Bu
hafta ki yazıma üzücü bir veda ile başlamak zorunda kaldım.
Dostumuz, arkadaşımız İsmail Vuran’ı kaybettik. Onun için söylenecek ve yazılacak çok şey var. Başarılarla dolu geçmişini O’nu benden daha iyi tanıyanlar ve çok daha yakın olanlar sık sık dile getirecekler. Bu görevi ben onlara bırakıyor ve ailesine, tüm sevenlerine, voleybol camiamıza başsağlığı diliyorum.
Bu
hafta voleybolun gündemi Avrupa Kupası maçlarıydı. Şampiyonlar Ligi’nde
4
maç oynadık ve bunlardan sadece birini kazanabildik. CEV Kupası’nda ise 5
takımımız mücadele etti. Gruplarında sadece 1 takımımız birinci olarak yoluna
devam etme şansını yakaladı.
Bizler
sadece İstanbul da oynanan karşılaşmaları izleyebildik. Sizlere seyredebildiğim
bu maçlarla ilgili gördüklerimi ve düşündüklerimi yazmak istiyorum.
ECZACIBAŞI İYİ BAŞLADI
Şampiyonlar
Ligi’ndeki temsilcimiz Eczacıbaşı, İspanyol Marichal Airtel Tenerife’yi misafir
etti. Takımımız ilk setteki etkili oyunuyla
Tenerife’ye adeta sahayı dar etti ve seti de farklı kazandı.
Kolay gelen set oyuncularımızı rahat kazanırız havasına
sokunca İspanyollar hemen dişlerini göstermeye başladılar. Önce etkili
servislerle bizi manşet hatalarına zorladılar, sonrada bloklarıyla oyuna denge
getirdiler. Ancak ikinci teknik molaya yine de 16-13 önde girmeyi başardık.
Sonra işler tersine dönmeye başladı. Özlem- Elena ve Zeycan arkadayken,
Tatiana-Natalia ve Çiğdem ön üçlüyü oluşturuyordu.
Özlem ve Zeycan ile ikili manşet alan Eczacıbaşı’nı
İspanyol takımının pasörü Lamas akıllı servislerle zorlamaya başladı. Ne yaptı
da zorladı? Özlem’in önüne kısa
servisler attı. Özlem öne hamle yaparak manşet alınca problem doğdu. Önce
Elena’nın 1’den yapacağı atakların yolu kapandı. Özlemin 3-4 metre civarına
girerek aldığı manşet, pasöre giden topun hem yüksekliğini azalttı,
hem de mesafenin kısalmasına neden oldu. Böyle olunca da
alçak ve çabuk gelen top Tatiana’nın rakip bloğu gözden kaçırmasına, bu arada
ortadan da Çiğdem’ı kullanamamasına yol açtı. Toplar zorunlu olarak 4’den atak
yapan Natalia’ya yöneldi. Pasın adresi belli olunca Tenerife’li oyuncular ikili
bloğu rahat kurdular, defansı yerleştirdiler ve bir anda sayılar gelmeye
başladı. Bu pozisyon çözülene kadar da Eczacıbaşı 5 sayı kaybediverdi: 16-18.
Oyuncularımızda “ne oluyor?” telaşı başladı. İkinci setin başından itibaren
atılan etkisiz servisler iyice yumuşadı ve sonuçta da rakiple didişme başladı.
Karşılıklı sayılarla 22-22 ye kadar gelindi. Hepimizin büyük ölçüde gerildiği
bu set, sonunda zor da olsa 25/22 lehimize sonuçlandı.
3. sette artık takımımız akıllanır, tempoyu yükseltir,
rakibin üstüne kabus gibi çöker diye düşünüyorduk ki yanıldığımızı çok çabuk
anladık. İspanyollar servise yüklenmeye devam ettiler. Bu manşetimizi bozdu.
Çıkan topların pasörden uzak yerlere gitmesi oyun kurmakta zorluklara neden
olurken, adresi belli toplara bloklar başladı ve ilk teknik molaya 5-8 geride
girdik sonra da 6-10 oldu. Oyuncular baktılar ki işler kötü gidiyor, 1,5 settir
Niemczyk’in “Etkili servis, etkili servis” diye yırtınmasına tıkadıkları
kulaklarını açıverdiler. Böyle olunca da İspanyollar hata yapmaya ve bloklarda
kalmaya başladılar: Gelen sayılarla fark kapandı önce 10-11 oldu. Sonra da
14-12 öne geçtik. Ama işler yine tersine döndü. Bir kez daha etkili servislerin
sıkıntısı başladı. Bir de buna 4’de ki Natalia ve 5’de ki Çiğdem arasında ki
yerleşim hataları eklenince bu bize 6 sayıya patladı: 14-18. Sonra ortaya Özlem
çıktı. Bu kez onun etkili servisleri
farkı kapattı ve Eczacıbaşı’nın tekrar toparlanmasını sağladı. Sonuçta
seti 26/24 alan takımımız grubunda ki bu ilk maçından 3-0 gibi net bir
galibiyet çıkarmayı bildi. Ancak 3-0’a karşın kafalarda bazı soru işaretlerinin
de kaldığını belirtmeliyim.
2. sette ki, 1 pozisyonda giden 5 sayı, yine 3. sette 1
pozisyonda verilen 6 sayı Şampiyonlar Ligi gibi üst düzeyde ki bir
organizasyonda Final- Four’u hedefleyen bir ekip için sanırım pek iç açıcı
değil. Bu arada ortaya çıkan bir başka gerçek de bu tür maçlarda kim korkmadan
hedefe giden iyi servis atarsa
kesinlikle maçın kontrolünü eline geçiriyor ve galibiyete yakın oluyor. Çünkü
etkili servis rakibin hızlı voleybol oynamasını engelliyor, hücum gücünü
azaltıyor, blok ve defans yerleşimini kolaylaştırıyor. Kısacası voleybolun
alfabesi olan servisin önemini hatırlayanlar sonunda bunun faydasını maçları
kazanarak görüyor.
Tüm eleştirilere karşın yine de Şampiyonlar Ligi’ne 3-0
gibi net bir skorla başlayan
Eczacıbaşı’nı tebrik edelim.
Vakıf Güneş’in Cannes’de ki maçıyla ilgili aldığım
duyumlara göre takımımızın önünü Alman hakemler kesmiş. Brezilyalı Hilma’nın
oynamamasına karşın, 6 yabancı oyuncuyla mücadele eden Cannes’ı elinden
kaçırması gerçekten yazık.
Hele 25/23 ve 26/24’lük setleri görünce insan daha da
üzülüyor. Ama spor da bu tür taraflı hakem düdükleri her zaman yaşanıyor. Bu
maçta işte onlardan biri olmuş. Şimdi Güneş Sigorta sakatlığı süren Brezilyalı
Hilma yerine bir Çinli oyuncuyu transfer edebilmek için çalışmalarını son
aşamaya getirdi.
Çarşamba günü şampiyonlar Ligi’nde ki bir diğer
temsilcimiz İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Fransa’nın Tours ekibini misafir
etti.
Ligde 7. sırada bulunan ancak oynadığı oyunla daha
yukarılarda olması gerektiğini düşündüren Tours, gerçekten iyi bir ekip. Dıvıs gibi, Marquet gibi iki çok iyi
smaçörü, Lecat gibi pasörü , Grapentine gibi orta oyuncusu ve Tabachuk gibi bir
liberosu bulunan Fransa takımı, İstanbul gibi zor deplasmandan kendilerinin
bile beklemediği kadar kolay bir sonuçla çıktılar.
Evet, Tours gerçekten iyi bir ekip. Ancak böyle bir
Belediye’yi hangi takım karşısında bulsa, o da yenerdi. Yıllardır İstanbul
Büyükşehir Belediyesi’ni izlerim ben ilk kez bu kadar kötü bir günlerini
gördüm. O bildiğimiz agresif, her sayı için mücadele eden, rakibi her an
didikleyen Belediye’ye gitmiş, saha da ne yaptığını bilmeyen acemi ve hatalar
yapmaktan bıkmayan bir takım gelmişti. Rakip topu içeri attı sayı oldu. Ve
böyle bir görüntünün de sonucu doğal olarak kaçınılmazdı. Belediyeli
oyuncuları, her halde bir daha ne Avrupa da, ne de Türkiye Ligi’nde hiç bir
takım Tours maçında ki gibi karşısında
bulamayacaktır.
Şampiyonlar Liginde ki diğer temsilcimiz Arçelik ise,
grubunda ki ilk maçını Almanya da Frıedrıcshafen ile oynadı. İyi bir mücadele
ortaya koymasına karşın ekibimiz zaman
zaman yaptığı manşet hatalarının bedelini maçı 3-1 kaybederek ödedi.
Alman Ligi’nin zirvesinde yer alan ve özellikle fanatik seyircisiyle
birlikte evinde çok zor yenilen Frıedrıcshafen karşısında, Arçelik’in çok yakın
biten set skorlarına ( 25/22, 26/24, 23/25, 25/23) bakınca insan gerçekten
üzülüyor.
Ancak geride daha 3’ü içerde 5 maç var. Köprünün altından
daha çok sular geçecek. Çeyrek Final yolu dikenli ama hala açık.
Cev Kupası 2. Turun da 4 takımın mücadele ettiği grup
maçlarında Galatasaray başarılı olamadı ve elendi.
Kendi saha ve seyircisi önünde oynamanın avantajını
değerlendiremeyen Sarı- Kırmızılılar lisans problemi yüzünden oynatamadığı
Polonyalı oyuncusu Andrzec’ı çok aradı.
İlk gün Romen Deltacons Tulcea karşısına Andrzec yerine
Paidar’ı, onun yerine de Can’ı oynatan Galatasaray Cahit’i de libero olarak
sahaya sürdü. Aslında bu doğru bir diziliş değildi. Çünkü Cahit gibi bir
tecrübeli oyuncuyu burada kullanmakla 4 numarada oynayan Mehmet ve Can’dan
birinin aksaması halinde yerine konacak sadece Nuri kalıyordu. İlk bakıldığında
belki normal bir diziliş gibi görünse de maçın ilerleyen bölümlerinde bunun
doğru olmadığı hemen ortaya çıktı.
Can iyi oynamayınca, Nuri girdi. Böyle bir maçta Nuri
doğal olarak bu büyük sorumluluğu kaldıramadı. Bu yanlışın
getirdiği dağınıklığa bir de manşet ve hücum hataları eklenince ilk set koptu gitti: 25/18.
İkinci sette de görüntü ayrıydı. Üst üste hatalar devam
etti. Bu arada Andrzec’in yokluğu geri atak problemini iyice büyüttü. Mehmet
zaman zaman bu alandan top vurdu ama fazla etikili değildi. Sonuç da bu sette
25/18 gitti.
3. Sete bu kez Savigne, Ercan’ı 4’den, Zafer’i onun
yerine ortadan başlattı. Ama bu da tutmadı ve ilk teknik molaya Galatasaray 8-1
gibi farklı geride girdi. Ancak Mehmet’in etkili servisleri ve Hakan’ın sayı
getiren hücumlarıyla toparlandı ve 10-10 da rakibini yakaladı. Ne varki Paidar-
Mehmet- Hakan üçlüsü arka pozisyondayken Hakan, 3. manşetçi olarak görev
yüklendi. Rakip geri atak yapacak Hakan’ı servis beklerken görünce topları ona yöneltti. Bu sezon ilk kez
manşete giren Hakan, 1 direk hata yaptı. 1 oyunda kalan ama pasöre ulaşmayan
manşet aldı. Bu arada bu iki hataya bir de
arkadaşlarının yaptığı ölmeyen bir atak eklenince 2. Teknik molaya 4
sayılık farkla girdik: 12-16. Aslında bu pozisyonda libero Cahit dışardaydı.
Jesus, Hakan ile onu değiştirebilirseydi belki de bu hatalar gelmeyecek ve
sayılar açılmayacaktı. Ancak Hakan’ı geri atak yapabilir düşüncesiyle
değiştiremedi. Giden sayılara karşın Sarı- Kırmızılılar tekrar toparlandılar
sayılar 18-18 oldu. Sonra yine kopunca set 25/21 maçta 3-0 gitti.
Bir gün sonra Galatasaray, ilk maçın kötü izlenimini silmek amacıyla Law Academy karşısında
mücadeleye hızlı başladı. Ancak manşet hataları tekrar ekibimizi oyundan
kopardı ve ilk iki set 25/20, 25/20 rakibin oldu.
3. seti 25/22 kazanmamıza karşın 4. seti 25/18 veren
Sarı- Kırmızılılar maçı da 3-1 kaybetti.
Takımımız son gün de Rus ekibi Iskra Odintsovo’ya 3-0 yenilince grup sonuncusu olarak
Avrupa’ya veda etti.
Avrupa Konfederasyon Kupası’nda ki bir diğer temsilcimiz
Ziraat Bankası’nın çok iyi başladığı grup maçlarının son günü beklenmedik bir
yenilgi alarak elenmesi voleybol camiasını şaşırttı.
Yugoslavya’nın Novisad kentinde ki 4’lu grup maçlarına ev
sahibi Vojvodina’yı 3-1 yenerek başlayan takımımız, ikinci günde Yunan Aris’i
3-0 ile geçerek grup birinciliği için büyük bir avantaj yakaladı.
Ancak son gün ilk iki maçını kaybeden Alman SCC Berlin’e
sürpriz bir şekilde 3-0 yenilince set averajı ile elendi. Ziraat Bankası bu
son maçında iki set dahi alabilseydi çeyrek finale yükselen ekip olacaktı. Bu sonuçlarla takımımıza 3-0
yenilen Yunan Aris birinci olarak yoluna devam etti.
Aslında bu gruptan çıkacak olan ekibi kestirmek çok
zordu. Çünkü 4 takımında güçleri
birbirine çok yakındı. Daha önceki yorumlarımızda buna değinmiştik. Ama
gönlümüz yoluna devam eden takımın
Ziraat Bankası olmasını istiyordu. Gerçekten çok yazık oldu. Eminim ki ilk iki
günü galibiyetle kapatınca oyuncuların işi bitirdik düşüncesi böylesine bir
durumu ortaya çıkardı.
CEV Kupası’nda ki 2. Tur maçlarını Bosna Hersek de oynayan Erdemirspor bizleri yanıltmadı ve çeyrek Finale yükselen
ekibimiz oldu.
Turnuvanın ilk günü Bulgar ekibi CSKA Royal Cake Sofia’yı
zorda olsa 3-2 yenen takımımız bu sonuçla önünü açmayı başardı.
Daha sonra ev sahibi Sinpos Sarajevo ve Danimarka ekibi Holte’yi
ayni sonuçla 3-0 mağlup eden Erdemirspor bu sonuçlarla grup birincisi olarak
yoluna devam etti. Çeyrek Finalde şanslı bir kura çekebilirsek takımımız adını
Final- Four’a yazdıracak.
Avrupa Konfederasyon Kupası’nda ki bir diğer bayan
temsilcimiz İller Bankası, Rusya’nın Lıpetsk kentinde oynanan grup maçlarında
ikinci sırada kalarak elendi.
İlk gün ev sahibi Stinol Lıpetsk’e 3-0 yenilen takımımız
daha sonra Ukrayna ekibi Galychanka Ternopil’i 3-0, Odense’yi (Danimarka) 3-0
yenmesi bir şey ifade etmedi ve elendi.
YEŞİLYURT TECRÜBEYE YENİLDİ
Yeşilyurt’u yazımın sonuna bıraktım. Genç Yeşilyurt’un
çeyrek final şansını son anda kaçırması bunun nedeni.
İlk iki gün fırtına gibi esen ve başarılı performansını iki
galibiyetle süsleyen Yeşilyurt, ne yazık ki eline gelen fırsatı oyuncularının
gençliği ve tecrübesizliği nedeniyle kaçırdı.
İlk gün Güney Kıbrıs temsilcisi Anorthosis Famagusta’yı,
ikinci gün de İsviçre ekibi Kanti Schafhausen’i ayni sonuçla 3-0 yenmeyi
başaran Yeşilyurt son gün birincilik için Rus Balakovskaia ile oynadı.
Maça çok stresli başlayan takımımız bunun sıkıntısını
ancak setin sonlarında üzerinden atabildi ve yakaladığı iyi tempo ile setin
sonuna yani 24-20’ye geldi. Artık işlem tamam diye düşünüyorduk. Çünkü Rus
ekibinin bizi yakalaması için 4 hücumdan boş dönmemiz gerekiyordu. Bu da çok
zordu. Ama zor olanı başardık. Rakibin servisini iyi manşet ile pasör Pelin’e
getirdik. Ancak bu oyuncumuz 2’de ki Neslihan yerine iki kez üst üste 4’den oynamayı
tercih edince 2 sayı kaybettik ve 24-22 oldu. 2 topun ölmemesi üzerine Pelin,
bu kez üst üste iki kez topu Neslihan’a
attı. Ama Ruslar bunu bekledikleri için bloğu ve defansı yerleştirdiler. Böyle
oluncu Neslihan iki hücumdan da boş çıktı yani topu öldüremedi ve sayılar bir anda eşitlendi.
Sonra nefesleri kesen bir mücadele yaşadık. Yeşilyurt ve
Rus takımı 6’şar kez set sayısı attılar. Ama sonuçta bu stresi tecrübeli olan
7. set sayısında lehine çevirmeyi başardı ve 32/30 ile 1-0 öne geçti.
İkinci sette de büyük mücadele devam etti ve sonuçta
kızlarımız 25/22 ile eşitliği yakaladı.
1-1 den sonra etkili servis atamayan, bu nedenle de
rakibe oynama şansı tanıyan Yeşilyurtlu oyuncuların yavaş yavaş direnci
kırıldı. Balakovskaia oyunu iyice çabuklaştırırken (Bu arada bir not düşeyim.
Uzun bir zamandır ben bu kadar çabuk oynayan bir Rus ekibi izlememiştim. Biz
hızlı oyun oynayarak rakibi devireceğiz derken, onlar bizi kendi silahımızla
vurmuş oldu.) bloklarımız düştü, defans dağıldı, hücumların dengesi bozuldu bir
de bu olumsuzluklara manşet hataları eklenince karşılaşmanın kaderi belli oldu
ve setleri 25/12, 25/19 alan Ruslar çeyrek finale yükselirken, Yeşilyurt eline
gelen fırsatı kaçırmanın üzüntüsüyle adeta kahroldu.
Eğer takımımızda bir tecrübeli yabancı olsaydı eminim ki
bugün Yeşilyurt’un başarısını kutluyor olurduk.
Sonuçta, bu sezon Avrupa Kupaları’nda umutlarımız
Şampiyonlar Ligi’nde ki 4 ekibimize ve CEV de ki Erdemirspor ile Galatasaray
Bayan Takımına kaldı. Ama görünen o ki, bu kez beklediğimizin biraz uzağına
düşeceğiz her halde.
Bu hafta lig maçlarını es geçmek zorunda kaldık, gelecek
yazımızda telafi ederiz.
Hepinize voleybol dolu günler dilerim. Şimdilik
hoşçakalın.
ALEV ANAKÖK