PLAY-OFF'LARIN YERLERİ VE SİSTEM

 

Cuma günü Burhan Felek Spor Salonu'nda Beşiktaş-SSK karşılaşmasını izlerken Voleybol Vakfı Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu Zeliha Işık, bizlere Play-Off'un oynanacağı tarihleri ve yerlerini gösteren dökümanlar verdi.

Önce bunun haberini sizlere ileteyim sonra da görüşlerimi yansıtayım.

Ön elemeler, yani ligde 7-8-9-10. sırayı alan ekiplerin yapacakları maçların tarihleri bayanlarda ve erkeklerde 28 şubat 3-4 mart. İçeride ve dışarıda olmak üzere iki müsabaka oynanacak. Puan, set ve sayı averajına bakılacak. Hepsi eşit olursa üçüncü maç yapılacak.

Play-Off'un ilk bölümü 1-8, 2-7, 3-6, 4-5 maçları, erkeklerde 8-11-14-15, bayanlarda 9-12-15-16 Mart tarihlerinde kazanılmış 3 maç üzerinden oynanacak. Ligde iki müsabakayı da alan ekip 1-0 önde başlayacak. Takımlar birer maç kazanmışlarsa 1-1'den başlanacak. Eğer Play-Off da galibiyetler eşit olursa son maç, bir gün sonra en son müsabakanın oynandığı ilde yapılacak.

Play-Off finaline kalan 4 takımın turnuva tarihleri:

Erkeklerde;

20-21-22 Mart Çanakkale (Çanakkale Şehitlerini Anma Turnuvası adı altında oynanacak),

27-28-29 Mart Karaman,

04-05-06 Nisan Dalaman,

Bayanlarda ise:

31 mart 01-02 Nisan Çorum,

11-12-13 Nisan Kastamonu,

18-19-20 Nisan Erzincan’da.

Lig usulü oynanacak bu gruplarda puanlar taşınacak ve 3. turnuva sonunda şampiyon ve sıralamalar ortaya çıkacak.

Bu arada “Türkiye Kupası ne oldu? Ne zaman oynanacak?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Onun yanıtını iki hafta önce Federasyon Başkanımız Hüsnü Can, TV8'de Enver Bağlarbaşı'nın konuğu olduğu programda üstü kapalı "Önce ikinci ligleri kendi aralarında oynatacağız. Sonra da oradan çıkan takımlar 1. Lig ekipleriyle birleşerek Türkiye Kupası maçlarını oynayacaklar" dedi.

Açıklama bu kadarla kaldı. Detayı hala bilinmiyor. Ama bilinen o ki, bu müsabakalar Play-Off sonrasına kaldı.

Çünkü bunun yapılabilmesi için elemelerde önce 16 (2. Ligden çıkanlarda dahil), sonra 8 takım 3'er, veya 4'er gün arayla oynayacaklar. sonra da kalan 4 ekibimiz toplam 3 günlük bir turnuva da kozlarını paylaşacaklar. (Geçen sezon olduğu gibi)      

 

PLAY- OFF'UN YERLERİNİ KİM SEÇTİ?

 

Buraya kadar her şey yolunda görünüyor. Ama kafama takılan bazı soruları sizlerle paylaşmak istiyorum.

1- Play-Off yerleri hangi kıstaslar göz önüne alınarak seçildi?

2- Buraların salon durumu incelendi mi?

3- Konaklama için oteller var mı?

Şimdi soruları yanıtlayalım:

Play-Off  Finalleri'nin oynanacağı illerin seçiminde mutlaka voleybolumuzun Anadolu'ya yayılması projesinin ön planda olduğu söylenecektir (Buna politik nedenler ve seçimlerde ki oylarında etkili olduğunu da ilave edelim.)

Olabilir. Biz zaten bu konuyu sonuna kadar destekliyoruz. Geçtiğimiz yıl bayanlar Türkiye Kupası Finalleri’nin Kahramanmaraş da (Salonu yeterli olmasa da), erkeklerde Diyarbakır da oynanmasını yazdığım yazılarda ve katıldığım televizyon programlarında sonuna kadar destekledim. Bu sezonda destekliyorum. Ancak bu kez olayların boyutları biraz farklı.

Öncelikle erkeklerde oynanacak yerlerin seçimi konusunda endişeliyim.

İlk etap Çanakkale’ de oynanacak. Finalin bu şehre verilmesinin bir anlamı olduğu görülüyor. Bu ilk grup maçlarına Çanakkale Şehitlerini Anma Turnuvası adı verilmiş. Anlamlı ve güzel bir düşünce. Ama ya salon?

Çanakkale Spor Salonu'nu bilmem gördünüz mü? Ben çok iyi bilirim. Daha önceden oraya defalarca alt yapı faaliyetleri için gittim. Tavanı çok alçak, ışıkları yetersiz bir salon. Yıldız erkek maçlarında bile, servise karşı manşetten veya defanstan çıkan birçok top salonun tavanına değiyordu. Türkiye'nin en üst düzeyde 4 takımın kozlarını paylaşacağı böylesine sıkı ve sert bir organizasyonda defanstan çıkacak her 3 toptan en az birinin tavan ile teması olacağına eminim. Yani bu salon, bu tür üst düzeydeki maçlar için asla yeterli değil. Trilyonluk takımların kaderini belirleyecek bir organizasyonun, hem de en önemli ayağı olan ilk etabının, buraya verilmesi bana mantıklı gelmedi. (Çanakkale de benim bilmediğim bir salon daha varsa ve orada maçlar yapılacaksa o zaman tüm yazdıklarımı şimdiden geri alıyorum.)  Bu arada eğer benim bildiğim salonda maçlar oynanacaksa soyunma odalarının küçük ve iyi olmadığını da eklemeliyim. (Gerçi turnuva tarihlerine kadar odalar düzeltilebilir.)

Çanakkale'ye ulaşım kolay, oteller de yeterli. Sert boğaz rüzgarlarının estiği günlere denk gelinmez, kafileler otelde sıkışıp kalmaz ise teselliyi  güzel geçecek 3 günde bulabiliriz.)

Diğer iki yer, Karaman ve Dalaman. İkisini de görmedim. Ancak öğrendiğime göre Dalaman bizim eski Burhan Felek tipindeymiş. Yeni il Karaman için de Burhan Felek gibi dediler. (İyi araştırma yapamadım, bazı arkadaşlar da emin olamadılar.) Bu iki yerde de konaklama konusunda endişelerim var. Sporcular, yöneticiler, hakemler, basından oluşacak grupların aşağı yukarı sayılarının 100-110 civarında olduğu ve takımların genelde birlikte kalmak istemeyecekleri düşünüldüğünde, biraz sıkıntılar olacak gibi görünüyor. (Dalaman yerine çok yakında ki Marmaris olsaydı, bence çok daha doğru olabilirdi. Çünkü salonu çok güzel, oteller bol yıldızlı). Karaman’ın otelleri konusunda hiçbir bilgi edinemedim.

 

Gelelim bayanlara;

Maçların ilk etabının oynanacağı Çorum Spor Salonu'nun 3  tarafı tribünlü (İzmit gibi). 2 iyi oteli varmış. Bu şehri bilenler erken yer ayırtan rahat eder diyorlar. 

Kastamonu Salonu bizim Burhan Felek gibiymiş ama bu il de otel sıkıntısı varmış.

Erzincan için bu kısa sürede bir bilgi edinemedim. Salonun Burhan Felek gibi olduğu söyleniyor. Otellerini hiç bilmiyorum ama bu şehrin soğuğunu çok duydum.(Nisan’ın başı olması içimizi biraz ısıtıyor) 

Ancak görünen o ki, bayanlar, erkeklere oranla hem salon, hem de konaklama açısından daha şanslılar. Neticede federasyon bir ile, organizasyon verirken mutlaka araştırmalarını yapar. Umarım bu kez de böyle olmuştur. Çünkü faaliyet verildikten sonra, son günlere sığan düzeltme çalışmaları, boya kokularını, yeni cilalanan parkelerin kayma sorununu gidermeye yetmiyor.

Böylesine önemli organizasyonların daha iyi şartlar içeren ve daha önceden bilinen illerde oynanması daha doğru olurdu, diyerek ikinci konumuza geçelim.

 

PLAY- OFF EŞLEŞMELERİ

 

Bu arada Play-Off'ların yerleri kadar benim kafamı karıştıran bir şey de, sistemin işleyişi.

Sezon başında federasyonun 1. Lig Statüsü olarak gönderdiği yazının Play-Off  kısmında özetle şöyle yazıyordu:

b) Ön eleme müsabakaları;

Ligi 7-8-9-10. sırada bitiren takımlar 10- 7 ve 9-8 olarak eşleşirler.

c) Play-Off grubu müsabakaları:

Ön eleme grubunda müsabakalarını kazanarak Play-Off  Grubu'na 7. ve 8. olarak katılmayı hak eden takımlar,

1. -8.

4. -5.

2. -7. 

3. -6. ile eşleşirler.

Buraya kadar daha önceden bilinen ve oynanan sistem.

Ancak, Cuma günü bize verilen ve ayrıca kulüplere gönderilen şablonda daha farklı bir görüntü var.

 

10----________   1

7 -----                  (8) (10-7 Galibi)

 

9-----________    2

8-----                  (7) (9-8 Galibi)

 

Şablonu tam olarak çizemedim ama bizi ilgilendiren görüntü böyle.

Garibime giden şey şu:

10-7 galibinin nasıl  8. takım olarak değerlendirilip 1. ile,

9-8 galibinin de nasıl 7. takım olarak 2. ile eşleştiği.

Yazılı metinde 1-8, 2-7 eşleşir deniyor. Ama burada yani verilen şablonda, sanki 1-7, 2-8 eşleşiyormuş gibi görünüyor.

Ön elemede eğer 10. takım, 7.'yi elerse hadi o zaman ligde en kötü dereceyi alan 1.'nin karşısına gidiyor mantığını kuralım. Peki ya 7. takım kazanırsa o zaman 1. ile nasıl eşleşiyor?

Ayni şey 8-9 maçı içinde geçerli. 9 kazanırsa 10. dan daha iyi derecede olduğu için 2'ye gitsin. Peki tersi olur 8. ön elemeyi geçerse 7.'den daha kötü derece elde etmesine karşın nasıl 2. takım ile eşleşiyor?

Ben bunu anlayamadım ve çözemedim. Bu konuda bilgisi olan lütfen beni aydınlatabilir mi?

Çünkü bazı şeyler değişmiş olabilir. 

Yaptığım araştırmalarda ve daha önceki yıllarda yaşadığımız Play-Off sistemlerinde 8 takımın eşleşmesi dönüp dolaşır 1-8 ve 2-7'ye otururdu.

İki sezon önce 16 takımın mücadele ettiği sistemde, hatırlarsanız ilk 4 takım bekler,  5-12, 6-11, 7-10, 8-9 oynar ve kazananlardan 5-12  ligi  4. bitiren ile, 6-11 3. ile, 7-10  2. ile, 8-9 da 1. ile eşleşirdi.

Ancak bu kez farklı bir görüntü var.

Henüz ligde hiçbir takımın yeri belli olmadığına ve kimin kimle eşleşeceği bilinmediğine göre, bir yanlışlık varsa düzeltilir. Eğer yoksa, neden böyle bir uygulamanın yapıldığı bizlere ve benim gibi düşünenlere anlatılır.

 

ŞAMPİYONLAR LİGİ MACERAMIZ BİTTİ

 

Avrupa Şampiyonlar Ligi bu hafta oynanan karşılaşmalarla sona erdi. Ne var ki takımlarımız 5 maçlık bu zor yarışta bekleneni veremedi. Kuralar çekildiği zaman Güneş Sigorta’yı çeyrek final yolunda çok şanslı görmüş, diğer ekiplerimizin de en azından gruplarında son sıralarda kalmayacağını düşünmüştüm. Hesaplarımız tutmadı. Bayanlarda Güneş Sigorta ve Eczacıbaşı’nın yabancı oyuncu transfer etmemesi, erkeklerin özellikle deplasman maçlarında iyi oynayamaması sonucu, Şampiyonlar Ligi serüvenimiz hüsranla kapandı. Geçtiğimiz sezonda erkeklerde ayni sonucu yaşamıştık. Ancak takım sayısı 20’ye çıkarıldığı için Top Teams’e düşmemiştik. Gelecek sezonda erkekler 24’e bayanlarda 20 takıma çıkacağı için yine bir alt gruba inmekten kurtulduk.

Avrupa Şampiyonlar Ligi’ndeki son maçlarımızdan ikisi İstanbul da oynandı.

Salı günü önce Haldun Alagaş’da Güneş Sigorta, daha önceden çeyrek finali garantileyen Yugoslav Jedinstvo Uzice’yi 3-1 yendi.

Çok genç ve tekniği zayıf oyunculardan kurulu (Pasörleri 1987 doğumlu, takımın en yaşlı oyuncu kaptanları Kostic 1980’li ama yedek. İlk altıda oynayan 5 oyuncudan biri 1981, ikisi 1982, biri 1984’lü ve en etkili smaçörleri Starovic ise, 1983 doğumlu. Liberoları 1984’lü, diğer iki yedekten biri 1984, diğeri 1987’li. Aslında Güneş Sigorta’da  ilk altıda oynayan Neslihan 1983, pasör Elif ise 1984 doğumlu ama Pelin, Olga, Necla ortalamayı yükseltiyor.) bir takım olan Uzice, tüm karşılaşma boyunca canla başla oynadı. Ama teknik kapasitelerinin ve tecrübelerinin henüz yeterli olmaması Güneş Sigorta’dan sadece bir set alabilmelerine yol açtı.

İlginç bir sistemleri vardı. Defanslarını hep 6-7 metre civarına kuruyorlardı. Buna karşın özellikle havuza atılan topların yine de bir çoğunda çaresiz kaldılar. 8-9 metreye vurulan tüm toplar kolayca  sayıya dönüştü. En iyi yaptıkları şey ise, köşelerden açık toplarla yaptıkları hücumlardı. Bu şekilde ki atakları bloklarımızı çok zorladı.

Neticede böyle bir takımın Güneş Sigorta’yı yenmesi zaten söz konusu olamazdı. Aldıkları sette tamamen bizim oyuncuların yaptıkları basit hatalar sonucu morallerinin bozulmasından kaynaklandı (13-25).

Takımımız adına söylenecek iki şey var. Biri, Elif’in artık Burçin’i de kullanmaya çalışması. Daha önceden bir-iki topla maçı tamamlayan Burçin bu karşılaşmada 10 top aldı, (Aslında 4 sete göre bu sayıda yeterli değil) 1 hata yaptı, 5’i öldü. % 50 ile oynadı.

İkincisi, Neslihan’ın Güneş’in en etkili hücum silahı olduğunu bilen rakipleri özellikle onun 6’dan yaptığı ataklara 2’li blok getiriyorlar ve zaman zamanda amaçlarına ulaşıp yakalıyorlar. Burada çözülmesi gereken; Neslihan’ı tekli bloklarda bırakacak girişler, pasör Elif’in topun yüksekliğini iyi ölçüp biçmesi ve Neslihan’ın da artık 6’dan 6’ya değil biraz da 1 ve 5’e dönük ısrarla hücumlar denemesi gerekiyor.

 

ERDEMİR SONUNDA KAZANDI

 

Çarşamba günü Erdemirspor,grubundaki son maçında İspanyol Unicaja Almeria’yı 3-0 yenerek Avrupa serüvenini tek galibiyetle kapattı.

Maçın başından sonuna kadar rakibine oranla daha iyi oynayan ve daha etkili hücum yapan Erdemirspor’ da, her ne kadar istatistiklerde Andrei Voronkov + 8 çıksa da,Ali Yılmaz’ı (+7)daha çok  beğendim. Uzun zamandır takımda yer bulamayan ve Cengizhan’ın sakatlanmasıyla son maçlarda ilk altıda başlayan Ali, bu şansını iyi kullanıyor.  

Bu galibiyette Ali ve Voronkov’un etkili oyunu rol oynadı ama genele bakıldığında Erdemirsporlu diğer oyuncular da bu ikiliden aşağı kalmadı. Tempolu ve kazanmaya şartlanmış Ereğli ekibi, sonuçta istediğini elde ederken, iyi oyunuyla ligdeki rakiplerine de göz dağı verdi.

Bir gün sonra Erdemirspor, bu kez ligde İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile oynadı. Almeria maçının hemen ardından olmasına karşın Erdemirspor, bu karşılaşmada da temposunu koruyarak 3-0’lık bir galibiyet çıkardı.

 

GALATASARAYLI OYUNCULAR ZEHİRLENDİ

 

Çarşamba günü antrenman sonrası Kadıköy’ de bir büfede tavuk yiyen 6 Galatasaraylı oyuncu zehirlendi. Gece hastaneye kaldırılan sporculara gerekli tedavileri yapılırken, federasyon da bu takımın cuma günü Ankara da oynayacağı İller Bankası maçını erteledi. Bu olay nedeniyle Sarı- Kırmızılı oyunculara geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

 

GÜNEŞ, URFA’YI YENDİ

 

Salı günü Şampiyonlar Ligi defterini kapatan Güneş Sigorta, perşembe Burhan Felek de Urfa Gençlik’i ilk set dışında zorlanmadan yendi.

Maçın başlarında rakibine direnen Urfa, arzuladığı seti kopartamayınca, daha atak oynayan Güneş karşısında oyundan düştü ve bunun sonucunda da 3-0 teslim oldu. Aslında düşüşün sebebi, oyuncuların cumartesi günü oynayacakları Beşiktaş maçını daha önemli olarak görmeleri ve kafalarının bu karşılaşmaya takılmasıydı. (Nitekim Pazar günü Siyah-Beyazlı takımı yenerek 13 galibiyet ile 5. sıraya yerleştiler)

Sigorta da, Aysun ve Neslihan her zaman olduğu gibi yine takımlarının itici gücü olurken, sadece Burçin onlara yardım eden oyuncuydu. Diğerleri ise vasatın üstüne çıkamadı.

 

BEŞİKTAŞ, YORGUN SSK’DAN SET ALDI

 

Cuma günü Burhan Felek de Beşiktaş, SSK’yı misafir etti. Kümede kalma umutlarını yitirmiş Beşiktaş, Rusya’dan yorgun dönen isteksiz SSK’yı zaman zaman sıkıştırdı ama aradaki kapasite farkı yine de sürpriz bir sonucun çıkmasını engelledi.

Eğer 36-34 biten ikinci seti Siyah-Beyazlılar alabilseydi, (5 kez Beşiktaş, 8 kez Ankara takımı set sayısı için servis attı.) SSK belki de beklemediği bir sonuçla karşılaşabilirdi.

Bu arada aşırı yorgunluğuna karşın SSK, maçı kurtarmasına kurtardı ama  mücadeleden 2 sakatla çıktı. İkinci sette 23-24’de Gürsel, 3. setin başında da Ouchakov sakatlandı. Gerçi Rus oyuncu daha sonra oyuna döndü ama Gürsel’in sakatlığı bir hayli ciddi olsa gerek. SSK cuma günü oynayacakları Ziraat Bankası maçında belki de Gürsel’i sahaya süremeyecek.

 

ARÇELİK, GALATASARAY ENGELİNİ 3-1 İLE AŞTI

 

Pazar günü Çayırova da Arçelik, Galatasaray engelini 3-1 ile aşarak, çarşamba günü oynayacağı Erdemirspor maçı için moral depoladı.

İlk sete iyi başlayan Arçelik, 22-18’den sonra Sergiy’in servislerini hücuma dönüştüremeyince aradaki sayı farkı bire indi: 22-21. Ama sonuçta yine de seti 25-23 kazanmayı bildi.

İkinci sette de ayni şeyi yaşadık. Arçelik oyunun kontrolünü son sayılara kadar hep elinde tuttu ve 24-20 de set sayısı attı. Ancak Galatasaray’ın direncine, Can’ın etkili servisleri de eklenince  sayılar bir anda 24-24 oldu. Bu tür kritik anlarda ortaya çıkan tecrübe, sonunda seti 26-24 ev sahibine getirdi.

Arçelik’in 2-0’dan sonra rahatlamasını çok iyi değerlendiren Sarı-Kırmızılılar, bu kez  setin başında yakaladıkları 3 sayılık avantajı sonuna kadar devam ettirmeyi başararak 25-22 ile durumu 2-1 yaptılar.

Kaptırılan bu set Arçelik’i hırslandırırken, Galatasaraylı oyuncular  rakibinden kopardığı bir seti yeterli görmüş olacaklar ki oyundan düştüler ve bunun sonucunda da  seti 25-16, alan Arçelik maçtan 3-1 galip ayrılan taraf oldu.

 

BEŞİKTAŞ VE MARMARA ŞANSINI ZORA SOKTU

 

Kümede kalmak için yoğun çaba harcayan Beşiktaş Bayan Voleybol Takımı evinde Şanlıurfa Gençlikspor’a 3-1 yenilince şansını iyice zora soktu.

4 galibiyette kalan Siyah-Beyazlıların, 5 galibiyeti bulunan Galatasaray ve İnterfarma’yı geçebilmesi için çok daha dikkatli olması gerekiyor.  

Öte yandan erkeklerde de Marmara Koleji, Fenerbahçe’ye 3-2 yenilerek tehlikeyi iyice hissetmeye başladı.

Çünkü hemen üstündeki Arkas Saint Joseph’in 6 galibiyeti var. (Bu takımın İzmir de kolay maç vermediği gözden uzak tutulmamalı)

Daha üstte ise 7’şer galibiyetli Galatasaray, Fenerbahçe ve Bursa Emniyet, sonra da 8 galibiyetli Rize Fındıklıspor var.

 

SAYIN SHADOW

 

Yazdıklarınızda haklı olduğunuz tarafların bulunduğunu geçen hafta yazmıştım. Ayni şeyleri tekrar etmek istemiyorum. Ancak şunu yine gözden kaçırıyorsunuz. Voleybol yazarlığı yapan arkadaşlarımın çoğu, (Buna bende dahilim) her gün gazetelerimize giden kadrolu elemanlar değiliz. Bu nedenle yaptığımız haberlerin, röportajların ve araştırmaların (Yıllarını voleybola vermiş ve tüm teknik adamların dostu olan, tüm sporcuları tanıyan benim gibi biri için özellikle röportaj yapmak zor olmasa gerek) bir çoğu sayfalarda yer bulamıyor. Bunu bildiğimiz için, çok istememize karşın voleybolla ilgili bir çok şeyi yapamıyoruz. Benim internet sayfalarına bu kadar ısrarla ve uzun yazmamın bir nedeni de bu. İstiyorum ki düşüncelerimi sizlerle paylaşayım. Dikkat ederseniz yazdığım yazıların içinde sadece izlediğim maçların yorumu değil, birçok konu ve haber de zaman zaman yer alıyor.    

Şimdi bu satırları okuyanlar, o zaman “İstediklerin olmuyorsa neden yazmaya devam ediyorsun, bırak bu işi başkası yapsın ” diyecektir.

Doğru bir mantık. Ama sizler gazetelerin içlerini pek bilmezsiniz. Genelde kadrolar dardır. Özellikle son yıllarda başlayan futboldaki kulüp yazarlığı, bu darlığı iyice de artırmıştır. Bu nedenle amatör sporlara (Her ne kadar gizli profesyonellik olsa da voleybol da bu gruba giriyor) hem gazetelerde yer kalmıyor, hem de özel elemanlar ayrılmıyor.  Böylece futbol ve basketbol dışında kalan branşları izlemek ve yazmak  bu mesleğe yeni başlayanlara veya stajyerlere kalıyor. Onlar da doğal olarak amatör branşlar yerine, daha göz önünde olan futbolu tercih ettikleri için bu branşları sıçrama tahtası olarak değerlendiriyorlar. Böyle olunca da tam işi öğrenmeye, tecrübe ve bilgi sahibi olmaya başladıklarında da ortadan kayboluyorlar. Sonunda iş yine bizim gibi yıllarını vermiş, voleyboldan kopamayan ve bu branşa hizmet için direnen kişilere kalıyor. İşte bu nedenle küçük bir grup olan bizler, voleybolun gazetelerde yer alması için direniyoruz.

Bu arada unutmayın ki bizler de direncimizi yitirirsek (ki zaman zaman bu his içimizi kemiriyor) gazetelerde voleybolu çok zor bulur hale geliriz.  

Sayın Shadow, sizinle görüşmeyi ve elinizde ki araştırmaları almayı, yayınlamayı bende çok istiyorum. Ancak, daha önceden de yazdığım gibi, benim özel mail adresim yok. İşyerimin mail’ini de vermek istemiyorum. Çünkü o bilgisayarı benimle ayni yerde çalışan diğer arkadaşlarımda kullanıyor. Ancak hemen hemen her maç için Burhan Felek’e geliyorum. Eğer yolunuz düşerse sizle orada bir araya gelebiliriz. Böylece bir de kahvemi içersiniz.

Haftaya kadar hoşçakalın.  

 

 

A   L  E  V      A  N  A  K  Ö  K