ÖNCE BEŞİKTAŞ SINAV VERECEK

 

 

 

Geçtiğimiz hafta Avrupa Kupaları’nda  özellikle Eczacıbaşı ile büyük bir stres ve sonrasında da sevinç yaşadık.

Hatırlanacağı gibi takımımız, Fransa’daki ilk maçı 3-1 kaybetmişti. Final- Four’a kalabilmesi içinde rövanşı mutlaka 3-0 kazanması gerekiyordu.

Aslında tüm kozlar Eczacıbaşı’nın lehineydi. Lioubov iyileşmiş, tüm oyuncular maça kilitlenmişti. Bu arada bu iki unsura bir de seyircinin itici gücü eklenince işlemin tamamlanması için geriye takımımızın sadece gerçek oyununu oynaması kalmıştı.

Ancak verilecek tek setin bile büyük beklentiyi boşa çıkaracağını çok iyi bilen oyuncular, tüm tecrübelerine karşın, strese teslim olmaktan kendilerini kurtaramadılar. Bu nedenle de karşılaşmaya tutuk başladılar. Manşetler aksadı, Elena’nın pasları yerini bulmadı, smaçörler blok geçmekde ve top öldürmekte çok zorlandılar. Bunun yanında ayakları gitmeyince, bloklar aksadı, defanstan toplar çıkmadı ve Eczacıbaşı ilk setin sonlarına kadar rakibinden sıyrılamadı. Ancak tüm bu olumsuzluklara karşın bir oyuncu vardı ki, “Ben ne yapar, ne eder bu seti ve ardından da maçı takımıma kazandırırım” dedi. Ve gecikmeden de ortaya çıktı. Çıkış o çıkış. Voleybol adına ne yapılması gerekiyorsa yaptı. Onun bu hırsı diğer oyuncularında kendilerine gelmelerine  yol açınca aksayan yönler yavaş yavaş yok oldu. Eczacıbaşı, Eczacıbaşı gibi oynamaya başladı. Ve sonucu biliyorsunuz. Takımımız 3-0 kazanarak Final Grubu’na adına yazdırdı.

Aslında oyuncularımız strese girmese,  bu kadar sıkışmazdı. Ancak hemen şunu da belirtmeliyim ki, Cannes, hiç de kolay yenir, yutulur bir lokma değildi. Hele daha önce Vakıfbank’da da forma giyen Ravva, pasör Kulova’nın da katkısıyla ekibimize çok zor anlar yaşattı. Koening takımımızı zorlayan bir başka oyuncuydu. Hele bir liberoları vardı ki seyretmek gerçekten keyifti. Hatırlarsanız daha önce yazdığım yazılarımdan birinde, liberolara değinmiş ve takımlarına olan katkılarından söz etmiştim. İşte Cannes ‘in liberosu Ukraynalı Fomina bunun en güzel örneklerinden biriydi.

Sonuçda başarılarına alıştığımız Eczacıbaşı, beklentilerimizi boşa çıkarmadı ve

6. kez final grubuna yükselmenin gururunu yaşadı.

Bu tablonun içinde;

1 Kupa Galipleri Şampiyonluğu (1999),

1 Şampiyonlar Kulüpler İkinciliği (1980),

1 CEV Kupası ikinciliği (1993),

1 Şampiyon Kulüpler Üçüncülüğü (2000),

1 Şampiyon Kulüpler dördüncülüğü (1984) var.

 

ERDEMİR’E ALKIŞLAR

 

Bu arada bir ilçe takımı olma özelliğini taşıyan ve voleybol geçmişi çok yeni olan Erdemirspor da beklenildiği gibi adını Final Grubu’na yazdırdı.

Evinde 3-0 kazandığı karşılaşmanın rövanşını da 3-1 galip kapatan ekibimiz çok büyük bir başarıyı yakaladı.

Final Grubu organizasyonunu da alan Erdemirliler şimdi tüm enerjilerini hem bu organizasyonun çok iyi geçmesi , hem de Türkiye’ ye bir kupa hediye edebilmek üzerine yoğunlaştırdılar. Onların bu iki isteklerini de en iyi şekilde gerçekleştireceklerine inanıyorum ve şimdiden başarılar diliyorum.

 

ARÇELİK ÜZÜLDÜ

 

Şampiyonlar liginde ki temsilcimiz Arçelik, evinde Paris Volley’e 3-0 yenilmenin faturasını rövanşı 3-2 kazanmasına karşın elenerek ödemek zorunda kaldı.

Paris’ de rakibini yenmeyi başaran Arçelik, eğer İstanbul’ da beklenenin altında bir oyun ortaya koyup yenilmese, hedefledikleri Final Grubu’na yükselebileceklerini gösterdiler. Kısacası 3-2’lik bu sonucu gördükten sonra yazık oldu dememek elde değil.

 

VAKIF GÜNEŞ’İN HESABI GELECEK YILA KALDI

 

Şampiyonlar Ligi’ne Çeyrek Finalde veda etmek zorunda kalan Vakıf Güneş, tüm hesaplarını gelecek yıl için yapmaya başladı. İlk maçta 3-0, rövanşda ise Edison Modena 3-2 yenilen takımımız, aksayan yönlerini şimdiden düzeltmenin yollarını aramalı. Öncelikle oyun sistemini değiştirmeli ve yabancılarını daha iyi seçmeli. Modena maçının son seti bunu açıkça ortaya koydu. Başa baş giden sayılar Yulia’nın yüzünden bir anda açılıverdi. Üst üste 4 topu öldüremeyen yabancı bir smaçöre söylenecek söz bulmak gerçekten zor. Bu oyuncu bunlardan ikisini sayıya çevirebilse takımımız turu kaybederken hiç değilse İtalya Ligi’nde üçüncü sırada bulunan Edison Modena’yı yenmenin moralini kazanacaktı. İşte bunları düşününce Iryna dışında Vakıf Güneş’in, gelecek sezon mutlaka yabancılar konusunda daha dikkatli karar vermesi gerekir diyorum.

 

Eczacıbaşı ve Erdemirspor’un Final Grubu’nda ki şanslarını gelecek haftaya bırakalım ve sözü Beşiktaş’a bırakalım.

 

Tarihinde ikinci kez ülkemizi Finallerde temsil etme hakkını yakalayan Beşiktaş’ın bu zorlu sınavı 3-4 Mart tarihleri arasında İtalya’nın Vicenze kentinde yapılacak.

İlk kez 1998 yılında finallerde mücadele eden takımımızın işi gerçekten çok zor.

3 Mart Cumartesi günü Siyah- Beyazlılar ilk maçını İtalya Ligi lideri Foppapedretti Bergamo ile yapacak.

İtalya Milli Takımı’nın pasörü Cacciatori Maurizia’nın organize ettiği Bergamo da, ayrıca İtalyan Piccinini Francesca, Mello Anna Vania, Peru asıllı Perez del Solar, Türk voleybolseverlerin çok yakından tanıdığı Zetova, Kanadalı Soucy Brigitte ilk altıda yer alıyorlar. Liberoları ise Rus Voeikova. Şampiyonluğun en kuvvetli adayı olan Foppapedretti karşısında takımımızın şansı hiç yok.

Bir gün sonra Beşiktaş, ev sahibi Minnetti Vicenza ile Perugia karşılaşmasında kaybeden ile oynayacak. Ancak bu üçüncülük mücadelesindede takımımızın işi hiç de kolay değil. Çünkü İtalya Ligi beşincisi Vicenza’ da 5 yabancı oyuncu yer alıyor. 6. sıradaki Perugia’da da 6 oyuncu var. Bunlardan en ünlüleri Rus asıllı Hırvat Elena Chebukina ve Alman Suzanne Lahme. İşte bu nedenle ekibimizin derece şansı çok az.

Ancak unutulmamalıdır ki Beşiktaş’ın, bu dar kadrosuyla ve voleybol tarihimizde ilk kez bir Rus takımını saf dışı bırakarak Final Grubu’na yükselmesi bile çok büyük bir başarıdır. Finallerde sonuç ne olursa olsun yine de onlara teşekkür etmemiz gerekir.

 

VE LİGLERİMİZ

 

Bayanlar ve Erkekler Ligi’nin sonuna yaklaşırken sıralamalar da iyice şekillenmeye başladı.

Bayanlarda, ligde kalmak için büyük uğraş veren Gentaş ve Enka’nın işleri çok zor. En yakın rakipleri konumundaki Numune İnterfarma ve Bursaspor’un bu iki takımdan ikişer galibiyet fazlaları var. Üstelikde kalan maçları hiç de iç açıcı değil.

Enka; Göztepe, Kocaelispor ile evinde Kolej ile deplasmanda oynayacak.

Gentaş; İllerbankası, Numune İnterfarma, Eczacıbaşı ve Göztepe ile sahasında oynayacak. Bu iki takımın kurtulması için  3 maçlarınıda veya 3 karşılaşmadan en az  ikisini kazanması gerekiyor. Ancak rakiplerinin yani Numune İnterfarma’nın  kalan 3 maçı Karşıyaka, Gentaş, Eczacıbaşı (Üçü de deplasmanda) ve Bursaspor’un, Kocaeli (D), Kolej ve Beşiktaş (D) karşılaşmalarını kaybetmeleri gerekiyor. O zaman galibiyetler eşitlenecek ve düşenleri setler belirleyecek. Yani oldukça karışık. Ancak kağıt üzerinde 4 takımında kümede kalma şansı var.Üst sıralarda ise Eczacıbaşı ve Vakıf Güneş’in durumları çok önceden kesinleşmişti. Asıl mücadele Galatasaray, Yeşilyurt ve İller Bankası arasında sürüyor. Bu takımların kalan 3 maçları sıralamayı ortaya çıkaracak. Aslında bu sıralamanın Eczacıbaşı’nın Şampiyonlar Ligi’nde Final Grubu’na kalması, Vakıf Güneş’in Çeyrek Finale yükselmesiyle önemini yitirdi. Çünkü ligi üçüncü, dördüncü ve beşinci bitirecek 3 takımda gelecek sezon ülkemizi CEV Kupası’nda temsil edecek. Bu bakımdan lig sıralamasında ki yerleri sadece prestij açısından ve ilk dörde girenlerin Play-Off da ilk turu maç yapmadan beklemeleri açısından önemli.

 

ERKEKLERDE HER ŞEY KARIŞIK

 

Erkeklere gelince; işler daha da karışık.

Haftalar öncesinden ilk sırayı garantilen Arçelik dışında gerek alt sıraları, gerekse üst sıraları son maçlar belirleyecek.

Bayanlarda olduğu gibi bu sezon statülerde bir değişiklik olmaz ise şampiyon ekip ile ligi ikinci bitirecek takım, gelecek sezon, ülkemizi Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde temsil edecek. Ligi üçüncü, dördüncü ve beşinci bitirecek 3 takım da CEV de mücadele edecek.

Bu durumu, Şampiyonlar Ligi’nde Arçelik’in Çeyrek Finale Yükselmesi ve Erdemirspor’un Top Teams de Final Grubu’na kalması sağladı.

İşte bu nedenle yukarılarda işler iyice kızıştı.

Şu anda ligin ikinci sırasında Erdemirspor yer alıyor. Kalan 3 maçından Galatasaray içerde diğer ikisi MÜM Koleji ve SSK deplasmanda. Bu maçlardan ikisini kazanması ikincilik için yeterli olacak. Ancak ikisini  kaybederse o zaman Galatasaray’a ve  Ziraat Bankası’na gün doğacak. Şu anda 3. sırada ve bir puan geride bulunan Sarı- Kırmızılı takımın kalan maçları oldukça zor. Bursa, Erdemirspor (D) ve Arçelik.

 

Ziraat Bankası’nın kalan maçları ise; Halkbank, Enka (D), Emlakbank. Böylece bu 3 takımın  Arçelik’in arkasındaki yerleri paylaşması zor olmayacak.Geriye  beşincilik mücadelesi kalıyor. Burası için 3 aday var. 46 puanlı SKK, Çankaya Belediyesi, Bursaspor (D), Erdemirspor ile oynayacak. 45 puanlı Fenerbahçe, İstanbul B.Belediyesi (D), Beşiktaş, Türk Telekom ile karşılaşacak. Ve 44 Puanlı İstanbul B. Belediyesi, Fenerbahçe, Halkbank (D), Enka ile oynayacak.

 

KALMAKDA ZOR, GİTMEKTE ZOR

 

Ligin alt sıralarında ise gerçekten çok zor mücadele var. 4 takımın da puanları eşit. Ve sıralamayı setler belirliyor. Bu bakımdan hangi takımın düşeceğini, hangi ekibin kurtulup baraja gideceğini kestirmek çok zor.

Kalan maçları yazayım gerisini siz yorumlayın.

13. sırada Bursaspor var. Setleri: 26-71. Kalan maçları: Galatasaray (D), SSK, Çankaya Belediyesi (D).

14. sırada Çankaya Belediyesi yer alıyor. Setleri: 25-74. Maçları: SSK, Türk Telekom, Bursaspor.

15. sırada Enka’yı görüyoruz. Setleri: 22-72. Bu takımı bekleyen maçlar:Kolejliler (D), Ziraat Bankası, İstanbul B. Belediyesi (D).

16. sırada yer alan Beşiktaş’ın setleri: 19-72. Kalan maçları ise: Telekom, F. Bahçe, Halkbank.

 

VE LİGDE GEÇEN HAFTA

 

Bu haftaki yazım yine “Pehlivan Tefrikası’na” döndü. Ama ben geçtiğimiz hafta oynanan maçlara yine de değinmeden bitirmek istemiyorum.

Hafta yine Cuma günü TRT’nin verdiği 2 maçla başladı. Önce İller Bankası- Luxell Karşıyaka kozlarını paylaştı.

Zaman zaman iyi bir mücadelenin izlendiği karşılaşmayı İller Bankası set vermeden 3-0 kazanırken uzun bir sakatlık döneminden sonra Ayşe’nin tekrar takımındaki yerini alması sevindiriciydi.

Gecenin ikinci maçı çok önemliydi. Kümede kalmak için çırpınan iki takımın kozlarını paylaştığı mücadeleden galip çıkacak taraf az da olsa “Oh” diyecekti.

İlk iki seti evinde oynamanın avantajını iyi kullanan Numune İnterfarma kazanarak

2-0 öne geçti. Sonra roller değişti. Bu kez Enka maça ağırlığını koyarak skora 2-2’lik dengeyi getirdi. Son set ise gerçekten çok ilginçti. Enka bir ara 10-7 öne geçmeyi başardı. Ancak Numune İnterfarma gitti gözüyle bakılan seti 3 sayılık farkı kapatarak lehine çevirmeyi başardı.

 

Cumartesi günü; İstanbul’da Vakıf Güneş, Beşiktaş engelini 3-0 ile aştı. Karşılaşma her iki takım açısından da bir önem taşımıyordu. Çünkü Vakıf Güneş, lig ikinciliğini zaten çok önceden garantilemişti. Beşiktaş ise, Final Grubu’na kalmanın rahatlığını yaşıyordu. Bu nedenle kaliteden uzak, hatalar dolu bir maç oldu. Oyuncularda tüm karşılaşma boyunca inişli çıkışlı bir grafik çizdiler. Tabii daha iyi kadrosu olan ve daha tecrübeli oyuncuları bulunan Vakıf Güneş maçtan galip ayrılan taraf oldu. Bu mücadelede göze çarpanlar ise pasör Iryna ve biraz da Aysun oldu.

 

Günün ikinci mücadelesi 75. Yıl ve Kocaelispor arasındaydı. Bu sezon kapasitelerinin üstünde bir mücadele ortaya koyarak alkış toplayan bu iki takımın karşılaşmasının gerçekten çok ilginç  olacağında herkes hem fikirdi. Çünkü iki takımda aynı tip yapıya sahipdi. Köşelerden etkili ikişer smaçörleri, uzun ama tecrübesi az orta oyuncuları ve kısa  pasörleri vardı.

Maç da beklenildiği gibi  tempolu ve heyecanı yüksek başladı. Ancak sayılar ilerledikçe oyun da, tempo da kayboldu. Hatalar ön plana çıktı. Bu da doğal olarak kaliteyi düşürdü. Maç, genelde iyi servis atanın sayı topladığı bir mücadeleye dönüştü. Bir ara Elena üst üste 6 smaç servis attı rakibi dağıttı. Bir başka sette bu kez 75. Yıl, 13-8 yenik durumdayken etkili servislerle Kocaelispor manşetini bozdu ve bunun sonucunda da gelen 10 sayı, durumu bir anda 18-13 yapmaya yetti. Maçın sonucuna gelince; Kocaelispor, 75. Yıl’ı 3-1 yenmeyi başardı.

Maçın iyi oyuncuları olarak 75. Yıl’dan Ianıtza, Kocaelispor dan ise, Elena göze battı.

Maçla ilgili hoş karşılamadığım bir olayı anlatarak noktayı koyayım. Maçın kaçıncı setiydi hatırlamıyorum. Seda, 4 numaradan bir top vurdu. Hakemler avut verdiler. Bunun üzerine Seda bir çok kişinin rahatlıkla duyduğu yüksek sesle birkaç kez “Yuh be” diye bağırdı. Hakemler hatalı bir karar vermiş olabilirler. Ancak bir oyuncunun, üstelik de genç ve kibar bir bayan voleybolcunun bu şekilde tepki koymasını hoş karşılamadım. Umarım bunu okuyunca Seda’nın da yüzü kızaracaktır.

 

Günün İstanbul’da ki diğer bir maçında Yeşilyurt, Eczacıbaşı’dan kendisi için çok önemli olabilecek bir seti kapmayı başardı. Neslihan’ın yine iyi bir oyun ortaya koyduğu söylendi.

 

Bu haftanın İlginç bir karşılaşması da Bursaspor ile Göztepe arasındaydı. Son sıralardan kurtulma çabasında ki Yeşil- Beyazlılar evinde oynamanın avantajını iyi değerlendirerek maçı 3-2 kazanmayı başardı. Bu sonuç belkide Bursaspor’un ligde kalmasını sağlayacak. Takım olarak iyi bir voleybol oynayan Bursa ekibinde özellikle Banu’nun çok etkili olduğu söylendi.

 

Bu arada bayanların başarısını erkekler tekrarlayamadı ve MÜM Koleji’ne 3-0 yenildiler. İstanbul takımı açısından bu galibiyetin ilginç iki yönü vardı.

Yanılmıyorsam MÜM Koleji  3 sezondur yenemediği Bursaspor’u nihayet mağlup edebildi.  İkincisi ise, bu sezonun ilk deplasman galibiyetini almasıydı.

 

Öte yandan Avrupa Kupası yorgunu Erdemirspor, Emlakbank engelini yine de net bir skorla 3-0 ile aştı.

 

Bayanlarda Galatasaray, Gentaş’ı yenerek onu ligin dibinde kaderiyle baş başa bıraktı.

 

Diyarbakır’ da, Dicle Üniversitesi, Kolejlileri 3-1 yenerek tehlikeli bölgeden sıyrılmayı başardı.

 

Pazar günü favoriler istedikleri sonuçları zaman zaman zorlansalar da almayı bildiler.

Galatasaray,  Ankara da Çankaya Belediyesi’ni, Halkbank- Kolejlileri 3-0, SSK ise, Türk Telekom’u 3-1 yendiler.

 

Alt sıralardan kurtulmak için son kozlarını oynayan Beşiktaş ve Enka güçlü rakipleriyle başa baş oynamalarına karşın güçleri yetmediği için sonuca gidemediler. Gerçi Enka, Arçelik’den bir set koparmayı başardı ama Beşiktaş,ayni başarıyı gösteremedi ve İstanbul B. Belediyesi’ne yakın sayılarla 3-0 mağlup oldu.

Haftanın en önemli maçlarından biri olan Fenerbahçe- Ziraat Bankası mücadelesine gelince; gerçekten zevkli ve heyecanı yüksek bir karşılaşma oldu. Ankara takımının daha hırslı oynaması onlara büyük ölçüde Avrupa yolunu açtı.

Çekişmeli maça Fenerbahçe sakat Ali ile başlamadı ve bu oyuncunun eksikliğini de girene kadar hep hissetti. En iyi manşet getiren takımların başında gösterdiğimiz Sarı- Lacivertliler bu kez çok hata yaptılar. Özellikle Mehmet ve libero Birkan’ın yan yana oynadıkları anlarda birbirlerine topları bırakmaları sayılar kaybetmelerine yol açtı. Ayrıca Fenerbahçe’de ortadan oynayan Uğur, Serdar ve sonradan oyuna giren Özcan bekleneni veremeyince Ankara takımının işini kolaylaştırdılar. Eıda ise yine top öldürmek de çok zorlandı. Takımın tüm yükünü Victor ve sonradan oyuna giren Ali yüklendi.

Ziraat Bankası, Fenerbahçe’ye oranla daha iyi oynadı. Dmitri çok hırslı ve istekliydi. Buda onun iyi oynamasına yol açtı. Bedulin bildiğimiz gibiydi. Libero Akif sakatlanana kadar görevini çok iyi yaptı. Hüseyin smaçörleri iyi yönlendirirken, rakibin orta oyuncularının aksamasını iyi değerlendirdi ve özellikle de Mesut’u çok kullandı. Bu arada Burak öne geldiğinde smaçörleri onun üstünden oynatarak kolay sayılar bulmalarını sağladı. Ancak zaman zaman gençliğin getirdiği show yapma isteği hataları da beraberinde getirdi. Gerçi bunlar fazla göze batmadı ama göze batan en önemli şey. Artık çok konuşur olmuş. Tabii ki pasörler takımı yönetirken çok konuşur. Ancak o hata yapan her arkadaşına mimikler , elleriyle işaretler yaptı. Ağzı hiç durmadı. Gelecekte A Milli Takımımızın lider pasörü olacak Hüseyin’in, bu hareketlerine dikkat etmesi gerekir. Çünkü bu yaptıkları alışkanlık haline gelirse hem etrafındakileri daha çok kırar, hem de gelecek nesillere kötü örnek olur. Onun için şimdiden bu tavırlardan kendini sıyırması gerekir. Eğer Hüseyin, gençken bu kadar konuşursa, yaşlandığında; elleri, ayakları iyi çalışmadığı anlarda ve düşünceleri yavaşladığı günlerde etrafındakilerin canına okur. Bunun örneklerini çok gördük ve yaşadık. Onun için senden bu tavırlarından en kısa zamanda uzaklaşmanı bir ağabey, eski bir antrenör ve bir gazeteci olarak istiyorum.

Bu haftalık da bu kadar. Hoşçakalın. 

 

 

A  L  E  V     A  N  A  K  Ö  K