Uzunca bir tatil
döneminden sonra 2002-2003 Voleybol Sezonu hafta sonu oynanan karşılaşmalarla
başladı.
Cumartesi
günü erkekler ilk maçlarını oynamak için sahaya çıkarken, bayanlar bir gün
sonra yani pazar günü lige “Merhaba” dediler.
Ligin
ilk haftasının sonucları en çok merak edilen karşılaşmaları, hiç şüphesiz ki
erkeklerde Tokat Plevne Belediyesi-Ziraat Bankası, Galatasaray-Beşiktaş,
bayanlarda Kocaelispor-Vakıf Güneş idi.
Ancak beklenenin aksine Vakıf Güneş-Kocaeli’ni, Ziraat
de Tokat’ı 3-0 geçerek lige iyi bir giriş yapmayı başardılar.
Lige
son hafta katılma kararı alan Galatasaray ve
Beşiktaş’ın nasıl bir kadro ile ilk maça çıkacakları ve nasıl oynayacakları
başka bir merak konusuydu.
Galatasaray Cuma günü akşam saatlerinde lisanslarını
yaptırırken, Polis Akademisi’nin Çankaya’dan transfer ettiği ve Sarı-Kırmızılı
takıma kiraladığı Selçuk aynı akşam Ankara dan İstanbul’a hareket ediyordu. İşte bu son anda lisansları alınan
takım, ilk seti kaybetmesine karşın Beşiktaş’ı 3-1 yenmeyi başardı.
Ben Arçelik ile Rize’ye gittiğim için Cumartesi günü
İstanbul da oynanan karşılaşmaları izleyemedim. Ancak maçı izleyen arkadaşlarımdan aldığım bilgilere
göre, Galatasaray da ilk set dışında pasör Selçuk, Bekir ve yabancıları Sergiy
iyi oynamış. Beşiktaş’dan ise, ilk setlerde Serdar’ın etkili olduğunu
ama sonra onunda durduğunu, Sarı-Kırmızılı takımın maçı bloklarla kopardığı
söylediler.
Burhan Felek’de ki diğer maçta, İstanbul Büyükşehir
Belediyesi-Fenerbahçe’yi 3-1 ile geçerken iki takımda iyi mücadele etmiş. Belediye’de Nikolai, Kadir ve
sonradan oyuna giren Soner, iyi bir performans ortaya koyarken, Sarı-Lacivertliler
de adaşı gibi Soner iyi görünmüş.
Diğer maçların sonuçlarını biliyorsunuz. Ancak kısaca söylemek gerekirse Ziraat Bankası
Tokat’ı geçerken çok
iyi oynamış. Tüm oyuncular başarılı bir grafik çizmişler.
Bu arada takımın en gözdesi Fatih’ miş.
Aynı
şekilde Erdemirspor’da, ligin yeni takımı S. Joseph karşısında fırtına
gibiymiş. Andre sakat olduğu için oynamamış ama bu Erdemir’in
hızını kesmemiş. İzmir ekibi maça bile giremeden açık
farklı setlerle karşılaşma bitivermiş.
2 yabancısı olmayan SSK ise, pasör olarak Çağlar’ı
oynatmış. Bu
nedenle zaman zaman zorlanmış. Ama kapasiteli
oyuncuların çokluğu yine de maçı kazanmalarına yetmiş.
Bursa Emniyet’e gelince seyredenler beğenmişler. Takım olarak iyi mücadele
ediyorlarmış. Özellikle pasör Ufuk çok başarılıymış.
Yazımın başında Rize’ye gittiğimi yazmıştım. Biraz da oradan sizlere söz etmek
istiyorum.
Ülkemizin
bir çok yerini gördüm ancak şimdiye kadar Trabzon’dan
öteye gidememiştim. 2 sene önce Karadeniz’e Beach Volley’ı sokan İbrahim
Dağıstanlı, Hopa da düzenlediği turnuvaya basında görevli arkadaşlarımla
birlikte beni de davet etmişti. Ama
son anda çıkan bir aksilik nedeniyle gidememiştim.
Bu yöreyi çok merak ettiğim için, Fındıklıspor-Arçelik
karşılaşmasını bir fırsat olarak değerlendirdim.
Uzun bir yolculuk olmasına karşın iyi ki gitmişim. Karadeniz’in Gürcistan sınırına
yakın bir ilçesi olan Fındıklı da, her Anadolu ilinde olduğu gibi
misafirperverlik ve voleybol severlik üst noktada. Fındıklısporlu
yöneticiler ve takımın sorumlusu, antrenörü Ahmet Kavas ilçeye gelenleri el
üstünde tutuyorlar.
İlçe salonunun uzun bir süredir tamamlanamamış olması
nedeniyle karşılaşma Aksu İlköğretim Okulu’nda oynandı. Burhan Felek tipi bir salon.
Ancak seyirci tribünü yarım olduğu için fazla bir kapasitesi yok. Ama maç sırasında merdivenler dahil her
yer doluydu. İşin güzel olan tarafı da seyircinin genç kızlar ağırlıklı
olmasıydı.
Seyirci
gibi Fındıklıspor da genç bir takım. İyi mücadele ediyorlar.
Bunu da Arçelik’den tek set kopararak gösterdiler.
Arçelik’in 2 Bulgar oyuncusu İvanov ve Stefanov,
Bulgaristan Milli takımıyla Arjantin’deki Dünya Şampiyonası’nda mücadele
ettikleri için Fındıklı maçında yoktular. Bu
arada Galatasaray’dan transfer ettikleri Hakan Fertelli de cezalı olduğundan
maçta yer almadı.
Fındıklıspor’un geçen sezon ikinci ligde de
oynattıkları vasat bir Gürcü oyuncuları var. 2 orta oyuncuları Erdal ve Uğur
iyi oynuyor. Iyi
manşet geldiğinde Burak takımı akıllı yönetiyor. Semih ise, seyircinin
de, takımında ateşleyicisi. Ancak rakibin köşelerden
ataklarında bloklarda sıkıntıları var. (4 sette toplam 7 sayı alabildiler.
Bunların 5’i orta oyuncularının). Ayrıca 3 kişi ile
manşet karşılamalarına karşın pek başarılı değiller. (12
direk hata). Bu da hücum organizasyonlarında
aksamalara yol açıyor. Eğer iyi bir pasör çaprazı alırlarsa Rize de çok
can yakarlar.
Arçelik’e gelince; 1. ve 4. setlerde
tempolu ve iyi, 3.- 4. setlerde hatalar dolu bir maç
çıkardılar. Bu iniş- çıkış sonucunda da set kaybettiler. (4 sette toplam 17
servis hatası yaptılar, servis karşılaşamada 10 direk sayı verdiler ve hücumda da 17 hataları var.) Alexsandre ve Gökhan takımın en etkili isimleriydi.
Pazar günü Burhan Felek de
Işıkspor-Eczacıbaşı karşılaşmasını izledim. Şampiyon adayı
zayıf rakibini 3-0 geçerken oldukça tutuk bir oyun sergiledi.
Teknik
kadro, bunun nedenini yoğun ağırlık programının devam etmesine bağlıyorlar.
Eczacıbaşı’nı
maçlar başlamadan önce Yunan takımı karşısında da izlemiştim. Işıkspor maçıyla birleştirince manşetlerde biraz sıkıntılı
olduklarını düşünüyorum. Libero sorununu çözemezlerse zor maçlarda başları
bir hayli ağrıyacak. Işıkspor’un servisleri bile oyun
kurmada zorluklar yaşattı. Hele köşelerden açık toplarla yaptıkları
hücumların file üstünde durdurulamaması, defansta da aksamalar getiriyor.
Eczacılı
oyuncuların Işıkspor’u küçümsemesinin getirdiği rahatlıkla hedef gözetmeden
vurdukları smaçların, rakip defans tarafından oyunda tutulması maça biraz
hareket getirdiyse de fazla keyifli bir mücadele değildi.
Eczacıbaşı’nın
Bulgar oyuncusu için
bir yorum yapmak istemiyorum. Böylesi kolay bir
maçla bir karara varılmaz. İlk izlenimlerime göre;
blokları iyi, servise manşetleri düzgün, hücumda ise, kolu da, ayakları da
biraz ağır geldi. 4’den oynayan Deniz, hücumda iyi,
ama servise karşı manşet tedirginliği açıkça görülüyor. Defansı da
istenen düzeyde değil. Oyuna giren iki genç oyuncu Seray ve Gökçen’in smaç
servis atmaları çok güzel. Mehmet Bedestenlioğlu’nun bu konuda
onları cesaretlendirmesi daha da güzel. Bu arada
Seray’ın solak olması ve smaçlarının güçlülüğü hemen göze çarpıyor. Eczacıbaşı’nın lige tek yabancı ile devam etmesi, maçlarda
oynama şansı bulacak Deniz’e çok şey kazandıracak. Ayrıca
yine zaman zaman oynayacak Seray ve Gökçen’in gelişmesi hızlanacak. Böylece olunca da doğal olarak Eczacıbaşı kazanacak.
Işıkspor, gücünün yettiğince mücadele ediyor. Seda çok gayretli ama diğerleri ona
ayak uyduramıyor. Ortadan sıkıntıları var. Ancak
tecrübeli bir smaçöre acilen ihtiyaçları var.
Yoksa işleri çok zor.
Bayanlarda başka maç izleyemedim. Onun için bu hafta diğer takımlar için bir
yazamayacağım.
Bu arada Yeşilyurt’un Yugoslav Milli Takımının iki
oyuncusunu İstanbul’a getirdiğini ve onlarla anlaşmak üzere olduğunu
kulaklarınıza fısıldayayım.
Biliyorsunuz
yeni yönetmeliklere göre, sahaya çıkan oyuncuların tüm kıyafetleri bir örnek
olacak. Çok doğru bir karar. Sahada güzel
bir görüntü yaratıyor. Ancak ben ayakkabının bunun
dışında tutulması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü
ayakkabı çok ilginçtir. Her model, her ayağa uymaz.
Oyuncunun ayakkabısı rahat değilse maçlarda bu çok sıkıntı
yaratır. Ayrıca her numara ayakkabı da bulmak kolay değil. Rize
Fındıklıspor’un Gürcü oyuncusu Chikovani bu sorunu yaşayanlardan. Fındıklıspor tüm oyuncularına Asics ayakkabı almış. Gel
gelelim bu firmanın en büyük ayakkabı numarası 49 olduğu için, 51 numara giyen
Gürcü oyuncu açıkta kalmış. Bu sorun aşılamayınca da Gürcü
oyuncu, başka marka ayakkabı ile Arçelik maçında oynamak zorunda kaldı.
Şimdi ne olacak? Oynatmasan yazık. Oynatsan kural
delinecek. Gel de çık işin içinden.
Bunun bir başka boyutu da kulüplerin ekonomik
güçleriyle ilgili. Bugün
bir ayakkabı 100 dolar civarında. Farzedelim bütçesi
kısıtlı kulüp almak istemedi. O zaman oyuncu kendi ayakkabısını almak
zorunda. Üç kuruşa oynayan yedekler veya genç oyuncular nasıl bu parayı verip
alacaklar? O da başka sorun.
Gerçi, “Bu işe soyunan çözümünü bulur.” Diyeceksiniz ama, bence oyuncuları da aileleri de
zorlamak pek anlamlı gelmiyor.
Bu
haftalık da bu kadar. Kaliteli maçlarla dolu bir hafta
dileyerek hoşçakalın diyorum.
A L E
V A N
A K Ö K