VEDAT BAYRAM’ DAN SEVİNDİRİCİ BİR MESAJ VAR

 

Bir kaç haftadır yazılarım hep olumsuzluklarla dolu. Ancak bu kez iyi bir haber yazma fırsatını yakaladım, önce bunu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Hatırlarsınız, Burhan Felek Spor Salonu'nun başka branşlara verilmesi yüzünden Kartal'a taşındığımızı, bunun da voleybol açısından pek  iç açıcı olmadığını yazmış ve yetkilileri eleştirmiştim.

Bu arada eleştirdiklerim arasında İl Müdürü Vedat Bayram da vardı. 23 Ekim Çarşamba günü  Burhan Felek Spor Salonu'nda erkek  maçlarının oynandığı bir sırada Baba Oral (Oral Yılmaz) yanımıza geldi ve Vedat Bayram'dan randevu aldığını, salonla ilgili görüşeceğini, istersek basın mensubu arkadaşların da kendisi ile birlikte gelebileceğini söyledi.

Burhan Felek Salonu'nun başka branşlara verilmesine asıl tepki  koyması gereken kulüplerin ve yöneticilerin her zaman olduğu gibi seslerinin çıkmaması nedeniyle, yine basının üstüne yıkılan bu sorunu en yetkili kişiden öğrenmek fırsatını kaçırmadık. Aramızda bir grup oluşturarak ilk ağızdan konuyu öğrenmek için Baba Oral ile birlikte Vedat Bayram'a gittik.

Her zaman ki nazik haliyle bizleri makamına buyur eden Bayram, konunun kendisiyle ilgili olmadığını, sorunun genel müdürlük ve federasyonlardan kaynaklandığını söyledi. Kendisinin de yıllarca önce voleybol antrenörlüğü yaptığını belirtti ve bana dönerek "Bir çok maçta seninle karşı karşıya geldik, bak bunlar da resimler" dedi. Arkasından da ekledi: "Voleybola bu kadar yakın olan bir kişi, bu branşı hiç bir zaman göz ardı edemez. Ancak  unutulmaması gereken şey, Burhan Felek Spor Salonu devletindir. Genel müdürlük bana bir yazı göndererek tesisin,  şu tarihler arasında X branşa tahsisini yapın derse, ben de bunu uygularım. Burada yapılması gereken şey federasyonunuzun, genel müdürlükle diyalog kurarak, bu salona voleybol dışında bir faaliyetin konmamasını istemek, ayrıca diğer federasyonlarla anlaşarak onların organizasyonlarını diğer salonlarda yapmasını sağlamaktır." dedi.

Böyle olunca da sorunun, yine federasyonumuzun ilgisizliğinden kaynaklandığı ortaya çıkmış oldu.

Eğer federasyonumuzun yetkili kişileri gerekli  girişimlerde bulunurlarsa, Burhan Felek'e voleyboldan başka bir branşın girmesi bu kadar kolay olmaz.

Gelelim ziyaretimizin sevindirici tarafına;

Konuşmalarımız sırasında, İstanbul da voleybolumuzun tek salonu olan Burhan Felek' in uluslararası standartlara uymamasının üzücü olduğundan dert yanarken, Vedat Bayram, sözümüzü kesti ve "Bakın ben bu konuda sizlere yardımcı olmak için her türlü çabayı sarfederim. Ancak benim yalnız kalmamam koşuluyla. Gelin el ele verelim, kulüplerle, iş adamlarıyla konuşalım. Onlardan Burhan Felek Spor Salonu'nun Uluslararası standartlara uygun hale gelmesi için yardım talep edelim, desteklerini isteyelim. Ben gerekli kişilerle konuşmaya başlayayım. Sizler de yazılarınızla kamuoyu oluşturun, benim girişimlerime destek verin, en kısa zamanda bu sorunu çözelim ve Türkiye'nin Avrupa'da ki en önemli sesi olan voleybola yakışan bir salona kavuşalım."

Önce donduk kaldık. Sonra yutkunduk. Şaşkınlığımız ve heyecanımız geçince de bu konuda elimizden geleni yapacağımızı söyledik. Söyledik ama, nasıl yapacağımızı, Başkan'a nasıl destek vereceğimizi düşünmeden de kendimizi alamadık. Öncelikle bizlerin, yani voleybol yazarlarının, bu girişimi gazetelerimize yazmaktan,

kamuoyu oluşturmaya çalışmaktan başka bir gücü yok ki.

O zaman voleybola gönül veren herkesin Vedat Bayram'a yardımcı olması , destek vermesi gerekiyor. Öncelikle de federasyonumuzun kurullarında yer alanların ilk adımları atarak, kulüplerle görüşmesi, kulüplerin şube sorumlusu, idareci, menajer ve antrenörlerin bu güzel girişime sahip çıkması, voleybolu sevenlerin çevrelerindeki spora sıcak bakan kişilerle iletişim kurması, yıllardır aşılamayan bu sorunu çözmeye yardımcı olması gerekir.

İl Müdürü Vedat Bayram'ın büyük çabalarla İstanbul'a kazandırdığı tesisleri düşününce umutlanmamak olası değil. Onun yaptıkları ortada. O zaman eğer Başkan'a tüm camia destek verir, yardım elini uzatırsa, voleybol  modern bir tesise mutlaka kavuşacaktır.

Bu konudaki ilk duyuruyu Enver Bağlarbaşı ile ben, cumartesi sabahı TV 8'deki "Voleybol Manşet" programında yaptık. Daha sonra aynı gün, bu kez CNN Türk’ de "Voleybol Smaç" da Metin Görgün, Aylin Üstündağ ve ben, bir kez daha bu girişimi dile getirdik. Şimdi ise, sitemizde sizlere iletiyorum. Bu konuyu, buradaki yazılarımda, fırsat buldukça da gazete ve bir kez daha konuk olursam televizyonda gündeme getireceğim. Başlayacak girişimleri, Vedat Bayram'a verilecek destekleri duyurmaya çalışacağım. Ancak sizlerinde katkıları gerekiyor. Bu girişimi çevremize ne kadar duyurursak, o kadar hızlı gelişme sağlarız. Bu güne kadar voleybol için belki hep seyirci kaldık ama artık hep beraber bir şeyler yapmanın zamanı geldiğine inanıyorum.

 

KÜME DÜŞMENİN KALDIRILMASI GİRİŞİMLERİ GENİŞLİYOR

Geçtiğimiz haftaki yazımda, küme düşmenin kaldırılması için girişimlerin başladığını duyurmuştum. Aradan kısa bir zaman geçmesine karşın, birçok kişi, bu konuda görüşlerini açıklamaya başladı. Doğal olarak bu konuyu destekleyenler de var, karşı çıkanlar da. Ancak destekleyenlerin her geçen gün arttığını söyleyebilirim. Karşı çıkanların büyük bir bölümü ise, federasyonun içinde ve yanında yer alanlar. Aslında bu beni şaşırtmadı. Çünkü  insanların kendi çıkarlarını düşünmesi kadar doğal bir şey yok. Ancak, şu unutulmamalı ki, bugün federasyona şirin görünmek için atılan adımlar ve söylenen sözler, bir gün onların da  yaşadıkları bir sorun olarak karşılarına çıkabilir. Burada önemli olan, sizin ne elde edeceğiniz değil, voleybolun ne kazanacağıdır. Bunu tartışmak ve sonuca ulaştırmak gerekir. Bu nedenle günü kurtarmak değil gerçekten doğruya gitmek önemlidir. Zaman hızla geçiyor. Küme düşme korkusu içine girenler, kalitesiz yabancılara doğru yönelmeye başladılar. Korkarım, şu anda takımları için ter döken gençler, kısa bir süre sonra birer birer  yerlerini yabancılara kaptıracaklar.

Bu arada küme düşmeme için kulüplerin başlattığı girişimi haber yapan CNN Türk'e ilk tepki Federasyon Başkanı Hüsnü Can'dan geldi. Haber yayınlandıktan sonra, bu televizyonu arayan Hüsnü Can, başlayan girişimlerin bir sonuca ulaşamayacağını ve kulüplerin büyük bir çoğunluğuun bu konuyu gündeme getirenlere destek vermediğini söylemiş.

Başkan, 12 takımlı bir lig görüşünde ısrarlı ve adım adım bu noktaya doğru ilerliyor. Yani fikrini savunuyor. Peki küme düşmenin kaldırılması için girişimlerde bulunanlar ve destekleyenler, sizler bir açıklama yapmak için neyi bekliyorsunuz?  Çalışmalarınız hangi noktada? Ne kadar destek sağladınız? Bu işin içinde kimler var? Sizlerden bu soruların yanıtlarını duymak istiyoruz. Acele edin yoksa "Atı alan Üsküdar'ı çoktan geçecek."

Görüyorsunuz voleybol maçları yerine yine sorunların içine düştüm. Sorunlar değince geçen hafta yazamadığım iki konuya da kısaca değineyim ve artık her şeyi didiklemeye biraz ara vereyim. Yoksa insanlar benimle selamı sabahı kesecekler.

 

MAÇLARIN GEÇ BAŞLAMASINI ÖNÜNE GEÇİLMELİ

Son günlerde 1. Türkiye Ligi önüne konan maçlarda sarkmalar başladı. Eskiden bu karşılaşmaların denge unsurları iyi gözden geçirildiğinden zamanında biter ve sorun yaşanmazdı. Ancak geçtiğimiz günlerde bu iki kez yaşandı. Altyapı maçları uzayınca da Türkiye Ligi karşılaşması geç başladı.

Şimdi bir çok kişi ne olur yani, karşılaşma bir saat geç başlarsa kıyamet mi kopar? diyecek. Evet kıyamet kopmayacak ama bu bir prensip ve saygı meselesidir. Bir saat veriliyorsa doğru olan ona uyulmasıdır. Bir kaç kez bu tekrarlanır ve tepki görmez ise, gelecek günlerde bu uygulamaların artmayacağına kim garanti verebilir.?

 

YİNE LİBEROLAR

Karşılaşmalar sırasında, liberoların sahaya giriş çıkışlarıyla ilgili olarak, sizlerinde gözlediği gibi, sık sık hakemlerle sorunlar yaşanır. Libero ile değişen sporcu arasında biraz zamanlama farkı olursa, hakem hemen ikisini de ikaz eder. Bu oyuncuların yan çizgiye gelmelerini ister ve değişiklik böylece oluşur. Oluşur oluşmasına da geçen zamanı kimse düşünmez. Avrupa kupası maçlarında, ya da milli takım karşılaşmalarında ben hiç bir zaman yabancı hakemlerin böyle bir olayına şahit olmadım. Libero ile oyuncu değişimleri çok çabuk ve oyunu hiç aksatmadan yapılır. Hakemler de bu çabukluğa yardımcı olur. Biz de ise, bu iş neredeyse normal oyuncu değişimi kadar bir zaman dilimi içinde gerçekleşiyor. Bu durum mutlaka çözülmeli. Ya hakemlerimiz değişimlerin çabuk yapılmasına dikkat etmeliler, ya da bazı art niyetli oyuncu ve liberoların oyunu yavaşlatmak ve takımlarına nefes alma fırsatını tanımak için kasten yaptıkları bu girişimleri cezalandırmalılar.

Bu kadar basit bir olayı geciktirme cezası vermemek için uzatmanın ve voleybolu yavaşlatmanın bence hiç bir anlamı yok.

 

ÇARŞAMBA MAÇLARI

Geçtiğimiz çarşamba günü 6 karşılaşma oynandı. Zirve yarışının iki adayının kozlarını paylaştığı mücadelede Erdemirspor, Ziraat Bankası'nı 3-0 gibi net bir skorla aşmayı başardı. 4 gün önce Arçelik karşısında kötü oynayan ve evinde rakibine kolay teslim olan Erdemir'in, bu kadar kısa bir zamanda toparlanması ve gerçek temposuna ulaşması şaşırtıcıydı. O maçın en çok eleştirilen oyuncuları Pasör Koch, Nikolov ve Voronkov'un, özellikle de Bulgar oyuncu Vladmir Nokolov' un Ziraat maçının lokomotifleri olmaları daha da ilginçti.

Günün diğer ilgi çeken  sonuçlarından biri de İstanbul'dan geldi. Bursa Emniyet, kötü bir gününde yakaladığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi' ni 3-0 yenmeyi başardı. Takım olarak iyi bir voleybol ortaya koyan Bursa ekibinde, özellikle Barutov çok iyi bir performans gösterdi. Bu sonuçla Emniyet, ligdeki ilk galibiyetini de almış oldu. Aynı şekilde Arkas Saint Joseph de, Marmara Koleji'ni 3-1 yenerek galibiyetle tanıştı.

Bu arada Galatasaray da, ilk hafta Arçelik karşısında beğenimi kazanan Rize Fındıklı'yı 3-0 yendi. Pasör Selçuk'un akıllı pas dağıtımı, Can, Bekir, Sergei üçlüsünün hücumda ki başarısı galibiyeti getirmeye yetti. Fındıklı da ise, göze çarpan bir oyuncu yoktu.

İstanbul'da ki diğer maçta Fenerbahçe, Beşiktaş'ı 3-1 ile geçti. Böylece Sarı-Lacivertliler iki ezeli rakibini de yenmiş oldu. Fenerbahçe de her zaman ki gibi Darıusz takımı iyi yönetirken, Rıdvan ve Mehmet galibiyet yolunda onun en büyük yardımcılarıydı.

Beşiktaş'a gelince,  kısa bir zaman önce transfer ettiği iki yabancı oyuncusu Nikolay ile Vitalıy'i de sahaya sürdü. Ancak bu onları galibiyete götürmeye yetmedi. Nikolay yaptığı hücumlarla biraz göz doldurdu ama  Vitalıy'i pek beğenmedim.

Ankara da ise, SSK-Tokat Belediyesi engelini de 3-0 ile aştı. Gün geçtikçe oturan kadrosuyla SSK'nın göze hoş gelen voleybolu seyirciyi mutlu ediyor.

 

TRT DE 2 MAÇ

Cuma günü TRT iki bayan karşılaşması yayınladı. Numune İnterfarma-SSK maçını canlı, İller Bankası-Türk Telekom mücadelesini banttan izledik. İki karşılaşma da voleybol açısından pek doyurmadı ama voleybolun televizyon ile birçok eve girmesi tabi ki sevindirici. Bu arada SSK'nın Numuneyi 3-0 yenmesi de ilginçti.

Öte yandan cumartesi günü  bayanlar liginin iki şampiyon adayı beklenmedik bir şekilde rakiplerine birer set kaybettiler. Eczacıbaşı, evinde 75. Yıl'a set kaptırırken, Vakıf Güneş de her halde rakibinden aşağı kalmamak için Beşiktaş'a set verdi. Bu arada  Kocaeli de Işıkspor'a set kaptıran bir başka ekip oldu.

Haftaya damgasını vuran iki takımdan Yeşilyurt,  son haftaların formda ekibi Urfa Gençlikspor'u evinde 3-0  yenerek hızla yükselişini sürdürdü.

Haftanın bir diğer başarılı takımı ise Karşıyaka oldu. İstanbul da Galatasaray'ı 3-0 yenmeyi başaran İzmir ekibi ligdeki 3. galibiyetini almış oldu.

Pazar günü oynanan erkek maçlarında favoriler rakiplerini zorlanmadan geçerken, çarşamba günü Marmara Koleji'ni yenip ligdeki ilk galibiyetini alan Arkas S. Joseph, zor bir deplasman olarak nitelendirilen Rize'den de 3-1 ile iki puan çıkarmayı başardı.

İşte geride kalan bir haftanın kısaca özeti böyleydi. Kaliteli maçlar izleyebilmek dileğiyle şimdilik hoşçakalın.

 

 

 

A  L  E  V       A  N  A  K  Ö  K