NİHAYET TARTIŞMALAR BAŞLADI !!!
Son yazımda sitemlerde bulunmuş ve
voleybol ile ilgili bir çok konunun gündeme gelmesine karşın bir türlü tartışma
ortamının yaratılmamasına üzüldüğümü söylemiştim.
Sonunda istediğim olmaya başladı.
Bu spora gönül verenler yavaş yavaş tartışmaların içine girerek çeşitli
konulardaki fikirlerini söylemeye başladılar.
Özellikle de ilk görüşler lig ve
Play- Off sistemi ile yabancı oyuncu konusunu kapsıyor.
Önce Gökhan Sezal başladı.
Gökhan, Play- Off sisteminin benim
deyişimle gazozuna oynanan bir sistem olmadığını yazdı ve 3 çözüm önerdi.
-Daha çok maçın oynandığı, hataların telafisine daha çok zaman ve
şans tanıyan bir Play- Off sistemi,
-Daha fazla etapları olan bir lig sistemi,
-Voleybol camiasının hep beraber karar vereceği ve ülke
voleybolunun şartlarına uyan yeni
bir sistem.
İkinci yazıyı Adnan Kıstak yazdı.
İlginç iki öneri getirdi.
-Erkekler ile bayanların voleybol statüleri ayrılmalı,
-Eğer takımlardaki yabancı oyuncu sayısı +’ lar da dahil eşitlenirse
Play- Off devam etmeli.
Ancak Adnan’ın asıl üstünde
durduğu konu yabancı oyuncu eşitsizliğiydi.
Bu yazıyı mutlaka okumalısınız.
Çünkü Adnan yeni yetişen gençlerin bu sezon liglerimize damgasını vurduğunu
söylüyor ve bunları sayıya dökerek belgeliyor.
Bu sezon genç oyunculara yer veren
takımları bende izliyordum ancak bu sayı hiç gözümün önüne gelmemişti. 46 genç
oyuncunun kadrolarda olması ve asıl önemlisi 29 genç oyuncunun ilk altı
oynaması gerçekten çok güzel. Aşağı yukarı % 10’ u buluyor. ( Gerçi yabancı
oyuncuların oranı bundan fazla ama...)
Zaman zaman gerek bayanlarda,
gerekse erkeklerde oyuncu kaynağımızın tıkandığını düşünürdüm ama bu sayılar
gerçekten voleybolumuzun geleceğini çok da karamsar görmememizi sağlıyor.
Ancak bu sayı yeterli mi derseniz?
Tabii ki “ Hayır ”.
Ve işte yeni bir tartışmanın ilk
tuğlası kondu. Hadi duvarları hep beraber örelim. Bu sayıyı fazlalaştırmak için
her öneri bir tuğla olsun...
Şefik Hoca, ( Aslında hoca
kelimesini pek sevmem ama bu seferlik idare edin. )
“ 43 yıl içerisinde niçin hala bir
sistemimizin olmadığı nasıl açıklanabilir?
” Sorusunu yöneltiyor. Sonra da kulüpler bazında, Avrupa’ da bu kadar
başarılı sonuçlara karşın milli takımlarımızın uluslararası arenadaki gerçek
yerini bulamamasını geçmiş yıllara yansıyan yabancı oyuncu konusundaki hatalara
bağlıyor.
Önce 43 yılı sorgulayıp sonra “ Ne
olmalı ” ya gitmeliyiz diyor.
Sonra en sivri dilli dostlarımdan
biri olan Hançer sözü alıyor. “ Lig sistemi tartışmasını bırakın, serumla
yaşamaya çalışan voleybolumuza el atın ” diyor. Ve ardından da alaycı bir
üslupla sıraladığı maddelerin satır aralarında herkese dokunduruyor.
Tabii ki bende bundan nasibimi
fazlasıyla alıyorum.
Amacımız tartışma olduğuna göre
bazı konulardaki görüşlerimi ve Hançer’ in sorularına yanıtlarımı vereyim.
Öncelikle tabii ki Play- Off
sistemi;
Ben yıllardır bu sisteme karşı
olduğumu belirttim ve kendimce de nedenlerini yazdım. Doğal olarak benim gibi
düşünenler var. Karşı görüşte olanlar var. Ancak benim en çok gündeme
getirdiğim şey;
Play- Off Finali’ni oynama başarısını göstermiş, 14 takımı geride
bırakarak bu noktaya ulaşmış bir takımın hiç bir kazancının olmadığı ve sadece
Play- Off Finali oynayarak eline bir kupa tutuşturulmasıydı.
Geçen yazımda olduğu gibi yine
örnekleyeyim. X takım, ligi 11. bitirdi ve Play- Off da oynama hakkını elde
etti. Buraya kadar ligde 30 karşılaşma
oynadı. Sonra Play-Off serileri başladı. 1-0 yenik başladığı bu turda en iyi
olasılıkla üst üste 3 maç oynayarak Çeyrek Finale yükseldi. Yine 1-0 geride
başladığı bu bölümde de 3 maçını da kazanarak Yarı Finale çıktı. Tarihe geçecek
başarısını sürdürerek 1-0 yenik başladığı turda rakibini 3 karşılaşma sonunda
eleyerek finale geldi. Sonra Finalde 3 maçını da kaybetti ve Play- Off ikincisi
oldu.
Buraya kadar kaç maç oynadı? En
kısa olasılıkla 42 maç. Peki ne kazandı? HİÇ!!!!!!
Peki başka bir örnek verelim.
X takım ligi 4. bitirdi. Ligde
toplam 30 maç oynadı. İlk bölümü bekledi. Sonra yarı finalde eşleştiği rakibine
3 karşılaşma sonunda elendi. Böylece toplam 33 maç oynayan bu ekip sonunda ne
elde etti? Ülkemizi Avrupa Kupaları’nda temsil etme hakkı. Bir yanda 42 maç
oynayıp bir şey kazanmayan bir takım, diğer tarafta 33 maçta hedefi 12’den
vuran ekip.
İşte ben bunun yanlış olduğunu
söylüyorum. Bu Play- Off sisteminde bir hata olduğunu ileri sürüyorum ve bu
sistemi benimseyenlerce ve böyle oynanmasını savunanlar tarafından tekrar
gözden geçirilerek düzeltilmesi gerektiğini belirtiyorum.
Çünkü gerçekten büyük bir çelişki
var.
Siz, ligde ve kupada bu sezon
olduğu gibi şanslar elverirse ilk 5 takıma Avrupa Kupaları’nda oynama hakkını
veriyorsunuz. O halde sizin için esas olan lig ve ligdeki sıralama değil mi?
Buna “ Hayır ” diyebilirmisiniz?
O halde Play- Off da oynanan
maçlar gazozuna değil de nedir?
Eğer bu sistemin en iyi olduğunu
savunuyorsanız önce sizin ayağa kalkarak, Play- Off sıralamasına göre takımlara Avrupa Kupası’nda mücadele etme
hakkı tanınsın dersiniz. Çünkü doğrusu
budur.
Eğer demiyorsanız, ben de sizleri
günü kurtarmanın hesapları içinde olmakla suçlarım.
İlle de hem bu sistem, hem de lig
sıralaması değerlendirmeye alınsın diyorsanız, o zaman başka şeyler düşünün.
Öneriler getirin. En azından Play- Off Finali’ni oynayan takıma Avrupa Kupası’ nda oynama hakkı
tanınması gibi.
Bu sistem için benim bir başka
önerim daha var.
Bilindiği gibi Play- Off birincisi Şampiyonlar Ligi’ ne gidiyor.
Şampiyonlar Ligi’ nin ikinci
takımı ise Türkiye Kupası’ nı kazanan ekip oluyor.
Eğer Play- Off birincisi kupayı da
kazanırsa o zaman Kupada final oynayan Şampiyonlar Ligi’ ne gidecek.
Bence burada da hata var. 4-5
maçta kupa finali oynayan takım Şampiyonlar Ligi’ ne giderken, Play- Off Finali
oynayan yani oraya gelene kadar en az 42 maç oynayan takım avucunu yalıyor. O
zaman ne yapılabilir? Play- Off’u ve Türkiye Kupası’ nı aynı takım kazanırsa,
Play-Off finalisti ile Kupa finalisti iki maç oynasınlar kazanan Şampiyonlar
Ligi’ ne gitsin. Bu daha adil olmaz mı?
Yazdığım yazılara Hançer hem cevap
veriyor, hem de tekrar soruyor.
-Libero; söyle bakalım milli takıma libero Vefa mı ? Yalçın mı ?
Yoksa başkası mı olmalı? Diye soruyor.
Bana göre liberoluk sadece manşet
alan oyuncu demek değildir. Benim için önemli olan servise manşetin yanı sıra
defanstan çıkarılacak toplardır. Onun için şu anda liberoluk yapan oyuncular
arasında ilk sıraya Hasan’ı, sonra Ömer ve Vefa’yı koyuyorum. Ancak 2 yıl
sonrasını sorarsan Akif ilk adayım. Eğer devam ederse Soner de ikinci adayım.
-Gençlerin maç seyretmesi için söylediğin şeyler doğru. Ancak o zamanda
sadece maçı olanlar yani yine az bir
grup izleyecek. Önemli olan tüm altyapılardaki oyuncuların sık sık izlemesini
sağlamak. Bunun da bana göre en önemli unsurları kulüp yöneticileri ve
antrenörler.
-Hata yapanın sayı kazanması sporun ruhuna ve centilmenliğe aykırı.
Servise karşı statik, oyun içinde dinamik... düşüncene katılmıyorum. 6-8
metreden geri hücumların sayısı bir maçta biri ikiyi geçmez ve genelde dengesiz veya yumuşak olur. Yani
topun altına vurulan ataklardır, amaç hata yapmadan topun karşıya geçmesini
sağlamaktır. Bu vuruşlar sert olmadığı için fileye temasında kolay kolay
kesilip içeri düşmez. Düşse bile yavaş olduğu için çıkarılabilir. Ancak smaç
servisin gücü topun fileden çok çabuk dönmesini sağladığı için çıkması
olanaksız hale geliyor. Bu da bana adaletsiz geliyor.
MAÇLARA GELELİM.
Geçtiğimiz hafta en son Salı günü
oynanan maçlarda gördüklerimi yazmıştım. Şimdi Çarşamba gününden başlayayım.
Galatasaray, Kocaelispor’ u bir
kez daha misafir etti. Körfez’ i evinde 3-0 yenen Sarı- Kırmızılı takım maça
çok rahat başladı. Bu nedenle de gerçek oyunundan uzaktı. Kocaelispor’ da ona
uyunca zevksiz ve kalitesiz bir ilk set seyrettik. İkinci sette Körfez ekibi
biraz oyuna girince karşılaşmanın temposu yükseldi, heyecan arttı. Ama daha
kaliteli oyuncuları olan Galatasaray sonunda bir set kaptırmasına karşın maçı
3-1 kazanarak yoluna devam etti ve Yarı Finalde Vakıf Güneş ile eşleşti.
ARÇELİK İSTEDİĞİNİ ALDI...
Ankara’ da sürpriz yaparak Emlakbank’ a 3-2 yenilen Arçelik,
İstanbul’ daki 3. maçada tutuk başladı. Emlakbank bunu iyi değerlendirerek ilk
seti almayı başardı. Ama işin ciddi olduğunu anlayan, kapasitesi ve tekniği
yüksek oyunculardan kurulu Arçelik, tempoyu yükselterek kontrolü eline geçirdi
ve sonuçta maçı 3-1 kazanarak Yarı Finale yükseldi.
İki ezeli rakibin bir kez daha
kozlarını paylaştığı karşılaşmada Galatasaray, Fenerbahçe’yi 3-1 yenerek seride
durumu 3-2 yaptı ve Yarı Finale yükselerek Erdemirspor ile eşleşti.
Ne yazık ki daha önceki maçların
aksine temposu ve kalitesi daha düşük bir maç oldu. İlk seti kazanmayı başaran
Sarı- Lacivertliler, daha sonra Darıusz’un organizasyona ve onun rahat hücuma
soktuğu smaçörlere engel olamayınca oyunun kontrolünü kaybettiler ve maçı da
verdiler. Aslında maçı Sarı- Kırmızılılar aldı demek daha doğru olacak. Çünkü
oyunu istedikleri gibi yönlendirdiler, rahat hücum ettiler, Özellikle
köşelerden Alexsandre- Paidar- Mehmet, ortadan Hakan ve sonradan oyuna giren
Ercan kolay sayılar buldular. İyi blok yaptılar. Libero Ömer çok iyi defans
yaparak katkı sağladı. Buna karşın Fenerbahçe’ de Ali ve sakatlığı olmasına
karşın Viktor rakibe direnen oyunculardı. Ama doğal olarak iki kişinin iyi
mücadelesi sonucu değiştirmeye yetmezdi. Yetmedi de ve maçı da alan Galatasaray
yoluna devam etti.
Çeyrek Final’in büyük çekişmeye sahne olan bir diğer
karşılaşması ise Ankara’ da oynandı. SSK, büyük bir direnç göstererek Ziraat
Bankası’ nı 5 setlik zorlu bir mücadele sonunda yenerek Yarı Finale yükseldi ve
Arçelik’ in rakibi oldu.
Bu hafta voleybolda heyecan
Türkiye Kupası maçlarına kaydı. Takımlar önce Çarşamba günü Çeyrek Finali
aşabilmenin mücadelesini yapacaklar.
Bayanlarda kuralar iyi oturunca
ligi ilk 5 sırada tamamlayan Eczacıbaşı, Vakıf Güneş, Galatasaray, İller
Bankası ve Yeşilyurt gelecek sezon ülkemizi Avrupa Kupaları’nda temsil etme
hakkını garantilediler. Şimdi geriye Türkiye Kupası’ nda bir sürpriz olur da
Şampiyonlar Ligi’ ne gidecek takımlar arasında bir değişiklik yaşanır mı?
sorusu kaldı. Tabii ki çok zor. Galatasaray - 75.Yıl mücadelesinden galip
ayrılan Eczacıbaşı’ na gidecek. İller Bankası - Beşiktaş karşılaşmasında üstünlük
sağlayan ise, Vakıf Güneş’ in rakibi olacak. İller Bankası’ nda bilindiği gibi
iki yabancı oyuncu ameliyat olduğu için yok. Siyah- Beyazlılar ise, Play-Off
maçlarında sezonu erken kapattım görüntüsü vermişti. Bu nedenle Yarı Finale
çıkacak takımın Vakıf Güneş karşısında şansı yok. Böylece Eczacıbaşı - Vakıf
Güneş Play-Off serisi öncesi ilk olarak güçlerini kupa finalinde deneyecekler.
Erkeklerdeki eşleşmeler gerçekten
çok ilginç oldu. Arçelik - Emlakbank maçının galibi Ziraat Bankası -
Erdemirspor ile oynayacak. Ligi ilk sırada bitiren Arçelik’ in Play-Off
mücadelesinde olduğu gibi rakibini eleyerek yoluna devam etmesi normal bir
sonuç. Ancak diğer eşleşmeden kimin galip ayrılacağını tahmin etmek çok zor.
Tek maçlık karsılaşmalarda her türlü sonuç çıkabilir. Bu bakımdan Yarı Finalde
Arçelik’ in rakibi hangi ekip olursa olsun normal karşılanacak.
Sonucu merakla beklenen bir diğer
mücadele ise, İstanbul Büyükşehir Belediyesi - Fenerbahçe arasında. Bu turu
geçen final oynayacak. Bu da çok önemli. Çünkü ligde Avrupa şansını
yakalayamayan bu iki takım için yeniden bir şans doğdu. Biliyorsunuz Play-Off
ile Türkiye Kupası’ nı aynı takım kazanırsa, o zaman Türkiye Kupası’ nda final
oynayan ekip gelecek sezon Şampiyonlar Ligi’ nde oynama hakkını yakalayacak. Bu
da gerek Belediye, gerekse Fenerbahçe için büyük bir başarı olacak.
Federasyona bir eleştiri daha
yaparak yazımızı noktalayalım. Türkiye Kupası’ nda son raundlar hafta sonu
oynanacak. Ancak bayanlar ile erkeklerin maçları yine çakıştı.
Bayanlar Antalya’ da, erkekler ise
Bolu’ da oynayacak.
Voleybolun basında yer alması için
ne kadar çırpınırsak çırpınalım sonuç sıfır.
Şimdi basın ne yapsın? Zaten
gazete sayfalarında kadrolu tek bir maça yer bulunuyor. Diğerleri ise sonuç
olarak çıkıyor. Böyle olunca iki günde ancak iki maç çıkacak. Diğerleri güme
gidecek. Halbuki biri hafta arasına kaysa 2 yerine 4 maç yer alacak voleybol
daha çok gündemde kalacaktı.
Maçların bir öncesini ve sonrasını
da eklersek kaçan fırsata yanmamak elde değil.
Aslında bu iş atla deve değildi.
Hadi erkek maçlarının ardından Portekiz Milli maçı var. Onlar kampa girecekler.
Bayanların neyi var? Salı-Çarşamba oynasalar ne kaybolurdu?. Diyecekler ki
bayanların Mayıs ayında Bahar Kupası maçları var. O zamana kadar Play-Off
maçları bitmek zorunda. Genç takımla katılacağımız bu turnuvaya kadar her şıkta
Play-Off biter. Takımlar arasında güç dengelerinin farklı olması maçların
uzamayacağını gösteriyor. Hadi bir maç uzadı diyelim. O zaman 3 gün ara yerine
bir karşılaşma 2 güne düşebilirdi. Bu ilk kez olmayacaktı. örnekleri çok.
Veya Eczacıbaşı’ ndan Deniz, Vakıf
Güneş’ den pasör Pelin genç Milli Takım
kampına 2-3 gün geç giderlerdi. Hepsi bu.
Hepinize voleybol dolu günler dilerim
A L
E V A N A
K Ö K