BELEDİYE İÇİN 2 KEZ ÜZÜLDÜM

 

 

Bu haftaki yazıma CEV de ülkemizi temsil eden İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Yugoslav Partizan  Beograd'a yenilgisinin bende yarattığı üzüntüyle başlamak istiyorum.

Bu karşılaşma beni iki kez üzdü diye başlık attım. Önce bunun açılımını yapayım.

Bir kulüp düşünün, bir çok branşta mücadele eden yüzlerce sporcusu var. Üstelik de bu kulüp yaklaşık 15 milyon kişiyi temsil ediyor. Güzellikleriyle, tarihi dokusuyla, insanları şaşırtan özelikleriyle Dünya'nın en ilgi çeken şehirlerinden biri. İşte böylesine ünlü ve büyük bir kentin kulübünün, voleybol branşının, Avrupa Kupası'nda maçı olduğunda ne bekler, neyi hayal edersiniz? Mutlaka "Bir çok şeyi" diye cevap vereceksiniz. Ben bu bir çok şeyden vazgeçerek sadece iki şey isterim. Önce Avrupa da isim yapmış voleybolumuzun başarılarının devamını ve İstanbul'a gelenlere, geleneksel misafirperverliğimizi  gösterebilmeyi.

Ne yazık ki cumartesi günü, bu iki konuda da, 15 milyonluk şehrin takımı İstanbul Büyükşehir Belediyesi sınıfta kaldı.

 

BU TAKIMIN SAHİBİ YOK MU?

Maçı izlemek için Haldun Alağaş Spor Salonu'na gittiğimizde öyle şeyler duyduk ki, şaşkınlığımızdan karşılaşmayı bile doğru dürüst izleyemedik.

Hangisinden başlamalı bilemiyorum. Tüm belediye araçlarının seçimde görevlendirilmesi yüzünden Yugoslav takımı için servis aracının son anda bulunmasından mı? Maçı yönetecek Yunanlı hakeme gösterilen ilgisizlikten mi? (Allahtan hakem, Ümit Sokullu ve Kadir İlbeyli'nin arkadaşları da, onlar misafirlerini alıp akşam  yemeğe götürmüşler.) Maç günü otelde unutulan hakemin taksi ile salona gelmesinden mi? (Bu arada daha sonra otelden ayrılan ama şansızlık sonucu salonu bilmeyen bir taksiye binen Yunanlı Hakem Vassilis Adanulis'in eşi kayboldu. Yaşanan panik, Ümit'i sürekli telefonla arayarak ancak 2. sette sağ salim salona ulaşabilmesiyle çözüldü. Bu arada tüm set boyunca aklı eşinde olduğu her halinden belli olan hakem de rahatladı. Eşini salona girerken görünce bu olumsuzluğa, sıkıntıya güzel bir espri ile yaklaştı ve Ümit, Kadir ile eşine kırmızı kart gösterdi.) 

Devam edelim; Takımın en büyük silahı Nikolai'nin lisansının yetiştirilememesinden mi?

Nikolai'nin durumunun takıma olumsuz yansıması sonucu sahada hiç bir varlık gösteremeyen oyuncuların yenebilecekleri bir ekibe kolay teslim olmalarından mı?

Uzun bir süredir transfer ücretlerini bir yana bırakın, maaş bile alamadıkları için antrenör ve sporcuların ailelerine mahçup, çevresi karşısında ezik kalmalarından mı?

Yoksa Yugoslavya'ya rövanşa gidecek parayı zorla bulduklarından mı?

Daha yazayım mı? Bilemiyorum.

Ancak bildiğim tek şey bu takımın sahipsiz oluşu.

Aslında böyle bir yönetimin sebep olduğu olaylara üzülmemek gerekir ama ben ve benim gibi, o gün orada olanlar, yaşananları görenler, biliyorum ki bir avuç insanın tüm olumsuzluklara karşın mücadelesine üzülüyor. Göz göre göre, 15 milyon kişinin yaşadığı büyük İstanbul Şehri’nin takımının bu kadar sahipsiz kalmasına ve hızla yok oluşuna yanıyor. Ancak üzülmeyin. Yakında, bugünlerde geride kalacak ve sporu sevenlerin yönetime gelişiyle, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Voleybol Takımı tekrar eski günlerine dönecek.  O günün fazla uzak olmadığını umut ediyorum. Bu arada tüm olumsuzlara karşın ayakta kalabilmek için direnen teknik kadro ve sporculara karşı hoşgörülü olmamız gerektiğini düşünüyorum ve kazanabilecekleri bir maçı kaybettikleri için de benim gibi kızmayın diyorum.

Bu koşullar içinde maçla ilgili bir şey yazmak istemiyorum. Ancak sadece şunu söyleyebilirim ki, tekniği vasat genç oyunculardan kurulu bu ekibi Nikolai oynayabilseydi, Belediye yener, turu da geçerdi.

 

ZİRAAT TURU KOLAYLADI

Belediye gibi, Ziraat Bankası da  CEV de ilk tur ilk maçını Cumartesi günü oynadı. Romen Dinamo Bucuresti karşısında seyircisinin de desteğiyle iyi oynayan Ankara takımı maçtan 3-0 galip ayrılırken

tura da göz kırptı.

Setleri 25-15, 25-23 ve 25-16 alan ekibimiz, bu sonuçla rövanşı da kolay hale getirdi. Tebrikler Ziraat.

 

ALKIŞLAR ARÇELİK VE TOKAT BELEDİYE'YE

Voleybolun Anadolu'ya yayılması için federasyonun desteğiyle, Tokat Belediyesi Plevne Spor ile Fenerbahçe'nin katkılarıyla Arçelik'in başlattığı projenin ilk adımı Eskişehir'de atıldı.

Ve Arçelik ile Tokat Belediyesi,  Eskişehir Atatürk Spor Salonu'nu dolduran, kaliteli voleybola susamış seyircilerin  önünde lig mücadelesine çıktılar.

Gerçekten son derece zevkli bir maç oldu. Tokat Belediye sakatlığı nedeniyle yabancı oyuncusu Nebotov'u sahaya sürememesine karşın, şampiyonluk yarışının iddialı ekibi Arçelik karşısında kimsenin beklemediği kadar istekli ve iyi bir oyun ortaya koydu. Böyle olunca da seyirciye büyük heyecan yaşatan başa baş bir mücadele ortaya çıktı. Karşılaşmanın 3-2 sonuçlanması tabi ki voleybola susamış Eskişehirlileri de mutlu etti. Sanki bir lig mücadelesi değil, bir gösteri, bir show maçıydı. Güzel hareketler seyircilerden alkışlarla destek buldu.

 

ARÇELİK ÖLDÜ ÖLDÜ DİRİLDİ

Tokat Belediyesi, Arçelik'e oranla daha iyi oynadı. Ancak oyuncuların arasındaki kapasite farkı maçı zorda olsa Arçelik'e getirdi.

Tokat takımında tüm oyuncular performanslarının üstüne çıktılar. Uzun zamandır iyi oynamayan, sakatlığını ileri sürerek hep idare eden İgor, başarılı bir maç çıkardı. Yorulana kadar servise karşı manşetlerde az hatalı, hücumda ise çok iyiydi. Emre, eski günlerindeki gibi etkili olurken, Ali  fırtına gibi esti ve Arçelik'in başına bela oldu. Hakan ile Aytekin arkadaşlarına büyük destek verdiler. Libero Alper, belki de en iyi maçını oynadı. Takımın tecrübeli pasörü Ufuk, yine çok iyi bir performans gösterdi. Attığı paslarla smaçörlerin kolay sayılara ulaşmasını sağladı.

 

Arçelik de ise, oyuncular inişli çıkışlı bir grafik ortaya koydular. Tokat Belediyesi'nde Nebatov'un olmaması her halde onları rahatlatmış ve nasıl olsa kazanırız havasına sokmuş olmalı ki, kendilerini maça tam anlamıyla veremediler. Ancak bu durum az daha onlara pahalıya patlayacaktı. Ne var ki Kilimkine, Gökhan ve Libero Barış'ın iyi oyunları yenilgiyle tanışmalarını engelledi. Son haftaların başarılı smaçörü Bulgar Stefanov tutuktu. Orta oyunculardan Ahmet kötü, Burak ve sonradan açılan Hakan vasat bir görüntü çizdiler. Pasör İvanov isteksizdi. Pas organizasyonlarında yanlış seçimler yaptı, smaçörleri hataya zorlayan paslar attı. Ancak tecrübe ve zor anlardaki teknik beceriler maçı yine de Arçelik'in kazanmasını sağladı.

 

BİR ALKIŞ DA NİHAT ERMİHAN'A

Bu güzel 5 setlik karşılaşmada hakem Nihat Ermihan da iyi bir yönetim gösterdi ve gerek seyirciden, gerekse iki takımın antrenör ve sporcularından alkış aldı.

Nihat'ı ben de alkışlıyorum ama bu maçtaki yönetiminden çok, artık Dünya Ligi'nde düdük çalma hakkını elde ettiği için.

Geçtiğimiz haftalarda Ümit Sokullu ve Kadir İlbeyli'nin başarılarından söz etmiş ve bu iki hakemimizin düdük çaldığı üst düzey maçlardan söz etmiştim. Ardından da Nihat Ermihan ile İlhami Şenyurt'un 56 kişilik "Elit hakemler" listesi için adlarının geçtiğini yazmıştım. Dünya ve Avrupa'nın en önemli organizasyonları'nda düdük çalan bu hakem grubunun içine şimdi de Nihat Ernmihan adını yazdırdı. İşte ben bunun için Nihat'a alkışlarımı gönderiyorum. O’ na başarılar diliyorum ve darısı bu listeye girebilmek için ilk sıralarda yer alan İlhami Şenyurt ve diğer hakem arkadaşlarımıza diyorum. (Bu başarılardan sonra artık hakemlerimiz için söylenen "En iyi hakem ölü hakemdir" cümlesini de rafa kaldırıyorum. Sizler çok yaşayın ki bizler de kavga edecek, eleştirecek kişilerden yoksun kalmayalım.) 

 

ERDEMİR'E FENER ŞOKU

Arçelik-Tokat Belediye maçı için Eskişehir'e gidince Fenerbahçe'nin Erdemirspor'a yaşattığı büyük şoku izleme şansını yakalayamadım.

Eskişehir! deki gibi, İstanbul'da da ilginç bir karşılaşma olmuş. Sarı-Lacivertliler de Darıusz, Rıdvan ve Soner çok iyi oynamışlar ve takımlarını galibiyete taşıyan isimler olmuşlar.

Erdemir de Pasör Koch çok kötü bir günündeymiş. Karadeniz ekibinin en iyi oyuncusu  yine Andre Voronkov olmuş. Diğerleri vasatın üstüne çıkamazken, daha öncede çok oyuncuyla oynuyor diye eleştirdiğim Teknik Direktör Strumilo bu karşılaşmada da huyundan vazgeçmemiş.

Sonuçta, Fener çok önemli bir galibiyete imza atarak haftanın en başarılı takımı olmayı hakederken, şampiyonluk yarışının iddialı ekibi Erdemirspor, ligin 7. haftasında ikinci yenilgiyi de tatmış oldu.

Bu arada bir yabancı arayışı içinde olan Sarı-Lacivertliler, eğer kaliteli bir oyuncu yakalamayı başarabilirlerse, o zaman Tokat Belediyesi ile 5.'lik için kıyasıya bir mücadeleye girerek Avrupa Kupası yolunu açabilirler. 

 

4  GÜNDE 22 MAÇ

Geçtiğimiz sezon takımlarımızın çok maç oynamasından yakınıyorduk. Ama bu hafta her halde yeni bir rekora imza attık ve 4 günde (Çarşamba 8, Cuma 5, Cumartesi 9) ikisi Avrupa Kupası, 20’si lig karşılaşması olmak üzere toplam 22 müsabakayı geride bıraktık. Böyle olunca de insan maçların sonuçlarını bile hatırlamak da zorluk çekiyor.

Ancak, "Bu hafta sana ilginç gelen ve aklında kalan maç hangisi?" diye sorarsanız cevabım, Şanlıurfa Gençlikspor-Vakıfbank Güneş Sigorta karşılaşması derim.

Gerçekten de ligin yeni takımı Urfa Gençlik, seyircisinin de desteğiyle şampiyonluk yarışının iddialı ekibi Vakıf Güneş'e çok zor anlar yaşatmış.

Anadolu'ya voleybolun yayılması için çaba harcayan herkesin bu sonuçtan mutlu olduğunu sanıyorum. Umarım çok kısa bir zaman içinde tüm ülkeyi içine alan 1. Türkiye Ligi heyecanı yaşarız.

Gelecek hafta tekrar buluşmak dileğiyle, hoşçakalın. 

 

 

A   L   E   V       A   N   A   K   Ö   K