PLAY-OFF YERLERİ DEĞİŞİYOR…
İki hafta önceki
yazımda sizlere bayan ve erkek takımlarımızın Play-Off' lar da oynayacakları
yerlerle ilgili bilgiler vermiş ve o şehirlerdeki salonlara ve otellere
değinmiştim.
Özellikle Play-Off yerleri konusunda en çok
Çanakkale Spor Salonu'yla ilgili olumsuz görüşlerimi yazmış ve böylesine zorlu
erkek maçlarının burada oynanmasının alçak tavan nedeniyle büyük sorunlar
yaratacağına değinmiştim.
Aradan kısa bir
zaman dilimi geçmesine karşın kulüplerin itirazlarını
ve isteklerini göz önüne alan federasyonumuz bazı illeri değiştirme kararı
aldı.
Şu anda
açıklanmamasına karşın erkeklerde Çanakkale yerine Gaziantep veya Balıkesir,
Otel sorunu olan Karaman yerine de Eskişehir olasılığı çok fazla. Dalaman ise
değiştirilmiyor.
Bayanlarda, Çorum,
Kastamonu kaldı. Erzincan'ın yerine ise Trabzon ön plana çıktı.
Federasyonumuzun
yapılan eleştirilere, uyarılara ve isteklere kulaklarını tıkamaması ve Play-Off yerlerini değiştirmesi
tabi ki olumlu bir puan. Ancak bu da gösterdi ki, Play-Off finallerinin oynanacağı illerin seçimi araştırılmadan,
hatır için seçilmiş.
Neyse hatadan erken
dönüldü ve olay sorunlar yaşanmadan kapandı.
SİSTEM HALA
TARTIŞILIYOR
Yine daha önceki
yazımda ön eleme maçlarından sonra Play-Off'a kalan takımların eşleşmeleriyle ilgili yanlışlıktan
söz etmiştim. Bu konuda hala bir açıklama ve değişim olmadığı gibi, gözümüzden
kaçan başka bir sorun daha ortaya çıktı.
Önce sizlere Play-Off eşleşmeleriyle ve
maçların nasıl oynanacağını federasyonun sezon başında kulüplere gönderdiği
metnin bize konu olan bölümünü aynen yazayım. Bilginiz olsun. Sonra da aklıma
yatmayan şeklini bura da dile getireyim.
" 1-8
4-5
2-7
3-6 ile eşleşir.
Play-Off
Grubu müsabakaları, kazanılmış üç maç üzerinden yapılacak ve ilk müsabaka,
normal lig etabını üst sırada tamamlayan takımın sahasında oynanacaktır.
Play-Off
Grubu müsabakalarında birbirleriyle eşleşen takımların normal lig etabında
aralarında yaptıkları müsabakaların sonuçlarına göre,
a) İki müsabakayı da kazanmış olan takım, Play-Off Grubu'na 1-0 galip
başlayacaktır.
b) Takımlar karşılıklı olarak birer müsabakayı
kazanmışlarsa, Play-Off
Grubu'na 1-1 başlayacaklardır.
Play-Off
Grubu müsabakalarında, galibiyet eşitliği halinde, son müsabaka bir gün sonra
en son müsabakanın oynandığı aynı yerde oynatılacaktır."
Şimdi yazıyı
okudunuz. Eğer dikkatliyseniz sanırım hemen sorunu yakaladınız. Ama gözünüzden
kaçmış ise, son paragrafı bir daha okuyun.
Ne diyor?
"Galibiyet eşitliği halinde son maç bir gün sonra
ayni yerde oynanır."
Takımınız ligi 6 sırada
bitirdi ama, üçüncü sırada ki ekiple galibiyetleriniz eşit. Yani 1-1.
(Aslında bu örneği
1-8 veya, 2-7 içinde verebilirdim ama bu konuda federasyon hatasını
değiştirmediği için şimdilik pas geçtim ve 3-6'yı aldım.
Evet, devam edelim,
İlk maç ligi üçüncü
sırada bitiren (X) takımın evinde oynanacak. Ev sahibi seyircisinin desteğiyle
karşılaşmayı kazandı. Oldu durum: 2-1.
İkinci müsabaka ligi
6. sırada bitiren ekibin evinde oynandı. Bu kez seyircisinin desteğiyle
ateşlenen (Y) takımı maçı kazandı ve durum 2-2 oldu.
Sonra?
Statüyü
hatırlayalım.
Ne diyordu?
"Galibiyet eşitliği halinde, son müsabaka bir gün sonra en son müsabakanın
oynandığı ayni yerde oynanır."
Yani, ligi altıncı
sırada bitiren (Y) takımının sahasında...
Peki bu duruma göre
kim avantajlı?
Ligi üçüncü bitiren
(X) mi?
Ligi altıncı bitiren
(Y) mi?
İşte gözümüzden
kaçan da bu. Yani eşleşmelerde ligi daha alt sırada bitiren takımlar avantaj
yakalıyorlar.
Şu anda Tokat
Belediye, ligi 5. sırada bitirmeyi garantiledi. Bu durumda ligi 4. sırada Erdemirspor veya SSK bitirirse, bu iki takımında işleri çok
zor olacak. Çünkü Play-Off'a
1-1 başlayacaklar. Ve yukarıda da anlattığım gibi, Erdemir
veya SSK evinde kazanıp, Tokat da kaybederlerse, yani 2-2 eşitlik sağlanırsa,
son maçın yeri yine Tokat olacak. Coşkulu seyircisinin desteğiyle doğal olarak
da avantaj otomatikman Tokat Belediyesi'ne geçecek.
Bayanlarda durum
daha da karışık. Çünkü takımların güçleri birbirlerine çok yakın. Bu nedenle 4-5,
3-6 maçlarından ilginç sonuçlar çıkabilir.
Sezen Aksu'nun
şarkısındaki iki satırla bu konuyu noktalayalım.
“Hadi bakalım kolay gelsin,
Bir acayip zor yarış!”
STRES DORUKTA
Ligin sonlarına
doğru hızla yaklaştığımız bu günlerde ilginç maçlar izledik.
Önce çarşamba'dan,
Ziraat Bankası'nın CEV'de İtalyan Sisley
Treviso ile Ankara da oynadığı Çeyrek Final'in ilk
maçından başlayalım.
İtalya Ligi'nde
şampiyonluk yarışının iddialı takımlarından biri olan Sisley
maçını televizyondan izledim. Görebildiğim kadarıyla Ziraat Bankası ilk set
dışında iyi bir mücadele ortaya koyamadı.
Bence bunun tek
nedeni, oyuncuların birinci setten sonra kafaca rakiplerine teslim
olmalarındandı.
Evet, Sisley çok iyi takımdı. Silahları fazlaydı. Tura da
yakındı. Ancak Ziraat Bankası kolay teslim olmasa, mücadeleyi sonuna kadar
sürdürebilseydi, çok daha iyi bir karşılaşma ortaya çıkabilir, seyirci de maç
kazanılamasa bile voleybola doyardı.
Bu sezon bu durum
sadece Ziraat Bankası'nın başına gelmedi. Avrupa Kupaları'nda mücadele eden tüm
takımlarımız özellikle deplasmanlarda rakiplerine kolay teslim oldular. Bunun
sonucunda da uzun yıllardır pek yaşamadığımız başarısızlıklar gelmiş oldu.
Umarım gelecek sezon
oyuncularımız özgüvenlerini tekrar kazanır ve özlediğimiz güzel başarılar
tekrar geri gelir.
Ligin zirvesi için
mücadele eden erkek takımları çarşamba günü oynadıkları maçlarını kazanarak
yollarına devam ettiler. Ancak Tokat Belediyesi'ni 3-0 yenen Erdemirspor dışında kalan iki ekip, Arçelik
ve SSK, rakiplerine çok önemli birer set hediye ettiler.
BELEDİYE VE MARMARA
KAZANDI
Bu arada çarşamba'ya
damgasını vuran iki takımdan ilki İstanbul Büyükşehir Belediyesi oldu. Ligde
kalma umutları azalan Belediye, Galatasaray karşısında sonuna kadar
direneceğinin sinyallerini maçı 3-2 kazanarak verdi.
Ayni şekilde Marmara
Koleji de zoru başardı ve önce Rize de Fındıklıspor'u
3-2 yendi, sonra da Ankara'da SSK'dan set kopararak ligdeki son maça kadar
şansını zorlayacağını gösterdi.
GÜNEŞ RÖVANŞI ALDI
Cuma günü bayanların
dev maçına sahne oldu. İki ezeli rakip Eczacıbaşı ve Vakıfbank
Güneş Sigorta bir kez daha kozlarını paylaştılar ve bu zorlu mücadeleden galip
çıkmayı başaran da, Güneş oldu.
Aslında ilginç bir
karşılaşma olacağı tahmin ediliyordu çünkü iki takım da kadrolarını
güçlendirmişti. Ama skorun 3-0 olacağını sanırım benim gibi kimse de
beklemiyordu.
Karşılaşma
başladığında iki takımın antrenörünün de ayni düşüncenin içinde olduğu hemen
göze çarptı. Etkili servis atacaklar, rakip manşetleri bozup, kolay yapılan
hücumları toplayıp çabuk ataklarla sayılar alacaklardı. Bu arada rakibin sayı
makinelerini de file üstünde bloklarla kilitleyeceklerdi. Bu düşünce içindeki
Eczacıbaşı Zetova'yı pasör
çaprazına koyarken, bloğu zayıf Deniz'in yerine orta oyuncu Özlem'i 4'e çekmiş,
ortaya ise Kounova ve 1.92'lik Gökçen'i koymuştu.
Hedef tabi ki Neslihan'ı Natalia-Kounova
ve Kounuva-Özlem ile kilitlemekti.
Gökhan'ın öncelikli
hedefi çok güvendiği manşetinin ve defansının işlemesi, Chabovta'nın
Zetova'nın önüne gelmemesiydi. Ancak bunu düşünürken
bana göre belki biraz da şansına güveniyordu. Çünkü Olga'nın
bloğunun zayıf olduğunu bilmesine karşın O’nu, Zetova
ile karşılıklı getirmek ve bu oyuncunun çapraza, yani bire, oradaki Elif'e
topları yönlendireceğini ve bununda pas ve hücum sıkıntısı yaratacağını mutlaka
biliyordu.(Kazandığına göre haklı da
çıktı, yanılan biz olduk)
Karşılaşma
başladığında iki takımda servise yüklenmeye başladı. Güneş'in servisleri Natalia ve İzolda'yı ararken,
Eczacıbaşı, Olga'yı ve Neslihan'ın geri atak
yapmasını zorlaştıracak koridorları zorluyordu. Bu karşılıklı servis salvosu,
iki takımında manşet hataları yapmasına yol açıyor ama bu arada kaçan servisler
oyunun kalitesini düşürüyordu. 20'li sayılara kadar birbirlerinden kopamadılar.
O ana kadar Eczacıbaşı, Zetova'nın hücumlarıyla
sayılar toplarken, Güneş de ona Neslihan ile cevap veriyordu. 19-18'e kadar bu
iki solak oyuncunun karşılıklı düellosu sürdü. Bu yarıştan kim galip çıkacak
diye merak ederken birden paslar dağılmaya başladı. Eczacıbaşı'nda Bahar, biraz
da Güneş'in etkili servislerinin bozuk manşetler yüzünden kendisini zorlaması
sonucu topları köşelere, Özlem ve Natalia'ya atmaya
başladı. Sigorta bu fırsatı kaçırmadı, rakibin ataklarını bloklarından
yansıtarak 4'den Chabovta ve 2'ye dolaşan Aysun ile çabuk hücumlar yaparak 20-23 öne geçti ve seti de
23-25 kopardı.
İkinci sette de
görünüm ayniydi. Oyuncuların birbirlerini kilitlemek çabası, en büyük silah
olarak düşünülen servislerin kaçması, kaçmadığı anlarda da rakibin manşetlerini
dağıtması oyunun kalitesini iyice düşürmeye yetti. Özellikle Eczacıbaşı,
Güneş'in Olga ve Aysun'un servislerini
bir türlü oyuna sokamadı, böyle olunca orta oyuncuları kullanamayan Bahar, 1.
sette olduğu gibi topları 4'de ki smaçörlere
yönlendirmeye devam etti. Sigorta yine fırsatı kaçırmadı ve ilk teknik molaya
5-8 önde girdi. Daha sonra da sayı farkını gittikçe büyütmeye başladı: 5-11,
7-15.
Aranın açılmasıyla
rahatlayan Güneş seti de 17-25 ( 8 sayı farkla) aldı.
3. sette oyuna denge
geldi. 13-13'e kadar eşitlik bozulmadı. Ancak bloktan seken topları hücuma
kolay dönüştüren Sigorta ikinci teknik molaya 3 sayı farkla (13-16) girmeyi
başardı.
Sonra da 16-18 öne
geçti. Ne var ki bu sayılarda ikili hücum turuna oturması ( Elif 2- Burçin 3- Chobovta 4), Özlem'in servislerinin Olga'ya
hatalar yaptırması ve rakibi hücumdan düşürmesi sete tekrar dengeyi getirdi:
19-18.
İşte bu andan
itibaren maçın hızı yükseldi. İki takımda tüm gücüyle oynamaya başladı. Kalite,
heyecan doruğa ulaşırken, voleybol adına tüm güzel ve estetik hareketler
izlenmeye başlandı. Tüm karşılaşma boyunca adeta mumla aradığımız ve kısa süren
bu voleybol şöleninden sonunda 27-29 galip çıkmayı başaran Güneş Sigorta oldu
ve maçı 3-0 gibi net bir skorla kazanırken rakibinden de ilk devredeki
yenilginin rövanşını almış oldu.
Karşılaşma
bittiğinde aklımızda en çok, Neslihan'ın inanılmaz derecedeki atak yüzdesi, Aysun ve Chabovta'nın hücumdaki
başarısı, Burçin'in blok, Necla'nın manşet yüzdesi kaldı.(Bu maçın istatistiklerini alamadık. onun için sizlere yansıtamadım.
Eğer, elime geçirebilirsem gelecek hafta mutlaka sizlere yansıtmaya çalışacağım.)
Eczacıbaşı'ndan
aklımızda kalanlar ise, manşet hatalarının yenilginin baş nedeni olduğuydu.
Bu yüzden en büyük silahları olan
hücumları sayılar getirmedi. Yine bu yüzden ortadan hemen hemen
hiç oynayamadılar. Ama beni en çok şaşırtan şey, bu kadar uzun boylu
oyunculardan kurulu bir takımın file üstünde bu kadar çaresiz kalmasıydı.
Ellerine blokta top değmedi desem inanın ki fazla abartmış olmam. Her halde
Özlem'in ortadan, 4'e çekilmesi oyun ve blok kurgularını bozmuş olmalı ki bu
kadar az bloklu bir maç oynadılar.
Netice de bir derby daha geride kaldı ama görünen o ki, Play-Off maçlarında bu iki
takımın mücadelesi hepimizi voleybola doyuracak.
BEŞİKTAŞ UMUTLANDI
Cumartesi günü
Burhan Felek de iki ezeli rakibin, Beşiktaş ile Galatasaray'ın mücadelesini
üzüntüyle ve geçmişteki o güzelim başarılarını düşünerek izledim. Türk Sporu'na
her zaman yön veren, adı büyük, düşünceleri küçük yöneticilerin elinde kalan
Beşiktaş ve Galatasaray'ın, zirve mücadelesi yerine ligde kalmak için
çırpınışlarını sıkıntıyla seyrettim.
Elele vermiş bir kaç kişinin, voleybol
sevgisi yüzünden ayakta kalmaya çalışan, voleybolumuzun Avrupa Kupaları'nda
dereceye uzanmış iki takımını bu duruma düşürenleri bir kez daha kınayarak maça
dönelim.
Müsabaka öncesinde
genel kanı, daha güçlü bir kadroya sahip olan Siyah-Beyazlıların karşılaşmayı
kazanarak ligde kalma umutlarını artıracağı yönündeydi. Nitekim yanılmadık. Bir
set dışında oyunun kontrolünü hep elinde tutmayı başaran Beşiktaş, bloğu zayıf,
manşeti sıkıntılı rakibini, Brezilyalı Tatiana Alves Dos Santos'un
etkili hücumlarıyla yenmeyi bildi.
Kalabalık bir
seyirci topluluğunun izlediği karşılaşmanın ilk setine Galatasaray ortadan
oynamaya alışmış Julia'yı pasör
çaprazına koyarak başladı. Her halde Victoria'nın bir maç önce ortadan iyi
oynaması teknik kadroyu bu şekilde değişikliğe yöneltmiş olmalı. Ancak bu
düşünce etkili olmadığı gibi sorunlar yarattı. Julia
adeta sahada kayboldu. Daha sonraki setlerde Julia
gerçek yerine dönünce Sarı-Kırmızılı takım ortadan hücumlarla ancak o zaman
Beşiktaş'ı zorlayabildi.
Maça Siyah-Beyazlı
takım etkili servislerle iyi bir başlangıç yaptı ve Galatasaray'ın manşet
hatalarını iyi değerlendirerek ilk teknik molaya da 8-3 önde girdi. Daha sonra
Sarı-Kırmızılıların Nihal (2)-Neslihan (3)-Zehra (4) pozisyonunun hem hücumda,
hem blokta üst üste hatalar yapması Beşiktaş'ın işini kolaylaştırdı. Buna bir
de Dos Santos'un sayı
getiren hücumları eklenince sayı farkı büyüdü: 16-9. Aranın açılması
Galatasaray'ı iyice oyundan düşürürken Siyah-Beyazlılar daha da istekli
oynamaya başladılar. Sonuçta Beşiktaş seti 25-16 kazandı.
İkinci sete Sarı-Kırmızılı
takım Julia'yı eski yeri ortaya çekerek başladı.
Bunun da faydasını görmekte gecikmedi ve oyuna denge geldi. Ancak bu sette işin
ilginç tarafı, hangi takım iyi servis attıysa sayılar buldu. Bunu daha iyi
beceren Galatasaray, setin ortalarında Emel (2)-Didem (3)-Maria'nın
4'de olduğu ve top öldüremedikleri pozisyonda 5 sayılık bir avantaj yakalamayı
başardı. Bu farkı setin sonuna kadar da koruyunca 20-25 ile 1-1'lik eşitlik
geldi.
Ama daha önceden de
yazdığım gibi, maçı kazanmak için daha istekli olan Beşiktaş kontrolü tekrar
eline geçirdi. Tatjana'nın 2'ye dönerek Burcu'nun
üstünden vurduğu topların sayıya dönüşmesi, Emel'in yerine giren Aysun'un bloktaki katkısı ve maçın başından beri etkili
olan Santos'un bitmeyen temposu 3. seti de Siyah-
Beyazlılara 25-19 getirdi.
4. sete iyi başlayan
yine Beşiktaş oldu. Arzu'nun paslarını iyi değerlendiren Dos
Santos takımımın ilk teknik molaya 8-5 önde girmesini
sağladı. Ancak Galatasaray maçı
kaybetmemek için direnmeye başladı, bunun sonunda da 9-9 da eşitlik geldi. Bu
arada Julia'nın Didem'e attığı servislerin hatalar getirmesi, zor yapılan hücumların defanstan
çıkartılarak atağa dönüştürülmesi Sarı-Kırmızılıları 11-14 öne geçirdi. Bu sayı
farkını Galatasaray 15-19'a kadar da sürdürdü. Ne var ki toparlanan Beşiktaş,
üst üste aldığı sayılarla önce 19-19'da rakibini yakaladı ve sonra da 22-20 öne
geçerek seti 25-21 kazanmayı başardı.
Bu arada Telekom'un, Numune İnterfarma'yı
3-0 yenmesiyle Siyah-Beyazlılar ligde
kalmak için büyük ölçüde umutlanırken, Galatasaray kaderiyle baş başa kaldı.
ARÇELİK, ZİRAAT'İ
YENDİ
Pazar günü zirve
yarışının iki takımı Arçelik ve Ziraat Bankası Çayırova’ da kozlarını paylaştı. Kalitesi yüksek, dişe diş
bir mücadele yaşandı. İki takımda karşılaşmadan galip çıkabilmek için tüm
güçlerini ortaya koydular. Ancak belki de geldiğinden bu yana en iyi oyununu
oynayan Stefanov maçı Arçelik'e
getiren isim oldu.
Bu arada
karşılaşmanın ilk setinde sayılar 8-14 Ziraat lehineyken Hasan çıktı, sakatlığı
nedeniyle belinden ameliyat olan ve yaklaşık 3 aydır sahalardan uzak kalan Kaptan
Gökhan oyuna girdi. Gerçi bu değişiklik ev sahibinin manşet hatalarını
düzeltmedi ama Gökhan'ın tekrar sahalara dönmesi çok güzeldi ve tüm
seyredenleri de mutlu etti. Neticede 6 sayılık farkı korumayı başaran Ziraat,
hücum-blok-defans üçgenini iyi kurarak
seti 17-25 aldı.
İkinci sette bu kez Arçelik daha iyi oynamaya başladı. Özellikle Stefanov'un hücumları sayılar getirirken, Ziraat de servise
karşı manşetler bozuldu, atakların bloklarda erimesiyle de set 25-19 Arçelik'in oldu.
3. setten itibaren
maçın kalitesi ve heyecanı daha da yükseldi. Başa baş, dişe diş mücadele seyirciyi voleybola doyururken set
burun farkıyla 29-27 Arçelik'in oldu.
Bu güzel mücadelenin
keyfi, iki takım teknik adamlarının taktik savaşı beni de seyretmeye zorlayınca
not tutmaktan uzaklaştım. Yani görevimi eksik yaptım. Böyle olunca da size de
yazacak bir şey kalmadı.
İşte iyi
izleyemediğim bu 4. seti Ziraat Bankası 22-25 kazandı.
(Sayıların ritmi şöyleydi: 3-1, 5-2, 8-6,
10-7, 10-10, 16-15, 18-19, 20-22, 22-25)
5. sete iyi başlayan
Arçelik'de, Stefanov'un
bitmez tükenmez enerjisine, diğer oyuncuların gerek hücumda, gerekse bloklardaki
katkısı da eklenince 8-3 ile dönüldü. 5 sayılık bu avantajı sonuna kadar
korumayı başaran Arçelik seti 15-11, maçı da 3-2
kazandı.
Bu arada Erdemirspor, Rize Fındıklı'yı 3-0 yenerek set averajı ile
zirveye kurulurken, Arçelik ikinci sıraya çıktı.
Ziraat Bankası ise, iki basamak düşürek üçüncülüğe
indi.
İŞTE İSTATİSTİKLER
ARÇELİK; 108 servis attı, 13 hata yaptı, 5 direk sayısı var. Oyuncular, servise
karşı 94 kez manşet aldılar, 9 sayı verdiler. Yüzdeleri 69. Exc:
% 50. 5 set boyunca Arçelik, 105 atak yaptı, 4 hata,
6 blokta kalan topu var. 63 sayı aldı. Yüzdesi 61. Bloktan 23 sayı kazandı.
ZİRAAT
BANKASI; 105 servis attı, 10 hata yaptı,
4 direk sayısı var. Servise karşı 94 kez topla buluştular, bunlardan 3'ün de
hata yaptılar. Yüzdeleri 74. Exc: 53. Toplam 121
hücuma karşın 10 hata yapılırken, 21 top blokta kaldı. 70 sayı kazanıldı.
Yüzdesi 58. Bloktan gelen sayı ise sadece 7.
Özellikle blok
istatistiğini bir kez daha gözden geçirelim:
Arçelik'in 6 topu blokta rakibe sayı kazandırırken,
Ziraat'in 21 topu blokta kalmış.
Bloktan kazanılan
sayılara gelince;
23-7 Arçelik lehine. İlginç
değil mi?
OYUNCULARIN
İSTATİSTİKLERİ
ARÇELİK:
Ahmet: 17 servis 2 hata. 9 atak, 6 sayı. Yüzde: 67. Bloktan 5 sayı.
Stefanov: 17 servis, hata
yok, 1 sayı. 28 manşet, 4 hata, yüzdesi 61. Exc: %
46. 41 atak,
1 hata, 29 sayı,
yüzdesi 71. Bloktan 4 sayı.
Hasan: 3 manşet, 1 hata, yüzdesi 67. Exc: % 67. 2
atak, sayı yok. Bloktan1 sayı.
Djuric: 12 servis, 2 hata,
1 sayı. 31 atak, 3 hata, 17 sayı, yüzdesi 55. Bloktan 3 sayı.
Hakan: 15 servis, 1 hata, 1 sayı. 6 atak, 5 sayı, yüzdesi 83. Bloktan 5 sayı.
İvanov: 22 servis,2 hata.
Bloktan 3 sayı.
Gökhan: 19 servis, 5 hata. 26 manşet, 2 hata, yüzdesi 81. Exc:
% 50. 7 atak, 2 sayı,
yüzdesi 29. Bloktan
2 sayı.
Volkan: 5 atak, 3 sayı, yüzdesi 60.
Barış (Libero): 36 manşet, 2 hata, yüzdesi 69. Exc: %
53.
ZİRAAT
BANKASI:
Hüseyin: 21 servis, 2 hata. 3 atak, 1 hata, 2 sayı, yüzdesi 67. Bloktan 1 sayı.
Sergiy: 11 servis, 1 hata.
38 manşet, 2 hata, yüzdesi 68. Exc: % 37. 25 atak, 1
hata, 15 sayı, yüzdesi 60. Bloktan sayı yok.
Sidenko: 16 sayı, 2 hata.
26 manşet, hata yok, yüzdesi 88. Exc: 69. 24 atak, 1
hata, 16 sayı, yüzdesi 67. Bloktan sayı yok.
Fatih: 20 servis, 1 hata, 2 sayı. 7 atak, 4 sayı, yüzdesi 57. Bloktan sayı yok.
Bedulin: 16 servis, 1 hata,
2 sayı. 47 atak, 6 hata, 24 sayı, yüzdesi 51. Bloktan 1 sayı.
Ercan: 15 servis, 1 hata. 12 atak, 8 sayı, yüzdesi 67. Bloktan 4 sayı.
Serdar: 2 servis, 2 hata. 5 manşet, hata yok, yüzdesi 60. Exc:
40. 3 atak 1 hata, 1 sayı,
yüzdesi 33. Bloktan
1 sayı.
Akif (Libero): 21 manşet, 1 hata, yüzdesi 71. Exc: %
67.
ECZACIYA BEŞİKTAŞ
MORALİ
İki gün önce Güneş
Sigorta'ya 3-0 yenilen Eczacıbaşı, Beşiktaş maçını 3-0 kazanarak az da olsa
moral buldu.
İki takımın da
isteksiz olması nedeniyle rölanti bir mücadele izlemek zorunda kaldık.
Eczacıbaşı Natalia ve Zetova
ile sayılar bulurken, Beşiktaş da sadece Dos Santos rakibe direnen oyuncuydu. Onun çabası da doğal
olarak yetmedi.
EBRU ÇIDAL AKŞAM DA
Gazeteci arkadaşımız
Ebru Çıdal, bildiğiniz gibi Haber Türk de Aylin Üstündağ'ın
yorumculuğunu yaptığı voleybol programını sunuyor. Ebru, bu görevinin yanı
sıra, artık Akşam Gazetesi'nde de yazarak voleybola hizmetini sürdürecek. Çıdal'a yazılı basındaki bu yeni görevinde başarılar
dilerim.
Evet, bir haftayı
daha geride bıraktık. 7 gün sonra tekrar buluşmak üzere hoşçakalın
derken, sevdiklerinizle birlikte mutlu ve güzel bir bayram geçirmenizi dilerim.
A L
E V A
N A K
Ö K