TEŞEKKÜRLER ECZACIBAŞI

 

 

 

Bu başlık da nereden çıktı  diyeceksiniz. Belki haklısınız. Ancak 4’lü finale iki boyuttan bakarsanız birinde başarı, diğerinde ise başarısızlık görünecektir.

Ben Eczacıbaşı’ na organizasyondaki başarısı için teşekkür ediyorum.

Bir iki küçük aksaklık dışında Eczacıbaşı, bu çok zor organizasyondan anlının akıyla çıktı ve  Türk Voleybolu’ na büyük hizmette bulundu.

Gazeteler ve televizyonlar günlerce bu branşımızdan söz etti. Yani, voleybolumuz kamuoyunun gündemine bir kez daha oturdu. Bizler için bundan güzel bir şey olur mu?

Böyle olunca da tabii ki Eczacıbaşı’ na hepimizin teşekkür etmesi gerekir.

Ancak, bu güzel organizasyona takımımızın aldığı sonuç hiç yakışmadı. Hele grupta iki kez yendiği Tenerife’ ye üçüncülük maçında 3-2 yenilmesini anlamak mümkün değil. Aslında ekibimiz İspanyol takımıyla 10 maç yapsa 9’ unu kazanır. İşte yenilginin biri de bu maç oldu.

Tenerife‘ nin Rus Uralochka’ yı eleyerek 4’lü finale kalmasını son 10 yılın en büyük sürprizi olarak nitelemiştim. İspanyol takımı bununla da kalmadı 1 ay içinde son 10 yılın ikinci sürprizini yaptı ve Eczacıbaşı’nı yenerek Şampiyonlar Ligi’nde 3. oldu.

Rus takımını eleyip 4’lü finale kalan Tenerife’ nin yöneticileri “Biz buraya gelmekle çok büyük bir iş başardık. Avrupa’nın en iyi 4 ekibi arasına girdik. Turnuvadan bir beklentimiz yok. İstanbul’a turistik gezi yapmaya geldik.” cümlelerini sık sık tekrarlarken, kendilerini beklemedikleri 3. lük kürsüsünde buluverdiler. Onlar sevinirken, biz dudaklarımızı ısırıp işi şansa bağladık.

Aslında Eczacıbaşı’nın aldığı sonuç için söylenecek çok şey var. Şimdi bunları yazsam, “Ben demiştim” gibi hiç sevmediğim bir noktaya gelecek. Ama çok bilmişlik yapmadan yine de bazı şeylere değinmek istiyorum.

Daha önceki bir yazımda Eczacıbaşı için bazı sıkıntıların olduğunu ve 4’lü finale kadar mutlaka bunları aşmaları gerektiğini vurgulamıştım. En çok korktuğum iki şeyin de, öncelikle “manşet” ve “2’den vurulan tek adım smaçlar” olduğuna değinmiştim. Ne var ki bu geçen zaman dilimi içinde bu 2 noktaya bir çözüm bulunamamış. Ve işte kaybedilen maçların en büyük nedenleri olarak herkes bu iki sorunda birleşti. Hatta ilk gün yitirilen Bergamo maçı sonrası yapılan basın toplantısında, gerek Niemcyzk, gerekse kaptan Özlem, takımın kötü oynamasını ve maçın kaybedilmesini manşete bağladı.

Sezon başından beri Eczacıbaşı’ nın iki kişi ile kurduğu manşet düzenine karşı çıkmıştım.  Mutlaka bir üçüncü oyuncunun yani Natalia’ nın devreye sokulmasını önermiştim. Bu oyuncunun Türkiye’deki ilk oynadığı kulüp Kocaelispor’ da, daha sonra milli takımda bu görevi yüklendiğini ve iyi de yaptığını yazmıştım. Niemcyzk zaman zaman bu oyuncuyu Foppapedretti Bergamo maçında devreye soktu. Natalia 24 kez topla buluştu. 2 hata yaparken % 88 ile oynadı. Takımın 2 manşetçisinden Çiğdem, 5 kez topla buluştu  % 80 ile oynadı,  Özlem 11 kez manşet aldı % 64 ile oynadı.

Libero Zeycan’a gelince, Natalia ile aynı oranda 24 topla buluştu. % 58 ile oynadı. Bu yüzdelere bakıldığında 1. Natalia, 2. Çiğdem, 3. Özlem, son sırada ise Zeycan yer aldı.

Tenerife maçında ise, ilk gün 24 topla buluşan Natalia, bu kez iyi değildi. Toplam 9 kez manşet aldı. % 78 ile, Çiğdem 28 topla buluştu % 86 ile, Özlem 26 manşet aldı % 81 ile,  Zeycan 23 kez topla buluştu % 78 ile oynadı.

Sıralama şöyle: 1. Çiğdem, 2. Özlem, 3. Zeycan, 4. Natalia. 

Fazla söze gerek var mı?

Gelelim ikinci istatistiki bilgiye;

Bir tarafta takımın sayı makinesi, grup maçlarının en iyi smaçörü ödülünü almış Elena Godina, diğer tarafta ortadan oynamasına ve hücum tercihinde son sıralarda yer alan  yüreği mangal gibi Çiğdem.

Gelin, ikisinin ataklarına ve aldıkları sayıların istatistiki bilgilerine bir göz atalım.

Elena Godina, Bergamo maçında 30 top almış, 10 sayı kazandırmış, yüzdesi 33.

Çiğdem, aynı karşılaşmada 17 top almış, 10 sayı kazandırmış, yüzdesi 59.

Tenerife maçı;

Godina, 38 top almış, 16 sayısı var, yüzdesi 42.

Çiğdem 16 top almış, 11 sayısı var, yüzdesi 69

Bunlar benim tuttuğum bilgiler değil. CEV’ nin basına dağıttığı istatistikler.

Sizin ne düşündüğünüzü bilemem ama ben bu filmi 3 yıl önce Bursa’ da da görmüştüm. O turnuvada Artamanova’ nın yarattığı  hayal kırıklığını bu kez Elena Godina, İstanbul’ da bize bir kez daha yaşattı.

En gerekli olduğu maçlarda Godina ortadan kayboluverdi. Hatırlarsanız Eczacıbaşı grup maçlarında Bergamo ve Tenerife ile 2’şer kez oynamış ve Elena bu iki takımın oyuncuları arasından sıyrılarak en skorer oyuncu seçilmişti. Grup maçlarıyla 4’lü finali yan yana koyduğumda bu işe bir anlam veremiyorum doğrusu. Ya sizler ?

Bu arada saha avantajını nasıl yok ettiğimize de değinmek istiyorum. Organizasyon  İstanbul’ a neden alındı?

Şampiyonluğu hedefleyen Eczacıbaşı’ nın tüm avantajları eline geçirmesi ve hedefe giden yoldaki engelleri kolay aşması için. Bunların başında da tabii ki saha ve seyirci avantajı geliyor. Eczacıbaşı düşündüğü seyirci desteğini çok güzel arkasında buldu ama saha avantajını ne yazık ki kullanamadı.

Maçların yapılacağı Ayhan Şahenk Spor Salonu’ nda bu turnuva öncesi lig maçları oynayamadı. Bir turnuva organize edip sahaya alışamadı. Cumartesi başlayacak turnuva için ilk antrenmanı ancak çarşamba günü yapabildi. Bu yüzden de 4’lü finalde saha avantajını yok etmiş oldu.

Yine eleştirilerin dozunu kaçırdık galiba. İşi daha fazla uzatmayalım.

Ancak bu konuya noktayı koymadan önce Sezar’ ın hakkını, Sezar’ a da vermeliyim.

Çiğdem Can. Seni ayakta alkışlıyorum.

Ortaya koyduğun oyun ve mangal gibi yüreğinle hepimizin gönlünde ayrı bir edindin. Tüm övgüleri de hak ettin.

 

CANNES ŞAŞIRTTI

 

4’lü final öncesi grup maçlarında Cannes’ ı, Vakıf Güneş karşısında, 2 eksikli Bergamo’ yu da  Eczacıbaşı önünde izlemiştim.

Bu iki maç sonrası takımların oyuncu kapasitelerine, uluslararası tecrübelerine  bakarak Bergamo’ yu daha çok beğenmiştim.

Bu iki takım finale kalınca da favorim otomatikman İtalyanlar olmuştu. Çünkü Pasör Salinas’ ın yönettiği Ravva’ nın sürüklediği ve 4 numarasında 1.75’ lik De Rocan ile 4 takımın oyuncuları içinde voleybolcu fiziğine pek benzemeyen yani kilolu görüntüsüyle Çinli Mao’ nun yer aldığı Cannes’ ın, Bergamo’ yu yenebileceğini düşünmüyordum. Gerçi Fransız ekibi, çok iyi defans yapıp iyi bir takım oyunu oynuyordu ama bunun karşılaşmayı kazanması için yeterli olmadığını düşünüyordum.

İlk altısında Amerikalı Phipps ile Battle, Çek Ritschelova, Romen Turlea, İtalyanların ünlü pasörü Cacciatori ve Mello’nun yer aldığı, liberoluğunu Çinli Wan du’ nun yaptığı Foppepedretti’ nin, yedek oyuncularının Polonyalı Sliwa, Hırvat Marinkovic, İtalyan Piccini  olması hepimizi bu şekilde düşünmeye itmişti. Ama Cannes  zoru başardı ve takım oyununun yıldızlar topluluğu olan bir devi alt edebileceğini gösterdi.

Gerçi ben yine de bunun bir sürpriz olduğunu düşünüyorum. Bu iki takım arasında yine bir maç oynanacak olsa ben yine İtalyanları favori gösteririm.

Sonunda Eczacıbaşı’ nın bizi üzmesine karşın 2 güne sığan birçok da güzellikler yaşadık. Hele final maçı hepimizi keyiflendirdi.

Cannes’ ın en büyük kupayı havaya kaldırdığı an, Eczacıbaşı’ nın da eninde sonunda bir gün mutlaka bize de bu sevinci yaşatacağını düşündüm ve o günün fazla da uzak olmadığına inancım sürüyor.

4’lü finalin başarılı isimlerine ise şöyle:

En değerli oyuncu: Ravva (Cannes)

En skorer oyuncu : Carvajal (Tenerife)

En iyi servis: Lehtonen (Cannes)

En iyi pasör: Salinas (Cannes)

En iyi servis karşılaşama: Çiğdem (Eczacıbaşı)

En iyi defans: Dan Wu (Bergamo)

 

ARÇELİK LİGİ 1. BİTİRDİ

 

4’lü final derken ligimizi bu hafta unuttuk. Aslında gerek erkeklerde, gerekse bayanlarda çok önemli maçlar oynandı.

Çarşamba günü kümede kalma savaşı veren Marmara Koleji, Beşiktaş’ ı 3-2 yenerek umutlandı. İstanbul Belediyesi, sakat oyuncularına karşın Ankara deplasmanında Polis Akademisi’ ni yenerek beşincilik de ki yerini biraz daha sağlama aldı. Arçelik, Tokat deplasmanını kayıpsız geçti.

Bayanlar kupa mücadelesinde Yeşilyurt, Telekom ve Göztepe 4’lü finale çıktı.

Perşembe günü SSK, evinde oynamanın avantajını iyi değerlendirerek Erdemirspor’ u yendi ve üçüncü sıraya yerleşti.

Cuma günü bayanlarda SSK, İller Bankası’ nı 3-1 yenerek şaşırttı.

Cumartesi’nin en heyecanlı ve zevkli karşılaşması İstanbul’ da oynandı. Beşiktaş, 2-0 öne geçtiği maçın sonunu getiremedi ve oyunun kontrolünü eline geçiren Kocaelispor mücadeleden 3-2 galip ayrılarak 5. sıranın adayı oldu.

Şampiyonlar Ligi 4’lü finali nedeniyle Arçelik ile Ziraat Bankası’ nın zirve mücadelesi güme gitti. Gerçi TRT maçı canlı olarak verdi ama birçok voleybolsever bu güzel karşılaşmayı seyredemedi. Maç 3-0 bitmesine karşın 25/23, 25/23 biten ilk iki set izleyenlere büyük keyif verdi. 

Günün diğer maçlarında Çankaya Belediyesi, İstanbul’ da Beşiktaş’ ı yenerek kümede kalmak için Marmara Koleji’ nin Kolejliler’ e yenilmesini beklemeye başladı. Galatasaray, İstanbul Belediyesi’ ni 3-1 yenerken, Tokat Belediyesi evinde oynamanın avantajını iyi değerlendirdi ve Polis Akademisi’ ni 3-2 yendi.

Bu haftalık da bu kadar. Şimdilik hoşçakalın.

 

 

A  L  E  V      A  N  A  K  Ö  K