılar 25-24 oldu. İller 2.  set sayısı için servis attı, Eczacı Mesude ile yine çevirdi. 25-25.  Servisi kullanan Eczacıbaşı, rakibin hücumuna blok yapınca sayılar 25-26 oldu.

 

Servisi Eczacı attı. İller’in atağı sayıya dönüşmedi. Çıkan topu pasör Bahar, 2’ye dolaşan Çiğdem’e attı. Çiğdem, topa vursa gelecek sayı seti Eczacıbaşı’na kazandıracaktı. Riske girmemek için, topu tokat-plase karışımı bir vuruşla  rakip sahaya gönderdi. Ama hakem bu vuruşu taşıma olarak değerlendirince (televizyondan Çiğdem’in  vuruşunun taşıma olmadığı izlenimini edindim. Ama yanılmış olabilirim.) sayılar tekrar eşitlendi 26-26. Ve sonunda seti ev sahibi 28-26 kazanmayı başardı.

 

Sonra, Eczacıbaşı üçüncü seti aldı ama bu maçı kurtarmaya yetmedi ve karşılaşmadan 3-1 galip ayrılan İller Bankası, önemli bir başarıya imza atmış oldu.

 

URFA DA İŞLER İYİ GİDİYOR

 

Şanlıurfa Gençlikspor’un karşılaşmalarını şimdiye kadar hiç izleme şansı bulamadım. Ancak bu takımı dikkatle takip ediyorum. Anadolu’ya hızla yayılan voleybolumuzun bu temsilcisinin aldığı başarılı sonuçları da alkışlıyorum. Cuma günü onları da televizyondan zaman zaman izleme şansım oldu. Uyumlu bir takım görüntüsü verdiler. Her zaman beğenimi toplayan Yanitsa yine takımının itici gücü. Ancak son yıllarda sık sık eleştirilerime uğrayan pasör Ayşen’i  iyi buldum. Sanki yeniden doğmuş gibi. Umarım bu güzel oyununu her maça yansıtır.

 

SIRADA CUMARTESİ MAÇLARI VAR

 

Bayanlar Ligi’nde Cuma günü olduğu gibi Cumartesi de ilginç sonuçlarla karşılaştık.

 

Burhan Felek’teki günün ilk maçında Güneş Sigorta, Işıkspor’u kolay yenerken ikinci karşılaşmada 3 yabancılı Beşiktaş, Türk Telekom’a 3-1 yenilerek 8. maçından da galibiyet çıkaramadı.

 

Dağınık bir görüntü veren Siyah-Beyazlılar bu gidişle daha uzun bir süre galibiyetle tanışamayacaklar. Orta oyuncu sıkıntısını bir türlü gideremiyorlar. Ne genç Tuğba ve Serra, ne de tecrübeli Aysun takıma bir türlü yararlı olamıyor. Yabancıların vasat olması  işi iyice zorlaştırıyor. Eğer bir an önce toparlanmazlarsa ikinci ligin yolunu tutacaklar.

 

Türk Telekom ise, canla başla mücadele ediyor. Kadro yapısına bakıldığında sıkıntılarının çokluğu göze çarpıyor. Ancak onlar tüm olumsuzlukları, karşılaşmalardaki dirençleriyle ve mücadeleleriyle olumluya çevirmeyi başarıyorlar. Servise karşı manşetlerindeki sıkıntılara, pasörleri Tuğba’nın ve  Fulya’nın blok eksikliğine, yabancıları Victoria’nın voleybola yabancılığına, Güzin’in ilerleyen yaşına karşın, yine de başarılı olup maçlar kazanıyorlarsa onları tebrik etmek gerekir.

 

Tatiana ve Eda, özellikle de “zıp zıp” adını taktığım yıllardır hayranlığım hiç eksilmeyen Güzin’in maça asılışları, Fulya’nın defansı, Nuray’ın blokları ve Tuğba’nın antrenöründen en çok eleştiriyi alsa da, attığı pasları ilgiyle izleniyor. Sezon öncesi küme düşme adayları arasında gösterilen Türk Telekom’un hepimizi yanılttığını da itiraf etmeliyim.

 

ZİRAAT TURLADI, BELEDİYE ELENDİ

 

Cumartesi günü bayanlar ligi dışında iki takımımızın CEV Kupası’nda birinci tur rövanş maçları vardı.

 

Ankara da rakibini 3-0 yenen Ziraat Bankası, Romanya’da ki rövanşta da rakibi Dinamo Bucuresti’yi  3-2 yenerek ikinci tura adını yazdırdı.

 

Evindeki ilk karşılaşmayı kaybeden İstanbul Büyükşehir Belediyesi, beklenildiği gibi rövanş mücadelesinden de yenik çıktı ve Avrupa’ya veda etti.

 

Elenen Belediye’ye geçmiş olsun, turlayan Ziraat’e de grup maçlarında başarılar dilerim.

 

FENER EVİNDE TESLİM

 

Geçtiğimiz hafta Erdemirspor’u yenerek büyük bir sürpriz yapan Fenerbahçe, Çarşamba Marmara Koleji’ne, Pazar günü de Rize Fındıklıspor’a yenilerek bu güzel galibiyetine gölge düşürdü.

 

Heyecan dozu yüksek karşılaşmanın en ilginç yönü, sanki maç Fındıklı da oynanıyormuş gibi tribünleri bu takımın taraftarlarının doldurmasıydı. Belediye başkanı dahil bir çok Fındıklıspor taraftarı takımlarını desteklemeye gelmişti. Fenerbahçe seyircisi yok denecek kadar azdı.

 

Seyircisinin büyük desteği Fındıklılı oyuncuları her halde strese sokmuş olmalı ki ilk iki set sadece rakiplerini seyrettiler. Ne doğru dürüst manşet alabildiler (Libero Hasan hariç), ne blokları çalıştı, ne de hücumları sayıya dönüştü. Servisleri ise, ya yavaş attılar (Fener’in, liberosu Yasin bunların çoğunu parmaklarıyla karşıladı), ya  da fileye taktılar, avuta gönderdiler.

 

Sarı-Lacivertliler ise, karşılarında bu kadar hata yapan bir takım olunca fırsatı kaçırmadılar ve ilk iki seti 25-18, 25-21 alarak 2-0 öne geçtiler.

 

Bu moralle üçüncü sete de iyi başladılar ve sayıları da 4-1 yaptılar. Ancak ne olduysa birden işler tersine dönüverdi. O ana kadar iyi oynayan Fenerbahçe de tempo düştü, hatalar başladı, bu arada Rize canlandı, Burak, Semih, Chikovani ortaya çıkarak takımlarını itmeye başladılar. Seyircinin de desteğinin artmasıyla önce oyunda dengeyi kurdular, sonra da sayıları toplayıp karşılaşmayı 3-2 kazanmayı başardılar.

 

BEŞİKTAŞ GALİBİYETE HASRET

 

Günün Burhan Felek’teki ikinci maçında Beşiktaş, Bursa Emniyet’e 3-2 yenildi.

 

Ligin ikinci haftasında İzmir ekibi Arsas Saint Joseph’i 3-1 yenen Siyah- Beyazlılar, o günden bu yana 7. maçından da galibiyet çıkaramadı ve ligin son sıralarına demir attı.

 

Aslında iki takım açısından da önem taşıyan karşılaşma son derece kalitesiz ve heyecandan uzak geçti. Karşılaşmanın 3-2 sonuçlanması sizi yanıltmasın, gerçekten çok zevksiz bir maçtı. İki takımın oyuncuları da o kadar basit hatalar yaptı ki şaşırmamak elde değil. Ama sonuçta kazanan Bursa, iyi oynamasa da İstanbul deplasmanından iki puan çıkarmanın keyfini yaşadı.

 

Bir yazının daha sonuna geldik. Gelecek hafta tekrar birlikte olmak dileğiyle hoşçakalın.

 

 

A   L   E   V       A   N   A   K   Ö   K