GENÇLER BAŞARDI

 

Bu hafta voleybol açısından ilginç olaylar yaşadık. Bunlardan bazıları bizleri sevindirdi, bazıları ise üzdü.

Neydi bunlar?

 

Önce iyi haberlerden başlayalım.

Genç Bayan Takımımız büyük bir başarıya imza atarak Eylül ayında Tayland da yapılacak (Hatırlanacağı gibi daha önceden Malezya olarak açıklanmıştı ama şu meşhur hastalık nedeniyle yeri değiştirildi) Dünya Şampiyonası Finalleri’ninde mücadele etme hakkını elde etti.

A Erkek Milli Takımımızın başarısızlığından sonra gençlerimizin aldığı bu sonuca hem sevindik, hem de teselli bulduk. (Bu arada sitemizin forum köşesine gençlerimizin en iyi grup ikincisi olarak finallere gideceğini duyuran takımımızın Menajeri Banu Can'ın yazısındaki bazı cümlelerini doğru bulmadım. Banu, ekibin sorumlusu olarak duygularını bu şekilde dışa vurmaman  gerekir. Bu tür olaylara, konuşmalara ve davranışlara her zaman hazırlıklı olmalısın)

 

Bu arada bir iyi haber de Macaristan'dan A Bayan Milli Takımımızdan geldi.  Ekibimiz Szombathely şehrinde düzenlenen 28. Savarina Kupası'nda birinci oldu.

Turnuvanın ilk günü İspanya'yı, daha sonra ev sahibi Macaristan'ı aynı sonuçla 3-1 yenen takımımız, son gün Slovakya'ya 3-2 yenilmesine karşın Savarina Kupası'nı kazanmayı başardı.

 

Bu iki güzel haberden sonra, şimdi bizi üzenlere sıra geldi.

 

Söz Millilerden açılmışken devam edelim.

Slovakya'nın Kosice kentinde Genç Erkek Milli Takımımızın Dünya Şampiyonası Grup Eleme maçlarında başarılı olamayarak elenmesi üzücüydü.

 

Bunun dışında geçtiğimiz haftanın bomba haberi; Arçelik'in yeni bir yapılanmanın içine girerek önümüzdeki sezon takımı gençleştireceğini ve bu nedenle de Avrupa Kupaları'ndan çekileceğinin açıklanmasıydı.

Camiayı şaşırtan bu haber üzerine tüm hafta bolca konuşuldu. Herkes fikrini söyledi. Ancak hala bir çok konu netleşmedi. Sanırım bu hafta içinde yapılacak olan toplantılardan sonra Arçelik 'den bir açıklama gelecek.

 

Bir diğer haber de; Türk Sporu'nun 3 devi Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe'den geldi. Bu 3 büyük kulübümüzün alt yapılarda mücadele eden bazı ekiplerini Türkiye Şampiyonası Yarı Final ve Finallerine göndermeyecekleri söyleniyor.

Umarım bu sadece bir söylentiden ibarettir. Çünkü genç, yıldız ve küçük takımlarda mücadele eden oyuncular için en büyük başarı ve ödül, İstanbul da dereceye girerek grup, yarı final ve final maçlarına katılabilmektir. Belki de hayatlarında bir kez yaşayabilecekleri ve aradan yıllar geçse de asla unutamayacakları bu olayı, anlı-şanlı 3 büyük kulübümüzün üst kademesindeki yöneticilerin "Paramız yok" gerekçesiyle engellemeleri kendilerine hiç, ama hiç yakışmayacak.

Bu kararı verenler, eminim ki, bir takımın formasını giyip, arkadaşlarıyla beraber bir deplasmana gitmenin keyfini ve güzelliğini asla yaşamadılar. Çünkü bunu yaşasalardı böyle bir şeyi akıllarına bile getirmezlerdi.

Şimdi bu yöneticilerin gelecek sezon oyuncularını İstanbul Ligleri'nde nasıl motive edeceklerini ve iyi paralar kazandıkları spor okullarına küçükleri nasıl çekeceklerini çok merak ediyorum.

 

Bu hafta yine beni fazlasıyla sıkan bir olaydan daha söz etmek istiyorum.

Türk Voleybol Vakfı perşembe günü camiamızı bir araya getirmek amacıyla bir gece düzenlemişti. Ama keşke o gece orada olmasaydım da, insanların ilgisizliğini yaşamasaydım.

Bizler ne kadar duyarsız insanlar olduk. Vakfımızın düzenlediği bir yemekli toplantıyı bile başka yönlere çekebiliyoruz. Sonra da kalkıp birlik ve beraberlik nutukları atarak voleybolu kurtarmak için soyunuyoruz. Kendi arasında uzlaşamayan bir topluluğun voleybolu nerelere götüreceği sanırım apaçık ortada.

Gruplaşmaların içinde boğulan bizlere kocaman bir aferin. 

 

GENÇLER ÖPÜLDÜNÜZ

 

Şimdi Genç Milli Takımımızın Dünya Şampiyonası Finalleri'ne giden yoldaki maçlarından söz edeyim.

Cuma günü ekibimiz grubun en zayıf takımı Gürcistan ile oynadı. Rakibimizin çok güçsüz olması bize yazacak fazla bir şey bırakmadı.

Teknik Direktörümüz Adnan Kıstak'ın bol bol oyuncu değiştirdiği maçta gözümüze çarpanlara gelince;

Pasörümüz Nilay' ın takımı hızlı oynatabilmek düşüncesiyle köşelere topları fazla yatırması ve fileye yakınlaştırması zaman zaman smaçörlerimize zor anlar yaşattı. Bu arada yine Nilay' ın 6'dan hücuma soktuğu Seda' ya attığı paslar biraz alçak kaldı. Gerçi, artık bu paslar rakibin bloğa yetişememesini hedeflediği için kısa tutuluyor ama Seda henüz o çabukluğa ulaşamadı. Onun için bazen sorun oldu. Yetişmekte zorlandı. Rakip Gürcistan olduğu için göze batmadı ama  Seda' nın takımımızın en büyük kozlarından biri olduğunu iyi bilen Almanya  6' dan yaptığımız ataklara zaman zaman 3' blok yaparak bizi şimdiden uyardı. Aslında bu durum biraz da pasların adresinin belli olmasından kaynaklandığını da söylemeliyim. Bu arada rakip bloğu düşürmek için Seda' Tayland’ da mutlaka 1' den de hücuma sokmamız, ayrıca Seda' nın yanına arkadan atak yapabilecek bir başka oyuncu da eklenmemiz gerekiyor.

Şimdi yazımı okuyan bazı kişiler, "Takım kazanmış, Dünya Şampiyonası'na gidiyor, sen eleştiri yapıyorsun" diyecektir.

Eğer böyle düşünürsek, hatalarımızı göremezsek, bizi bekleyen çok daha zorlu rakipler karşısında sorunlardan arınmış bir şekilde mücadele edemeyiz. Onun için eleştirilerden kaçınmamalıyız. Doğruyu yakalayabilmenin en güzel yolu bence budur. Kimse de alınmamalıdır. Devam edelim;

Genelde takımımızı çok beğendim. Öncelikle İpek, Seda, Gökçen fizik olarak özlediğimiz seviyede. Gözde ve Güldeniz çok becerili oyuncular ama Almanya karşısında biraz kısa kaldıklarını ve blok geçmekte (Biraz da Nilay'ın topları fileye yaklaştırması nedeniyle) zorlandıklarını söylemeliyim. Tekniği bu kadar iyi olan bu iki oyuncumuzun, kısa Alman pasörün önde olduğu pozisyonlarda paralel hücumları az düşünmelerini strese bağlıyorum. Ama Tayland' da daha dikkatli olmaları gerektiği de bir gerçek.

Takımımızın eksikliklerine göz atmaya devam edelim:

Gökçen dışında smaç servis atan başka oyuncumuzun olmaması, orta oyuncularımızın tek ayak hücumu düşünmemesi, blok yerleşiminde zaman zaman hatalar yapılması, ortadan oynayan oyuncuların az kullanılması, Gözde'nin manşet alırken tedirginlik yaşaması ve bu nedenle topla genelde hareket halinde buluşması, manşet alan üçlümüzün bekleyiş hataları nedeniyle aralarına toplar düşmesi, yukarıda da söz ettiğim gibi Nilay' ın topu fileye yakın atması, zaman zaman kolay yerine, zoru tercih etmesi, İpek' in biraz yavaş kalması, Nilay' ın önde olduğu pozisyonlarda hücum zorluğu yaşamamız ve özellikle Almanya karşısında tıkanmamız  hatalarımızdı.

Tayland' a kadar önümüzde çok zaman var. Teknik kadromuz ekibimizin bu sıkıntılarını benden daha iyi gözlediler. Mutlaka çok çalışarak hatalarımızı en aza indireceklerdir. Ben buna inanıyorum. Yakaladığımız bu çok iyi nesil, bize mutlaka güzel sonuçlar ve başarılar hediye edeceklerdir.

Gürcistan maçındaki Filiz' in servislerinden söz etmeyi unuttum. 3. sette 18-14 öndeydik. Adnan, Filiz' i servise aldı. Filiz üst üste toplam 7 servis attı. Bunlardan ikisi direkt sayı oldu. 3' ünün hücumu yapılamadı ve bize avantaj top olarak döndü. Servisin birini oyuna soktular ama smaçör dışarı vurdu. Biri de kaçtı. Bu servisler bizi 18-14'den, 24-14'e getirdi. Filiz'in bu etkili ve güzel servislerini Bulgaristan ve Almanya maçlarında da bekledik ama biraz stresten, biraz da yumuşatmasından istediğimizi elde edemedik. İnşallah Filiz bu servislerini Tayland' a saklamıştır.

 

BULGARİSTAN' I SERVİSLERLE DAĞITTIK

 

İkinci gün takımımız Bulgaristan karşısında adeta fırtına gibi esti. Tüm maç boyunca çok iyi servis attık, iyi blok yaptık, hücumda da çok sayı ürettik. Tempolu ve iyi oyun karşılaşmayı da benim beklemediğim kadar kolay ekibimize getirdi.

 

ALMANYA' YA KAYBETTİK

 

İlk iki maçını bizim gibi kazanan Almanya ile pazar günü kozlarımızı paylaştık. Ancak bir gün önce Bulgaristan karşısında fırtına gibi esen takımımızın bu kez yerinde yeller esiyordu. Almanlar servisi dayadıkça, manşetlerimiz dağıldı, hücumlar bloklarda eridi. Onların atakları ise file üstünde çok kolay geçit bulurken, defanstan top çıkarmak mesele haline geldi. Böyle olunca da tüm izleyenlerin şaşkın bakışları arasında set 11-25 gibi açık farkla gidiverdi.

İkinci sete biraz daha iyi girdik. top gidip gelmeye başladı ama sayıları Almanlar daha kolay toplamaya devam edince 5-9 oldu. Ne oluyor? derken, servislerimiz düzeldi, bloklar iş yapmaya başladı ve bunun sonucunda da eşitlik geldi: 10-10.

"Artık toparlandık" derken attığımız servisi Almanlar sayıya dönüştürdü. 7 numaralı Schumann servise geldi. Onun 2 direkt sayısı yine geriye düşmemize yol açtı: 10- 13. İkinci teknik molaya 14-16 önde girdiler. Attıkları servisi hücuma dönüştürdük ama öldüremedik. Ne var ki ikili bloğumuz sayıyı getirdi. Bu kez  onlar öldüremedi ve dönen topu Güldeniz sayıya çevirdi: 16-16. Sayıyı kazandıran Güldeniz' in servisten gelen iki direkt sayısıyla bu kez öne geçen taraf olduk: 18-16. Ancak yakalamakta gecikmediler ve 23-23'e kadar başa baş geldik. Ne var ki Seda' nın 2' den avuta giden hücumu ile 23-24 oldu. Güldeniz' in 4' den öldüremediği topu Almanlar sayıya dönüştürdü: 23-25.

2-0'dan sonra oyuncularımız adeta silkindiler. Etkili servisler, bloklar, hücumda ölen toplar derken adeta fırtına gibi estik: Özellikle Seda' nın servislerinden gelen sayılarla 13-2 öne geçtik.  Ve sonra da seti 25-11 kazandık. (Belki de bizi en iyi ikinci yapan ve final yolunu açan bu set skoru oldu)

4. Sette sahada yine Almanlar vardı. Etkili smaç servis attılar (4 oyuncuları smaç servis atıyordu. pasörleri dahil), bloklar yaptılar ve bizi iyice oyundan düşürdüler. Bu arada Gökçen (2), Nilay (3), Gözde (4) turunda bir türlü rakip bloğu geçip sayı kazanamadık. Böyle olunca da sayılar 5-8' den, 5-15' e uzandı. Artık yapacak bir şey kalmamıştı ve gençlerimiz seti 15-25 kaybederek, en iyi ikinci olabilmek için diğer gruplardaki maçları beklemeye başladılar.

Pazartesi günü bizi finale taşıyan haber geliverdi. Slovenya ile puanlarımız ve setlerimiz eşitti. Ancak sayı farkı bizi Dünya Şampiyonası' na taşıyınca tabii ki hep birlikte sevindik.

Umarım gençlerimiz Tayland’ da başarılı sonuçlarla yüzümüzü güldürürler.

İşte geride kalan haftanın üzüntüsüyle, sevinciyle görüntüsü böyleydi.

Ekim ayından bu güne kadar her salı (Geçen hafta hariç)  sizlerle birlikte olduk. Artık ara vermenin tatile çıkmanın zamanı geldi. Haziran ayının ortalarında A Bayan Milli Takımımız Rusya’ da çok önemli bir turnuvaya katılacak. Amerika, Küba, Japonya, Çin, Yunanistan, Azerbaycan ve ev sahibi Rusya' nın yer alacağı bu turnuvayı bir aksilik olmaz ise izleme olanağını yakalayacağım. Bu büyük organizasyonda gördüklerimi ve hemen bu turnuvanın ardından yine Ankara’ da Romanya, Bulgaristan, Fransa, Polonya ve Yugoslavya' nın yer alacağı organizasyonu sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Zaman zaman da izleyebilirsem beach volley turnuvalarından söz edeceğim. Ama sonuçta artık pazartesi günlerinin yazı yazma sendromundan biraz kendimi kurtarmaya çalışacağım.

 

Sevgiyle ve de hoşça kalın.  

 

 

A  L   E   V     A   N   A   K   Ö   K