NEREDE KALMIŞTIK ?
Evet, uzun bir zamandır sizlerden ayrı kalmıştım.
Hatırlayacaksınız Beach- Volley’in ilk etabı olan Alanya maçlarını yazmış ve
uzun bir tatile çıkacağımı belirtmiştim. Gerçekten de bu tatil çok uzun olacaktı.
Ama evde ki hesaplar çarşıya uymadı ve düşüncelerimi gerçekleştiremedim, yani
ertelemek zorunda kaldım.Böyle olunca da doğal olarak voleyboldan kopamadım.
Gerçi yazılar yazmadım ama gündemi hep takip ettim.
NELER OLDU?
Son yazımdan sonra aradan geçen bunca zamana karşın voleybol gündemi
hep doluydu.
Beach Volley Kuşadası ve Şile etaplarıyla devam etti. Kuşadası’na
gidemedim ama Şile de sezonun kapanış maçlarını izledim.Her şey güzeldi. Ancak
bu güzel organizasyonların 3 ile sınırlı kalması nedeniyle maçların tadı açıkçası damağımızda kaldı.
Onun dışında, milli maçların heyecanını bu zaman dilimi içinde sıkça
yaşadık. Ne yazık ki bu kez işler istediğimiz gibi gitmedi.Kimseyi suçlamak
istemiyorum ama takımlarımızın Avrupa Şampiyonası Finalleri’ne birer set
yüzünden gidememesi büyük bir hayal kırıklığıydı. Ardından bu hüsrana bir de
Dünya Şampiyonası Eleme Grupları’nda ki başarısızlık eklenince üzerine adeta
tuz biber ekmiş olduk.Sonra bu tatsız sonuçlara Erkek Milli Takımımızın Akdeniz
Oyunları’nda ki üçüncülüğü eklendi. Bir çok kişi bu üçüncülüğü belki başarılı
bulabilir ama ben bu düşünceye katılmıyorum. Bir çok ülkenin Ümit takımlarıyla
katıldığı bu organizasyonda üçüncülük bana bir şey ifade etmiyor. Bayanlar için
bir şey söylemiyorum. Onlar bekleneni ortaya koydular. Final oynadılar. Ama bu
ikincilik yine de Avrupa Şampiyonası’na katılamamayı affettirmeye yetmedi.
Bu dönemin en başarı ekibi genç kızlarımız oldu ve Dünya sekizinciliğine
uzandılar. Aslında daha iyi hazırlanabilseler ve şampiyona öncesi turnuvalara
katılabilselerdi ilk 4 içinde yer alabilirlerdi. Ama bu arada ilk bölümde ki
başarılarını 5-8 arasında ki maçlarda tekrarlayamamaları ve grupta devirdikleri
takıma yenilerek en kötü olasılıkla altıncılığı kaçırmaları da puanlarını
düşürdü.
Milli maçlardan sonra gözlerimiz liglere çevrildi. Ancak ekonomik
krizin etkileri branşımızı da vurmakta gecikmedi. Bayanlarda Dicle Üniversitesi
ve Bursaspor, erkekler de ise önce Halkbank, sonra da Emlakbank liglerden
çekildiklerini açıkladılar.Bu arada bazı kulüplerde kapanmaktan son anda
sıyrıldı. Özellikle Telekom başarılı bir operasyonla Polis Akademisi Koleji ile
işbirliği yaparak ayakta kaldı.
Öte yandan ekonomik kriz nedeniyle bir çok takım ligden belki çekilmedi
ama kadrolarını daralttı, yabancı oyuncudan vaz geçerek, gençlere yöneldi.Aslında
bu durumun bana göre yararı da olmadı değil. Gerçi daralan kadrolar ligin
kalitesini düşürdü ama en azından gençlere oynama şansını yarattı.
Takımlarında bir türlü ilk altıda yer bulamayan genç oyuncular bir anda büyük fırsat
yakaladı. Belki de bu durum tıkanan voleybolumuzun tekrar yukarı doğru
çıkışının ilk adımı olur. Çünkü yıllardır alt yapıyı unutan kulüpler, oyuncu
yetiştirmemenin, hazıra konmanın ne olduğunu
gördüler, doğal olarak da şimdi bunun bedelini ödüyorlar. Gerçi
yaptıkları bu yanlışlıkların voleybola nasıl olumsuz yansıdığını sonunda deneme
yanılma metoduyla yakaladılar ama olan voleybolumuza oldu.
Sonunda giden gider, kalan sağlar bizimdir mantığıyla çıkılan yolda
liglerimiz başladı ve 4. hafta maçları geride kaldı.
Krizden etkilemesine ve kadroların daralmasına karşın geçtiğimiz yıl da
olduğu gibi ilk sıralar için mücadele eden takımların isimleri değişmedi.Kağıt
üzerinde incelendiğinde bayanlarda Eczacıbaşı ile Vakıf Güneş, erkeklerde
Arçelik, SSK, Erdemir, Ziraat ve Galatasaray zirve için kozlarını paylaşacak.
Diğer ekipler ise, bu takımların ardından gelen sıralar için
kendilerine yer bulmaya çalışacaklar.
Ligler başladı ve 4. hafta geride kaldı. Takımların birbirleriyle
yaptıkları maçları izledim. Onlar hakkında çeşitli görüşlerim oluştu. Ancak
yazımızın daha fazla uzamaması için düşüncelerimi gelecek haftaya bırakıyorum.
Çünkü
Federasyon Başkanı Prof. Dr. Hüsnü Can’ın basın toplantısında
söylediklerini ve medya da çıkan haber ve eleştirilere verdiği yanıtları
sizlere iletmek istiyorum.
Bu arada satır arasında voleybolumuzu ilgilendiren çok önemli açıklamalarda
yer aldı bunları sizlerle paylaşmak gerektiğini düşünüyorum.
Başkan Hüsnü Can, konuşmasının ilk bölümünde milli takımlarımızı ele
aldı. Göreve geldikleri 1 yıllık bu zaman dilimi içinde takımlarımızın oynadıkları maçların çoğunu
kazandıklarını ve bu nedenle de (Ben katılmasam da) başarılı olduklarını
söyledi. Özellikle genç kızlarımızın başarısını ve Akdeniz Oyunları’nda alınan
madalyaları alkışladığını belirtti.
Erkek takımımızın gençleştirildiğini ve bayanlar içinde bu yıl ayni işlemin
yapılacağını söyledi. Ülkemizde yapılacak olan 2003 Avrupa Şampiyonası Bayanlar
Final maçlarında derece elde edebilmemiz için bunun şart olduğunu vurguladı.
GENÇ KIZLAR BALKAN ŞAMPİYONASI TÜRKİYE DE
Balkan Şampiyonaları’nın diriltilmesi için atılan adımların
hızlandığını ve bu arada Balkan Genç Kızlar Şampiyonası’nın ülkemizde
yapılacağını açıkladı.
Ayrıca Balkan Ülkeleri Genel Kurulu da Türkiye de yapılacak.
FEDERASYON BEACH VOLLEY’I BÜNYESİNE ALACAK
Artık bir olimpiyat sporu olan beach volley’in federasyon bünyesi içine
alınacağını, organizasyonları kendilerinin yapacağını söyledi. Geçen aylarda
Yunanistan’a gönderilen Hakan- Şenol ikilisinin temsil ettiği ve 4. oldukları
Plaj Voleybolu Milli Takımı’nın yanı sıra şimdi bir de bayan ekibinin
oluşturulacağını belirtti.
(Ben federasyonun beach volley organizasyonunu üslenmesini hiç doğru
bulmuyorum. Yapılacak bu kadar iş varken buna ne gerek var. All Sport yıllardır
bu işi başarıyla yapıyor. Sponsörler buluyorlar, belediyelerle diyalogları çok
iyi. Basın ile olan ilişkileri nedeniyle medya da bolca yer alıyorlar. Daha ne
olsun ki? Kaldı ki tüm yetki federasyonda ve onayı da o veriyor. Yani tüm
organizasyonlar onun adına yürütülüyor. Üstüne üstlük kontrol da kendisinde.
Ayrıca milli takım oluşturmak için bu işi bünyesine almasına da gerek
yok. Kimi isterse seçer.
Kısacası federasyona 3-5 kuruş kazandıracağım derken yıllardır
başarıyla devam eden bir organizasyonu zora sokmanın anlamı yok. Sonra bu iş
de, Dimyat’a pirince giderken eldeki bulgurdan olmak da var.)
HAKEM ÜCRETLERİ İYİLEŞTİRİLDİ
Bu arada en önemli açıklamalardan biri de hakemler için yapıldı. bu
müjdeli habere göre hakem ücretleri arttı. 1. Ligde görev yapan baş hakem
bugüne kadar 5 milyon lira alırken, bundan sonra 50 milyon alacak. Doğal olarak
yardımcı, yazı hakemleri de bu artıştan yararlanacak.
2. VE 3. LİG TAKIMLARINA HARCIRAH ÖDENECEK
toplantıda bir iyi haber de 2. ve 3. lig takımları için açıklandı.
Lig sistemleri değişirken federasyonun en çok eleştirdiğimiz tarafı 2. ve
3. liglerin statüleriydi. Ekonomik sıkıntılar nedeniyle özellikle 3. liglerde
ilk etap maçlarının 5’li veya 6’lı gruplar halinde tek il de bir turnuva
şeklinde oynanmasına karar verilmişti. Belki parasızlık nedeniyle federasyon
haklıydı. Ama bizler bu durumun takım sayısında büyük azalmalara neden
olacağını söylüyorduk. Bir takımın 3-4 maç için çaba harcamayacağını ve masraf
yapmak istemeyeceğini vurguluyorduk. O zaman Federasyon Başkanı Hüsnü Can, para
bulursak bu sistemi değiştiririz ama şimdi çaresi yok demişti.
Ne var ki başkan şimdi yaptığı açıklamayla Genel Müdürlüğü’nün
voleybola 150 milyar lira verdiğini ve bununda sıkıntıları giderdiğini söyledi.Böylece
2. Lig çift devre oynanacak. 3. Ligler de grup maçları iki devreli ve
deplasmanlı oynatılacak, takımların daha çok maç yapması sağlanacak. Ve
harcırah ödenecek.
Bu haber bana göre cumartesi günü yapılan basın toplantısının en güzel
açıklamalarından biriydi.
ALT YAPI ÇALIŞMALARI
Hakemler, 2. ve 3. ligler derken Voleybol Federasyonu Başkanı Prof. Dr.
Hüsnü Can çok sevindiğim bir başka haber daha verdi.
O da, alt yapılarla ilgiliydi. 40 il de, seçilen 40 sporcunun
federasyonun tayin ettiği antrenörler tarafından eğitildiğini söyledi. Bunun
voleybolumuza iyi bir kaynak oluşturacağını vurguladı.
Gerçekten de iyi organize edilirse çok iyi proje. Umarım işler
istenilen şekilde yürür.
ALKIŞLANACAK PROJE
Bu arada beni çok duygulandıran bir açıklama daha vardı. Asıl sizlere
ondan söz etmek istiyorum. Yukarıda yazdığım iyi haberlerin içinde en iyisi
buydu.
Ankara da 3 Çocuk Esirgeme Kurumu’ndan 40 kız, 40 erkek sporcu adayı
seçilerek voleybol eğitimine başlanmış. Onların tüm malzemelerini federasyon
karşılıyormuş.
Ne kadar güzel ve olumlu bir adım. Anne- babalarının hatalarını,
günahlarını, küçücük yaşlarda ödemek zorunda kalan bu çocuklara uzanan el, bu
güne kadar federasyonların yaptığı en iyi icraat.
Bu kimsesiz küçüklerin spora itilmesi, içlerinden bir kaçının
voleybolcu olmasının dışında diğerlerinin topluma kazandırılmasından daha
önemli ve insanı ne olabilir ki?
Bunu düşünen ve başlatanları ayakta alkışlıyorum.
Şimdi bu camianın içinde olan bizlere çok önemli bir görev düşüyor.
Ankara da başlayan bu projeye sahiplenmek, destek vermek ve tüm ülkeye
yayılmasını sağlamak. Bu, voleybola ucundan bulaşanlar ve seyirciler dahil
herkesin ilk ve en önemli görevi olmalıdır.
ELEŞTİRİLERE CEVAPLAR
Bu arada başkan, geçtiğimiz günlerde medyada yer alan ve gündem
oluşturan Gala topları hakkında açıklama yaptı.
FİVB ve CEV’in top konusunda ülkeleri serbest bıraktığını ve
insiyatifin federasyonlara verildiğini söyledi. Ve bunun da federasyonlar için
bir kaynak olduğunu kendisinin de bundan yararlandığını açıkladı.
Gala, Mikasa ve Molten’in teklifleri arasında en iyisinin Gala olduğunu
ve bu nedenle de bu firma ile 3 yıllık bir anlaşma yaptıklarını söyledi. Ayrıca
Avrupa da bir çok ülkede de Gala topların kullanıldığını belirtti.
Aslında tabi ki federasyonun menfaatleri neredeyse o firma ile
anlaşması normal. Buna fazla tepki göstermek hata. Ancak ortada olan bazı
gerçekler ve sorularda var.
Kalite olarak Gala’nın iyi olmadığı bir gerçek. Topların ıslanması ve
kayması sporcular için bir handikap. Ayrıca çabuk eskidiği de ileri sürülüyor.
SORULAR VAR
Bu arada konuşulan bazı şeyler var ki bunları da araştırmak ve sonra
bir karara varmak gerekiyor.
1- Türkiye de 58 dolar olan topların, Çek
Cumhuriyeti’nde ve Avrupa’nın diğer ülkelerinde daha ucuza satıldığı
söyleniyor.
2- Mikasa firmasının, “Biz federasyona teklif
götürdüğümüzde Gala ile zaten anlaşma yapılmıştı” iddiası var.
Bu iki konunun yanıtları herhalde kısa bir zaman dilimi içinde
alınacaktır.
Bunların dışında benim katılmadığım tek konu. Gala’ya geçişin çok sert
ve net oluşuydu.
Ülkemizde enflasyonun sürekli
artması ve doların hızla yükselmesi nedeniyle bir çok kulüp eline para geçtikçe
top alıp bir köşeye koyuyor ve sezonu böylece daha ucuza getirmeye çalışıyordu.
İşte bu sert geçiş yüzünden bir çok kulübün elinde Mikasa top kaldı. Gerçi bu
kulüpler ellerinde ki topları antrenmanlarda kullanıyorlar ama bu karar ek bir
harcama yapmalarına neden oldu. Halbuki en azından bir yıl daha alt yapı maçlarında iki topunda kullanımına
izin verilebilirdi. Bu zor değildi.
AVRUPA ŞAMPİYONASI NEREDE OLSUN?
Son günlerde ki başka bir tartışma konusu da buydu. 2003 Avrupa
Şampiyonası İstanbul da yapılacaktı.
Ancak federasyon bunu Ankara ya almaya karar verdi. Ve bununda gerekçelerini
başkan söyle dile getirdi:
- İstanbul da konaklama çok
pahalı. 5 yıldızlı oteller 175 dolarken Ankara da bu 50 dolara düşüyor.
- Ulaşım zor.
- Salon olarak sadece Abdi
İpekçi var. Onunda kontrolü çok zor. Üstelik de bu salonda basketbol oynandığı
için bizim maç oynama şansımız hiç yok.
Ayrıca turnuva öncesi salona aylar öncesinden girmemizde olanaksız. 20-25 gün
önce ancak girebiliriz. Böyle olunca da salon avantajı diye bir şey kalmayacak.
- Ankara da sık sık maç yapma
olanağı bulduğumuz Atatürk Spor Salonu ve voleybola tahsis edilmiş her zaman
kullandığımız maçlarımızı oynadığımız Selim Sırrı var. Üstelik de Stad Oteli
bunlara çok yakın olduğu için ulaşım da çok kolay.
- İşte bu iki büyük ve önemli
avantajın yanı sıra seyirci problemimizde olmayacak. Ankara, seyirci açısından
İstanbul’un her zaman önünde.
- Basının İstanbul da olması
bir dezavantaj ancak medyamızı Ankara da misafir ederek bunu çözebiliriz.
Evet, başkanın söyledikleri bunlar. Gerçi henüz netleşmedi. Çünkü
Olimpiyat Komitesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi bu konuyu tekrar ele
alarak federasyonla geniş bir toplantı yapacakmış. Ve bu toplantı da her şey
masaya yatırılarak bir daha gözden geçirilecekmiş.
İnşallah İstanbul da olur. Ama olmazsa da üzülmem. Çünkü başkanın
söyledikleri bana göre de doğru.
Şimdilik bu kadar. Haftaya ben yine buradayım.
A L E V A N
A K Ö K