VOLEYBOLUN GÜNDEMİ DEĞİŞTİ

 

 

 

Son günlerde birçok gazete ve televizyonun gündemine voleybolcularımızın mayoları oturdu. Daha önceden de zaman zaman  bu mayo-tayt tartışmasını yaşamıştık. Ama hiç bu kadar alevlenmemiş ve kamuoyuna sunulmamıştı.

Olay hatırlayacağınız gibi Sivas Gençlik-ODTÜ 3. Lig bayan maçının ardından Milliyet Gazetesinde çıkan haber ile başladı.

Sivas Gençlik takımının, bazı  ailelerin kızlarına  mayo ile oynama izni vermedikleri için güç kaybettiğini ve bu nedenle de rakipleri karşısında başarılı olamadıklarını yazıyordu.

Ayrıca bu takımın antrenörü seyircilerin voleyboldan çok, mayo ile oynayan kızları izlemek için salona geldiklerini söylüyordu. Buraya kadar her şey normaldi. Bu tür olaylar başka Anadolu kentlerinde de zaman zaman karşımıza çıkıyordu.

Ancak bu kez olay biraz abartılmış ve  ve asıl ilginci, gazetede yer alan fotoğrafta sporcuların bir suçluymuş gibi tanınmamaları için yüzleri kapatılmıştı.

Ben Milliyet Gazetesi'nin yayınladığı bu haberi okumadım, resimleri de görmedim. Ama bu konuyu voleybol gündemine sokan Fotomaç Gazetesi Voleybol Yazarı Cengiz Tokgöz oldu. Cuma günleri yayınlanan "Mayın Tarlası" adını verdiği köşesinde, bu olayı gündeme getirdi ve bu garip fotoğrafı da yayınladı. Bu gazetenin resmi veriş şeklini eleştiren Cengiz, çok da güzel cümlelerle bu konuda düşüncesizce hareket edenleri kınadı. Olayı kamuoyuna bu açıdan sunan arkadaşımız Cengiz Tokgöz'ü hassasiyeti nedeniyle tebrik ediyorum. (Yazdıklarını ve fotoğrafın yanınlanış biçimine koyduğu güzel tepkiyi de sonuna kadar destekliyorum) Dikkatli gözleri çok önemli bir olayı yakalayıp bizlere sundu. Cengiz'in yazısı sonrası Voleybol Federasyonu Başkanı Hüsnü Can, bir basın bülteniyle olayı kınadı.

Haber Türk de Ebru Çıdal'ın sunduğu, Aylin Üstündağ'ın yorumculuğunu yaptığı programda bu konu ele alındı, sonra  TV8 de Enver Bağlarbaşı gündeme getirdi ve konuğu olan Federasyon Başkanıyla birlikte kamuoyuna bilgiler verdi. Daha sonra da yine Cumartesi günü CNN'de Metin Görgün ve ben, konuyu detaylarıyla tartıştık. Hala gazeteler bu olayla ilgili haberler yapmaya devam ediyorlar.

Ne üzücüdür ki içinde bulunduğumuz bu günlerde voleybolumuz,  mayo-şort-tayt gibi basit bir olayla ve Milliyet Gazetesi'nde yayınlanan bu garip fotoğrafla gündeme geldi. Birileri yine bazı şeyleri kaşımaya çalışıyor ama eminim ki bu girişimleri bir sonuç vermeyecek ve olay en kısa zamanda kapanacak. Ama bu haberin asıl kapanmaması ve üstüne gidilmesi gereken tarafı, Milliyet Gazetesi'nde yayınlanan ve Cengiz'in gündemimize sunduğu bu garip resim.     

İşte bunun için tüm camianın, bu gazeteye ve bunu yapan kişiye karşı tepkisini koyması gerekiyor.  Bu kişiler voleybol camiasından özür dileyene kadar da Milliyet Gazetesi Spor Servisi'ne telefon ederek, faks çekerek, mail göndererek olayı kınamalıyız. Belki ancak  o zaman yaptıkları hatanın farkına varırlar.

 

BAŞKANIN RESTİ

 

Yukarıda da belirttiğim gibi Federasyon Başkanımız Hüsnü Can, TV8 de Enver Bağlarbaşı'nın konuğu oldu ve çeşitli sorulara yanıtlar verdi.

Sorulardan biri de küme düşmenin dondurulup, dondurulmayacağıydı.

Başkan, " İmza toplayanlar boşuna uğraşıyorlar, küme düşme kalkmayacak" dedi ve tam olarak söylediklerini hatırlayamıyorum ama aşağı yukarı konuşması şöyle sürdürdü:

"Benim için ilkeler ve kurallar önemlidir. Bunlardan taviz vermem. Bu konuyu gündeme getirenler, daha önceden farklı şeyler söylüyorlar ve benim kararımı destekliyorlardı, ama bakıyorum şimdi daha değişik şekilde konuşuyorlar. Bilsinler ki  ben bu konuda geri adım atmayacağım."

Böyle bir çıkış yapmasını beklemiyordum. Çünkü kurallar ve düşünceler günün şartlarına göre değişebilir. Bugünde böyledir. Eğer bir branşın 26 kulübü (Numune İnterfarma hariç) bir istekte bulunuyor ve bunu imzalarıyla destekliyorsa, federasyon başkanının en azından konuyu tartışmaya açması gerekir.

İlkelerden tabii ki taviz verilmemelidir ama kuralların ve uygulamaların her an değişebileceği unutulmamalıdır. Yıllardır bu böyle olmuştur ve olacaktır da. En yakın örnek olarak da, başkan göreve geldikten sonra, takım sayısını düşürmek için yönetmelikleri ve lig sistemini değiştirmesi, bir sezon sonra da bu kez play-off'un oynanış şeklini faklı bir hale getirmesi gösterilebilir. Bunun gibi yönetmeliklerde daha bir çok değişiklikler yapıldığına göre neden bunlar unutulup, “Takım sayısı değiştirilemez” diye sert bir tavır koyuluyor ki?

Federasyonların en önemli görevleri, voleybolun yaygınlaşması, gelişmesi, başarılı olması için çaba harcamaktır. Ayrıca Türk Voleybolu'na hizmet eden kulüplerle uyumlu çalışmaktır. “Ben böyle olmasını istiyorum” demek, 26 kulübün isteklerine sırtını dönmek, pek akılcı bir yönetim tarzı olmasa gerek.

Öte yandan  federasyon başkanının en önemli görevlerinden biri de, uzlaşmacı ve uzlaştırıcı olmaktır. Eğer kulüplerin çabalarına daha başından "Hayır" derse o zaman olay farklı yönlere çekilmeye başlanır. Türkiye gibi politikaların ve politikacıların her zaman önde olduğu ülkelerde, peşin peşin tavır almak sonradan onarılmaz sıkıntılar doğurabilir.

Umarım başkan bu katı tutumunu sürdürmez ve konuyu bir daha düşünerek, yönetim kurullarında tartışarak, kulüplerin taleplerini ve sebeplerini dinleyerek bir karar alır. Sonunda tabii ki O’nun ve yönetim kurulunun dediği olacaktır. Ama en azından olayın kan davasına dönüştürülmesi engellenmelidir.

Bu arada son gelişmelere göre, kulüpler dün (Pazartesi) toplanarak 5 kişilik bir kurul oluşturdular. Bu komitede yer alanların isimlerini yazıyı bitirdiğim ana kadar öğrenemedim. Bu yüzden de sizlere yansıtamadım. Ancak 5 kişilik komite önce 26 kulüp tarafından imzalanan görüş ve isteklerini Federasyon Başkanı  Hüsnü Can’a  sunacaklar. Ardından da Gençlik ve Spor Genel Müdürü’ne federasyondan taleplerini anlatıp,  imzalı metnin bir suretini verecekler.

Sonra hep beraber olayların gelişimini izleyeceğiz.

 

2 YIL SONRA GELEN GALİBİYET

 

Geride bıraktığımız hafta içinde Şampiyonlar Ligi’nde mücadele eden takımlarımız gruplarındaki 5. maçlarını oynadılar. CEV’de ise 2 bayan, bir erkek ekibimiz çeyrek final rövanş karşılaşmaları için sahaya çıktılar.

Ancak o yıllardır alıştığımız güzel galibiyet sevincini sadece iki Ankara takımı SSK ve Ziraat Bankası bizlere yaşattı.

Şampiyonlar Ligi’nde şansız maçlar çıkaran SSK, sonunda evinde oynadığı 3. maçını 3-1 kazanmayı başardı ve böylece erkeklerde iki yıl sonra ilk galibiyet sevincini de taraftarlarına yaşattı.

Hatırlayacaksınız, SSK, Ankara da önce Rus Lokomotiv Belgorod’u, sonra da Fransız Stade Poitevin Poitiers’ı elinden kaçırmıştı. Ama bu kez çarşamba günü Yunan Iraklis Thessaloniki’yi 3-1 yakalamayı bildi.

İşin garip tarafı, yıllarca “Türk Sporu’nun Avrupa’da ki en başarılı branşı voleyboldur, her sezon en az bir iki takımımız final-four oynar  diye hava atan ve kasılan bizler, şimdi takımlarımızın az sayıdaki galibiyetlerine sevinir hale geldik.

Gerçi ülkemizin geçirdiği ekonomik krizin voleybola etkileri hala devam ediyor. Bizlerde bunu bahane ederek, kendimizi avutuyoruz. Ancak kulüplerimizin, idari ve teknik kadrolarının da bu başarısız sonuçları doğurduğunu göz ardı etmemeliyiz.

Şampiyonlar Ligi’nde mücadele eden diğer ekiplerimiz Eczacıbaşı, Güneş Sigorta ve Erdemirspor bu hafta da yenilmekten kurtulamadılar.

CEV’de yüzümüzü sadece Ziraat Bankası güldürürken, Yeşilyurt ve Karşıyaka ise çeyrek finalde Avrupa’ya veda ettiler.

Bu 7 karşılaşmadan Eczacıbaşı-Uralochka ve Yeşilyurt-Ravenna maçlarını izleme şansım oldu. Onun için bu 2 müsabakadan aklımda kalanları sizlerle paylaşayım.

 

ÖNCE ECZACIBAŞI;

 

Takımımızı eski gücünden uzakta bir görüntü çizen Uralochka karşısında seyrederken hep, “geçen sezonki kadroyu Eczacıbaşı koruyabilseydi maçı 3-0 kazanırdı, eğer Mesude ve Çiğdem olsaydı bu karşılaşma bu kadar kolay bitmezdi”diye düşündüm durdum. Ahı gitmiş vahı kalmış Rus takımı sırtını Tıchtchenko ile Safronova’ya dayamış. Bir de onlara zaman zaman 2.04’lük boyunun getirdiği avantajla Gamova ekleniyor. Diğer oyuncular ise sıradan. Carpol, yine takımını garanti ve yüksek toplarla oynatıyor. Ekibinin güçsüzlüğünün de farkında. Bu yüzden hiç oyuncu değiştirmiyor ve liberoyu da  oyuna sokmuyor.

Böyle bir Uralochka’yı  Eczacıbaşı normal koşullarda yakalasa eminim ki salonu dar ederdi. Sonuçta setleri açık farkla kaybeden takımımız galibiyetsiz grubun son sırasına çakıldı kaldı. (Bu maçın istatistiki değerlerini sizlere vermek istemiyorum. Çünkü ortaya elle tutulur bir değer çıkmıyor. En iyi yaptığımız şey, servise karşı manşet olmuş. Hücum ise şaşırtıcı derecede kötü. En iyi atak yapan % 42 ile genç oyuncu Gökçen. Başka söze gerek var mı?)

Allah’tan gelecek sezon  erkeklerde takım sayısı 24’e, bayanlarda 20’ye yükselecek, böylece küme düşme olmayacak ve yine ikişer ekiple Şampiyonlar Ligi’nde mücadele edeceğiz. Doğal olarak CEV’de de bayan ve erkeklerde 3’er takımımız Avrupa’ya açılacak. 

 

YEŞİLYURT-RAVENNA

 

Bir gün sonra Yeşilyurt’un, İtalyan Ravenna ile oynadığı çeyrek final rövanş karşılaşmasını izledim.

İtalyan takımı da yenilmeyecek bir ekip değildi. Yeşilyurt da bunu bilerek bu karşılaşmaya hazırlanmış ve bilenmiş. Ancak evdeki hesap yine çarşıya uymadı. Gençlik ve fizik yetersizlik tecrübeli İtalyan oyuncuların işini kolaylaştırdı. Oysa seyircinin desteğini arkasına alan takımımız, etkili servis atıp, rakibin hücum dengesini bozmayı başarınca 11-9’a kadar önde geldi. Ama teknik kapasitesi daha yüksek oyunculardan oluşan Ravenna,  önce manşetlerini düzeltti, sonra da öne geldiklerinde pasör Pelin’in ve 4’de görev yapan Esra’nın üstünden hücum ederek sayıları topladılar. Bu arada blok ve defans yerleşimini çok iyi yapmaları sonucu seti 18-25 kopardılar. Tur için maçı 3-0 kazanması gereken takımımız seti kaptırınca, Avrupa defterini daha oyunun başında kapatmış oldu.

Elenmenin getirmiş olduğu moralsizliği üstlerinden çabuk atan ekibimiz, hiç değilse “Tur gitti, maç bizim olsun” düşüncesiyle tekrar sete asılmaya başladı. Ne var ki manşet hatalarına blokta kalan toplarında eklenmesiyle ikinci seti de 23-25 kaybetti.

3. ve 4. setler de, Ravenna, 3 as oyuncusunun yerine, yedekleri sürerek başladı. Yeşilyurt bu değişiklikleri iyi değerlendirerek  25-18  ve 25-14 ile skora dengeyi getirdi.

Ancak 5. sette manşet hataları yine başladı. Bu arada bloklarda kalan hücumlara özellikle Hollandalı İrina Donets’in sayı getiren atakları da eklenince ibre tekrar İtalyanlara döndü.  Bir ara Yeşilyurt, rakibini 11-11 de yakaladı ama sonunu getiremedi ve seti 14-16, maçı da 2-3 kaybederek Avrupa defterini kapatmak zorunda kaldı.

 

ZİRAAT’IN İŞİ ZOR

 

CEV Kupası’nda Belerus Gomel’i bir kez daha yenerek (3-2) yarı finale yükselen Ziraat Bankası’nı şimdi çok güçlü bir rakip bekliyor.

Şu anda İtalya Ligi’nin zirvesinde bulunan Sisley Treviso 15 maç oynadı. 13 galibiyet, 2 yenilgi aldı. 40 set kazanırken 10 set verdi. Puanı 38. En yakın rakibi Modena’dan 3 puan önde. Böylesine güçlü bir rakip karşısında takımımızın işi doğal olarak çok zor.

 

ARÇELİK, ZOR DEPLASMANI KOLAY AŞTI

 

Bu hafta erkekler liginde sonucu merak edilen 3 karşılaşma vardı. Bunlardan ilki Cuma günü Tokat da oynandı. Bu zor deplasmana çekinerek giden Arçelik, tempolu bir oyunla Tokat Belediyesi Plevnespor’u 3-1 yendi.

Seyircilerin büyük ilgi gösterdiği zorlu karşılaşmayı bir çoğunuz gibi ben de televizyondan izleyebildim. Görebildiğim kadarıyla, bu maçı kazanmaya kilitlenmiş Tokatlı oyuncuların aşırı stresini, Arçelik iyi kullanarak  önemli bir galibiyete imza attı ve puan cetvelindeki yerini korudu.

İlginç bir karşılaşma oldu. İlk sette 21-17 öne geçen Tokat sonunu getiremedi. Ayni şekilde ikinci sette, 24-21’lık bir avantaj yakalayan Arçelik, Ali’nin smaç servisleri karşısında hatalar yaparak oradan seti verdi. 1-1’den sonra iki takımında oyunu bana keyif vermedi. 

Sonuçta Arçelik kazanarak Tokat deplasmanından mutlu döndü.

Cumartesi günü daha önceki satırlarımda okuduğunuz gibi Metin Görgün’ün CNN’deki voleybol programının konuğu olduğum için İstanbul’da ki maçları kaçırdım.

Bildiğiniz gibi Marmara Koleji-Ziraat Bankası’na 3-0 yenilirken, Galatasaray da Bursa Emniyet’i 3-1 ile geçmeyi başardı.

Şampiyonlar Ligi’nde Iraklis’i yenmenin keyfini biraz fazla sürdüren SSK, az daha Arkas S. Joseph’in sürpriziyle karşılaşacaktı. 2-0 öne geçmenin rahatlığına eklenen yorgunluk, İzmir takımının maça ortak olmasına yol açtıysa da, sonuçta Ankara takımı karşılaşmayı 3-2 kopartmayı bildi.

Rize de ise, bu kez misafir Beşiktaş 2-0 öne geçti ama sonunu getiremedi. 3. seti 25-23 kaybedince de Rize bu fırsatı kaçırmadı ve zorda olsa giden maçı çevirmeyi başardı.

 

KOCAELİ, GALATASARAY’I ATEŞİN İÇİNE İTTİ

 

Pazar günü Burhan Felek de 3 karşılaşma oynandı. İlk iki maçta misafir takımlar SSK ve İller Bankası  3-0’lık galibiyetler aldılar.

Günün son maçında Kocaelispor, Galatasaray’ı 3-2 yenerek 11 galibiyete ulaştı ve 5. sıraya yerleşti.

Karşılaşma Körfez ekibinden çok Sarı-Kırmızılılar için önem taşıyordu. Kümede kalmak için çaba harcayan Galatasaray’ın  maçı kazanacağı düşüncesi salona hakimdi.  Hele ilk seti 25-17 alınca mücadelenin 3-0 biteceğine çok kişi inanmıştı. Beklenen olmadı ve kazanan Kocaeli oldu.

Oyunun geneline bakılırsa iki takımda iyi oynamadı. Sporcular her sette farklı grafikler çizdiler. Bir sette yaptıkları hatalarla rakibe avantaj verenler, bir diğer sette, takımın yükünü çeken ve sayılar toplayan oyuncular oluverdiler. Sonuçta 5. sete ağırlığını koyan Rodostina takımına maçı getiren isim olmayı başardı.

Galatasaray bu yenilgiyle küme düşmeme yolunda sıkıntılarıyla baş başa kalırken, Ankara da Numune İnterfarma’yı yenen Beşiktaş, kurtulma yolunda fazlasıyla umutlandı.

Şimdi 5 galibiyetli Galatasaray, 4 galibiyetli İnterfarma ve yine 4 galibiyete ulaşan Beşiktaş arasında zorlu bir yarış başladı. Işıkspor ve 75.Yıl dan sonra düşecek iki takım bu 3’lü den ikisi olacak.

Size bu takımların bundan sonra oynayacağı maçları yazayım. Böylece yorumlarınızı daha kolay yapabilirsiniz.

 

GALATASARAY                  N. İNTER FARMA               BEŞİKTAŞ

 

O   G   M   AS   VS   P         O   G   M   AS   VS   P         O   G   M   AS   VS   P

19  5   14    24   45   24          19   4   15   21    48   23         18   4   14   19    46   22

 

İller Bankası (D)                 75. Yıl                                    Yeşilyurt

Yeşilyurt                               Urfa Gençlik (D)                  Urfa Gençlik

Güneş Sigorta                      Karşıyaka (D)                      Türk Telekom (D)

Beşiktaş                                Türk Telekom                     Işıkspor

Urfa Gençlik                        Kocaelispor                          Galatasaray

Türk Telekom (D)               Işıkspor (D)                          Eczacıbaşı (D)

Işıkspor                                 İller Bankası                        SSK

                                                                                              75. Yıl

 

SAYIN SHADOW

 

Yazdığınız şeyler çok doğru. Bu bilgileri  forum köşemize yazarsanız çok daha iyi olur. Böylece hepimiz bu konuda bilgilenir ve gerçekleri öğreniriz.

Bizlerin aklına gelmeyen çok güzel bir konu yakalamışsınız. Ancak neden her şeyi voleybol yorumcularından bekliyorsunuz ki? Bizlerin atladığı bir olayı sizler de gündeme getirebilirsiniz. Şimdi olduğu gibi.

Bu arada unutmayın ki, voleybol dostlarına düşüncelerimizi yansıtan bizler, hiç bir zaman “Her şeyi  biliriz,  yaparız” demiyoruz. Bizlerinde unuttuğu, hata yaptığı, yanlış gördüğü veya yanlış düşündüğü oluyor. Bu nedenle sizin, “Kendini voleybol yorumcusu sananlar dahil” diye yazınızın içine not düşmeniz  pek hoş olmamış.

Nedense, son zamanlarda iyi niyetli olmaya çalışan, fikirlerini (doğru veya yanlış) sizlerle paylaşmaya uğraşan bizlere karşı, birçok kişi adeta saldırmak için fırsat kollar hale geldi. Bu nedenle sık sık bazen kinayeli, bazen de amacını aşan cümlelerle karşılaşıyoruz. Üstelik de genelde bu tür yazıların çoğunda rumuzlar kullanılıyor. Ben ve arkadaşlarım bu durumu anlamakta açıkçası güçlük çekiyoruz.

 

Neyse,  bir yazının daha sonunu geldik. Herşeyin gönlünüzce olmasını diliyorum.

Hoşçakalın.

 

 

A  L  E  V      A  N  A  K  Ö  K