Şampiyonlar Ligi’nde grup maçları bu hafta oynanan
karşılaşmalarla sona erdi.
2 erkek takımımız Arçelik ve
İstanbul Büyükşehir Belediyesi gruplarında başarılı olamadılar ve son sırada
kaldılar. Bu sonuçla gelecek sezon Şampiyonlar Ligi’nde erkek takımımız
olmayacak. Sadece Top Teams de 2 takımla mücadele edeceğiz.
Aslında bu durum neresinden
bakarsanız bakınız üzücü. Şampiyonlar Ligi’ne katılan üst düzeyde ekipleri izlemeye alışmıştık. Eminim ki bu bir yıllık bir kayıp olacak.
Çünkü Top Teams, Şampiyonlar Ligi’ne oranla daha kolay. Bilindiği gibi
Şampiyonlar Ligi’nde 2 takımı olan ülkeler Top Teams de oynayamıyor. Bu nedenle
gelecek sezon hangi takımımız Top Teams de oynarsa oynasın çok büyük bir
aksilik olmaz ise Final Four’a kalır ve tekrar Şampiyonlar Ligi’ne döneriz.
Bayanlarda ise, istediğimiz
oldu. Eczacıbaşı ve Vakıf Güneş grup maçlarını ikinci sırada tamamlayarak
Şampiyonlar Ligi Çeyrek Finali’nde
mücadele etme hakkını yakaladılar.
Pazar günü çekilen kuralar
sonucunda da bu iki takımımız eşleşti.
Aslında bu beklemediğimiz bir durumdu. Çünkü geçtiğimiz yıl aynı ülke takımları
birbirleriyle eşleşemiyordu. Ama bu yıl CEV son anda aldığı kararla bunu değiştirdi
ve sonuçta ilginç bir durum ortaya çıktı.
İyi mi oldu? Kötü mü?
Bunu her kes kendine göre
yorumluyor. Bir grup bu eşleşmenin özellikle Vakıf Güneş için iyi olduğunu
söylüyor. Gerçekten de katılmamak elde değil. Çünkü Güneş, Eczacıbaşı ile
eşleşmeseydi, rakibi Uralochka veya Foppapedretti olacaktı. Daha iyi tanıdığı
Eczacıbaşı olması şans. Ancak insan yine de “acaba iki önemli eksiği olan
Foppapedretti Bergamo ile oynasaydı daha mı iyi olurdu?” diye düşünmekten de
kendini alamıyor. O zaman belki de 2
takımla Final Four’a kalabilirdik.
Diğer eşleşmeler ise
söyle;
Gruplarında birinci olan
Foppapedretti Bergamo İspanyol ekibi Burgos ile,Cannes, Polonya takımı Nafta
Pila ile ve Uralochka da diğer İspanyol ekibi Tenerife ile oynayacak.
Kağıt üzerinde de olsa bu
eşleşmeler sonucunda yoluna devam edecek, yani Final Four’a yükselecek ekipler
Foppapedretti, Cannes, Uralochka ve Eczacıbaşı veya Vakıf Güneş olacak.
Bu arada Eczacıbaşı’nın
Final Four’u İstanbul’a almasını sevinçle karşıladım. Öncelikle
voleybolseverler Avrupa’nın en iyi 4 takımını izleme şansını yakaladılar.
Bu arada evimizde oynamak
final oynama şansımızı da açıkçası katladı.
Böylece 10 takımla yola
çıktığımız Avrupa arenasında 3 ekibimiz yoluna devam ediyor. 7 ekibimiz ise,
Avrupa’ ya erken veda etti.
Şimdi tüm elenen ekipler hem
neden kaybettiklerinin hesaplarını yapıyorlar, hem de lige daha iyi sarılarak
gelecek yıl yeniden Avrupa’ da mücadele edebilmenin uğraşını veriyorlar.
Evet, neden kaybediyoruz
sorularına takımlarımızın sorumluları bir cevap arıyorlar. Aslında herkes bu
konuda çeşitli yorumlar yapıyor. Bir çok da neden buluyorlar. Bunların çoğunun
da doğru olduğuna eminim.
Ancak ben iki neden üzerinde
durmak istiyorum.
Bunlardan biri lider oyuncu
eksikliği, ikincisi de oyuncu seçimi.
Gelin konuyu biraz açalım.
Şimdi gözlerinizi kapatın ve
Avrupa Kupaları’nda mücadele eden 10 takımızın kadrolarını ve oyuncularını
düşünün.
........................................................................................
Şimdi gözlerinizi yeniden
açın ve şu soruma cevap verin.
Hangi takımlarımızın kadrosu
yeterli ve oyuncu seçimleri doğru?
.........................................................................................
Benim yanıtıma gelince, HİÇ
BİRİ
Neden mi?
Önce bayan takımlarına bir
göz atalım;
Ülkemizin en iyi ekipleri
hepimizin hem fikir olduğu gibi Eczacıbaşı ve Vakıf Güneş.
Peki, Avrupa Şampiyonluğu
için bu 2 ekibimizin kadrosu yeterli mi?
Bazılarınız bu soruya
“Evet’’ bir bölümünüzde “Hayır’’ diyecektir. Neden hepimiz “Evet’’ diyemiyoruz?
Eczacıbaşı’ndan başlayalım;
Türk Milli Takımı’nın ilk
altısında oynayan 4 oyuncu: Özlem, Çiğdem, Mesude, Natalia. Sonra Rus Milli
Takımı’nın 2 iyi oyuncusu Tatiana ile Elena. Ve ülkemizin en iyi liberoları
arasında gösterilen Zeycan.
Çok güzel bir kadro değil
mi?
Peki neden Eczacıbaşı’nın
kadrosunu yeterli bulmuyorsunuz?
Sizleri bilemem ama bana
göre en büyük eksiklik, bu 6 oyuncunun içinde bir “Lider oyuncu” olmaması.
Bu oyuncuların içinde belki
biraz Çiğdem, diğerlerine oranla bu tanımlamaya daha yakın görünüyor. Çünkü,
özellikle yıldız ve genç takımlarda Çiğdem, daima itici güçtü. Ne var ki aradan geçen yıllar onun bu özelliğini
kaybetmesine yol açtı yani o da artık
“Lider oyuncu” tanımlamasından uzağa düştü.
Takımınızda lider oyuncu
yoksa, büyük hedeflere yürümek her zaman zordur. İşte Eczacıbaşı bunun
eksikliğini yaşıyor. Eğer bu takımda Elena Godina yerine Chachkova (Bu
oyuncunun gitmesinde Eczacıbaşı’nın bir suçu yok. Karpol vermedi.) gibi bir lider oyuncu olsaydı, Eczacıbaşı 2
gömlek daha iyi bir takım görünümü kazanırdı ve Avrupa Şampiyonluğu’na çok daha
yakın olurdu.
Aklınıza, “Peki neden geçen
sezon Eczacıbaşı bu unvanı yakalayamadı?” diye bir soru gelecek.
İki nedeni var.
1. Rus antrenör iyi bir
seçim değildi ve sistem yanlışlığı vardı.
2. Kadro bu kadar iyi
değildi.
Geçtiğimiz sezon pasör
Elena, Omelchenko’nun voleyboluna, yani yüksek toplarla köşelerden oynatma
sistemine uyamadı. Yine Rus antrenörün bu sistemi yüzünden Özlem ve Çiğdem
hücuma çok az katıldılar, kısacası figüranlık yaptılar. İrina’nın yaşı çok
ilerlemişti ve yüksek tempodaki bir maçı kaldıramıyor, yoruluyordu. Ayrıca
geçen sezon Final Four oynayan takımların güçleri ve kapasiteleri bu sezon
Şampiyonlar Ligi’nde mücadele eden takımlardan daha iyiydi.
Gelelim Vakıf Güneş’e;
Aynı dert bu takım içinde
geçerli. Öncelikle sistem yanlışlığı var. Oyuncu seçimleri yanlışlığı yani
“Lider oyuncu” eksikliği var. Nalan, kendi gibi bir oyuncuyu bir türlü bu
takıma transfer edemedi. Gerçi bu sezon Hilma “Lider oyuncu” vasfına uyan iyi
bir seçim olarak gözleniyordu ama o da sakatlandı. Yerine gelen Çinli ise,
bırakın liderliği sıradan bir oyuncu görüntüsü veriyor. Yuliya, Aycan, Aysun,
Burçin de bu tür bir oyuncu değil.
Bu iki takımın dışında
Avrupa’ daki diğer temsilcilerimizde de aynı eksiklik vardı.
Gerek Galatasaray’ da, gerek
İller Bankası’nda, gerekse Yeşilyurt’ da (Neslihan henüz bu tanıma uymuyor) bu
tür bir oyuncu ben göremiyorum.
Erkek takımları da
bayanlardan farklı değil. Onlarda da “Lider oyuncu” eksikliği var. Gerçi
Arçelik’ de Gökhan, Barış, Ziraat Bankası’nda
Bedulin, Erdemir’ de Andre, Ali,
Belediye’ de Nikolai, Galatasaray’ da Paidar bu tanım için biraz daha öne
çıktılar. Ama...sı da var.
Gökhan, ortadan oynuyor ve
sakin bir yapısı, Barış’ ın yorgun bir
görüntüsü var. Bu nedenle maç içinde devamlılığı azaldı. Geldiği günden bu yana
Ziraat Bankası’nın itici gücü olan Bedulin, bu tanıma çok yakın. Ancak file
üstündeki aktifliğine karşın, takım içinde fazla konuşmaması, manşetinin ve
defansının olmaması eksileri. Ama şu anda yine de ilk sıralara koyabiliriz.
Erdemir’ de forma giyen Andrei de fazla etliye sütlüye karışmıyor yani pasif
bir görüntüsü var. Ali ise yaşlandı.
Bu tanıma en çok uyan
oyunculardan biri de Belediye’ deki Nikolai. Ancak onun takımı güçlü değil ve ona yardım eden yok. Bu arada o da bir hayli yaşlandı. Artık tüm maçı aynı
tempoda oynayacak gücü kendinde bulamıyor. Galatasaray’ da Paidar da, Nikolai
gibi. Eskiden bu tanıma uyuyordu ama artık o da yaşlandı.
Avrupa Kupaları’na
katılamayan takımlarımızın kadrolarına bakıldığında bu tanıma uyan bir kaç
oyuncu daha belki sayabiliriz. Örneğin, erkeklerde ilk akla gelen Erkan (SSK).
Ancak o da file üstündeki başarısını, sahanın diğer bölümlerine taşıyamıyor ve
devamlılığı yok.
Bayanlarda Beşiktaş’ ın
smaçörü Janitsa, bu tanıma en çok yaklaşan oyuncuların başında geliyor. Sonra
Telekom’ da Tatyana, Vakıf Güneş’ de
artık eski gücünde olmasada ve file üstünde kısa kalsa da Pelin. Unuttuklarım
mutlaka vardır ama ilk aklıma gelen bu isimler oldu.
Ancak tüm bunlara
bakıldığında gerek milli takımlarımızda, gerekse kulüplerimizde artık “Lider
oyuncu” tanımına uyan voleybolcular bir elin parmaklarını bile geçmiyor. İşte
bu eksiklik de bugünkü voleybolumuzun bana göre en önemli sorunu olarak
görünüyor.
İkinci eksiklik olarak
oyuncu seçimini göstermiştim.
Gerçekten bu da takımlarımız
açısından büyük bir sorun yaratıyor. Menajerlerimiz, yöneticilerimiz,
antrenörlerimiz ne yazık ki oyuncu transfer ederken özellikle takımın oyun
sistemine uyup uymayacağını genelde pek düşünmüyorlar. Bunun örnekleri o kadar
çok ki. Sonra da sezon içinde bunun
sıkıntılarını nasıl çözeceklerine kafa patlatmak zorunda kalıyorlar.
Bu iki konuda sizler ne
düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi lütfen FORUM köşemize yazın.
MİLLİ TAKIMIN
GRUBU BELLİ OLDU
Bu arada 2003 Avrupa
Şampiyonası Eleme Grupları da belli oldu.
A kategorisinde 4. grupta
mücadele edecek takımımızın rakipleri Slovakya, Portekiz ve Ukrayna. İlk
bakıldığında 4 takımında şanları eşit görünüyor. Bu nedenle şansımızı
artırabilmek için federasyonumuz ilk devresi 17-19 Mayıs 2002 tarihleri
arasında oynanacak grup maçlarını Türkiye’ ye almak için çaba harcıyor. Bunu
başarırsa ikinci devresi 9-11 Mayıs
2003 de başka bir ülkede oynanacak mücadeleye avantajlı gidebilme şansını
yakalayacağız. Bilindiği gibi gruplarında ilk iki sırayı alan ekipler Almanya’
da yapılacak finallerde oynama hakkını elde edecek.
Bayanlarda 2003 Avrupa
Şampiyonası Türkiye’ de yapılacağı için takımımız finallere direkt
giriyor.
ZİRAAT- ERDEMİR
MAÇI KEYİF VERDİ
Gelelim liglerimize,
Haftanın en önemli maçlarından biri Ankara’ da oynandı. Heyecanı ve
kalitesi yüksek karşılaşmada Ziraat Bankası, Erdemir’ i 3-2 yenmeyi başardı. Bu
sonuçla Başkent takımı zirve yarışında Arçelik ile birlikte avantajlı bir
konuma geldi.
Haftanın diğer
karşılaşmalarında ise, hem bayanlarda, hem de erkeklerde favoriler kazanarak
yollarına devam ettiler.
KÜBALILAR NE OLDU?
Bu arada bazı voleybolseverler İtalya’ ya iltica eden Kübalıların ne
olduğunu soruyorlar. Çok sıhhatli bir bilgi alamadım. Ama son duyduğum, Kübalı
6 oyuncu evlendirilmiş ve İtalyan vatandaşlığını kazanmaları içinde girişimler
hızlanmış. Bakalım bu ilginç olay nasıl sonuçlanacak.
Ve bu hafta da yazımın
sonuna geldik. Ama yazımı bitirmeden önce hep birlikte pazartesi akşamı
yaşadığımız büyük duygu selinden
de kısaca söz etmek istiyorum.
Sevgili arkadaşımız İsmail
Vuran’ ın veda gecesi için tüm sevenleri Haldun Alagaş Spor Salonu’ nda
buluştu. Orada yaşananları anlatacak kelimeler bulamıyorum. Ama bu anlamlı gece
Vuran’ a yakıştı.
Önce Fenerbahçe-1.Lig
Karması bayan basketbol maçını izledik. Ardından Fenerbahçe-Galatasaray voleybol maçıyla bu anlamlı geceye noktayı
koyduk.
Bu geceyi organize edenlere,
emeği geçenlere ve bu anlamlı dayanışmaya katılan herkesi kutluyorum ve
insanlığın ölmediğini bizlere bir kez daha gösterdikleri için ayakta
alkışlıyorum.
Hepinize voleybol dolu
günler diliyorum. Hoşçakalın.
BİR NOT:
Sayın Tiryaki yazı yazmama
kararınızı desteklemiyorum. Bu konuda bizi yalnız bırakamazsınız.