TAKIMLAR HAZIR DEĞİL
Hızlı başlayan liglerimizde, bayanlarda 2. hafta,
erkeklerde ise 3. hafta karşılaşmalarını geride
bıraktık. Ancak oynanan maçlara göz atıldığında takımların hala hazır olmadıkları, hatta bir çoğunun
arayış içinde olduğu açıkça görülüyor.
Sezon öncesi bu yıl takımların arasındaki güç farkları nedeniyle gerek
bayanlarda gerekse erkeklerde kaliteli maç sayısının az
olacağını düşünüyordum. Lig başlayınca bu konuda
yanılmadığımı gördüm. Geçtiğimiz sezonlarda 5.-6.-7.
hatta 8. sırada yer alan
ekipler zirve mücadelesi yapan takımlar karşısında (özellikle erkeklerde)
dişlerini her zaman gösterirler, hatta rakipleri biraz sallanırsa setleri veya
maçı koparır giderlerdi. Bu sezon böyle sürprizlerle çok zor
karşılaşırız.
Gerçi ligin ilk maçları sonunda bazı takımlar yabancılarını şimdiden değiştirmeyi,
henüz yabancı oyuncu alamamış olanlarda kadrolarını takviye etmenin hesapları
içine girdiler. Yani bu ekiplerin teknik adamları da papucun
pahalı olduğunu gördü. İlerleyen günlerde bakalım nasıl değişikliklerle karşılaşacağız ?
MANŞET SORUNU VE LİBEROLAR
Bu kısacık ama hızlı başlayan maç trafiğinde şimdiye kadar
seyrettiğim takımlarda servise karşı manşet karşılamada çok büyük sorunlar
yaşanıyor.
Bu hataların bir kısmı 4 numaralı oyunculardan,
bir kısmı da doğal olarak liberolardan kaynaklanıyor.
Hatırlarsanız geçen yıllarda “Libero” konusuna
değinmiş ve bu konuda siz okurlarında fikirlerini ortaya koyarak bir tartışma
yaratılmasını istemiştim. Bu çağrıya sadece Hançer katılmış ve görüşlerini yazmıştı. Ama sizlerden bir cevap çıkmamıştı.
Aslında bu konu çok önemli. Çünkü ülkemizde ne yazık ki liberonun önemi
hala bir çok kişi tarafından kavranamadı.
Avrupa takımlarının hemen hemen hepsinin liberoları ekiplerine büyük
katkılar sağlarken, bizde bir kaç takım dışında liberolar hala sıradan
oyunculardan oluşuyor.
Ne yazık ki bu sezonda tablo değişmedi.
SERVİSLER LİBEROLARA
Takımlar servisleri hala liberolara atıyor ve cevap alıyorlarsa,
liberonun defanstan çıkardığı topların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyorsa,
defanstaki oyuncular hala yerlerini kaybediyorlarsa, o zaman bu takımlar neden
libero kullanıyorlar ki ?
Hiç değilse libero ile değişen oyuncular sahanın içinde kalırlar ve
maçtaki konsantrasyonlarını kaybetmezler, ayrıca oyunda kaldıkları için de
eninde sonunda defans
yapmayı öğrenirler.
Libero seçimindeki bu sıkıntının yanı sıra
antrenörlerimizde ne yazık ki çalışmalarda bu konuya gereken önemi vermiyor. Oyuncular servis atarken liberoları karşıya
koymak onların daha iyi düzeye gelmelerine yeterli olmadığına göre, başka
eğitme yöntemleri bulmak zorundalar. Eğer bu yapılmaz ise,
gelecek sezon libero olarak liglerimizde yabancı oyuncuları görmeye başlarsak
hiç şaşırmam.
BAZI LİBEROLARIN YÜZDELERİ
Arçelik Kulübü bu güne kadar oynanan bazı erkek
maçlarının istatistiklerini tuttu. Şimdi sizlere elde edebildiğim
istatistiklere göre bu
karşılaşmalarda görev alan liberoların servise karşı manşet yüzdelerini
yazayım. Böylece bu konuda ne demek istediğim daha iyi
anlaşılacaktır.
Rize Fındıklı-Arçelik: Hasan Kurter (Fındıklı) % 70, Barış Özdemir (Arçelik) % 78
Bursa Emniyet-Erdemirspor: Ender
Edincik (Bursa) %67,
Ali Peçen (Erdemir) %92
Beşiktaş-Arkas S. Joseph: Nasip Beyer (Beşiktaş) % 77, Güray Şahin (S.Joseph) % 80
Fenerbahçe-Tokat Belediye: Yasin Başçılar (F.Bahçe) % 72, Alper Yaran (Tokat)
% 84
Marmara Koleji-İst.B. Belediyesi: Birkan Ülkütaşır (Marmara Koleji) %
62,
Hasan Körfez (İst. B. Belediyesi) % 78
Arçelik-Bursa Emniyet: Barış Özdemir (Arçelik) % 100, Ender Edincik
(Bursa) % 57
4 NUMARALARIN YÜZDELERİ
Gelin işi biraz genişletelim bir de 4 numaradan
oynayan oyuncuların servise karşı manşet yüzdelerini yazayım.
Arçelik-Rize Fındıklı: Gökhan Öner % 75, Hamza Zatric % 45 (Arçelik).
V. Chikovani % 54, Semih Çıtak % 78 (Rize Fındıklı)
Bursa Emniyet-Erdemirspor: Erkan Sporeli % 62, Özer Özger % 64
Cengizhan Kartaltepe % 81, Barış Hamas % 50,
Ali Yılmaz % 100. Erdemirde iki orta oyuncusu da zaman zaman manşete giriyor. Bu maçta Aykut Lale % 100, Mehmet Yılmaz % 100 ile oynamışlar.
Beşiktaş-Arkas S. Joseph: Barış Köksal % 89, Levent Yuvacı % 78
(Beşiktaş)
Barış Bayhan % 46, Orhan Tutas % 50 (S. Joseph)
Fenerbahçe-Tokat Belediye: Soner Mezgitçi % 80, Mehmet Başyolcu % 50,
Rıdvan Üregül % 83 (F.Bahçe), Emre Toktamış % 71, İgor Naumov % 33, Mykhaylo Nebatov %
64 (Tokat).
Marmara Koleji-İst. B. Belediyesi: Kerem Şen % 67, Mustafa Ünal % 67,
Jurus Gedels % 100 (M. Koleji), Nikolai Kourvakin % 79, Serhat Tokel % 60
(İst.B.Bel.)
Arçelik-Bursa Emniyet: İvaylo Stefanov % 86, Gökhan Öner % 100
(Arçelik), Erkan Sporeli % 58, Özer Özger % 75 (Bursa).
Bu istatistiklerde mutlaka küçük yanılmalar
olur. Ayrıca
bu tablo da 2-3 manşet ile yüzdeleri yüksek çıkanlarda olduğu gözlerden uzak
tutulmamalıdır.
Bayanlara gelince, onların bilgilerine ulaşamadım. Ancak izlediğim
maçlara bakıldığında Vakıfbank Güneş Sigorta da görev yapan Nejla dışında hiç
bir libero beni tatmin etmedi.
Beşiktaş da Melek, 75 Yıl da Nihan, İller Bankası’nda Songül,
Kocaelispor da Aslıhan, Türk Telekom da Fulya,
Galatasaray da Elçin oynadıkları karşılaşmalarda vasatın üstüne çıkamadılar.
Umarım ilerleyen haftalar da takımlarımızın liberoları gerek bayanlarda,
gerekse erkeklerde performaslarını yükseltirler. Çünkü onların iyi oynaması maçların kalitesini
yükseltecektir.
LİBERO FORMALARI
Konu liberolardan açılmışken devam edeyim. biliyorsunuz sezon
başında yani 04.06.2002 günü tüm takımlara federasyonun bir yazısı görderildi
ve bu yıl 1. liglerde uyulması gereken konular 8 madde
de özetlendi.
Bu yazıdaki 6 madde şöyleydi: " Libero
forması kendi takım forma renklerine ve desenlerine zıt renk ve desende
olacaktır"
Ne yazık ki daha maçlar başlayalı iki hafta oldu ama bu kural bazı
takımlar tarafından delindi. Hakemlerin ve gözlemcilerin bu
konuda daha dikkatli olması gerekir. Kural bir kez delinirse gerisi
gelir.(Gazeteci arkadaşımız Cengiz Tokgöz bu konunun
üstünde bir kaç yıldır titizlikle duruyor, bizlerde destekliyoruz. Bazı maçları
izlemediği için onun yokluğunda bu konuyu bir de ben hatırlatayım dedim.)
AYAKKABI SORUNU BÜYÜYOR
Bu arada ayakkabı konusuna geçtiğimiz haftaki
yazımda değinmiştim. Erkek
oyuncuların 51, 52, 53 gibi büyük numaralı ayakkabı bulamadıklarını ve bu
nedenle de kuralı delmek zorunda kaldıklarını yazmıştım. Aynı şekilde bu hafta
izlediğim bayan maçlarında da aynı sorun gündeme geldi. Onların sıkıntısı ise,
küçük numaralı ayakkabılar bulamamaları. Gerçektende bu
sorunu aşmak çok zor. Çaresizlik nedeniyle uygulanamayan bu kuralı
değiştirmek, yani serbest bırakmak bence en akıllıca iş olacak.
(Ayakkabıların çok zıt renkli olmaması koşuluyla) Böylece hem oyuncular rahat
edecek, hemde federasyon koyduğu kuralın delinmesine göz yumuyormuş durumana
düşmeyecek.
BAŞKA SALON MU YOK?
Sıkıntılı günler yaşayan ve her geçen gün
gerçek değerini kaybetmeye başlayan voleybolumuzun etkiside hızla azalıyor.
Yeni sezon başlayalı iki hafta oldu ama voleybol maçları Kartal Spor Salonu'na kaydırıldı.
Gerekçesi ise, Masa Tenisi Balkan Şampiyonası'nın
Burhan Felek'e konması. Bu bir defa olsa sineye çekebilirsiniz ama program
incelendiğinde 26- 27- 30 Ekim ve 1 Kasım tarihlerinde de (İkinci devre
tarihleri henüz belli değil) Kartal'ın yolu görünüyor.Çünkü o günler voleybolun
İstanbul'da ki tek salonu olan Burhan Felek de başka şeyler var.
Bunun suçlusu tabii ki salonumuza sahip
çıkamayan ve her organizasyonun buraya konmasına tepki gösteremeyenler. Üstelik de TRT'nin bir maçı canlı, bir maçı da banttan
tüm ülkeye yayınladığı bir günde bu oluyorsa varın gerisini siz düşünün.
Eskiden parti kongreleri ve halk oyunları için
salonumuz zaman zaman elimizden giderdi. Şimdi Burhan Felek Tesisleri'nin içine kamp merkezinin yapılmasıyla
salonumuza diğer branşların el atmasıda eklendi. Bu gün masa
tenisi, yarın başka branşlar derken, korkarım, voleybolumuz Burhan Felek de misafir
konumuna düşecek.
KALİTE YOK
Gelelim bu hafta ki maçlara;
Çarşamba gününden itibaren birçok karşılaşmayı
izleme şansını yakaladım. Oynanan bu maçlarla ilgili sonuçları diğer bölümlerde okuyorsunuz.
Onun için ben henüz hazır olmayan takımlarımızda gözlerime
çarpanları yazmaya çalışacağım.
Gerçi voleybolun içinde olanlar ve maçları
seyredenler bu yazacaklarımı benden daha iyi biliyor ve izliyorlar. Ben bu ekipleri görmeyenlere
bir bilgi olsun diye değineceğim.
BEŞİKTAŞ-S. JOSEPH
Denk bir mücadele oldu. İzmir takımı kadro olarak daha güçlü bir
görüntü vermesine karşın, henüz hazır olmaması nedeniyle karşılaşmadan yenik
ayrıldı. Daha önce ligimizde oynayan 2 yabancısı Victor ve Oleksandr beklenen
tempodan bir hayli uzaktaydı. En büyük sorunları manşet.
Topu oyuna düzgün sokamadıkları için hücumda da aksıyorlar.
Ayrıca ortadan oynayan oyuncularında blok sorunu var.
Pasör Umut uzun yıllar yedek oturmanın sıkıntısını atamamış. Bu
da doğal olarak takımı frenliyor. Ama zaman onların
lehine işliyor çabuk toparlanacaklarını düşünüyorum.
Beşiktaş bildiğiniz gibi. Bal yapmayan arı
misali. Canla başla mücadele ediyorlar ama hücumda takılıp
kalıyorlar. Sayı üretemeyince de bu dirençleri bir işe yaramıyor. Eğer bir köşe smaçör bulamazlar ise gerçekten işleri çok zor
olacak.
FENERBAHÇE- TOKAT BELEDİYE PLEVNESPOR
Genelde başabaş bir mücadele oldu. Sarı-Lacivertliler genç oyuncularla,
tecrübelileri birleştirerek bir takım oluşturmuş. Ancak bu
maçta gençlerin performansının daha iyi olduğunu belirteliyim. Tecrübeli pasör Darıusz yönetiminde iyi mücadele ediyorlar. Ancak onlarda Beşiktaş gibi zor top öldürüyorlar. Hele setin sonlarına doğru bu daha da ortaya çıkıyor. Soner takımın en hırslı oyuncusu, Erhan’ı çok gelişmiş buldum.
1. sette ortadan oynadı, daha sonra 4’e çekildi. İki yerde de
aksamadan oynadı. Manşet sıkıntısı Sarı-Lacivertli
takımda da var. Bu arada ortadan da aksıyorlar.
Tokat’a gelince ilginç bir ekip olmuşlar. İyi blok yapıyorlar
(Hakan-Mykhaylo adeta duvar örüyor), köşelerden çok etkili oluyorlar. Özellikle Mykhaylo’yu durdurmak zor. Ancak
4 iyi köşe adamından biri oturmak zorunda kalıyor. O da takım için bir
handicap olacağa benzer. Maça Ali, Emre, Mykhaylo ile başladılar, İgor dışarıda
kaldı ama manşet sorunu yaşadılar. İgor, Emre ile değişti,
manşet sorunu çözüldü ve kez hücumda aksadılar. Bu
sorunu nasıl aşacaklar bilemiyorum. Ufuk yine
tecrübesini konuşturuyor. Hakan iyi ama diğer orta
oyuncu Aytekin tüm iyi niyetine karşın burada kısa kalıyor. Hücumda da
istenen düzeyde değil.
Ali Çayır’a bayıldım. Bu kadar kısa bir
zaman dilimi içinde kendisini seyredenleri şaşırtacak kadar gelişmiş. Çok akıllı oynuyor. Bileğini kullanmayı
çok iyi öğrenmiş. Yüksek blokları böylece çok kolay
aşabiliyor. Ancak hücumdaki bu başarısını blok
ve defansla henüz bütünleştirememiş. Eğer bu eksikliğini de
giderirse Ali’yi izlemek gerçekten keyif verecek.
MARMARA KOLEJİ-İST. B.BELEDİYESİ
Güzel bir karşılaşma oldu. Marmara’nın yabancısı
iş yapacak gibi göründü. Bu takımında libero dışında manşet sorunu var. Ayrıca
rakibe diş geçiremeyeceklerini anlayınca oyundan düşüyorlar ve kaderlerine razı
oluyorlar.
Belediye de pasör Kadir ve Serhat iyi. Nikolai
bildiğiniz gibi, her eve lazım. Soner inişli çıkışlı bir
grafik çiziyor. Ama iki orta oyuncu Armando ve genç Özkan’ın henüz katkıları
istenen düzeyde değil. Özellikle deplasmanlarda bu başlarına
bela olabilir.
ARÇELİK-BURSA EMNİYET
Bulgar oyuncularına kavuşan Arçelik, Bursaspor karşısında adeta show
yaptı. Özellikle İvanov, Gökhan, Klimkine, Stefanov ve libero Barış çok iyi bir
performans çizdiler. Etkili servislerle ve bloklarla rakibini
bunaltan Arçelik’in hücum çeşitliliği ve silahlarının çokluğu rakiplerini kolay
teslim almaya yetiyor.
Bursa’ya gelince aslında iyi bir kadrosu var.
Yabancıları iyi. Ama manşet sorunu yüzünden oyuna giremiyorlar. Ortadan oynamayı seven pasör Ufuk, bu yüzden Zafer ve Bulgar
Kırchev’ı gerektiği gibi kullanamıyor. Genç oyuncuları
Özer ve Caner hem manşette, hem de hücumda aksıyor. Erkan hırsına
yeniliyor, bu nedenle de hatalar yapıyor. Ender henüz
liberoluğa ısınamamış. Eğer Bursa 4 numaraya manşeti
olan bir yabancı alabilirse evinde kolay kolay yenilmeyeceği gibi 5. sıranın adayları arasına bile girebilir.
BAYAN MAÇLARI
Cuma günü Kartal da önce Beşiktaş-Kocaelispor, sonra da Vakıf Güneş-İller
Bankası karşılaşmalarını izledim.
Televizyonunda yayınladığı maçta Beşiktaş, güçlü rakibinden set
koparmayı başardı. Kocaelispor iyi takım. Silahları çok. Uzun boylu oyunculardan oluşması file üstünde
rakibine karşı üstünlük kurmalarına sağlıyor. Özellikle Nilay öndeyken
köşelerden smaçörlerin
çarprazlara vurdukları topların geçme şansı çok az. Ayrıca
hücumda bu oyuncuyu erken kısa toplarla hücuma sokuyorlar ki bu da rakibi
bunaltıyor. Ama 2’ye dolaştığı toplara biraz ağır kalıyor.
Mutlaka çabuklaşmalı. Pasör Elena iyi, Rodostina ise,
bildiğiniz gibi. Uçana kaçana vuruyor. Reşat her halde manşet düzeni nedeniyle onu 4’den oynatıyor.
İnsan, onu seyrederken eski yeri, yani pasör çarprazı oynasa daha mı iyi olur ? diye düşünmekten kendini alamıyor.
Peki bu kadar iyi bir Kocaeli, geçen hafta
evinde Vakıf Güneş’e nasıl yenildi? Beşiktaş’a nasıl set verdi?
Derseniz bana göre, henüz tam oturmamış bir görüntü çizmelerine ve manşet
sorununa bağlarım. Hücumu ön plana çıkardıkları zamanlarda 2 kişi ile servise karşı manşeti
zorluyorlar. İşte o zaman sıkıntılar başlıyor. Bu arada rakip oyunu biraz hızlandırırsa blokta ve defansta
yerleşim hataları başlarına bela oluyor. Betül-Nazlı-Olga üçlüsünün
performansı artarsa o zaman işi çözer, hedefledikleri Avrupa Kupası’na
katılma hakkını yakalarlar.
SİYAH-BEYAZLILARIN İŞİ ZOR
Beşiktaş gücü yettiğince mücade ediyor. Arzu hızla eski günlerine
dönme yolunda. 2. setten itibaren Ata, oyuna
Berat’ı aldı Arzu’yu hücumda kullanmaya başladı. Işin ilginç tarafı, Arzu bu
değişiklikten sonra, tüm smaçörlerden daha çok top öldürdü.
Siyah-Beyazlıların yabancısı Maria hazır değil, her halde antrenmansız.
Takımla uyumuda az. Bu arada karşısında yüksek blok
bulunca, kendine güvenemediği için plase atmaya başlıyor. Böyle
olunca da Beşiktaş bir türlü top öldüremiyor. Ayrıca blok
yok. Ortadan oynayan oyuncuları da etkili değil. Siyah-Beyazlılar
kadroyu takviye edemezlerse işleri çok zor.
VAKIF GÜNEŞ KAZANMAYI BİLİYOR
Kartal’daki günün ikinci maçı gerçekten çok
ilginçti. İki takımın kuruluş yapısı ve oyun düzeni aynı. Köşelerden tecrübeli ve ne yaptıklarını bilen oyuncular oynuyor.
(Güneş de Pelin-Olga, İller de Melis-Maja. Bu dörtlünün hücum ve defansları iyi ama blokda kısa kalıyorlar.)
Ortadan Güneş de Aysun-Burçin,
İller de Hülya-Heval (Burada Güneş rakibine oranla büyük üstünlük sağlıyor.
Aysun hücum ve blokta çok iyi, Burçin, manşet ve blokları çok iyi, hücumda
etkisiz.) İller Bankası’nda Hülya ve Heval hem tecrübe olarak, hem de hücum olarak vasat
bir görüntü çiziyorlar. Pasör çaprazları ise, birinde genç Neslihan, diğerinde
Oxana. Aralarında büyük bir fark yok. Pasörlerde aynı,
pek fark yok. Liberolarda Necla tartışmasız çok üstün.
Kadrolara göre Güneş’in ağır bastığı hemen görülüyor.
Nitekim, tecrübe + akıllı oyun + servise manşet, sonuç da ortada.
İller’in en büyük sıkıntısı 2 kişi ile manşet
karşılama. İyi servis atan bir rakip onları çok zor duruma
düşürür. (Güneş gibi.) zaman
zaman manşeti üçlüyorlarsa da yine de sorunu aşmakta zorlandıkları açıkça görülüyor.
Bence geçen sezon oynayan pasörleri olsaydı İller çok daha
tempolu ve etkili oynardı diye düşünüyorum. Oxana ve
Melis ile geri atak yapmaları voleybolda hoş görüntüler yaratıyor. (Belki bu ikiliye Maja da eklenebilir.) Güneş de Gökhan,
manşet ve defans için başka bir çözüm üretip Aysun’a 2 pozisyon geri atak
yaptırabilir mi? diye açıkçası düşünmekten de kendimi
alamıyorum.
HEYECAN VAR, KALİTE ARANDI
Bir diğer izlediğim maçta, 75. Yıl, Türk Telekom’a 2-3
yenildi. 5 setlik mücadele de heyecan hep vardı ama iki takımda o kadar çok hata yaptı ki kalite mumla aranır hale geldi.
Gerek 75. Yıl’ın, gerekse Telekom’un kadroları dar. Eğer
takviye yapmazlarsa
ligde kalmaları zor olacak.
Hata yapmak için birbirleriyle yarışan bu iki takımın mücadelesinde göze
çarpanlar ise, 75. Yıl da Banu, Türk Telekom da
Güzin ve Tatiana oldu.
ELİNE SAĞLIK ZELİHA
Federasyonumuzun Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu Zeliha Işık, basın
için çok güzel bir kitapçık hazırlamış. Bizlere ulaştırdığı
kitapçığın içinde yok yok. Eline sağlık Zeliha.
Bu haftalıkda bu kadar. Kaliteli
voleybol maçları izleyebilmeniz dileğiyle hoşçakalın.
A L E
V A N A K
Ö K