Geçtiğimiz hafta gerçekten ilginç maçlar
yaşadık. Her zamanki gibi kağıt üzerinde bazı takımları kendimizce favori ilan
ettik, ardından da şaşırdık kaldık. Aslında bizi buna iten neden voleybolda
sürpriz sonuçların çok az olmasıydı. Güç dengeleri farklı takımlar arasında
kolay kolay beklenmeyen sonuçlar çıkmazdı. Ancak bu kez önce çarşamba günü Beşiktaş, Galatasaray’ı
3-2 yendi. Buna nazire yaparcasına Marmara Koleji gitti Ankara’ da Polis
Akademisi’ni deviriverdi. Bu sonuçlar alt sıralardan kurtulma çabasındaki
takımların lige tutunma yolundaki büyük çaba ve inatlarının bir sonucuydu.
Peki üst sıralarda neler
oldu?
Zirve yarışının 4 takımının
kozlarını paylaştığı mücadelelerde Ziraat Bankası, SSK’yı net bir skorla geçti
ve ligin yenilgisiz tek takımı ünvanını eline geçirdi. İstanbul’ da ise, Erdemirspor, Arçelik’i evinde 3-2 ile teslim
almayı başardı.
Bayan maçlarında haftaya
damgasını vuran 3 takım vardı. 75. Yıl, Göztepe’yi
3-0 yenerek nefeslenirken,
Karşıyaka, Ankara’ da Türk Telekom karşısında önemli bir galibiyet aldı.
Haftanın bir önemli maçında
da Yeşilyurt, İller Bankası’nı 3-0 yenerek ilk 4 sıra için avantajlı konuma
geldi.
Evet genel hatlarıyla
haftanın kısaca özeti böyleydi. Ancak izlediğim maçlarda ki gördüklerimi ve
düşüncelerimi maçları biraz daha açarak sizlere yansıtmak istiyorum.
Yukarıda da belirttiğim gibi
çarşambaya damgasını vuran maç Beşiktaş- Galatasaray mücadelesiydi.
Kimsenin tahmin etmediği
gibi bu karşılaşmada çok ilginç bir skor ortaya çıktı ve Beşiktaş,
Galatasaray’ı yenerek belki de bu sezonun en büyük sürprizini gerçekleştirdi.
Gerçi Siyah-Beyazlılar maç
sonrası yapılan röportajlarda bu sonucu bekliyorduk gibi yorumlar yaptılar ama
ben aynı fikirde değilim. Beşiktaş’ın kadro yapısına bakıldığında Sarı-
Kırmızılı takıma göre arada 3 gömlek fark var. Bunu şu soruyla pekiştireyim:
-
Beşiktaş takımının hangi oyuncusu Galatasaray’ın ilk altısında
oynayabilir?
-
Cevabınız nedir?
-
Her halde hiç biri
O zaman bu karşılaşmaya
yılın sürprizi demem yanlış olmasa gerek.
Devam edelim. Peki bu sonuç
nasıl çıktı?
İşte asıl yanıtlanması
gereken budur. Evet, Darıusz cezalıydı, Paidar rahatsızdı, oynamadılar. Ama
bunu mazeret olarak göstermek bence hata olur.
Setlere bir göz atalım.
Galatasaray’ın aldığı setler: 25/13, 25/13. Verdikleri: 25/19, 25/22, 15/13.
Peki ne oldu?
Sarı- Kırmızılı takım önce
Beşiktaş’ı çok küçümsedi. İşte hata burada başladı. Güç dengeleri ne olursa
olsun mücadele etmezsen ve nasıl olsa kazanırım dersen, bu sistemde başına bu
tür işler gelebilir.
3. seti şöyle bir
hatırlayalım. Sayılar 13-12. Andrzej’in 3 smaç servisi ve 3 sayı:
16-12. Teknik mola. Oyun
tekrar başlıyor. Bu kez Polonyalı servisi kaçırıyor: 16-13.
Andrzej’e 2 top 2 avut.
16-15. Ardından blokta kalan bir atak, servisten gelen top direk sayı,
arkasından birde defans hatası al sana 16-18.
Bir pozisyonda 6 sayı
gidince Beşiktaşlı oyuncularda adeta coştular ve seti de 25/22 aldılar.
4. set uzak ara 25/13. Eh,
artık Galatasaray’ın aklı başına geldi, 5 seti alır diyorsunuz. Ama Beşiktaş,
rakibini böyle yakalamış işin peşini bırakır mı? Tabii ki bırakmaz. 8-6 önde
dönüyor. Takımlar yer değiştiriyor. Oyun durmuş. Oyuncular kafalarını toplama
şansı bulmuşlardır, yani nefeslenmişlerdir diye düşünüyorsunuz. Aaaa o da ne?
Kübalı antrenör mola alıyor. Olabilir. Ancak daha sonra alsaydı acaba daha mı
iyi olurdu diye kendi kendinize yorum yaparken oyun başlıyor. Bir sayı daha
kaybediliyor: 9-6. Bir mola daha!..
Şimdi ne olacak? Molalar
bitti. Ya setin sonlarında lazım olursa derken birde bakıyorsunuz 12-12
oluveriyor. Ve çaresizlik içinde set 15/13, maçta 3-2 gidiveriyor.
Sonuç: Sezonun sürprizi.
Aslında buraya kadar hep
Galatasaray’ın kaybettiğini yazdık. Ama şunu da açıkça söylemeliyim ki Beşiktaş
maçı kazanmayı gerçekten çok hak etti. Kısıtlı kadrolarına karşın güçlerinin
yettiğinde oynadılar. Her sayı için oynayanlar da, dışarıda olanlarda,
yönetenlerde ter döktüler. Ve sonunda hep beraber önemli bir galibiyete imza
attılar, hem de zirveye oynayan bir rakibi yenerek. Onlar için söylenecek tek
şey var: Bravo.
Çarşambanın diğer
karşılaşmalarında Ziraat Bankası beklenildiği gibi Yeniköy Sentim’i 3-0 yendi.
Ankara takımı çok derli
toplu oynuyor. Gençlerle tecrübeliler iyi uyum sağlamışlar. Bedulin her eve
lazım bir silah. Etkili hücum yapıyorlar. Özellikle blokları çok iyi.
Maç öncesi Şükrü Çobanoğlu
ile konuşurken, en çok servise ve bloğa yüklendiğini söyledi. İlk altıdan 4
oyuncunun smaç servis attığını belirtti ve “Hedefe yöneltilen bu smaç servislerimizi biraz daha
geliştirebilirsek işte o zaman çok daha etkili olacağız.” dedi.
Sonra maç başladı. Dikkatle
izledim. Gerçektende Ziraat Bankası’nda Bedulin, Hüseyin, Aykut, Fatih ve
oynarsa Serdar çok etkili ve hedefe smaç servis atabiliyorlar. Bu sevindirici.
Çünkü, biz millet olarak voleybolda özellikle erkeklerde iki temel hareketi
yani servisi ve bloğu bir türlü benimseyemedik ve de beceremedik. Son yıllarda
bunun önemini kavradık. Bu nedenle de takımlarımızın bir çoğu antrenmanlarda
bunlara özel bölümler koyuyorlar. Böylece maçlarda servislerden ve bloklardan
gelen sayılar fazlalaştı. Ayrıca yeni yetişen genç kuşak oyuncularında yavaşda
olsa bunun olumlu izlerini görmeye başladık. Biraz geç kaldık ama ona da şükür.
Günün üçüncü maçında
Arçelik, Marmara Koleji karşısında kolay bir galibiyet alırken genç
oyuncularına bolca oynama şansı tanımış oldu.
Önce 75. yıl, Göztepe’yi
misafir etti. Kümede kalabilmek için
tüm güçlerini harcayan takımlardan ikisinin kozlarını paylaştığı bu zorlu
mücadeleden sıyrılmayı başaran İstanbul ekibi oldu.
75. Yıl Elena, özellikle de
Didem’in performanslarıyla sonuca gitti. Pınar eski maçlara oranla hücumda daha
akıllı ve az hatalı oynadı ama servise karşı manşetlerde iyi değildi. Arkaya
geldiğinde rakip tüm servisleri Pınar’a attı ve bunların çoğuna da cevap aldı.
Pasör Seda gençliğin
getirdiği dağınıklığı yaşıyor. Paslar istikrarsız. 4’e atılan toplar hep kısa
kalıyor. Bu arada oyuncu tercihlerinde de hataları devam ediyor.
Göztepe’ye gelince; Filiz’in
sakatlığı takımı çok etkilemiş. Sadece Tercan ile ancak bu kadar oluyor.
Yabancı oyuncu kötü. Ortadan hiç blok yok. Pasör Berna aynı Seda gibi. İki
pasörde sanki birbirinin kopyası. Göztepe’nin gençleri 1. lig de oynamanın
yükünü kaldıramıyor. Bu da işlerinin çok zor olduğunu gösteriyor.
Diğer maçlarda Vakıf
Güneş-Beşiktaş’ı, Eczacıbaşı da Galatasaray’ı 3-0 yendi.
Vakıf Güneş iyi oynuyor. Az
hata yapıyorlar. Bloklar iyi. Servisler iyi. Manşet iyi. Sadece Yuliya servise
karşı manşette zorlanıyor. İyi servis atan takımlar onu arkada yakalarlarsa Güneş sıkışabilir.
Uzun zamandır izlemediğim
Eczacıbaşı da eskiye oranla toparlanmış. Oyundaki güçleri hissediliyor,
Galatasaray’ın iyi oynadığı ve direndiği pozisyonlarda bile oyunu kontrol
altında tutabildiler. Özlem etkili oynuyor. Pasör çok iyi. Ancak manşetlerde
hata oranı azalsa da sıkıntılar tam geçmiş değil. Servisler ve bloklar etkili.
Godina (Belki bu karşılaşmanın taktiği nedeniyle) daha çok 4’den hücum ediyor.
2’ye Natalia geliyor. Arkaya geldiğinde ise 6’da kalıyor. Böyle olunca 2
pozisyon Özlem, 1 pozisyonda Çiğdem 1’ de kalıyor. Ama henüz bu bölgedeki
defans düzenine alışamamışlar.
Galatasaray genelde iyi
mücadele ediyor. Deniz bu maçta en çok göze batan oyuncu oldu. Ancak servisleri
her zamanki gibi etkili değildi. Eczacıbaşılı oyuncular 2 kişi ile manşet
karşılamalarına karşın üstlerine gelen servisleri oyuna kolaylıkla soktular.
Böyle olunca da set beklentisi gerçekleşmedi.
Pazar günü erkek maçları her yönü ile gerçekten
ilginçti.
Ligin son sıralarından
kurtulmak için çaba harcayan Beşiktaş, Galatasaray gibi bir takımı yenmenin
moraliyle Yeniköy Sentim’i de geçerek derin bir nefes aldı. Yeniköy ise dibe çöktü. Yabancı oyuncu
peşinde koşan bu takım eğer elini biraz daha çabuk tutmazsa iş işten geçmiş
olacak.
Beşiktaş gibi bu hafta
ilginç bir sonuca imza atan başka bir takım daha vardı. O da Marmara Koleji.
Arçelik karşısında kıpırdanan bu takım bunun semeresini Ankara’ da gördü ve
Polis Akademisi gibi lige renk katan bir ekibi 3-2 yenerek galibiyet sayısını
ikiye çıkardı.
Ankara’daki diğer maçta
zirve yarışının iki güçlü adayı Ziraat Bankası ile SSK kozlarını paylaştı. Maçı
izleyemediğim için yorum yapamıyorum ama karşılaşmanın 3-0 gibi net bir skorla
Ziraat’ın lehine bitmesi gerçekten ilginçti. En azından beklenti, setli ve
yakın sayılı bir mücadele olacağı yönündeydi. Bu sonuçla Ziraat Bankası ligin
yenilmezlik unvanını taşıyan tek takımı kaldı.
İstanbul’da da ligin
zirvesini ilgilendiren bir maç vardı. Arçelik, Erdemirspor’u misafir etti. 2
yıldır sık sık karşı karşıya gelen bu iki takımın kozlarını paylaştığı maç, 5
setlik bir mücadeleye sahne oldu.
Özellikle 1. ve 5. set her
yönüyle çok iyi oldu. Heyecan, kalite, taktik savaşı, yani ne ararsan vardı.
Etkili smaç servisler,
bloklar, hücumlarda devamlılık
seyirciyi voleybola doyurdu. Bu
arada şunu da gördük ki, seyirci karşılaşmanın kaliteli olacağına inanırsa maç nerede
olursa olsun oraya giderek salonu dolduruyor.
Bayan seyircilerin çokluğu
ise şaşırtıcıydı. Neredeyse erkeklere eşitti. Bir ilginç olayda iki takım
seyircisininde artık bazı şeyleri çoktan aşmış olmasıydı. İnsan iki yıl önceki
Arçelik-Erdemir maçlarını ve tezahüratları hatırlayınca bu güzel görüntülerin
tadına daha çok varıyor.
Bir tarafta Arçelik
seyircisi, diğer tarafta Erdemir’i destekleyenler. Takımlarını sadece
alkışlıyorlar. Tek bir kötü söz yok. İşte voleybolun güzelliği de burada. İki
takımın taraftarlarını, sporcularını ve yöneticilerini bu güzel davranışları
nedeniyle kutluyorum
Maça gelince; Gerçekten tam bir taktik savaşı şeklinde geçti. İki
takımda servise yüklendi. Pasörler tüm hünerlerini ortaya koydular. Rakip
blokları dağıtmak, smaçörleri kolay hücuma sokmak için büyük çaba harcadılar.
Bazen yanlış oyuncular tercih etmelerine karşın yine de oyunu iyi
yönlendirdiler. Manşetlerden zor gelen topları bile ortadan hızlı hücumlara
dönüştürebildiler. Köşelere fileden 2 metre açık toplar attılar. Sürpriz geri
ataklarla oyuna renk kattılar. Ama bu güzelliklerine blok ve defanslarını
ekleyemediler.
Erdemir’de Cengizhan,
Andrei, Hakan, Arçelik’de, Gökhan, Barış, İvaylo Stefanov öne çıkan
oyunculardı.
Libero Emrah manşetlerde
iyiydi ama defansı fazla düşünmedi. Arçelik’li Birkan ise, defansta iyi,
servise karşı manşette biraz eksik kaldı.
Neticede iyi bir maç oldu ve
zirve adaylarına yakıştı.
Gelecek hafta takımlarımızın Avrupa Kupaları’ndaki
maçlarına göz atacağımızı söyleyerek
yazıma noktayı koyayım.
Bu arada geçen hafta
federasyonumuzun sitesi hakkında yaptığım eleştiriler için bu siteyi yöneten
sayın Orhan Aydın’dan bir mail aldım. Sorduğum bazı sorulara yanıtlar vermiş.
Bu hassas davranışı nedeniyle teşekkür ediyorum.
Şimdilik hoşçakalın,