PLAY-OFF'LARIN YERLERİ VE SİSTEM
Cuma günü Burhan
Felek Spor Salonu'nda Beşiktaş-SSK karşılaşmasını izlerken Voleybol Vakfı Basın
ve Halkla İlişkiler Sorumlusu Zeliha Işık, bizlere Play-Off'un oynanacağı tarihleri
ve yerlerini gösteren dökümanlar verdi.
Önce bunun haberini
sizlere ileteyim sonra da görüşlerimi yansıtayım.
Ön elemeler, yani
ligde 7-8-9-10. sırayı alan ekiplerin yapacakları maçların tarihleri bayanlarda
ve erkeklerde 28 şubat 3-4 mart. İçeride ve dışarıda olmak üzere iki müsabaka
oynanacak. Puan, set ve sayı averajına bakılacak. Hepsi eşit olursa üçüncü maç
yapılacak.
Play-Off'un
ilk bölümü 1-8, 2-7, 3-6, 4-5 maçları, erkeklerde 8-11-14-15, bayanlarda
9-12-15-16 Mart tarihlerinde kazanılmış 3 maç üzerinden oynanacak. Ligde iki müsabakayı
da alan ekip 1-0 önde başlayacak. Takımlar birer maç kazanmışlarsa 1-1'den
başlanacak. Eğer Play-Off
da galibiyetler eşit olursa son maç, bir gün sonra en son müsabakanın oynandığı
ilde yapılacak.
Play-Off
finaline kalan 4 takımın turnuva tarihleri:
Erkeklerde;
20-21-22 Mart
Çanakkale (Çanakkale Şehitlerini Anma Turnuvası adı altında oynanacak),
27-28-29 Mart Karaman,
04-05-06 Nisan
Dalaman,
Bayanlarda ise:
31 mart 01-02 Nisan
Çorum,
11-12-13 Nisan
Kastamonu,
18-19-20 Nisan
Erzincan’da.
Lig usulü oynanacak
bu gruplarda puanlar taşınacak ve 3. turnuva sonunda şampiyon ve sıralamalar
ortaya çıkacak.
Bu arada “Türkiye Kupası ne oldu? Ne zaman oynanacak?”
diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Onun yanıtını iki hafta önce Federasyon
Başkanımız Hüsnü Can, TV8'de Enver Bağlarbaşı'nın
konuğu olduğu programda üstü kapalı "Önce
ikinci ligleri kendi aralarında oynatacağız. Sonra da oradan çıkan takımlar 1.
Lig ekipleriyle birleşerek Türkiye Kupası maçlarını oynayacaklar"
dedi.
Açıklama bu kadarla
kaldı. Detayı hala bilinmiyor. Ama bilinen o ki, bu müsabakalar Play-Off sonrasına kaldı.
Çünkü bunun
yapılabilmesi için elemelerde önce 16 (2. Ligden çıkanlarda dahil), sonra 8
takım 3'er, veya 4'er gün arayla oynayacaklar. sonra da kalan 4 ekibimiz toplam
3 günlük bir turnuva da kozlarını paylaşacaklar. (Geçen sezon olduğu gibi)
PLAY- OFF'UN
YERLERİNİ KİM SEÇTİ?
Buraya kadar her şey
yolunda görünüyor. Ama kafama takılan bazı soruları sizlerle paylaşmak
istiyorum.
1- Play-Off yerleri hangi kıstaslar
göz önüne alınarak seçildi?
2- Buraların salon
durumu incelendi mi?
3- Konaklama için
oteller var mı?
Şimdi soruları
yanıtlayalım:
Play-Off Finalleri'nin oynanacağı illerin seçiminde
mutlaka voleybolumuzun Anadolu'ya yayılması projesinin ön planda olduğu
söylenecektir (Buna politik nedenler ve
seçimlerde ki oylarında etkili olduğunu da ilave edelim.)
Olabilir. Biz zaten
bu konuyu sonuna kadar destekliyoruz. Geçtiğimiz yıl
bayanlar Türkiye Kupası Finalleri’nin Kahramanmaraş da (Salonu yeterli olmasa da), erkeklerde Diyarbakır da oynanmasını
yazdığım yazılarda ve katıldığım televizyon programlarında sonuna kadar
destekledim. Bu sezonda destekliyorum. Ancak bu kez olayların boyutları biraz
farklı.
Öncelikle erkeklerde
oynanacak yerlerin seçimi konusunda endişeliyim.
İlk etap Çanakkale’
de oynanacak. Finalin bu şehre verilmesinin bir anlamı olduğu görülüyor. Bu ilk
grup maçlarına Çanakkale Şehitlerini Anma Turnuvası adı verilmiş. Anlamlı ve
güzel bir düşünce. Ama ya salon?
Çanakkale Spor
Salonu'nu bilmem gördünüz mü? Ben çok iyi bilirim. Daha önceden oraya defalarca
alt yapı faaliyetleri için gittim. Tavanı çok alçak, ışıkları yetersiz bir
salon. Yıldız erkek maçlarında bile, servise karşı manşetten veya defanstan
çıkan birçok top salonun tavanına değiyordu. Türkiye'nin en üst düzeyde 4
takımın kozlarını paylaşacağı böylesine sıkı ve sert bir organizasyonda
defanstan çıkacak her 3 toptan en az birinin tavan ile teması olacağına eminim.
Yani bu salon, bu tür üst düzeydeki maçlar için asla yeterli değil. Trilyonluk
takımların kaderini belirleyecek bir organizasyonun, hem de en önemli ayağı
olan ilk etabının, buraya verilmesi bana mantıklı gelmedi. (Çanakkale de benim bilmediğim bir salon daha
varsa ve orada maçlar yapılacaksa o zaman tüm yazdıklarımı şimdiden geri
alıyorum.) Bu arada eğer benim
bildiğim salonda maçlar oynanacaksa soyunma odalarının küçük ve iyi olmadığını
da eklemeliyim. (Gerçi turnuva
tarihlerine kadar odalar düzeltilebilir.)
Çanakkale'ye ulaşım
kolay, oteller de yeterli. Sert boğaz rüzgarlarının estiği günlere denk gelinmez,
kafileler otelde sıkışıp kalmaz ise teselliyi
güzel geçecek 3 günde bulabiliriz.)
Diğer iki yer,
Karaman ve Dalaman. İkisini de görmedim. Ancak öğrendiğime göre Dalaman bizim
eski Burhan Felek tipindeymiş. Yeni il Karaman için de Burhan Felek gibi
dediler. (İyi araştırma yapamadım, bazı
arkadaşlar da emin olamadılar.) Bu iki yerde de konaklama konusunda
endişelerim var. Sporcular, yöneticiler, hakemler, basından oluşacak grupların
aşağı yukarı sayılarının 100-110 civarında olduğu ve takımların genelde birlikte
kalmak istemeyecekleri düşünüldüğünde, biraz sıkıntılar olacak gibi görünüyor.
(Dalaman yerine çok yakında ki Marmaris
olsaydı, bence çok daha doğru olabilirdi. Çünkü salonu çok güzel, oteller bol
yıldızlı). Karaman’ın otelleri konusunda hiçbir bilgi edinemedim.
Gelelim bayanlara;
Maçların ilk
etabının oynanacağı Çorum Spor Salonu'nun 3
tarafı tribünlü (İzmit gibi).
2 iyi oteli varmış. Bu şehri bilenler erken yer ayırtan rahat eder
diyorlar.
Kastamonu Salonu
bizim Burhan Felek gibiymiş ama bu il de otel sıkıntısı varmış.
Erzincan için bu
kısa sürede bir bilgi edinemedim. Salonun Burhan Felek gibi olduğu söyleniyor.
Otellerini hiç bilmiyorum ama bu şehrin soğuğunu çok duydum.(Nisan’ın başı olması içimizi biraz ısıtıyor)
Ancak görünen o ki,
bayanlar, erkeklere oranla hem salon, hem de konaklama açısından daha
şanslılar. Neticede federasyon bir ile, organizasyon verirken mutlaka
araştırmalarını yapar. Umarım bu kez de böyle olmuştur. Çünkü faaliyet
verildikten sonra, son günlere sığan düzeltme çalışmaları, boya kokularını,
yeni cilalanan parkelerin kayma sorununu gidermeye yetmiyor.
Böylesine önemli
organizasyonların daha iyi şartlar içeren ve daha önceden bilinen illerde
oynanması daha doğru olurdu, diyerek ikinci konumuza geçelim.
PLAY- OFF
EŞLEŞMELERİ
Bu arada Play-Off'ların yerleri kadar
benim kafamı karıştıran bir şey de, sistemin işleyişi.
Sezon başında
federasyonun 1. Lig Statüsü olarak gönderdiği yazının Play-Off kısmında özetle
şöyle yazıyordu:
b) Ön eleme
müsabakaları;
Ligi 7-8-9-10.
sırada bitiren takımlar 10- 7 ve 9-8 olarak eşleşirler.
c) Play-Off grubu müsabakaları:
Ön eleme grubunda
müsabakalarını kazanarak Play-Off Grubu'na 7. ve 8. olarak katılmayı hak eden
takımlar,
1. -8.
4. -5.
2. -7.
3. -6. ile
eşleşirler.
Buraya kadar daha
önceden bilinen ve oynanan sistem.
Ancak, Cuma günü
bize verilen ve ayrıca kulüplere gönderilen şablonda daha farklı bir görüntü
var.
10----________ 1
7 ----- (8) (10-7 Galibi)
9-----________ 2
8----- (7) (9-8 Galibi)
Şablonu tam olarak
çizemedim ama bizi ilgilendiren görüntü böyle.
Garibime giden şey
şu:
10-7 galibinin
nasıl 8. takım olarak değerlendirilip 1.
ile,
9-8 galibinin de
nasıl 7. takım olarak 2. ile eşleştiği.
Yazılı metinde 1-8,
2-7 eşleşir deniyor. Ama burada yani verilen şablonda, sanki 1-7, 2-8
eşleşiyormuş gibi görünüyor.
Ön elemede eğer 10.
takım, 7.'yi elerse hadi o zaman ligde en kötü dereceyi alan 1.'nin karşısına gidiyor mantığını kuralım. Peki ya 7. takım kazanırsa o zaman 1. ile nasıl eşleşiyor?
Ayni şey 8-9 maçı
içinde geçerli. 9 kazanırsa 10. dan daha iyi derecede olduğu için 2'ye gitsin.
Peki tersi olur 8. ön elemeyi geçerse 7.'den daha kötü derece elde etmesine
karşın nasıl 2. takım ile eşleşiyor?
Ben bunu anlayamadım
ve çözemedim. Bu konuda bilgisi olan lütfen beni aydınlatabilir mi?
Çünkü bazı şeyler
değişmiş olabilir.
Yaptığım
araştırmalarda ve daha önceki yıllarda yaşadığımız Play-Off sistemlerinde 8 takımın eşleşmesi dönüp dolaşır 1-8 ve
2-7'ye otururdu.
İki sezon önce 16
takımın mücadele ettiği sistemde, hatırlarsanız ilk 4 takım bekler, 5-12, 6-11, 7-10, 8-9 oynar ve kazananlardan
5-12 ligi 4. bitiren ile, 6-11 3. ile, 7-10 2. ile, 8-9 da 1. ile eşleşirdi.
Ancak bu kez farklı
bir görüntü var.
Henüz ligde hiçbir
takımın yeri belli olmadığına ve kimin kimle eşleşeceği bilinmediğine göre, bir
yanlışlık varsa düzeltilir. Eğer yoksa, neden böyle bir uygulamanın yapıldığı
bizlere ve benim gibi düşünenlere anlatılır.
ŞAMPİYONLAR LİGİ
MACERAMIZ BİTTİ
Avrupa Şampiyonlar
Ligi bu hafta oynanan karşılaşmalarla sona erdi. Ne var ki takımlarımız 5
maçlık bu zor yarışta bekleneni veremedi. Kuralar çekildiği zaman Güneş Sigorta’yı
çeyrek final yolunda çok şanslı görmüş, diğer ekiplerimizin de en azından
gruplarında son sıralarda kalmayacağını düşünmüştüm. Hesaplarımız tutmadı.
Bayanlarda Güneş Sigorta ve Eczacıbaşı’nın yabancı oyuncu transfer etmemesi,
erkeklerin özellikle deplasman maçlarında iyi oynayamaması sonucu, Şampiyonlar
Ligi serüvenimiz hüsranla kapandı. Geçtiğimiz sezonda
erkeklerde ayni sonucu yaşamıştık. Ancak takım sayısı 20’ye çıkarıldığı için
Top Teams’e düşmemiştik. Gelecek sezonda erkekler 24’e
bayanlarda 20 takıma çıkacağı için yine bir alt gruba inmekten kurtulduk.
Avrupa Şampiyonlar
Ligi’ndeki son maçlarımızdan ikisi İstanbul da oynandı.
Salı günü önce
Haldun Alagaş’da Güneş Sigorta, daha önceden çeyrek
finali garantileyen Yugoslav Jedinstvo Uzice’yi 3-1 yendi.
Çok genç ve tekniği
zayıf oyunculardan kurulu (Pasörleri 1987
doğumlu, takımın en yaşlı oyuncu kaptanları Kostic
1980’li ama yedek. İlk altıda oynayan 5 oyuncudan biri 1981, ikisi 1982, biri
1984’lü ve en etkili smaçörleri Starovic
ise, 1983 doğumlu. Liberoları 1984’lü, diğer iki yedekten biri 1984, diğeri
1987’li. Aslında Güneş Sigorta’da ilk
altıda oynayan Neslihan 1983, pasör Elif ise 1984
doğumlu ama Pelin, Olga, Necla ortalamayı yükseltiyor.)
bir takım olan Uzice, tüm karşılaşma boyunca canla
başla oynadı. Ama teknik kapasitelerinin ve tecrübelerinin henüz yeterli
olmaması Güneş Sigorta’dan sadece bir set alabilmelerine yol açtı.
İlginç bir
sistemleri vardı. Defanslarını hep 6-7 metre civarına kuruyorlardı. Buna karşın
özellikle havuza atılan topların yine de bir çoğunda çaresiz kaldılar. 8-9
metreye vurulan tüm toplar kolayca
sayıya dönüştü. En iyi yaptıkları şey ise, köşelerden açık toplarla
yaptıkları hücumlardı. Bu şekilde ki atakları bloklarımızı çok zorladı.
Neticede böyle bir takımın
Güneş Sigorta’yı yenmesi zaten söz konusu olamazdı. Aldıkları sette tamamen
bizim oyuncuların yaptıkları basit hatalar sonucu morallerinin bozulmasından
kaynaklandı (13-25).
Takımımız adına
söylenecek iki şey var. Biri, Elif’in artık Burçin’i de kullanmaya çalışması.
Daha önceden bir-iki topla maçı tamamlayan Burçin bu karşılaşmada 10 top aldı,
(Aslında 4 sete göre bu sayıda yeterli
değil) 1 hata yaptı, 5’i öldü. % 50 ile oynadı.
İkincisi, Neslihan’ın
Güneş’in en etkili hücum silahı olduğunu bilen rakipleri özellikle onun 6’dan
yaptığı ataklara 2’li blok getiriyorlar ve zaman zamanda amaçlarına ulaşıp
yakalıyorlar. Burada çözülmesi gereken; Neslihan’ı tekli bloklarda bırakacak
girişler, pasör Elif’in topun yüksekliğini iyi ölçüp
biçmesi ve Neslihan’ın da artık 6’dan 6’ya değil biraz da 1 ve 5’e dönük
ısrarla hücumlar denemesi gerekiyor.
ERDEMİR SONUNDA
KAZANDI
Çarşamba günü Erdemirspor,grubundaki son maçında İspanyol Unicaja Almeria’yı 3-0 yenerek
Avrupa serüvenini tek galibiyetle kapattı.
Maçın başından
sonuna kadar rakibine oranla daha iyi oynayan ve daha etkili hücum yapan Erdemirspor’ da, her ne kadar istatistiklerde Andrei Voronkov + 8 çıksa da,Ali
Yılmaz’ı (+7)daha çok beğendim. Uzun
zamandır takımda yer bulamayan ve Cengizhan’ın
sakatlanmasıyla son maçlarda ilk altıda başlayan Ali, bu şansını iyi
kullanıyor.
Bu galibiyette Ali
ve Voronkov’un etkili oyunu rol oynadı ama genele
bakıldığında Erdemirsporlu diğer oyuncular da bu
ikiliden aşağı kalmadı. Tempolu ve kazanmaya şartlanmış Ereğli ekibi, sonuçta
istediğini elde ederken, iyi oyunuyla ligdeki rakiplerine de göz dağı verdi.
Bir gün sonra Erdemirspor, bu kez ligde İstanbul Büyükşehir Belediyesi
ile oynadı. Almeria maçının hemen ardından olmasına
karşın Erdemirspor, bu karşılaşmada da temposunu
koruyarak 3-0’lık bir galibiyet çıkardı.
GALATASARAYLI
OYUNCULAR ZEHİRLENDİ
Çarşamba günü
antrenman sonrası Kadıköy’ de bir büfede tavuk yiyen 6 Galatasaraylı oyuncu
zehirlendi. Gece hastaneye kaldırılan sporculara gerekli tedavileri yapılırken,
federasyon da bu takımın cuma günü Ankara da oynayacağı İller Bankası maçını
erteledi. Bu olay nedeniyle Sarı- Kırmızılı oyunculara geçmiş olsun dileklerimi
iletiyorum.
GÜNEŞ, URFA’YI YENDİ
Salı günü
Şampiyonlar Ligi defterini kapatan Güneş Sigorta, perşembe Burhan Felek de Urfa Gençlik’i ilk set dışında
zorlanmadan yendi.
Maçın başlarında
rakibine direnen Urfa, arzuladığı seti
kopartamayınca, daha atak oynayan Güneş karşısında oyundan düştü ve bunun
sonucunda da 3-0 teslim oldu. Aslında düşüşün sebebi, oyuncuların cumartesi
günü oynayacakları Beşiktaş maçını daha önemli olarak görmeleri ve kafalarının
bu karşılaşmaya takılmasıydı. (Nitekim
Pazar günü Siyah-Beyazlı takımı yenerek 13 galibiyet ile 5. sıraya yerleştiler)
Sigorta da, Aysun ve Neslihan her zaman olduğu gibi yine takımlarının
itici gücü olurken, sadece Burçin onlara yardım eden oyuncuydu. Diğerleri ise
vasatın üstüne çıkamadı.
BEŞİKTAŞ, YORGUN SSK’DAN
SET ALDI
Cuma günü Burhan
Felek de Beşiktaş, SSK’yı misafir etti. Kümede kalma umutlarını yitirmiş
Beşiktaş, Rusya’dan yorgun dönen isteksiz SSK’yı zaman zaman
sıkıştırdı ama aradaki kapasite farkı yine de sürpriz bir sonucun çıkmasını
engelledi.
Eğer 36-34 biten
ikinci seti Siyah-Beyazlılar alabilseydi, (5
kez Beşiktaş, 8 kez Ankara takımı set sayısı için servis attı.) SSK belki
de beklemediği bir sonuçla karşılaşabilirdi.
Bu arada aşırı
yorgunluğuna karşın SSK, maçı kurtarmasına kurtardı ama mücadeleden 2 sakatla çıktı. İkinci sette
23-24’de Gürsel, 3. setin başında da Ouchakov
sakatlandı. Gerçi Rus oyuncu daha sonra oyuna döndü ama Gürsel’in
sakatlığı bir hayli ciddi olsa gerek. SSK cuma günü oynayacakları Ziraat
Bankası maçında belki de Gürsel’i sahaya süremeyecek.
ARÇELİK, GALATASARAY
ENGELİNİ 3-1 İLE AŞTI
Pazar günü Çayırova da Arçelik, Galatasaray
engelini 3-1 ile aşarak, çarşamba günü oynayacağı Erdemirspor
maçı için moral depoladı.
İlk sete iyi
başlayan Arçelik, 22-18’den sonra Sergiy’in
servislerini hücuma dönüştüremeyince aradaki sayı farkı bire indi: 22-21. Ama
sonuçta yine de seti 25-23 kazanmayı bildi.
İkinci sette de ayni
şeyi yaşadık. Arçelik oyunun kontrolünü son sayılara kadar hep elinde
tuttu ve 24-20 de set sayısı attı. Ancak
Galatasaray’ın direncine, Can’ın etkili servisleri
de eklenince sayılar
bir anda 24-24 oldu. Bu tür kritik
anlarda ortaya çıkan tecrübe, sonunda seti 26-24 ev sahibine
getirdi.
Arçelik’in
2-0’dan sonra rahatlamasını
çok iyi değerlendiren
Sarı-Kırmızılılar, bu kez setin başında yakaladıkları 3 sayılık avantajı sonuna kadar devam
ettirmeyi başararak 25-22 ile durumu 2-1 yaptılar.
Kaptırılan bu set Arçelik’i hırslandırırken, Galatasaraylı oyuncular rakibinden kopardığı bir seti
yeterli görmüş olacaklar ki oyundan
düştüler ve bunun sonucunda da seti 25-16, alan Arçelik maçtan 3-1 galip ayrılan taraf
oldu.
BEŞİKTAŞ VE MARMARA ŞANSINI
ZORA SOKTU
Kümede kalmak için yoğun
çaba harcayan Beşiktaş Bayan Voleybol Takımı evinde Şanlıurfa Gençlikspor’a 3-1 yenilince şansını iyice zora
soktu.
4 galibiyette kalan Siyah-Beyazlıların, 5 galibiyeti bulunan Galatasaray ve İnterfarma’yı geçebilmesi için çok daha dikkatli
olması gerekiyor.
Öte yandan erkeklerde de Marmara Koleji, Fenerbahçe’ye 3-2 yenilerek tehlikeyi iyice hissetmeye başladı.
Çünkü hemen üstündeki Arkas Saint Joseph’in 6 galibiyeti var. (Bu takımın İzmir de kolay maç vermediği
gözden uzak tutulmamalı)
Daha üstte ise 7’şer galibiyetli Galatasaray, Fenerbahçe ve Bursa Emniyet, sonra da 8 galibiyetli Rize Fındıklıspor var.
SAYIN SHADOW
Yazdıklarınızda
haklı olduğunuz tarafların bulunduğunu geçen hafta yazmıştım. Ayni şeyleri
tekrar etmek istemiyorum. Ancak şunu yine gözden kaçırıyorsunuz. Voleybol
yazarlığı yapan arkadaşlarımın çoğu, (Buna
bende dahilim) her gün gazetelerimize giden kadrolu elemanlar değiliz. Bu
nedenle yaptığımız haberlerin, röportajların ve araştırmaların (Yıllarını voleybola vermiş ve tüm teknik
adamların dostu olan, tüm sporcuları tanıyan benim gibi biri için özellikle
röportaj yapmak zor olmasa gerek) bir çoğu sayfalarda yer bulamıyor. Bunu
bildiğimiz için, çok istememize karşın voleybolla ilgili bir çok şeyi
yapamıyoruz. Benim internet sayfalarına bu kadar
ısrarla ve uzun yazmamın bir nedeni de bu. İstiyorum ki düşüncelerimi sizlerle
paylaşayım. Dikkat ederseniz yazdığım yazıların içinde sadece izlediğim
maçların yorumu değil, birçok konu ve haber de zaman zaman
yer alıyor.
Şimdi bu satırları
okuyanlar, o zaman “İstediklerin
olmuyorsa neden yazmaya devam ediyorsun, bırak bu işi başkası yapsın ”
diyecektir.
Doğru bir mantık.
Ama sizler gazetelerin içlerini pek bilmezsiniz. Genelde kadrolar dardır.
Özellikle son yıllarda başlayan futboldaki kulüp yazarlığı, bu darlığı iyice de
artırmıştır. Bu nedenle amatör sporlara (Her
ne kadar gizli profesyonellik olsa da voleybol da bu gruba giriyor) hem
gazetelerde yer kalmıyor, hem de özel elemanlar ayrılmıyor. Böylece futbol ve basketbol dışında kalan
branşları izlemek ve yazmak bu mesleğe
yeni başlayanlara veya stajyerlere kalıyor. Onlar da doğal olarak amatör
branşlar yerine, daha göz önünde olan futbolu tercih ettikleri için bu
branşları sıçrama tahtası olarak değerlendiriyorlar. Böyle olunca da tam işi
öğrenmeye, tecrübe ve bilgi sahibi olmaya başladıklarında da ortadan kayboluyorlar.
Sonunda iş yine bizim gibi yıllarını vermiş, voleyboldan kopamayan ve bu branşa
hizmet için direnen kişilere kalıyor. İşte bu nedenle küçük bir grup olan
bizler, voleybolun gazetelerde yer alması için direniyoruz.
Bu arada unutmayın
ki bizler de direncimizi yitirirsek (ki
zaman zaman bu his içimizi kemiriyor) gazetelerde
voleybolu çok zor bulur hale geliriz.
Sayın Shadow, sizinle görüşmeyi ve elinizde ki araştırmaları
almayı, yayınlamayı bende çok istiyorum. Ancak, daha önceden de yazdığım gibi, benim
özel mail adresim yok. İşyerimin mail’ini de vermek istemiyorum. Çünkü o
bilgisayarı benimle ayni yerde çalışan diğer arkadaşlarımda kullanıyor. Ancak
hemen hemen her maç için Burhan Felek’e geliyorum.
Eğer yolunuz düşerse sizle orada bir araya gelebiliriz. Böylece bir de kahvemi
içersiniz.
Haftaya kadar hoşçakalın.
A L
E V A
N A K
Ö K