GENÇLERDE
HAYAT VAR
Geçen hafta sonu Genç Milli Bayan Voleybol Takımımızın
5 ekibin mücadele ettiği Aksaray’ da, tüm rakiplerini dize getirerek (geçen yıl
Tokat da olduğu gibi) Balkan Şampiyonluğu’na uzanması hepimizi mutlu etti.
Gençlerimizin bu başarısını izleme şansını yakaladım.
Onların hedefe giden maçlarından sizlere gözüme çarpanları ileteceğim. Ancak bundan önce bir kaç konuya değinmek
istiyorum.
Bunların başında voleybolumuzun çok değerli iki
büyüğünün kaybı geliyor.
Çok kısa bir aralıkla önce Vahit Çolakoğlu
ve Sinan Erdem ağabeylerimizi kaybettik.
Üst üste gelen bu iki üzücü vefat tüm camiayı derinden
yaraladı. Gençlerle birlikte Aksaray da olduğumuz için onları son
yolculuklarına uğurlayamadık.
Tüm voleybol ailemizin başı sağ olsun.
BEACH VOLLEY
Bu arada 3 ayaklı Beach Volley Türkiye Şampiyonası’nın son etabı Kilyos da oynandı.
Bu güzel karşılaşmaları izleyemedim. Onun için yorum
yapamıyorum.
Bayanlarda İzolda- Zeynep,
erkekler de ise Nuri- Mustafa birinciliği yakaladılar.
Bu sonuçlardan sonra 28-31 Ağustos tarihleri arasında
yapılacak olan Avrupa Şampiyonası’ na İzolda-Zeynep ile Volkan-Hüseyin direkt olarak ana tablodan
katılacaklar. Kazananları kutlar, Avrupa Şampiyonası Finalleri’nde mücadele
edecek 4 sporcumuza başarılar dilerim.
GENÇLERİN BAŞARISI
Yazımın başında Genç Milli Takımımızın maçlarını
izlediğimi yazmıştım. Şimdi bu konuda ki görüşlerimi sizlere aktarayım.
Son zamanlarda gazetelerde köşe yazarlarının çoğu yeni
bir adet edindiler. Konu sıkıntısı çektiklerinden olsa gerek nereye gitseler
orada gördüklerini, çoğunlukla da yediklerini ballandıra ballandıra
anlatıyorlar. Bende onlar gibi yapıp maçlardan çok, gördüklerimi, yediklerim
içinde neleri beğendiklerimi uzun uzun yazarak
başlamak gibi bir niyetim yok ama yine de oralara yolunuz düşerse Güzelyurt’a mutlaka uğrayın, asırlar öncesinin yer
altındaki veya kayaların içindeki yerleşim yerlerini, kiliseleri görün.
Aksaray’a gelince;
Her Anadolu kentinde organize edilen turnuvalarda
yaşadıklarımız ve gösterilen ilgi burada da farklı değildi. İnsan ancak böyle
yerlere gidince her hangi bir beklenti olmadan gösterilen yakınlığı, dostluğu
görebiliyor.
Organizasyon açısından iyi bir turnuva oldu. Lafı bile
edilmeyecek bir kaç küçük aksaklık dışında her şey yolundaydı. Ama en çok
yorulanlar hiç şüphesiz ki İl Müdürü Nuri Öcal ve
ekibiydi. Orhan Aydın yönetimindeki istatistik ekibi çok başarılıydı. Maçlar
bittikten çok kısa bir zaman dilimi içinde veriler elimize ulaştı. Bu arada
Merkez Hakem Komitesi Üyesi Erman Asal’ ın da
organizasyona katkısı büyüktü. Şampiyona da takımımızın sponsorluğunu yapan
Hatice Şahin Eroğlu’ na
özellikle hepimizin teşekkür etmesi gerekir.
Onların dışında ilin tüm yetkilileri
adeta seferber oldular. Hele son gün maçta yerini alan protokolü hiç bir
turnuvada görmedim desem yeridir. 3 Milletvekili, Vali, Belediye Başkanı,
Emniyet Müdürü, Milli Eğitim Müdürü, Garnizon Komutanı başta olmak üzere tüm
yetkililer salondaydılar.
Protokol böyle olunca doğal olarak ödül verenlerin
sayısı da çoktu. Bu nedenle iş fazlasıyla uzadı. Onun için kimin kime ödül verdiğini yazmak
istemiyorum. Ama şampiyon olan takımımızın kupa ve madalyalarını Federasyon
Başkanı Hüsnü Can ve Aksaray Valisi Kadir Çalışıcı’ nın
verdiğini söyleyerek bu bölüme noktayı koyayım.
İKİ TAKIM ARASINDA Kİ FARK
Genç Milli Takımımızın Balkan Şampiyonası’ nda ki performansına geçmeden
önce biraz gerilere gitmek istiyorum.
26 Mayıs tarihli yorumumda takımımızın Eczacıbaşı’ nda oynadığı Dünya Şampiyonası Eleme Grubu maçlarına
değinmiş ve karşılaşmalarda ki gözüme çarpan bazı aksaklıkları sizlere
yansıtmıştım.
Şimdi, o günden bu turnuvaya kadar geçen yaklaşık 2 ay
içinde nelerin değiştiğini, nelerin değişmediğini yansıtabilmek için eskiye dönmenin daha iyi
olacağını düşündüm.
O maçlardan sonra kısaca şunları yazmıştım:
- Pasörümüz Nilay’ ın takımı hızlı
oynatabilmek düşüncesiyle köşelere topları fazlaca yatırması ve fileye
yaklaştırması zaman zaman smaçörlerimize
zor anlar yaşattı. Ayrıca Nilay’ın 6’dan hücuma
soktuğu Seda’ya attığı paslarda biraz alçak kaldı.
- Seda’yı sadece 6’dan değil, Tayland da mutlaka 1’den
de hücuma sokmalıyız.
- Gökçen dışında smaç servis
atan yok.
- Orta oyuncular 2’ye tek ayak dolaşmıyorlar.
- Blok yerleşiminde zaman zaman
hatalar var.
- Gözde manşet alınken tedirginlik yaşıyor, bu nedenle
de hareket halinde topla buluşuyor, bu da hata yapmasana yol açıyor.
- İpek biraz yavaş kalıyor.
- Köşe oyuncular kısa pasörün
üstünden paralel oynamayı düşünmediler.
İşte bunlara değinmişim.
Peki, 2 ay sonra neler değişmiş, neler değişmemiş?
Öncelikle takımımız 2 ay öncesine oranla çok daha iyi
olmuş. Gerek hızlı oyun, gerekse taktik anlayış fark etmiş. Pasör
Nilay, hatalarını aza indirmiş ama tam olarak atlatamamış.
Seda, 1’den de hücum etmeye başlamış. Gökçen dışında sadece Seray
ve Özge smaç servis (uçan servis)
atıyor. Seda antrenmanlarda atıyor ama
maçlarda denemiyor. Orta oyuncular 2’ye tek ayak dolaşmaya başlamışlar. Gözde
sorunu aşmış. İpek yine ağır kalıyor. Blok ise ayni. Özellikle Sırbistan
Karadağ maçında hiç yok gibiydi. Köşeler paraleli kullanmayı çözmüşler.
Kısaca bunları yansıttıktan sonra biraz detaylara
girelim;
Takımımız çok yol almış. Gözde iyi olmuş. Sıçraması artınca onu durdurmak
bir hayli zorlaşmış. Manşetiyle, hücumuyla, oyununa katkısıyla ekibimizin Seda
ile birlikte lokomotifi olmuşlar. Ama blokta hala eksikleri var.
Seda almış başını gidiyor. Önden-arkadan O’ nu durdurmak çok zorlaşmış. Hele bir Romanya maçı oynadı ki
O’ nu izlerken gözlerime inanamadım. Bu karşılaşmada
takımımıza toplam 28 sayı kazandırırken sadece iki hata yaptı (Bir servis
kaçırdı, bir topu avuta vurdu). Nereden geldi bu sayılar?
Hücumdan 22 sayı (9’u geri ataktan), 5 servisten direkt
sayı. 1 bloktan sayı. (Görüldüğü gibi
blokları hala istenen düzeye ulaşamamış. Birde bunu becerirse Seda’yı izlemek
büyük keyif olacak.)
Takımın yenilerinden Aslı’yı da beğendim. Güçlü bir smaçör olacağı kesin. Ancak henüz devamlılığı yok. Vurduğu
topların büyük çoğunluğu çapraza. Bloğu henüz yeterli değil. Manşetleri de
biraz sıkıntılı ama çok kısa bir süre içinde 4 numaranın değişmez ismi olur.
Pasör Nilay, daha
iyi olmuş. Kendini oyuna kaptırmadığı zamanlar takımı çok hızlı oynatabiliyor.
Paslara denge gelmiş ama hala sıkıntıları var. Yükseklik ölçüsü istikrarsız..
İkinci pasör Özge’yi de
beğendim. İstekli, hızlı oyuna yatkın, zıplayarak pas verebiliyor. Ancak zamana
ihtiyacı olduğu da bir gerçek.
Beni en çok hayal kırıklığına uğratan İpek oldu. Sanki
geriye gitmiş. Kendini bir türlü oyuna veremedi. Gerçi az pas alıyor,
bunlarında çoğunu öldürüyor ama ben ondan daha çok şey bekliyorum. Sanki
misafir sanatçı, yani bu takıma yeni gelmiş bir oyuncu gibi. Bu fiziğine karşın
blokları çok az iş yapıyor. Halbuki Seda ile yan yana geldiklerinde adeta file üstüne bir duvar örüyorlar ancak
duracakları yeri kaybettikleri için
istenen olmuyor. Umarım Dünya Şampiyonası’na kadar toparlanır. Çünkü ekibimizin
ona çok ihtiyacı var.
Güldeniz bildiğiniz gibi. Gerçi Adnan diğer köşe
oyunculara daha çok yer vererek onları hazırlamak istedi. Ama O’nu ne zaman
sahaya sürse görevini yaptı. Ancak İstanbul’da ki maçlarda daha iyi bir
performans ortaya koymuştu.
Gökçen genelde iyiydi. Cesaretli ve istekli olduğu
zaman parladı. İstekli olmadığı anlarda katkısı azaldı. Smaç
servisleri iyi, hücumu iyi, blokları azdı.
Libero Ayça iyi bir turnuva oynadı. Hataları azdı. Ama
ben ondan daha iyi bir performans bekliyorum.
Aslıhan, Miniriye,
Tuba, Tuğba, Seray ne zaman görev verilse katkı sağladı. Miniriye ve Aslıhan’ın bu 3
oyuncudan bir adım daha önde olduğunu düşünüyorum.
Sırbistan Karadağ maçı dışında takımımız adeta fırtına
gibi esti.. Salonu her maçta dolduran seyirci tempolu ve iyi oynayan bir ekip
izledi. Son karşılaşma da gereksiz olarak kendilerini strese sokmaları o
fırtına gibi ekibin basit hatalardan sayılar vermesine ve maçı 5. sete
uzatmalarına yol açtı.
Aslında maçın 5 set olması belki de bizim için bir şans
oldu. Çünkü karşılaşmayı kazanmak için her zaman en iyi performansı göstermek
ve az hatalı oynamak gerektiğini oyuncularımız bir kez daha öğrenmiş oldu.
Takımımız şampiyonanın ilk günü Arnavutluk, ikinci gün
Yunanistan ile oynadı. 2 müsabaka da bizim için çok kolay geçti. Bir gün aradan
sonra bu kez Romanya’yı kolay yendik. Son gün ise şampiyonluk için karşımızda Sırbistan
Karadağ vardı. Bizim gibi tüm maçlarını 3-0 kazanan bu ekip karşısında çok zor
anlar yaşadık.
Aslında biraz önce değindiğim gibi az daha stresin
kurbanı olacaktık. Protokol’ün ve salona sığmayan seyircinin coşkusu
gençlerimizi çok etkiledi. Bu maç başka bir ülkede olsaydı eminim ki sonuca çok
daha kolay giderdik.
Ancak şunu da belirtmeliyim ki Sırbistan bize oranla
daha genç bir takımdı. 1987-1988 doğumlu oyunculardan oluşan bu ekip, çok kısa
bir zaman sonra kolay kolay maç kaybetmez. Çok iyi
mücadele ediyorlar. Takımın ilk altısından 5 ve yedeklerden ikisi yani toplam 7
oyuncusu etkili smaç servis atıyor. (Bizi en çok bu
yönleri zorladı) Az hatalı oynuyorlar. Akıllı hücum yapıyorlar. (Bu nedenle
blok yapmakta çok zorlandık. Köşelerden açık toplarla yaptıkları ataklar hep
bela oldu. Ayrıca çok iyi blok yapıyorlar. Oyuncularımız top öldürmek de çok
zorlandılar. Ataklarımız ya bloklarda eridi, ya da defanstan çıktı)
Sonuç da inişli çıkışlı bir grafik çizmemize ve çokça
basit hatalar yapmamıza karşın yine de mücadeleden galip çıkmayı başardık.
Setlerin çok kısa yorumları ise şöyle:
İlk seti Nilay’ın servisleri
kopardı. 16-16 da servise gelen Nilay, çok etkili
servisler attı. 3 direk sayı kazandırdı. Diğer servislerini rakip atağa
dönüştüremeyince oyuncularımız fırsatı kaçırmadı ve 22- 16 öne geçerek seti
koparttılar. (25-19)
İkinci sette bu kez onlar 17-18’den sonra servisle
manşetimizi dağıttılar ve üst üste veriler sayılarla durumu 17-23’e taşıdılar
seti de 19-25 kazandılar.
Üçüncü sette bir ara 20-15’lık bir avantaj yakalayan
ekibimiz bir anda durdu. Top öldüremedi, blok ve defans yapamadı. Fark kapandı:
21-20. Ama tekrar toparlanıp seti 25-22
aldık.
Başa baş giden 4. set 20-20 den sonra üst üste
verdiğimiz 5 sayı ile gitti: 20-25.
5. sete 4-0, 5-1 başladık. 8-5 döndük. 12-9, 13-10
yaptık. Sonra 13-12 oldu. Seyircinin ıslakları servisi kaçırmalarına yol açtı:
14-12. Bu kez Aslıhan servisi kaçırdı: 14-13.
Islıklar içinde atılan servisi Ayça iyi bir manşetle Nilay’a
yönlendirdi. Onun 2’de ki Seda’ya güzel pasını bu oyuncu sayıya dönüştürdü ve
takımımız seti 15-13, maçı da 3-2 kazandı.
BAŞARILILAR
Turnuvanın istatistiklerine göre başarılı oyuncuların
listesi şöyle oluştu:
En komple oyuncu:
Gözde -Türkiye
En skorer oyuncu: Seda -Türkiye (69 sayı: 57 hücum, 8 blok,
4 servis)
En iyi pasör: Nilay- Türkiye
En iyi Blokör: Jucan- Romanya
En iyi servis: Djuric- Sırbistan
Karadağ
En iyi libero: Skonda- Yunanistan
Balkan Şampiyonu olan takımımız kısa bir aradan sonra
Eylül ayında Malezya da yapılacak olan Dünya Şampiyonası için hazırlıklara
başlayacak. Bu kez işimiz çok zor. Çünkü sıkı bir grupta mücadele edeceğiz.
Grupta Brezilya, Küba ve Polonla var
Bu 3 takımın arasından sıyrılmak gerekiyor. Kolay değil
gibi görünse de bizim de iyi bir takım olduğumuz unutulmamalı. Eğer iyi
hazırlanabilir, hatalarımızı aza indirirsek, hızlı voleybol oynayan kızlarımız
istediğimiz sonuca uzanabilir. Onlara şimdiden bu zor sınavları için başarılar
diliyorum.
Tekrar buluşuncaya kadar her şey gönlünüzce olsun.
Hoşça kalın.
A L E
V A N A K Ö K